Etiket arşivi: Okuma Üzerine

Okuma Üzerine

  • Sessiz okuma kadim bir sanat değildir.
  • 4. yüzyılda Augustinus, kadim Yunanlar ve Romalıların okuduğu gibi okurdu: Noktalar ve büyük harfler olmadan birbirine bağlı harf dizilerini anlamlandırabilmek için yüksek sesle.
  • Yüksek sesle okumak yalnızca normal değil, bir metnin tam olarak anlaşılabilmesi için gerekli de sayılıyordu. Metne hayat üflenmesi gerekiyordu.
  • 9. yüzyıla gelindiğinde, noktalama işaretlerinin ve kitapların nispeten yaygınlaşması, sessiz okumayı sıradan hale getirmiş, mahremiyet, okuma sanatının bir özelliği haline gelmişti.
  • 1588’de İtalyan mühendis Agostino Ramelli, okurun aynı anda on kitaba erişmesine izin veren dönen okuma masasını icat etmişti.

  • Yunanlar için kitap, bir hafıza desteği idi ve uygar hayatın merkezinde yer almazdı.
  • İbraniler için kitap, Kitab-ı Mukaddes, göçebe bir halkın göçlerinde varlığını sürdürebilmesini sağlayan uygarlıklarının çekirdeği haline geldi.
  • Sembolik olarak kadim dünyanın İskenderiye Kütüphanesi’nin yakılması ile sona erdiği düşünülür.
  • Kitap sahibi olmanın bir toplumsal statü olarak kabul edilmesi, Roma İmparatorluğu’ndan sonra, 14. yüzyılda Avrupa’da başlar.
  • Okuma eyleminin gayesi, temel niteliği, görülebilen bir amaç, bir sonuç eğilimi olmayışıdır.

 

Yararlanılan Kaynak

  • Okumalar Okuması, Alberto Manguel, YKY, 2013.

 

Kitap ve Okuma

  • Türkiye nüfusunun %15’inin okur yazar olmadığı söyleniyor.
  • UNESCO kitabı en az 49 sayfayı içeren dönüşümlü olmayan yayın olarak tanımlıyor.
  • Altı Türk’ün yılda bir kitap okuduğu veya bir Türk’ün yılda yalnızca beş saatini kitap okumaya ayırdığı öne sürülüyor.
  • Bir yılda kitaba harcanan para: Dünya ortalaması kişi başına 1.3 dolar. Norveç’te 137, Almanya’da 122, Belçika’da ve Avusturya’da 100, Güney Kore’de 39 dolar, Türkiye’de 45 sent.
  • Bir Türk’ün kitap okumak için ayırdığı zamanın Norveçli 300 katını, Amerikalı 210 katını, İngiliz 87 katını, Japon 86 katını ayırıyor. Dünya ortalaması, bizim ayırdığımız zamanın üç katı.
  • Kişi başına düşen kitap sayısı: İsrail’de 1169 kişiye bir kitap, Almanya’da 1022 kişiye bir kitap, Japonya’da 622 kişiye bir kitap, Türkiye’de 10.600 kişiye bir kitap.
  • Ders kitaplarındaki kavram sayısı: Amerika’da ders kitaplarında 71.618 kavram var. Almanya’da 70.400, Japonya’da 44.224, İtalya’da 31.762, Fransa’da 30.193, Suudi Arabistan’da 13.576 kavram var. Türkiye’de 7.260.
  • Türkiye’de 2008’de 34,235 kitap yayımlanmış.
  • Toplam baskı adedi 143 milyon.
  • Toplam 5470 çeviri yapılmış. Çevirilerin %46’sı edebi eserler.
  • Türkiye’de 1156 kütüphane, bu kütüphanelerde 13.6 milyon kitap var.
  • 2008 yılında ödünç alınan kitap sayısı 250 bin.
  • Türkiye’de 2009 itibariyle 7601 yayımcı var.
  • Harvard Üniversitesi’nde 80 kütüphane, 15 milyonun üzerinde kitap var.

Şimdi biraz da tarihsel gerçeklere göz atalım.

www.fotokritik.com

www.fotokritik.com

  • Kağıt Çin icadıdır. Çinliler baskı yapmaya yarayan ahşap kalıpları MÖ 1600 civarında kullanmaya başladılar. Bundan önce kitaplar genellikle bambu şeritleri üzerine elle yazılırdı. Eski Çinli yazarlar her türlü pratik el kitabı ve ansiklopedi kaleme almışlardı. Kağıt yapımı için kumaş veya ağaç kabukları parçalanıp hamur haline getirildikten sonra çerçevelere gerilerek kurutulurdu. Kağıt yapımına MS 1. yüzyılda, basım işine 9. yüzyılda başlanması çok sayıda kitap üretilebilmesini ve çok sayıda kişinin bilgiye ulaşabilmesini sağlamıştır. Çerçeveden çıkarılıp kullanılabilen kağıt tipi ise 1040 ‘larda icat edildi. Bazı kaynaklar, Çinlilerin 8. yüzyılda Araplara kağıt üretiminin gizlerini verdiğini yazar.
  • Kağıdı 12.yüzyılda Avrupa’ya tanıtan Endülüs Emevileri’dir.
  • Hiyeroglif sembolleri 3000’den fazladır. Bilinen en eski hiyeroglif yazı MÖ 4000’lerin üçüncü çeyreğine ait.
  • Sümerlerin çivi yazısı MÖ 3000’lerin başına tarihleniyor. Suriye’de Ebla arşivleri MÖ 2500 tarihli. Okunan en eski metinler Uruk metinleri (antik Sümer şehri, günümüzde Irak sınırları içinde).
  • Sami ırkından olan Fenikeliler MÖ 1000’lerde hepsi sessiz harflerden oluşan 22 karakterli yazılarını sağdan sola yazıyorlardı. Samiler hala sadece sessiz harflerden oluşan alfabe kullanıyorlar.
  • Eski Yunanlılar Fenike alfabesine sesli harfler ve küçük harfler eklediler. Önce zigzaglı şekilde; sağdan sola, soldan sağa yazdılar. Sonra soldan sağa yazmaya başlayarak elin yazının üzerini kapamamasını sağladılar. Bizanslı Aristophane aksan ve noktalama işaretlerini ilave etti.
  • MÖ beşinci yüzyıl Atina’sındaki pazar yerinde kitapçılar için ayrılmış bir bölüm varmış.
  • Amasyalı Strabo’ya (MÖ 1. yüzyıl) göre, ilk nitelikli kişisel kütüphane Aristo’ya (MÖ 4.yüzyıl) aitti. 445,270 satırdan oluşan 400 kitabını öğrencilerine bırakmış.
  • Afrodisyas, Knidos (Datça), Efes, Halikarnas (Bodrum), Pontus Herakleas (Karadeniz Ereğlisi9, Pergamum (Bergama), Prusa (Bursa) ve Smyrna (İzmir) kütüphaneleri ile ünlü kentlerdi. Bergama Kütüphanesi’nin büyümesini kıskanan İskenderiye Kütüphanesi papirüs sevkiyatını durdurmuştu. Bunun üzerine Bergamalılar el yazması kitaplarını hayvan derisi kullanarak ürettiler. Parşömen sözcüğü Pergamum’dan türemedir. Markus Antonius Bergama Kütüphanesi’nden 200,000 el yazmasını Kleopatra’ya hediye etmiş.
Budist Pelkor Manastırı’nda saklanmakta olan el yazmaları kütüphanesi. Tibet – Gyantse

Budist Pelkor Manastırı’nda saklanmakta olan el yazmaları kütüphanesi.
Tibet – Gyantse

 

  • El yazmaları rulo halinde yatay saklanırdı. Codex, bizim kullandığımız, dik konan kitaplardır.
  • Leonardo da Vinci’nin kütüphanesinde 37 kitap varmış.
  • Tipo baskı yapan baskı makinesi, Avrupa’da 1447 yılında kullanılmaya başlanmıştır ( o sırada Çin’de ve Kore’de yüzyıllardır tipo baskı yapılmaktaydı).  Basım işini 1494’ten beri bilen Osmanlı’da, İstanbul’da, Selanik’te, Halep’te gayrimüslimler ve misyonlar tarafından 37 basımevi kurulmuş ama, bu basımevlerinde Osmanlıca hiçbir eser basılmamış. 1590 yılında Üçüncü Murad, Arap harfleri ile basılmış dini olmayan kitapların Osmanlı ülkesinde satılmasına izin vermiş. Arapça ve Farsça kitapların satılmasına padişahın fermanı ile izin verilmiş. Ancak dini kitapların baskıları günah sayılmış. Felsefe, tarih ve astronomi kitaplarının kütüphanelere vakfının caiz olmadığına dair şeyhülislam fetvası varmış. İlk Osmanlıca yayın yapan matbaa Avrupa’dan  282 yıl sonra 1729 yılında kurulmuş. İbrahim Müteferrika’nın matbaayı işlettiği ilk 17 yılda 17 kitap basılmış. Sonraki 36 yılda ise bir tek kitap yayımlanmış. Bunların yarıdan çoğu lügatler, din ve askerlik konularındaki kitaplarmış. Oysa, 1454-1500 yılları arasında Avrupa’da 40.000 farklı kitap basılmış. 1500 yılında 60’dan çok Cermen şehrinde makine ile baskı yapılıyormuş. 16.yüzyılda Avrupa’da 1700 matbaa kurulduğu, 15-20 milyon adet kitap basıldığı tahmin ediliyor. İngiltere’de 1753’te yüze yakın gazete çıkıyormuş. Oktay Yenal, Osmanlı’da geriliğin kitap basımını önlediğini, kitapsızlığın da geriliği sürdürdüğü yorumunu yapıyor ve Avrupa’da uygarlığın gelişmesinde kitap olayı ile birlikte üniversitelerin rolünün de büyük olduğu sonucuna varıyor. ( Batı’da Üniversitenin Kuruluş ve Gelişimi adlı konuyu Nisan ayında bloğumuzda Eğitim dosyamızda dört yazı ile paylaşmıştık.)
  • Büyük Britanya’da ilk kitap 1473’te basıldı, Truva tarihi ile ilgiliydi.
  • Fransa’da kitabevi açma işini Napolyon düzenletti. Lisans alabilmek için belediye başkanı onayından geçmiş dört kişinin karakter ve profesyonel yetenek için kefaleti gerekir, sonra da aday mesleğine sadakat yemini ederdi.
  • Karton kapaklı kitap basarak kitabı daha ucuza mal etme işini Peguin Yayınevi 1935 yılında başlattı.
  • Arjantin, toplumsal varsıllığa katkıları nedeniyle, 65 yaşını aşmış veya 20 yıldır edebiyatla uğraşan ve en az beş kitabı bağımsız yayınevleri tarafından yayımlanmış yazar ve şairlerine 1500 TL eşiti maaş bağlamayı düşünüyormuş.
  • ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt, politik yaşamı boyunca da kitap eleştirmenliğini sürdürmüş.
  • 1920’lerde ABD Posta İdaresi Avrupa’dan yollanan “uygunsuz” kitapları yakarak yok ederdi.

Yararlanılan Kaynaklar:

  • Ulusların Zenginliği ve Uygarlığı-Eğitim Boyutu, Oktay Yenal, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1999.
  • Kitap İçin 3, Selçuk Altun, Sel Yayıncılık, 2013
  • ve gazetelerde yayınlanan istatistikler.

 

Marcel Proust’tan Okuma Üzerine

2007 yılında Notos Kitap Yayınevi’nden çıkan ve Şubat 2011’de okuduğum bu kitaptan bazı alıntıları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Marcel Proust’un bir yazar olarak kitap ile kurduğu ilişkiyi,  genel olarak birey ile kitap arasındaki ilişkiyi ve okuma edimini irdelediği sayfaları çok hoşuma giden satırlarla doluydu.

“Bize yaşanmamış gibi gelen çocukluk yıllarımızda, çok sevdiğimiz bir kitapla geçirdiğimiz günler kadar dolu dolu yaşanmış başka zaman belki yoktur.”

“Okuma, çevremizde tanıma fırsatına sahip olabileceğimiz insanlardan çok daha bilge ve çok daha ilginç insanlarla yapılan bir konuşmadır denir ama, okuma, insanların en bilgesiyle bile olsa, bir konuşmaya indirgenemez.”

“Okuma, yalnızlığımızı sürdürürken, konuşunca çabucak dağılan entelektüel güçten yararlanmaya devam ederek, esinlere açık olmaya ve önceden iletilmiş bir başka düşünceyi edinmedir.”

“Bazı okumaların ardından gelen coşku kişisel çalışmamız üzerinde hayırlı etkide bulunduğundan, çalışmaya koyulmadan önce güzel bir sayfa okumayı seven birden çok yazar adı anılır. Emerson yazmaya, Platon’dan birkaç sayfayı tekrar tekrar okumadan ender olarak başlardı.”

“Okumanın yaşamımızdaki rolü sağaltıcıdır.”

“Kitap sevmenin zekaya koşut geliştiği anlaşılıyor.”

“Okuma bir dostluk biçimidir. Dahası o, öteki bütün dostluk biçimlerini çirkinleştiren her şeyden bağımsız bir dostluktur.”

“Okuma bizi sıktığında sıkılmış görünmekten korkmayız ve onunla birlikte olmaktan gına geldiğinde ne dehası ne de ünü onu aniden yerine koymaktan bizi alıkoyamaz. Bu katışıksız dostluğun atmosferi, sözden daha katışıksız olan sessizliktir. Çünkü başkaları için konuşuruz ama kendimiz için susarız. Sessizlik, konuşmadan farklı olarak, eksiklerimizin, yapmacık davranışlarımızın izini taşımaz.”

“Okuma, eğlencelerin en soylusundan, özellikle en soylulaştırıcısından başka şey değildir, çünkü sadece okuma ve bilme yoluyla zihin ‘en görgülü hali’ne kavuşur.”

“Bazı kitapları, edebiyat biliminin bazı özelliklerini bilmemek, bir deha da bile entelektüel eksiklik işareti olarak kalacaktır.”

“Kitap okurken kendinden biraz uzaklaşmak, seyahat etmek her zaman hoşa gider.”

www.kirikdal.net

www.kirikdal.net

Bunlar benim seçtiğim cümleler, belki siz olsanız başka cümleleri seçerdiniz. Bir bakın isterseniz..