Etiket arşivi: Papa

Milliyetçilik 3

  • Avrupa’da, milliyetçilerin, göçlerin denetim altına alınması için bastırmaya başlaması; vatandaş ordularını oluşturması; modern anti-Semitizmin biçimlenişi; var olan devletlerin birleşmesinden çok ayrılmasını teşvik etmesi 19. yüzyılın son dönemlerinde gerçekleşmiştir.
  • Dünya üzerinde, 1914’ten beri var olan ve yönetim biçimleri şiddet yoluyla değiştirilmemiş yalnızca sekiz devlet bulunuyor. Bunlar Birleşik Krallık ve İngiliz Milletler Topluluğu’nun dört eski üyesi, ABD, İsveç ve İsviçre’dir. Geriye kalan ülkelerin tümü etnik çatışmaya sahne olmuştur.
  • Siyasi ya da sivil milliyetçilikte, ulusal kimlik, kurulmuş bir devletin meşru üyesi olmaktan doğar. Vatandaşlığa bağlı milliyetçilik genellikle Fransız Devrimi ile ilişkilendirilir. Kültürel ya da etnik milliyetçilikte ise, ulusal kimlik, vatandaşlıktan ayrı ve belki üstün görülen, kimi kültürel veya etnik kıstaslara göre belirlenir. Etnik ya da kültürel milliyetçiliğe en sık örnek verilen Almanlardır; siyasi veya sivil milliyetçiliğin en yaygın örneği ise Fransızlardır.
  • Milliyetçilik, bir kolektif kimlik oluşturma yoludur. Milliyetçiler, tarihsel ve sosyolojik süreçlerin altını çizerek, ulusları kültür ve kan bağı olan büyük aileler olarak sunarlar. Bu gibi ilksel bağlar/kimlikler, vatandaşlığa bağlı milliyetçilik için tehdit oluşturur. Ulusların modern formuna yakın bir biçimde tarihin başlangıcından bu yana var olduğunu söyleyenler yalnızca milliyetçi ideologlardır. Ama bizim için, gerçek olduğuna inandığımız şeyler gerçektir (Perception is reality. – W. I. Thomas). İnsanların, sorunlu olduğunu bildikleri, ama yine de bir özdeşleşme kurdukları bazı anlatıları kabullendikleri bilinir.
  • Kültürel milliyetçiliğin tarihinin vatandaşlığa bağlı milliyetçilikten daha eski olduğu kolayca söylenebilir. 15. yüzyılın sonunda İspanya’da, 16. yüzyılda Fransa’da yaşanan Katolikler lehine diğer din ve mezhepleri yok etme, egemenlik alanını kanla tek dinli hale getirme kültürel milliyetçiliğe/etnik arındırmaya iki eski örnektir.
  • 1492 yılında Endülüs Devleti’nin de yıkılışıyla 780 yıl boyunca İber Yarımadası’nda yaşamış olan Müslümanlar ve onlarla beraber Yahudiler, bir tercih yapmak zorunda kaldılar. Ya dinlerinden vaz geçecekler ya da vatanlarını terk edeceklerdi. Papa tarafından Katolik Krallar diye adlandırılan Kastilya Kraliçesi I. Isabel ile Aragon Kralı II. Ferdinand devrinde ülke yalnız Katoliklerden oluşsun diye pek çok can alındı, büyük göçler yaşandı.
  • 1572 yılında Fransa’da yaşanan Saint Barthelemy Katliamında Katolikler evlerinde uyumakta olan Protestanlara saldırmışlar, Paris’te başlayan katliam daha sonra ülke geneline yayılmış, iki gün süren katliam sonucunda on binlerce Protestan öldürülmüş, sağ kalan Fransız asıllı Protestan soyluların tamamına yakını Katolikliği kabul etmiş, Protestan halkın bir kısmı İsviçre ve Almanya’ya kaçmış, bir müddet sonra da Kuzey Amerikalı Huguenot topluluğu oluşmuştur.

 

Günümüzde de aynı amaçla aynı hunharca eylemler yaşanmaktadır: Örneğin Myanmar’ı sadece Budistlerden oluşan bir devlet haline getirmek için Myanmar ordusu yıllardan beri Arakan Müslümanlarına yönelik etnik temizlik yürütmektedir. Saldırı, terör ve açlığa mahkum etme yöntemiyle Müslümanlar, Müslüman Bangladeş’e kitlesel göçe zorlanmaktadır. Myanmar ordusu hem ülkeden kaçan yüz binlerce Arakanlıyı katletmek hem de Bangladeş'e sığınanların geri dönüşünü engellemek için Bangladeş sınırına da mayın döşüyor. Arakan’da yaşayan, Rohingyalı olarak adlandırılan bu Müslüman gruplar yıllardan beri devlet terörü ile karşı karşıya. Fotoğraf: Değişim Haber

Günümüzde de aynı amaçla aynı hunharca eylemler yaşanmaktadır: Örneğin Myanmar’ı sadece Budistlerden oluşan bir devlet haline getirmek için Myanmar ordusu yıllardan beri Arakan Müslümanlarına yönelik etnik temizlik yürütmektedir. Saldırı, terör ve açlığa mahkum etme yöntemiyle Müslümanlar, Müslüman Bangladeş’e kitlesel göçe zorlanmaktadır. Myanmar ordusu hem ülkeden kaçan yüz binlerce Arakanlıyı katletmek hem de Bangladeş’e sığınanların geri dönüşünü engellemek için Bangladeş sınırına da mayın döşüyor. Arakan’da yaşayan, Rohingyalı olarak adlandırılan bu Müslüman gruplar yıllardan beri devlet terörü ile karşı karşıya.
Fotoğraf: Değişim Haber

 

 

Şiddet 15 | Kutsal Şiddet 2

  • Kilise’nin temsil ettiği Hıristiyanlık anlayışına isyan eden; Eski Ahit Tanrısı ile Yeni Ahit Tanrısının farklı ve ilkinin kötü olduğuna inanan; Kilise’nin görkemli zenginliğine de karşı olan ve din dışı görülen mezhep, bölgelere göre değişen adlar alırdı; Kathar, Bogomil, Patarini gibi. Katharlar’a karşı Papa III. Innocentius 1208 yılında bir Haçlı Seferi başlattı. 30 yıl içinde yüz binlerce kişi kılıçtan geçirildi. Özellikle kadınlar yoğun bir vahşete maruz kaldı. Bir çukura atılıp ölünceye kadar taşlanan kadınlar oldu. Bunlar aynı zamanda Trubadur denen, din dışı şarkılar söyleyen ozanlardı. Katar Katliamı ve veba salgını ile nüfus çok azaldı, Trubadur geleneği de son buldu.
St. John’s Co-Cathedral, Valetta, Malta. Katedralde bir şövalyeye ait mezar taşı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

St. John’s Co-Cathedral, Valetta, Malta.
Katedralde bir şövalyeye ait mezar taşı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Haçlı Seferleri 1095 ve 1272 yılları arasında yapılan, Avrupalı Katolik Hıristiyanların Papanın talebi ve çeşitli vaatleri üzerine Müslümanların elindeki kutsal topraklar üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak, oradaki zenginliği ele geçirmek için düzenlemiş oldukları seferlerdir. İslam dünyası ile Batı arasındaki husumetin başlangıç noktası Kudüs’ün yağmalanmasıdır denebilir. Doğu, Haçlı Seferlerinden beri Batı’yı doğal düşman; Batı ise Doğu’yu Öteki olarak görmüştür. Bu seferler Doğu ile Batı arasındaki kırılma noktası olmuştur. Doğu algısında İsrail, Yeni Haçlı Devleti’dir.
  • Bu süre zarfında pek çok şövalye tarikatı doğmuştur. Şövalyeler bir karar aldıklarında, bunun kral tarafından bile değiştirilemediği, iptal edilemediği durumlar yaşanmıştır. Daha sonra bu tarikatlardan kurtulmak da ancak şiddet kullanarak olabilmiştir.
  • Bir dinin mensupları, diğer bir dinin yayılmasını durdurmak için harekete geçtiğinde, sonuç bunun tamamen tersi olmuştur.
  • Din savaşları iki ayrı din arasında olabildiği gibi, aynı dinin farklı grupları arasında da gerçekleşmiştir. Her dinin kendi içinde heretik saydığı en az bir grup vardır.
  • Fransa’da 1562′de başlayan Din Savaşları 1598′e değin aralıklarla sürdü. Bu dönemdeki en önemli olay, 1572′de Paris’te başlayan ve bütün Fransa’ya yayılan Aziz Bartolomeus Yortusu Kıyımıydı. Fransa tarihinin en karanlık sayfalarından birisi olan Kıyımda, Paris’teki hemen bütün Huguenot, Fransız Protestanları önderleri yok edildi, bütün ülkede binlerce Protestan katledildi. Bundan sonra Din Savaşları yeniden alevlendi. 1574′te IX. Charles‘ın yerine tahta çıkan III. Henry döneminde kısa aralıklarla sürdü. III. Henry’nin 1589′da öldürülmesinden sonra tahta çıkan IV. Henry Protestan’dı, ama o da ancak Temmuz 1593′te Katolik olmayı kabul ederek ülkede barışı sağlayabildi. 1598′de Henry’nin yayımladığı Nantes Fermanı‘yla Huguenot’ya dinsel ve siyasal özgürlük tanındı. 1685′te XIV. Louis Nantes Fermanı’nı yürürlükten kaldırdı. Bunu izleyen birkaç yıl içinde 250 bini aşkın Fransız Protestan’ı İngiltere, Prusya, Felemenk ve Amerika’ya göç etti.
  • Avrupa’da Reform yanlıları ile Katolikler arasında yaşanan din savaşları 1648 yılında yapılan Westfalia Antlaşması’na kadar, neredeyse yüz yıl sürdü.
  • R. Smith, İskoç sosyal antropolog Sir James Frazer (1854-1941) ve Avusturyalı nörolog Sigmund Freud (1856-1943) dini, toplumu ve kültürü, primitif şiddetin farklı formları olarak görmüşlerdir.
  • Sadhu, Hinduizm inancında ermiş kişidir. Ona yakın olmak, tanrıya yakın olmak demektir. Savaşçı Sadhu’lar olan Naga’ların ortaya çıkışı Müslümanların Hindistan’a gelişi ile olmuştur. Kendi aralarında İslam propagandası ile savaşmak üzere ordular kurmuşlar, önce Mughal daha sonra Britanya İmparatorluklarına karşı savaşmışlardır. Başbakan Indira Gandhi (1966-1977 ve 1980-1984) büyük şehirlerden kutsal inekleri kaldırmak isteyince silahlanıp Parlamentoya yürümüşler ve tasarıya engel olmuşlardı. Hinduizm’in savaşçıları olan Naga’lar günümüzde de savaş oyunları ile eğitiliyorlar.
  • Babası Ku Klux Klan üyesi olan Vaiz Jim Jones (1931-1978) ABD’de People’s Temple (Halkın Tapınağı) adlı tarikatın kurucusuydu. 1978 yılında Guyana‘da Jonestown kasabasında 911 müridini aynı anda intihar etmeye ikna etmiş ve kendisi de müritleriyle birlikte ölmüştür.

 

 

Bizans İmparatorluğu 128| Patrikhane 7

Ayios Yeoryios, Aziz Georgios Kilisesi’nin içinden. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ayios Yeoryios, Aziz Georgios Kilisesi’nin içinden.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1964 yılında Fener Patriği I. Athenagoras (1948-1972) ile Papa VI. Paul, 1054’te Katoliklerin ve Ortodoksların ilan ettikleri karşılıklı lanetlemeyi iptal ettiler, karşılıklı ilan edilen aforozları kaldırdılar.
  • Şubat 2016’da Papa Francesco ile Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill, 1054’ten bu yana ilk kez Havana’da bir araya geldi. İki liderin Ortadoğu ve diğer bölgelerde eziyete uğrayan Hıristiyanların kurtarılması için çabaların birleştirilmesinin de konuşulduğu; Papa ile Patrik’in ortak bildiriye imza attığı duyuruldu. Vatikan Sözcüsü, daha önce Papa ile birkaç kez görüşmüş ve bu yüzden Moskova tarafından eleştirilmiş Fener Rum Patriği Bartholomeos’un görüşmeden haberdar olduğunu ve görüşme dini nedenlerle gerçekleştirildiyse memnuniyet duyduğunu belirtti. Bu buluşmanın ve Bartholomeos’un memnuniyet bildirmesinin zamanlamasının Rus uçaklarının TC tarafından düşürülmesi sonunda meydana gelen Rus-Türk gerilimi sonrasına rastlaması dikkat çekici bulunmuş; Putin’in Papa üzerinden Batı’yı etkilemeye çalıştığı yorumları yapılmıştır.
  • Ortodokslar için zeytin ve zeytinyağının ayrıcalıklı ve kutsal bir yönü vardır. İsa’nın doğumundan sonra, üç müneccim kralın getirdikleri hediyeler altın, buhur ve miron adı verilen kutsanmış zeytinyağı idi. Çarmıha gerilmeden önce, Hazreti İsa’nın çektiği acılara, Zeytin Dağı eteklerindeki, Yetsimani adı verilen bahçede sekiz ulu zeytin ağacı tanıklık etmişti. Ortodoksların miron, Müslümanların mür adını verdikleri kutsanmış yağ, Fener Rum Ortodoks Patrikhane Kilisesi’nin avlusunda, bu iş için özel olarak kullanılan küçük bir binanın içinde yapılmakta; dünyadaki tüm Ortodoks kiliselerine gönderilmektedir. Vaftizlerde vaftiz teknesinin içine bu yağdan katılır, ölen kişinin bedenine sürülür. Kutsal yağ mironun yapımı, 14. yüzyıldan günümüze Patrikhane’de yapılmaktadır. Eski Mısır’a kadar uzanan kutsanmış yağ geleneğinin ritüelleri itibarı ile eski geleneklere en yakın ve en gizemli olanının Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nde yapılan miron olduğu düşünülüyormuş.
  • 451 Khalkedon Konsili’nde duofizitlerin metnini seçtiği düşünülen Azize Euphemia’nın bu metni tutan elinin bugün İstanbul’da Patrikhane’de olduğu düşünülmektedir. Azizenin rölikleri 1454 yılında Patrik II. Gennadios Skolarios tarafından Patriklik kilisesi olan Pammakaristos Manastırı’na taşınmıştır. Azizenin Ortodoksların bildirisini tuttuğu sağ eli, gümüş bir muhafaza içinde Patrikhane kilisesi Aziz Georgios Kilisesi’nde saklanmaktadır. Röliklerin 7. yüzyılda Roma’ya götürülmüş olduğu ve orada saklandığı da bir başka iddiadır.
  • Nazianzoslu Aziz Gregorio’nun na’şı Roma’da, San Pietro Kilisesi’ndedir. Ama bir kısmı Papa II. Jean Paul tarafından 2004 yılında Fener Patrikliğine bağışlanmıştır.
  • Patrikhane’nin kütüphanesi el yazması eserler, padişah fermanları, minyatür, resim, gravür, fotoğraf gibi görsel dokumanlar da içermekte, Fener’de yaklaşık 26.000 cilt kitap bulunmaktadır.

 

 

Bizans İmparatorluğu 103| Konstantinopolis’in II. Mehmet Tarafından Fethi 1453

  • II. Mehmet’in resmen 6 Nisan 1453’te başlayan kuşatması boyunca, kent tecrit edilmiş, şehrin denizle ilişkisinin kesilmesi sonucu para, erzak ve insan gücü yetersizliği baş göstermişti. İmparatorun yaptırttığı nüfus sayımına göre, kentin din adamları ve sivil halkı dahil savaşabilecek nüfusu, kuşatmanın başlangıcında 4.773 Bizanslı ile yaklaşık 200 yabancıdan oluşmaktaydı. Şehrin nüfusundaki ciddi azalmaya rağmen, tüm kuşatma boyunca yiyecek stokları kritik durumdaydı. II. Mehmet, büyük dedesi I. Bayezid’in (1389-1402)  başarısız kalan Konstantinopolis ablukası (1394-1402) sırasında kullandığı stratejiyi benimsemiş görünmekte, halkı açlığa mahkum ederek kentin teslim olmasını sağlamayı ummuştu, diye düşünülür. İmparator ilave yiyecek maddesi ve silah naklini teşvik etmek için, Ceneviz tacirlerinin Konstantinopolis’e getirecekleri malları gümrük vergisinden muaf tuttu. Söz konusu teşvik, en az üç büyük Cenova gemisinin 1453 Nisan ayında kuşatma altındaki kente gelmesinde rol oynadı. Şehirde karaborsacılar türedi. Kimi İtalyan tacirler Konstantinopolisliler yerine Osmanlılara yiyecek satmayı tercih etmiştir. Şehirdeki aşırı yoksulluk bazılarını maaş verilmezse savaşmayı reddetmeye ve görev yerini terk ederek, başka gelir kaynakları aramaya, tarlaları ekip biçmeye yönlendiriyordu.
  • XI. Konstantin askerden kaçma sorununu aşmak için kiliselerdeki hazinelerin eritilmesini emretti ve böylece basılan sikkelerle surların tamirini yaptırdı ve maaşları ödedi.
  • Kuşatmanın sonuna doğru mazgallı siperler için yeni yapılan büyük kalkanları surlara taşımak da sorun oldu. Kimse bu işi parasız yapmak istemedi, elde yeterli nakit yoktu, sonunda kalkanlar kullanılamadı.
  • XI. Konstantin’in hizmetinde çalışmakta olan Macar mühendis ve top yapımcısı Urban, imparatorla ücret konusunda anlaşamadığı için II. Mehmet’in hizmetine girdi.
  • Surların restorasyonu için ayrılan paranın tamamının bu iş için kullanılmadığı, bazılarının parayı zimmetine geçirdiği de söylenir.
  • Kentin varlıklı azınlığının savunma gereksinimlerine katkıda bulunmayı reddettiği de bir başka iddiadır. Konstantinopolis aristokratlarının kaynaklarının tükendiğini söylediği, oysa fetih sonrası Osmanlıların büyük miktarda para ve değerli eşya buldukları da eklenir.
  • İslam hukukuna göre kuşatma altındaki bir kent üç kez yapılan “teslim ol” çağrısını kabul ederse vergiye bağlanır, reddederse yağmalanırdı. Aslında bu, sadece Müslümanlara özgü bir kural değildi, neredeyse tarih kadar eski bir uygulamaydı. Fatih, Konstantinopolis’e üç kez “teslim ol” çağrısı yapacak, üçünde de reddedilecekti.
  • Son saldırıdan önce Fatih’in kentin bütün bina varlığını kendi fetih payı ilan ettiği, bunun kenti korumakta kararlı olduğunu gösterdiği söylenir.
  • Fatih’in ordusu 53 gün süren muharebenin ardından şehre girer.
  • Fatih Konstantinopolis’i kuşatınca Venedik, Papa ve Avrupa Bizans’a yardım etmez. Venedik sembolik ve gecikmiş bir destek vermiştir.
  • Son imparator Konstantin, son nefesine kadar çarpışır. Cesedinin çizmelerinden teşhis edildiği söylenir. XI. Konstantin Osmanlıdan, şehri teslim etmeyip savunduğu için, saygı görür.
  • Kehanet tutmuş, şehri I. Konstantin kurmuş, yine bir Konstantin, XI. Konstantin kaybetmiştir. Her iki Konstantin’in annesinin adı da Helena’dır.
  • Osmanlılar fetihten sonra üç gün şehri yağmalamıştır. Evler, kiliseler yağmalanmış, kent halkı esir alınarak köleleştirilmiş ancak kente bir şey olmamıştı. Fatih, Vakfiyesinin kapısına da “Hüner bir şehir kurmaktır/Halkın gönlünü almaktır” diye yazdıracaktır.
  • Kentin ele geçirildiği gün Bizans aristokratlarının bir kısmı bir Ceneviz gemisiyle şehirden kaçar. Bunların arasında beş Paleologos, iki Laskaris, iki Notaras vardı. Bu grubun çoğu kiliselerin birleşmesi yanlısıydı ve Latin egemenliğindeki yerlere kaçmayı tercih etmişlerdi.
  • Fetih sonrası şehir halkı sürülmüş, dışardan nüfus getirilmiştir.
Ağır topların surlara karşı kullanımı, boğaz girişine 1395 yılında, Yıldırım Beyazıt tarafından Cenevizlilerin Karadeniz'e çıkışını kontrol için Boğaz'ın en dar yerine inşa edilmiş Anadolu Hisarı'nın II. Mehmet tarafından güçlendirilmesi ve karşısına Rumeli Hisarı'nın inşa edilerek Hıristiyan ülkelerden gelebilecek takviyelerin önlenmesi ve gemilerin karadan taşınarak Haliç'e indirilmesi ile Ortaçağ bitmiş, Yeni Çağ başlamıştır. Fatih, kadırgalarını Kasım Paşa (Kozluca) Deresi yoluyla Haliç’e indirmiştir. İstanbul'un Fethi Dioraması, Nejat Çuhadaroğlu, Ottomania Yıldız Sarayı Sergisi Kataloğu. 2012.

Ağır topların surlara karşı kullanımı, boğaz girişine 1395 yılında, Yıldırım Beyazıt tarafından Cenevizlilerin Karadeniz’e çıkışını kontrol için Boğaz’ın en dar yerine inşa edilmiş Anadolu Hisarı’nın II. Mehmet tarafından güçlendirilmesi ve karşısına Rumeli Hisarı‘nın inşa edilerek Hıristiyan ülkelerden gelebilecek takviyelerin önlenmesi ve gemilerin karadan taşınarak Haliç’e indirilmesi ile Ortaçağ bitmiş, Yeni Çağ başlamıştır.
Fatih, kadırgalarını Kasım Paşa (Kozluca) Deresi yoluyla Haliç’e indirmiştir.
İstanbul’un Fethi Dioraması, Nejat Çuhadaroğlu, Ottomania Yıldız Sarayı Sergisi Kataloğu. 2012.

Rüyaları süsleyen şehir, 1920 yılında İtilaf Devletleri tarafından işgal edilir. Şehre dönemin Yunan Kralı Konstantin’e ithafen asılan afişlerde: “İstanbul’u bir Konstantin kurdu, Biri kaybetti ve Bir diğeri yeniden alacak. İsa yeniden gökyüzünde göründü” yazıyordu. Bu işgalden 400 yıl önce Nostradamus, Yüzükler adlı kitabındaki dörtlükte  şöyle yazmış: “Kongre başkanını tutan devlet adamları İşgal kuvvetlerince sürülecek Malta’ya Girilmiş İstanbul’a alınmış Rodos Adası Ama geldikleri gibi gidecekler sonunda.”

Rüyaları süsleyen şehir, 1920 yılında İtilaf Devletleri tarafından işgal edilir. Şehre dönemin Yunan Kralı Konstantin’e ithafen asılan afişlerde:
“İstanbul’u bir Konstantin kurdu,
Biri kaybetti ve
Bir diğeri yeniden alacak.
İsa yeniden gökyüzünde göründü” yazıyordu.
Bu işgalden 400 yıl önce Nostradamus, Yüzükler adlı kitabındaki dörtlükte şöyle yazmış:
“Kongre başkanını tutan devlet adamları
İşgal kuvvetlerince sürülecek Malta’ya
Girilmiş İstanbul’a alınmış Rodos Adası
Ama geldikleri gibi gidecekler sonunda.”

  • Fatih, şehri fethettikten sonra Roma İmparatoru ünvanını da almıştır. İlber Ortaylı’nın tanımına göre burası artık Müslüman Roma’dır; Osmanlı İmparatorluğu tarihteki üçüncü Roma’dır.
  • II. Mehmet, Roma Kilisesi’ne karşı Ortodoks Georgios Skolarius’u tüm Hıristiyanların ruhani lideri olarak atadı. Patrikliğin yasal konumunu belirleyen fermanı ile Hıristiyan topluma inanç ve ibadet serbestliği, can ve mal güvenliği ve kendi dini liderini seçme hakkı tanıdı. Patrik, vezir statüsünde idi ve Divan’a katılabiliyordu. Patrikhane mensupları vergiden muaf tutulmuştu. Fatih, 1461 yılında da Ermeni Patrikliğini kurarak Ermeni inanç dünyasını Ortodoksluk ’un baskısından kurtarmıştı.
  • Cyril Mango, Fatih’in büyük bir rölik koleksiyonunu alıkoyduğunu, II. Beyazıt’ın bu kutsal eşyayı elden çıkardığını söylüyor.
  • Cenevizliler, Fatih kenti kuşattığında tarafsız kaldılar. Fatih kenti alınca Galata’nın anahtarını verdiler. Galatalılar ile Fatih arasında Galata Ahitnamesi yapıldı. Sultan, 1660 yılında yanan, San Francisco Manastırı’nda Fransiskenlere konuk oldu. Yangından sonra Fransiskenler’e tahsis edilen yeni arsaya iki yüzyıl sonra kilise yapılabilmişti: İstiklal Caddesi’ndeki Saint Antoine Kilisesi.
  • Fatih Sultan Mehmet, şehri aldıktan sonra Konstantin’in iki yeğenini vezir; bir Bizans aristokratını Rum Mehmet Paşa adıyla sadrazam yaptı. Fatih’in üvey annesi Mara Brankoviç koyu bir Ortodoks’tu. Fatih Yunanca ve Latince biliyor, Hıristiyanlık tarihini inceliyor, zaman zaman kiliselerdeki ayinlere katılıyordu. Homeros okuyor, Akhilleus ve Hektor’un mezarlarını görmek üzere Troya’ya gidiyordu. Bu bilgileri onunla seyahat eden Rum tarihçilerden öğreniyoruz.
  • Bizans, 1463 yılında Fatih’in Trabzon’u fethetmesiyle tarih sayfasından tamamen silindi.
  • Konstantinopolis’in düşüşü, Bizanslıların günahlarının ilahi cezası olarak da değerlendirilmiştir. Bu “günah” değerlendirmeyi yapanlara göre değişir: Kimilerine göre bu günah, birlik karşıtlarının 1439’daki Floransa Konsili’nde benimsenen kiliselerin birleşmesi kararına uymayı reddetmeleri; kimilerine göre ise günah, birlik kararını Floransa’da imzalamış olmalarıdır.