Etiket arşivi: MUNCH

Şiddet 98| Yasaklar ve Sansür Şiddeti 9 Plastik Sanatlar

  •  Plastik sanatlar, şekil verilebilen, plastik niteliğe sahip malzemelerin kullanımıyla oluşturulan sanat dallarına verilen genel addır. İki boyutlu olan resmi bu gruba dahil edenler olduğu gibi, plastik sanatların üç boyutlu özelliğinden dolayı ayrı tutanlar da vardır. Biz bu bölümde resim ve heykelden söz edeceğiz.
  • 1917 yılında Modigliani’nin Paris’teki sergisi polis tarafından kapatılmış, pencerelere yakın tablolar kaldırıldıktan sonra tekrar açılmasına izin verilmiştir.
  • Resim ve heykel yasaklamanın tarihine baktığımızda en çarpıcı örneklere İkinci Dünya Savaşı sürecinde rastlıyoruz. Naziler uygun bulmadıkları heykellerin ahşaptan yapılmış olanlarını yakmış, bronz olanlarını ise eritmişler.
  • Aynı dönemde Kandinsky, Klee, van Gogh, Chagall, Munch, Picasso’nun aralarında bulunduğu “uygunsuz” birçok ressamın eseri, kamuya açık yerlerden kaldırılmıştır. Galeri ve müzelerde sergilenen eserler tasfiye edilmiş, bu sanatçıların yapılarının bozuk olduğu öne sürülmüştü. Sebep bu eserlerin “yozluğu” ve “Alman ırkı için bir şey ifade etmemesi” idi. “Alman gençliğini ve geleceğini korumak” önemseniyordu. Ernst Kirchner’in bu yüzden 1938 yılında İsviçre’ye sürgüne gittiği ve intihar ettiği bilinir.
  • Bu süreçte uygun görülmeyen eserlerin tümü yok edilmedi, bir kısmı satılmak üzere yurtdışına çıkartıldı.
Eugéne Delacroix’nın Fransız Devrimi ile özdeşleşen Halka Yol Gösteren Özgürlük (1830) adlı göğüsleri açık kadın figürü bulunan tablosu 2006 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı kararıyla ders kitaplarından çıkartılmıştır. Fotoğraf: venturebeat.com

Eugéne Delacroix’nın Fransız Devrimi ile özdeşleşen Halka Yol Gösteren Özgürlük (1830) adlı göğüsleri açık kadın figürü bulunan tablosu 2006 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı kararıyla ders kitaplarından çıkartılmıştır.
Fotoğraf: venturebeat.com

  • 16. yüzyılda Papa II. Paulus’un emriyle Michelangelo’nun Son Yargı adlı eserindeki İsa dahil çıplak tasvir edilen 400 kişiden bir kısmına kıyafet çizilmiştir. Bu sansürü uygulayan ressam Daniele da Volterra’nın adı “pantaloncu”ya çıkmıştır.
  • 1674 yılında Floransa’daki Brancacci Şapeli’nde yer alan, Masaccio’nun Cennetten Kovulan Adem ve Havva adlı tablosuna asma yaprağı giydirilmiştir.
  • Osman Hamdi Bey’in 1901 tarihinde yaptığı Yaradılış adlı eserin sergilenmesi mümkün olmamış, resmin orijinalini sadece birkaç kişi görebilmiştir. En son, 2001 yılında el konulan Demirbank’ın koleksiyonunda görülen yapıtın şimdi nerede olduğu bilinmiyor.
  • Kars Belediye Meclisi’nin Mehmet Aksoy’a yaptırdığı İnsanlık Anıtı, şehri ziyaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından beğenilmeyince 2011 yılında heykel kesilerek kaldırılmıştır. Sanatçı, açtığı tazminat davasını kazanmıştır.
  • Ülkemizde ahlaksız, müstehcen bulunan heykeller çoktur. Heykele tüküren büyüklerimiz de vardır.
  • 2008 yılında Londra metro istasyonuna asılan Lucas Cranach imzalı, 1532 tarihli Venüs tablosunun afişi müstehcen bulunarak kaldırılmıştır.
  • 2008 yılında Roma’da Tiepolo’nun tablosundaki kadının çıplak göğsü örtülmüştür.
  • 2007 yılında Gaziantep’te ressam Ayşegül Yarar’ın açtığı sergide nü’lerin üzeri turkuvaz tülbentlerle kapatılmıştır. Galeri yöneticileri “nü’lerin Gaziantep halkına ağır geleceği”ni öne sürmüşlerdir.
  • 2008 yılında Mersin’de üniversitenin Resim Bölümü’nde sergilenen nü resimler bıçaklanmıştır.

 

Çağdaş Sanata Varış 50 | Sürrealizm 1

SÜRREALİZM / GERÇEKÜSTÜCÜLÜK  1
1924

Yeni akıma Salvador Dali’nin Kelebek Serisi’nden iki tablo ile neşeli başlamak istedik.

Yeni akıma Salvador Dali’nin Kelebek Serisi’nden iki tablo ile neşeli başlamak istedik.

 

  • Aklın, ahlakın ve estetik kaygının engeli olmadan bilinçaltındakini dışarı vurmayı amaçlar.
  • Esere bilinçaltının kaynaklık etmesi gerektiğini savunur.
  • Hedef, Freud’un psikolojide 1890’larda ortaya koyduğu “psikanaliz”den hareketle aklın denetimi olmadan “ben”in dışavurumunu ortaya koymaktır.
  •  Freud’un psikanaliz yöntemi, 1920’li yıllarda özellikle psikiyatrik hastaların tedavisinde büyük bir önem kazandı. Sanatın her dalında da etkili oldu. Sanatçılar bilinçaltındaki duygularıyla daha fazla ilgilenmeye başladılar. Şairler ve ressamlar yaratıcı faaliyetlerinde bilinçaltındaki güçlerini kullanmaya çalıştılar. Bu özellikle Sürrealist akımda etkili oldu. Psikanalizde bastırılmış duygular bilinç düzeyine çıkarmaya çalışılır. Hasta neyi bastırdığının farkında değildir. Freud bu saklı travmaları ortaya çıkarmak için serbest çağrışım yöntemini geliştirmiştir. Bu yöntemde Freud hastanın aklına gelen her şeyi anlatmasını ister. Amaç, kontrolü kaldırmaktır.  Freud’a göre bilinçaltının altın anahtarı rüyalarımızdı. 1900 yılında Rüya Yorumu adlı kitabı yayınlanmıştı. Bilinçaltındaki düşüncelerimizin rüyalar yoluyla kendilerini bilinç düzeyine çıkarmaya çalıştığını düşünüyordu. Rüyalar, bastırılmış isteklerin kılık değiştirerek gerçekleştiği yerlerdir. Uyurken de kendimize sansür uygulamaya devam ettiğimiz için hatırladığımız rüya ile rüyanın gerçek anlamı birbirinden farklıdır.
  • Kübistler, baleyi özentili ve burjuva tipi bir eğlence olarak her zaman aşağılamışlardı. Panayır alanlarını ve sirkleri yeğliyorlardı. Ama 1917’de Jean Cocteau, Diaghilev için Geçit Töreni adlı balede perdenin, kostümlerin ve dekorların tasarımı için Picasso’yu ve besteci Erik Satie’yi kendisiyle çalışmaya ikna etti. Diaghilev’in kumpanyası Ballets Rousses on yıldır Paris’te çok tutuluyordu ve Rusya’da Çar’ın gözdesiydi (Diaghilev ve Ballets Russes’dan Çağdaş Sanata Varış 33’de bahsetmiştik). Oysa Cocteau’nun tasarladığı, gelenekten kopmak ve “modern” bir gösteri yapmaktı. Geçit Töreni ismi, sirki ve müzikholleri anımsatmak için seçilmişti; böylece burjuvazinin kötü ruhları kovulmuş oluyordu. Açılışta yapılan protestolara karşı Apollinaire, modern hareketin, sanattaki yeni ruhun, savaşa karşı ayakta kalabileceğinin bir kanıtı olduğunu söylüyordu. Ayakta kalan bu ruha da süper-realizm ya da sürrealizm adını veriyordu. Modern hareketin bir sonraki evresinin adını böylece Apollinaire önceden koymuş oldu.
  • Gerçeküstücü arkadaşları gibi André Breton (1896-1966)da gizemli yan yana gelişler ve beklenmedik açıklamalar, nesnelerin garip düzenlenişleri gibi yaşamın gerçek bilmeceleri karşısında büyülenmiştir. Gerçeküstücü imgeleme göre her şey birbirine bağlıdır, hiçbir şey kopuk değildir. Ancak Breton ve arkadaşları bireysel ayrıntıyı, görünüşte ne kadar önemsiz de olsa, sanatlarının özünü oluşturan bir unsur olarak görmüşlerdir.
  • 1924’de André Breton Gerçeküstücü bir manifesto yayınlamıştır. Breton burada, sanatın bilinçaltından üretilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Sanatçı rüyalarından esin bularak, rüyayla gerçek arasındaki farkın ortadan kalktığı bir “gerçeküstü”ne ulaşabilecektir. Bilincin sansüründen kurtulup sözcükleri ve resimleri özgürce kullanabilmek bir sanatçı için son derece önemli bir şeydir. André Breton’a göre Gerçeküstücülük bilinç ile bilinçaltını birleştirme yoludur. Gerçeküstü, gerçeğin insandaki izdüşümüdür.
  • 17. yüzyılda Kont Lautremont takma isim kullanarak sürrealist şiirler yazmış. Breton bu şiirleri de gündeme getirmiş. Düş ve gerçeğin aynı anda idrak edilebilmesi, ikisinin birbirine karışması, bir müddet sonra hangisinin gerçek, hangisinin düş olduğunun ayırt edilemez oluşu Sürrealistlerin çok ilgisini çekmiş.
  • Freud tezleriyle bir bakıma tüm insanların sanatçı olduğunu söylemiş oluyordu. Her rüya küçük bir sanat eseriydi.
  • Sürrealistler insanın kendisini irdeleyip çözümlemesinde sanatın yol gösterici bir araç olduğuna inanıyorlardı.
  • Sürrealist sanatın tohumları Sembolizm ile atılmıştı. Sembolizm daha mistik, Sürrealizm daha psikolojik diyebiliriz. Sürrealizm’de Tanrı ve mistisizm yoktur, metafizik vardır.
  • Bazı eleştirmenlere göre Dadacılık’ın uzantısıdır. Ama, geleneksel değerleri protesto eden Dadacılık bunların yerine bir şey koymaz, nihilisttir ama, Sürrealizm’in manifestosu vardır. Dadacıların neredeyse tümü Sürrealistlere katılır.
  • 1925 yılından sonra Sürrealist sanatçılar başka akımlara yönelmiş olsalar bile Sürrealizm günümüze kadar resim, sinema, tiyatroya kadar pek çok sanat dalında etkisini sürdürmektedir.
  • Sürrealist sanatçılar mizah ve alaya önem vermişlerdir.
  • Bazı eleştirmenler, Dadacılık ve Sürrealizm’den Modern sanatın sonunu getiren iki akım olarak söz eder. İki akım da Modernizm’in içinden doğdu, özünde Modernistti. Ama Avrupa’nın ilk büyük yıkımdan sonraki büyük endişesi, Modernizm’in bireyi yerine Dadacılık ve Gerçeküstücülüğün ümitsizliğini öne çıkardı diye bakılıyor. Dadacılık, sanatı gerçekleştirmeden ortadan kaldırmak istedi, Gerçeküstücülük ise sanatı ortadan kaldırmadan gerçekleştirmek istedi, deniyor. Sanatı ortadan kaldırarak gerçekleştirmek ise tipik bir Postmodern düşünce ve eylem anlayışı.
  • Otomatizm akımın sanatçılarının çok kullandıkları bir teknik. Kontrolsüz hareketlerle resim çizip, heykel, seramik yapıyorlar. Büyü veya kutsal eğilimlerle, hipnotize edilerek, halüsinasyon yaratan ilaçlar alarak, uyuşturucu ile kendilerine ortam yaratıyor, transa geçiyorlar. Otomatizmi Dali ve Andre Masson çok kullanıyor.  Tarafsız görebilmek istiyorlar. Her biri eline bir kağıt alır, bir cümlenin ilk sözcüğünü yazar. Kağıdı katlayıp yazdığı sözcüğü gizleyerek solunda oturana verir, o da ilk sözcüğü görmeden bir sözcük yazar. Gruptaki herkes bir sözcük yazdıktan sonra cümle yani birlikte yaratılan eser tamamlanmış olur.
  • Sürrealistlerin bir de Rüya Sanatı var. Saat kurup uyanıyorlar, rüyalarını unutmadan not edip tekrar uyuyorlar. Sabah rüyanın yorumunu yapıyorlar. LSD ile halüsinasyon görüp gerçeği değiştirmek amacı güdüyorlar. Uyuşturucu maddeler beynin doğal sinir ileticilerine benzer bir yapıya sahiptir ve sinir yolları üzerindeki normal trfiği sekteye uğratırlar. Sürrealistlerin rüyaları hep kabus. Oneirizm, halüsinasyon.
  • Şans Sanatı. Duchamp’ın yaptığı rastgele iplikleri atmak gibi..
  • Bilinçsiz Tanımlar. Bir kelime söyleniyor, hiç düşünmeden aklına ilk gelen o kelime ile ilgili kelimeler söyleniyor. Gözleri kapalı olarak bir şeye dokunup neyi anımsattığını düşünüyorlar.
  • Freeze. Ceplerindeki saat çalınca durup, kendilerini her açıdan analiz ediyorlar.
  • Metrelerce uzun ekmek pişirip meydanlara koyup insanların reaksiyonuna bakıyorlar. Candid Camera/Gizli Kamera da kullandıkları bir yöntem.
  • Tüm bu yöntemler kendilerini tanımak için kullandıkları araçlar.
  • Erotizm ve politikanın Gerçeküstücülük’te kullanılması sonraları yapılıyor.
  • Sürrealist resim, Sembolistlerin de benimsediği gibi, ruhsal bir etkinliktir.
  • Sürrealizm’e yakın resim yapan ilk sanatçı Sembolizm’in de öncülerinden olan şair, ressam ve gravürcü William Blake (1757-1827). Blake doğayı ve gerçekçiliği hor görmüş, fantastik ve doğaüstü bir dünya yaratmış, bilinçaltının korkunç biçimlerini resmetmişti.
  • Bosch ve Brüegel’in de resimleri sürrealistti ama onların amacı dini idi. Sürrealistlerinki ise kişisel karabasanlarını resmetmek. Yani Ekspresyonistler. Anlatım tarzlarından ötürü ayrı sınıflandırılıyorlar.
  • Giuseppe Archimboldo, Dürer, Fuseli, Gaudi, Goya, Grosz, Grünewald, Hodler, Munch, Rosetti de Sürrealizm’in öncüleri arasında sayılabilir.
  • Giorgio de Chirico (1888-1978), André Breton (1896-1966), René Magritte (1898-1967), Salvador Dali (1904-1989), Yves Tanguy (1900-1955), André Masson (1896-1987), Max Ernst (1891-1976), Joan Miro (1893-1983), Jean Arp (1886-1966), Paul Klee (1879-1940), Marc Chagall (1887-1985), Alberto Giacometti (1901-1966), Man Ray (1890-1976) Sürrealist eserler verdiler.

 

Çağdaş Sanata Varış 30 | Sembolizm 5

SEMBOLİZMİN ÖNCÜLERİ

  • GOYA (1746-1828). Karabasanlarını dile getirdi. Devler, canavarlar yarattı.
  • BLAKE (1757-1827). Şair, ressam, gravürcü. Doğayı ve gerçekçiliği hor gördü. Fantastik ve doğaüstü bir dünya yarattı. Bilinçaltının korkunç biçimlerini resmetti.
  • FÜSSLİ (1741-1825). Düş ve doğaüstü bir dünyayı resmetti. Canavarlar, erotik resimler (böcek kadınlar, şehvetli Füssli kadınları) yarattı. Sürrealizmin de öncüsüdür.
  • TURNER (1775-1851). Özellikle son resimleri ile sembolizme yol açmıştır.
  • DELACROIX (1789-1863)
  • VICTOR HUGO (1802-1885)’nun desenleri.
  • ÖN-RAPHAELCİLER 1848.
  • VAN GOGH (1853-1890).
  • GAUGIN (1848-1903).
  • EDGAR ALLEN POE (1809-1849).
  • PIERRE PUVIS de CHAVANNES (1824-1898).

**Aslında hiçbir ekole dahil değil. Çağdaşlarından bağımsız, çok kişisel, özgün bir tarzı var.

**Delacroix atölyesi çalıştığı atölyelerden biri.

**Seurat’yı, Gaugin’i etkilemiş, Art Nouveau’ya etki yapmış.

**Genelde büyük ebat çalışmış.

**Önce parlak renkler kullandı, sonra renkler donuklaştı, fresk renkleri gibi uçuk renkler kullandı, eserlerinde düşsel etki arttı.

**Figürleri sade ve devinimsiz.

**Çok sakin, düz satıhlı resimler yaptı (flat pattern).

**Masalımsı, alegorik eserler.

**Kutsal Kitap’tan esinlenmiş yapıtlar.

Vaftizci Yahya’nın Öldürülmesi, Pierre Puvis de Chavannes, 1869.

Vaftizci Yahya’nın Öldürülmesi, Pierre Puvis de Chavannes, 1869.

SEMBOLİSTLER

Odile Redon’un (1840-1916) Chicago Sanat Müzesi’nde sergilenmekte olan 1903 tarihli Çiçek Bulutları adlı tablosu.

Odile Redon’un (1840-1916) Chicago Sanat Müzesi’nde sergilenmekte olan 1903 tarihli Çiçek Bulutları adlı tablosu.

  • REDON (1840-1916). Sembolizmin, sürrealizmin babası. Masallarla ilgili semboller kullanır. Mistik, korkunç, mitolojik, fantastik, gizemli, düşsel resimler yaptı. Kendi bilinçaltının kuşku ve hayallerini dile getirdi. Parlak, canlı renkler kullandı, siyah ile gölge/ışık oyunları yaptı.
  • HODLER (1853-1918). İsviçreli Hodler, Turner’dan sonraki en iyi manzara resimlerini yaptı. Eserleri ritmik, çizginin ve biçimin tekrar edildiği resimlerdi. Simetri, koyu renkler, yalın biçimler eserlerinin ortak noktalarıydı.
  • MUNCH (1863-1944). Norveçli sanatçı anlayış olarak sembolist, üslup olarak ekspresyonizmin habercisiydi. Ona, ekspresyonist sembolist diyebiliriz. Germen ülkelerinin sanatına etkisi büyük olan sanatçının sık kullandığı konular hastalık ve ölüm, umutsuzluk, boğuntu, hayatı değiştirmeye gücü yetmemek,aşk ve ölüm korkusuydu.
  • ENSOR (1860-1949). Flaman sanatçı bazı bakımlardan sembolist, ifade biçimi ekspresyonistti. Bosch, Bruegel, Daumier’in takipçisiydi. Maskelerden yararlandı. Kalabalığın küfürler yağdırdığı İsa’yı çizdi. Doktorlar, yargıçlar, jandarma ve politikacılarla alay etti.
  • KLIMT (1862-1918). Avusturyalı sanatçı Mısır ve Bizans’tan etkilenerek, altın ve gümüş renkleri bolca kullanmış, üslubuna yaldızlı üslup adı verilmiştir. Sembolizmi kişisel amaçlı sembolizm olarak adlandırılır.
  • RODIN (1840-1917).
  • BEARDSLEY (1872-1898). 26 yaşında ölen İngiliz sanatçı, erotik Japon baskılarından çok etkilenmiş. Duvarları siyah olan çalışma odasını mumla aydınlatan, piyano çalarken yanına bir iskelet oturtan, yakasında daima solmuş bir gül taşıyan ilginç bir kişilikti.