Etiket arşivi: Muhliotissa Kilisesi

Bizans İmparatorluğu 109| Bizans’a Dair

  • Arapça, Farsça ve Osmanlıcada Rum ya da Rumi kelimeleri, Roma ile Romalı karşılığıdır. Bazen Urumeli diye anılan Rumeli de Romalı diyarı anlamındadır. Rum sözcüğünün, Anadolu Ortodokslarını ifade ettiği görüşü yanlıştır.
  • MÖ 450-404 yılları arasında yaşayan General Alkibiades’in geçen gemilerden vergi almak için yaptırttığı Kızkulesi şöhretini Bizans dönemine borçludur. 12. yüzyılda İmparator I. Manuel Komnenos, Boğaz’ın Marmara’ya bakan tarafına iki savunma kulesi yaptırır. Biri, Kızkulesi’nin bulunduğu yerde, diğeri de Sarayburnu kıyılarında olan bu kulelerin arasına şehre yönelik saldırıları önlemek ve ticari gemilerden vergi almak amacıyla zincir çekilir. Latin İstilası döneminde büyük hasar gören kule, şehrin Fatih tarafından kuşatılması sırasında Venedik’e ait bir deniz birliği tarafından üs olarak kullanılır. Fetihten hemen sonra kulenin bulunduğu yere, kenti korumak amacıyla toplar yerleştirilir.
  • Yahudilerin İstanbul’a ilk gelişleri Bizans döneminde olur. Karia Yahudileri şehirde yerleştikleri semte kendi adlarını verirler, semtin adı zaman içinde Karaköy olur.
  •  “Haçın yatay bölümü, Azize Helena’nın doğudan batıya, batıdan doğuya geçişlerini sembolize eder. Helena kökeni itibariyle Doğu’ya, uzun ikameti ile Batı’ya aittir. Doğu’nun imparatoriçesi olmadan önce, Batı’nın imparatoriçesidir.”  Don Giuliano Lonati.
  • 13. yüzyıla kadar Hıristiyanlık aleminde Papalık tarafından kafir ilanıyla aforoz edilen tek mezhep yaşadığı yere göre Bogomil, Kathar veya Patarini diye anıldı. Mezhep, Bosna ve Bulgaristan’da başlamış, Konstantinopolis Metropoliti Niketas tarafından Avrupa’ya yayılmıştı. Metropolit, Latin kaynaklarında Bogomil Papa diye anılır. Metropolit, mezhebin 1167 yılında Fransa’nın güneyinde, Saint Felix de Caraman/Lauragais şehrinde toplanan tek din kurultayına ruhani lider sıfatıyla Konstantinopolis’ten gelip katılmıştır. Bu mezhebin müminleri, Eski Ahit Tanrısı ile Yeni Ahit Tanrısı’nın farklı ve ilkinin kötü olduğuna; Eski Ahit Tanrısı’nın melek ruhları bedenlerine hapsettiğine; iyi olan Yeni Ahit Tanrısı’nın onları kurtarmaya geldiğine inanıyorlardı, vejetaryendiler. Üç kutsamayı (vaftiz, Aşai Rabbani (İsa’nın kanını simgeleyen şarabın ve etini simgeleyen hamursuz ekmeğin yenildiği ayini ve evlilik) reddediyorlardı. Putlara, simgelere, özellikle haça tapmaya karşı çıkıyorlardı. Hıristiyanlık öğretisinin, İsa’nın ana mesajına dönmesi gerektiğini düşünüyorlar, Papa’nın kutsal iktidarını tanımıyorlar, Kilise’nin yoksul olması gerektiğine inanıyorlardı. Heretik kabul edildikleri için, bu sapkınlara saldırmak, Müslümanlara saldırmak kadar kutsal bir savaş olarak kabul edildi. 1209’da düzenlenen Albigensian Haçlı Seferi 1229’a kadar sürdü. 1209’daki Béziers Katliamı tarihin en kanlı kıyımlarındandır ve katliamı Marcy’li Henry yönetmiştir. Katharlar’ın katledilmesi ile bölgede yaygın sanat türü olan trubadurların sayısında da önemli bir azalma olmuş, 1348 yılında gelen Kara Ölüm ile de trubadurların sayısı iyice azalarak bu gelenek 14. yüzyılın sonunda yok olmuştur.
  • Forum Tauri civarında köle kızlar erkeklere satılıyordu. Forum Tauri, yani Boğa Meydanı, şimdiki Beyazıt-Çemberlitaş semtinin altıydı.
  • Theodora imparatoriçe olup dine dönünce, şehirdeki bütün fahişeleri toplatmış, hepsini Kuzguncuk’ta özel olarak bu iş için yaptırdığı Tövbe Manastırı’na hapsetmişti.
  • Bir Bizans sözü şöyle der: “Kadının ziyneti sessizliktir. Kadının yüzü onun en tehlikeli silahını saklar; yani dilini.”
  • Bürokrasi birkaç yüzyıl  boyunca tüm gücü eline geçirmiştir. Bizans’ta kapitalizme izin verilmiş, ancak her aşamada çok sıkı kontrol edilmiştir. Üretim, iş, tüketim, dış ticaret, kamu yararı ve nüfus hareketi bile tamamen devlet kontrolü altında olmuştur. Teorik açıdan emirleri imparatordan alan, bir devlet memuru ordusu oluşmuştur.
Gustave Boulanger'ın tablosu, The Slave Market (Köle Pazarı), 1882. Sanatçı bu tablosunda Antik Roma’da bir köle pazarını betimlemek istemiştir. Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Gustave Boulanger’ın tablosu, The Slave Market (Köle Pazarı), 1882.
Sanatçı bu tablosunda Antik Roma’da bir köle pazarını betimlemek istemiştir.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org

  • O zaman kullanılan Bizans takvimi ile şimdiki takvim arasında 5508 yıl fark vardır. 1204 yılı onların takvimine göre 6712 yılıdır.
  • Sarayburnu’nun bir kartal gagasını andırdığı; Bizans İmparatorluğu’nun arması kartal olduğu için buranın stratejik önemi kadar manevi önemi de olduğuna inanılır.
  • Konstantinopolis sokak kedileriyle ünlüdür.
  • Hayırsız/Sivriada Bizans döneminde sürgün yeridir.
  • Bizanslıların Rum ateşi 14. yüzyıl sonunda, Berthold Schwarz tarafından kazara keşfedilene kadar, tüm savaşların yıkıcı unsuru olmaya devam etmiştir.
  • Fetih’ten sonra 100 yıl içinde İstanbul’daki tüm kubbeli kiliseler camiye çevrilmiştir. Kubbeli olmasına rağmen camiye çevrilmeyen, birçok yangından ve Ortodoks cemaatinin 1839’dan sonra başlatabildiği yenileştirme girişiminden de kurtulan, Paleologoslar dönemi (1261-1453) yapısı olan Muhliotissa Kilisesi hala kilise olarak işlev gören tek yapıdır.. Bunun nedeni Fatih’in verdiği bir fermandır.
  • Muhliotissa Meryem Ana Kilisesi/Moğolların Meryemi, İstanbul’da kesintisiz olarak Rum Ortodoks ibadetine açık kalmış tek Bizans kilisesidir.

 

Bizans İmparatorluğu 93| Paleologos Hanedanı

  • 1204 yılından önce Karadeniz ile Akdeniz birbirlerinden bağımsız ticaret bölgeleriydi. Her biri farklı ürünlere ve nakliyat ağına sahipti. Konstantinopolis bu iki bölge dahilindeki ticaret ve sevkiyat faaliyetleri için ana varış ve kalkış yeri, transit geçiş ve aktarma limanı konumundaydı.
  • IV. Haçlı Seferi’nin Konstantinopolis ekonomisi üzerinde hem kısa hem uzun vadeli etkileri oldu. Çıkan yangınlar zanaat ve ticaretin yoğun olarak yapıldığı alanları yıkıma uğratmıştı. Talan ve yağmacılık da mal kayıplarına neden olmuştu.
  • Latin istilası ile Bizans saray erkanı ve seçkinlerin birçoğu göç etmişti.  Bu gelişmeler şehrin sanayiini ve ticari altyapısını felce uğratarak toplumun orta ve alt katmanlarını da göçe zorlamıştı.
  • Bizans, Latinlerin işgal ettiği toprakların önemli bir bölümünü geri alamadığı için taşradan başkente para ve mal akışı önemli ölçüde azaldı. Genel çaplı yerel tüketimin ve üstün nitelikli imalata yönelik yatırımın eksikliği de şehir ekonomisinde gerilemeye sebep oldu. 1261’e gelindiğinde, devlet teşebbüslerinin teşvikiyle canlanan ekonomik büyümeye rağmen, gidişatı tersine döndürme imkanı kalmamıştı.
  • İtalyan tüccarlar başlarda faaliyetlerini Konstantinopolis ahalisinin artan talebine dayandırmışlardı. Oysa 1260’dan itibaren Konstantinopolis ve Karadeniz’deki İtalyan ticaretine yoğunluk kazandıran, Batılıların tahıl, sanayi hammaddesi ve mamul maddelere artan talebi olmuştur.
  • Venedik Cumhuriyeti, imparatorluğun ayrıcalıklı ticaret ortağıydı. Oysa 1204 yılındaki yağmanın en büyük suç ortağı olmuş, Konstantinopolis’in Latin işgalinden sonra bütün ticaret merkezlerini ele geçirmişti. Mihail Paleologos, Venedik’ten ayrıcalıkları geri almış, Venedik’in baş rakibi ve düşmanı Ceneviz Cumhuriyeti’ne vermişti.
  • Dördüncü Haçlı Seferi’nin dini bakiyesi, 1054 yılındaki hizipleşmeyi, birbirine can düşmanı iki mezhebe dönüştürmesi oldu.
Venediklilerin 1204’te Konstantinopolis’i Fethi, Venedikli sanatçı Domenico Tintoretto (1518-1594), Hamburger Kunsthalle, Almanya. Fotoğraf:www.mystudios.com

Venediklilerin 1204’te Konstantinopolis’i Fethi, Venedikli sanatçı Domenico Tintoretto (1518-1594), Hamburger Kunsthalle, Almanya.
Fotoğraf:www.mystudios.com

PALEOLOGOS HANEDANI
1261-1453

 

  • 1261 yılında Paleologos Hanedanı yönetimi geri aldı ve Fatih Sultan Mehmet’e kadar aynı aile tahtta kaldı.
  • Latin istilası deneyimi, Bizans’ın, Konstantinopolis olmadan da, parçalanmış dahi olsa hayatta kalmaya devam edebileceğini göstermişti.
  • Parçalardan ikisi, Trabzon İmparatorluğu ve Epir Despotluğu, Bizans İmparatorluğu ile bütünleşmeye direndiler.
Galata Pera Podestası, Cenovalı Grimaldi’nin yaptırdığı kulenin tamamlanması anısına hazırlanmış levha (1443), İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.

Galata Pera Podestası, Cenovalı Grimaldi’nin yaptırdığı kulenin tamamlanması anısına hazırlanmış levha (1443), İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.

  • Silivri, Selanik ve Mistra yerel yönetim modeline sahipti.
  • Şehri Latinlerden geri alan VIII. Mihail Paleologos, Ortodoks Kilisesi’nin Papalık ile birleşerek batılı düşmanlarından kurtulmasının doğru bir strateji olacağını da düşünüyordu. Bu düşüncesi bile topluma nifak tohumları ekmişti.
  • VIII. Mihail Paleologos, IV. İoannes ’in şahsında Laskaris Hanedanı’na ihanet etti. Laskaris Hanedanı’na bağlı bir keşiş olan Patrik Arsenios taraftarları bir muhalefet gücü oluşturmuşlardı. Bu hareket “çuval kumaşlılar” denilen bir hizbe dönüşmüştü. Bu isim ile eskiçağ çileciliğine ve heretikliğe anıştırma yapılıyordu.
  • Konstantinopolis’te tutunabilmek için deniz kuvvetlerine gereksinimi vardı. Venediklilerle boy ölçüşebilecek tek güç olan Cenevizlilerle Nymphaeum Antlaşması’nı imzaladı. Bizans, 1204’e kadar kendi tekelinde olan Karadeniz ticaretini Cenevizlilere açmak zorunda kaldı. 1204’te Venedikliler tarafından Konstantinopolis’teki mahallerinden dışarı atılmış Cenevizlilere Konstantinopolis’te çok daha geniş bir yerleşim alanı vermek gerekti. Galata’daki ilk Ceneviz imtiyaz alanı, bugünkü Galata Köprüsü’nden Atatürk Köprüsü’ne ve Haliç’ten bugünkü Bankalar Caddesi’ne uzanan bir araziydi. Bu alanda Podesta Sarayı, borsa olarak kullanılan Loggia, Dominiken ve Fransisken tarikatlarına ait kiliseler, 1349’da inşa edilen, Podesta Sarayı’nın üstündeki yamacın tepe noktasında, İsa Kulesi adını verdikleri bugünkü Galata Kulesi vardı. 14. yüzyılın ilk yarısına gelindiğinde yaşadıkları bölge neredeyse özerk bir mıntıka halini almıştı. Cenevizlilere verilmiş arazi 15. yüzyılın başına kadar genişleyerek 37 hektara ulaşarak son şeklini aldı.
  • Bütün bu olanlardan sonra, Konstantinopolis ekonomik üstünlüğünü kaybetti. Tarımsal tabanın küçülmesi ile vergi gelirleri azalmış, ticari tavizler vermek zorunda kalmışlardı. Cenevizlilerin Pera kolonisi Konstantinopolis’ten bütünüyle bağımsız konumdaydı ve ticaretin çoğunu ele geçirmişti.
  • VIII. Mihail Paleologos terk edilmiş, soyulmuş ve tahrip edilmiş bir şehri geri aldı. Haçlıların saldırısı karşısında çökmüş olan deniz surları sağlamlaştırıldı, Blakhernai Sarayı’nın ve kamu binalarının onarımı yapıldı.
  • Paleologos Rönesansı adı verilen atılımın ürünü olan yapıtların çoğu VIII. Mihail’in oğlu II. Andronikos (1282-1328) dönemine aittir.
  • II. Andronikos, babasının Roma ile birleşmeden yana olan tutumuna derhal son verdi.
  • Paleologoslar döneminin bilinen en önemli kamu yapısı Tekfur Sarayı’dır. Yakın dönemde yapılan araştırmalar onu 14. yüzyıl ortasına tarihlendirmektedir.
  • Pammakaristos Meryem Ana Kilisesi (Fethiye Camii), Muhliotissa Kilisesi (Moğol Kilisesi veya Kanlı Kilise), Khora Manastırı (Kariye Müzesi) Paleologos döneminin en önemli yapıları arasındadır.
  • Dönemin resim sanatının en güzel örnekleri Khora (Kariye) ve Pammakaristos’un duvarlarını süsledi.
Zonaras’ın Tarih adlı eserinde Paleologos Hanedanı imparatorları. Eser, İtalya, Modena’daki Biblioteca Estense’de bulunuyor. Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.

Zonaras’ın Tarih adlı eserinde Paleologos Hanedanı imparatorları. Eser, İtalya, Modena’daki Biblioteca Estense’de bulunuyor.
Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.