Etiket arşivi: Müslüman Moğollar

Çin İmparatorluğu 27 | Sanatlar Açısından Kronoloji 2

SUNG HANEDANI ( 960-1279 )

  • Bu dönemde resim en parlak sanat dalıdır.
  • Bu devirde resim sanatı Taoculuğun etkisi altındadır.
  • Manzara resmi önem kazanmıştır.
  • Bu dönemde görsel sanatların değeri artmıştır. Resim memuriyete giriş sınavlarında yer almaya başlamıştır. Klasiklerden bir özdeyiş veya mısraın orjinal bir şekilde resmedilmesi istenmekteydi. Objelerin benzer şekilde kopya edilmesi yerine kompozisyonda özgürlük ödüllendirilmekteydi.
Guilin’de, Li Nehri kıyısındaki Rüzgar Mağarası’nın duvarları Budacılığa ait heykeller ve Sung dönemi şiirleri ile kaplıdır. Ming Hanedanı döneminde de duvarlara şiirler eklenmiştir. Bunların bir kısmı daha sonra Kızıl Muhafızlar tarafından tahrip edilmiştir.

Guilin’de, Li Nehri kıyısındaki Rüzgar Mağarası’nın duvarları Budacılığa ait heykeller ve Sung dönemi şiirleri ile kaplıdır. Ming Hanedanı döneminde de duvarlara şiirler eklenmiştir. Bunların bir kısmı daha sonra Kızıl Muhafızlar tarafından tahrip edilmiştir.

Bu dönem heykelciliğinde bir gerçekçilik sezilir.

Bu dönem heykelciliğinde bir gerçekçilik sezilir.

  • T’ang dönemine kıyasla daha çok şair yetişti ve yine T’ang dönemine oranla şairler daha verimli oldular.

YUAN HANEDANI ( 1279-1368 ) MOĞOLLAR

  • Bu dönemde yabancı uyruklular Çin’i yönetmişlerdir.
  • En önemli hükümdarlar: Cengiz Han (1162-1227), Ogodei Han (1229-1241), Kubilay Han (1260-1294).
  • Bu dönem Batılılarca en iyi bilinen dönemdir. Kara yolculuğunun nispeten daha emniyetli hale gelmesi ve kabiliyetli yabancıların Cathay’de (Çin’de) hüsnü kabul görmesi Batılılar üzerinde çok etkili oldu.
  • Marco Polo bu dönemde Çin’e gitti. 17 yıl bu hanedanın memuru olarak çalıştı. Bu dönemi Marco Polo “Seyahatler” adlı kitabında anlatıyor:

× Kağıt para kullanıyorlar.
× Kadın ve erkeklerin büyük kısmı ipekler giyiyorlar.
× Aynı sokakta oturanlar bir aile gibi yaşıyorlar.
× Kadınlara büyük saygı gösteriliyor. Kadın-erkek ilişkilerinde şüphecilik, kıskançlık yok.
× Şehirlerini ziyaret eden yabancılara çok misafirperver davranıyorlar, ticari ilişkileri için faydalı bilgiler veriyorlar.
× Etrafta asker görmekten hoşlanmıyorlar.

  • 1315 yılına kadar memuriyete giriş sınavları kaldırıldı.
  • Moğol savaşçıları liderlerine sadık ve itaatkardılar. Her birinin ortalama 8 kısrağı veya atı olurdu. Atlar yorulunca değiştirilirlerdi.
  • Fiziksel dayanıklılık Moğolların en değer verdiği şeylerin başında gelirdi.
  • Kışları Pekin’de oturan Kubilay Han Batı’da bir efsane olmuştu.
  • Devlet terörü, rüşvet, içkiye, kadına, atlara düşkünlük, savaşçılık Moğolların karakteristikleri arasındaydı.
  • Dini hoşgörü Karakurum’un en önemli özelliklerinden biriydi. Kubilay Han Budizm’in etkisinde kaldığı zaman bile hoşgörüsünü kaybetmedi. 1289’da Hırıstiyanlığı da tanıdı.
  • Masallar, efsaneler, atasözleri, fıkralar, hikayeler Çin edebiyatının en yaygın tarzları iken Moğol istilası sonrasında Shih’lere devlet memuriyetinden el çektirilmesi roman ve tiyatro oyunlarının doğuşuna yol açtı. İmtihanlar durdurulunca klasiklere ilgi azaldı. Böylece tarih, felsefe ve şiirin ötesinde daha popüler tarzlara geçildi.
  • “Beyaz Lotus” adlı gizli örgüt Moğollara karşı aktif bir muhalefet yürüttü. Bu örgüt Taoist ve Budist öğretilerin bir birleşimini savunuyordu.
  • Batı Moğollarının 1295’te İslamiyeti kabul etmeleriyle imparatorlukta çözülme başladı. Müslüman Moğollar Budist bir Han’ı izlemek istemiyorlardı.
  • Batı’ya biber ihracatı bu dönemde başlamıştır.

 

MİNG HANEDANI (1368-1644)

  • Ulusal mirasa tekrar sahip çıkıldığı bir dönemdir.
  • Bu dönemde vazolar önemli sanat yapıtlarıdır.
  • Bu dönemde bahçe/doğa tutkusu öylesine yükselmiştir ki, çiçeklerin açışını görmek için yataklarını tomurcuklanmış ağaçların yanına taşımışlardır.

 

ÇİNG HANEDANI (1644-1911)

  • Bu dönemin özelliği seramiktir. Siyah Aile, Pembe Aile, Yeşil Aile gibi.

  • Mineli seramikler bu dönemde büyük ölçüde Avrupa’ya satılmıştır.
  • Pekin Operası Çin’in kültürünün önemli bir parçasıdır. Çin’in geleneksel operalarından biri olan Pekin Operası Beijing’de doğduğundan Pekin Operası diye adlandırıldı. 18. yüzyılda ortaya çıkmış, 19. yüzyıl ortalarında bugünkü halini almıştır. Çing Hanedanı  yöneticileri ve halk tarafından büyük bir beğeniyle karşılanmıştır. Pekin operası drama, şarkı, müzik, dans ve dövüş sanatlarını içeren benzersiz bir sanattır. Yaklaşık 200 yılda oluşmuş repertuvarda binden fazla eser bulunmaktadır. Çin dövüş sanatları ile Çin tiyatro sanatının sahnede birleştirilebilmesi, aktör ve aktrislerin bu performansı sağlayabilmeleri ve sahneye taşıyabilmeleri için henüz çocuk yaştan itibaren çok sıkı bir fiziksel ve beceri eğitimi almaları gerekmektedir.
  • Pekin Operası’nda halk masalları vurulan zillerin ve yüksek perdeden şarkıların dramatik sesleri eşliğinde oynanıyor. Makyajlar, masklar ve kostümler sayesinde seyirciler, aktörün bir kahramanı mı, kötü bir kişi mi olduğunu kolayca anlıyorlar. Kadın rolleri de erkekler tarafından oynanırdı.

 

Çin İmparatorluğu dizimiz burada bitiyor.
Zàijiàn.