Etiket arşivi: Panos Tsagaris

Şiddet 90| Yasaklar ve Sansür Şiddeti 1

  • Nazi Almanyası’nın hava kuvvetleri komutanı Hermann Wilhelm Göring, “Şu ‘kültür’ sözünü ne zaman duysam, elim tabancama gidiyor,” demiştir.
 Panos Tsagaris’in Art International İstanbul’da sergilenen eseri, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu


Panos Tsagaris’in Art International İstanbul’da sergilenen eseri, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Sansür, müellife ve esere olduğu kadar okura/izleyiciye de uygulanan şiddettir.
  • Devletin/Otoritenin yoğun gözetimi sansüre yol açar.
  • Sansür, kamuoyunun gerçekleri öğrenme hakkına yönelen şiddet türüdür.
  • Platon, bazı sanatların gençleri yanılttığını, akıldan çok duygunun kontrolüne yol açtığını, bu durumun ideal devlette kontrol altına alınması gerektiğini, hatta gerekirse sansürlenmesi gerektiğini savunmuştur.
  • Fransız ressam Gustav Courbet (1819-1877), 1870 yılındaki Özgür ve Sansürsüz Sanat bildirisi ile Napolyon rejimine karşı sanatçı muhalefetine öncülük etmiştir. İmparator’un vereceği şeref madalyasını reddetmesi, devlete karşı bile özgür olma çabasını yansıtır.
  • Freud’un özel anlamda sansür adını verdiği mekanizma gizli düşüncenin ifade edilmesine, içten atılmasına izin veriyordu.
    Psikanalitik ve Marksist okuma gibi değişik derin okuma türleri ile her metin, sırlarla dolu ve her yönden okumaya açıktı; dolayısıyla Yapıbozum kaçınılmaz hale geliyordu. Bu durum eleştirmene ciddi bir otorite bahşetti. Arthur C. Danto eleştirmeni, Freud’un kastettiği anlamıyla sansürün yerini alarak yazarı gitgide daha gizli, her kelimesinden birkaç anlam çıkarılabilen eserler üretmeye zorladığı iddiasındadır.
  • Marguerite Yourcenar, zekanın kendini en güzel kavram yaratma ve mizahta gösterdiğini; bu yüzden her ikisinin de belalı şeyler olduğunu; “vasatların” en çok saldırısına uğrayan münevver kabiliyetinin bunlar olduğunu yazar.

 

Çağdaş Sanata Varış 243|Çağdaş Dönem 18 Politika 1

  • İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ayhan Kaya’ya göre, globalizm ve küreselleşme kavramları birbirinden farklı iki olguyu ifade eder. Birebir Türkçe karşılığı olmayan globalizm kavramı, bir siyasal ideolojiye denk düşerken, küreselleşme (globalisation) kavramı ise, özellikle 1960’lı yılların ardından dünyada ivme kazanan iletişim, bilişim ve ulaşım teknolojileriyle birlikte belirginlik kazanan ve tekil bir öznesi olmayan sürecin adıdır. Globalizm ideolojisinin en önemli savunucusu ABD’dir. Globalizmin başlangıcı 20. yüzyıl başlarına kadar gider. ABD’nin bu dönemde uygulamaya başladığı kolonisiz emperyalizm, 20. yüzyılın yeni emperyalizm modelidir. Post kolonyalizm olarak da nitelenen bu süreçte iktisadi olduğu kadar kültürel emperyalizm de sergilenmiştir. 20. yüzyıla damgasını vuran Pax Americana, biraz nitelik değiştirerek Pax Capital (paranın getirdiği barış) ya da globalizm ideolojisi haline gelmiştir. 11 Eylül 2001’de ABD, 1812 yılından beri ilk kez kendi topraklarında saldırıya uğramış, bu tarih, dünya siyasetinde önemli bir dönüm noktası olmuştur: Pax Capital’in sonu gelmiş, çok taraflı dünya düzeninin tesisi ile ekonomik hegemonyanın paylaşılması gerekli olmuş, terör küreselleşmiştir.
Panos Tsagaris’in Art International İstanbul’da sergilenen eseri, 2015. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

Panos Tsagaris’in Art International İstanbul’da sergilenen eseri, 2015.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

All Palaces, Robert Montgomery, 2013. Art International 2015, İstanbul. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

All Palaces, Robert Montgomery, 2013.
Art International 2015, İstanbul.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ulusal hükümetlerin artık mali ve parasal politika üzerinde bir gücü kalmadığını;
Parlamento sisteminin tamamen işlevsiz hale geldiğini;
İktidarın artık toprağa ve sınırlara bağlı olmadan aktığını;
Temsili demokrasinin yapısı gereği siyasal katılımı engellediğini düşünenler:

Finansal sistemin toplumsallaştırılması;
Enerji sisteminin kökünden dönüştürülmesi;
Kullanılmayan tarım arazilerinin kolektifleştirilmesi;
Toplumsal meclisler aracılığıyla doğrudan demokrasinin kurulması;
Sermaye akışı alanının tamamen dışında işleyecek (ve sermaye birikimi döngüsüne katılmayı reddedecek) yeni siyasal alanlar açılması;
Dışlayıcı olmayan, aksine kapsayıcı kolektif karar verme yöntemlerinin yaratılması;
Yeni siyasal öznelliklerin geliştirilmesi için:

Eşitlikçi katılım,
Karar almada eşitlik,
Yataylık,
Doğrudan demokrasi,
Toplumsal dayanışma,
Çok sayıda alanda kolektif hareketlilik,
Kitlesel ayaklanmalar, “meydan hareketleri”,
Hiyerarşilerin reddi,
Toplumsal özyönetim,
Yatay özyönetim talep etmekte/
gerçekleştirmektedirler.

 

Madalyonun diğer yanında ise;
Neoliberal devlet yapısı,
Göçmen karşıtları,
Radikal  siyasi partiler,
Polis şiddeti vardır.

Stop and Search-Study, Banksy, 2007. Global Karaköy, 2016. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Stop and Search-Study, Banksy, 2007.
Global Karaköy, 2016.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu