Etiket arşivi: Neoliberalizm

Popülizm 3

Fotoğraf: DMY Felsefe

Fotoğraf: DMY Felsefe

  • Popülist siyaset ahlaklı ve ahlaksız, saygın ve yozlaşmış, önem taşıyan halk ile bir önemi olmayanlar arasında ayrımlar yapmaya izin veren bir kritere dayanır.
  • Teknokratlar ve popülistler tek bir siyasal çözüm olduğuna ve tek bir gerçek halk iradesi olduğuna inanırlar.
  • Popülistlerin, meylettikleri büyük dışlama konusunda kimse onlara yetki vermiş değildir. Seçimlerde alınan %51 oy oranı da bu yetkinin kaynağı olamaz.
  • Halkın sadece gerçek halk olan bölümü desteklenmeyi ve iyi idareyi hak ettiği için kitlesel kayırmacılık ya da başka bir deyişle ayrıcalıklı hukuk gündeme gelir. Tarafsız olması gereken bürokratik pozisyonlara kendi taraftarları atanır (Macaristan’da Victor Orban); var olan mahkemelerin prosedürleri değiştirilir, yeni hakimler atanır ( Polonya’da Jaroslaw Kaczynski). Pek çok parti taraftarlarını ödüllendirir. Popülistlere mahsus olan, bu tür pratikleri açıktan ve ahlaki bir meşrulaştırma ile sürdürmeleridir. Bunlar, devlet tarafından desteklenmeyi hak edenlere yapılmaktadır.
  • Yolsuzlukla ilgili çıkan haberler, popülist liderlerin itibarına zarar vermez. Avusturyalı Jörg Haider ve İtalyan Kuzey Ligi yolsuzluğa bulaştılar ama her ikisi de büyümeye devam ediyor.
  • Finlandiya’da Gerçek Finler Partisi, gerçek Finlandiyalıların tek temsilcisi olduğunu iddia eder. İtalya’da Beppe Grillo, diğer tüm adaylar yozlaşmış ve ahlaksız olduğundan parlamentodaki koltuklarının tamamını hak ettiğini öne sürer.
  • Popülist lider seçimle iş başına geldiğinde demokrasinin sınırlarını kendisi belirler.
  • Popülistler her zaman, adına konuştukları homojen halkın inşasıyla meşguldürler.
  • Popülistler, rakiplerinin birbirine benzediğini söylemekten çok hoşlanırlar.
  • Demokratik aktivistler asla halk sadece ve yalnızca biziz demezler, biz de halkın bir parçasıyız derler.
  • Neoliberalizmi eleştirmek, popülist olmak demek değildir.
  • Rusya Devlet Başkanı Putin dünyadaki bütün popülist liderlerin idolü haline gelmiştir. Bu liderler Marine Le Pen gibi sağdan ya da Alexis Chipras gibi soldan gelebilir.

 

Çağdaş Sanata Varış 238|Çağdaş Dönem 13 Neoliberalizm

Margaret Thatcher ve Ronald Reagan. Fotoğraf:www.telegraph.co.uk

Margaret Thatcher ve Ronald Reagan.
Fotoğraf:www.telegraph.co.uk

  • Neoliberalizm ideolojisi aslında köklerini klasik liberalizm teorisinden ve 1944 tarihli Bretton Woods anlaşmasından almaktadır.
  • Neoliberalizm, ekonominin devlet işlerinden ayrılmasını ve piyasayı özel teşebbüsün yönetmesi gerekliliğini savunan bir düşünce akımıdır.
  • Neoliberalizm, kapitalizme özgü bir örgütlenmedir.
  • Rekabetin piyasayı yönetmesi gerektiğini söyler. Dengelenmiş bütçeyi, serbest piyasa kapitalizmini ve serbest ticareti savunur.
  • Devletin sadece herhangi bir kriz anında acil ve keskin müdahaleler yapmasını, bunun dışında piyasadan tamamen çekilmesini önerir.
  • Kişisel hürriyeti pozitif şekilde tanımlar ve sosyal reform için kanunların kullanımına karşı çıkar.
  • Klasik liberalizmden farklı olarak, kişilerin topluma doğal bazı haklarla girdiklerini kabul etmez. Özel mülkiyeti savunur ve bu savunusunu “kişisel hürriyet ve açık piyasalar en geniş kitleler için en büyük faydayı sağlar” şeklinde ifade eder.
  • Neoliberalizmin yükselişini hazırlayan faktörler 1970’lerde gelişmeye başladı. O güne kadar çok başarılı işleyen Keynesçi ekonomi düzeninin, dünya petrol fiyatlarının petrol krizi (1973-1974) sonrası aniden yükselmesi nedeniyle sıkıntıya girmesi neoliberal tutumun başlamasındaki en önemli sebepti.
  • 1980’lerde dünya genelinde sol hükümetlerin yerini liberal-sağcı iktidarlar alıyordu. İngiltere’de muhafazakar-liberal Demir Leydi Margaret Thatcher’ın, Amerika Birleşik Devletleri’nde milliyetçi-liberal  Ronald Reagan’ın başa gelmeleriyle dünyada neoliberalizm mutlak iktidarını ilan etmeye hazırlanıyordu.
  • 1979 –  1990 yılları arasında Birleşik Krallık’ta en uzun süre başbakanlık yapan ve ülkenin tek kadın başbakanı olan Margaret Thatcher’ın (1925-2013) etkisi öyle güçlü oldu ki, İşçi Partisi’ni de etkileyecek şekilde İngiliz siyasetini temelden dönüştürdü.
  • Neoliberaller çevre sorunlarında ve sosyal felaketler durumunda da piyasa dengelerine güvenilmesi gerektiğini ifade ediyorlardı.
  • Neoliberalizmin temel amaçları mal ve hizmetlerin ve sermayenin tüm dünya çapında serbestçe dolaşımını sağlamak; pazarın genişletilmesi için küresel kapitalizme entegre olmayan yapı ve blokların dağıtılarak yatırım özgürlüğünün tüm dünyada sağlanması idi. Neoliberalizm, finansal piyasanın buyruklarını önemser.
  • 1989 yılında  Doğu Bloku’nun çözülmesiyle beraber neoliberalizm yayıldı.
  • Tüm dünyada sosyal devletler zayıfladı ve özelleştirme trendi baş gösterdi.
Thatcherizm, 1979-1990 arasında İngiltere başbakanlığını yapan Margaret Thatcher'ın iktisadi ve sosyal görüşlerini ve siyaset tarzını ifade eder. Thatcherizm, Thatcher'dan sonra başbakanlık yapan ve onun siyasetini kısmen sürdüren John Major, Tony Blair, Gordon Brown ve David Cameron dönemlerini de kapsayacak şekilde kullanılabilir. Thatcherizm, düşük enflasyonu, devleti iktisadi sahada küçültmeyi ve serbest pazar ekonomisini geliştirmeyi savunur. Kullandığı başlıca araçlar para arzı üzerinde sıkı kontrol, mali disiplin, özelleştirme, kamu harcamaları üzerinde sıkı kontrol, vergi kesintisi, milliyetçilik, Victoria dönemi değerlerinin korunması ve işçi haklarının kısıtlanmasıdır. Thatcherizm, Margaret Thatcher ile aynı dönemde ABD'de, Avustralya'da, Kanada'da, Türkiye'de ve diğer ülkelerde uygulanan Neoliberal siyasetle benzeşir. Sol kesimde Thatcher, halk hareketlerini ezmek için güç kullanan, işçi sınıfının çıkarlarına karşı  kararlar alan ve orta sınıflarla işadamları gibi varlıklı kesimleri destekleyen bir lider olarak görülür. Merkez sağda ise Thatcher, güçlü sendikalara karşı çıkabilen, iktisattaki darboğazları ortadan kaldıran bir muhafazakâr olarak sempatiyle hatırlanır. Sol ve sağ görüşlü yorumcuların fikir birliği içinde olduğu bir konu, Thatcher'ın Britanya siyaset sahnesini ciddi ölçüde değiştirdiği, önemli partilerin sağa kaymasına neden olduğudur. Thatcher'ın yok ettiği refah devleti uygulamaları, Thatcher sonrası dönemde de geri gelmemiştir. Yine Thatcher tarafından başlatılan özelleştirme siyaseti de devam etmiştir. Aslında İşçi Partisi ve Muhafazakâr Parti hükümetleri devletin iktisat üzerindeki etkisini daha da azaltmış, kamu sektörünün rolünü daha da küçültmüştür. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Thatcherizm, 1979-1990 arasında İngiltere başbakanlığını yapan Margaret Thatcher’ın iktisadi ve sosyal görüşlerini ve siyaset tarzını ifade eder. Thatcherizm, Thatcher’dan sonra başbakanlık yapan ve onun siyasetini kısmen sürdüren John Major, Tony Blair, Gordon Brown ve David Cameron dönemlerini de kapsayacak şekilde kullanılabilir.
Thatcherizm, düşük enflasyonu, devleti iktisadi sahada küçültmeyi ve serbest pazar ekonomisini geliştirmeyi savunur.
Kullandığı başlıca araçlar para arzı üzerinde sıkı kontrol, mali disiplin, özelleştirme, kamu harcamaları üzerinde sıkı kontrol, vergi kesintisi, milliyetçilik, Victoria dönemi değerlerinin korunması ve işçi haklarının kısıtlanmasıdır.
Thatcherizm, Margaret Thatcher ile aynı dönemde ABD’de, Avustralya’da, Kanada’da, Türkiye’de ve diğer ülkelerde uygulanan Neoliberal siyasetle benzeşir.
Sol kesimde Thatcher, halk hareketlerini ezmek için güç kullanan, işçi sınıfının çıkarlarına karşı kararlar alan ve orta sınıflarla işadamları gibi varlıklı kesimleri destekleyen bir lider olarak görülür.
Merkez sağda ise Thatcher, güçlü sendikalara karşı çıkabilen, iktisattaki darboğazları ortadan kaldıran bir muhafazakâr olarak sempatiyle hatırlanır.
Sol ve sağ görüşlü yorumcuların fikir birliği içinde olduğu bir konu, Thatcher’ın Britanya siyaset sahnesini ciddi ölçüde değiştirdiği, önemli partilerin sağa kaymasına neden olduğudur.
Thatcher’ın yok ettiği refah devleti uygulamaları, Thatcher sonrası dönemde de geri gelmemiştir. Yine Thatcher tarafından başlatılan özelleştirme siyaseti de devam etmiştir. Aslında İşçi Partisi ve Muhafazakâr Parti hükümetleri devletin iktisat üzerindeki etkisini daha da azaltmış, kamu sektörünün rolünü daha da küçültmüştür.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Liberalizm, piyasanın doğal akış içinde kendi kendini gerçekleştirdiği inancına dayanır.
  • Bu, Neoliberalizmin karşı çıktığı bir görüştür. Neoliberalizm, doğalcılığa değil, bir tür inşacılığa inanır. Neoliberalizm’e göre piyasa, inşa edilmesi, kurulması gereken bir alandır.
  • Neoliberal devlet, bir spekülatör gibi davranır.
  • Neoliberalizm, ekonomik bir ideoloji değildir. Hayatın bütün alanlarını yönetme eğilimindeki bir pratikler ve söylemler bütünüdür.
  • Neoliberal yönetimin inşacı aklı, bireylerin davranışlarına karar verme biçimlerini hedef alır ve bir neoliberal özne üretir.
  • Piyasa normları, kendilerini piyasanın ötesinde de dayatınca, birey de tıpkı bir şirket gibi, riskler almak, yatırımlar yapmak, verimli olmak, yetkinliklerini geliştirmek (yaşam boyu gelişim, sürekli eğitim, kendini aşma vb.), bunları pazarlamak, kendi kendisinin girişimcisi olmak durumundadır. Sürekli risk ortamındaki bireyler, kendilerini sürekli artan performans normlarına göre yönetmeye sevk edilir.