Etiket arşivi: Pakistan

Şiddet 51| Doğu’da Kadının Konumu 9

  • Pakistan’da bir kadın tecavüze uğramışsa, mahkemeye başvurabilmek için dört erkeğin tanıklığına ihtiyacı var! Tecavüze uğrayan kadının yanında bu eylem anında erkek koruyucusu yoksa peşinen kötü karakterli olarak suçlanıyor! Ziya ül Hak döneminde (1978-1988) kadınların ve Müslüman olmayan kimselerin mahkemede tanık olarak dinlenmesi yasaklanmıştı.
  • Pakistan diktatörü Ziya ül Hak, peçe takma zorunluluğu getirdi. Onun döneminde kadınlar, bozulmuşluğun kökeni olarak ilan edildi. Kadınların meslek sahibi olması, ahlaksal çöküntünün ve ailenin parçalanmasının nedeni sayıldı. Yeni rejim, kadınları çalışma hayatından dışladı. Ziya ül Hak’ın sıkı rejimi sona erdikten sonra da Pakistan’da mizojini günümüze kadar devam etti.
Miles After Miles, Tayeba Begum Lipi, 2015. Paslanmaz çelik tıraş bıçaklarından, 36 numara ayaklar için yapılmış kadın ayakkabısı İstanbul’da, Art International 2015’te sergilendi. 1965 Bangladeş doğumlu sanatçı resim, baskı, video ve Enstalasyonlarında kadının dünyadaki marjinalliği ve kadın bedeni temalarını kullanıyor. Objelerini küvet, tekerlekli sandalye, tuvalet masası ve kadın iç çamaşırı gibi gündelik eşyalardan seçiyor ve bunların yapımında çoğunlukla çengelli iğne ve jilet kullanıyor. Materyal seçiminde Bangladeş’teki kadına karşı şiddeti simgelemek için batıcı ve kesici aletler kullanmayı tercih ediyor. Kırsal kesimde doğumda kullanılan jilet, sanatçının çocukluğunda gözlemcisi olduğu evde, ebe ile doğan yeğenlerinin ve kuzenlerinin doğumunda kullanıldığı için görsel hafızasına kazınmış bir malzeme. Lipi, ilkin fabrikasyon jilet kullanırken, daha sonra farklı büyüklüklerdeki objeleri için özel üretim jilet kullanmaya başlamış. Kadın bedeninin düşündürdüğü yumuşaklık ile zıtlık oluşturan, bedene koruyucu bir zırh olan eserler yaratıyor. Aktivist sanatçı duvara asılı, saç telleri bakırdan yapılma beş peruk ile ülkesinde cinsiyet değiştirmiş bireylerin sesi olmak, onların korkusunu yansıtmak ve toplumdan yalıtılmışlıklarını ifade etmek için Aynı Olamayız adlı eserini yaratmıştı. Ülkesinin önde gelen çağdaş sanatçılarından biri olan Lipi, iki kez ülkesini Venedik Bienali’nde temsil etmiş, bol ödüllü bir sanatçı. Kendisi gibi sanatçı olan eşi ile birlikte 2002 yılında Bangladeşli sanatçılara yardımcı olmak için bir vakıf kurdu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Miles After Miles, Tayeba Begum Lipi, 2015.
Paslanmaz çelik tıraş bıçaklarından, 36 numara ayaklar için yapılmış kadın ayakkabısı İstanbul’da, Art International 2015’te sergilendi.
1965 Bangladeş doğumlu sanatçı resim, baskı, video ve Enstalasyonlarında kadının dünyadaki marjinalliği ve kadın bedeni temalarını kullanıyor. Objelerini küvet, tekerlekli sandalye, tuvalet masası ve kadın iç çamaşırı gibi gündelik eşyalardan seçiyor ve bunların yapımında çoğunlukla çengelli iğne ve jilet kullanıyor. Materyal seçiminde Bangladeş’teki kadına karşı şiddeti simgelemek için batıcı ve kesici aletler kullanmayı tercih ediyor. Kırsal kesimde doğumda kullanılan jilet, sanatçının çocukluğunda gözlemcisi olduğu evde, ebe ile doğan yeğenlerinin ve kuzenlerinin doğumunda kullanıldığı için görsel hafızasına kazınmış bir malzeme. Lipi, ilkin fabrikasyon jilet kullanırken, daha sonra farklı büyüklüklerdeki objeleri için özel üretim jilet kullanmaya başlamış. Kadın bedeninin düşündürdüğü yumuşaklık ile zıtlık oluşturan, bedene koruyucu bir zırh olan eserler yaratıyor. Aktivist sanatçı duvara asılı, saç telleri bakırdan yapılma beş peruk ile ülkesinde cinsiyet değiştirmiş bireylerin sesi olmak, onların korkusunu yansıtmak ve toplumdan yalıtılmışlıklarını ifade etmek için Aynı Olamayız adlı eserini yaratmıştı. Ülkesinin önde gelen çağdaş sanatçılarından biri olan Lipi, iki kez ülkesini Venedik Bienali’nde temsil etmiş, bol ödüllü bir sanatçı. Kendisi gibi sanatçı olan eşi ile birlikte 2002 yılında Bangladeşli sanatçılara yardımcı olmak için bir vakıf kurdu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 2002 yılında, Pakistan’ın Pencab Eyaleti’nde, erkek kardeşinin daha yüksek kasttan bir kadınla ilişki kurmasını cezalandırmak için bir kadın, yaşadığı köyün heyeti tarafından, yüzlerce tanık önünde, bir saat boyunca, birden çok erkeğin kendisine tecavüz etmesi cezasına mahkum oluyor. Tepkiler o kadar büyük oluyor ki, polis olaya karışan erkekleri tutuklamak zorunda kalıyor, kadına da tazminat ödeniyor.
  • Yine 2002 yılında bir kadın, eniştesini kendisine tecavüz etmekle suçladığı için taşlanarak ölüm cezasına çarptırıldı. Tepkiler üzerine ceza kaldırıldı.
  • Sharmeen Obaid-Chinoy (1978-), günümüzdeki en ünlü Pakistanlı kadın. 2012 ve 2016 yıllarında belgesel dalında almış olduğu iki Akademi Ödülü, altı Emmy Ödülü ile tanınan bir sinemacı. 2012 yılında Time Dergisi onu dünyanın en etkili yüz kişisinden biri seçmiş. Davos’ta yüzlerine kezzap atılan Pakistanlı kadınları anlatan belgeselinin izlenmesinden iki yıl sonra, 2017’de Dünya Ekonomik Forumu’nda eş başkanlık yapan ilk sanatçı oldu. Ülkesindeki namus cinayetlerine yoğunlaşıp, karılarına işkence uygulayan kocaları cezalandıran yasaların çıkmasını sağlamış.
  • 2002 yılında Kuzey Kore’de, kadın tutukevinde doğum yapan kadınların çıplak beton zemin üzerinde, doktorun doğumu çizmesi ile kadının karnına basarak yaptırdığı, doğan çocuğun ise hemen öldürüldüğü Washington’da Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komisyonu önünde anlatılmıştı.
  • 2002 yılında Nijerya’da evlilik dışı hamile kalan bir kadın, boynuna kadar toprağa gömülerek halk tarafından başı parçalanana kadar taşlanma cezası aldı.
  • Klitoridektomi, İngiltere’de Viktoryen Dönemde (1837-1901) de uygulanan bir metottu. Kadınları melankoli, histeri ve nemfomani gibi kadın hastalıklarından koruduğu düşünülüyordu. Günümüzde de Mısır’dan Somali’ye kadar uzanan bölgede, Arap Yarımadası’nda ve Asya’nın bazı yörelerinde kadınların ve genç kızların %80-100’ü klitoris sünnetine maruz kalıyor.
  • Kenyalı kadınların yaklaşık yarısı bugün de cinsel organ sakatlanmasının tehdidi altında.
  • Nijerya’da her insanın bir erkek bir de kadın ruhuyla dünyaya geldiğine inanılıyor. Bir kadında kadınlık ruhunun tam olarak gelişmesi için, erkek ruhunun bulunduğu beden parçasının alınması gerekiyor. Kadınsal ruh, sünnet edilen deri parçasının altında olduğu için de erkeklerde sünnet zorunlu.
  • Mısır’da1996 yılında kadın sünneti resmen yasaklandı.
  • Arap dünyasındaki kadınların peçe takma zorunluluğu, Batı için geriliğin simgesi iken, peçe takma, Batı’nın siyasal, ekonomik ve kültürel baskısını yıkmanın da sembolü oldu.
  • 11 Eylül 2001 olaylarının planlayıcısı Mohammed Atta, vasiyetinde hiçbir kadının cesedine değmemesini, hiçbir hamile kadının veya kirlenmiş kişilerin kendisine veda etmemesini ve taziye için evine ayak basmamasını istemişti!
  • Yemen’de Arap Baharı ile başlayan kaosta 2011 yılında imzalanan Girişim’de istenen hususlardan biri “çocuklar ile kadınlar başta olmak üzere dezavantajlı kesimlerin korunması için gerekli tedbirlerin alınması” olmuştur.
Kadın Ev, Louise Bourgeois, 1990. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 15. istanbul Bienali, Pera Müzesi, 2017.

Kadın Ev, Louise Bourgeois, 1990.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 15. istanbul Bienali, Pera Müzesi, 2017.

2017 yılı itibarıyla dünya genelindeki çocuk gelin (18 yaşın altında) sayısının 700 milyon olduğu basında yer aldı.

Hindistan’da Yüksek Mahkeme 18 yaş altı kız çocuklarla evlilikte cinsel ilişkinin tecavüz kapsamına alınmasına karar verdi.

İngiliz tıp dergisi Lancet’te yayımlanan Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmasına göre dünya genelinde 2010-2014 arasında her yıl güvensiz koşullarda 25 milyon kürtaj operasyonu yapıldı. Bunların %97’si Afrika, Asya ve Latin Amerika’da gerçekleşti.

Dünyada okuma yazma bilmeyen ve eğitim hakkından mahrum bir milyara yakın yetişkinin üçte ikisinin kadın olduğu biliniyor.

Dünyada 131 milyon okul çağındaki kız çocuğu eğitim almıyor.

10 kız çocuğundan biri 20 yaşından önce cinsel şiddete uğruyor.

Dünyadaki arazilerin %1’i, 300 trilyon dolarlık mal varlığının 14 trilyon doları kadınlara ait.

Üniversiteyi yeni bitirmiş kadınlar erkeklerden %20 daha az para kazanıyor. Bu fark on yıl içerisinde %31’e kadar artıyor.

Eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın, sürdürülebilir kalkınmaya giden önemli bir yol; müreffeh, barışçıl ve dirençli toplumlar oluşturmak için gerekli olduğu, yalnızca kadınların değil, insanlığın geleceğine de yatırım olduğu düşünülüyor.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Çin Halk Cumhuriyeti, Luoyang Eski Kent, 2017.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Çin Halk Cumhuriyeti, Luoyang Eski Kent, 2017.

 

Dövme – Tendeki Nakış 2

  • İlkel dövme ana hatlarıyla deriye yan yana küçük delikler açmak ve bu deliklere is, sürme, mürekkep, kına, çivit gibi boyalı maddeler doldurmak suretiyle yapılır. Ciltte derin yarıklar meydana getirip barut gibi yanıcı maddeler sürüp yakarak yapılanları da vardır.
  • Batı dillerine (tattoo), Tahiti, Tonga ve Samoa adaları dilinde kullanılan tatau – çizmek, Markiz adalarında tatu kelimesinden girmiştir. Sözcük James Cook’un 1769’da Tahiti’ye yaptığı sefer sırasında kaydedilmişti.
  • Yazı veya resim şeklinde yapılan dövme bereket, tılsım, koruma, süslenme ile yakından ilişkilidir.
  • Bir Vücut Sanatı/Body Art çeşidi olarak da düşünülen dövme, medeni ve şehirli olmaya bir başkaldırı olabildiği gibi, Batılı kimliği vurgulamak için de kullanılmaktadır: Özgürlük ve bireyselliğin göstergesi olarak algılanmaktadır ki bu da Batılı bir değer sayılmaktadır.
  • Dövme, Vücut Sanatına ait olmanın yanı sıra,
    *duygusal ve zihinsel stresten kurtulmanın bir aracı olarak, dövmenin acısına sığınma;
    *riske ve acıya karşı salgılanan adrenaline bağımlılık;
    *dikkat çekme ve sosyalleşme nedeni;
    *dünyaya karşı derdini anlatmak, kendini ifade etmeye çalışmak;
    *sanatsal özgürlük;
    *otoriteye karşı çıkmak, isyan;
    *ruhlar dünyasıyla bağlantı kurmak; şans, uğur, nazardan korunmak;
    *sağaltma için;
    *süslenmek için;
    *negatif duyguları uzaklaştırmak;
    * adet ya da moda olduğu için;
    *dövmeli insanların kültürüne katılma, bir nevi aidiyet geliştirme

faktörleri dövme yaptırmanın fizyolojik, kimyasal, sosyal ve duygusal nedenleri olarak kabul ediliyor.

  • İlgiyi zayıf ve ölümlü bedene çekerek, ruhun ve zihnin asaletini vurgulamak amaçlanıyor da olabilir..
Hindistan’da develere de dövme yapılabiliyor. Fotoğraf: En Son Haber

Hindistan’da develere de dövme yapılabiliyor.
Fotoğraf: En Son Haber

  • 18. yüzyılda Paraguay’da kadınların yüzleri, göğüsleri ve kolları dövmelerle kaplıydı; bu onları olduklarından daha güzel kılıyordu.
  • Kuzey Irak, İran ve Afganistan’da yüz dövmeleri de görülür.
  • Çingene topluluklarının dövme geleneğinin taşıyıcısı olduğu düşünülmektedir.
  • Hindistan’da ve Nepal’de dövmenin (godna) yapılma sebepleri dinsel-inançsal, sağlık, toplumsal statü ve süslenmedir. Hindistan’da ayrıca kına ve boyalarla yapılan çeşitli süslemeler de vardır. Pakistan’ın Pencap bölgesinde ölüm halinde cennete bedeni süsleyen dövme örnekleriyle süslü olarak gidileceğine inanılır.

 

Şiddet 44| Doğu’da Kadının Konumu 5 | Çin 3

  • Fakir aileler, yeni doğan kız çocuklarını sattıkları için Çin’de yerel ve uluslararası çok canlı bir çocuk ticareti piyasası oluşmuştu. Satılan veya terk edilen bebekler arasında hiç erkek çocuk olmuyordu. Aile planlaması politikasının da katkı yaptığı bu durum Çin Halk Cumhuriyeti’nin imajını zedeliyordu ama nesnel bir gerçeklikti.
  • Tek çocuk politikasına uyulup uyulmadığı çok ciddi biçimde kontrol ediliyordu. Zaman içinde yasa biraz gevşedi. 2002 yılında uygulandığı bilinen zorunlu kürtaj ve kısırlaştırmalara son vermek amacıyla çıkartılan yasa, bunları yasaklıyor, tek çocuklulara para yardımı yapılmasını, çok çocuklulara para cezası verilmesini öngörüyordu. Ancak, partinin koyduğu nüfus artış oranını tutturamayan yerel yöneticiler görevden alınıyordu. Örneğin, evlenenlerin her ikisinin de kardeşi yoksa ikinci bir çocukları olmasına izin veriliyor, ya da çiftlerden biri etnik bir azınlığa mensupsa, yine ikinci çocukları olabiliyordu. Tek çocuk politikasına 2015 yılında son verildi. Bu politika ile 400 milyon doğumun engellendiği tahmin ediliyor. 2015 yılından itibaren tüm ailelerin iki çocuk sahibi olmasına izin veriliyor.
  • Genellikle her 100 kıza karşılık 102-107 erkek çocuk doğar (Türkiye’de 107). Hindistan, Pakistan, Güney Kore’de bu oran, erkek çocuk lehine bozuluyor. Çin’de ise durum çok kötü. Çin’in sıkı aile planlamasının çocuk sayısına getirdiği kısıtlamalar, kız çocuk hamileliklerinin sonlandırılmasına, doğan kız bebeklerin ölüme terk edilmesine yol açmış ve 2017 yılı itibarıyla Çin’de 60 erkek nüfus fazlası 60 milyon.
Doğulu Venüs No. 2, Lou Xu. Fotoğraf: Living in China, Taschen.

Doğulu Venüs No. 2, Lou Xu.
Fotoğraf: Living in China, Taschen

 

  • Dansçılar kendilerini daha zarif gösterdiği inancıyla ayaklarını sararlardı. Song Hanedanı döneminde (960-1279) bu adet zengin ve soylu ailelere de yayıldı. Beş altı yaşlarındaki küçük kızların ayakları öyle sıkı sarılıyordu ki, ayak biçimleri korkunç oluyordu. Sarma işleminde başparmak ile üç ayak parmağı birbirine sıkıca bağlandıktan sonra aşağıya doğru bükülerek sargılanıyordu. Birkaç yıl çekilen acıdan sonra sargılar açılıyor; ayaklar başparmağın üç buçuk katından fazla değilse, güzel sayılıyordu. Saygın bir hayatı arzu eden kadınlar için bu gerekliydi. Özellikle sarayın ve elit kesimin kızları bu uygulamaya katlanmak zorundaydılar. Bu gelenek, 1920’den itibaren yaygınlığını kaybetmeye başladı; 1949 yılında, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulması ile yasaklandı.Genel bir uygulama olmayan ve bölgeler, sınıflar ve etnisiteler arasında (Örneğin, Hakka kadınları arasında ayak bağlama uygulaması hiç yerleşmemiştir) farklılık gösteren ayak bağlama uygulaması gitgide daha az rastlanır olmuştu.

Lisa See’nin yazdığı, Ufuk Boran Kaptan’ın harika çevirisiyle Can Yayınları’dan çıkan, Kar Çiçeği ve Sırlar Yelpazesi adlı romanı sizlere öneririm. Bu kitap, ayak sarma adetinin yanı sıra, Çin ev düzeni, çöpçatanlık, kız çocuk olmak hakkında da kapsamlı bir tablo çizerken, tarihi arka planı da vermekte, kitabın sonundaki açıklamaları ile yazar bizi günümüze kadar getirmektedir.

  • Çin’de eşcinsellerin bir arada görünmesi pek kolay değil. Kültür Devrimi sırasında birinin eşcinsel olduğunun söylenmesi bile yeter, hemen çalışma kampına gönderilir, hatta serseri diye kurşuna bile dizilebilirdi. Ancak günümüzde de eşcinsellik büyük bir utanç kaynağı, hem kişinin kendisi hem de ailesi için bir yüz karası.

 

 

 

Özbekistan Gezisi 51 Afganistan’ın Ünlü Özbek Generali Raşid Dostum

Genelkurmay Başkanı Raşid Dostum, Devlet eski Başkanı Hamid Karzai ile. Fotoğraf:www.oguz-news.net

Genelkurmay Başkanı Raşid Dostum, Devlet eski Başkanı Hamid Karzai ile.
Fotoğraf:www.oguz-news.net

  • Afganistan’ın 1986-1992 yılları arasında görev yapan dördüncü cumhurbaşkanı, doktor, etnik olarak Peştun Necibullah’ın en güvendiği komutanlardan biri; Afganistan’daki son komünist rejimin devrilmesinde Ahmet Şah Mesut gibi kilit rol oynadığı söylenen Özbek General Abdürreşit Dostum idi. Dostum’un hükümet güçlerinin kazandığı başarılarda payı büyüktü. Komuta ettiği 40.000 kişilik milis kuvvetinde yer alanların çoğu da Özbek idi. Emrindeki milislerin kendisine değil Dostum’a daha bağlı olduğunu düşünen Necibullah, Dostum’a bağlı birkaç komutanı görevlerinden alarak yerlerine Peştun komutanlar atamaya karar verdi. Bunun üzerine Dostum, ünlü mücahit komutanı Ahmet Şah Mesut’a mücahitlerin safına geçmeye hazır olduğunu bildirdi ve birlikleri ile onlara katıldı. Mücahitler 1992 yılında Kabil’de havaalanı, radyo, TV binası gibi birçok kilit noktayı ele geçirdiler.  Necibullah istifa etti, yurtdışına çıkmak istedi, havaalanını kontrol altında tutan Dostum izin vermedi. Necibullah, Kabil’de BM Temsilciliği’ne sığındı ve dört yıl siyasi mülteci oldu. 1992 yılında Afganistan’da mücahitler iktidara gelmiş oldu.
  • General Dostum, Mezarı Şerif kentinde kendi yönetimini oluşturdu. Kuzeydeki Özbek ve Türkmen mücahitler de General Dostum’a destek verdiler. Afganistanlı Türkler, Afganistan Ulusal İslami Hareketi adıyla yeni bir örgüt kurdular, General Dostum hareketin lideri seçildi. Beş şehir, Belh, Şebergan, Faryab, Semengan ve Kunduz General Dostum’un yönetimi altındaydı ve artık o, Afganistan’ın en güçlü adamıydı.
  • Nisan 1992’de Ahmet Şah Mesut, Pakistan’da üslenen çeşitli mücahit grupları Afganistan’a davet ederek hükümet kurmalarını istedi. Kabil’e ilk gelen mücahit lideri Dostum’un da bağlı olduğu Cemiyeti İslami örgütünün önderi Tacik, Farsça konuşan, Sünni Prof. Burhanettin Rabbani oldu. konsey başkanlığına seçilen Sebgetullah Müceddedi iki ay süreyle devlet başkanlığı yaptı. Başkent Kabil’in önemli bölgeleri Ahmet Şah Mesut ile Abdürreşit Dostum’un kontrolü altındaydı. Müceddedi hükümeti kadınların başı açık gezmesini, içki satışını, eğlence yerlerini yasakladı. Eski rejimin yöneticileri öldürülmeye başladı.
  • Hizbi İslami örgütünün başı Peştun asıllı Gulbeddin Hikmetyar, yönetimi tanımadığını belirterek hükümete karşı saldırı başlattı ama Savunma Bakanı Ahmet Şah Mesut ve General Dostum’un milis güçleri kısa sürede Kabil’i temizlediler. Ama Hizbi İslami Kabil’i roket ateşine tutmaya başladı ve böylece günümüze kadar süren mücahitler arasındaki iktidar savaşı başlamış oldu.
  • Haziran 1992’de Burhaneddin Rabbani konsey tarafından devlet başkanı seçildi. Necibullah yönetiminin devrilmesinde kilit rol oynayan General Dostum’a mücahit yönetiminde bir makam verilmemişti. Müceddi hükümeti Dostum’u tuğgenerallikten tümgeneralliğe terfi ettirmişti. Rabbani yönetimi de Dostum’a herhangi bir makam veya yetki vermemişti. Oysa karargahı Mezarı Şerif’te olan Dostum, Kuzey Afganistan’da Özbekler ve Türkmenlerin çoğunlukta olduğu yedi ili kontrol etmekteydi. Mezarı Şerif’ten kalkan iki jet uçağı Kabil’de Cumhurbaşkanlığı Köşkü ile Savunma Bakanlığı binasını bombaladı, Dostum’a bağlı tanklar başkentin güneyindeki hükümet birliklerinin üslerini top ateşine tuttu. Böylece Rabbani ile Dostum’un yolları ayrıldı.
  • 1993 yılı sonunda General Dostum, Hikmetyar ve Hizbi Vahdet lideri Abdül Ali Mazari ittifak yaptılar. Topyekun savaş başladı. İki yıl içinde Kabil çöktü. İki kez görev süresi dolan Rabbani çekilmedi.
  • Devlet Başkanı Rabbani, 1994 yılında, Pakistan’da örgütlenen, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından finanse edilerek kurulan, ülkenin güneyinde doğan, Peştun tabanlı köktendinci Taliban’a hükümete katılmasını teklif etti, saf bir İslam devleti kurmak isteyen Taliban reddetti. Taliban 1995 yılında Hikmetyar’ı ve Mazari’yi Afgan politik tarihinden sildi. General Dostum Kabil’deki güçlerini geri çekti. Ahmet Şah Mesut, aynı yıl Taliban’ı ağır yenilgiye uğrattı. Ama Taliban Ekim 1996’da iktidara geldi. Dostum Türkiye’ye kaçtı.
  • Kabil’i terk edip kuzeye çekilen; Özbek, Türkmen, Tacik ve Şii güçler tarafından desteklenen ve Afganistan topraklarının %10-30’unu kontrol eden Taliban karşıtı askeri cephenin komutanı 1955 doğumlu Ahmet Şah Mesut  2001 yılında Duşanbe’de (Tacikistan) uğradığı suikast sonucu öldü.
  • Raşit Dostum, 1980’li yıllarda Afganistan’ı işgal eden SSCB ile işbirliği yapmıştı. 11 Eylül saldırılarının ardından ABD kuvvetlerinin Afganistan’a girmesiyle ABD’den askeri destek almış, Dostum’a bağlı güçler Kuzey İttifakı’na katılmıştı. ABD işgaliyle Taliban yönetiminin devrilmesinden sonra, Kasım 2001’de 2000 Taliban esirin topluca katledilmesinden sorumlu tutulmuş, Bush yönetiminin soruşturmaları engellediği yazılmıştı.
  • Dostum, ABD işgali ve Taliban sonrası ilk Devlet Başkanı, Peştun Hamid Karzai tarafından genelkurmay başkanı yapıldı.
  • Karzai ile arası açılınca ev hapsinde tutulan Dostum, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın gönderdiği özel uçakla Türkiye’ye getirildi. Afganistan’da hakkında adam kaçırma, işkence, saldırı ve haneye tecavüz suçlamalarıyla dava açılan Dostum’un, hakkındaki soruşturmaya son verilmesi karşılığında Türkiye’ye gelmeyi kabul ettiği söylendi.
  • 2004′te gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday oldu ama seçilemedi.
  • Ağustos 2009’da Özbek oylarını Karzai’ye yönlendirmek üzere Türkiye’den Afganistan’a döndü.
  • 2014 yılı Afganistan devlet başkanlığı seçiminde Eşref Gani Ahmedzai‘yi destekledi ve onun Başkan seçilmesinden sonra Afganistan Birinci Başkan Yardımcısı oldu, halen görevini sürdürüyor.
Ağustos 2015’te intihar eylemcilerinin Birinci Başkan Yardımcısı Dostum'a suikast düzenlemek üzere özel eğitim gördükleri, yakalanmalarından sonra açıklandı. Yaklaşık bir aydır Taliban’a karşı yürütülen operasyonları yönetmek ve askerlere moral vermek için Faryab vilayetinde bulunan Raşid Dostum'un araç konvoyuna dört gün önce de saldırı düzenlenmiş, Dostum'un saldırıdan yara almadan kurtulduğu açıklanmıştı. Fotoğraf: haber.star.com.tr

Ağustos 2015’te intihar eylemcilerinin Birinci Başkan Yardımcısı Dostum’a suikast düzenlemek üzere özel eğitim gördükleri, yakalanmalarından sonra açıklandı.
Yaklaşık bir aydır Taliban’a karşı yürütülen operasyonları yönetmek ve askerlere moral vermek için Faryab vilayetinde bulunan Raşid Dostum’un araç konvoyuna dört gün önce de saldırı düzenlenmiş, Dostum’un saldırıdan yara almadan kurtulduğu açıklanmıştı.
Fotoğraf: haber.star.com.tr

 

 

Özbekistan Gezisi 37 Orta Asya Sanatı 3 Timurlu Sanatı

  • Timur, boyun eğdirdiği bölgelerde adamlarını yağma için serbest bırakmadan önce, zanaatkarları, sanatçıları, yapı ustalarını ve yazarları koruma altına almış, onları Semerkand’da toplamıştır. Timurlu çağı, Orta Asya sanatının Moğol istilası sonrasında büyük yaratıcılık gösterdiği bir dönmedir. Sanatlarda ve düşünce hayatında tüm 15. yüzyıl boyunca gelişen bu parlak döneme, Timurlu Rönesans’ı adı verilir. Timur döneminde zanaatkarlar imparatorluk içinde serbestçe dolaşabilmiş, yerel özellikler bir bölgeden bir bölgeye taşınmış, yeni sentezler doğmuş, sanatta büyük bir canlılık yaşanmıştır. Bu dönem, sonraki çağların sanatlarına esin kaynağı olmuştur. Timurlu topraklarının birçok devlete bölünmesi Timurlu Rönesans’ının gelişmesini engellememiştir. Orta Asya’da en eski ortak ve yaygın katman olarak, Timurluların mimari mirası öne çıkar. Babür, Kuzey Hindistan’da imparatorluğunu kurunca Timurlu atalarını taklit etmeye çalışmıştır. 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başına kadar Timurlu kültürü, minyatürde, resimde ve diğer sanat biçimlerinde , İslami eğitimde ve geleneksel düşünce tarzında bir referans olarak kalmıştır.
  • Timurlu çağı, Çağatayca’nın edebiyat dili olarak geliştiği dönemdir.
  • Timur’un saraylarının duvarlarına savaşlarını konu alan büyük resimler yaptırdığı biliniyor.
  • Bahçelerde, mimaride, resim ve tezhipte, Timurlu sanatı bir cennet imgesi yaratmaya çalışmıştır. İdeal bahçe, Kuran’daki cennet betimlemesinden esinlenir.
  • Timur özellikle anıtsal mimariye ve bahçelere düşkünlüğüyle tanınmıştır. Resim sanatını da korumuştur. Ardılları sarayları ve ünlü atölyeleri Herat’a taşımış, dönemin en ünlü ustaları orada buluşmuştur.
Pakistan’ın Lahor şehrindeki Şalimar Bahçeleri ve Lahor Kalesi UNESCO Dünya Mirası Listesindedir. Fotoğraf:pakistanpaedia.com

Pakistan’ın Lahor şehrindeki Şalimar Bahçeleri ve Lahor Kalesi UNESCO Dünya Mirası Listesindedir.
Fotoğraf:pakistanpaedia.com

  • Timur’un Semerkand bahçelerinin planları İran’dan Hindistan’a kadar kopya edilmiştir. Timur’un bahçeleri İran dünyasındaki en eski bahçeler arasındadır. Timur bahçeleri, Acem bahçesinin referansı olmuş, Babür de bu bahçeleri örnek almıştır. Lahor’daki Şalimar Bağ (Aşk Bahçesi) veya Srinagar’daki Nişat, Timurlu düşüncesine göre tasarlanmış mekanlardır. Safeviler de başkent Kazvin’deki ve İsfahan’daki saraylarda aynı örneği benimsemiştir. 19. yüzyılda, Kaçarlar döneminde, İran bahçeleri hala Timurlu bahçelerini örnek alır.
  • Bahçelerdeki simetri, su yolları, fıskiyeler ve küçük çağlayanlar, kenarları süsleyen çiçek tarhları karakteristik çizgilerdir. Buralar hem ordu için karargah alanı, hem de emirler ve maiyetleri için bağ olarak kullanılır. Bahçelerin her bölümü özel bir kullanıma ayrılmıştır: Çevre orduya, merkez hükümdara ve haremine, aradaki kısım ise saraylılara.
Hindistan’ın Keşmir eyaletinde, Srinagar’da dağlarla Dal Gölü arasında görülmeye değer bir çok bahçe vardır. Fotoğrafta Nişat (zevk bahçesi). Fotoğraf:en.wikipedia.org

Hindistan’ın Keşmir eyaletinde, Srinagar’da dağlarla Dal Gölü arasında görülmeye değer bir çok bahçe vardır. Fotoğrafta Nişat (zevk bahçesi).
Fotoğraf:en.wikipedia.org

  • Machiavelli’nin Hükümdar (1513) adlı eserinin kazandığı başarıdan sonra, siyaset kuramına ve askeri stratejiye ilgi duyulmaya başlanmıştı. Avrupa’da Timur’u konu alan pek çok eser verilmiştir. Christopher Marlowe iki bölümlü bir tragedya yazmış, eser 1587-1588’de Londra’da sahnelenmiştir. Marlowe’un getirdiği Timur yorumu 17. yüzyıl boyunca pek çok piyese esin verdi, yaşam öyküleri kaleme alındı. Voltaire, Timur hakkında yazmış, onu namuslu bir adam bir adam olarak görmüştür. Timur’u konu alan operalar da yapılmıştır; bunların en ünlüsü Georg Friedrich Handel’in bestesidir. Edgar Allan Poe da Timur adlı bir şiir (1827) yazmıştır.
  • Timur Avrupa edebiyatında genellikle, bir Orta Asya barbarı değil, Orta Asya ve Batı’da tarihin akışını değiştirmiş bir kişilik olarak ele alınır. Dönemlere göre baktığımızda Timur, Rönesans’ta Makyavelci bir usta ve siyasetçi; 18. yüzyılda bir opera aşığı ve namuslu bir adam; 19. yüzyılda yok oluşunu seyreden bir adam ve 20. yüzyılın başında bir vampir olarak tasvir edilir.
Minyatür sanatçısı Behzat (1450-1535), Hüseyin Baykara’nın sarayındaki sanatçılardan biridir. Teknik ustalığı, kompozisyonda yarattığı yeniliklerle, dramatik anlatımıyla ve zengin renk bilgisiyle zamanının en büyük ustasıdır. Minyatür sanatını  katılıktan ve aşırı ayrıntılardan kurtarmıştır. 1494'te yaptığı Havarnak Kalesi'nin Yapılışı minyatürü, Behzat'ın karmaşık bir sahneyi zengin ve akıcı bir kompozisyona dönüştürmedeki yeteneğinin bir kanıtıdır. Bu yapıt onun, özenli gözlemcilikle gereksiz ayrıntılardan kaçınıp anlamlı olanları betimleme becerisini ortaya koyar. Orhan Pamuk, Benim Adım Kırmızı adlı eserinde Behzat'tan ayrıntılı biçimde bahseder. Fotoğraf:tr.vikipedia.org

Minyatür sanatçısı Behzat (1450-1535), Hüseyin Baykara’nın sarayındaki sanatçılardan biridir. Teknik ustalığı, kompozisyonda yarattığı yeniliklerle, dramatik anlatımıyla ve zengin renk bilgisiyle zamanının en büyük ustasıdır. Minyatür sanatını katılıktan ve aşırı ayrıntılardan kurtarmıştır.
1494′te yaptığı Havarnak Kalesi’nin Yapılışı minyatürü, Behzat’ın karmaşık bir sahneyi zengin ve akıcı bir kompozisyona dönüştürmedeki yeteneğinin bir kanıtıdır. Bu yapıt onun, özenli gözlemcilikle gereksiz ayrıntılardan kaçınıp anlamlı olanları betimleme becerisini ortaya koyar.
Orhan Pamuk, Benim Adım Kırmızı adlı eserinde Behzat’tan ayrıntılı biçimde bahseder.
Fotoğraf:tr.vikipedia.org

The Metropolitan Museum of Art’da bulunan, Timur’un Huzurunda Sultan Beyazıt minyatürü. Fotoğraf:www.pinterest.com

The Metropolitan Museum of Art’da bulunan, Timur’un Huzurunda Sultan Beyazıt minyatürü.
Fotoğraf:www.pinterest.com

  • Orta Asya minyatüründe giyim kuşamda Türk ve Türk-Moğol giyim biçimleri çok belirgindir. Külah şeklinde keçe şapkalar, kapaklı kalpaklar (bugün de Kırgızlar tarafından giyilmektedir), güneşten korunmak amacıyla yan tarafları indirilip kaldırılabilen geniş kenarlı şapkalar, sivri ökçeli süvari çizmeleri göçer geleneğini yansıtır.
  • İran minyatürünün Herat Timurlu okuluyla, 15. yüzyılın sonunda en yüksek noktaya ulaştığı düşünülmektedir.
  • Özbek kadınları için renkli şapkalar, giydikleri rengarenk elbiseleri gibi önemlidir.
  • 16. yüzyılda elverişsiz politik yaşam, seramik tekniğini zayıflatmış, ürünlerin kabalaştığı bir dönem yaşanmıştır. Bu dönemde Semerkand ve Buhara başlıca seramik üretim merkezleri olmuşlardır.
  • 16. yüzyılda dört renkli çini panolar yaygınlaşmıştır. Açık ve mavi renkler tercih edilmiştir. İki renkli alçı bezeme de kullanılmıştır.
  • 17.-19. yüzyıllarda bölge feodal beyliklere bölünmüş, aynı dönemde, Kazak, Tacik, Kırgız, Türkmen, Özbek, Karakalpak gibi etnik ayrılıklar da vurgulanmaya başlamıştır.
  • Deri ürünlerinin ustası Kazaklardı. Kazak ticaretinin aracılığını Karakalpaklar yapar, Buhara’ya hayvan ve kürk götürüp satarlardı. Türkmenler Buhara’ya halı ve pamuklu kumaş satardı.
  • 20. yüzyılda geleneksel sanat dışlanmış, estetik bir düşüş yaşanmıştır. Geçmişle başlatılmış olan savaşta, propagandacı grafik sanatların yaygınlaşması etkili olmuştur. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra milli mitolojik üslup yeni baştan yaratılmaya başlanmıştır. Doğal bir evrim sonucu ortaya çıkmış olan anıtsal üslup, Sovyet döneminden kalan deneyimlere dayanarak gelişmiştir.