Etiket arşivi: performans

Çağdaş Sanata Varış 264|Heykeller ve Nesneler 3 Yayoi Kusama

Altın Ayakkabılar, Yayoi Kusama, 2000. Art International 2015 İstanbul. Japonya’nın ünlü Praemium Imperiale ödülünün verildiği tek kadın sanatçı olan Yayoi Kusama (1929-) da sanat skalası geniş olan sanatçılardan. Uzun yaşamı boyunca pek çok akımın içinde bulunmuş. 1959 yılında New York’ta açtığı ilk kişisel sergisi, Zero akımının, Pop Art’ın habercisi sayılıyor. Vücut Sanatı, Happening, Yerleştirme, Performans, şiir ve roman yazıyor, ödül alan filmler çekiyor, giysilerini daima kendisi tasarlıyor. Silinmişlik Odası adlı eseri yıllardır dünyayı geziyor. Balkabağı çok kullandığı motiflerden biri. 1972 yılında, tek uzun süreli romantik ilişki yaşadığı sanatçı Joseph Cornell ölünce Japonya’ya dönüp, kendi isteğiyle geceleri bir akıl hastanesinde kalmaya, gündüzleri atölyesinde çalışmaya devam ediyor. 1990’larda New York’a dönüyor.  “İşlerimin seks ile, cinsel özgürlükle bağdaştırıldığı zamanlarda bile benim için cinsellik hep sorunlu, hep travmatikti; seksin hiçbir biçimine ilgim yoktu” diyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Altın Ayakkabılar, Yayoi Kusama, 2000. Art International 2015 İstanbul.
Japonya’nın ünlü Praemium Imperiale ödülünün verildiği tek kadın sanatçı olan Yayoi Kusama (1929-) da sanat skalası geniş olan sanatçılardan. Uzun yaşamı boyunca pek çok akımın içinde bulunmuş. 1959 yılında New York’ta açtığı ilk kişisel sergisi, Zero akımının, Pop Art’ın habercisi sayılıyor. Vücut Sanatı, Happening, Yerleştirme, Performans, şiir ve roman yazıyor, ödül alan filmler çekiyor, giysilerini daima kendisi tasarlıyor. Silinmişlik Odası adlı eseri yıllardır dünyayı geziyor.
Balkabağı çok kullandığı motiflerden biri.
1972 yılında, tek uzun süreli romantik ilişki yaşadığı sanatçı Joseph Cornell ölünce Japonya’ya dönüp, kendi isteğiyle geceleri bir akıl hastanesinde kalmaya, gündüzleri atölyesinde çalışmaya devam ediyor. 1990’larda New York’a dönüyor. “İşlerimin seks ile, cinsel özgürlükle bağdaştırıldığı zamanlarda bile benim için cinsellik hep sorunlu, hep travmatikti; seksin hiçbir biçimine ilgim yoktu” diyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1968 yılında New York’ta puantiyeleri bir moda çekiminin konseptini oluşturan Kusama, 2012 yılında Louis Vuitton ile işbirliği yapmış. Onu, Louis Vuitton için özel bir koleksiyon hazırlamaya ikna eden hayranı Marc Jacobs olmuş. Bu işbirliği için New York, SoHo mağazası yeniden tasarlanmış. Fifth Avenue’daki mağazanın vitrinine Kusama’nın gerçek boyutlarda balmumundan bir heykeli konmuş. Gerçeküstü bir dünya yaratılmış Louis Vuitton mağazalarında. Fotoğraf: blog.markafoni.com

1968 yılında New York’ta puantiyeleri bir moda çekiminin konseptini oluşturan Kusama, 2012 yılında Louis Vuitton ile işbirliği yapmış. Onu, Louis Vuitton için özel bir koleksiyon hazırlamaya ikna eden hayranı Marc Jacobs olmuş. Bu işbirliği için New York, SoHo mağazası yeniden tasarlanmış.
Fifth Avenue’daki mağazanın vitrinine Kusama’nın gerçek boyutlarda balmumundan bir heykeli konmuş. Gerçeküstü bir dünya yaratılmış Louis Vuitton mağazalarında.
Fotoğraf: blog.markafoni.com

2013 yılında Marsilya Avrupa Kültür Başkenti olduğunda, şehirdeki ağaçların gövdeleri bir Çağdaş Sanat sergisi kapsamında Kusama tarafından beneklerle donatılmış. Kusama 2016 yılında Airbnb ve Tate Modern’in birlikte düzenledikleri yarışmanın ödülünü yapan kişi olacak. Kazananın bir odasını sanat eserine dönüştürecek. Fotoğraf:universotokyo.com

2013 yılında Marsilya Avrupa Kültür Başkenti olduğunda, şehirdeki ağaçların gövdeleri bir Çağdaş Sanat sergisi kapsamında Kusama tarafından beneklerle donatılmış.
Kusama 2016 yılında Airbnb ve Tate Modern’in birlikte düzenledikleri yarışmanın ödülünü yapan kişi olacak. Kazananın bir odasını sanat eserine dönüştürecek.
Fotoğraf:universotokyo.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 192| Performans 2

  • Performans zaman içinde sanat alanının dışına, insani bilimlerin bütün dallarına, sosyoloji, antropoloji, etnoloji, psikoloji ve dilbilime taşınmıştır.
  • Folklor araştırmaları performans kavramlarına en belirgin katkıları sunan antropolojik ve kültürel çalışma alanıdır.
  • Prof. Richard Schechner (1934-), performans teorisi ile sosyal bilimlerin kesiştiği yedi bölge sayar:
    *Gündelik yaşamdaki her türden bir araya gelmeler.
    *Spor, ritüel, oyun ve kamusal politik davranışlar.
    *Yazılı sözler dışında çeşitli iletişim biçimleri, göstergebilim.
    *Oyun ve törenselleşmiş davranışa odaklanarak insan ve hayvan davranışı dizgeleri arasındaki bağlantılar.
    *Dışavurumu ve beden farkındalığını ön plana çıkaran psikoterapi.
    *Etnografya ve prehistorya.
    *Davranış teorileri.
  • Richard Schechner, kendinden başka biri gibi davranmayı, performansı restore davranış olarak tanımlar. Restore davranışta vurgu, tekrar süreci ve mit ile ya da hafıza ile uzaklaşmış ya da bozulmuş da olsa restorasyon için zemin işlevi üstlenecek bir orijinal davranışa ilişkin süreğen bir farkındalık üzerinedir. Restore davranışlara başvuran performansları Şamanizm, şeytan çıkarma, trans hali, ritüel, estetik dans ve tiyatro, erginlik törenleri, sosyal drama, psikanaliz, psikodrama ve etkileşimsel analiz olarak listeler.
  • 1980’lerde performansçıya ve performatif etkinliğe gösterilen ilginin yanında, performansı kimin izlediğine, performansın raporunu kimin tuttuğuna ve diğer kesişimlerin toplumsal, politik ve bilişsel sonuçlarına da ilgi gösterilmeye başlandı.
  • Postmodern dünyada kültürel performanslar, kültürlerarası ödünç almalardan artan ölçüde etkilenmeye ve yararlanmaya başladılar.
  • Umberto Eco (1932-), 1977 yılında performansa göstermecilik (ostentation) kavramını kazandırmıştır. Eco, göstergeyi üretenin niyetine değil, alımlayıcısının yorumuna kaydırır. Kavramsal çerçevenin kurulması sayesinde mesaj iletilebilmektedir.
  • Bir şey gösterildiğinde var olan diğer kalemlerden ayrılır, sergilenir ve bakan kişide algısal bir değişim tetiklenir.
Psikodrama, Experssive Arts Therapy, Taster, 2014. Fotoğraf: www.ciis.edu/ Photo Credit: EXA Banner Photo by LissaIvy Tiegel.

Psikodrama, Experssive Arts Therapy, Taster, 2014.
Fotoğraf: www.ciis.edu/ Photo Credit: EXA Banner Photo by LissaIvy Tiegel.

  • Psikiyatrist ve Psikodramanın (tiyatroyu psikolojik tedavide kullanma) babası Jacob Levy Moreno’nun (1889-1974) önerisi çözülememiş sorunların daha özgür, daha ferah, daha esnek bir toplumsal dekor içinde tekrar edilmesidir. Moreno toplumsal rollerin benlikten değil, benliğin rollerden doğduğunu iddia eder.
  • Jean-Paul Sartre (1905-1980), seyirci için üretilmiş performansın insan ruhu için en tehlikeli şeylerden biri olduğunu söylemiştir.
  • Pek çok kuramcı performansın benliğin inşa edildiği araçları sağladığını düşünmüştür.
  • 1967 yılında sosyal inşacılık adlı yönelim, sosyal performans dizgelerinin dünyada verili ya da kültüre önceden yazılmış olmak yerine, brikolaj’ı akla getiren bir süreçle, var olan materyal kırıntılarının sürekli ve düzenli olarak inşa edilmesi, müzakere edilmesi, yenilenmesi, biçimlenmesi ve düzenlenmesiyle birbirine tutunarak oluştuğunu varsayar.
  • Sorumlu insan eylemlerinin gerçek dünyası ile oyun ya da performansın hayali dünyası arasında çok belirgin bir ayrıma gitmenin son derece zor ya da nihayetinde yararsız olduğu öne sürülen savlardan biridir.
  • Freud’un eril merkezli yöntemi ve kadınları pasiflikle, mazoşizmle ve histeri ile bağlantılandırması, 1980’ler boyunca kimlik ve performans ilişkisi çalışan feminist kuramcıları teoriden uzak tutmuştur.
  • Eril yönelimli kimlik formasyonu ilk kez Freud tarafından detaylandırılmış ama, bazı kuramcılara göre, Jacques Lacan (1901-1981) tarafından da sürdürülmüştür. Ancak Lacan, sabit kimlikleri reddeder ve kimliği toplumsal bir inşa olarak görür. Bulgaristan doğumlu Julia Kristeva (1941-), Lacancı sistemi ileriye doğru modifiye etmiş, feminist oyun yazarlarını övmüştür.
  • 1960-1970’lerin feminist sanatçılarının başvurdukları başlıca ifade biçimi performans olmuş, diğer dezavantajlı gruplar da feministleri izlemiştir.
  • Kristeva’ya göre her yeni okuma süreci, yeni bir performans içerir.

 

Çağdaş Sanata Varış 191| Performans 1

  • Performans (icra), çok zengin bir kavram. Felsefeden sanata, ekonomiden dilbilime, siyasetten antropolojiye kadar bir çok alanda kullanılır ve her alanda yeni bir anlam yükü ve çağrışım zenginliği kazanır.
  • Performans, Modern-sonrası düşüncenin anlaşılması için bir çeşit şemsiye kavrama dönüşmüştür.
  • Genel olarak kimi tiyatro oyunları, kimi dans ve müzikal olaylarını, yani gösteri sanatlarını performans olarak adlandırırız. Ama performans sadece sahne sanatlarına ait bir kavram değildir. Performatif süreçler antropoloji, gündelik hayat, teknoloji, psikoloji ve dilbilimde de önemlidir. Gerçekliğin performatif süreçlerde oluşturulması ile insan gerçekliği metafizik bağlamdan icranın maddi bağlamına; yani düşünce alanından eylem alanına, zihinsel olandan bedensel olana kayar. İnsan bedeni sözden/metinden bağımsızlaşarak kendi başına yeni anlamlar üretmeye başlar.
  • Herkes, hayatının belli bir anında sosyal açıdan rol yaptığının ayırdında olmuştur. Onaylanmış ve kültürel açıdan kodlanmış davranış kalıplarının sergilenmesi potansiyel olarak performans sayılır.
  • Performans hüner göstermek anlamında da kullanılır.
  • Performansın başarısı hakkında hüküm vermek, performansı icra edenin değil, gözlemcinin işidir.
  • Performans her zaman biri için performanstır. Bir tür seyirci gerekir. Merkezi olan, eylemin birisi için yapılıyor olmasıdır; performans, öteki ile ilgilidir.
Çin İmparatorluğu’nda, Tang Hanedanı sarayında şölen sofrasına müzisyenler ve şarkıcılar eşlik edermiş. Biz, o dönem müziğini Şangay’da sahnede izliyoruz. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çin İmparatorluğu’nda, Tang Hanedanı sarayında şölen sofrasına müzisyenler ve şarkıcılar eşlik edermiş. Biz, o dönem müziğini Şangay’da sahnede izliyoruz.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Milton Singer (1912-1994), 1959 yılında geleneksel tiyatro ve dans, konserler, ezberden okumalar, dinsel şenlikler, düğünler vb. faaliyetler için kültürel performans tabirini kullanır.
  • Kültürel  performanslardaki ortak noktalar sınırlı bir zaman aralığı, bir başlangıç ve son, düzenlenmiş bir etkinlik programı, bir dizi icracı, bir seyirci, bir mekan ve bir performans durumudur. Düzenlenmiş bir etkinlik programı yerine metin konulduğunda geleneksek tiyatro kavramına ulaşılır.
Fotoğraf: www.sonhaber.nl

Fotoğraf: www.sonhaber.nl

  • Rus filozof ve edebiyat teorisyeni Mihail Bakhtin (1895-1975) karnaval sırasında gündeliğin, olağanın yapısını ve düzenini belirleyen yasaların, yasakların ve sınırlandırmaların askıya alınması ile bireyler arasında yeni, hiyerarşik olmayan, karşılıklı bir ilişki biçimi konduğunu vurgular. Bakhtin, karnavalistik tavrın, özgür temas, insan doğasının örtük yanlarının alışılmadık biçimlerde gösterilmesi, kutsiyet bozma ile kültürel performanslarla iç içe olduğunu belirtir. Geleneksel kültürel roller ve varsayımların oyunsulukla deşilmesi, performans kuramcılarının ve uygulamacılarının ilgisini çekmiştir.
  • Karnavalda oyuncu ve kitle, eşzamanlı ve dönüşümlü olarak söylemin öznesi ve muhatabı olur.

Çağdaş Sanata Varış 183| Kavramsal Sanat 7 Kimlik Odaklı Kavramsal Sanat

  • 1980’li yılların son yarısından başlayarak sanat ortamında gözlenen belirgin dönüşümlerden biri, kendini temsil olanağı bulamamış kesimlerin kimlik olgusuna odaklanarak ürettikleri yapıtların, Batı sanatının sergilendiği ortamlara girmeye başlamasıdır. Bu kimlik odaklı Kavramsal Sanat, Batı’da bu dönemde görülen Çokkültürcü eğilimin bir uzantısıdır.
  • Çokkültürcü eğilim, “öteki”lere yönelik Batı Modernizmi’nin bir tür eleştirisidir.
  • Batı dünyasının açık ya da örtük ayrımcı politikalarını görünür kılmak 1980’lerden başlayarak bir çok sanatçının amacı olmuştur.
  • Bir çok sanatçı da öteki düşüncesinin birey üzerindeki psikolojik yansımalarını irdelemiştir.
Yarı Kızılderili, yarı Meksika asıllı Amerikalı sanatçı James Luna’nın (1950-), 1987 yılında, kendi bedenini kullanarak gerçekleştirdiği canlı enstalasyonlarının adı Kültürel Nesne idi. Luna, San Diego’da Balboa Parkı Uygarlık Tarihi Müzesi’nde Kızılderili kültürlerine ayrılmış bir bölümde yedi gün boyunca, müzenin açık olduğu saatlerde, “bir Kızılderili örneği” olarak kendisini sergilemiş, kültürel mirasın trajik boyutunu görünür kılmıştır. Luna bu performansı ile sömürgeci Batı’nın yok ettiği bir kültürel geçmişin yanı sıra Kızılderililiğin ve Kızılderili kültürünün turistikleşmesinin ve ticarileştirilmesinin altını çizmiştir. Fotoğraf: art-in-context.tumblr.com

Yarı Kızılderili, yarı Meksika asıllı Amerikalı sanatçı James Luna’nın (1950-), 1987 yılında, kendi bedenini kullanarak gerçekleştirdiği canlı enstalasyonlarının adı Kültürel Nesne idi. Luna, San Diego’da Balboa Parkı Uygarlık Tarihi Müzesi’nde Kızılderili kültürlerine ayrılmış bir bölümde yedi gün boyunca, müzenin açık olduğu saatlerde, “bir Kızılderili örneği” olarak kendisini sergilemiş, kültürel mirasın trajik boyutunu görünür kılmıştır. Luna bu performansı ile sömürgeci Batı’nın yok ettiği bir kültürel geçmişin yanı sıra Kızılderililiğin ve Kızılderili kültürünün turistikleşmesinin ve ticarileştirilmesinin altını çizmiştir.
Fotoğraf: art-in-context.tumblr.com

  • ABD’de, zenci-beyaz, Latin Amerika kökenlilere yönelik ırkçılığın yaşanmış olması, kimlik politikalarına yönelik sanatın 1980’li yıllardan itibaren özellikle ABD’li sanatçılar arasında yaygınlık kazanmasına yol açmıştır.
  • Melezliğin Amerikan toplumundaki anlamını sorgulayan; kişinin farkında olarak veya olmayarak uyguladığı ayrımcılığın farkına varmasını sağlayan çeşitli performanslar gerçekleştirilmiştir.
  • Yalnızca kadın olmanın değil, zenci kadın olmanın Amerikan toplumundaki yansımalarının irdelenmesi açısından Carrie Mae Weems (1953-) ve Lorna Simpson (1960-), akla gelen ilk sanatçılar arasındadır.
  • Örtük bir ırkçılık taşıyan popüler kültür imgeleri ve edebi kaynaklar da bu dönemde irdelenmiştir.
  • Kimlik politikalarına yönelen sanatçılar, sanat ile politika arasında bir ayrım görmemişlerdir.
Afro-Amerikalı bir sanatçı olan David Hammons (1943-), zenci mahallelerinden topladığı atık malzeme ile gerçekleştirdiği heykelleriyle Amerikan zencilerinin yoksulluğunu ve sefaletini sergilemiştir. Fotoğraf: www.christinekoeniggalerie.com

Afro-Amerikalı bir sanatçı olan David Hammons (1943-), zenci mahallelerinden topladığı atık malzeme ile gerçekleştirdiği heykelleriyle Amerikan zencilerinin yoksulluğunu ve sefaletini sergilemiştir.
Fotoğraf: www.christinekoeniggalerie.com

  • Kolektif belleğin oluşum biçimleri de sorgulanan olgulardan biri olmuştur.
  • Getto fikrinin olumsuz çağrışımını tersine çevirmeyi amaçlayan yapıtlar verilmiştir.
  • Sanat üzerinden okunan kimlik politikaları, toplumun marjinalize ettiği tüm kimlikler üzerinden fotoğraf, desen, heykel, enstalasyon ve performans ile yansıtılmıştır.