Etiket arşivi: Özbekistan

Çağdaş Sanata Varış 301|Ekolojik Sanat 1

İsimsiz, Herbert Golser, 2014. ArtInternational İstanbul, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İsimsiz, Herbert Golser, 2014.
ArtInternational İstanbul, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Antik dönemde Stoacılar, ilahi akışa kendimizi bırakarak mutlu olmamızı tavsiye etmişlerdi. Çünkü evren böyle işliyordu. Ya da akıntının tersine yüzmeye çalışıp mutsuz olabilirdik.
  • İspanya, gümüş ve demir yataklarının zenginliği nedeniyle Hanibal’ in ailesi Barcalar’ı kendine çekmişti. Romalılar döneminde, bu madenlerde yaklaşık 40.000 köle çalıştırılıyordu ve günde yaklaşık 5 ton gümüş üretiliyordu. Bu bölgede ve Roma İmparatorluğu’ nun hemen her yerinde bu kadar çok metal işlenmesi, Roma döneminde Grönland’ın buz çekirdeklerinde büyük bir kirlilik oluşması sonucunu doğurmuştu. Böylesi bir kirlilik, 19. ve 20. yüzyıla kadar bir daha görülmedi.
    Yani, çevre sorunu yeni değil.

 

 

  • Orta Asya’yı dünyanın en büyük pamuk üreticisi haline getirmeyi tasarlayan Sovyetler Birliği döneminde Aral Gölü’nü besleyen Amu Derya ve Siri Derya’nın suları pamuk tarlalarının sulanması için kullanılmaya başladı. Bu politikanın sonucunda Özbekistan 1980′lerde dünyanın en büyük pamuk üreticisi haline geldi. Beslenemeyen Aral’ın kurumasıyla bölgedeki iklim de değişti. Yağmurlar azaldı, yeşil alanlar kuraklaştı. Aral’a yakın tatlı su göletleri de Aral’la birlikte kurudu. Aral’ın beslediği bitki örtüsü içerisinde yaşayan antilop sürüleri yeryüzünden silindi. Balıkçılık bitti. Aral, sadece bir örnek.
  • Endüstri için olmazsa olmaz üç hammadde var: çelik yapımında kullanılmak üzere demir, makineleri çalıştırmak için yakıt ve tüm hareketli parçaları birbirine bağlamak ve korumak için kauçuk.
  • Sık tropikal ormanlar kesilerek, yakılarak, yağmur ormanları yok edilerek  yerine  kauçuk ağacı dikiliyor.
  • Ürün, dünyanın bu yoksul kesiminde yaşayan insanlara refah getiriyor, bölgenin yalıtılmışlığına son veriyor.
  • Dünyanın büyük çeşitliliğe sahip ekosistemleri monokültür yapılan tarım alanlarına dönüşüyor. Monokültür, belirli bir bitki türünün bir bölgede çok yaygın olarak uzun yıllar boyunca yetiştirilmesine dayanan bir tarımsal yöntem. Endüstriyel tarımda sıklıkla kullanılan bu yöntem, kısıtlı işgücü olanaklarına sahip bölgelerde yüksek hasat oranlarına ulaşılmasına yardımcı olmaktadır.
  • Kauçuk ağacı ekimi, dünya tarihinin en büyük ve en hızlı ekolojik değişimlerinden birine neden oluyor.
  • Kauçuk ağaçlarının çok fazla suya gereksinim duyması nedeniyle kuyular ve nehirler kuruyor, bu durumda ekosistemlerin zarar görmesinden kaygılanılıyor.
Global Karaköy’deki Banksy sergisinden. Yakıt üretiminde kullanılmak üzere genetiği değiştirilmiş soya ekiminin yaygınlaşması, kozmetik ihtiyacı için Endonezya’da palmiye yağı üretimi amacıyla ormanların kesilmesi önemli ekolojik zararlara yol açmaktadır. Toplumsal eşitsizlikler ve ekolojik yıkımlar tırmanışa geçmektedir. Fosil yakıt türleri, aşırı kullanıldığında çevreye birtakım zararlar verir. Asit yağmuru oluşumuna neden olmak, havanın karbondioksit oranını artırmak, iklim değişikliği yaratmak, küresel ısınma fosil yakıtların yol açtığı başlıca çevresel zararlar arasındadır.  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2016.

Global Karaköy’deki Banksy sergisinden.
Yakıt üretiminde kullanılmak üzere genetiği değiştirilmiş soya ekiminin yaygınlaşması, kozmetik ihtiyacı için Endonezya’da palmiye yağı üretimi amacıyla ormanların kesilmesi önemli ekolojik zararlara yol açmaktadır. Toplumsal eşitsizlikler ve ekolojik yıkımlar tırmanışa geçmektedir.
Fosil yakıt türleri, aşırı kullanıldığında çevreye birtakım zararlar verir. Asit yağmuru oluşumuna neden olmak, havanın karbondioksit oranını artırmak, iklim değişikliği yaratmak, küresel ısınma fosil yakıtların yol açtığı başlıca çevresel zararlar arasındadır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2016.

 

 

 

Libya 26 Roma Şehri ve Sabratha 2

Kartaca dönemine ait, tholos denen, obelisk mezar  tipi Bes Mozolesi/Anıt Mezarı, tamamen yeniden yapılmış. 24 m yüksekliğindeki yapı, MÖ 2. yüzyıldan kalma bir yeraltı mezar odasının üzerine yapılmış. Tabanı üçgen, fasadı içbükey. Müzede sergilenmekte olan Bes ve Herkül heykelleri ile aslan figürlerinin yapının üzerindeki piramit şekilli parçanın en tepesinde olduğu düşünülüyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kartaca dönemine ait, tholos denen, obelisk mezar tipi Bes Mozolesi/Anıt Mezarı, tamamen yeniden yapılmış. 24 m yüksekliğindeki yapı, MÖ 2. yüzyıldan kalma bir yeraltı mezar odasının üzerine yapılmış. Tabanı üçgen, fasadı içbükey. Müzede sergilenmekte olan Bes ve Herkül heykelleri ile aslan figürlerinin yapının üzerindeki piramit şekilli parçanın en tepesinde olduğu düşünülüyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Roma şehri. Romalılar bir yerleşim yeri kurarken, belirli bir planı uygularlardı. Önce, birbirlerini doksan derece kesen iki geniş cadde çizilir, sonra dikdörtgen parseller ayrılırdı. Belli aralarla, cadde yeri bırakılırdı. Yerleşimin merkezinde kamu binaları, iş yerleri, Forum bulunurdu. Aynı işle uğraşan esnafın dükkanları aynı yerde toplanırdı. (Özbekistan yazımızda, Orta Asya’da da aynı sistemin geçerli olduğunu yazmıştık.) Şehirlerin girişi anıt gibi yükselen kemerler, kemerlerin üzerinde heykeller, ana dört yol ağzında tetrapylon denen süslü yapılar olurdu. Şehirlerde hamamlar, tiyatrolar, bazen amfitiyatrolar bulunurdu. Şehir meydanında anıtsal çeşmeler olurdu. Duvarlar genelde mermerle kaplanırdı.
  • MÖ 312 yılında yapılan Roma’dan Capua ’ya uzanan 212 km’lik ünlü Appia Yolu, adına layık ilk Roma yoluydu. Roma’nın yolları, başlangıçta askeri amaçla yapıldı. At üzerinde ve orduya tekerlekli araçlarla eşlik eden destek birimlerinin ve imparatorluğun atlı mesaj servisinin hızlı ve kolay yol alması önemsenmişti. Ticaret ve ulaştırma zaman içinde amaçlar arasına girdi. Yollar yapılırken askeri savunma hesaba katılırdı. Yolların yüzeyinin taşla kaplanması MÖ 174’de başlamıştı. Daha sonra Yunan etkisiyle mermer ve travertenle de yol kaplaması yapıldı. Roma yollarının bazıları günümüze ulaşmıştır. Yollar tam düz bir çizgi halinde olmalıydı. Yolu kesen vadiler ya da suyolları ile karşılaşıldığında ya molozla dolduruluyor ya da üzerine köprü yapılıyordu. Yollara, Roma’ya olan mesafeyi belirtmek için taş sütunlar konur, attan kolay inebilmek için yolun her iki tarafına taşlar dikilirdi. Yollar Roma mili cinsinden ölçülürdü. Bir Roma mili 1000 adım idi (mille passus). Mil kelimesi buradan gelir. Roma, toplamı 85.000 km olan 272 anayol inşa etmişti. Yolları devlet yapıyor, bazen yerel toprak sahiplerinden de yardım alınıyordu.
  • Roma döneminde yapılmış bazı kanalizasyon ve lağım sistemleri de günümüze ulaşmıştır.
  • Peristil (peristyle) denen, Yunan’da sütunlarla çevrili bahçe gibi avluyu Roma aynen uygulamıştır. Yapının ön yüzündeki sütunlu giriş de Roma’da yaygındır.
  • Roma düzeni sütun başlığı genelde, İyon ve Korint tipi başlıkların karışımından oluşan kompozit sütun başlığıdır.
  • Şehirlerde mutlaka çeşitli tapınaklar olurdu. Roma dinlerinin üstün durumunu bozmayacaksa, siyasal bakımdan bir tehlike oluşturmayacaksa, ahlaka aykırı bir yönü yoksa yabancı dinler hoş görülürdü.
Sabratha’daki İsis Tapınağı. 1. yüzyıla ait, Mısır'ın en büyük tanrıçası İsis adına yapılan tapınağın yüzü denize dönük. Mısır’da Annelik ve Bereket Tanrıçası olan İsis, Sabratha’da denizcilerin tanrısı olarak kabul görmüş. Etrafı sekiz sıra korint sütunu ile çevrili olan İsis Tapınağı’nda ilkbaharda denizcilik mevsiminin başlangıcını kutlamak için festival yapılırmış. Sabratha’da ayrıca Serapis, Antonine adına yapılmış tapınaklar da var. Kartacalılar ve daha sonra da Romalılar zamanında çalışmış olan Kuzey Afrika mermer ocaklarının bazılarının  ocak yolları İkinci Dünya Savaşı sırasında atılan bombalarla bozulmuş ve faaliyetleri durmuştur. Gezdiğimiz tapınaklarda genellikle beyaz, yeşil dalgalı dairevi bantları olan Cipoline mermeri kullanılmıştı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sabratha’daki İsis Tapınağı. 1. yüzyıla ait, Mısır’ın en büyük tanrıçası İsis adına yapılan tapınağın yüzü denize dönük. Mısır’da Annelik ve Bereket Tanrıçası olan İsis, Sabratha’da denizcilerin tanrısı olarak kabul görmüş. Etrafı sekiz sıra korint sütunu ile çevrili olan İsis Tapınağı’nda ilkbaharda denizcilik mevsiminin başlangıcını kutlamak için festival yapılırmış.
Sabratha’da ayrıca Serapis, Antonine adına yapılmış tapınaklar da var.
Kartacalılar ve daha sonra da Romalılar zamanında çalışmış olan Kuzey Afrika mermer ocaklarının bazılarının ocak yolları İkinci Dünya Savaşı sırasında atılan bombalarla bozulmuş ve faaliyetleri durmuştur.
Gezdiğimiz tapınaklarda genellikle beyaz, yeşil dalgalı dairevi bantları olan Cipoline mermeri kullanılmıştı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

4. yüzyıldan Curia- Senato Binası. Sabratha’daki Forum, Roma forumundan çok Yunan agorasına benzetilir. Yunan kenti, kent için; Roma kenti ROMA için yapılır, denir. Dolayısıyla Yunan yapısı daha gösterişsizdir. Eski Latince erkekler topluluğu teriminden türemiş Curia, meselelerin tartışıldığı yerdi. Başlangıçta şehrin önde gelen yaşlılarının toplanma yeriydi. (Senato, yaşlı adam kelimesinden türetilmiştir). Romalılar bu modeli, fethettikleri  tüm şehirlere ihraç etmişler, böylece her şehir kendi Senatosuna sahip olmuştur. Ama Roma dışındaki tüm şehirlerde seçilmiş yöneticilerin merkezi yönetimin onayını alması gerekirdi. Roma senatosu ise, Cumhuriyet döneminde, doğrudan vatandaşlar tarafından seçilirdi. İmparatorluk döneminde senatörler seçilmemişler, kalıtsal soyluluklarına göre göreve gelmişlerdir. İmparatorlukla birlikte, Curia yerel hükümetin bulunduğu, yargılama işlemlerinin yürütüldüğü, yönetimle ilgili toplantıların yapıldığı herhangi bir yer anlamında kullanılmış, kısa bir süre sonra da terim, yerel yönetimin yapıldığı yer anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Roma Forumu’nda bulunan Curia, Senatonun toplandığı ve İmparatorluğun idaresi ile ilgili tartışmalar yaptığı Senato binası işlevine sahipti. Yapı, Forum’un kuzeyinde yer alıyordu ve özellikle bir İmparatorun yönetimi altındaki hükümetin işlerini yürütmek için kullanılıyordu. Senatör olabilmek için bir milyon ss’lik bir servet gerekiyordu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

4. yüzyıldan Curia- Senato Binası.
Sabratha’daki Forum, Roma forumundan çok Yunan agorasına benzetilir. Yunan kenti, kent için; Roma kenti ROMA için yapılır, denir. Dolayısıyla Yunan yapısı daha gösterişsizdir.
Eski Latince erkekler topluluğu teriminden türemiş Curia, meselelerin tartışıldığı yerdi. Başlangıçta şehrin önde gelen yaşlılarının toplanma yeriydi. (Senato, yaşlı adam kelimesinden türetilmiştir).
Romalılar bu modeli, fethettikleri tüm şehirlere ihraç etmişler, böylece her şehir kendi Senatosuna sahip olmuştur. Ama Roma dışındaki tüm şehirlerde seçilmiş yöneticilerin merkezi yönetimin onayını alması gerekirdi.
Roma senatosu ise, Cumhuriyet döneminde, doğrudan vatandaşlar tarafından seçilirdi. İmparatorluk döneminde senatörler seçilmemişler, kalıtsal soyluluklarına göre göreve gelmişlerdir.
İmparatorlukla birlikte, Curia yerel hükümetin bulunduğu, yargılama işlemlerinin yürütüldüğü, yönetimle ilgili toplantıların yapıldığı herhangi bir yer anlamında kullanılmış, kısa bir süre sonra da terim, yerel yönetimin yapıldığı yer anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
Roma Forumu’nda bulunan Curia, Senatonun toplandığı ve İmparatorluğun idaresi ile ilgili tartışmalar yaptığı Senato binası işlevine sahipti. Yapı, Forum’un kuzeyinde yer alıyordu ve özellikle bir İmparatorun yönetimi altındaki hükümetin işlerini yürütmek için kullanılıyordu.
Senatör olabilmek için bir milyon ss’lik bir servet gerekiyordu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Özbekistan Gezisi 54 Taşkent

  • Taşkent büyük, yeşil bir kent. Geniş caddeleri, büyük parkları var. Kimse sokaklara izmarit atmıyor, herkes her sabah evinin önünü temizliyor, trafik kurallarına uyuyor.
  • Başkent Taşkent’te Lenin heykelinin yerini bir yerküre almış. Bugün bu meydanın adı Bağımsızlık Meydanı’dır. Özbekçe’de Müstakillik Meydanı.
Barak Han Medresesi, Taşkent. Medrese çeşitli dönemlerde yapılmış olan yapılardan oluşmaktadır. İlk kısım 15. yüzyılda, ikinci bölüm 1530 yılında yapılmış, üçüncü ilaveyi ise 16. yüzyıl ortasında Suyunic Han'ın oğlu Barak Han yapmıştır. Medrese, bir avlu etrafında toplanmış, 1955-1963 yılları arasında medrese restore edilmiştir. Metal kubbeler restorasyon sırasında eklenmiştir. Medresenin ölçüleri: 703 x 44 m, avlu ise 33 x 27,5 metredir.  Burası Özbekistan Müftüsünün İdari Merkezidir, diyanet işleri gibi çalışıyor, din adamı yetiştiriliyor (Muslim Board of Uzbekistan). Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Barak Han Medresesi, Taşkent.
Medrese çeşitli dönemlerde yapılmış olan yapılardan oluşmaktadır. İlk kısım 15. yüzyılda, ikinci bölüm 1530 yılında yapılmış, üçüncü ilaveyi ise 16. yüzyıl ortasında Suyunic Han‘ın oğlu Barak Han yapmıştır. Medrese, bir avlu etrafında toplanmış, 1955-1963 yılları arasında medrese restore edilmiştir. Metal kubbeler restorasyon sırasında eklenmiştir. Medresenin ölçüleri: 703 x 44 m, avlu ise 33 x 27,5 metredir.
Burası Özbekistan Müftüsünün İdari Merkezidir, diyanet işleri gibi çalışıyor, din adamı yetiştiriliyor (Muslim Board of Uzbekistan).
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Barak Han Medresesi’nin avlusu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Barak Han Medresesi’nin avlusu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Avlu içinde eski bir kütüphane vardır. Teleşayak Kütüphanesi, Barak Han külliyesinin bir bölümüdür. Buradaki en önemli eser Hz. Osman’ın Kuran’ıdır. Sergilenmekte olan Kuran’ın kopyasıdır. Hz. Osman’ın dört Kuran yazdığı; bunların Topkapı Sarayı Müzesi’nde,  Kahire’de, Londra’da ve burada olduğu söyleniyor. Bu nüshaları belki Hz. Osman kendisi yazmadı, yazdırdı, burası net değil ama orijinal oldukları biliniyor. Buradakinin Timur tarafından Bağdat’tan Semerkand’a getirildiği, Bibi Hanım’da olduğu; bu nüshanın General Kaufman tarafından St. Petersburg'a, Hermitage Müzesi’ne götürüldüğü; devrimden sonra Bolşevikler’in bunu Taşkent'e gönderdikleri/1989 yılında Taşkent’e geldiği bilgileri kaynaklarda yer alıyor. Bu elyazması nüshasının geyik derisi üzerine yazıldığı; Hz. Osman’ın bunu okurken öldürüldüğü, üzerinde kanı olduğu da öne sürülüyor. Hz. Osman döneminde bölge İslam’ı kabul ettiği için bölgede Hz. Osman bir başka kıymetli. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Avlu içinde eski bir kütüphane vardır. Teleşayak Kütüphanesi, Barak Han külliyesinin bir bölümüdür. Buradaki en önemli eser Hz. Osman’ın Kuran’ıdır. Sergilenmekte olan Kuran’ın kopyasıdır.
Hz. Osman’ın dört Kuran yazdığı; bunların Topkapı Sarayı Müzesi’nde, Kahire’de, Londra’da ve burada olduğu söyleniyor. Bu nüshaları belki Hz. Osman kendisi yazmadı, yazdırdı, burası net değil ama orijinal oldukları biliniyor.
Buradakinin Timur tarafından Bağdat’tan Semerkand’a getirildiği, Bibi Hanım’da olduğu; bu nüshanın General Kaufman tarafından St. Petersburg’a, Hermitage Müzesi’ne götürüldüğü; devrimden sonra Bolşevikler’in bunu Taşkent’e gönderdikleri/1989 yılında Taşkent’e geldiği bilgileri kaynaklarda yer alıyor. Bu elyazması nüshasının geyik derisi üzerine yazıldığı; Hz. Osman’ın bunu okurken öldürüldüğü, üzerinde kanı olduğu da öne sürülüyor.
Hz. Osman döneminde bölge İslam’ı kabul ettiği için bölgede Hz. Osman bir başka kıymetli.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ebubekir Muhammed Keffal Şaşi Türbesi. Bu zat, yerel bir doktor, feylesof ve şair. 904-979 tarihleri arasında yaşamış, sorunlar için baş vurulan bir evliya olmuş. Türbe 16. yüzyıl yapımı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ebubekir Muhammed Keffal Şaşi Türbesi. Bu zat, yerel bir doktor, feylesof ve şair. 904-979 tarihleri arasında yaşamış, sorunlar için baş vurulan bir evliya olmuş. Türbe 16. yüzyıl yapımı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kükeldaş Medresesi bir başka 16. yüzyıl yapısı. Günümüzde Özbekistan’da ikisi kızlar için olmak üzere on medrese açık. Burası açık en büyük medrese; farklı ülkelerden 150 öğrencisi varmış. Medrese, Özbekistan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kükeldaş Medresesi bir başka 16. yüzyıl yapısı. Günümüzde Özbekistan’da ikisi kızlar için olmak üzere on medrese açık. Burası açık en büyük medrese; farklı ülkelerden 150 öğrencisi varmış. Medrese, Özbekistan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Taşkent’te kapalı çarşı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Taşkent’te kapalı çarşı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kükeldaş Medresesi yanında Cuma Camii. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kükeldaş Medresesi yanında Cuma Camii.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Taşkent Opera Binası. Taşkent’teki Navoy Opera ve Bale Tiyatrosu uluslararası üne sahiptir. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Taşkent Opera Binası.
Taşkent’teki Navoy Opera ve Bale Tiyatrosu uluslararası üne sahiptir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Sevgi Mavi.

Fotoğraf: Sevgi Mavi.

Taşkent opearasında Donizetti’nin Lucia di Lammemmor adlı eserini izledik. Soprano meşhur Muyesser Razakova idi. Fotoğraf: Sevgi Mavi

Taşkent opearasında Donizetti’nin Lucia di Lammemmor adlı eserini izledik. Soprano meşhur Muyesser Razakova idi.
Fotoğraf: Sevgi Mavi

Yalnızca yayaya açık Taşkent Broadway’ de dinlendik ve Özbekistan yolculuğumuzu keyifli bir şekilde tamamladık. Huş Kelipsiz diye karşılandığımız Özbekistan’dan Yolunuz ak bolsin diye uğurlandık. Fotoğraf: Şirin Paksoy

Yalnızca yayaya açık Taşkent Broadway’ de dinlendik ve Özbekistan yolculuğumuzu keyifli bir şekilde tamamladık. Huş Kelipsiz diye karşılandığımız Özbekistan’dan Yolunuz ak bolsin diye uğurlandık.
Fotoğraf: Şirin Paksoy

 

Özbekistan Gezisi 53 Türkiye Cumhuriyeti Özbekistan İlişkileri

  • 16. yüzyıldan sonra Şiilik İran’ı Orta Asya hanlıklarının siyasal düşmanı haline getirmişti. Safeviler yeni oluşmuş Özbek devletini yendikten hemen sonra Çaldıran Savaşı’nda Osmanlı padişahı I. Selim (1512-1520) tarafından bozguna uğratıldılar ve bu zafer Özbek devletinin yeniden canlanmasına ve Osmanlı İmparatorluğu ile uzun süren bir ittifakın oluşmasına yol açmıştı.
  • Özbek hacılar, Acem ülkesinden uzak durup Osmanlıların elindeki toprakları kullanmayı tercih ettiler.  Orta Asyalılar İstanbul’da mola verilmeden yapılan haccı eksik kabul etmeye başladılar. 1517’de İstanbul halifelik merkezi olunca Halife-Padişah Rusya Müslümanları için bir şeyler yapabilecek tek yönetici haline gelmişti.
  • Bölgenin insanlarıyla ortak kültürel, dilsel ve dinsel bağları olmasına rağmen Türkiye’nin 1980’ler öncesinde Orta Asya cumhuriyetleriyle pek ilişkisi olmadı.
  • 1982 yılında zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in talimatıyla Pakistan’dan Türkiye’ye getirilen 5000 Afganistanlı Türk göçmeninden Özbekler Antakya’ya, Türkmenler Tokat’a, Kırgızlar Van’a yerleştirilmişti.
  • 1991 sonrasında yeni oluşan Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan ve daha sınırlı bir düzeyde olmak üzere Tacikistan’la ilişkiler büyük bir hızda gelişti. Türk hükümeti bu ülkelerin bağımsızlığını ilk tanıyanlar arasındaydı. Resmi tanımanın hemen ardından Türkiye, Orta Asya’nın başkentlerinde diplomatik misyonlar oluşturdu. Bu ülkelere Ankara’da büyükelçilik olarak kullanmaları için binalar tahsis edildi. Türkiye, yeni devletlerin BM’ye ve çeşitli Avrupa örgütlerine üyeliği için gereken formaliteleri başlattı. Karşılıklı ziyaretler yapıldı, anlaşmalar imzalandı. ABD Başkanı George Bush, bu faaliyetleri desteklediklerini açıkladı. Türkiye, İran karşısında kültürel bir panzehir olarak görülüyordu.
  • Türkiye vekil olarak görev almayı ve Orta Asya devletlerinden gelecek dışişleri bakanlığı personelinin eğitimine yardımcı olmayı kabullenen ilk ülkelerden biri oldu.
  • 1991’de imzalanan Türkiye-Özbekistan diplomatik teknik yardım protokolüne göre,
    Türkiye Dışişleri Bakanlığı Özbek diplomatlara profesyonel eğitim verecek,
    Türkiye elçilikleri karşılıklı belirlenecek bir dönem boyunca Özbekistan’ı temsil edecek, bu ülkenin haklarını ve çıkarlarını üçüncü ülkeler nezdinde koruyacaktı.
  • Fransız desteği ile Taşkent’te Özbek diplomatlarını eğitmeye yönelik olarak kurulmuş üniversitenin rektörü Özbek Dışişleri Bakanıdır.
  • Türkiye çeşitli Orta Asyalı bürokratları, özellikle de ekonomistleri eğitim için davet etti.
  • TC, her cumhuriyete öğrenim bursu vermeye başladı; Avrasya TV programlarını Orta Asya’ya iletmeye başladı. Ülkeler arasında düzenli uçak seferleri başladı.
  • Moskova, Türkiye’yi Pantürkçü amaçlar gütmekle suçladı. Oysa Pantürkçülük ve Panturancılık Orta Asya’da asla popülerlik kazanmamıştı. Bunları savunanlar 1908-1918 arasında küçük bir Azeri, Tatar ve Türk aydınlar grubuydu. Panislamcılık ise 1880-1920’de, Müslümanları Rus hakimiyetinden kurtarmanın bir yolu olarak düşünülmüştü. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Pantürkçülük iddialarının temelsiz olduğunu belirtti.
  • Orta Asyalı subayların oldukça büyük bir bölümü Türkiye’de ya da Türkler tarafından eğitilmekte.
  • Ulusçular, Türkiye’nin ağabey olarak nitelendirilmesini isterken, bu görüş eski Sovyet Türkleri tarafından resmi yollardan reddedildi.
  • Aralık 1991 tarihinde Baltık Devletleri ve Gürcistan (1993) hariç, tüm eski Sovyetler Birliği Cumhuriyetleri Rusya’nın kurduğu Bağımsız Devletler Topluluğu’na katıldılar, askeri paktlar imzaladılar.
  • 1992-1993 yıllarında TC Orta Asyalı cumhuriyetlere mal ve projeler için toplam bir milyar dolar kredi verdi; Türk Kızılay’ı da 143 milyon dolarlık gıda ve tıbbi yardım bağışında bulundu.
  • 1993 yılında Kazakistan hariç, Orta Asya Cumhuriyetlerince imzalanan Kiril Alfabesinden Latin Alfabesine geçiş anlaşması Antalya’da imzalandı. Kazakistan’da etnik yapıdan ötürü birden fazla alfabe kullanıldığı için bu konuda ihtiyatlı davranıldı. Antalya’da birkaç gün süren konferans sırasında 34 harften oluşan bir Latin Alfabesi geliştirildi ve bunun Türkçe konuşan ülkeler için ortak olacağı konusunda mutabakata varıldı. (Dünyada Türkçe konuştuğu bilinen 30 halk bulunmakta.)
  • Türkiye’nin Özbek muhalif liderlere sığınma hakkı tanımasına Kerimov’un tepki göstermesi nedeniyle Özbekistan Türkiye ile olan ilişkilerini en alt düzeye indirdi. Bu durum 1995 yılına kadar sürdü.
  • 1996 yılında Afganistan’da ikili yönetim ortaya çıktı: Kuzeyde 2001 yılına kadar Ahmet Şah Mesut komutasındaki  Kuzey İttifakı ile Güneyde Taliban. İçinde Türkiye’nin de yer aldığı Batı, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Kazakistan, Rusya, Hindistan ve 2001 yılından itibaren Pakistan Kuzey İttifakı’na destek verdi.
  • 1999 yılındaki olaylar sonrasında Türkiye Özbekistan ilişkileri yeniden soğudu.
  • Ankara ile Taşkent’in arasını açan, bir suikast olarak tanımlanan girişim oldu. Şubat 1999’da Taşkent’te dört ayrı yerde bombalar patladı. 13 kişi öldü, 124 kişi yaralandı. Kerimov, olayın bir suikast girişimi olduğunu söyledi. Suikasta Türkiye vatandaşının da katıldığı suçlaması, ilişkilerdeki kırılma noktasıydı. Sanıklar birkaç hafta sonra Türkiye’de yakalandı, Özbekistan’a iade edildi. Necmettin Erbakan’ın, Taliban’ın üslerinde eğitim alan ve suikasttan sorumlu tutulan Özbekistan İslami Hareketi adlı örgütün lideri olan Tahir Yoldaşev’e 100.000 dolar para yardımında bulunduğu öne sürüldü, Erbakan sessiz kaldı. Kerimov Yoldaşev’i, Vahabiler ile işbirliği yapmakla suçlarken, Muhammet Salih’i de suikast girişiminden sorumlu tutuyordu. Bu olayın ardından Taşkent yönetimi, Türkiye’de eğitim gören Özbek öğrencileri geri çekti.
  • Karzai ile arası açılınca ev hapsinde tutulan Raşid Dostum, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın gönderdiği özel uçakla Türkiye’ye getirildi. Afganistan’da hakkında adam kaçırma, işkence, saldırı ve haneye tecavüz suçlamalarıyla dava açılan Dostum’un, hakkındaki soruşturmaya son verilmesi karşılığında Türkiye’ye gelmeyi kabul ettiği söylendi. Refah-Fazilet çizgisinin Taliban’a karşı savaşan Özbek General Raşit Dostum’a da sırt çevirmiş olduğu basında yer alan iddialar arasındaydı.
  • Kerimov özellikle Refahyol döneminde Türkiye’de okuyan Özbek öğrencilerin köktendinci akımların etkisine girdiğinden yakınmıştı.
Muhammed Salih, eşi ve kızı ile Frankfurt’ta. Eşi Aydın Salih vefat ettiği zaman cenazesinin Karaca Ahmet Şakirin Camii’nden kaldırıldığı, cenazeye milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve çok sayıda devlet erkanının katıldığı habererk’te yer aldı. Fotoğraf:qulnoma.wordpress.com

Muhammed Salih, eşi ve kızı ile Frankfurt’ta.
Eşi Aydın Salih vefat ettiği zaman cenazesinin Karaca Ahmet Şakirin Camii’nden kaldırıldığı, cenazeye milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve çok sayıda devlet erkanının katıldığı habererk’te yer aldı.
Fotoğraf:qulnoma.wordpress.com

  •   Özbek muhalefet partisi ERK’in lideri ve 1991’de İslam Kerimov’un karşısındaki tek cumhurbaşkanı adayı Muhammet Salih (1949-) de iki ülke arasındaki bir başka sürtüşme konusu olmuştu. Salih, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %33 oy almış, ancak sonradan yapılan resmi açıklamada oy oranı %12.7’ye düşmüştü. Salih 1993 yılında gözaltına alınmıştı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Özbekistan ziyareti sırasında Kerimov’dan Muhammet Salih’i serbest bırakmasını rica etmiş, Salih, Özal ayrıldıktan bir gün sonra serbest bırakılmıştı. Önce Azerbaycan’a giden Salih, Özal’ın daveti üzerine Türkiye’ye geldiğinde Özal birkaç saat önce ölmüştü. 1994 yılında Kerimov Salih’in TC’de yaşamasından duyduğu rahatsızlığı iletince, Türkiye Salih’i önce Kıbrıs’a oradan da Almanya’ya gönderdi.
  • Aynı zamanda şair olan Muhammet Salih’in şiir kitabının önsözünü Bülent Ecevit yazmıştı.
  • Muhammet Salih, ABD’nin 11 Eylül şüphelileri listesinde de yer almıştı.
  • Muhammet Salih Türkiye’den ayrıldı ama Özbekistan-TC ilişkileri düzelmedi.
  • Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2003’te Özbekistan’ı ziyaret etti.
  • 2005’te Andican kentinde düzenlenen protesto gösterisinde güvenlik güçlerinin ateş açması sonucu yüzlerce kişinin ölmesinin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ele alındığı oturumda Türkiye’nin Özbekistan aleyhine oy kullanması, Taşkent’i çok kızdırdı. Davutoğlu’nun ifadesiyle, iki ülke arasında 2006’dan bu yana yanlış anlaşılmalardan kaynaklanan bir durağanlık yaşandı.
  • Daha Andican Olayları yaşanmadan, Özbekistan’a girerken benim gibi yeşil pasaportu olanlar bir müddet bekletilmiş, hafif bir zorluk çıkartılmıştı.
  • Andican Olaylarından sonra Özbekistan’da yatırımı olan, Özbekistan ile ticaret yapan Türk girişimciler büyük zorluk yaşadılar. Lisanslarının iptal edilmesi, ülkeyi terk etmeye zorlanmaları gibi.
  • 2009′da Nahcivan’da imzalanan anlaşma ile, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye arasında Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi kurulmuş, Türkmenistan ve Özbekistan tarafsızlık politikaları nedeniyle konseye katılmamıştır.
  • Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 10-12 Temmuz 2014 tarihlerindeki Özbekistan ziyareti, ikili ilişkiler açısından bir dönüm noktası oluşturdu. Türkiye ile Özbekistan arasında 13 yıl aradan sonra Dışişleri Bakanları düzeyinde gerçekleşen bu temasın, çeşitli nedenle durağanlaşan ikili ilişkileri yeniden canlandıracağı düşünüldü. Aynı gün Türk Dışişleri Bakanı’nı Aksaray Köşkü’nde Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov da kabul etti.
  • TC Başbakanlık verilerine göre Türkiye’de Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden 12335 öğrenci öğrenim görmektedir ve 2010-2013 yılları arası Asya ülkelerinden 8 bin 241 öğrenciye burs verilmiştir.
  • Orta Asya’da açılmış Türk okulları biz oradayken bazı zorluklar yaşıyordu. Türkmenistan’daki okulların Türk Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmaları istenmiş, bu değişim gerçekleştirilmişti. Oysa Özbek makamları böyle bir uzlaşı aramadan Türk okullarını kapatmıştı.

 

Özbekistan Gezisi 51 Afganistan’ın Ünlü Özbek Generali Raşid Dostum

Genelkurmay Başkanı Raşid Dostum, Devlet eski Başkanı Hamid Karzai ile. Fotoğraf:www.oguz-news.net

Genelkurmay Başkanı Raşid Dostum, Devlet eski Başkanı Hamid Karzai ile.
Fotoğraf:www.oguz-news.net

  • Afganistan’ın 1986-1992 yılları arasında görev yapan dördüncü cumhurbaşkanı, doktor, etnik olarak Peştun Necibullah’ın en güvendiği komutanlardan biri; Afganistan’daki son komünist rejimin devrilmesinde Ahmet Şah Mesut gibi kilit rol oynadığı söylenen Özbek General Abdürreşit Dostum idi. Dostum’un hükümet güçlerinin kazandığı başarılarda payı büyüktü. Komuta ettiği 40.000 kişilik milis kuvvetinde yer alanların çoğu da Özbek idi. Emrindeki milislerin kendisine değil Dostum’a daha bağlı olduğunu düşünen Necibullah, Dostum’a bağlı birkaç komutanı görevlerinden alarak yerlerine Peştun komutanlar atamaya karar verdi. Bunun üzerine Dostum, ünlü mücahit komutanı Ahmet Şah Mesut’a mücahitlerin safına geçmeye hazır olduğunu bildirdi ve birlikleri ile onlara katıldı. Mücahitler 1992 yılında Kabil’de havaalanı, radyo, TV binası gibi birçok kilit noktayı ele geçirdiler.  Necibullah istifa etti, yurtdışına çıkmak istedi, havaalanını kontrol altında tutan Dostum izin vermedi. Necibullah, Kabil’de BM Temsilciliği’ne sığındı ve dört yıl siyasi mülteci oldu. 1992 yılında Afganistan’da mücahitler iktidara gelmiş oldu.
  • General Dostum, Mezarı Şerif kentinde kendi yönetimini oluşturdu. Kuzeydeki Özbek ve Türkmen mücahitler de General Dostum’a destek verdiler. Afganistanlı Türkler, Afganistan Ulusal İslami Hareketi adıyla yeni bir örgüt kurdular, General Dostum hareketin lideri seçildi. Beş şehir, Belh, Şebergan, Faryab, Semengan ve Kunduz General Dostum’un yönetimi altındaydı ve artık o, Afganistan’ın en güçlü adamıydı.
  • Nisan 1992’de Ahmet Şah Mesut, Pakistan’da üslenen çeşitli mücahit grupları Afganistan’a davet ederek hükümet kurmalarını istedi. Kabil’e ilk gelen mücahit lideri Dostum’un da bağlı olduğu Cemiyeti İslami örgütünün önderi Tacik, Farsça konuşan, Sünni Prof. Burhanettin Rabbani oldu. konsey başkanlığına seçilen Sebgetullah Müceddedi iki ay süreyle devlet başkanlığı yaptı. Başkent Kabil’in önemli bölgeleri Ahmet Şah Mesut ile Abdürreşit Dostum’un kontrolü altındaydı. Müceddedi hükümeti kadınların başı açık gezmesini, içki satışını, eğlence yerlerini yasakladı. Eski rejimin yöneticileri öldürülmeye başladı.
  • Hizbi İslami örgütünün başı Peştun asıllı Gulbeddin Hikmetyar, yönetimi tanımadığını belirterek hükümete karşı saldırı başlattı ama Savunma Bakanı Ahmet Şah Mesut ve General Dostum’un milis güçleri kısa sürede Kabil’i temizlediler. Ama Hizbi İslami Kabil’i roket ateşine tutmaya başladı ve böylece günümüze kadar süren mücahitler arasındaki iktidar savaşı başlamış oldu.
  • Haziran 1992’de Burhaneddin Rabbani konsey tarafından devlet başkanı seçildi. Necibullah yönetiminin devrilmesinde kilit rol oynayan General Dostum’a mücahit yönetiminde bir makam verilmemişti. Müceddi hükümeti Dostum’u tuğgenerallikten tümgeneralliğe terfi ettirmişti. Rabbani yönetimi de Dostum’a herhangi bir makam veya yetki vermemişti. Oysa karargahı Mezarı Şerif’te olan Dostum, Kuzey Afganistan’da Özbekler ve Türkmenlerin çoğunlukta olduğu yedi ili kontrol etmekteydi. Mezarı Şerif’ten kalkan iki jet uçağı Kabil’de Cumhurbaşkanlığı Köşkü ile Savunma Bakanlığı binasını bombaladı, Dostum’a bağlı tanklar başkentin güneyindeki hükümet birliklerinin üslerini top ateşine tuttu. Böylece Rabbani ile Dostum’un yolları ayrıldı.
  • 1993 yılı sonunda General Dostum, Hikmetyar ve Hizbi Vahdet lideri Abdül Ali Mazari ittifak yaptılar. Topyekun savaş başladı. İki yıl içinde Kabil çöktü. İki kez görev süresi dolan Rabbani çekilmedi.
  • Devlet Başkanı Rabbani, 1994 yılında, Pakistan’da örgütlenen, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından finanse edilerek kurulan, ülkenin güneyinde doğan, Peştun tabanlı köktendinci Taliban’a hükümete katılmasını teklif etti, saf bir İslam devleti kurmak isteyen Taliban reddetti. Taliban 1995 yılında Hikmetyar’ı ve Mazari’yi Afgan politik tarihinden sildi. General Dostum Kabil’deki güçlerini geri çekti. Ahmet Şah Mesut, aynı yıl Taliban’ı ağır yenilgiye uğrattı. Ama Taliban Ekim 1996’da iktidara geldi. Dostum Türkiye’ye kaçtı.
  • Kabil’i terk edip kuzeye çekilen; Özbek, Türkmen, Tacik ve Şii güçler tarafından desteklenen ve Afganistan topraklarının %10-30’unu kontrol eden Taliban karşıtı askeri cephenin komutanı 1955 doğumlu Ahmet Şah Mesut  2001 yılında Duşanbe’de (Tacikistan) uğradığı suikast sonucu öldü.
  • Raşit Dostum, 1980’li yıllarda Afganistan’ı işgal eden SSCB ile işbirliği yapmıştı. 11 Eylül saldırılarının ardından ABD kuvvetlerinin Afganistan’a girmesiyle ABD’den askeri destek almış, Dostum’a bağlı güçler Kuzey İttifakı’na katılmıştı. ABD işgaliyle Taliban yönetiminin devrilmesinden sonra, Kasım 2001’de 2000 Taliban esirin topluca katledilmesinden sorumlu tutulmuş, Bush yönetiminin soruşturmaları engellediği yazılmıştı.
  • Dostum, ABD işgali ve Taliban sonrası ilk Devlet Başkanı, Peştun Hamid Karzai tarafından genelkurmay başkanı yapıldı.
  • Karzai ile arası açılınca ev hapsinde tutulan Dostum, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın gönderdiği özel uçakla Türkiye’ye getirildi. Afganistan’da hakkında adam kaçırma, işkence, saldırı ve haneye tecavüz suçlamalarıyla dava açılan Dostum’un, hakkındaki soruşturmaya son verilmesi karşılığında Türkiye’ye gelmeyi kabul ettiği söylendi.
  • 2004′te gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday oldu ama seçilemedi.
  • Ağustos 2009’da Özbek oylarını Karzai’ye yönlendirmek üzere Türkiye’den Afganistan’a döndü.
  • 2014 yılı Afganistan devlet başkanlığı seçiminde Eşref Gani Ahmedzai‘yi destekledi ve onun Başkan seçilmesinden sonra Afganistan Birinci Başkan Yardımcısı oldu, halen görevini sürdürüyor.
Ağustos 2015’te intihar eylemcilerinin Birinci Başkan Yardımcısı Dostum'a suikast düzenlemek üzere özel eğitim gördükleri, yakalanmalarından sonra açıklandı. Yaklaşık bir aydır Taliban’a karşı yürütülen operasyonları yönetmek ve askerlere moral vermek için Faryab vilayetinde bulunan Raşid Dostum'un araç konvoyuna dört gün önce de saldırı düzenlenmiş, Dostum'un saldırıdan yara almadan kurtulduğu açıklanmıştı. Fotoğraf: haber.star.com.tr

Ağustos 2015’te intihar eylemcilerinin Birinci Başkan Yardımcısı Dostum’a suikast düzenlemek üzere özel eğitim gördükleri, yakalanmalarından sonra açıklandı.
Yaklaşık bir aydır Taliban’a karşı yürütülen operasyonları yönetmek ve askerlere moral vermek için Faryab vilayetinde bulunan Raşid Dostum’un araç konvoyuna dört gün önce de saldırı düzenlenmiş, Dostum’un saldırıdan yara almadan kurtulduğu açıklanmıştı.
Fotoğraf: haber.star.com.tr