Etiket arşivi: Patrikhane

Bizans İmparatorluğu 129| Patrikhane 8 Ukrayna Ortodoksluğu ve Fener

  • Ukrayna’da nüfusun çoğunu oluşturan Ortodokslar üç Ortodoks kilisesi arasında bölünmüştür:
    Ukrayna Otosefal Kilisesi, 1989,
    Kiev Patrikhanesi, 1992,
    Moskova Patrikhanesi’ne bağlı Ukrayna Ortodoks Kilisesi.
  • Hiçbir Ortodoks otorite tarafından tanınmayan Kiev Patrikhanesi, Ukrayna devletinin aktif desteğini sağlamıştır. Burası, Grek Katolik Kilisesi ile birlikte Ukrayna milliyetçiliğinin önemli kurumlarından biri olmuştur. Kiev Patrikhanesi, Grek Katolik Kilisesi ve çeşitli Protestan mezhepleri Turuncu Devrim’in ön saflarında görev almıştır. Seçimlerden sonra, Ukrayna Devlet Başkanı  Victor Yuşçenko, Kiev Patrikhanesi’ne bağlı olduğunu bildirmiştir. Bu stratejinin amacı, Ukrayna’da Moskova’dan bağımsız bir kilisenin oluşturulmasıdır. Bu anlamda Kiev Patrikhanesi, Ukrayna açısından hem Moskova’ya bir alternatif hem de bir baskı aracıdır. Kiev Patrikhanesi’nin ve Ukrayna Otosefal Kilisesi’nin Fener Rum Patrikhanesi ile ilişkileri de aynı işlevi görmektedir.
  • Milliyetçi Ukrayna Ortodoksları açısından Fener, Moskova’ya karşı destek bulabilecekleri bir otoritedir. Rusya’nın Ukrayna’ya verdiği önemden dolayı Fener, Kiev Patrikhanesi’ni tanımaktan kaçınmış olsa da, hem Kiev Patrikhanesi hem Otosefal Ukrayna Ortodoks Kilisesi ile defalarca görüşmelerde bulunmuştur.  Eston Ortodokslarını kendisine bağlayan ve bu yüzden bir dönem Rus Ortodoks Kilisesi ile ilişkilerinin kesilmesine neden olan Patrik Bartholomeos’un diasporadaki Ukrayna Ortodoks Kiliselerini de kendisine bağlaması Moskova’da skandal olarak algılanmıştır. Fener Rum Patrikhanesi’nin Moskova Patrikhanesi’ni “1686 öncesi sınırlarında kabul ettiği” ifadesi, Moskova’nın Ukrayna ve Beyaz Rusya üzerindeki hakkının tanınmadığı anlamına gelmektedir.
  • Başbakan olduğu dönemde, 2001 yılında, Yuşçenko, Kiev Patrikhanesi heyeti aracılığıyla Fener Patriği’ne bir mektup göndermiştir. Fener heyetinin mektubu aldıktan sonra Ukrayna’ya gitmek istemesi Moskova’nın tepkisine sebep olmuştur. Moskova, Ukrayna’yı kendi kanonik toprağı olarak görmektedir.
  • Evrensellik iddiası taşıyan dinlerin ortak özelliklerinden biri kanonik toprak anlayışıdır. Bu, coğrafi bir alan değildir; bir dinin egemen olduğu yahut geçmişte kendine ait olduğunu iddia ettiği dinsel, kültürel ve etnik açıdan sahiplenilmiş bir mekândır. Hıristiyan geleneğinde, bilhassa Ortodokslar arasında yaygın olan kavram, dinsel otoritenin belirli bir coğrafi bölge ile tanımlanmasını ifade etmektedir. Bir bölgede yerleşik Ortodoks nüfusa bağlı olarak o bölgenin Ortodokslara ait bir coğrafya olduğu ön kabulüne dayanan kavram, bütün Hıristiyanların birliğini vurgulayan “tek ülke, tek piskopos” ilkesini öne sürer. Kanonik toprak kavramı, Ortodoks otoritelerin “öteki” kiliseler ve dinlerin yanı sıra devlet ve ulusla ilişkisini anlamak için önemlidir. Modern zamanlara kadar insanların zihniyet dünyasını şekillendiren kanonik toprak, yitirilmiş yahut vaat edilmiş toprak anlayışları, evrensel dinlerin kutsal savaş/cihat söylemlerinde başvurdukları temel argümanlardan biri olmuştur.
  • Yuşçenko göreve gelir gelmez temsilcisini Fener’e göndermiş, Patrik Bartholomeos’u Ukrayna’ya davet etmiş; Fener Rum Patriği de Yuşçenko’nun seçim galibiyetini ilk kutlayanlardan biri olmuştu.
Yuşçenko, Bağımsız Birleşik Ukrayna Kilisesi’nin kurulmasının milletin kendi kaderini tayin etmesinin, kimliğinin ve bütünlüğünün sağlamlaşmasının en önemli faktörlerinden biri olduğunu 2008 yılında gerçekleştirdiği Fener ziyaretinin hemen sonrasında belirtince, Yuşçenko’nun Patrik Bartholomeos’tan destek almış olduğu düşünüldü. Akabinde Moskova Patriği Aleksey II, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin ayrılmasına izin vermeyeceğini belirtti. Fotoğraf:www.turizminsesi.com

Yuşçenko, Bağımsız Birleşik Ukrayna Kilisesi’nin kurulmasının milletin kendi kaderini tayin etmesinin, kimliğinin ve bütünlüğünün sağlamlaşmasının en önemli faktörlerinden biri olduğunu 2008 yılında gerçekleştirdiği Fener ziyaretinin hemen sonrasında belirtince, Yuşçenko’nun Patrik Bartholomeos’tan destek almış olduğu düşünüldü. Akabinde Moskova Patriği Aleksey II, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin ayrılmasına izin vermeyeceğini belirtti.
Fotoğraf:www.turizminsesi.com

  • Ukrayna Ortodokslarının Rus Ortodoks Kilisesi’nden ayrılmasıyla, Ukrayna milli kimliği açısından büyük önem taşıyan iki ana mezhep olan Grek Katolikliğinin ve Ortodoksluğun Ukrayna’da çatışmadan faaliyetlerini yürütebilecekleri ve aynı amaçlar için çalışabilecekleri düşünüldü.
  • Ukrayna-Rusya-Fener arasındaki bu yoğun süreç, konunun dini olduğu kadar politik bir mesele de olduğunu en güzel gösteren bir örnektir.

 

Bizans İmparatorluğu 128| Patrikhane 7

Ayios Yeoryios, Aziz Georgios Kilisesi’nin içinden. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ayios Yeoryios, Aziz Georgios Kilisesi’nin içinden.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1964 yılında Fener Patriği I. Athenagoras (1948-1972) ile Papa VI. Paul, 1054’te Katoliklerin ve Ortodoksların ilan ettikleri karşılıklı lanetlemeyi iptal ettiler, karşılıklı ilan edilen aforozları kaldırdılar.
  • Şubat 2016’da Papa Francesco ile Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill, 1054’ten bu yana ilk kez Havana’da bir araya geldi. İki liderin Ortadoğu ve diğer bölgelerde eziyete uğrayan Hıristiyanların kurtarılması için çabaların birleştirilmesinin de konuşulduğu; Papa ile Patrik’in ortak bildiriye imza attığı duyuruldu. Vatikan Sözcüsü, daha önce Papa ile birkaç kez görüşmüş ve bu yüzden Moskova tarafından eleştirilmiş Fener Rum Patriği Bartholomeos’un görüşmeden haberdar olduğunu ve görüşme dini nedenlerle gerçekleştirildiyse memnuniyet duyduğunu belirtti. Bu buluşmanın ve Bartholomeos’un memnuniyet bildirmesinin zamanlamasının Rus uçaklarının TC tarafından düşürülmesi sonunda meydana gelen Rus-Türk gerilimi sonrasına rastlaması dikkat çekici bulunmuş; Putin’in Papa üzerinden Batı’yı etkilemeye çalıştığı yorumları yapılmıştır.
  • Ortodokslar için zeytin ve zeytinyağının ayrıcalıklı ve kutsal bir yönü vardır. İsa’nın doğumundan sonra, üç müneccim kralın getirdikleri hediyeler altın, buhur ve miron adı verilen kutsanmış zeytinyağı idi. Çarmıha gerilmeden önce, Hazreti İsa’nın çektiği acılara, Zeytin Dağı eteklerindeki, Yetsimani adı verilen bahçede sekiz ulu zeytin ağacı tanıklık etmişti. Ortodoksların miron, Müslümanların mür adını verdikleri kutsanmış yağ, Fener Rum Ortodoks Patrikhane Kilisesi’nin avlusunda, bu iş için özel olarak kullanılan küçük bir binanın içinde yapılmakta; dünyadaki tüm Ortodoks kiliselerine gönderilmektedir. Vaftizlerde vaftiz teknesinin içine bu yağdan katılır, ölen kişinin bedenine sürülür. Kutsal yağ mironun yapımı, 14. yüzyıldan günümüze Patrikhane’de yapılmaktadır. Eski Mısır’a kadar uzanan kutsanmış yağ geleneğinin ritüelleri itibarı ile eski geleneklere en yakın ve en gizemli olanının Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nde yapılan miron olduğu düşünülüyormuş.
  • 451 Khalkedon Konsili’nde duofizitlerin metnini seçtiği düşünülen Azize Euphemia’nın bu metni tutan elinin bugün İstanbul’da Patrikhane’de olduğu düşünülmektedir. Azizenin rölikleri 1454 yılında Patrik II. Gennadios Skolarios tarafından Patriklik kilisesi olan Pammakaristos Manastırı’na taşınmıştır. Azizenin Ortodoksların bildirisini tuttuğu sağ eli, gümüş bir muhafaza içinde Patrikhane kilisesi Aziz Georgios Kilisesi’nde saklanmaktadır. Röliklerin 7. yüzyılda Roma’ya götürülmüş olduğu ve orada saklandığı da bir başka iddiadır.
  • Nazianzoslu Aziz Gregorio’nun na’şı Roma’da, San Pietro Kilisesi’ndedir. Ama bir kısmı Papa II. Jean Paul tarafından 2004 yılında Fener Patrikliğine bağışlanmıştır.
  • Patrikhane’nin kütüphanesi el yazması eserler, padişah fermanları, minyatür, resim, gravür, fotoğraf gibi görsel dokumanlar da içermekte, Fener’de yaklaşık 26.000 cilt kitap bulunmaktadır.

 

 

Bizans İmparatorluğu 127| Patrikhane 6

Ayios Yeoryios Kilisesi’nin içinden. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ayios Yeoryios Kilisesi’nin içinden.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bütün Patrikler, Konstantinopolis Başpiskoposu, Yeni Roma ve Ökümenik Patrik ünvanını kullanırlar. ABD Senatosu, Fener Patriği için bir madalyon bastırmış ve üzerine ökümenik sıfatını yazmıştır.
  • Patrik, makamında yabancı devlet başkanlarını kabul eder ve onlara nişan takar. Bu tutum, nişan takmak devletlere has bir yetkidir, denilerek eleştiriliyor.
  • Patrik, ökümenik unvanı ile bütün Ortodokslar adına Papalık ile temaslarda bulunuyor.
  • Fener Rum Patrikhanesi’nin Eşitler Arasında Birinci sıfatı Ortodoks kiliseleri arasında tartışılmamakta, kabul görmektedir. Ama bu sıfat ökümenik olmakla aynı şey değildir diyenler olduğu gibi, bu sıfat teknik deyimle ökümenik olmakla aynı şeydir diyenler de vardır.
  • Sovyet Devleti’nin din karşıtı tutumu, Fener’in yayılma ve tanınma sürecine olumlu katkıda bulunmuştur. Daha önceleri Moskova Ortodoks Patrikhanesi’nin şemsiyesi altında olan Finlandiya, Litvanya, Letonya, Polonya, Çekoslovakya ve Macaristan Ortodoks Kiliseleri 1940’lı yıllara kadar Fener Patrikhanesi ile yakın ilişkiler kurmuşlar; İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden Rus Ortodoks Patrikhanesi’nin etki alanına girmişlerdir.
  • Soğuk Savaş’ta  ABD Fener’i desteklemiştir.
  • Soğuk Savaş’tan sonra, SSCB’nin dağılmasından sonra Moskova Patrikhanesi yeniden önem kazandı. Bu dönemde Moskova’nın ihtiyaç duyduğu ruhbanlar Yunan Ortodoks Kilisesi tarafından gönderildi. Rus Ortodoks Kilisesi’nin güçlenmesinden hoşlanmayan Vatikan, Patrikhane’nin ökümenik olma iddiasına destek vermeye başladı.
  • Rusya’yı eski Sovyet coğrafyasından çıkarmak isteyen ABD ve AB ise Fener Patrikhanesi’ne destek verdiler. Fener-Moskova ilişkileri, özellikle Estonya ve Ukrayna nedeniyle kopma noktasına geldi. Fener Patrikhanesi, Ukrayna’da 2004’te gerçekleşen Turuncu Devrim’e destek vermişti. Sonunda Fener Moskova’nın Ukrayna’daki egemenliğini tanırken Moskova Patrikhanesi’nin de, Fener’e destek vaadinde bulunduğu yazıldı. Daha sonra Fener, Ukrayna’daki milliyetçi oluşumları yeniden desteklemeye başladı, deniyor. Moskova Patrikhanesi, 200 milyon Slav-Ortodoks’un başı olduğunu söylerken, Ukrayna, 45 milyon nüfusuyla ve sahip olduğu kalabalık Ortodoks cemaatle önemli bir bölge.
  • Fener Patriği Bartholomeos, Fener’in dünya Ortodoks nüfusunun fiili lideri olabilmesi için, patriğin Türk vatandaşı olma şartının kaldırılmasını savunuyor.
  • 2007 yılında Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararında, Patrikhane’nin ökümenik sıfatının bulunmadığına ilişkin bir belirleme yer almıştır. Bu karar, Yunanistan’ın isteği üzerine, AB Dışişleri Bakanları Konseyi gündemine alındı.
  • Konu, en azından, dini olduğu kadar politik bir meseledir de.

Bizans İmparatorluğu 126| Patrikhane 5

Patrikhane’nin Ayios Yeoryios Kilisesi’ne bitişik olan idari binaları 1941’deki yangından büyük zarar görmüş, 1989 yılında başlanan restorasyon 1991 yılında tamamlanmıştır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Patrikhane’nin Ayios Yeoryios Kilisesi’ne bitişik olan idari binaları 1941’deki yangından büyük zarar görmüş, 1989 yılında başlanan restorasyon 1991 yılında tamamlanmıştır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Patrikhane’nin ökümenik olup olmadığı, buna kimin karar vereceği ve nasıl karar verileceği konuları çok tartışmalıdır. Fener’in ökümenik olma konusuna olumlu yanıt verenler olduğu gibi olumsuz yaklaşanlar da vardır. Patrikhane’nin ökümenik olmasının Türkiye Cumhuriyeti için faydalı mı zararlı mı olduğu konusu da tartışmalıdır. Biz her iki yöndeki görüşlere de yer vermeye çalışacağız.
  • Ökümenik üç anlama gelir: Evrensel; Bütün kiliseleri içine alan; Evrensel yargılama yetkisi olan.
  • Bir kilisenin ökümenik olabilmesi için Apostolik olması, yani havarilerden biri tarafından kurulmuş olması gerekir. Antakya Aziz Petrus, Roma Aziz Petrus ve Pavlus, İskenderiye İncil Yazarı Markos tarafından kurulmuştur. Bunlarda bir tartışma yoktur. Konstantinopolis Kilisesi’nin Aziz Andreas tarafından kurulmasına dair bazı tartışmalar vardır.
  • Patrikhane’nin ve Patrik’in tüm dünya Ortodokslarının lideri, ökümenik, olduğu yönündeki iddia, bazı görüşlere göre, üç onay gerektirmekte:
    *Dünya üzerindeki Ortodoksların icazeti,
    *Yazılı olmayan Hıristiyan hukukunun bu konuya ilişkin usul kurallarına uyulduğu yönündeki kabul,
    *Türkiye’nin onayı.
  • Ökümenik olma konusuna olumsuz yaklaşanlar, 381 yılında yapılan Konstantinopolis Konsili’nde Konstantinopolis Piskoposluğunun (Patriklik), Roma Piskoposluğuna (Papalık) denk sayılması ve bu statünün 451 yılında yapılan Khalkedon Konsili’nde teyit edilme kararının Konsil’e katılan az sayıda din adamına zorla imzalattırıldığını; kararın, başta Roma Kilisesi olmak üzere hiçbir kilise tarafından kabul edilmediğini; kararın hayata geçirilmesi için Antakya ve İskenderiye Apostolik kiliselerinin patrikliklerinin ortadan kaldırıldığını, bu yüzden Hıristiyan hukukunun Fener Rum Patrikhanesi’nin ökümenik olma iddiasını kabul etmediğini öne sürmektedirler.
  • 325 yılında yapılan, Kiliseyi yapılandıran Birinci İznik Konsili’nin üç ökümenik kilise saptadığını, bunların ise Roma, İskenderiye ve Antakya olduğunu; bu üç kilise dışında ökümenik sıfatına sahip kilise olmadığı öne sürülür.
  • 451 yılında toplanan Khalkedon Konsili’nin Konstantinopolis Kilisesi’ne, hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde, ökümenik olarak belirlediğini savunanlar da vardır.
  • Yine muhaliflerin görüşüne göre, Lozan Antlaşması’nın azınlıklar ile ilgili maddeleri uyarınca, Patrikhane, gayri Müslim azınlıklara ait herhangi bir kilise veya sinagogdan daha fazla yetki veya hakka sahip değildir; Türkiye açısından Patrikhane, Ortodoks azınlığın dini ihtiyaçlarını karşılayan, tamamıyla Türkiye Cumhuriyeti yasalarına tabi, dini bir müessesedir. Lozan’da varılan sözlü anlaşma gereği, Fener Patrikhanesi azınlığın kilisesi olarak tanımlanmış, 1453-1923 yılları arasında sahip olduğu idari, siyasi ve yargısal hak ve imtiyazlarına son verilmiştir. Bu çerçevede, idari açıdan Eyüp Kaymakamlığı’na, Fatih Savcılığı’na ve İstanbul Valiliği’ne muhataptır. Hıristiyan hukukunca tanınsaydı dahi Patrikhane’nin Türkiye’den ökümenik iddiasını tanımasını isteme hakkı yoktur.
  • Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasında Fener’in ön şartı, kurumun tamamen Patrikhane’ye bağlı olması ve burada diğer Ortodoks ülkelerin din adamlarının da yetiştirilmesidir.
  • Lozan Antlaşması’nda Fener Patrikhanesi için ökümenik ibaresi yoktur.
  • Lozan’dan beri TC’ye göre Patrikhane, Türkiye’deki Rum Ortodoksların dini otoritesidir.
  • Herhangi bir dünyevi iktidarın Patrikhane’ye ökümenik sıfatını vermeye yetkisi olmadığı savunulduğu gibi, Türk Dışişlerini yetkili gibi görenler de vardır.
  • Türk Ortodoks Kilisesi, Patrikhane’nin liderliğini kabul etmez.

Bizans İmparatorluğu 125| Patrikhane 4

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Katoliklerden farklı olarak, Ortodoks dünyası, çok kutuplu bir yapıya sahip.
  • Ortodoksların tarihsel olarak dört merkezi var: Kudüs, İskenderiye, Antakya ve İstanbul. Bir görüşe göre, bunlardan ilk üçü, doğrudan doğruya İsa’nın havarileri tarafından kuruldukları için, daha kutsal olarak kabul ediliyor. İstanbul Kilisesi’nin önceliği ise Bizans’ın başkenti olmasından kaynaklanıyor, deniyor.
  • Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflaması, Fener Patrikhanesi’nin Ortodoks Kiliseler üstündeki otoritesini de zayıflattı. Osmanlı’dan bağımsızlığını kazanan ülkelerin kiliseleri Patrikhane’nin yetkilerini kabul etmediklerini açıklayarak birer milli kiliseye dönüştü. Balkanlar’da yeni devletlerin kurulması ile birlikte bölgede otosefal kilise yapılanması hakim oldu. Bunlardan biri de Atina’daki Yunan Ortodoks Kilisesi idi. Fener Patrikhanesi’nin yetkilerini kabul edenler Yunanistan’a sonradan bağlanan kuzey kesimdeki kiliseler, Girit ve 12 Ada Metropolitleri ve Yunanistan dışında yaşayan Yunanlıların mensubu oldukları kiliselerdir. Dolayısıyla Yunanistan’ın bir bölümü otosefaldir. 1883’ten beri Yunan Kilisesi bağımsız ise de bazı tasarruflarını patriğin onayına sunuyor.
Ayios Yeoryios Kilisesi’nin içinden. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ayios Yeoryios Kilisesi’nin içinden.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Otosefal kiliseler, patriklere bağlı olmalarına rağmen kilise işlerini ulusal düzeyde herhangi bir patrikten bağımsız olarak yönlendirebilen, ama Ortodoksluğu bağlayıcı kararlar alamayan kiliselerdir.
  • Dünya üzerindeki Ortodoks Kiliseleri üç gruptan oluşuyor:
    *Patriklik Düzeyindeki Kiliseler: İskenderiye, Antakya (Şam), Kudüs, İstanbul.
    *Ulusal Kiliseler: Moskova, Belgrad, Bükreş, Sofya, Tiflis.
    *Otosefal Kiliseler: Yunanistan, Güney Kıbrıs, Arnavutluk, Polonya, Gürcistan, Kanada, ABD, Afrika Metropolitlikleri.
  • Fener Patrikhanesi’ne bağlı metropolitlikler ve başpiskoposluklar şunlardır: Kadıköy, Gökçeada, Bozcaada, Prens Adaları, Terkos, Girit, 12 Adalar, ABD, Avustralya, Yeni Zelanda, Avrupa.

ABD, Avustralya, Yeni Zelanda ve Avrupa’da yaşayan bütün Ortodokslar Fener’e bağlı değildir. Sadece buralarda yaşayan Yunanlıların bağlı oldukları kiliseler Fener’e bağlıdır. ABD’de 14 milyon civarında Ortodoks nüfus vardır ve bunların 2 milyonu Yunan’dır ve Fener’e bağlıdır. Ayrıca, Aynaroz, Patmos, Selanik, Cenevre ve Kore’de de bazı kurumlar Fener’e bağlı olarak çalışmaktadır.

  • Fener Patriği’nin otoritesi altında olmayan otosefal Ortodoks kiliseleri liderlerini kendileri seçer, ama meşruiyet, İstanbul’daki Eşitler Arasında Birinci (Pirumus Inter Pares) olan Patrikhane’den gelir. Bunlar, liderlerini İstanbul’a teklif eder ve son seçimi İstanbul yapar.
  • Fener Rum Patrikhanesi, 9. yüzyıldan bu yana ayinlerde ilk sırada anılmaktadır. Ayinlerde sayılış sırası İskenderiye, Antakya, Kudüs, Rusya, Belgrad, Romanya, Bulgar, Tiflis Patriklikleri, Kıbrıs ve Atina Başpiskoposluğu, Polonya Metropolitliği, Arnavutluk ve Çekoslovakya Başpiskoposluğu şeklindedir.
  • Ancak kesin olan şey, Ortodoks dünyasının onursal merkezi Fener Rum Patrikhanesi’dir.
  • Yunanistan Başpiskoposunun Patrik Bartholomeos ile arası çok bozuk ama, genellikle Yunanlılar, Osmanlı İmparatorluğu devrinde Yunan kültürünü ve milli kimliğini ayakta tuttuğu için Patrikhane’ye karşı şükran duygusu içindeler. İstanbul’a gelen Yunanların çoğu mutlaka Patrikhane’ye giderler. Bir ara Yunanlılar, Patrikhane’yi bir Yunan adasına taşıyıp ona “zulme uğramış sürgünde Patrikhane” adını vermeyi düşünmüşlerdi.