Etiket arşivi: özgürlük

Çağdaş Sanata Varış 317|Çağdaş Dönemde Müzik 4

İsimsiz, Serkan Demir, 2012. Baksı Müzesi, 2016. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İsimsiz, Serkan Demir, 2012.
Baksı Müzesi, 2016.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Farklılıkların melezleşmesi anlamına gelen ve marjinal gençliğin müziği olan hip-hop türü, İslami izler taşıyan bir karışımla Avrupa’daki bazı Müslüman sanatçılar tarafından da kullanılıyor. Müzikte Avrupa İslam’ı diye bilinen tür, Avrupa müzik sahnesinde önemli bir yer işgal ediyor. Dünyadaki adaletsizlikleri Sufilikten esinlenen İslami tınılar kullanarak yorumlayan, sahnede tespih ve sembolik mekanlar kullanıp, geleneksel kıyafetlerle İslami simgeleri sahneye taşıyorlar. Bu uygulamaya, performans yoluyla gösterilen bir dindarlık biçimi de denebilir. Bu gruplar ayrıca müziğin farklı etnik kökenden Müslümanlar arasında dostluk kurmaya da yardım ettiğini düşünüyorlar.
  • 1990′lı yıllarda dünya çapında popüler olmuş Grunge veya çıkış yerinin adıyla Seattle Sound, alternatif rock’ın bir alt türüdür ve hardcore punk ve heavy metal’den etkiler taşır. Grunge, genellikle yabancılaşma, duyarsızlık, özgürlük isteği gibi konuları içeren öfke dolu şarkı sözleri, hırıltılı vokalleri, cızırtılı gitar tonlarıyla özdeşleştirilir. Çoğu müzisyeni dağınık saçla ve günlük giysilerle sahneye çıkar. Nirvana, Pearl Jam, Soundgarden, Alice in Chains ilk akla gelen Grunge topluluklarıdır.
  • Elektronik RFID (radyo frekansı ile tanımlama teknolojisi) bileklikler, giyilebilir teknolojinin müzik festivallerindeki en büyük temsilcisi. Elektronik bir barkod işlevi gören bu bileklikler, bilet detayları, ödeme bilgileri ve sosyal medya hesapları gibi farklı verileri hafızasında tutuyor. Bu özel bileklikler festival ziyaretçilerinin olduğu kadar, festival yönetimi ve sponsorlar için de büyük bir kolaylık ve detaylı bir bilgi bankası.
  • Dünyada birçok müzik festivali canlı olarak internet üzerinden yayınlanıyor, konser biletleri internetten satın alınabiliyor. Çağdaş Dönem’in deneyim odaklı kuşağı için de cazip bir durum.
  • Artık sanat ve teknoloji beraber yaşıyor. Apple Music’in sevilen tüm müzikleri tek bir uygulamada toplaması, uygulamanın tüm işletim sistemlerinde de yer alması, 2015 yılı itibariyle, müzik sektörünün dijitalleşmesi sürecinde ulaşılan son nokta oldu.
  • İnternette satılan sample beat’lerden satın almak tüm dünyada kullanılan bir yöntem haline geldi. Kimileri bu durumu yaratıcılığın geri plana atılması, dijital tembellik, tüm şarkıların aynılaşması olarak eleştirirken, tutan melodileri kullanmanın daha iyi sonuç verdiğini, sample kullandığını saklamayan sanatçının profesyonel bir iş yaptığını söyleyerek haklı bulanlar da oluyor.

 

Şiddet 20 | Ötekine Yönelik Şiddet 3 Düşman ve Kötü

  • Düşmana dönük nefretin önceli, mutlaka kendinden nefrettir, diyor Alman filozof Wilhelm Schmid (1953-). Kendi içinde tatmin bulma çabasından kaçınan herkes, dış düşmanından kendi içindeki düşman gibi nefret etme tehlikesine düşer. Garez besleyebildikleri, hiddetlenebildikleri ve en uç noktada da nefret duyabildikleri zaman mutlu olur, içlerinde hissettikleri olumsuzluğu kendi benlikleri dışındaki bir Öteki’nin sırtına yıkarlar.
  • Benliğin düşmanlığa borçlu olduğu şeyler vardır: Düşmanlık hayatta dayanak ve yönelim sağlar, sürekliliğin teminatı olur.
  • Düşman kelimesi Türkçeye Farsçadan geçmiştir ve kötülük düşünen anlamı taşır.
  • Düşmanların ne dediği önemli değildir, herhangi bir şey söylemeleri, tavır almaları önemlidir.
Etek, Esra Sağlık, 2014. Baksı Müzesi, 2016. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Etek, Esra Sağlık, 2014.
Baksı Müzesi, 2016.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Evrensel barış sözü veren Aydınlanma bile, Aydınlanmanın düşmanlarına karşı özgürlük, akıl ve insan hakları adına savaş açar.
  • Immanuel Kant, 1784 yılında “İnsan birlik beraberlik ister ama doğa kendi cinsine neyin yarayacağını daha iyi bilir; o, ikilik/düalizm ister” diye yazar.
  • Değer kavramlarını devreye sokarak ve kavram çiftlerinden yararlanarak kendiyle Ötekileri açık seçik pozitif ve negatif tarafta konumlandırmaya ihtiyaç duyulur.
  • Dikotomik (ikileşimli) ayrıştırma tercih edilir; zihinlerde iyi-iyi değil, iyi-nahoş, iyi-kötü derecelendirmesi yapılır.
  • Alman filozoflar Ludwig Feuerbach (1804-1872) ve Friedrich Nietzsche (1844-1900) insanın yorumu veya değerlendirmesi olmadan İyi ve Kötü’yü tasavvur etmenin zor olduğuna dikkat çekmişlerdi.
  • Sorun, Ötekiler’e bakarken, “onların” iyi bir şey istemeyeceğinden, aksine korkunç ve anlaşılmaz fenalıklar işlemeye hazır olduklarından ve gerçekten de o fenalıkları işlediklerinden bu kadar emin olmalarıdır. Onları kötü olarak itibarsızlaştırmak, onlara karşı yapılabilecek kötü hareketleri meşrulaştırabilir.
  • Kötü düşünen ve eyleyen, en azından kendisi için sadece İyi’yi ister ve bunun Ötekiler için kötü sonuçlar doğuracağını sezemeyebilir. Belki kendisi de genlerin, çocukluğunun, Ötekiler’in, toplumun, ekonominin, politikanın bir kurbanıdır; en azından çoğu durumda kendini böyle algılar.
  • İnsanın neşeye ve acıya, sevince ve kızgınlığa, hoşnutluğa ve hoşnutsuzluğa kabiliyeti olduğu gibi, iyiye ve kötüye de kabiliyeti vardır, olanak ve gerçeklikleri inşa edebileceği gibi onları sömürebilir de; bunu bilinçli veya bilinçsizce, sevinerek veya bir sevinç duymadan da yapabilir.
  • İnsanın kendi benliğindeki kötülük kabiliyetini öfkeyle reddederek parmağını Ötekiler’e doğru uzatması, iç kutupsallığı algılamaktan kaçınmasına yardım eder. Bazıları dikkatlerini insanlardan öte dünyaya ait bir şeytani krallığa, bir yeraltı dünyasına çevirir. En iyi hedef, Kötü’yü geriletmek, onun şiddetini azaltmak, onun hayatın üzerine mahvedici biçimde çökmesini engellemektir. Bu, Öteki’nin kızgınlığını daha baştan hesaba katarak, ona gerek kendi gerek müşterek hayatta yaşayabileceği bir rol vermekle olabilir. Onu meşru saymak, ılımlı biçimiyle ifadeye kavuşturmak, bireyin ve insan gruplarının ruhsal esenliği açısından faydalı olabilir.

 

Çağdaş Sanata Varış 4 | Romantizm 1

  • Romantizm için başlangıç ve bitiş tarihi saptamak olanaksızdır. Kimileri akımın 1800’de başlayıp, 1850 dolaylarında sona ermiş olduğunu öne sürerler ama akım, yaşamaya, onsuz düşünülemeyecek akımları beslemeye devam etmiş, 18.yüzyılda oluşmaya başlamış, ülkelere, sanat türlerine göre değişik tarzda ortaya çıkmış, 19.yüzyılın sonuna kadar devam etmiştir. Romantizm, Sembolizm ve Empresyonizm’e, Kübizm ve Soyut Sanat’a kapı açmıştır. Artık, kurallar yoktur, bundan böyle her şey mümkündür.
  • Romantizm, bir başkaldırı tohumu taşır, devrimle yakın ilişkisi vardır. Bireyin, var olana,  kurulu düzene, kutsala karşı hoşnutsuzluğu dile gelir.
  • 19.yüzyılın ilk yarısında Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi gerçekleşti. Otoriteye, geleneğe karşı özgürlük ve bireycilik, siyasette olduğu gibi sanatta da öne çıktı. Romantizm’de siyasal, dinsel, yazınsal özgürlük söz konusudur.
  • Bir süreden beri tartışılmakta olan düşünce ve kavramlar için Fransız Devrimi bir katalizör olmuştur.
  • Anayasaya kavuşan, bağımsızlıklarını veya milliyetlerinin tanınması hakkını elde eden uluslarla beraber ulus kavramı, devrimci ve romantik bir kavram oldu. 1820’de İspanya ve Napoli’de, 1821’de Yunanistan’da, 1830 yılında Polonya ve Fransa’da, 1830’larda İrlanda’da devrimci patlamalar oldu.
  • Milliyetçiliğin Romantizm ile çıkar ortaklığı vardır.
  • Çağa, devletin yetkilerini sınırlamayı savunan, felsefe, ekonomi ve siyasal düşüncede liberalizm hakimdir. Liberalizm, burjuvazinin dünya görüşü ve ideolojisidir. 1789 Devrimi, burjuvaziye iktidar yolunu açmıştır.
  • Romantik sanat, yeni iktidarın isteklerini ve gereksinimlerini yansıtır.
  • Fransa sınırlarının ötesine yayılan bir etkiye sahip, ünlü Napolyon Yasası’na göre, hiç kimse doğuştan ayrıcalıklara sahip değildir ve kanun önünde herkes eşittir.
  • Romantizm akımında eşzamanlı bir uluslararası hareket söz konusu değildir.
  • Bir tek romantizmden söz etmek, onu zaman ve mekanla sınırlamak mümkün değildir. Farklı ülkelerde farklı yankılar yaratmıştır.
  • Romantizm, homojen ve eşgüdümlü bir hareket değildir, birçok romantizm vardır.
  • Coşkuyu, yüreğin usa üstünlüğünü, sanatların kardeşliğini savunur.
  • Avrupa’ya egemen olan us tapıncından vazgeçildi.
  • Usdışı, düşçü, tanımlanamaz olan, melankolik ve nostaljik duygular uyandıran, şiirsel, bireyci, tutkuyu egemen kılan,
  • Goethe’ye göre: klasik=sağlıklı, romantik=hasta. Oysa, Goethe’nin Werther adlı romanı romantizmi besleyen kaynaklar arasında yer almıştı. Goethe ve Schiller doğmakta olan akıma ılımlı bir bakış açısını benimsediler.
  • Klasiklerin özdeksel, romantiklerin tinsel olduğuna dair bir başka tanımlama da yapılabilir.
  • Romantik dünya dişi bir dünyadır.
  • Romantik bakışta acı kaynağı olan kadın, onurlandırılmış, övülmüş, büyük saygı görmüştür.
  • Romantik ruhta zaman zaman zevk ile acı, güzellik ile dehşet birbirine karışarak Kara Romantizm denen, beden/ölüm/şeytan’da yoğunlaşma ortaya çıkmıştır. Kara Romantizmin tanrısı şeytandır. Dehşetin sınırlarına uzanan romantizmi ile Goya’nın bazı tabloları Kara Romantizm’e örnek verilebilir.
  • Özgürlük, kardeşlik ve devrim kavramları romantizmin mirasıdır.
  • Artık, esin kaynakları gündelik yaşamda aranacaktır.

 

Görsel Sanatlar ve Oyun

İnsan, düşünmeye başladığı andan itibaren iç gerçeklerini, içgüdülerini biçimsel olarak açıklamaya başlamıştır. Bu görsel imge ve simgelerle, oyun oynayan çocuğun zihninin işleyişi aynıdır.

İnsan doğa ile yetinemez, onu aklı ve emeği ile işler, kendi amaçlarına göre yenilikler getirerek kültür yaratır. Denge arayışını sanat aracılığıyla çözümler. Bir dönem için kurulan denge zamanla bozulur, çağın eğilimine göre yeniden kurulması gerekir.

İlk insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli araçlar üretmişler ancak bunları yapmakla kalmamışlar, tek ya da çok renkli geometrik bezekler, çiçek, yıldız, daire gibi sembolik motiflerin yanı sıra değişik konulu tasvirlerle süslemişler, güzelleştirmek için emek harcamışlardır. Törensel olmayan kaplar bile güzel biçimlere sokulmuştur. Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi MÖ 6800-5700 tarihlerinden kalma Çatalhöyük kazılarında ele geçirilen böyle eserlere ev sahipliği yapmaktadır. Yine MÖ 6. binyılın ilk yarısına ait makyaj aletleri, taş ve kemikten yapılma süs eşyaları da aynı müzemizdedir. Taşa, tahtaya kazılarak resim, maddelerin şekillendirilmesi ile heykel ortaya çıkmış; duyguların seslerle belirtilmesi müziğe temel olmuş, çeşitli oyunlarla tiyatro başlamıştır. Bu faaliyetlerle insanlar dar hayatlarını genişletmişlerdir. Arkeoloji, her insanda güzele karşı bir ilgi ve güzellik duygusu olduğunu kanıtlamaya devam etmektedir.

Çocuğun dünyayı anlamlandırmasını ve eğlenmesini sağlayan oyun ve oyuncağın tarihi çok eskidir. İlk çağda mağara duvarlarına resimler çizerken kullanılan taşlar bugünkü boya kalemlerinin ataları olarak oyuncak sayılmaktadır. Arkeolojik bulgularla ortaya çıkarılan tahta atlar, topaç, misket ve kil bebekler ilk oyuncak çeşitleridir.

Gaziantep’teki Medusa Cam Eserleri Müzesi’nde Hitit ve Fenike dönemlerine ait pişmiş toprak ve taştan yapılmış oyuncaklar  sergileniyor. Binlerce yıl önce kralların çocukları için yapıldığı tahmin edilen pişmiş toprak ve taştan yapılma dört bin yıllık oyuncak arabalar 2011 yılında yapılan kazılarda bulunmuş.

Gaziantep’teki Medusa Cam Eserleri Müzesi’nde Hitit ve Fenike dönemlerine ait pişmiş toprak ve taştan yapılmış oyuncaklar sergileniyor. Binlerce yıl önce kralların çocukları için yapıldığı tahmin edilen pişmiş toprak ve taştan yapılma dört bin yıllık oyuncak arabalar 2011 yılında yapılan kazılarda bulunmuş.

Dış dünyanın, duyumsamaların, özlemlerin ve izlenimlerin zihinde görüntüye dönüşmesi, resimsel bir değer kazanması, yani imge ile, duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaretlerle yani simgelerle görselleştirme yoluyla insan, sorunlarını oyun alanında çözmüş, acılarını sağaltmıştır. Sanatçı da çocuğun oyun oynarken yaptığı gibi, kendi iç ve dış gerçeklerinden yeni var oluş biçimleri yaratır. Bir oyun olarak sanat varoluşsaldır.

Sanat ile oyunda öykünme ve özgürlük ortak iki noktadır. Her ikisi de insanı gündelik yaşamın sıkıntılardan, kaygılarından uzaklaştırarak, insanın adeta kendisini unutmasını sağlar. Her ikisinde de  hayal dünyasına yönelme olur. Bu dünya içinde, insan mutlak özgür olur. Friedrich Schiller’e (1759-1805) göre, “İnsan oynadığı sürece insandır.” Schiller’e göre sanat bir oyundur ve insan, gerçek özgürlüğe ancak sanat yoluyla ulaşabilir. İnsan sanatla uğraşırken, kendini zamandan koparılmış gibi hisseder. Bu ise oyun oynarken zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyişimize benzer. Biz, böylece insanlığımızın saf ve tam olarak ortaya çıktığını anlarız.

Sanatın öykünme olarak değil de, bir yaratma içtepisi olarak ele alındığı düşünceye göre sanat kişisel bir dürtü ve tepkidir. Bu noktadan hareket ettiğimizde oyunun ve sanatın kendi dışında başka bir amacı olmadığını yani auto telos kavramlar olduğunu kabul etmemiz gerekir. Sanatçı da çocuğun oyun içindeki tavrı gibi eserini meydana getirmekten başka bir amaç gütmez. Bu görüşe göre hem sanat hem oyun bir doyum kaynağıdır, sanatçı kendini tamamlamak için yaratır.

Felsefe ve psikiyatri profesörü, Alman Karl Groos’un (1861-1946) Oyun Teorisine göre ise oyun, hayatın sonraki aşamaları için bir hazırlık ve çocukların gelişimi için gerekli olan bir fonksiyondur. Aynı şekilde hayvanların oyun oynamasının da içgüdülerini geliştirerek onları savaşmaya ve hayatta kalmaya hazırlayan bir pratik olduğunu öne sürer. Dolayısıyla bu görüşe göre oyun, auto telos değil, işlevseldir.

Sinemaya eğlenmek için giden seyirci, kendi kendinden kaçmak, gündelik tekrarları yok etmek ister. Uykunun ve çocuk oyunlarının verdiği o sınırsız korunma duygusuna sinemada yeniden kavuşur, sinemaya çocuk oyununu devam ettirmek için gider.

Sanat ve oyun beğeni ve zevklerin gelişmesinde de önemli yer tutar. Gerçeğin imitasyonları ile oynayan çocuk doğruyu-yanlışı, iyiyi-kötüyü, güzeli ve çirkini öğrenir. Bu nedenle sanatın ve oyunun eğitim içindeki önemi kavranmış ve eğitim programları hazırlanırken estetik değerlere, müfredatı oyunla, eğlendirerek vermeye dikkat edilmeye başlanmıştır. Konsol oyunlarına rağbet oyun oynamaya olan ihtiyacın her yaşta devam ettiğini göstermektedir.

Sanat ve oyun ancak özgür ortamlarda ortaya çıkabilirler ve toplumların ileri gitmeleri ancak özgür ve yaratıcı bireyler sayesinde gerçekleşebilir.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  •  Çocuğun Görsel Sanat Eğitimi, Zerrin Kehnemuyi, YKY 7. Baskı 2013.
  • Görsel Sanatlarda Oyunsallık, Nazan Azeri, M.Ü. Güzel Sanatlar Enstitüsü Prof. Dr. Ergin İnan’a sunulan Sanatta Yeterlilik Tezi, 2000.
  • Sanat ve Oyun, Arş.Gör. Canan Birsoy Altınkaş, Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi, 2002.
  • Anadolu Medeniyetleri Müzesi Rehberi
  • Okullarda Resim, Hüseyin ve Hayrettin Kılıçkan, Taç Yayınevi.
  • Sanat ve Oyun, Sosyolog Ömer Yıldırım, Atatürk Üniversitesi Çağdaş Felsefe Tarihi Dersi Ders Notları.
  •  Yeşil Gözler, Marguerite Duras, Metis Yayınları, 2008.