Etiket arşivi: Neoplastisizm

Çağdaş Sanata Varış 60 | Modern Sanat Akımları

  • Modernizm              1860-1930
  • Geç Modernizm       1930-1960
  • Postmodernizm       1960-1980
  • Çağdaş Sanat         1980- günümüz
  • Tarihsel Avangard   İki dünya savaşı arası dönem 1918-1939
  • Neo Avangard         1945 sonrası

 

Edvard Munch’un 15 yaşındaki kız kardeşi tüberkülozdan ölmüştür. Munch, hayatı boyunca bu imajı tekrar tekrar çizmiştir. Burada üstte paylaştığımız, Munch’un bu konuyu işlediği dördüncü versiyondur. Eserin sol üst kısmında görülen, kız kardeşinin ölüm döşeğinde oturduğu koltuğu hayatı boyunca saklamıştır. Tablonun kompozisyonu merkezi ve düşeydir. Ölüm konusu İskandinav sanatında oldukça sık işlenir. Altta ise kardeşinin hastalığı ile ilgili yaptığı Hasta Çocuk adlı tablonun bir başka uyarlaması görülmektedir. Oslo Ulusal Müze.

Edvard Munch’un 15 yaşındaki kız kardeşi tüberkülozdan ölmüştür. Munch, hayatı boyunca bu imajı tekrar tekrar çizmiştir. Burada üstte paylaştığımız, Munch’un bu konuyu işlediği dördüncü versiyondur. Eserin sol üst kısmında görülen, kız kardeşinin ölüm döşeğinde oturduğu koltuğu hayatı boyunca saklamıştır. Tablonun kompozisyonu merkezi ve düşeydir. Ölüm konusu İskandinav sanatında oldukça sık işlenir.
Altta ise kardeşinin hastalığı ile ilgili yaptığı Hasta Çocuk adlı tablonun bir başka uyarlaması görülmektedir.
Oslo Ulusal Müze.

 

  • Tarihsel, toplumsal, ekonomik ve felsefi bağlamlar sanatın ortaya çıkışını, gelişimini ve yorumlanmasını etkiler.

 

  • Kimi uzmanlara göre Modernizm 1750-1960 arasında neredeyse iki yüz yıl sürmüştür.
  • 1980 sonrası için Geç Modernizm ve Postmodernizm dönemi diyenler de vardır.
  • Çoğu sanat tarihçisi 1950-1970’lerin sonları arasında geliştirilen sanat felsefesinin bugün Çağdaş Sanat olarak gördüğümüz şeye temel oluşturduğunu savunurlar.
  • Bazı yorumcular bu dönemi, Modernizm’in sonu ve Postmodernizm’in başı olarak niteler.
  • Bazıları, 1950’lerden bu yana yapılan sanatı, modernist avangard çalışmaların devamı olarak görür ve Geç Modernizm olarak adlandırır. Bu eleştirmenlerden bazıları, Postmodernizm’i tanımlanabilir bir dönem olarak ele almaktan kaçınır.
  • Bazı eleştirmenler ise, Postmodernizm’in Modernizm’in değerlerine bilinçli bir karşı çıkış olduğunu savunur.
  • Bazıları tarafından Postmodern bulunan şeyler diğerlerine göre yeni bile değil, 20. yüzyıl modern sanatının devamıdır.
  • Çağdaş Sanat’ın başlangıç tarihini Berlin Duvarı’nın yıkıldığı; Tiananmen Meydanı’ndaki gösterilerin bastırıldığı ve Sovyet kömünizminden sapan Çin’in kapitalizmin oyununa katıldığı yıl olan 1989 olarak tespit eden, Çağdaş Sanat’ı Soğuk Savaş sonrasının sanatı olarak tanımlayan uzmanlar vardır.

 

Dosyamızda, Modernizm       1860-1960
Postmodernizm 1960-1989
Çağdaş Sanat   1989-Günümüz olarak kabul edilmiştir.

 

Birbirinden çok farklı bu yorumların gösterdiği gibi, Modernizm, Postmodernizm, Geç Modernizm ve Avangard gibi terimlerin kesin ve güvenilir tanımlarının olmadığını söyleyebiliriz. Terimler, kullanıldıkları bağlama ve kullananların görüşlerine bağlıdır.

Alberto Giacometti, çağlar boyunca insan imgesini dile getirirken kullandığı ince uzun figürleri, yarınlarından emin olamayan insanların hem güçsüzlüğünü, hem de dayanıklılığını mükemmel bir biçimde ifade ederler.  Helsingor, Louisiana Açık Hava Müzesi, Danimarka.

Alberto Giacometti, çağlar boyunca insan imgesini dile getirirken kullandığı ince uzun figürleri, yarınlarından emin olamayan insanların hem güçsüzlüğünü, hem de dayanıklılığını mükemmel bir biçimde ifade ederler.
Helsingor, Louisiana Açık Hava Müzesi, Danimarka.

MODERN SANAT AKIMLARI

Şu ana kadar değindiğimiz akımların kesin çizgilerle birbirinden ayrılmadığını, akımların başlangıç ve bitiş tarihlerinin de bulanık olduğunu hatırlatmak isteriz. Örneğin Art Nouveau’nun başlangıç tarihi olarak bazı kaynaklar 1880, bazı kaynaklar 1905 yılını kabul ederken; aynı akımın bitiş tarihi olarak ise 1910 ve 1939 yılları zikredilmektedir.

 

  • Romantizm 1800-1850
  • Barbizon Ekolü 1830-1870
  • Ön Rafaelciler 1848
  • Realizm 19. yüzyılın ikinci yarısı
  • Empresyonizm 1874
  • Post Empresyonizm (Geç İzlenimcilik) – 1886 – 1905
  • Neo Empresyonizm (Yeni İzlenimcilik)- 1886 – 1906
  • Art Nouveau – 1905 – 1939 veya 1880-1910
  • Sembolizm – 1880 – 1900′ların başı veya 1886-1910
  • La Belle Epoque ve Nabiler   1888-1900
  • Ekspresyonizm (Dışavurumculuk) – 1890 – 1939
  • Fovizm – 1898 – 1906 veya 1898-1908
  • Die Brucke 1905-1913
  • Kübizm – 1908 – 1939 veya 1907-1939
  • Orfik Kübizm 1912
  • Kübo Fütürizm 1913
  • Neoplastisizm ve De Stijl 1912-1917
  • Süprematizm – 1913 veya 1915-1920’ler
  • Fütürizm – 1909 – 1939 veya 1909-1920’ler
  • Der Blaue Reiter 1911
  • Konstrüktivizm 1916 veya 1920’ler ve sonrası
  • Dadaizm – 1916 – 1923 veya 1916-1922
  • Sürrealizm 1924 veya 1922-1939
  • Art Deco 1920’ler-1930’lar

Modern sanatın 1930’ların sonuna kadar gelen akımlarını sizlerle paylaştık. Modern sanat akımlarına devam etmeden önce bir gözden geçirme yapmak istedik. Modernizm denen dönemi meydana getiren temel noktaları toplu halde gördükten sonra Modernizm akımlarına devam edip, Postmodernizm’e, daha sonra ise Çağdaş Sanat’a  geçmeyi planlıyoruz.

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 45 |Neoplastisizm ve De Stijl

  • Ana vatanı Hollanda’dır.
  • Neo Plastisizm de Kübizm’den çıkmış bir akımdır.
  • Hollandalı Piet Mondrian (1872-1944) temsili olmayan (soyut) akımı  Neoplastisizm (Yeni Plastik Sanat) olarak adlandırmıştır.
  • Akım, Mondrian’ın 1912′den 1917′ye kadar süren kuramsal ve plastik araştırmalarının sonucudur.
  • Neoplastisizm ilkel renkler ve basit geometrik biçimler arasındaki ilişkileri araştıran bir akımdır.
  • Dik açı ile üç ilkel renk (mavi, sarı, kırmızı) ve renk sayılmayan siyah, beyaz, gri Neoplastisizm’in öğeleridir.
  • Bu stilde yapılmış resimler beyaz zemin üzerine enine ve boyuna siyah çizgilerden ve 3 ana renkten oluşur.
  • Zıt olan şeyler (kadın-erkek, iyi-kötü, iç-dış vs.) yeni bir varoluşu meydana getirir. Zıtları uzlaştırmaya çalışır. Düşünce ile maddenin bileşimini plastisizm ile vermeye çalışır. İki çizgi, biri yatay biri dikey, herşeyi meydana getirmeye başlıyor plastik sanatlarda. Doksan derecelik açı evrenin dengesini temsil ediyor. Bu açı, en dengeli olduğu düşünülen açı.
  • Çizgiler tablonun bitiminde kesilmiyor, sonsuzluğa uzuyor.
  • Duygusallığın insanı odaklanmaktan alıkoyduğunu, monotonluğun insanı yükseltmek için en kısa yol olduğunu düşünüyor.
  • Piet Mondrian Fovlardan etkilenmiş, mistik yönü kuvvetli bir sanatçı.
  • Tabloları, başka büyük bir resmin parçasıymış etkisini veriyor.
  •  Mondrian’ın minimalist anlayışı bazı tablolarında daha belirgindir.
  • 1920’lerde tanınmasını sağlayan stil yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar.
  • Dış boşluklardan yararlanıyor, arka fon öne çıkıyor.
  •  Sonra Konstrüktivizm’e geçiyor.
  • Theo van Doesburg tarafından kurulmuş De Stijl sanat hareketi ve oluşumunun önemli bir destekçisiydi.
  •  Neoplastisizm daha sonra geometrik soyutlamanın kökeni olmuştur.
  •  Neoplastisizm’in biçim anlayışı Rasyonalizm’e dayanır.  Antik Çağ felsefesinden başlayarak, Usculuk, Akılcılık veya Rasyonalizm olarak adlandırılan, bilginin doğruluğunun duyusal algıda değil, düşüncede, akılda temellendirilebileceğini öne süren felsefi görüş, Elea Okulu, Parmenides, Herakleitos, Platon, Aristo, Farabi, Voltaire, Descartes, Spinoza, Hobbes, Leibnitz, Kant, Hegel, Aydınlanma, Russel zincirini izler..
  • Amerikan formalizmi Mondrian’ı izler.
Piet Mondrian soyut resmin öncülerindendir. Tablolarını çerçevesiz sergilemiştir. Yapıtlarıyla 20. yüzyıl grafik sanatlarını ve mimarlığı derinden etkilemiştir. Resimleri kendisiden sonra gelen "Geometrik Soyutlama" akımının habercisidir. Geometriyi bir resim dili gibi kullanmıştır. Paris yıllarında Pablo Picasso ve George Braque gibi Kübizm akımının temsilcilerinden etkilenmiştir.

Piet Mondrian soyut resmin öncülerindendir. Tablolarını çerçevesiz sergilemiştir. Yapıtlarıyla 20. yüzyıl grafik sanatlarını ve mimarlığı derinden etkilemiştir. Resimleri kendisiden sonra gelen “Geometrik Soyutlama” akımının habercisidir. Geometriyi bir resim dili gibi kullanmıştır. Paris yıllarında Pablo Picasso ve George Braque gibi Kübizm akımının temsilcilerinden etkilenmiştir.

  • 1917-1931 yılları arasında Hollanda’da Theo van Doesburg (1872-1944) De Stijl adı verilen sanat hareketinin öncüsü olmuş, aynı dönemde yaşadığı Piet Mondrian’ın eserleri gibi onun da temsili olmayan (soyut) resimleri, ‘yeni imaj oluşturma’ olarak adlandırılmış, buna bazen Neoplastisizm de denmiştir.
  • Piet Mondrian ve Bart van der Leck, mimar Gerrit Rietveld ve Jacobus Oud bu grubun üyeleridir.
  • Grubun çalışmalarının temelini oluşturan sanatsal felsefeye Neoplastisizm adı verilmiştir.
  •  Doesburg’un estetiği çizgisel ve geometriktir. Dünyayı metafor ve ima yoluyla anlatır.
Theo van Doesburg, Karşı Kompozisyon XIII (1925-26), Peggy Guggenheim Koleksiyonu, Venedik. Theo van Doesburg ve De Stijl hareketinden diğer ressamlar, doğal formu resimlerinden dışladılar. Çünkü bunun saf estetik ifadeyi engellediğine inanıyorlardı. De Stijl hareketinin düz, geometrik resimlerinden biri olan Karşı Kompozisyon XIII renk, şekil ve yüzey ile resmin sadece biçimsel niteliklerine vurgu yapar. Uzam derinliği oluşturma çabası yoktur. Bir anlatı ya da öykü sunmak için bir çaba sarf edilmemiştir.

Theo van Doesburg, Karşı Kompozisyon XIII (1925-26), Peggy Guggenheim Koleksiyonu, Venedik.
Theo van Doesburg ve De Stijl hareketinden diğer ressamlar, doğal formu resimlerinden dışladılar. Çünkü bunun saf estetik ifadeyi engellediğine inanıyorlardı. De Stijl hareketinin düz, geometrik resimlerinden biri olan Karşı Kompozisyon XIII renk, şekil ve yüzey ile resmin sadece biçimsel niteliklerine vurgu yapar. Uzam derinliği oluşturma çabası yoktur. Bir anlatı ya da öykü sunmak için bir çaba sarf edilmemiştir.

Kırmızı ve mavi sandalye, mimar Gerrit Rietveld dizaynı 1917.

Kırmızı ve mavi sandalye, mimar Gerrit Rietveld dizaynı 1917.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 41 | Kübizm 2

  • Analitik Kübizm: Şeklin zihinde parçalanması. Sanatçı bir bütünün neresine bakmak istiyorsa onu öyle parçalıyor, sonra o parçaları birleştiriyor. Son şekil objeye benzemiyor, yeni bir şekil doğuyor, benzetme kaygısı yok.  İndirgenen şekiller geometrik, böylece en sadeye iniliyor, evrensel oluyor. İyi parçalamak, iyi birleştirmek için sürekli araştırma yapılıyor. Önemli olan kompozisyonun dengesi. Objeden yola çıkıp soyuta varılıyor.

 

  • Sentetik Kübizm için ise bunun tam tersi bir yol izleniyor: soyuttan figüre gidiliyor. Birbirinden farklı parçaları (gazete, üçgen, kare vs.) birleştirirken form veriyor. Sentetik Kübist yapıtlar daha satıhta. Analitik Kübizm’de derinlik boyutu vardır. Sentetik Kübizm’de konunun ne olduğu daha kolay anlaşılır. Kolaj önemli bir yer tutar. Dekoratif eleman da kullanıyorlar, oyun kağıdı, duvar kağıdı gibi. Değişik malzeme kullanımı, harf ve sayıların soyutluğu esere katılıyor. Tablolarda rakam ve harf kullanımını ilk Juan Gris (1887-1927) yapmış. İzleyicide, acaba doğru mu düşünüyorum, diye bir sorgulama yaratmak istiyorlar. Braque’ın bir tablosundaki ahşabı boya ile yapılmış sanıyorsunuz, gerçek tahta çıkıyor. Sentetik Kübizm’de göz aldanması yaratmak, algılama yanlışlığı olabileceğini ortaya koymak açısından önemseniyor. “Gerçek olan” ile “gerçek olmayan” arasında gidip gelmeyi sağlıyorlar. Kalıplardan kurtulmak isteniyor.
  • Kübistler de İslam sanatında olduğu gibi belirli objeleri resimlerinde tekrar tekrar kullanıyorlar: Keman, gazete, pipo gibi.
Pablo Picasso, Hazeranlı Natürmort, 1912. Çerçeve olarak gerçek bir halat kullanılan bu tabloya bakarak “Gerçek” meselesine yaklaşımlarını izleyebiliriz: Resimdeki limon ile bardak Kübizm’in gerektirdiği şekilde çizilmiş. Ama en gerçekçi gözüken hasır, hasır değil, muşamba.

Pablo Picasso, Hazeranlı Natürmort, 1912.
Çerçeve olarak gerçek bir halat kullanılan bu tabloya bakarak “Gerçek” meselesine yaklaşımlarını izleyebiliriz: Resimdeki limon ile bardak Kübizm’in gerektirdiği şekilde çizilmiş. Ama en gerçekçi gözüken hasır, hasır değil, muşamba.

  • Kübizm hem Ekspresyonizm’e hem de Realizm’e karşı bir akım.
  • Kübizm’de hiçbir his çağrışmasın isteniyor.
  • Doğa ile bağlantı kurmak istemiyorlar.
  • Kübizm, parçaları yerinden oynatma özgürlüğü verir.
  • Kübizm ile geçmişten hiçbir ima kalmıyor ve soyut sanata gidiş başlıyor.
  • Anlayışı, sanatın sanat için olduğu.
  • Resmi yanlardan ortaya doğru yapmak uygulanan bir yöntem. Kenarlardan gelen çizgiler ortalarda buluşuyorlar, bütün çizgiler birbirini takip ediyor ve iki boyutlu ortamda üç boyutluluğu, çizgisi ve gölgesi ile veriyor. Bu yöntem genellikle monochrome, tek rengin  tonları ile yapılıyor.
  •  Jean Metzinger, Andre Lhote da önde gelen Kübist sanatçılardan bazılarıdır.

 

Fransız ressam, heykeltraş, seramikçi, film yapımcısı ve tasarımcı Fernand Léger (1881-1955) Kübist harekete öncülük eden ressamlardan biridir. Tabloları, Pablo Picasso ve Georges Braque gibi Kübist ressamların eserlerinden daha az parçalara ayrılmıştır. Kıvrımlı şekillere olan saplantısı nedeniyle, düz yüzeyleri ve üç boyutlu formları çalıştığı seri ile kendisine ‘Tubist’ takma adı verildi. Resimlerinin sıradan izleyiciler için anlaşılır olabilmesine çalıştı. Savaştan sonraki çalışmaları, içerik ve form bakımından daha mekanikleşti. Stili mekanik parçaların hassaslığını ve parlaklığını içeriyordu. Léger, Pürist hareket ile de ilgilendi. Bu akım, duygulardan ziyade biçimsel komposizyonları kullanmayı tercih eden “matematiksel lirizme” önem veriyordu. 1923-24 yılları arasında Amerikalı ressam ve fotoğrafçı May Ray (1890-1977) ile birlikte, Le Ballet Méchanique adlı kurumsal bir film üzerine çalıştı. Savaş yıllarında sinema ve tiyatro için duvar resimleri ve tasarımlar üretti. İkinci Dünya Savaşı süresince Amerika’da yaşadı ve Kaliforniya’da sanat eğitimi verdi. Bu süreçte çalışmalarının ana konusu bisikletçiler ve akrobatlar oldu. Çalışmalarındaki koyu siyah kontürler, koyu renkler ve dikdörtgenler ile silindirik formlar arasındaki kontrastlar hiç değişmedi.

Fransız ressam, heykeltraş, seramikçi, film yapımcısı ve tasarımcı Fernand Léger (1881-1955) Kübist harekete öncülük eden ressamlardan biridir. Tabloları, Pablo Picasso ve Georges Braque gibi Kübist ressamların eserlerinden daha az parçalara ayrılmıştır. Kıvrımlı şekillere olan saplantısı nedeniyle, düz yüzeyleri ve üç boyutlu formları çalıştığı seri ile kendisine ‘Tubist’ takma adı verildi. Resimlerinin sıradan izleyiciler için anlaşılır olabilmesine çalıştı. Savaştan sonraki çalışmaları, içerik ve form bakımından daha mekanikleşti. Stili mekanik parçaların hassaslığını ve parlaklığını içeriyordu. Léger, Pürist hareket ile de ilgilendi. Bu akım, duygulardan ziyade biçimsel komposizyonları kullanmayı tercih eden “matematiksel lirizme” önem veriyordu. 1923-24 yılları arasında Amerikalı ressam ve fotoğrafçı May Ray (1890-1977) ile birlikte, Le Ballet Méchanique adlı kurumsal bir film üzerine çalıştı. Savaş yıllarında sinema ve tiyatro için duvar resimleri ve tasarımlar üretti. İkinci Dünya Savaşı süresince Amerika’da yaşadı ve Kaliforniya’da sanat eğitimi verdi. Bu süreçte çalışmalarının ana konusu bisikletçiler ve akrobatlar oldu. Çalışmalarındaki koyu siyah kontürler, koyu renkler ve dikdörtgenler ile silindirik formlar arasındaki kontrastlar hiç değişmedi.

  • Pablo Picasso (1881-1973), uzun yaşamı boyunca pek çok akıma dahil olmuştur. İlk gençlik tabloları Realist-Neo Klasik tarzda yapılmıştır. Mavi Devir (1901-1904), El Greco’dan form olarak etkilendiği dönemdir. Ama Picasso, mistik yönü kuvvetli bir kişi olmadığı için El Greco’nun mistisizmi tablolarına yansımamıştır. Pembe Devir’de (1905-1907) eserlerinde deformasyon görülmeye başlar. Afrika masklarından etkilenmesiyle bütün yaşamı boyunca kullandığı Ekspresyonist ifadeyi yakalıyor. 1907-1914 arası Picasso’nun Kübist dönemi. Georges Braque (1882-1963) ile çok yakın temastalar, birbirine çok yakın eserler üretiyorlar, biri diğerinin resmini onaylamadan altına imza atmıyorlar. Picasso, Braque için “eski karım” dermiş.  Picasso, Sentetik Kübizm’i tercih ediyor. Tuvale resim dışı malzeme yapıştırmak ilk onun aklına geliyor. Soba borusu kullanarak kadın heykeli yapıyor. Bu yaklaşımı ile Nouveau Realizm’i etkiliyor. Kübizm’i daha Ekspresyonist, daha fantastik bir hale getiriyor. 1920’den sonra Primitif Sanat ile Neo Klasik’i birleştirmeye başlıyor. Yüzler hissiz, Yunan+Primitif, kadınları Gaugin’in kadınlarına benzemeye başlıyor. 1930’larda Freud ile ilgilenmeye başlamasıyla iç dünyanın yansımaları tablolarında görülmeye başlıyor, 1937’de Dora Mar’ı resmettiği Ağlayan Kadın adlı tablosunda olduğu gibi.
  • 1930’la 1944 arasında, çok farklı üsluplar kullandı. Otuzlu yıllarda ve kırklı yılların başında özyaşam öyküsünü anlatan resimler yaptı. Araştırıcılık ruhunu hiçbir zaman dikkate almamış olmasına rağmen, Picasso modern sanatın tartışılmaz imparatorudur. Öğretmenlik yapmayan ender birkaç modern ressamdan biridir.

 

1936-1939 yıllarında cereyan eden İspanya İç Savaşı esnasında yaptığı tablolarda hayvan figürlerini çok kullanıyor. Bu dönemin imgeleri İspanya’ya özgü, mitolojik ve törenseldir. 1937 tarihli Guernica adlı tablosunda siyah, beyaz ve griyi kullanmış. Tablodaki at insanlığı, boğa vahşeti temsil ediyor. Guernica büyük ölçüde içe dönük bir yapıttır. Bask bölgesindeki en eski kent ve Baskların kültür geleneğinin merkezi Guernica kenti General Franco yanlısı Alman bombardıman uçakları tarafından yerle bir edilmişti. Bu olayın üzerinden bir hafta geçmeden Picasso resmine başladı. Cumhuriyetçi İspanya hükümeti tarafından zaten kendisine Paris Dünya Fuarı’na konmak üzere bir duvar resmi ısmarlanmıştı. Resim, 1937 Haziran’ında fuardaki İspanya pavyonuna kondu. Guernica bir efsanedir ve 20. yüzyılın en ünlü resmidir. Özelde faşizmin, genelde savaşın acımasızlığına karşı sürekli bir protesto olarak görülür. Sivil halkı sindirmek için bombalanan ilk şehir Guernica olmuştu. Picasso’nun kişisel protestosu dünya çapında önem kazandı, Guernica adı tüm savaş suçlarını mahkum eden bir sözcük oldu. Picasso, gerçek olayı imgelerde canlandırmaya çalışmamıştır. Tabloda kent, uçaklar, patlama yoktur. Suçlanacak düşman yoktur, kahramanlık da yoktur. Protesto, bedenlerdedir: ellere, tabanlara, atın diline, annenin memelerine, gözlere sinen acıdadır.

1936-1939 yıllarında cereyan eden İspanya İç Savaşı esnasında yaptığı tablolarda hayvan figürlerini çok kullanıyor. Bu dönemin imgeleri İspanya’ya özgü, mitolojik ve törenseldir. 1937 tarihli Guernica adlı tablosunda siyah, beyaz ve griyi kullanmış. Tablodaki at insanlığı, boğa vahşeti temsil ediyor. Guernica büyük ölçüde içe dönük bir yapıttır. Bask bölgesindeki en eski kent ve Baskların kültür geleneğinin merkezi Guernica kenti General Franco yanlısı Alman bombardıman uçakları tarafından yerle bir edilmişti. Bu olayın üzerinden bir hafta geçmeden Picasso resmine başladı. Cumhuriyetçi İspanya hükümeti tarafından zaten kendisine Paris Dünya Fuarı’na konmak üzere bir duvar resmi ısmarlanmıştı. Resim, 1937 Haziran’ında fuardaki İspanya pavyonuna kondu. Guernica bir efsanedir ve 20. yüzyılın en ünlü resmidir. Özelde faşizmin, genelde savaşın acımasızlığına karşı sürekli bir protesto olarak görülür. Sivil halkı sindirmek için bombalanan ilk şehir Guernica olmuştu. Picasso’nun kişisel protestosu dünya çapında önem kazandı, Guernica adı tüm savaş suçlarını mahkum eden bir sözcük oldu. Picasso, gerçek olayı imgelerde canlandırmaya çalışmamıştır. Tabloda kent, uçaklar, patlama yoktur. Suçlanacak düşman yoktur, kahramanlık da yoktur. Protesto, bedenlerdedir: ellere, tabanlara, atın diline, annenin memelerine, gözlere sinen acıdadır.

 

Picasso, Boğa Başı, 1943. Picasso nesneleri birbirine dönüştürmeye 1930’ların ilk yıllarında başladı. Bisiklet selesi ve gidonları ile  bir boğa başı yapmıştır. Ayrıca bir oyuncak arabayı maymun yüzüne, tahta parçalarını insan figürlerine vb. çevirmiştir. Boğa Başı’nda Picasso selenin ve gidonun biçimini hiç değiştirmemiştir. Yaptığı şey, bunların bir boğa başı imgesini oluşturabileceğini görmek olmuştur. Zaten bu kuşağın gözünde “aslolan sanatçının yaptığıdır”.

Picasso, Boğa Başı, 1943.
Picasso nesneleri birbirine dönüştürmeye 1930’ların ilk yıllarında başladı. Bisiklet selesi ve gidonları ile bir boğa başı yapmıştır. Ayrıca bir oyuncak arabayı maymun yüzüne, tahta parçalarını insan figürlerine vb. çevirmiştir. Boğa Başı’nda Picasso selenin ve gidonun biçimini hiç değiştirmemiştir. Yaptığı şey, bunların bir boğa başı imgesini oluşturabileceğini görmek olmuştur. Zaten bu kuşağın gözünde “aslolan sanatçının yaptığıdır”.

 

  • Kübistler, baleyi özentili ve burjuva tipi bir eğlence olarak her zaman aşağılamışlardı. Panayır alanlarını ve sirkleri yeğliyorlardı. Ama 1917’de Jean Cocteau, Diaghilev için Geçit Töreni adlı balede perdenin, kostümlerin ve dekorların tasarımı için Picasso’yu ve besteci Erik Satie’yi kendisiyle çalışmaya ikna etti. Diaghilev’in kumpanyası Ballets Rousses on yıldır Paris’te çok tutuluyordu ve Rusya’da Çar’ın gözdesiydi (Diaghilev ve Ballets Russes’dan Çağdaş Sanata Varış 33’de bahsetmiştik). Oysa Cocteau’nun tasarladığı gelenekten kopmak ve “modern” bir gösteri yapmaktı. Geçit Töreni adı, sirki ve müzikholleri anımsatmak için seçilmişti; böylece burjuvazinin kötü ruhları kovulmuş oluyordu. Açılışta yapılan protestolara karşı Apollinaire, modern hareketin, sanattaki yeni ruhun savaşa karşı ayakta kalabileceğinin bir kanıtı olduğunu söylüyordu. Ayakta kalan bu ruha da süper-realizm ya da sürrealizm adını veriyordu. Modern hareketin bir sonraki evresinin böylece Apollinaire önceden koymuş oldu.
  • 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Kübist grup dağıldı, Braque, Derain, Léger, Apollinaire savaşa gittiler. Savaştan sonra Kübistlerin çoğu Paris’e döndü. 1914’e kadar onların yapıtları öncüydü ama savaştan sonra olaylar onların önüne geçmişti. Kübistlerin en entelektüeli Juan Gris (1887-1927) Kübist grubun dağılmasından sonra da Kübist resimler yapmaya devam etti..
  •  İyi bir sanatçı insanın hem dış görünüşünü hem de iç görünüşünü anlatmalıdır. Çünkü insan bir bütündür. Picasso, Apollinaire (1880-1918), Max Jacob (1876-1944) Kübizm’in dünya edebiyatındaki temsilcileridir.

 

Juan Gris, Zar, 1922.

Juan Gris, Zar, 1922.

  • Kübizm, resmedilen imgeyle gerçeklik arasındaki ilişkinin niteliğini değiştiren büyük bir devrimdir.
  •  Kübizm’in daha sonraki sanat, sinema ve mimarlık üzerindeki etkileri çok güçlü olmuştur.
  • Kübist akım bitmiyor, değişimlere uğruyor.
  • Kübizm, 20. yüzyılın en  etkili akımıdır. Kübizm’den birçok akım doğmuştur:
    * Neoplastisizm 1910’lar
    * Fütürizm 1909-1920’ler
    * Orphism 1912
    * Süprematizm 1913
    * Konstrüktivizm 1916
    * Kübistlerin arasından, Kübizm’in fazla dekoratif olmaya başladığını düşünen, Kübizm’in süsleme eğilimini tamamen reddeden, temiz ve net biçimleri yeğleyen bir grup çıkıyor. 1918 yılında prensipleri  Kübizm’den Sonra adlı kitapta Le Corbusier (1886-1965) ve Amédée Ozenfant (1886-1966) tarafından anlatılan Pürizm/Arıtıcılık, en sade şekillerin kullanıldığı, denge için matematiksel hesap yapan, iyice soyut bir tarz. Bloğumuzda Le Corbusier için ayrı bir bölüm olacaktır.

 

Amédée Ozenfant, Beyaz Sürahi, 1926.

Amédée Ozenfant, Beyaz Sürahi, 1926.

 

Prag 'da Kübist bir ev.

Prag ‘da Kübist bir ev.