Etiket arşivi: Ortodoks dünyası

Bizans İmparatorluğu 125| Patrikhane 4

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Katoliklerden farklı olarak, Ortodoks dünyası, çok kutuplu bir yapıya sahip.
  • Ortodoksların tarihsel olarak dört merkezi var: Kudüs, İskenderiye, Antakya ve İstanbul. Bir görüşe göre, bunlardan ilk üçü, doğrudan doğruya İsa’nın havarileri tarafından kuruldukları için, daha kutsal olarak kabul ediliyor. İstanbul Kilisesi’nin önceliği ise Bizans’ın başkenti olmasından kaynaklanıyor, deniyor.
  • Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflaması, Fener Patrikhanesi’nin Ortodoks Kiliseler üstündeki otoritesini de zayıflattı. Osmanlı’dan bağımsızlığını kazanan ülkelerin kiliseleri Patrikhane’nin yetkilerini kabul etmediklerini açıklayarak birer milli kiliseye dönüştü. Balkanlar’da yeni devletlerin kurulması ile birlikte bölgede otosefal kilise yapılanması hakim oldu. Bunlardan biri de Atina’daki Yunan Ortodoks Kilisesi idi. Fener Patrikhanesi’nin yetkilerini kabul edenler Yunanistan’a sonradan bağlanan kuzey kesimdeki kiliseler, Girit ve 12 Ada Metropolitleri ve Yunanistan dışında yaşayan Yunanlıların mensubu oldukları kiliselerdir. Dolayısıyla Yunanistan’ın bir bölümü otosefaldir. 1883’ten beri Yunan Kilisesi bağımsız ise de bazı tasarruflarını patriğin onayına sunuyor.
Ayios Yeoryios Kilisesi’nin içinden. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ayios Yeoryios Kilisesi’nin içinden.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Otosefal kiliseler, patriklere bağlı olmalarına rağmen kilise işlerini ulusal düzeyde herhangi bir patrikten bağımsız olarak yönlendirebilen, ama Ortodoksluğu bağlayıcı kararlar alamayan kiliselerdir.
  • Dünya üzerindeki Ortodoks Kiliseleri üç gruptan oluşuyor:
    *Patriklik Düzeyindeki Kiliseler: İskenderiye, Antakya (Şam), Kudüs, İstanbul.
    *Ulusal Kiliseler: Moskova, Belgrad, Bükreş, Sofya, Tiflis.
    *Otosefal Kiliseler: Yunanistan, Güney Kıbrıs, Arnavutluk, Polonya, Gürcistan, Kanada, ABD, Afrika Metropolitlikleri.
  • Fener Patrikhanesi’ne bağlı metropolitlikler ve başpiskoposluklar şunlardır: Kadıköy, Gökçeada, Bozcaada, Prens Adaları, Terkos, Girit, 12 Adalar, ABD, Avustralya, Yeni Zelanda, Avrupa.

ABD, Avustralya, Yeni Zelanda ve Avrupa’da yaşayan bütün Ortodokslar Fener’e bağlı değildir. Sadece buralarda yaşayan Yunanlıların bağlı oldukları kiliseler Fener’e bağlıdır. ABD’de 14 milyon civarında Ortodoks nüfus vardır ve bunların 2 milyonu Yunan’dır ve Fener’e bağlıdır. Ayrıca, Aynaroz, Patmos, Selanik, Cenevre ve Kore’de de bazı kurumlar Fener’e bağlı olarak çalışmaktadır.

  • Fener Patriği’nin otoritesi altında olmayan otosefal Ortodoks kiliseleri liderlerini kendileri seçer, ama meşruiyet, İstanbul’daki Eşitler Arasında Birinci (Pirumus Inter Pares) olan Patrikhane’den gelir. Bunlar, liderlerini İstanbul’a teklif eder ve son seçimi İstanbul yapar.
  • Fener Rum Patrikhanesi, 9. yüzyıldan bu yana ayinlerde ilk sırada anılmaktadır. Ayinlerde sayılış sırası İskenderiye, Antakya, Kudüs, Rusya, Belgrad, Romanya, Bulgar, Tiflis Patriklikleri, Kıbrıs ve Atina Başpiskoposluğu, Polonya Metropolitliği, Arnavutluk ve Çekoslovakya Başpiskoposluğu şeklindedir.
  • Ancak kesin olan şey, Ortodoks dünyasının onursal merkezi Fener Rum Patrikhanesi’dir.
  • Yunanistan Başpiskoposunun Patrik Bartholomeos ile arası çok bozuk ama, genellikle Yunanlılar, Osmanlı İmparatorluğu devrinde Yunan kültürünü ve milli kimliğini ayakta tuttuğu için Patrikhane’ye karşı şükran duygusu içindeler. İstanbul’a gelen Yunanların çoğu mutlaka Patrikhane’ye giderler. Bir ara Yunanlılar, Patrikhane’yi bir Yunan adasına taşıyıp ona “zulme uğramış sürgünde Patrikhane” adını vermeyi düşünmüşlerdi.

 

Bizans İmparatorluğu 113| Aya Sofya

Şam’dan güneye inerken, Bosra yolu üzerinde El Ezra’a kasabasındaki, 5. yüzyıl yapımı  Aya Yorgi Bazilikası. İlk merkezi planlı kilise 5. yüzyılda Bosra’da yapılmış ama kubbesi çökmüş. 5. yüzyılda yapılıp ayakta kalan ilk merkezi planlı kubbeli kilise bu. Kubbesi yıkılan kilise ile aynı yüzyılda yapılmış ama yıl olarak bakıldığında daha yeni. Bu kilisenin, üçüncü Aya Sofya’ya örnek olduğu söyleniyor. Burada daha önce bir pagan mabedi varmış. Bu bilgi giriş kapısı üzerinde yer alıyor. Levhanın tarihi ise 515. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Şam’dan güneye inerken, Bosra yolu üzerinde El Ezra’a kasabasındaki, 5. yüzyıl yapımı Aya Yorgi Bazilikası.
İlk merkezi planlı kilise 5. yüzyılda Bosra’da yapılmış ama kubbesi çökmüş. 5. yüzyılda yapılıp ayakta kalan ilk merkezi planlı kubbeli kilise bu. Kubbesi yıkılan kilise ile aynı yüzyılda yapılmış ama yıl olarak bakıldığında daha yeni. Bu kilisenin, üçüncü Aya Sofya’ya örnek olduğu söyleniyor. Burada daha önce bir pagan mabedi varmış. Bu bilgi giriş kapısı üzerinde yer alıyor. Levhanın tarihi ise 515.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • En büyük pagan, en büyük Hıristiyan ve en büyük İslam imparatorluklarının başkenti İstanbul’un en önemli Bizans eseridir.
  • Aya İrini ve Aya Sofya kiliselerinin eski pagan tapınakları üzerine kurulduğu yolunda görüşler vardır. Aya Sofya’nın yerinde görkemli bir Apollon Tapınağı olduğu düşünülür.
  • Tartışmalı olmakla birlikte ilk Aya Sofya, genelde Büyük Konstantin yapısı olarak kabul edilmez. Yapım emrini onun verdiği düşünülse de, İlk Aya Sofya 360 yılında II. Konstantius tarafından bitirilmiştir. Ama bu Büyük Kilise’nin (Megale Ecclesia) I. Konstantin’in kent tasarımının önemli bir ögesi olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır. Dinsel otoritenin kent içindeki merkezidir.
  • Önünde Augusteion adı verilen kentin ana meydanı vardır.
  • İlk yapının bazilika tipinde ve ahşap çatılı olduğu sanılıyor.
  • İlk Aya Sofya, 404 yılında çıkan bir ayaklanmada önemli hasar gördü, II. Theodosius onarttı, 415 yılında tekrar ibadete açıldı. Bugün Ayasofya Müzesi’nin bahçesinde bulunan yapı parçalarının bu ikinci Aya Sofya’nın anıtsal girişine ait olduğu ileri sürülür. İkinci Aya Sofya’nın yine bazilika tipinde ve ahşap tavanlı olduğu ve Sofya-Hikmet adının bu binaya verildiği düşünülür.
  • İkinci Aya Sofya, 532’deki Nika İsyanı sırasında yandı. I. Justinyen, isyan bastırıldıktan hemen sonra, bugüne kadar gelen üçüncü Aya Sofya’nın yapımını başlattı. Beş yılda tamamlanarak 537 yılında açılışı yapılan kilise bu kez Aya Sofya-Kutsal Hikmet adını aldı.
  • İki Egeli mimar-mühendis, Miletoslu (Söke) İsidoros ile Trallesli (Aydın) Anthemios o güne kadar yapılmış en büyük kilise kubbesini gerçekleştirdiler. Altı yıl süren mabedin inşaatında, yüz ustanın gözetiminde on bin işçinin çalıştığı düşünülür. Daha sonra Aya Sofya’yı sadece üç kilise, Londra’da St. Paul, Roma’da St. Peter ve Milano’da Duomo geçebildi. Bizans mimarisi büyük kiliseler yapacak ancak bir daha bu büyüklükte bir kilise yapamayacaktı.
  • Aya Sofya, Bizans imparatorlarının taç giydikleri, dolayısıyla Tanrı tarafından tayin edilerek ilahi niteliğe büründükleri mekandı.
  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu


Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Roma, Bizans ve Osmanlı kültürlerinin kubbeye yaklaşımları hem bir süreklilik, hem de bir farklılık gösterir. Bu ilişki Roma’daki Pantheon’dan Aya Sofya’ya, sonra da Şehzade Camii’ne uzanır.
  • Kubbe, üç kültürde de iktidarın simgesidir.
  • Roma’da pagan kültürün anıtsal tapınağı olan Pantheon Roma’daki en eski beton kubbeli binadır. 118-125 yılları arasında inşa edilmiştir. 43 metre çapında tek bir kubbe ile örtülüdür. Kubbenin yükü 6 m genişliğindeki duvarlarla karşılanır ve kubbenin ortasında daire biçiminde bir boşluk vardır.
  • Konstantinopolis’te Doğu Roma kültürünü simgeleyen yapı Aya Sofya’dır (532-537).  32.81 m çapındaki kubbenin yükü ayak, sütun ve payandalarla (piers, columns, buttresses) karşılanır.
  • Osmanlı dönemi İstanbul’undaki  Mimar Sinan yapısı Şehzade Camii’nin (1548) 18 m çapındaki merkez kubbesi yarım kubbelerin desteği ile iç mekanda 39 metreye çıkar.
  • Aya Sofya patrikliğin mekanıydı ama imparatorun sorumluluğu altındaydı ve onun büyük yortu günlerinde ibadet ettiği kiliseydi. Konstantinopolis’i siyasi bir başkent olarak tanımlayan iktidar mekanının önemli bir parçasıydı.
  • Aya Sofya 916 yıl boyunca Ortodoks dünyasına hizmet etmiştir.
  • Kubbe, tonoz ve kemerlerindeki bitkisel dekorasyonu nedeniyle “çiçekli tapınak” olarak da anılırdı.
  • 9. yüzyıldan başlayarak kilisedeki eserlerin yaratılmasında altın, gümüş, renkli taş ve renkli cam ağırlıklı malzeme kullanılmıştır.
  • Aya Sofya’nın apsisine İkonaklazm sonrası hemen bir Meryem Ana ile İsa betimlemesi konmuştur. Osmanlının zayıflamasını yeterince dine bağlı olmamaya bağlayan, 1720 Patrona Halil İsyanı sonrası bu betimlemenin üzeri kapatılmıştır.
  • Fatih Sultan Mehmet, fetihten sonraki ilk Cuma namazını burada kılmıştır. Aya Sofya’ya ahşaptan bir minare yaptırarak camiye dönüştürmüş ve ibadete açmıştır. İsmi değiştirilmemiş, mozaiklere de dokunulmamış, kalın perdelerle örtülmüştür. Aya Sofya’nın mozaikleri 18. yüzyılda kapatılmıştır. Binanın bakımı için Fatih döneminde bir vakıf kurularak önemli bir gelir kaynağı yaratılmıştı. Aya Sofya’nın avlusundaki padişah türbeleri Osmanlı’nın yapıya verdiği önemin işaretidir.
  • Mimar Sinan Aya Sofya’yı depreme karşı daha dayanıklı olması için sağlamlaştırmıştır.
  • ABD Araştırma Enstitüsü’nden Thomas Wittemore Aya Sofya’da kasıtlı tahribat yapılmadığını söylemiştir.
  • 1935 yılında dışardan başka bir girişi olan hünkar mahfili ibadethane olarak açık bırakılarak ana yapı müze haline dönüştürülmüştür.
  • Aya Sofya’nın dünyada tek imam ve müezzin kadrosu olan müze olduğu söylenir.