Etiket arşivi: Nam June Paik

Çağdaş Sanata Varış 203| Video Sanatı 2

Robot Aile, “Amca”, Nam June Paik, 1986, Whitehouse, Berlin. Fotoğraf: www.fact.co.uk

Robot Aile, “Amca”, Nam June Paik, 1986, Whitehouse, Berlin.
Fotoğraf: www.fact.co.uk

  • Güney Koreli Paik televizyonun ortaya çıkışıyla dünyada çok şeyin değiştiğini, aynı aracı kullanarak vurgulayan bir sanatçıdır. Maddi bir nesne, teknolojik bir sistem olan televizyonun ailevi, toplumsal ve siyasal bir konuma sahip olduğunu; iyi-kötü ayrımı yapmadan her şeyin üretimine açık bir aygıt, bir deney alanı olduğunu ifade eder.
  • Paik, 1965 yılında New York’ta, bir taksi ile gezerken pencereden gördüklerini kaydetmiş, kaydı aynı yıl bir galeride sunmuştur.
  • Paik, video heykelleri ve robotları da yapmıştır. Bu eserleri ile günümüz televizyon toplumunu ve onun sosyo kültürel sonuçlarını yansıtmak istemiştir.
  • Paik’in eserleri internet öncesi döneme aittir. Eserlerinde, teknoloji öncesi ve sonrasını; el yapımı ile teknolojiyi; hazır yapımlarla yapımı zaman ve emek gerektiren objeleri çakıştırmayı sever.
  • Paik’in amaçlarından biri medya ve teknolojiyi insanileştirmektir. Sanatçı alışılagelmiş bir şey ile izleyicinin ilgisini çekmeyi; durağan bir obje ile teknolojiyi birleştirmek suretiyle zamanın sanat formlarına dikkat çekmeyi; eserin anlamı hakkında soru işaretleri oluşturmayı hedefler.
  • İlk Video Sanatı sergisi 1969 yılında New York’ta açılmış, 1970’de Video Sanatı hakkında ilk kitap yayımlanmış, 1971’de Mutfak (The Kitchen) adlı ilk Video Sanatı Merkezi kurulmuş, Montreal’de Video Sanatı üretim ve yayın merkezi açılmıştır. 1975 yılından itibaren Video Sanatı önemli sergilerde gösterime sunulmaya başlamıştır. 1977 yılında Centre Georges Pompidou, yeni oluşturduğu fotoğraf/film/video departmanı için yaklaşık 50 video sanat ürünü satın almıştır.
  • ABD’de video sanatçıları TV kanalları, üniversiteler, galeriler ve özel dergiler tarafından desteklenmeye başladılar. Video Sanatı öncelikle yüksek teknolojiye sahip ülkelerde yaygınlaşmıştır.
  • Videoda görüntülere müdahale imkanı olması, pek çok sanatçıya cazip gelmiş, Video Sanatı, Vücut Sanatı’nın gelişiminde belirleyici bir rol oynamıştır.
  • Video Sanatı’nda genellikle üç kategoride çalışma yapılmaktadır:
    **Bir performansın, bir konserin ya da bir Happening’in video kaydı. Burada video bir tanık, canlı bir bellektir.
    **Deneysel Video. Bu tür çalışmalar yapay renklendirme, biçim bozma, geri besleme, film hilesi gibi işlemlere olanak tanır.
    **Video Yerleştirmeleri (Video Installations). Video heykeller, video ortamlar (video environments) gibi kapalı devrelerden ya da çok kanallı sistemlerden yararlanılarak çok sayıda TV göstericisinin başka bir düzenin nesneleriyle birlikte kullanılması. Çoğu kez seyirci de bu yapıtlar içinde yer alır; izleyici de sanal gerçekliğin dünyasına adım atar. İzleyici, mesajların aktif okuyucusuna dönüşür.  İzleyici bazen görüntüye bakmak yerine bir deneyim yaşamaya davet edilir ki bu, Enstalasyon Sanatı için de geçerlidir. Performans, Video ve Enstalasyon çoğu zaman bir tek çalışmada bir araya getirilir.
  • Video Sanatı, gerek malzeme temini gerekse araştırmalar için finansmana doğrudan bağlı bir sanattır.
TV Buddha, Nam June Paik, 1976.   Paik eserlerinde zaman zaman dinsel göndermeler de yapmıştır. Buda heykeli karşısında TV’de mum yanıyor. Buda, gerek zamansal, gerekse temsil ettiği değerler olan barış ve sükunet ile zıtlık oluşturan TV karşısına yerleştirilmiştir. Paik’in Buda’nın TV’de Buda’yı izlediği eserinde ise, 1970’lerin gösterişe düşkün ve kibirli dünyasına eleştiri vardır diyebileceğimiz gibi, dönemin iki önde gelen figürünü, Buda ile televizyonu, eski ve yeni dünyayı karşı karşıya getirmiştir; medyanın toplum üzerindeki etkisini vurgulamak istemiştir; Budist toplumların meditasyon yapmasına ironik bir yaklaşımdır da diyebiliriz. Buda TV’de kendini izleyerek meditasyon yapmakta, ama seyirci de bunu izlemektedir. Eserde, mahremiyet sorunu da gündeme gelmektedir. Paik’in eserlerinde izleyici için pek çok farklı yorum yapma imkanı vardır. Fotoğraf:lespeache.wordpress.com

TV Buddha, Nam June Paik, 1976.
Paik eserlerinde zaman zaman dinsel göndermeler de yapmıştır. Buda heykeli karşısında TV’de mum yanıyor. Buda, gerek zamansal, gerekse temsil ettiği değerler olan barış ve sükunet ile zıtlık oluşturan TV karşısına yerleştirilmiştir.
Paik’in Buda’nın TV’de Buda’yı izlediği eserinde ise, 1970’lerin gösterişe düşkün ve kibirli dünyasına eleştiri vardır diyebileceğimiz gibi, dönemin iki önde gelen figürünü, Buda ile televizyonu, eski ve yeni dünyayı karşı karşıya getirmiştir; medyanın toplum üzerindeki etkisini vurgulamak istemiştir; Budist toplumların meditasyon yapmasına ironik bir yaklaşımdır da diyebiliriz. Buda TV’de kendini izleyerek meditasyon yapmakta, ama seyirci de bunu izlemektedir. Eserde, mahremiyet sorunu da gündeme gelmektedir. Paik’in eserlerinde izleyici için pek çok farklı yorum yapma imkanı vardır.
Fotoğraf:lespeache.wordpress.com

 

Çağdaş Sanata Varış 202| Video Sanatı 1

Video terimi Latincede görmek anlamına gelen videre sözcüğünden türetilmiştir. Selüloit film ve manyetik teybin yerini alan zaman temelli elektronik görüntülemeyi anlatmak için kullanılır.

Video Sanatı’nın gelişebilmesi için bazı teknolojik gelişmelerin gerçekleşmesi gerekmiştir. Kabaca göz atarsak:

1962 İlk bilgisayar oyunu: Space War.
1971 İlk video kaset kayıt cihazı (VCR) Sony tarafından satışa sunuldu.
1972 İlk ev video oyunu: Pong.
Sony evde kullanılmak üzere ilk videokaset sistemini piyasaya sürdü: Betamax. Görüntülemenin yeni yolları ortaya çıkar.
1973 Muhtemelen ilk reality TV şovu yayınlanır: An American Family.
1980 Dünyaya 24 saat haber yayını: CNN.
1981 24 saat kablolu yayın: MTV.
1983 CD-ROM piyasaya sürülür. Daha çok miktarda bilgi, çok küçük alanlarda saklanabilir olur ve interaktivite, etkileşim mümkün hale gelir.
1986 Londra finansal kriz sonrası bütünüyle enformasyon tabanlı küresel ekonomiye geçer.

  • 1970’lerin sonunda kayıt özelliği olan kameraların piyasaya çıkışı ortamı değiştirdi. Böylelikle film çekme film şirketlerinin tekelinden çıkmış ve herkesin, dilediği her şeyi kaydedebilmesine olanak tanımış ve bu durum Neo Avangard’ın eleştirel ve liberal ruhuna cazip gelmiştir. Sanatta, bir ekrana görüntüler yansıtan çalışmaları anlatmak için video terimi kullanılır.
  • Bertolt Brecht 1938 yılında “Gerçeklik değişir; gerçekliği yansıtmak için sunum şekilleri de değişir”, diye yazmıştır.
  • Film ve video zaman temelli ortamlardır ve bu yönden Performans Sanatı ile ortak bir zemini paylaşırlar.
İki Su Tankı, Sarkis, 1968. Sarkis (1938-), 1968’de, yaşadığı Paris’te protestocuların fotoğraflarını çekmiş. Çektiği fotoğrafların negatiflerinin içinde bulunduğu sığ su ve kaplar. Sarkis’in işi plastik kap, su, bronz, negatif ve neon’dan oluşuyor. 14. İstanbul Bienali, İstanbul Modern. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İki Su Tankı, Sarkis, 1968.
Sarkis (1938-), 1968’de, yaşadığı Paris’te protestocuların fotoğraflarını çekmiş. Çektiği fotoğrafların negatiflerinin içinde bulunduğu sığ su ve kaplar. Sarkis’in işi plastik kap, su, bronz, negatif ve neon’dan oluşuyor.
14. İstanbul Bienali, İstanbul Modern.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Video sanatçısı temel malzeme olarak görüntü ve sesleri kaydetmeye yarayan manyetik bantlardan yararlanır. Elektronik bir kamera, video ve çekilen görüntüyü yansıtmaya yarayan bir televizyon ekranı gereklidir.
  • 1960’lı yılların başında ABD ve Avrupa’da Fluxus’un gelişimine bağlı olarak ortaya çıkmış olan Video Sanatı’nın birincil amacı, kalıplaşmış televizyon görüntüsünü tartışmaya açma isteği olmuştur.
  • Video Sanatı, geleneksel sanatın uygulama ve tekniklerini alt üst eden, Marcel Duchamp, Robert Rauschenberg, John Cage gibi sanatçıların açtıkları yolda gelişim göstermiştir.
  • Video Sanatı için şu karakteristiklerden bahsedebiliriz: dramatik eylemin, anlatı ve karakter rollerinin yokluğu, içeriğin sıradanlığı, gelişmiş kamera tekniklerinin ve düzenlemenin yokluğu, zamana karşı alışılmadık tutumlar, filmin anlatı potansiyelinden faydalanmama, popüler eğlence ve belgesel kurallarına karşı çıkma, filmin bölümlerinin bir döngü halinde gösterimi…
Sahra Projesi, Heinz Mack, videoya aktarılmış 16 mm film, 1962. Mack bu eserde İstanbul’a Sabancı Müzesi’ne gelen Zero sergisinde de yer alan, pleksiglas ve alüminyumdan ürettiği Zik-Zak adlı işini ve fresnel mercekleri ve pleksiglastan ürettiği Dokuz Mercekli Stel adlı işini de kullanmıştır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sahra Projesi, Heinz Mack, videoya aktarılmış 16 mm film, 1962.
Mack bu eserde İstanbul’a Sabancı Müzesi’ne gelen Zero sergisinde de yer alan, pleksiglas ve alüminyumdan ürettiği Zik-Zak adlı işini ve fresnel mercekleri ve pleksiglastan ürettiği Dokuz Mercekli Stel adlı işini de kullanmıştır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1963 yılında Nam June Paik (1932-2006) ve Wolf Vostell (1932-1998) ilk kez görüntüleri bozma denemeleri yapmışlardır.
  • Paik ve Vostel gibi sanatçılar, televizyonu izleyicinin bir yayıncının sinsi, kapitalist mesajını pasif biçimde aldığı bir ortam olarak görmüştür. Paik, izleyicilerin elektronik imajı değiştirebildiği bir TV geliştirmiş, böylece  izleyiciyi pasif alıcı konumundan kurtarmak istemiştir.
  • 1962′de Fluxus grubunun üyesi olan Paik 1963 yılında araştırmalarının ilk sonucunu sunarak, 13 televizyon ekranında 13 elektro-akustik frekansla güçlendirilmiş 13 soyut görüntü sergilemiştir. Bu işinde sanatçıya Cage’in hazırlanmış piyanoları ilham kaynağı olmuştur. Bu sergi Video Sanatı’nın gerçek doğuşu olarak kabul edilir.
  • Vostell de 1963’de bir film üzerine elektronik yırtıklar kaydetmiştir. İlham kaynağı, daha önce gerçekleştirilmiş olan dekolajlar, afiş ve tuval yırtmalar olmuştur. Her iki etkinlik de Video Sanatı’nın gelişiminde öncü olmuştur.
  • Paik sanatına kayıt bantları ve Enstalasyon ile başlamıştır.
  • Andy Warhol da 1965 yılında video filmler yapmıştır.

 

Çağdaş Sanata Varış 106|Fluxus

  • Happening’in tekrarlanmayan bir olay olmasını reddeden, John Cage’in fikirlerini yeniden ele alan Charlotte Moorman, Wolf Vostell, Dick Higgins, Yoko Ono, La Monte Young, Alison Knowles farklı ‘eylemler’ ve ‘konserler’ düzenlemişler ve bir grup oluşturmuşlardır. Grup için seçilen Fluxus adı ilk kez 1961’de ortaya atılmıştı. Avrupalı sanatçıların da katılımıyla Fluxus vasıtasıyla Happening dünyada hızla yayıldı.
Alman sanatçı Joseph Beuys’ın (1921-1986) Berlin’de eski gar binasından çağdaş sanat müzesine dönüştürülmüş Hamburger Bahnhof’taki Joseph Beuys Salonu’nda sergilenen eserlerinden biri. Dadacılar gibi Beuys için de estetik bir etkinlik olarak sanat yapmak yanlıştı; bir sanatçı olarak yaptığı şeylerin gündelik yaşamdan ayrılamayacağını düşünürdü. 1985’te kendisiyle yapılan bir röportajda bir hemşirenin de, doktor veya öğretmenin de sanatçı olduğunu söylemişti. İnsanın dünyası ile sanatın dünyasının bir bütün olduğunu savunmuştu. Beuys, 1962 yılında Fluxus’a katılmış, 1963’ten başlayarak düzenli olarak Fluxus olaylarında yer almıştı. Bu grubun üyeleri sıradan, gündelik hareketlerin de sanatsal etkinlikler kadar dikkate değer olduğuna inanıyordu. Fluxus Manifestosu’nda, herkes tarafından anlaşılan, sanat olmayan gerçekliği destekleme çağrısı yapılmıştı. Beuys, Fluxus ve Sitüasyonist Enternasyonel (SE), toplumsal ve politik geleneklere, kontrole karşı çıkışlarında tarihsel avangard ile bağlantı kurar.

Alman sanatçı Joseph Beuys’ın (1921-1986) Berlin’de eski gar binasından çağdaş sanat müzesine dönüştürülmüş Hamburger Bahnhof’taki Joseph Beuys Salonu’nda sergilenen eserlerinden biri.
Dadacılar gibi Beuys için de estetik bir etkinlik olarak sanat yapmak yanlıştı; bir sanatçı olarak yaptığı şeylerin gündelik yaşamdan ayrılamayacağını düşünürdü. 1985’te kendisiyle yapılan bir röportajda bir hemşirenin de, doktor veya öğretmenin de sanatçı olduğunu söylemişti. İnsanın dünyası ile sanatın dünyasının bir bütün olduğunu savunmuştu. Beuys, 1962 yılında Fluxus’a katılmış, 1963’ten başlayarak düzenli olarak Fluxus olaylarında yer almıştı. Bu grubun üyeleri sıradan, gündelik hareketlerin de sanatsal etkinlikler kadar dikkate değer olduğuna inanıyordu. Fluxus Manifestosu’nda, herkes tarafından anlaşılan, sanat olmayan gerçekliği destekleme çağrısı yapılmıştı.
Beuys, Fluxus ve Sitüasyonist Enternasyonel (SE), toplumsal ve politik geleneklere, kontrole karşı çıkışlarında tarihsel avangard ile bağlantı kurar.

  • Genel olarak Neo Avangard sanatçıların ve özel olarak da Fluxus’un benimsediği strateji, sanatın geleneksel formlarının hegemonyasına meydan okumaktır.
  • Fluxus Manifestosu sanatçıları entelektüel, profesyonel ve ticarileşmiş kültürü yok etmeye çağırır.
  • Dünyayı burjuva yaşamından temizlemek ister.
  • Fluxus Batı kapitalizminin tüm unsurlarını hor görür.
  • Dünyayı “sanat karşıtlığı gerçeğinin” herkes tarafından sezilmesi için bu gerçeğin yüceltilmesini önerir.
  • Akım, sanatsal değerlerde ağırlığın estetikten etiğe kaymasını savunuyor; sanatçının ne yaptığından çok, ne düşündüğünü önemsiyordu.
  • Devrimlerin, toplumsal, politik ve kültürel eylemlerin işbirliği içinde olmasını savunuyordu.
  • 1950’lerin sonunda deneysel müzik yapan üç odak bulunmaktaydı: Fransa’da somut müzik (musique concréte- dış çevreden alınan sesler), Almanya’da teyp müziği ya da ses bandı müziği ile ABD’de John Cage’in Zen anlayışı doğrultusunda “tanımlanamayan müzik” uğraşları vardı. Fluxus’un özgünlüğü ilk Fluxus konseri ile 1962’de başlamıştır: Viyana’dan Wiesbaden’a özel olarak getirtilmiş, hayatlarında hiç keman çalmamış beş keman virtüözü, üç saatlik bir konser vermişti! 1963 yılında Joseph Beuys, Koreli sanatçı Nam June Paik’in (1932-2006) piyanonun kırılışı eylemine katılmıştır. Bu iki bilgi ışığında Joseph Beuys’un üstteki eserine tekrar bakmak yararlı olabilir.
  • Bu akımda yayınlar, betimlemeler, multiples denen röprodüksiyon gibi çok sayıda çoğaltılmış ve ucuza satılan yapıtlar, filmler ve çeşitli nesnelerden oluşan Fluxus ürünlerinin hemen hepsi eklektik bir nitelik taşımaktadır.
  • Günümüze kadar süregelmiş ve yeni bir kitle kültürü yaratmış olan Fluxus, bir akımdan çok, bir anlayıştır.
  • Kalıplaşmış televizyon görüntüsünü tartışmaya açmak isteyen Video Sanatı,  Fluxus’un gelişimine bağlı olarak ortaya çıkmıştır.