Etiket arşivi: Palmira

Şiddet 80| Kültür Mirasına Yönelik Şiddet 2

Lamassu, Michael Rakowitz, 2017. Annesi Iraklı olan ABD’li sanatçı Michael Rakowitz (1973-) çalınan, yok edilen veya kaybolan kültürel nesnelerin tıpkılarını yapıyor. Bu kültür varlıklarının yeniden üretiminde malzeme olarak Ortadoğu kökenli yiyecek paketleme ve Arapça basın yayın ürünlerini kullanmayı tercih ediyor. Lamassu, Ninova antik kentindeki Nergal Kapısında duran ve IŞİD tarafından Şubat 2015’te yok edilen Asur tanrı heykeli. Bu eserin ana malzemesi ise Irak ve Ortadoğu için kültürel ve ticari bir sembol olan hurma şerbetine ait teneke kutu ambalajları. MÖ 575 yılında Nabukadnezar tarafından antik Babil kentinin merkezine yaptırılan İştar Kapısı’nın tıpkısı Berlin’de 2010 yılında Haus der Kulturen die Welt’de sergilendi. Orijinal kapının bulunduğu caddenin adı Görünmez Düşman Var Olmamalı idi. Aynı caddenin adı Küstahlık Eden Üstün Gelmesin diye de tercüme edilebiliyor. Görünmez Düşman Var Olmamalı, 2003 yılında ABD işgali sonrası Irak’ta yok olan eserlerin kopyalanması ile 2006 yılında sanatçının başlattığı ve günümüzde de devam eden projesinin adı. Lamassu, bu projenin bir uzantısı ve sanatçının Lamassu heykel projesi önemli bir İngiliz sanat ödülü olan Fourth Plinth’e aday dört finalistten biri oldu. Eseri Mart 2018’den itibaren Trafalgar Meydanı’nda sergilenecek. Fotoğraf: artnet News

Lamassu, Michael Rakowitz, 2017.
Annesi Iraklı olan ABD’li sanatçı Michael Rakowitz (1973-) çalınan, yok edilen veya kaybolan kültürel nesnelerin tıpkılarını yapıyor. Bu kültür varlıklarının yeniden üretiminde malzeme olarak Ortadoğu kökenli yiyecek paketleme ve Arapça basın yayın ürünlerini kullanmayı tercih ediyor. Lamassu, Ninova antik kentindeki Nergal Kapısında duran ve IŞİD tarafından Şubat 2015’te yok edilen Asur tanrı heykeli. Bu eserin ana malzemesi ise Irak ve Ortadoğu için kültürel ve ticari bir sembol olan hurma şerbetine ait teneke kutu ambalajları.
MÖ 575 yılında Nabukadnezar tarafından antik Babil kentinin merkezine yaptırılan İştar Kapısı’nın tıpkısı Berlin’de 2010 yılında Haus der Kulturen die Welt’de sergilendi. Orijinal kapının bulunduğu caddenin adı Görünmez Düşman Var Olmamalı idi. Aynı caddenin adı Küstahlık Eden Üstün Gelmesin diye de tercüme edilebiliyor.
Görünmez Düşman Var Olmamalı, 2003 yılında ABD işgali sonrası Irak’ta yok olan eserlerin kopyalanması ile 2006 yılında sanatçının başlattığı ve günümüzde de devam eden projesinin adı. Lamassu, bu projenin bir uzantısı ve sanatçının Lamassu heykel projesi önemli bir İngiliz sanat ödülü olan Fourth Plinth’e aday dört finalistten biri oldu. Eseri Mart 2018’den itibaren Trafalgar Meydanı’nda sergilenecek.
Fotoğraf: artnet News

  • 2003 yılında ABD işgali sonrası Bağdat’taki Irak Müzesi yağmalandığında 15 bine yakın kültürel nesne kaybolmuştu. Zaman içinde bunlardan sekiz binine ulaşıldı, yedi bin kültür varlığı halen kayıp.
Palmira Bel Tapınağı- MÖ 2. yüzyılda yapılmış Helenistik tapınak üzerine birinci yüzyılda inşa edilen bu tapınakta tapım üçüncü yüzyıla kadar devam etmişti. Kuzey cephe örgüsü orijinaldi, diğer cepheler burayı 12. yüzyılda kaleye dönüştüren Arapların yaptığı duvarlardı. Tapınağın giriş kapısının dikdörtgenin uzun tarafından açılmış olması ve kapının duvarın ortasında olmaması gibi unsurlar burayı benzersiz kılıyordu. IŞİD, 2015 yılında Bel Tapınağı’ndan geriye pek bir şey bırakmadı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2003.

Palmira Bel Tapınağı- MÖ 2. yüzyılda yapılmış Helenistik tapınak üzerine birinci yüzyılda inşa edilen bu tapınakta tapım üçüncü yüzyıla kadar devam etmişti. Kuzey cephe örgüsü orijinaldi, diğer cepheler burayı 12. yüzyılda kaleye dönüştüren Arapların yaptığı duvarlardı. Tapınağın giriş kapısının dikdörtgenin uzun tarafından açılmış olması ve kapının duvarın ortasında olmaması gibi unsurlar burayı benzersiz kılıyordu.
IŞİD, 2015 yılında Bel Tapınağı’ndan geriye pek bir şey bırakmadı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2003.

  • Bünyesinde Greko-Romen teknikler ile Pers etkilerini birleştiren; 1980 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınan; Çölün Gelini denen Palmyra antik kentini ele geçiren terör örgütü IŞİD, 40 yıldır burada çalışan arkeolog Halid Esad’ı infaz etti, birçok tarihi esere ciddi zararlar verdi, eserlerin bir kısmını da imha etti. UNESCO, arkeolojik yerleşmelerdeki yağma ve yıkımı savaş suçu olarak nitelendirdi.
    Palmira, Yahudilerin kurduğu en eski şehirlerden biri olarak kabul edilen ve MÖ 14. yüzyılda kurulduğu düşünülen; MÖ 2. yüzyıl – MS 3. yüzyıl tarihlerinde Palmira Krallığı’nı barındıran antik kent, 2015 ve 2016 yılında iki kez ele geçirildi ve kent toplam on ay terör örgütünün elinde kaldı. Örgüt, Tetrapylon’u bombalarla patlattı; tarihi eserleri balyozlarla parçaladı, Roma tiyatrosunun sahne bölümündeki anıt ve heykeller büyük hasar gördü. Palmira’da iki tane iki bin yıllık tapınak ve kule mezarlar yıkıldı. Palmira Müzesi’nde de bazı eserler terör örgütü tarafından tamamen parçalandı.
  • Musul Müzesi de ne yazık ki, savaş ile yok olan müzelerden biri oldu.

 

 

Libya 1

2005 yılında FEST Travel  ile Faruk Pekin liderliğinde yaptığımız gezinin bilgilerini paylaşacağım. O zaman Kaddafi baştaydı, iç savaş daha çıkmamıştı, nüfus 6 milyondu, hayran kaldığımız eserler tahrip olmamıştı, ABD ambargosu kalkmıştı, ortalıkta pek kadın gözükmüyordu, etraf çok sakindi.

Libya’daki gezimizde UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan dört yer gördük: Cyrene, Sabratha, Leptis Magna ve Gıdamis. Bunlar arasında, otantikliği ile tüm grubu hayran bırakmış, Kaddafi taraftarlarının yoğun olduğu Gıdamis’ta çok çatışma olduğu, dolayısıyla en büyük tahribatın orada yaşandığı söyleniyor.

Libya’da gördüğüm antik şehirlerin o güne kadar gördüklerimin en görkemlileri olduğunu söylemeliyim. Akdeniz ile antikitenin birlikteliği nefes kesiyordu. Palmira‘nın başına gelenin bunların da başına gelmemiş olmasını diliyorum.

Ayrıca gördüğüm en muhteşem çöl de Libya’daydı. Burada çöl, “Kum Denizi”, “Kum Okyanusu” olarak anılıyor. Zaten çöllerin içinde dünyaca en ünlüsü Libya çölleri imiş. Libya dosyamın başlarında özellikle çöl fotoğraflarına yer vereceğim.

Yararlanılan Kaynaklar

  • A Short History of the Libyan Struggle, Ahmed M. Ashiurakis, Dar El-Fergiani, 1995.
  • The Green Book, Muammar Al Qathafi, World Center for the Study and Reseach, 1999.
  • The Antiquities of Tripolitania, D. E. L. Haynes, 1981.
  • The Magic Gate of the Sahara, Angelo Piccioli, Dar Al-Fergiani, 2000.
  • Bir Çöl Mesajcısı, Mirella Bianco, Roman’s Yayınları.
  • Patterns of Libyan Mosaics, Dr. Fadhl Ali Muhammad, Dar Al-Anies, 1998.
  • Libya An End to Isolation, Andrew Cockburn, National Geographic, November 2000.
  • Yeni Keşfedilen Bir Ülke Libya, Faruk Pekin, Hürriyet 7 Şubat 2005.
  • Fest Kitapçığı, 2005.
  • Seyyid Ahmed eş-Şerif’in Anadolu’daki Milli Mücadele’ye Katılışı ve Mustafa Kemal’i Desteklemesi, Yrd. Doç. Dr. Kadir Özköse, www.cumhuriyet.edu.tr, 2005.
  • Enver Paşa’nın Anıları, Halil Erdoğan Cengiz, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2010.
  • Sanat Terimleri Sözlüğü, Adnan Turani, Toplum Yayınevi, 1980.
  • AnaBritannica, ilgili maddeleri.
  • Romalılar, Reginald H. Barrow, İz Yayıncılık, 2002.
  • Geldim Gördüm Yendim, Peter Jones, Say Kitap, 2016.
  • Demokratik özerklik ne demek? Cemahiriye!, Taha Akyol, Milliyet 21.12.2010.
  • Megarondan Tapınağa, arkeokur.tumblr.com
  • Altın Dal, Cilt I, James G. Frazer, Payel Yayınları, Bilim Kitapları 37.

 

Bizans İmparatorluğu 64 | Bizans Sanatı 5

  • 13.-15. yüzyıl ortalarında, Geç Bizans döneminde sanat eserlerinin sayısı ve çeşitliliği azalmıştır. Genellikle Orta Bizans  döneminin başarısı ve orijinalitesi kaybolmuş, sanatsal değeri en yüksek eserler mozaikler ve freskler olmuştur. Fresk daha çok ekonomik nedenlerle kilise süslemesinde mozaiğin yerini almıştır. Ama bu dönemde figürler artık statik değildir. İsa artık hareket halinde gösterilmekte, Adem’i Cennetten çekip çıkarmaktadır. Yeni bir tür natüralizm uygulanmış, fiziksel formlardan çok hisler önem kazanmıştır.
Atina’daki, 11. yüzyıl yapısı  Havariler Kilisesi’ndeki Bizans freskleri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Atina’daki, 11. yüzyıl yapısı Havariler Kilisesi’ndeki Bizans freskleri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Fresklerde sanatçılar artık kilisenin adsız bir hizmetkarı değildir, eserlerine imza atmaktadırlar.
  • Fresk birçok yerel stilin oluşmasını beraberinde getirmiştir.
  • Kapadokya, 5. yüzyıldan itibaren dinsel resim konusunda çok etkin bir bölge olmuştur. Boyalar kimi zaman doğrudan doğruya doğal kaya yüzeyine, bezle, kimi zaman da sıva üzerine uygulanmıştır. Freskler için kullanılan yaş sıva ya yalın topraktan ya da içine saman gibi kuru bitkilerin karıştırıldığı çamurdan oluşuyordu.
  • Kapadokya hiçbir zaman, İkonaklastlara tam teslim olmamıştır. 843 yılından sonra Kapadokyalı sanatçılar, İkonaklastik dönemde tahrip edilmiş olan resimleri eski yerlerine yeniden yapmaya başladılar.
  • Kapadokya’da sadece fresk vardır, mozaik yoktur. Mozaik hem zenginlik hem de ışık gerektirir, oysa buralar kaya oymadır. Kapadokya’daki bir-iki kilisenin fresklerinin yapılış tarihi yazılmıştır.
Suriye, Palmira’da 2. yüzyıla tarihlenen 50 hipojeden biri olan Üç Erkek Kardeşin Mezarı’nın freskleri. 19. yüzyıldan sonra hipojeler oldukları yerde korumaya alınmıştır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Suriye, Palmira’da 2. yüzyıla tarihlenen 50 hipojeden biri olan Üç Erkek Kardeşin Mezarı’nın freskleri. 19. yüzyıldan sonra hipojeler oldukları yerde korumaya alınmıştır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 7. yüzyıldan itibaren boşaltılan katakomplar (birbirlerine koridor ile bağlı yeraltı mezar odaları), duvar resimleri ile süslü olurdu. Katakomplar boşaltıldığı zaman azizlerin kemikleri kiliselere götürüldü. Bu sırada duvar resimleri ve lahitler de taşındı; definler, kiliseye ve etrafına yapılmaya başlandı. Katakomp resimlerinde Tevrat’tan alınma sahneler, özellikle de İsa’nın gelişi ile ilgili bir ön hikaye sayılan (İsa, Tanrı’nın Kuzusu), İshak’ın kurban sahnesi çok uygulanmıştır.

 

Fotoğraflarla Suriye Gezisi 9 / Hama-Apamea

Hama yolu üzerinde Harran tipi evler gördük. Bunların farkı, tepelerinin kapalı olması.

Hama yolu üzerinde Harran tipi evler gördük. Bunların farkı, tepelerinin kapalı olması.

Hama- Yavuz Sultan Selim tarafından 1516 yılında Osmanlı topraklarına katılmış, 1918’de İngilizler tarafından işgal edilip Fransa’ya terk edilmiş, 1946 yılında Suriye Fransa’dan bağımsızlığını kazanmıştır. Suriye’nin üçüncü büyük kenti muhafazakâr Sünni  Hama, Suriye’deki rejimin en çok problem yaşadığı şehir. 1982'de Hama'da başlayan bir genel ayaklanma oldu. İslamcılar ve diğer rejim muhalifi militanlar Hama'yı "kurtarılmış şehir" ilan ederek, Suriyelileri “kâfir” olarak adlandırdıkları hükümet güçlerine karşı (Esad ailesi Nusayri) ayaklanmaya çağırdılar. Müslüman Kardeşler militanları Baas Partisi üyelerinin ve rejim destekçilerinin evlerini basarak yaklaşık elli kişiyi öldürdüler. Suriye Hükümeti  Müslüman Kardeşler'in Hama şehrinde başlattığı ayaklanmayı bastırmak için Suriye ordusunu ve zamanın devlet başkanı Hafız Esad’ın kardeşi Rıfat Esad’ın özel kuvvetlerini Hama’ya gönderdi. Ölenlerin sayısı hakkında 7.000-40.000 kişi arasında değişen iddialar var. Hama'daki katliamdan sonra Suriye'deki isyan sona erdi, Müslüman Kardeşler'in üyeleri ve sempatizanları ya sürgüne gitti ya da yeraltına çekildi. Günümüzde devam etmekte olan iç savaşta da Hama en çok kayıp veren şehirlerden biri.

Hama- Yavuz Sultan Selim tarafından 1516 yılında Osmanlı topraklarına katılmış, 1918’de İngilizler tarafından işgal edilip Fransa’ya terk edilmiş, 1946 yılında Suriye Fransa’dan bağımsızlığını kazanmıştır.
Suriye’nin üçüncü büyük kenti muhafazakâr Sünni Hama, Suriye’deki rejimin en çok problem yaşadığı şehir. 1982′de Hama’da başlayan bir genel ayaklanma oldu. İslamcılar ve diğer rejim muhalifi militanlar Hama’yı “kurtarılmış şehir” ilan ederek, Suriyelileri “kâfir” olarak adlandırdıkları hükümet güçlerine karşı (Esad ailesi Nusayri) ayaklanmaya çağırdılar. Müslüman Kardeşler militanları Baas Partisi üyelerinin ve rejim destekçilerinin evlerini basarak yaklaşık elli kişiyi öldürdüler. Suriye Hükümeti Müslüman Kardeşler’in Hama şehrinde başlattığı ayaklanmayı bastırmak için Suriye ordusunu ve zamanın devlet başkanı Hafız Esad’ın kardeşi Rıfat Esad’ın özel kuvvetlerini Hama’ya gönderdi. Ölenlerin sayısı hakkında 7.000-40.000 kişi arasında değişen iddialar var. Hama’daki katliamdan sonra Suriye’deki isyan sona erdi, Müslüman Kardeşler’in üyeleri ve sempatizanları ya sürgüne gitti ya da yeraltına çekildi. Günümüzde devam etmekte olan iç savaşta da Hama en çok kayıp veren şehirlerden biri.

Noria (su dolabı)- Asi Nehri üzerinde kurulu olan Hama, günümüzde benzerine rastlanmayan ve türünde dünyanın en eskisi olarak kabul edilen su değirmenlerinden ötürü “su dolabı şehri" olarak da adlandırılır. Yunus Emre'nin yazdığı Dertli Dolap bu şehir içindir. İlk norialar Eyyubiler döneminde yapılmış. Günümüze kalanlar Memluk ve Osmanlı dönemlerinde yapılmış olanlar. Bazılarının çapı 20m. Ben 2003 yılında Hama’ya gittiğimde 17 tanesi kullanılır vaziyetteydi. Norialar Asi Nehri’nin sularını su yollarına boşaltarak yaz aylarında tarlaların sulanmasında kullanılıyorlar. Diğer mevsimlerde daha modern yöntemler kullanılıyormuş. Geceleri aydınlatılarak şehrin bu özelliği vurgulanıyor.

Noria (su dolabı)- Asi Nehri üzerinde kurulu olan Hama, günümüzde benzerine rastlanmayan ve türünde dünyanın en eskisi olarak kabul edilen su değirmenlerinden ötürü “su dolabı şehri” olarak da adlandırılır. Yunus Emre’nin yazdığı Dertli Dolap bu şehir içindir. İlk norialar Eyyubiler döneminde yapılmış. Günümüze kalanlar Memluk ve Osmanlı dönemlerinde yapılmış olanlar. Bazılarının çapı 20m. Ben 2003 yılında Hama’ya gittiğimde 17 tanesi kullanılır vaziyetteydi. Norialar Asi Nehri’nin sularını su yollarına boşaltarak yaz aylarında tarlaların sulanmasında kullanılıyorlar. Diğer mevsimlerde daha modern yöntemler kullanılıyormuş. Geceleri aydınlatılarak şehrin bu özelliği vurgulanıyor.

Osmanlı hamamı.

Osmanlı hamamı.

Apamea- Şehri, MÖ 3. yüzyılda I. Selevkos kurmuş ve şehre bir Pers olan karısının adını vermiş. Buranın liman şehrini de kurunca oraya da annesinin adını vermiş: Laodicea, günümüzde Lazkiye. Bölge, atları ile meşhur, önemli bir ticaret merkeziymiş. Şimdi, bölgenin en büyük şarap merkezi. Apamea MÖ 1. Yüzyılda Roma’nın eline geçmiş. MS 2. Yüzyılda deprem olunca şehir yeniden inşa edilmiş. Biz, günümüzde bu dönemin yeniden yapımını görüyoruz. Kleopatra ve Marcus Antonius Apamea’yı bizden önce gezmişler. Şehir, Bizans ve iki kez de Pers saldırısına uğramış. 7. yüzyılda Müslümanlar şehri ele geçirmiş. 12. yüzyılda Haçlılar şehri zaptetmiş. Şehir 43 yıl sonra Nurettin Zengi tarafından Haçlılardan geri alınmış. Apamea, pek çok savaş görmüş, üç de büyük deprem geçirmiş: MS 2., 6. ve 12. yüzyıllarda. Apamea’nın ana caddesi (cardo) 2km. Palmira’nın ana caddesinden ve Şam’daki Via Recta’dan daha uzun. İlerde ortada gözüken tek sütun, kavşağı işaret etmek için dikilmiş.

Apamea- Şehri, MÖ 3. yüzyılda I. Selevkos kurmuş ve şehre bir Pers olan karısının adını vermiş. Buranın liman şehrini de kurunca oraya da annesinin adını vermiş: Laodicea, günümüzde Lazkiye. Bölge, atları ile meşhur, önemli bir ticaret merkeziymiş. Şimdi, bölgenin en büyük şarap merkezi. Apamea MÖ 1. Yüzyılda Roma’nın eline geçmiş. MS 2. Yüzyılda deprem olunca şehir yeniden inşa edilmiş. Biz, günümüzde bu dönemin yeniden yapımını görüyoruz. Kleopatra ve Marcus Antonius Apamea’yı bizden önce gezmişler. Şehir, Bizans ve iki kez de Pers saldırısına uğramış. 7. yüzyılda Müslümanlar şehri ele geçirmiş. 12. yüzyılda Haçlılar şehri zaptetmiş. Şehir 43 yıl sonra Nurettin Zengi tarafından Haçlılardan geri alınmış. Apamea, pek çok savaş görmüş, üç de büyük deprem geçirmiş: MS 2., 6. ve 12. yüzyıllarda.
Apamea’nın ana caddesi (cardo) 2km. Palmira’nın ana caddesinden ve Şam’daki Via Recta’dan daha uzun. İlerde ortada gözüken tek sütun, kavşağı işaret etmek için dikilmiş.

Apamea’nın su yolları ve su yollarının bağlantı parçası.

Apamea’nın su yolları ve su yollarının bağlantı parçası.

Sütunlar MS 2. yüzyıldan. Sütun yüksekliği arşitravla beraber 12m. Sütunlar, 1930’lardan başlayarak Belçikalılar tarafından ayağa kaldırılmış.

Sütunlar MS 2. yüzyıldan. Sütun yüksekliği arşitravla beraber 12m. Sütunlar, 1930’lardan başlayarak Belçikalılar tarafından ayağa kaldırılmış.

Üçgen alınlıklı, Tike Şans Tanrıçası’na adanmış tapınağın girişi.

Üçgen alınlıklı, Tike Şans Tanrıçası’na adanmış tapınağın girişi.

Apamea’ya özgü burgulu sütunlar

Apamea’ya özgü burgulu sütunlar

Agoradaki bu sütunların kaidesindeki süslemeler Nebati etkisi.

Agoradaki bu sütunların kaidesindeki süslemeler Nebati etkisi.

 

Fotoğraflarla Suriye Gezisi 8 / Palmira 2

Palmira’nın Zafer Kapısı- Birinci yüzyıl. Zafer Kapısı’nın arkasında 1250m uzunluğunda, 11m genişliğindeki “straight road” denen ana cadde yer alıyor. Cadde aslında 30 derecelik sapma yapıyor. Düz olmayan bir cadde Roma için düşünülemeyecek kadar büyük bir hata.

Palmira’nın Zafer Kapısı- Birinci yüzyıl. Zafer Kapısı’nın arkasında 1250m uzunluğunda, 11m genişliğindeki “straight road” denen ana cadde yer alıyor. Cadde aslında 30 derecelik sapma yapıyor. Düz olmayan bir cadde Roma için düşünülemeyecek kadar büyük bir hata.

Palmira şehir planı, klasik Roma şehir planına uymaz. Yunan ve Roma etkisi barizdir ama özgün bir kültürü yansıtır. Palmira Krallığı’nın kendi dili de vardı, dilleri bir Arami lehçesi idi. Kolonların üzerindeki çıkmalara meşhur ve yol yapımına katkıda bulunan zengin Palmiralıların heykelleri konuyormuş.

Palmira şehir planı, klasik Roma şehir planına uymaz. Yunan ve Roma etkisi barizdir ama özgün bir kültürü yansıtır. Palmira Krallığı’nın kendi dili de vardı, dilleri bir Arami lehçesi idi. Kolonların üzerindeki çıkmalara meşhur ve yol yapımına katkıda bulunan zengin Palmiralıların heykelleri konuyormuş.

Tiyatro. Orkestranın cavea (seyircilerin oturduğu kısım) tarafında yükselti olduğunda o tiyatronun gladyatör oyunları için de kullanıldığına işaret eder.

Tiyatro. Orkestranın cavea (seyircilerin oturduğu kısım) tarafında yükselti olduğunda o tiyatronun gladyatör oyunları için de kullanıldığına işaret eder.

Ana caddenin ilerisinde “connection gate”, bağlantı kapısı görülüyor. Ana caddenin zemini taşla kaplı imiş. Yolun genişliği ve sütunların yüksekliği şehrin zenginliğini gösteriyormuş.

Ana caddenin ilerisinde “connection gate”, bağlantı kapısı görülüyor. Ana caddenin zemini taşla kaplı imiş. Yolun genişliği ve sütunların yüksekliği şehrin zenginliğini gösteriyormuş.

Tetrabel veya Tetraphilon. Kavşak noktasına dikilmiş dörtlü gruplar halinde sütunlar. Yol 30 derece eğri olduğu, yollar dik kesişmediği için eğriliği gizlemeyi amaçlayan bir unsur. Sütunlardan sadece biri orijinal.

Tetrabel veya Tetraphilon. Kavşak noktasına dikilmiş dörtlü gruplar halinde sütunlar. Yol 30 derece eğri olduğu, yollar dik kesişmediği için eğriliği gizlemeyi amaçlayan bir unsur. Sütunlardan sadece biri orijinal.

Baal-Shamine Tapınağı- Yeryüzü, gökyüzü, yağmur ve verimlilik tanrısı adına birinci yüzyılda yapılmış.

Baal-Shamine Tapınağı- Yeryüzü, gökyüzü, yağmur ve verimlilik tanrısı adına birinci yüzyılda yapılmış.

Bel Tapınağı- MÖ 2. yüzyılda yapılmış Helenistik tapınak üzerine birinci yüzyılda inşa edilen bu tapınakta tapım üçüncü yüzyıla kadar devam etti. Kuzey cephe örgüsü orijinal, diğer cepheler burayı 12. yüzyılda kaleye dönüştüren  Arapların yaptığı duvarlar. Tapınağın giriş kapısının dikdörtgenin uzun tarafından açılmış olması ve kapının duvarın orta noktasında olmaması alışılmış bir uygulama değil.

Bel Tapınağı- MÖ 2. yüzyılda yapılmış Helenistik tapınak üzerine birinci yüzyılda inşa edilen bu tapınakta tapım üçüncü yüzyıla kadar devam etti. Kuzey cephe örgüsü orijinal, diğer cepheler burayı 12. yüzyılda kaleye dönüştüren Arapların yaptığı duvarlar. Tapınağın giriş kapısının dikdörtgenin uzun tarafından açılmış olması ve kapının duvarın orta noktasında olmaması alışılmış bir uygulama değil.

Bel ve Baal-Shamine ithal edilmiş tanrılar. Bel, Babil’in Tanrıça Belili’sinin erkeği. Bel, Romalıların Jüpiter’i ile özdeş tutulur, evrenin düzeninden sorumludur. Sembolü, kanatlarının altında Ay ve Güneş Tanrısı olan kartal.

Bel ve Baal-Shamine ithal edilmiş tanrılar. Bel, Babil’in Tanrıça Belili’sinin erkeği. Bel, Romalıların Jüpiter’i ile özdeş tutulur, evrenin düzeninden sorumludur. Sembolü, kanatlarının altında Ay ve Güneş Tanrısı olan kartal.

Tapınağın kuzey duvarında kurban edilecek hayvanların tapınağa alındığı kapı var. Avluya getirilen hayvanlar avlunun ortasındaki havuzda arındırılıp kesildikten sonra kanı tapınağa alınıyor, bu ayin yılda bir kez yapılıyormuş. Ayine katılmak ve tanrı ile aynı yemeği paylaşmak isteyenler seramik jeton alıyorlarmış.! Tapınağın içine sadece rahipler girebiliyor, halk avluya alınıyormuş.

Tapınağın kuzey duvarında kurban edilecek hayvanların tapınağa alındığı kapı var. Avluya getirilen hayvanlar avlunun ortasındaki havuzda arındırılıp kesildikten sonra kanı tapınağa alınıyor, bu ayin yılda bir kez yapılıyormuş. Ayine katılmak ve tanrı ile aynı yemeği paylaşmak isteyenler seramik jeton alıyorlarmış.! Tapınağın içine sadece rahipler girebiliyor, halk avluya alınıyormuş.

Tapınak binası üç bölümden oluşuyor. Ortada tek bir oda, odanın iki yanında birer portiko.  Portikoların tepesi yekpare büyük taşlarla örtülmüş, tavanları dekorlu. Biri merdivenli, diğeri merdivensiz. Merdivenli olanın sunu bırakmak için olduğu, diğerinin, ulaşılamayanın tanrı heykelini barındırdığı düşünülüyor.

Tapınak binası üç bölümden oluşuyor. Ortada tek bir oda, odanın iki yanında birer portiko. Portikoların tepesi yekpare büyük taşlarla örtülmüş, tavanları dekorlu. Biri merdivenli, diğeri merdivensiz. Merdivenli olanın sunu bırakmak için olduğu, diğerinin, ulaşılamayanın tanrı heykelini barındırdığı düşünülüyor.