Etiket arşivi: neden şiddet uyguluyoruz

Şiddet 85| Sanat ve Şiddet 4

  • Librettolarda da kadınlara geleneksel olarak yöneltilen eleştiriler yer alır. Figaro’nun Düğünü’nde, Dördüncü Perdede Figaro’nun Susanna kendisini Kont’la aldatıyor zannettiğinde sadece Susanna’ya değil, genel olarak kadınlara acımasız, yalancı, sadakatsiz gibi tanımlar ve hakaretler yöneltir. Mozart’ın Cosi Fan Tutte (1790), Bütün Kadınlar Yapar Bunu adlı operası için de sıkça mizojen yorumu yapılır.
  • Modern bir sanat biçimi olan polisiye de aynenantik trajediler gibi, Katharsis’e erişmeyi amaçlar. Erotizm de kötü itkileri yatıştırmaya uygundur.
  • Nilüfer Kuyaş, 19. yüzyıl edebiyatında anlatı biçiminin kaynağı iyinin kötüye karşı mücadelesi iken, 20. yüzyılda anlatı formunun kökeninin kötülükle nasıl yaşanabileceğine döndüğünü yazar.
  • Basım tarihi 1949 olan George Orwell’in 1984 adlı romanı polis devletinin şiddeti üzerinedir.
  • Doktor Jivago adlı roman ve yazarı Boris Pasternak, Soğuk Savaş’ın malzemelerinden biri haline gelmişlerdi. 1956 yılında SSCB’nin Rus edebiyatının büyük şairi Pasternak’ın tek romanı Doktor Jivago’yu ülkesinde yayımlatmasına izin vermemesi, ABD için eşi görülmemiş bir propaganda fırsatı yaratmıştı. Peter Finn ve Petra Couvée’nin eserin yayımlanmasında CIA’in oynadığı rolü gösteren belgelerden yola çıkarak hazırladıkları Jivago Vakası, CIA’in sanatı, edebiyatı nasıl kendi amaçları için kullandığını göstermesinin yanı sıra, yazarın eserini yayımlatma çabasını, yasaklanmış kitapların öyküsünü de anlatır. Yasaklanan eserler, sürgüne gönderilen yazarlar SSCB’de sık yaşanan durumlar olmuştur.
Eserlerinde devrimci ideallerle sert politik gerçeklikler arasındaki çelişkileri göstermeye çalışmış; Sovyetler Birliği’nde rejim/devlet şiddetinin çeşitli uygulamalarına maruz kalan (8 yıl bir kampta hapis cezası, normal hapishanede hapis, siyasal tutuklular için kurulan özel bir kampta 3 yıl tutulma, istenmeyen kişi ilan edilme, sürgün, ülke dışına çıkma yasağı, yazarlar birliğinden kovulma, vatandaşlığının iptali, sınır dışı edilme) yazar Aleksandr Soljenitsin (1918-2008). Fotoğraf: Nkfu

Eserlerinde devrimci ideallerle sert politik gerçeklikler arasındaki çelişkileri göstermeye çalışmış; Sovyetler Birliği’nde rejim/devlet şiddetinin çeşitli uygulamalarına maruz kalan (8 yıl bir kampta hapis cezası, normal hapishanede hapis, siyasal tutuklular için kurulan özel bir kampta 3 yıl tutulma, istenmeyen kişi ilan edilme, sürgün, ülke dışına çıkma yasağı, yazarlar birliğinden kovulma, vatandaşlığının iptali, sınır dışı edilme) yazar Aleksandr Soljenitsin (1918-2008).
Fotoğraf: Nkfu

  • Bazı pop müzik parçalarının sözleri kadın düşmanlığı içerir. Hayal kırıklığından doğan bir kültür olan Rap müziğinin sözlüğünde kadınlar, fahişe ve sürtük olarak geçer.
  • Hayatı reddeden, seksten nefret eden, alkolü sadece kayıtsızlık için kullanan Beat sendromunun en tanımlayıcı işaretlerinden biri, özellikle Kerouac ve Burroughs’un kitaplarında, kadını hakir görmektir.
  • Sineklerin Tanrısı adlı romanında yaşları 6-13 arasında değişen çocuklar tarafından gerçekleştirilen şiddet dolu olayları anlatan William Golding’e 1983 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nün verilmesi kamuoyunda rahatsızlık yaratmıştı.
  • Sanat yapıtlarında yer alan şiddet, insanın yıkıcılığının kültürel yapısını ortaya koyar. Antik kültürde sanat yapma edimi, sıradan insanlara sunulan bir şiddet gösterimi idi. Bu gelenek, bir kültürel miras olarak hem Doğu hem de Batı resminin tüm süreçlerinde kendini göstermiştir.

 

 

Şiddet 55| Devlet Şiddeti 1

  • Otoritenin etik ve yasal olmayan faaliyetleri otorite suçları olarak adlandırılır.
  • Reel şiddet olasılığı iç ve dış siyasetin özünü oluşturur.
  • Düzen ya da gelişme adına baskı, sömürü ve zulüm; yıldırma, keyfi yönetim, bir halkı kimliğinden yoksun bırakma; bir halka baskı yoluyla kendisini sömürenlerin ölçülerini benimsetme, onu ikinci sınıf yurttaş konumuna itme, mübadele, çaresiz ve muhtaç bırakma devletlerin işlediği suçlar kapsamına girer.
  • Hakir görme, sürgün, aforoz, hukuk koruması dışına çıkartma, olağanüstü hal uygulaması kullanılan araçlardan bazılarıdır.
  • Sosyal sistemlerin aşırı zorbalığının, insan ruhunu felç etme ve kitlesel boyun eğme eğilimini ortaya çıkarttığı biliniyor.
  • Pek çok ülkede “resmi görüş”ün dışına çıkmak tehlike içerir. Yüksek sesle düşünmek, düşündüğünü çekinmeden söylemek, pek çok ülkede, her türlü mahkumiyetin başlangıç noktasıdır.
  • İstikrarın temini için korku ve endişenin gerekli olduğu düşünülebilir. Bu yüzden salgın, savaş ve teknolojinin gerekli olduğunu düşünen çevreler vardır.
  • Bütün devletlerin içinde bir düşman ilan etme kurumu vardır. Hatta düşman yoksa onu inşa etmek gerekir. Farklı olan, tehditkardır.
  • Herhangi bir işi yapabilmek için bireyler zamanlarının önemli bir bölümünü politikacılarla ilişki kurmaya harcamak zorundaysa ülkenin kaynakları yanlış kullanılıyor demektir.

 

Asurbanipal Aslan Avında. Asur’da aslan avı iktidardaki monarşinin halkı için mücadelesinin ve halkına karşı olan koruma güdüsünün simgeleşmiş halidir. Bu rölyefin, Asurbanipal’in (MÖ.668 – 631 ) Ninova’daki (Kuzey Irak) sarayı için yapıldığı düşünülüyor. Eser, British Museum’da sergilenmektedir. Fotoğraf: Edebiyat ve Sanat Akademisi

Asurbanipal Aslan Avında. Asur’da aslan avı iktidardaki monarşinin halkı için mücadelesinin ve halkına karşı olan koruma güdüsünün simgeleşmiş halidir. Bu rölyefin, Asurbanipal’in (MÖ.668 – 631 ) Ninova’daki (Kuzey Irak) sarayı için yapıldığı düşünülüyor. Eser, British Museum’da sergilenmektedir.
Fotoğraf: Edebiyat ve Sanat Akademisi

  • Asur (MÖ 3000-MÖ612/609) rölyeflerinde kurban edilen hayvanın ifadesinde acı vardır ama avcının/kralın ifadesi korkusuz ve soğukkanlıdır; onun kendi şiddetinden etkilenmediği vurgulanır. Rölyeflerde yer alan şiddet, şiddet eylemine maruz kalan kurbanı odak noktası yapar. Tüm rölyeflerde görülen bu kodlama izleyiciyi bir çeşit estetik şiddete katılmaya veya katlanmaya çağırır. Narsisizm ile saldırganlığın el ele yürüdüğü düşünülür. Av hayvanının hem de aslan gibi güçlü bir hayvanın hakkından gelinmesi, erkek kimliğinin bir narsistik göstergesidir. Asur sanatında gözlenen sert disiplin, dosta düşmana politik şiddetin varlığını yansıtmaktadır. Bedende iktidarın tüm denetimleri kendini göstermektedir. Betimlenen ölü ve yaralıların hiçbiri Asurlu değildir. Asur sanatı narsisizmin yüceltildiği bir propaganda sanatıdır. Hiçbir zaman yenilmeyen bir Asur imgesi yaratmak için başvurulan bu yöntem, Mezopotamya’da binlerce yıl hiç değişmeden sürmüştür.
  • Antik resmin kanonik prensiplerine göre, kralın ve önemli kişilerin daha büyük betimlenmesi de politik baskının ifade edilmesidir.
  • Kölelik sistemi insanın insana şiddetini hukuki hale getiren bir sistemdir.
Roma’da plebler, toprak kiralıyorlar. Borcunu ödeyemeyen pleb köle oluyor. Bir plebin iki yere borcu varsa ve ödeyememişse, yasada bedeni bölüşülebilir diye yazıyor. Ekonomik şiddetin kökleri çok çok eskiye dayanıyor. Fotoğraf: Çizgilerle Ekonomi, RIUS, Yordam Kitap, 2016, sayfa 19.

Roma’da plebler, toprak kiralıyorlar. Borcunu ödeyemeyen pleb köle oluyor. Bir plebin iki yere borcu varsa ve ödeyememişse, yasada bedeni bölüşülebilir diye yazıyor. Ekonomik şiddetin kökleri çok çok eskiye dayanıyor.
Fotoğraf: Çizgilerle Ekonomi, RIUS, Yordam Kitap, 2016, sayfa 19.

 

 

  • Kent devletlerinin en önemli özelliği ataerkil egemenlik ilkesine dayalı oluşudur. Ataerkil sistem sömürücüydü; ruhsal mekanizması ise korku, dehşet ve boyun eğmeden oluşuyordu ve bu özelliği itibariyle şiddetin ve kaba güç felsefelerinin başlangıç noktasını ifade etmekteydi.
  • Platon’un (MÖ 427-347) bireyi yok sayan, yaptırımcı, baskıcı devletine örnek olan Sparta, hastaları ve sakatları ölüme mahkum ediyordu.
  • Aristo (MÖ 384-322), iyi yasa kurucular adaletten çok dostluğun korunmasına dikkat etmelidir, der. Dostluk, toplumsal yaşamı hukuk düzeninden daha yetkin düzenler, özellikle de şiddeti en az düzeye indirir.
  • Otorite silah demektir, silah güç, güç baskı, baskı ise şiddet demektir. Savaş şiddetin çocuğudur, şiddet de kaba gücün.
  • Romalı devlet adamı Cicero (MÖ 106-43), barış istediğimizi göstermek için savaşalım, der.

 

Şiddet 52| Utanç Kültürlerinin Şiddeti

  • Utanç üzerinde duran kültürlerle suç üzerinde duran kültürler farklıdır. Utanç kültürlerinde tanrıların huzurunda dahi itirafta bulunulmaz, günah çıkarma merasimleri yapılmaz. Utanç, faziletin esasıdır. Utanç kültüründe insanlar hareketlerini başkalarının fikirlerine göre ayarlarlar.
  • Töreye uymayanın cezalandırılması, “ailenin adının lekelenmesi”, “namusun temizlenmesi” fikri ve uygulamaları utanç kültürünün meyveleridir.
  • 1980’li yıllardan itibaren muhafazakarlığın artması sonucu Suudi Arabistan’da sinemalar kapatılmıştı. Riyad yönetimi, 2018 yılında ülkede sinema yasağının kalkacağını 2017’de açıkladı.
  • Batı’da başkasına saldırmak olağan, kendine saldırmak ruh hastalığı; Japonya’da başkalarına saldıranlar dengesiz ve saldırgan, kendilerine saldıranlar onurlu kişiler olarak görülürler. İntihar, kendini cezalandırabilmek, kahramanlık ve mertlik sayılır.
  • İç organların dışarı çıkmasını sağlayan Japon intihar şekli, konuşma dilinde harakiri, resmi tanımlamada Seppuku diye anılır, harakiri argo kabul edilir. Korkunç acı veren bir yöntemdir. Şahıs, Seppuku yapmadan önce banyo yapar, temiz ve beyaz giyinir, en sevdiği yemeği yer, hazır olduğu zaman bıçağı karnına saplar, Z veya haç şeklinde, sağ-sol hareketleri yaparak diyaframını ve midesini parçalar, sonra da en yakın arkadaşı can çekişmesin diye başını keser.
Ritüel kıyafetleriyle Seppuku’nun bir Japon tiyatro oyununda canlandırılması.. Fotoğraf: ThoughtCo

Ritüel kıyafetleriyle Seppuku’nun bir Japon tiyatro oyununda canlandırılması..
Fotoğraf: ThoughtCo

  • İntihar, efendinin ölümünden sonra, savaşta yenilgi sonucunda başvurulan bir yöntem olabilir; genellikle efendisine doğru hizmet edememiş samuraylara Edo Dönemi’nde (1603-1868) bir nevi onurlandırma amaçlı verilen cezalandırma yöntemidir.
  • 1868 yılında Meji Restorasyonu’nun başlaması ile birlikte Seppuku Japonya’da yasaklandı. 15 Ağustos 1945’te İmparator Hirohito Japonya’nın teslim olduğunu açıkladığında, yasak olmasına rağmen, Japon halkının zedelenen onurundan dolayı, askerlerini Seppuku yapmaya zorlayacağından korkulmuş, fakat korkulan olmamıştı. Aşırı milliyetçi Japonlar için yüce Japonya; geleneklerine ve imparatoruna bağlı, onuru için düşünmeden canını verecek askerlerden kurulu bir ordusu olan ve asla teslim olmayacak bir samuray kültürünün olduğu bir ülkedir. Bir samuray, ölmeden kılıcını bırakmaz. Ama 124. Japon İmparatoru Hirohito, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra teslimiyet belgesini imzalayarak, Japon milliyetçilerinde onulmaz bir düş kırıklığına neden olur. Yüksek rütbeli subaylar gönüllü olarak Seppuku yapmışlar, intihar bir salgın haline gelmişti.
  • Seppuku yapmak yasaklanmış olmasına karşın günümüzde de var olmaya devam etmektedir. Japon toplumunda kabahatli olmak ve bu kabahatin toplumca bilinir hale gelmesi çok büyük utançtır.

 

Şiddet 50| Doğu’da Kadının Konumu 8

Çarşaf, Aykut Cömert, 2015. Contemporary Istanbul 2015’te sergilenen siyah beyaz video eseri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çarşaf, Aykut Cömert, 2015.
Contemporary Istanbul 2015’te sergilenen siyah beyaz video eseri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Peçe takmadıkları için kızların yüzüne asit atan, ikiye ayırdıkları peçesiz bir kız öğrencinin çıplak bedenini Kabil Üniversitesi’nin bir dersliğinin kapısına çivileyen Gülbeddin Hikmetyar, ABD’nin sınırsız desteğini kazanmıştı. SSCB ile olan savaşta, Reagan hükumeti milyarlarca doları, Pakistan üzerinden Hikmetyar’a bağlı gruplara aktardı. 1989’da Sovyet ordusu Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldı. Pakistan’daki kuran kurslarında eğitilmiş öğrencilerin oluşturduğu bir grup İslam köktendincisi Taliban adıyla ortaya çıktı.
  • Afganistan’da kadına baskıyı birincil hedef olarak benimseyen köktendinci Taliban ile kadınlar yasa zoruyla kamu yaşamından kovuldular, temel haklarından yoksun bırakıldılar. Afgan kadınlarının mesleklerinde çalışmalarını, okula gitmelerini, erkek doktorlarca muayene edilmelerini, makyaj yapmalarını, süslenmelerini, erkek bir akrabanın eşliği olmadan ve burka denen giysi ile örtünmeden sokağa çıkmalarını yasakladı. Burkaların altına renkli giysi giymeyi, genç erkek ve genç kızların görüşmesini, erkek kuaföre saç yaptırmayı, güzellik salonlarına gitmeyi de yasaklar arasında saymamız lazım. Taliban ayrıca televizyonu, müziği, dansı, ıslık çalmayı, fotoğraf çektirmeyi ve her türlü eğlenceyi yasakladı. Toplu taşım araçlarında kadınlarla erkekler ayrı bölümlerde oturuyorlar. Erkeklerin kadın iç çamaşırı satması da yasak. Erkeklerin de sakal bırakıp beyaz takke giyme zorunluluğu vardır. Tüm bu kuralları ahlak polisi denetler. Burkanın altına beyaz ayakkabı giymek, beyaz Taliban bayrağına hakaret sayıldığından kırbaç cezasını gerektirir. Oje sürenin parmaklarını kesmek, yalnız sokağa çıkan kadınlara dayak, kocaya ihanet ölüm cezası alır.
  • Afganistan’da eşcinsellerin canlı canlı gömülme ve buldozerle ezilme cezalarına çarptırılmışlıkları vardır.
  • Afganistan’da çocuk yuvaları da kapatılmıştı. Afyon üretimini denetlemesi nedeniyle ABD’den mali destek alan Taliban, 2001 yılında ABD askerinin Afganistan’a çıkması ile iktidardan düştüyse de aşırı dinciler kız okullarına silahlı saldırı düzenlemeye devam ediyor.
  • Suudi Arabistan, kadın haklarının sistematik olarak ihlal edildiği bir ülkedir.
  • 5 Ocak 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir habere göre, Endonezya Merkez Bankası tarafından tedavüle sokulan yeni banknot ve madeni paralarda, ülke tarihinde önemli rol oynamış kadınların başörtüsüz resimlerine yer verilmesi ve bahsi geçen 11 ulusal kahramanın beşinin Müslüman olmaması tartışma yarattı. Habere göre, Endonezya Merkez Bankası kararı savunarak, ülkenin ulusal kahramanlarının dinlere göre seçilmediğini belirtti.
  • UNICEF’e göre dünyada 120 milyon çocuk okula gitmiyor. Büyük bir çoğunluğu kızlardan oluşan bu çocukların %80’i Afrika’da, Büyük Sahra’nın güneyinde ve Güneydoğu Asya’da yaşıyor.
  • 2017 yılında Suudi Arabistan’da bir devrim gerçekleşti! Kral Salman’ın fermanı ile Haziran 2018’den itibaren kadınlar otomobil kullanabilecek. 1990, 2011 ve 2013 yıllarında otomobil kullanma hakkı için mücadele eden kadınlar Vahabi aşırıcılara rağmen başardılar.
Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015. Antika anatomik poster üzerine akrilik. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Contemporary İstanbul 2015.

Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015.
Antika anatomik poster üzerine akrilik.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Contemporary İstanbul 2015.

 

 

Şiddet 49| İran’da Kadının Konumu 2

  • Dini ahlak anlayışı kadını örttü, erkeğin de dar pantolonla gezmesini yasakladı.
  • Yüzlerce yıl eskiye uzanan mihr, bir İran adetidir. Mihr, nikâh sırasında erkeğin evleneceği kıza verdiği veya vermeyi kabul ettiği mal veya paradır. Kadının, teoride, bu parayı evliliği boyunca her an isteme ve dilediği gibi kullanma hakkı vardır. 1990’lı yıllarda mihrin enflasyona göre ayarlanması uygulaması getirildi.
  • Mahrem, nikahlı olamayacak kadar yakın, aileden kişilerdir; kardeşler, anne babalar, büyük anne büyük babalar gibi. Sadece mahremin erkekli kadınlı aynı odada olmalarına izin vardır.
Contemporary Istanbul 2015’te İran’ın Aydınlık Kadınları adlı bölümde yazar, akademisyen, film yapımcısı, gazeteci, yönetmen, sanat ve mimarlık küratörü olan bir dizi başı açık, ülkelerini terk etmek zorunda kalmış İranlı kadının portresi ile onların düşlerini, düş kırıklıklarını yansıtan bir sunum vardı. Yukarıda, onlardan biri olan, film yapımcısı Hana Makhmalbaf. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Contemporary Istanbul 2015’te İran’ın Aydınlık Kadınları adlı bölümde yazar, akademisyen, film yapımcısı, gazeteci, yönetmen, sanat ve mimarlık küratörü olan bir dizi başı açık, ülkelerini terk etmek zorunda kalmış İranlı kadının portresi ile onların düşlerini, düş kırıklıklarını yansıtan bir sunum vardı. Yukarıda, onlardan biri olan, film yapımcısı Hana Makhmalbaf.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • İran Devrimi’nden sonra okullardaki sınıflardan kayak pistlerine ve otobüslere kadar her şey cinsiyete göre ayrıldı.
  • Devrimin ilk günlerinde kısıtlayıcı kurallar çok sıkı uygulanıyordu. Hicaba uygun olmamak, yani saçın ve tenin görünmesi ya da makyajlı olmak kırk kırbaç ya da on günden iki aya kadar hapisle cezalandırılmaktaydı. (2002 yılına gelindiğinde sokaktaki tüm kadınlar makyajlıydı.)
  • Zina işleyen kadının cezası taşlanarak ölümdür (Recm).
  • Bekar çiftlerin parti düzenlediğinden veya içki içildiğinden kuşku duyulan evler basılır, kadınlar bekaret testine tabi tutulabilir.
  • İran-Irak Savaşı, sekiz yıl boyunca erkekleri cepheye sürünce işyerlerinde kadınlara ihtiyaç doğdu. Böylece rejim, kadınları toplum hayatından tamamen dışlayamayacağını kabul etmek zorunda kaldı.
  • Devrimden on yıl sonra İran Polis Akademisi kapılarını kadınlara açtı.
  • Devrimden yirmi yıl sonra, muhafazakarların egemen olduğu meclisin onayından geçmesi gereken hiçbir göreve tek bir kadın bile atanmamıştı.
  • Kadınların futbol maçlarını ve güreş karşılaşmalarını izlemesi yasak. 1998 yılında beş bin kadın, Dünya Kupası’nda oynama hakkı kazanan İran futbol takımını karşılamak için Tahran’daki Azadi Stadyumu’nun kapılarını kırmış, yetkililer girişlerine izin vermek zorunda kalmıştı. İranlı kadınların, Avrupa Futbol Şampiyonası maçlarını, kamuya açık alanlarda erkeklerle bir arada izlemeleri yasaklandı. Erkeklerin futbol maçı izlerken heyecanlanarak terbiye dışı hareketlerde bulunabilecekleri, küfür edebilecekleri ve bunların kadınları olumsuz etkileyebilecekleri İranlı yetkililer tarafından öngörüldüğü; bu yasağın kadın haklarını ihlal etmekle ilgisi olmadığı, kadınların bu karar için polise teşekkür etmesi gerektiği açıklandı (12 Haz 2012 Al Jazeera haberi). İran’da kadınların voleybol maçlarını izlemesi 2012 yılında yasaklanmıştı. Erkek voleybol takımının maçını izlemek isteyen bir kadın önce gözaltına alındı, rejim karşıtı propaganda yapmak suçundan bir yıl hapis cezasına mahkum oldu (03.11.2014 CNN Türk haberi).