Etiket arşivi: pamuk

Çağdaş Sanata Varış 301|Ekolojik Sanat 1

İsimsiz, Herbert Golser, 2014. ArtInternational İstanbul, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İsimsiz, Herbert Golser, 2014.
ArtInternational İstanbul, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Antik dönemde Stoacılar, ilahi akışa kendimizi bırakarak mutlu olmamızı tavsiye etmişlerdi. Çünkü evren böyle işliyordu. Ya da akıntının tersine yüzmeye çalışıp mutsuz olabilirdik.
  • İspanya, gümüş ve demir yataklarının zenginliği nedeniyle Hanibal’ in ailesi Barcalar’ı kendine çekmişti. Romalılar döneminde, bu madenlerde yaklaşık 40.000 köle çalıştırılıyordu ve günde yaklaşık 5 ton gümüş üretiliyordu. Bu bölgede ve Roma İmparatorluğu’ nun hemen her yerinde bu kadar çok metal işlenmesi, Roma döneminde Grönland’ın buz çekirdeklerinde büyük bir kirlilik oluşması sonucunu doğurmuştu. Böylesi bir kirlilik, 19. ve 20. yüzyıla kadar bir daha görülmedi.
    Yani, çevre sorunu yeni değil.

 

 

  • Orta Asya’yı dünyanın en büyük pamuk üreticisi haline getirmeyi tasarlayan Sovyetler Birliği döneminde Aral Gölü’nü besleyen Amu Derya ve Siri Derya’nın suları pamuk tarlalarının sulanması için kullanılmaya başladı. Bu politikanın sonucunda Özbekistan 1980′lerde dünyanın en büyük pamuk üreticisi haline geldi. Beslenemeyen Aral’ın kurumasıyla bölgedeki iklim de değişti. Yağmurlar azaldı, yeşil alanlar kuraklaştı. Aral’a yakın tatlı su göletleri de Aral’la birlikte kurudu. Aral’ın beslediği bitki örtüsü içerisinde yaşayan antilop sürüleri yeryüzünden silindi. Balıkçılık bitti. Aral, sadece bir örnek.
  • Endüstri için olmazsa olmaz üç hammadde var: çelik yapımında kullanılmak üzere demir, makineleri çalıştırmak için yakıt ve tüm hareketli parçaları birbirine bağlamak ve korumak için kauçuk.
  • Sık tropikal ormanlar kesilerek, yakılarak, yağmur ormanları yok edilerek  yerine  kauçuk ağacı dikiliyor.
  • Ürün, dünyanın bu yoksul kesiminde yaşayan insanlara refah getiriyor, bölgenin yalıtılmışlığına son veriyor.
  • Dünyanın büyük çeşitliliğe sahip ekosistemleri monokültür yapılan tarım alanlarına dönüşüyor. Monokültür, belirli bir bitki türünün bir bölgede çok yaygın olarak uzun yıllar boyunca yetiştirilmesine dayanan bir tarımsal yöntem. Endüstriyel tarımda sıklıkla kullanılan bu yöntem, kısıtlı işgücü olanaklarına sahip bölgelerde yüksek hasat oranlarına ulaşılmasına yardımcı olmaktadır.
  • Kauçuk ağacı ekimi, dünya tarihinin en büyük ve en hızlı ekolojik değişimlerinden birine neden oluyor.
  • Kauçuk ağaçlarının çok fazla suya gereksinim duyması nedeniyle kuyular ve nehirler kuruyor, bu durumda ekosistemlerin zarar görmesinden kaygılanılıyor.
Global Karaköy’deki Banksy sergisinden. Yakıt üretiminde kullanılmak üzere genetiği değiştirilmiş soya ekiminin yaygınlaşması, kozmetik ihtiyacı için Endonezya’da palmiye yağı üretimi amacıyla ormanların kesilmesi önemli ekolojik zararlara yol açmaktadır. Toplumsal eşitsizlikler ve ekolojik yıkımlar tırmanışa geçmektedir. Fosil yakıt türleri, aşırı kullanıldığında çevreye birtakım zararlar verir. Asit yağmuru oluşumuna neden olmak, havanın karbondioksit oranını artırmak, iklim değişikliği yaratmak, küresel ısınma fosil yakıtların yol açtığı başlıca çevresel zararlar arasındadır.  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2016.

Global Karaköy’deki Banksy sergisinden.
Yakıt üretiminde kullanılmak üzere genetiği değiştirilmiş soya ekiminin yaygınlaşması, kozmetik ihtiyacı için Endonezya’da palmiye yağı üretimi amacıyla ormanların kesilmesi önemli ekolojik zararlara yol açmaktadır. Toplumsal eşitsizlikler ve ekolojik yıkımlar tırmanışa geçmektedir.
Fosil yakıt türleri, aşırı kullanıldığında çevreye birtakım zararlar verir. Asit yağmuru oluşumuna neden olmak, havanın karbondioksit oranını artırmak, iklim değişikliği yaratmak, küresel ısınma fosil yakıtların yol açtığı başlıca çevresel zararlar arasındadır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2016.

 

 

 

Süslenmeye Dair 1

  • Japonya’nın Hokkaido Adası, Kuril Adaları ve Sahalin’in yerlisi Ainu kavmi, ağaç kabuğundan kumaş dokurdu. Erkekler körpe ağaçlardan kabuk toplar, bunları suyun içinde yumuşatır, liflerini ayırır ve güneşte kuruturlar, kadınlar da bu liflerden kumaş dokurlardı.
  • Meksika’daki Mayalar, pamuktan dokunmuş ve boyanmış elbiseler giyerlerdi. Başlık gibi süs eşyaları ise ağaç kabuklarının yumuşatılmış liflerinden yapılırdı.
  • Meksikalı kadınlar eski devirlerde de üçgen biçiminde, bazen püsküllerle süslenmiş şallar kullanırlardı.
  • Eski Mısır’da papirüsten yapılma sandaletler yaygındı. Sadece zenginler deri sandalet yaptırabilirlerdi.
  • Kore’deki eski Silla Krallığı’nın (MS 5-6. yüzyıllar) başkentinin yakınında yapılan kazılarda altından yapılma pek çok nesnenin yanında altın ayakkabılar da bulunmuştur.
  • Eski Mısırlı erkek ve kadınlar iç çamaşır olarak peştamal kullanırlardı.
  • Antik Yunanlar daha çok keten ve yünden yapılma giysiler giyerlerdi.
  • 16. yüzyılda bir Llolard’ın (Anglo-Sakson gezici derviş) yazdıklarından, zengin kadınların kol kenarlarına ipek şeritler dikilmiş tunikler ve kırmızı deri ayakkabılar giyip, başlarına uzun örtüler taktıklarını; saçlarını bukle bukle yaptıklarını; el tırnaklarını atmaca pençesi gibi sivrilttiklerini öğreniyoruz.
  • Açılıp kapanan yelpazeler MS 4. yüzyılda Japonya’da icat edilmişti.
    Fibula, iki parça kumaşı birbirine tutturmaya yarayan bir takı ve modern çengelli iğnelerin atası. MÖ 12.-7. yüzyıllar arasında Orta Anadolu'nun batısında yaşayan Frigler Anadolu'da fibula kullanan ilk halk topluluğu olarak biliniyorlar. Başkentleri Gordion'da yapılan kazılarda çok miktarda fibula bulunmuştur. Fotoğraf: Rezan Has Müzesi

    Fibula, iki parça kumaşı birbirine tutturmaya yarayan bir takı ve modern çengelli iğnelerin atası. MÖ 12.-7. yüzyıllar arasında Orta Anadolu’nun batısında yaşayan Frigler Anadolu’da fibula kullanan ilk halk topluluğu olarak biliniyorlar. Başkentleri Gordion‘da yapılan kazılarda çok miktarda fibula bulunmuştur.
    Fotoğraf: Rezan Has Müzesi

    • Antik dünyada bol dökümlü, gevşek giysileri bağlamak için broşlar kullanılmıştır.
    • Zengin Anglo-Sakson kadınlar çok mücevher kullanırdı. Erkeklerin ise silahları süslü olurdu. Özellikle grena (lal taşı) adı verilen kırmızı taşlardan hoşlanırlardı (MS 6-7. yüzyıllar).
    • Aztekler kulak, burun ve dudak deliklerine altın, seramik ve obsidyenden (siyah volkanik kristal) yapılma takılar takarlardı.
    • Demir Çağı Britanyası’ndaki Keltler madeni telleri bükerek torc adı verilen kolyeler yaparlardı. Snettisham’da 64 altın telden yapılma bir kilodan ağır bir torc bulundu (MÖ 100).
    • Yüzükler tarih boyunca en büyük güç kaynakları olmuşlardır. Daire sonsuzluk ve birliğin simgesidir.
    • Şeytanın insan bedenine bir boşluktan, bir delikten girdiğine inanılmıştır. Bu yüzden, büyülü bir taş ya da madenden yapılmış küpe takarak bedeni şeytana karşı korumak mümkündür. Hindistan’da buruna hızma takılmasının nedeni de aynıdır. Bazı yörelerde ağızlar ve gözler dövmelerle çizilen desenlerle korunur.
    • Elmasların, safirlerin, zümrütlerin sahiplerinin geleceğini olumlu etkilediğine inanılırdı.
Bazı değerli taşların belirli güçler taşıdığına inanıldığından, uğurlu ve uğursuz sayılan taşlar ve mücevherler vardır. Mavi Elmas ya da Umut Elması adı verilen değerli taş, 17. yüzyılda Hindistan’da Tanrı Rama’nın heykelinden çalındı, taşı bir Fransız aldı/satın aldı. Bu adam, yabani hayvanlara yem oldu. Aynı taş, Fransa Kralı XIV. Louis’nin eline geçti, kral frengiden öldü. Daha sonra elmasın sahibi olan XVI. Louis, giyotinde can verdi. Mavi Elmas, bir İngiliz bankerin eline geçti; adam elması oğluna verdi, oğlu tüm servetini kaybetti. Elması elde eden ABD’li elmas tüccarı taşı Smithsonian Enstitüsü’ne bağışladı. Marie Antoinette’e ait bir kolye de, 1960’lı yıllarda düzenlenen bir müzayedede alıcı bulamamıştı. Fotoğraf: si.edu

Bazı değerli taşların belirli güçler taşıdığına inanıldığından, uğurlu ve uğursuz sayılan taşlar ve mücevherler vardır.
Mavi Elmas ya da Umut Elması adı verilen değerli taş, 17. yüzyılda Hindistan’da Tanrı Rama’nın heykelinden çalındı, taşı bir Fransız aldı/satın aldı. Bu adam, yabani hayvanlara yem oldu.
Aynı taş, Fransa Kralı XIV. Louis’nin eline geçti, kral frengiden öldü.
Daha sonra elmasın sahibi olan XVI. Louis, giyotinde can verdi.
Mavi Elmas, bir İngiliz bankerin eline geçti; adam elması oğluna verdi, oğlu tüm servetini kaybetti.
Elması elde eden ABD’li elmas tüccarı taşı Smithsonian Enstitüsü’ne bağışladı.
Marie Antoinette’e ait bir kolye de, 1960’lı yıllarda düzenlenen bir müzayedede alıcı bulamamıştı.
Fotoğraf: si.edu

 

Süslenmeye Dair Yazılarında Yararlanılan Kaynaklar

  • Batıl İnançlar, Peter Lorie, Milliyet Kitapları, 1997.
  • Antik Dünyada Bilinmesi Gereken 500 Şey, Carolyn Howitt, İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.
  • Ainular Ortaya Çıktı, Hürriyet Gazetesi, 06 Haziran 2008.

 

 

Özbekistan Gezisi 52 Özbekistan’a Dair

  • 20. yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından kabul edilen Anti-Sovyet  Andrei Platonov (1899-1951), Sel Yayıncılık’tan çıkan Can adlı eserinde, Üst Yurt ve Amu Derya deltası dolaylarında çeşitli uluslardan kimselerin oluşturduğu küçük ve yoksul bir göçebe topluluğunun aranması konusunu işlemiştir. Bu topluluğun içinde Türkmenler, Karakalpaklar, Özbekler, Kazaklar, İranlılar, Kürtler, Beluciler ve kimliği unutulmuşlar, yani Canlar, herkesin dışladığı insanlar vardır. Canlar, köleliğin öldürdüğü ruhlardır. İlk yayımlanışı 1938 yılında yapılan Can, çok severek okuduğum, Platonov’un Türkçe yayımlanmış diğer eserleri gibi, insanın içini titreten bir eserdir.
Çocukların okul yerine hasatta ırgat olarak çalıştırılması  Özbekistan’a özgü bir uygulama değil. Aradaki fark oradakinin devlet zoruyla yapılıyor olması. Fotoğraf:istanbulgazetesi.com.tr

Çocukların okul yerine hasatta ırgat olarak çalıştırılması Özbekistan’a özgü bir uygulama değil. Aradaki fark oradakinin devlet zoruyla yapılıyor olması.
Fotoğraf:istanbulgazetesi.com.tr

  • SSCB idaresindeyken Özbekistan’ın tüm ekilebilir alanları devlete ait 2.048 çiftliğin kontrolündeydi. Bağımsızlık sonrası, 1991’den sonra, bu çiftlikler dağıtıldı ve tüm arazi bölüştürüldü. Kerimov hükümeti, çiftçilerin ne ekebileceğini ve tam olarak kaça satabileceğini belirleyen düzenlemeler getirdi. Çiftçilere mahsulleri karşılığında dünya Pazar fiyatlarının çok altında bir ödeme yapılıyor, gerisini hükümet alıyordu. Özbek ekonomisi için pamuğun ne kadar değerli bir ihraç maddesi olduğunu, bu yüzden toprağın, suların nasıl hor kullanıldığını daha önce yazmıştık. Ama Kerimov düzenlemesinin getirdiği fiyata kimse pamuk ekmezdi, bu durumda hükümet onları buna mecbur etti. Her çiftçi arazisinin %35’ini pamuğa ayırmak zorundaydı.
  • Bağımsızlık öncesinde hasadın %40’ı biçerdöverle toplanıyordu. 1991’den sonra, Kerimov rejiminin çiftçilere getirdiği yük karşısında çiftçiler biçerdöver satın almak ya da ellerinde tutmak istemediler. Kerimov biçerdöverden daha ucuz bir seçenek buldu: Eylül başında toplanmaya başlanan pamuk kozalarını okul çocukları toplayacaktı. Kerimov tüm okullara teslim etmeleri gereken pamuk miktarını belirten kotalar göndermeleri için kaymakamlara emir verdi. Öğretmenler birer personel alım memuruna dönüştü. Ayrıca hasat sezonu boyunca, iki ay, çocuklar hafta sonu tatili yapmayacaktı. Her ne sebeple olursa olsun bir çocuk hasada gitmeyip evde kaldığında öğretmen ebeveyni ihbar etmeye mecburdu. 2006 yılı verilerine göre 2,7 milyon çocuk okul yerine tarlaya hasada gitmişti.
  • Kırsal kesimdeki çocukların yürüyerek ya da otobüsle gidebilecekleri tarlalara tahsis edilme şansı var. Şehirlerdeki çocukların baraka ya da ambarlarda makineler ve hayvanlar arasında uyumaları gerekiyor. Tuvaletleri ve mutfakları yok. Çocukların öğle yemeği için kendi yiyeceklerini getirmeleri gerekiyor!?
  • 2006’da pamuğun dünya fiyatı kilo başına 1.40 dolar civarında iken 20 ya da 60 kiloluk günlük kotalarına karşılık çocuklara yapılan ödeme yaklaşık 0,03 dolar idi. Pamuk hasadının %75’ini çocukların gerçekleştirdiği tahmin ediliyor. Dolayısıyla sonbaharda okullar mecburi çapalama, ayıklama ve dikim için kapatılıyor.
  • Doktorlar ve hemşireler, zorunlu olarak pamuk hasadında düşük ücretlerle çalıştırıldığı için ilçelerdeki hastaneler de kapanabiliyor.
  • Bu angaryadan çıkar sağlayan ise Kerimov liderliğindeki siyasi elit. Kerimov Ailesi ve eski komünist yoldaşlarının inanılmaz derecede zenginleştiğine inanılıyor.
Gülnara Kerimova Halit Ergenç’i, 6. yüzyılda geçen dönem dizisinde oynatmak için seçmiş, ülkesine davet etmişti. Fotoğraf:www.yurtmedya.com

Gülnara Kerimova Halit Ergenç’i, 6. yüzyılda geçen dönem dizisinde oynatmak için seçmiş, ülkesine davet etmişti.
Fotoğraf:www.yurtmedya.com

  • Kerimov Ailesi’nin ekonomik çıkarları, İslam Kerimov’un üç çocuğunun en büyüğü, kızı Gülnara (1972-)tarafından idare ediliyor.
  • Gülnara’nın babasının halefi olduğuna kesin gözüyle bakılıyor.
  • ABD şirketi Interspan Özbekistan’da çay yatırımına girdi. 2005 yılına gelindiğinde yerel pazarın %30’unu ele geçirmişti. Gülnara, çay sanayiinin ekonomik bakımdan umut verici olduğunu gördü. Çok geçmeden Interspan’in yerli personeli tutuklanmaya, dövülmeye, işkence görmeye başladı. Şirket 2006’da Özbekistan’dan çekilmek zorunda kaldı, pazarın %67’si Kerimov Ailesi’nin kontrolüne geçti.
  • Gülnara Taşkent Devlet Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden lisans derecesini aldı, Harvard Üniversitesi‘nde Master yaptı, Taşkent’te siyaset bilimi dalında doktora aldı. Afgan kökenli bir ABD’li işadamı ile on yıl evli kaldı, iki çocuğu oldu.
  • Gülnara Kerimova, 1998 yılında ve 2000 ile 2003 yılları arası New York’ta Birleşmiş Milletler’de; 2003-2005 yılları arasında Moskova’da Özbek elçiliğinde bakan danışmanı; 2005-2008 yılları arasında dışişleri bakanı danışmanı; 2008′de dışişleri bakan yardımcısı ve Birleşmiş Milletler ve Cenevre’deki uluslararası kuruluşlara Özbekistan Daimi Temsilcisi; 2009-2013 yılları arasında UNESCO’da çocukların eğitimiyle ilgili organizasyonun direktörü!; 2010-2012 yılları arasında Özbekistan’ın İspanya Büyükelçisi olarak görev yaptı.
  • Gülnara ayrıca ülkesinin pop divası. Buhara’nın tarihi mekanlarında çektiği klip ile; Gerard Depardieu ile söylediği, sözleri Gülnara’ya ait şarkı ile çok ses getirmişti.
  • Mücevher tasarımı yapıyor, mücevherleri Guli etiketiyle satılıyor.
  • Gülnara, WikiLeaks’te yayımlanan ABD belgelerinde de konu oldu. ABD’li diplomatlar onu “hırsız barones” olarak nitelendiriyorlardı.
  • Gülnara’ya “Özbekistan’ın en nefret edilen ünlüsü” deniyor.
  • Fransa ve ABD sosyetesinin önde gelen isimleri için Özbekistan’da bedava tatiller düzenliyor.
  • Twitter’da 22.000 takipçisi var. Twitter’da paylaştığı seksi pozları yüzünden babasından dayak yediği gazetelerde yer aldı.
  • Moda dünyası ile de ilişkileri var. 2011’de New York Moda Haftası’nda kendi tasarımlarını sergileyeceği defilesi, insan hakları örgütlerinin protestoları sonucu iptal edilmişti. Bunun üzerine kreasyonunu kendi imkanlarıyla New York Cipriani’de sergilemek istedi ancak eylemciler bu defa da protestolarını lokantanın önünde sürdürdüler.
  • Kerimova günümüzde İsviçre’nin Cenevre Kantonu’nda 2009 yılında 18,2 milyon İsviçre Frangı ödeyerek satın aldığı evde yaşamaktadır.
Özbekistan Devlet Televizyonu yönetimi, bünyesinde çalışan gazetecileri, katıldıkları basın toplantılarında kendi istedikleri soruları serbestçe sormamaları konusunda uyardı. Aralık 2014. Gazetecilerin sorularını basın toplantısından önce yönetime bildirmeleri gerekiyor. Fotoğraf:www.medyaloji.net

Özbekistan Devlet Televizyonu yönetimi, bünyesinde çalışan gazetecileri, katıldıkları basın toplantılarında kendi istedikleri soruları serbestçe sormamaları konusunda uyardı. Aralık 2014.
Gazetecilerin sorularını basın toplantısından önce yönetime bildirmeleri gerekiyor.
Fotoğraf:www.medyaloji.net

  • Rejim muhalifleri ya hapiste ya sürgünde. Özbekistan’da özgür basın yok, sivil toplum kuruluşlarına izin verilmiyor. İnternet sansürlü.
  • İslam Kerimov’un nüfus planlaması adına özellikle kırsal kesimdeki kadınlara, haberleri olmadan kısırlaşma operasyonları uygulattığı BBC’nin iddiası.
  • Özbekistan gazeteci ve aktivistleri sınır dışı etmesi, rejim aleyhine konuşan, ülkede işlenen suçları ortaya dökenlere işkence yapmasıyla biliniyor.
  • Özbekistan sömürücü siyasal ve ekonomik kurumlara sahip, dolayısıyla yoksul bir ülkedir. Nüfusun üçte biri yoksulluk içinde yaşar.
  • Ancak Özbekistan’ın kalkınma göstergelerinin hepsi kötü değil. Okula yazılma oranı %100 (hasat zamanı hariç!). Okuryazarlık da çok yüksek.
  • Özbekistan eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri ile pek çok ortak noktaya sahiptir ve günümüzün sömürücü kurumlar nedeniyle başarısızlığa uğrayan ülkelerden biridir.

 

 

Özbekistan Gezisi 36 Orta Asya Sanatı 2

  • Kırgızistan ve Özbekistan’da bulunan veriler, 7.-8. yüzyıllarda insan biçimli kaplarda oldukça gelişmiş bir plastik sanatın varlığına işaret eder.
  • 8. yüzyılın sonu ve 9. yüzyılın başında yerel hükümdarlar için Abbasi sarayı tek geçerli model idi.
  • 9. yüzyılda gelişmeye başlayan seramik sanatı, 9.-12. yüzyıllarda yaygın olarak halkın yaşamına girmiştir. Seramikçiler kendi mahallelerinde bir arada yaşıyorlardı. Moğol istilasından önce seramik, yüksek nitelikli bir sanat olmuştur. Semerkand, Hiva, Şaş, Merv, Nisa, Harezm şehirlerinde seramik üreten merkezler vardı. Orta Asya’da seramik önceleri yerli silikat hamuru ile Çin porselenini taklit etmeye çalışmıştır. Daha sonra taklit etmekten vazgeçmiş, kendine özgü bir üslup geliştirmiştir.
  • Efrasiyab (Semerkand) kazıları sınai boyutlara varan cam üretimini ortaya çıkarmıştır; 9. yüzyıldan itibaren konutların pencerelerini süslemek için daire biçiminde renkli camlar kullanılmıştır.
  • 10.-11. yüzyıllarda Maveraünnehir, Horasan ve Yakındoğu’da Türkleşme süreci hız kazandı. Çok sayıda Türk etnik grubu Yakındoğu’ya göç etmeye başladı. Maveraünnehir ’de Karahanlılar, İran ve Anadolu’da Selçuklular hanedanlar kurdular.
  • 10. yüzyılın sonunda Afganistan topraklarında, Doğu İran ve Kuzey Hindistan’da Gazne Sultanlığı hakimdi.
  • 10.-12. yüzyılların sanat anlayışı ve üslubu tümüyle İslamiyet faktörüne bağlıdır. İslam’la birlikte bazı eski gelenekler sönmeye yüz tuttu. Önceki yüzyılların anıtsal resimleri, İslamiyet öncesi büyük bir canlılık göstermişken, 8. yüzyıldan başlayarak yavaş yavaş neredeyse ortadan kalktı. İslam ile bezeme ve süsleme sanatları gelişmiş, nakkaş üst düzeyde bir sanatçı olmuştur. Bitkisel ve geometrik bezeme sistemleri ve kufi ağırlıklı hat sanatı gelişmiştir.
Şah-ı Zinde ’deki restorasyon çalışmalarından. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Şah-ı Zinde ’deki restorasyon çalışmalarından.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 12. yüzyılda Orta Asya sanatçıları, seramikte kalıp ve pres kabartma tekniğini bilip uygulamaktaydı. Yapılarda çini kaplama yaygınlaştı. Semerkand seramiğinde kaligrafik bitkisel motifler önemli bir yer tutar. Gelişen matematiğe paralel olarak, geometrik bezemenin mimaride kullanılışı da yoğunlaşmıştır. Resimlerde hayvan motifleri çoğalmıştır. Özellikle kuş motifleri çok kullanılır. Semerkand seramiğinde insana ilişkin bir şey bulunmaz. Moğol dönemi öncesi, genelde belirli bir stilizasyon ifadesi olsa da, natüralizm de reddedilmiş değildir. Epigrafi bezemeye katılır. Sade ve parlak yazılarla süslenmiş kap kacak da yapılır. Yazıların okunmaz hale gelip sadece süs niteliğine dönüşmesi de 12. yüzyılda başlar.
  • Göçer sanat ve zanaat gelenekleri halı ve kilim işlerinde devam eder. Geometrik tasarımların yanı sıra çiçek motifleri de kullanılır.
  • Moğol öncesi dönemde Orta Asya, ünlü kumaşlarını Batı İslam ülkelerine ve Bizans’a ihraç etmiştir. Semerkand, Merv, Buhara gibi merkezlerde yün, pamuk, ipek kumaşlar, karma tekniğe dayalı simli kumaş ve gümüşi kumaş türleri de üretilmiştir. Merv ve Buhara’daki özel dokuma atölyelerinde Bağdat halifelerine gönderilen kumaşlar dokunuyordu. Dokuma sanatında motif olarak Çin ipeklilerindeki ejderler ve bulutlar da kullanılıyordu. Timur, Şam seferinden dönerken dokuma uzman ve işçilerini yanında getirmiş ve Semerkand’ı terk etmelerini yasaklamıştı. Semerkand’ın bir özelliği olan koyu kırmızı kadife Çin’de iyi satılıyordu.
  • 10.-11. yüzyıllarda Maveraünnehir ’den batıya hazır elbiseler, çadır malzemeleri ve boyalar da ihraç edilmiştir. Dokumanın hammaddesi koyun ve deve yünüydü.
  • Bitki özünden mavi bir boya olan indigo ile rengarenk boyanmış, çok yumuşak, kadın ayakkabısı yapımında kullanılan bir cins keçi derisi olan sahtiyan/maroken ihraç ürünleriydi. Semerkand marokeni ünlüydü.
  • Bu dönemin halı bezemesinde göçerlerin aşiret simgeleri ile Sogd sanatına özgü olan çift hayvan kompozisyonları çok kullanılmıştır.