Etiket arşivi: natüralist

Bafa Gölü ve Çevresi 2

  • Kaya resimlerine arkeoloji dünyasında petroglif (petroglyph) deniyor.
  • İlk kaya resimlerinin 1994 yılında bulunduğu Latmos’ta halen 170 kaya resmi bilinmektedir. Resimlerin anlamı hakkında kesin bilgiye sahip olmadığımız için çeşitli yorumlar yapılmaktadır.
  • Bulunan kaya resimleri üslup ve konu bakımından homojendir.
  • Resimler zirvenin çevresindeki alanda ve döşemeli antik yolun iki yanında kümelenmiştir ve doğal oyukların içine yerleştirilmiştir. Söz konusu alanın dışında çok az resim bulunmuştur. Dağda yerleşik tanrısal güce yakınlığın gözetildiği düşünülmektedir. Kaya resimleri göl kıyısının hemen yanından başlayıp 930 m yüksekliğe kadar devam etmektedir. Tüm kaya resimleri gün ışığı görmektedir.
  • Mağara içindeki resimler yağmurdan korunmuş olsa da, kayadan çıkan nem tahribata yol açmıştır. Bazı yerlerde kaya yüzeyi kabuk halinde dökülerek resimlerin yok olmasına neden olmuştur. Tespit edilen resimlerin yaklaşık yarısı seçilebilmektedir; dörtte biri ise betimin anlaşılabileceği derecede iyi korunmuştur.

 

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Resimlerin hemen hemen hepsi kırmızı renkte boyayla, doğrudan doğruya kaya yüzeyine yapılmıştır.  Sarı, sadece tek bir örnekte, Balıktaş Kaya Odası denen yerde, kırmızı ile birlikte kullanılmıştır. İki resimde de belirli detaylar için beyaz kullanılmıştır. Kavalan’da figürlerin konturları küçük beyaz noktalarla belirtilmiş, beyaz renkle çiçekler işlenmiştir.
  • Boyalar, Latmos bölgesinde bulunan demir oksit ve hematitten elde edilmiştir. Bu malzeme toz haline getirildikten sonra bağlayıcı işlevi gören bir sıvı ile karıştırılır ve parmak ya da başka bir gereçle kaya yüzeyine uygulanırdı.
  • Latmos kaya resimlerinde iki ana üslup grubu vardır: natüralist ve şematik. Natüralist üslup, insan, özellikle de kadın figürlerinde gövdelerin yuvarlak hatlı işlenişinde kendini gösterir. Latmos kaya resimleri arasında natüralist üslubun en önemli temsilcisi Göktepe kaya resmidir. Şematik üslubun en belirgin özelliği ise soyut ve geometrik betim tarzıdır: Başların iki zikzak ya da T harfi şeklinde betimlenmesi gibi. İnsan başları için kullanılan bu betimleme tarzı İber Yarımadası’ndaki şematik kaya resimlerinde de görülür.

 

Bizans İmparatorluğu 60 | Bizans Sanatı 1

  • Sanat farklı diller, çeşitli biçemler geliştirmiştir. Bu dilleri kabaca hiyerarşik ve natüralist olarak ayırabiliriz. Doğada görüneni göründüğü gibi betimleme, yani natüralist dil Ortaçağ’da henüz yoktur. Ortaçağ ressamı göstergelerle çalışır. Kilise kurumu ve liturjinin oluşması, görsel betimlemenin mantığını belirler. Feodal Ortaçağ insanının yaşantısı her alanda hiyerarşiktir ve bu sanat anlayışına da yansır. Perspektif ve buna bağlı olarak kısaltılmış görünüm (rakursi), oylum, gölge-ışık, yerel renk anlayışı yok sayılacak, anlatılmak istenen hiyerarşik bir mantıkla biçimlenecekti. Boyutlar da bu hiyerarşiyi izlemek zorundaydı. Göstergelerin resim düzlemi üstündeki yerleri de bu hiyerarşi içinde belli bir dizgeyi gerekli kılmıştı. Başmelekler ve İncil yazarları ya da simgeleri olan yaratıklar düzlemin dört köşesine çoğunlukla rozet ya da çelenk gibi yuvarlak biçimlerle betimlenirdi. Çünkü kilisenin kendisi böyle bir hiyerarşik düzene göre yapılanmıştı. Bu tür bir anlayış içinde perspektif-rakursi ve oylum gibi iki boyutlu bir düzlem üzerinde yanılsama yaratarak natüralist görüntü verecek araçlara yer yoktu. Ortaçağ yapıtı, dış dünyaya öykünmez, onun yerine kendi dünyasını kurar.
  • Ayakta duran İsa’nın ayaklarının dibinden doğan dört ırmak dört İncil’i betimler. Kudüs tapınakları ve Beytüllahim tapınakları Eski ve Yeni Ahit’i simgeler. Daha pek çok örnek vermek mümkün.
  • Ortaçağ sanatı, Hıristiyanlığın yayıldığı ülkelerde doğmuş ve onun hizmetinde gelişmiş olan dinsel nitelikli bir sanattır. Roma İmparatorluğu 4. yüzyılda Hıristiyan dinini kabulünden sonra ikiye ayrılınca, Ortaçağ sanatı da Batı ve Doğu Hıristiyan Sanatı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Ortodoks mezhebine bağlı olan Doğu Hıristiyan Sanatı, Katolik Roma’dan farklı bir yol izlemiş ve “Bizans Sanatı” olarak adlandırılmıştır.
  • Pagan dünya resim ve heykelle iç içeydi. 312 yılında Milano Fermanı’nda Hıristiyanlığı yaymak için resim ve heykel kullanılabilir dendi.
  • Sanat, Bizans kültüründe tinsel dünyanın gerçek dünyaya taşınmasının, görünmezin görünür kılınmasının, söylencenin ve inancın günlük yaşamın içerisinde cisimleşmesinin bir aracı olmuştur. Bizans sanatının amacı öğretidir.
  • Batı, Bizans sanatından sızan etkileri bünyesine almakla birlikte Roma’nın 4. yüzyıl geleneğini sürdürür. Latin ve Doğu etkilerini bünyesinde barındıran en iyi örnek Ravenna sanatıdır.
6.-7. yüzyıllara tarihlenen, Selanik’teki Aziz Demetrius Kilisesi’ndeki mozaik tablo.

6.-7. yüzyıllara tarihlenen, Selanik’teki Aziz Demetrius Kilisesi’ndeki mozaik tablo.

  • Bizans İmparatorluğu’nun sanatı  iki kutsal amaca yönelikti: Kilise’nin yüceltilmesi ve devletin gücünün kutsanması. Yani sanat, öncelikle Kilise’nin ve Konstantinopolis’in sanatı idi.
  • Güç ve zenginliğin tek şehirde yoğunlaşması Bizans sanatını çeşitli şekillerde etkiledi:**Konstantinopolis’te kuvvetli bir artistik geleneğin doğmasına yaradı. Mesela, 12.  yüzyılda yaşayan Konstantinopolis’li bir sanatçı daha önceki Bizanslı sanatçıların yapıtları ile kaplı bir yerde yaşadı ve görerek öğrendi.

    **Bu şehirden sanat ülkenin en uzak köşelerine kadar yayıldı. Konstantinopolis’ten yazılar, fildişleri ve metal yapıtlar ülkenin her yanına gönderiliyordu. Konstantinopolis sanatı Bizans sanatı için standart  üretti. Yerel sanatçılar yapıtlarını başşehrin artistik gelişimine göre uyarladılar.