Etiket arşivi: Muammer Kaddafi

Püritenler 7

Fotoğraf: portside.org

Fotoğraf: portside.org

  • 11 Eylül 2001 terörist saldırı sonrası ABD El Kaide’yi barındırmış olan Afganistan’ı işgal etti, ardından Irak’a girdi.
  • Kendilerini neo-con olarak adlandıran kişilerin sahip oldukları görüşlerde son yirmi beş yılda çok büyük farklılıklar olmuştur. Bununla birlikte bu kişilerin takındıkları politik tutumları hakkında şunları söyleyebiliriz (ancak bu ilkeler, Amerikan siyasi yaşamındaki diğer önemli gruplar tarafından da geniş ölçüde paylaşılmaktadır):
    *Demokrasi, insan hakları ve devletlerin iç politikaları ile ilgilenilmesi gerekir,
    *ABD’nin gücü ahlaki amaçlar için kullanılabilir (iyiliksever hegemonya), ABD’nin güvenlik alanında özel sorumlulukları vardır,
    *Ciddi güvenlik sorunlarının çözülmesinde uluslararası hukuk ve kurumların gücü konusuna şüpheci yaklaşmak yararlıdır,
    (Birleşmiş Milletlerin etkin ve meşru bir küresel yönetim makamı olmadığını ve olamayacağını düşünürler. Kuvvet politikasının aşılıp onun yerine uluslararası hukukun geçebileceği hayali, bugün Amerikan liberal enternasyonalistler ve birçok Avrupalı tarafından paylaşılmaktadır. Neo-con’lar, uluslararası hukukun saldırganlığı önleyemeyecek kadar zayıf olduğuna emindirler.)
    *Göç ve serbest ticarete karşı çıkılmalıdır,
    *Hırslı sosyal mühendisliğin çoğu kez beklenmedik sonuçlara yol açtığı ve kendi amaçlarını baltaladığı; sosyal adalet aramaya yönelik çabaların sol görüşlü toplumları daha kötü hale getirdiği şeklinde özetlenebilir.
  • Neo-con düşünceyi şekillendiren ilk savaş, 1930’lu ve 1940’lı yıllarda Stalincilerle; ikincisi ise 1960’larda Yeni Sol ve onun doğurduğu karşı kültür ile yapılmıştır.
  • Neo-con düşünce bugün Amerikan dış politikasındaki dört yaklaşımdan biridir. Neo-con dış politikasının özellikleri iyiliksever hegemonya, tek kutupluluk, önleyici eylem ve Amerikan ayrıcalığı gibi kavramları içerir. W. Bush döneminde (2000-2008) birçok neo-con savaşı aleni olarak desteklemiştir.
  • Birçok yorumcu, Paul Wolfowitz, Douglas Feith, Richard Perle gibi Irak savaşının önde gelen birkaç destekçisinin Yahudi olduğuna dikkat çekerek Irak politikasının nihayetinde Ortadoğu’yu İsrail için güvenli hale getirmek için tasarlandığını ileri sürmüştür.
  • Teolojik-politik sorunla uğraşan Leo Strauss’un (1899-1973) anlayışına göre din de rejimin bir parçasıdır. Leo Strauss, Nazilerden kaçarak 1930’larda ABD’ye göç etmiş, Chicago Üniversitesi’nde ders vermiş Alman Yahudi’si bir siyaset kuramcısıydı.
  • Strauss, sadece küçük bir seçkinler grubunun gerçeği bilmeye uygun olduğunu, halk kitlelerine yalan söylemenin esasen bir görev olduğunu düşündüğü için Irak savaşının sorumluluğunu neo-con hareketin Straussçu kanadına yükleyenler çok olmuştur.
Fotoğraf: Gawker

Fotoğraf: Gawker

  • Amerikan dış politikasında refleks haline gelen müdahale, Mısır’daki seçim sonuçlarına göre oluşmuş hükumetin devrilmesine, Libya lideri Muammer Kaddafi‘ye bağlı birliklerin halka baskı ve şiddet uygulaması ile Libya’nın BM kararlarına riayet etmemesi sebep gösterilerek Libya’ya askeri operasyon başlatılması sonrası Libya’da çıkan iç savaş ile devam etti ve bizi Suriye savaşına getirdi.
  • Başkanlığının son yılı olan 2016’da Obama, başkanlığı boyunca yaptığı en büyük hatanın Libya olduğunu söyleyecekti. Kaddafi’nin devrilmesinden sonraki süreç için hiçbir plan yapılmadığı; rejimin çökmesine neden olan kısmi işgallerin işe yaramadığı uluslararası arenada konuşulan konular oldu.Kaynaklara göre, iç savaşta her iki tarafın ve sivillerin toplam kaybı 25,000 – 30,000 ölü, 4000 kayıp olmuştur. Suriye’de savaş devam etmekte olduğu için bilançosu henüz bilinmiyor. Bir başka mesele de Suriye’den sonraki hedefin neresi olacağı.

 

 

 

 

 

Şiddet 70| İç Savaş ve Devrim Şiddeti 6

Gözetim, Mitra Tabrizian, 1990. Okuduğu Westminster Universitesi’nde şimdi ders vermekte olan İran kökenli İngiliz fotoğraf sanatçısı ve film yönetmeni Mitra Tabrizian’ın (1959-) temaları sosyal ve politik konulardır.  Gözetim adlı eserde İran tarihinin üç dönemi ve bu dönemlerde Batı’nın ve İranlı politikacıların rolleri betimleniyor. Solda, demokratik yollarla seçilmiş Başbakan Muhammed Musaddık’a karşı, 1953 yılında ABD ve İngiltere tarafından düzenlenen darbe temsil ediliyor.  Merkezde, İran İslam Devrimi sonrasında başlayan İran-Irak Savaşı’nın (1980-1988) ilk yılları çarşaflı kadınlar ve bir asker figürüyle gösteriliyor. Sağda ise 1979 yılındaki devrim ile Humeyni’nin iktidara gelişi ve İran İslam Cumhuriyeti’nde tek yetkili oluşu canlandırılıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Londra, Victoria&Albert Museum, 2017.

Gözetim, Mitra Tabrizian, 1990.
Okuduğu Westminster Universitesi’nde şimdi ders vermekte olan İran kökenli İngiliz fotoğraf sanatçısı ve film yönetmeni Mitra Tabrizian’ın (1959-) temaları sosyal ve politik konulardır.
Gözetim adlı eserde İran tarihinin üç dönemi ve bu dönemlerde Batı’nın ve İranlı politikacıların rolleri betimleniyor.
Solda, demokratik yollarla seçilmiş Başbakan Muhammed Musaddık’a karşı, 1953 yılında ABD ve İngiltere tarafından düzenlenen darbe temsil ediliyor.
Merkezde, İran İslam Devrimi sonrasında başlayan İran-Irak Savaşı’nın (1980-1988) ilk yılları çarşaflı kadınlar ve bir asker figürüyle gösteriliyor.
Sağda ise 1979 yılındaki devrim ile Humeyni’nin iktidara gelişi ve İran İslam Cumhuriyeti’nde tek yetkili oluşu canlandırılıyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Londra, Victoria&Albert Museum, 2017.

  • Irak Savaşı, 2003′te Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık önderliğinde oluşturulmuş Çokuluslu Koalisyon Kuvvetlerinin bir askeri harekatla Irak’a girmesiyle başladı. Kitle imha silahları yalanı ile ve diktatör Saddam Hüseyin’i devirme amacıyla başlatılan savaş, Saddam’ın devrilmesi ve ölmesine ilaveten bölgede daima alttan alta devam eden etnik ve mezhep ayrılıklarının körüklenmesi ve alevlenmesine de neden oldu. Çokuluslu Koalisyon Kuvvetleri ülkeden çekildi ama terör olayları ve iç savaş devam ediyor.
Fotoğraf: https://twitter.com/drsteveneu/status/684099332421767168

Fotoğraf: https://twitter.com/drsteveneu/status/684099332421767168

  • Libya’da 2011 yılında iç savaş başladı.
    Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi’nin kararına dayanarak Fransa, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nin önderliğinde Libya’ya 18 Mart 2011 akşamı havadan askeri operasyon başlattı. Operasyonun gerekçesi, Libya lideri Muammer Kaddafi‘ye bağlı birliklerin halka baskı ve şiddet uygulaması ile Libya’nın BM kararlarına riayet etmemesi olarak açıklandı. BM ve halk 22 Ağustos 2011′de Kaddafi’yi devirdi. Ayaklanmanın sonlarında Sirte yakınlarında Kaddafi’nin konvoyuna NATO destekli saldırı düzenlenmiş, bu saldırıdan yara almadan kurtulan Kaddafi, 20 Ekim 2011 tarihinde saklandığı bir geçitte isyancılar tarafından yakalanarak linç edilmiştir.Bazı yorumlara göre, Libya’da hükumet ve Muammer Kaddafi karşıtı gösteriler halkın, 2010-2011 yılı boyunca Arap dünyasını saran protestoların bir ayağı olan 2011 Mısır Devrimi’nden/Arap Baharı’ndan etkilenmesiyle başlamıştır.

    Başkanlığının son yılı 2016’da Barack Obama, başkanlığı boyunca yaptığı en büyük hatanın Libya olduğunu söyleyecekti. Kaddafi’nin devrilmesinden sonraki süreç için hiçbir plan yapılmadığı; rejimin çökmesine neden olan kısmi işgallerin işe yaramadığı uluslararası arenada konuşulan konular oldu.

    İç savaşta her iki tarafın ve sivillerin toplam kaybının 25,000 – 30,000 ölü, 4000 kayıp olduğu söyleniyor. Ülkede sivillere karşı (kaçırma ve işkence gibi) savaş suçlarının işlendiği de basında yer aldı.

  • Filipinler’de de ordu ile isyancılar arasında yaklaşık yarım yüzyıldır iç savaş sürmektedir.
  • Dünya üzerinde, 1914’ten beri var olan ve yönetim biçimleri şiddet yoluyla değiştirilmemiş yalnızca sekiz devlet bulunuyor. Bunlar Birleşik Krallık ve İngiliz Milletler Topluluğu’nun eski dört üyesi, ABD, İsveç ve İsviçre’dir. Geriye kalan ülkelerin tümü etnik çatışmaya sahne olmuştur.

 

Libya 15 Kaddafi Sonrası 2 Kaddafi Ailesi

  • 2011 yılında yaşanan iç savaştan sonra Kaddafi’nin eşi Safiye Kaddafi, 29 Ağustos 2011 tarihinde isyancılar başkent Trablus’u ele geçirdikleri sırada, kızı Ayşe ve üvey oğlu Muhammed ile birlikte Cezayir’e geçti. Safiye Kaddafi’nin şu anda Cezayir’de turistik bir kasabada iyi korunan bir villada yaşadığı düşünülüyor. Cezayir hükumetinin Safiye Kaddafi’ye Libya ile ilgili işlere karışmaması ve bu konularla ilgili hiçbir açıklama yapmama koşulu getirdiği söyleniyor.
  • Muammer Kaddafi’nin sekiz öz, iki de evlatlığı vardı.
  • Muammer Kaddafi’nin en büyük çocuğu, birinci eşi Fethiye’den doğma oğlu Muhammed Kaddafi, Libya Olimpiyat Komitesi Başkanı ve Libya Telekom’un da Yönetim Kurulu Başkanı idi. Bu şirket ülke çapında tüm iletişim ağını elinde bulunduruyordu. Muhammed Kaddafi hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi savcıları tarafından getirilmiş bir suçlama yok. Ayaklanmayı bastırma çabalarında önemli bir rolü olmadığı düşünülüyor. Cezayir’de sürgünde.
Muammer Kaddafi’nin tek kızı Ayşe, belki de politika ile en ilgili çocuğu. Avukat. 2004'te Saddam Hüseyin'in savunmasına katıldı. Ayşe'ye, annesi ve ağabeyiyle birlikte, Cezayir iltica hakkı verdi. Cezayir'e sığındıktan üç gün sonra doğum yaptığı ve bir kızı olduğu açıklandı. Kızına annesi Safiye’nin adını verdi. Ayşe, siyasi faaliyetlere karışmaması konusunda titizlenen Cezayir hükumetinin sıkı takibi altında olmasına rağmen, bir Suriye televizyonuna çıkarak Libyalıları yeni yönetime karşı ayaklanmaya çağırdı. Ayşe bir de Nick Kaufman adında bir İsrailli avukat tutarak babasının ölümünün araştırılması için Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvuru yaptı. Libya medyasında yer alan haberlerde, Ayşe Kaddafi'nin bir futbol maçında yeni Libya takımının kendisini temsil etmediğini söyleyerek Cezayir takımını desteklediğini yer aldı. Ayşe’nin, Muammer Kaddafi’nin gözdesi olduğu biliniyor. Fotoğraf: www.milliyet.com.tr

Muammer Kaddafi’nin tek kızı Ayşe, belki de politika ile en ilgili çocuğu. Avukat. 2004′te Saddam Hüseyin’in savunmasına katıldı. Ayşe’ye, annesi ve ağabeyiyle birlikte, Cezayir iltica hakkı verdi. Cezayir’e sığındıktan üç gün sonra doğum yaptığı ve bir kızı olduğu açıklandı. Kızına annesi Safiye’nin adını verdi. Ayşe, siyasi faaliyetlere karışmaması konusunda titizlenen Cezayir hükumetinin sıkı takibi altında olmasına rağmen, bir Suriye televizyonuna çıkarak Libyalıları yeni yönetime karşı ayaklanmaya çağırdı. Ayşe bir de Nick Kaufman adında bir İsrailli avukat tutarak babasının ölümünün araştırılması için Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuru yaptı. Libya medyasında yer alan haberlerde, Ayşe Kaddafi’nin bir futbol maçında yeni Libya takımının kendisini temsil etmediğini söyleyerek Cezayir takımını desteklediğini yer aldı. Ayşe’nin, Muammer Kaddafi’nin gözdesi olduğu biliniyor.
Fotoğraf: www.milliyet.com.tr

  • Petrol endüstrisinde çalışan Anibal Kaddafi’nin 2005 yılında Paris’te hamile kız arkadaşını feci bir şekilde dövdüğü iddia edildi. Lübnanlı Hristiyan bir fotomodel ile olan evliliği, Kaddafi yönetiminin sona erdirilmesine kadar gizli kalmıştı. Çift Cenevre’deki lüks bir otelde iki çalışanı dövdükleri gerekçesiyle tutuklanmışlar, iki gün sonra kefaletle serbest bırakılmış, hizmetçilere tazminat ödenmesinden sonra suçlamalar geri çekilmişti. Bu olay, İsviçre ile Libya arasında büyük bir diplomatik krize neden olmuş, Libya İsviçre mallarını boykot etmiş, Bern’deki diplomatlarını geri çekmiş, Libya İsviçre’ye petrol sevkiyatını durdurma ve bu ülkedeki banka hesaplarını kapatma kararı almış, Muammer Kaddafi  İsviçre’nin lağvedilmesi ve topraklarının Almanya, Fransa ve İtalya arasında paylaşılması çağrısında bulunmuş, İsviçre Cumhurbaşkanı 2009′da Trablus’a gidip Kaddafi’den özür dileyince ülkesinde tepkilere hedef olmuştu. Ülkesinden kaçmayı başaran Anibal, 2015 yılında Lübnan’da 1978 yılında ortadan kaybolan Musa el-Sadr ve iki arkadaşı hakkında bilgi almak amacıyla kaçırılıp serbest bırakılmıştı.
  • Babasının iktidarı döneminde bir tugaya komuta eden Hamis Kaddafi Bingazi’deki protesto eylemlerine yönelik uyguladığı şiddetle gündeme gelmişti. Hamis Kaddafi, devrim sürecinde özellikle Zaviye, Trablus ve Misrata kentlerinde muhaliflere yönelik operasyonların başındaki isim olarak biliniyordu. Hamis Kaddafi’nin ölüm haberi, Muammer Kaddafi’nin 20 Ekim 2011′de öldürülmesinin üzerinden tam bir yıl geçtiği güne denk geldi.
Babasına muhalefet ederek 2006 yılında ülkesini terk etmiş ve London School of Economics'de eğitim görmüş olan, Kaddafi'nin ikinci eşinden doğan çocuklarının en büyüğü olan Seyf el-İslam Kaddafi’nin daha modern bir Libya istediği konuşulmuştu. Dünya onu 20 Şubat'ta ülkedeki huzursuzlukların baş gösterdiği tarihte ekranlarda gördü. Muhalifleri terörist ilan etti ve ülkesine reform sözü verdi. Kaddafi'nin yerine geçeceğine kesin gözüyle bakılan oğlu Seyf el-İslam, babasının ölümünden bir ay sonra Nijer'e kaçmaya çalışırken çölde yakalandı ve Libya'daki dağlık Zintan kasabasında cezaevine kondu. Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi, kendisini insanlığa karşı suç işlemekten yargılamak isterken, Libya yetkilileri de mutlaka Libya'da adalet önüne çıkması gerektiğini söyledi.  Başkent Trablus'ta onun için basketbol sahası da olan modern bir tesis hazırlandığı, hatta özel aşçısının bile olacağı yolunda haberler çıkmıştı. 2015 yılında Seyf el-İslam, eski Başbakan Mahmudi, istihbarat şefi Senusi, Dış Güvenlik Teşkilatı Başkanı Buziyd Durda gibi rejimin sembol isimlerinin de aralarında bulunduğu 37 kişi, 17 Şubat 2011'de başlayan halk ayaklanmasında "gösterileri şiddet kullanarak bastırmak ve göstericileri öldürmek, köy ve şehirleri kuşatma altına almak ve kamu mallarını zarara uğratmak nedeniyle idam cezasına çarptırıldı. Fotoğraf: libyasos.blogspot.com

Babasına muhalefet ederek 2006 yılında ülkesini terk etmiş ve London School of Economics’de eğitim görmüş olan, Kaddafi’nin ikinci eşinden doğan çocuklarının en büyüğü olan Seyf el-İslam Kaddafi’nin daha modern bir Libya istediği konuşulmuştu. Dünya onu 20 Şubat’ta ülkedeki huzursuzlukların baş gösterdiği tarihte ekranlarda gördü. Muhalifleri terörist ilan etti ve ülkesine reform sözü verdi. Kaddafi’nin yerine geçeceğine kesin gözüyle bakılan oğlu Seyf el-İslam, babasının ölümünden bir ay sonra Nijer’e kaçmaya çalışırken çölde yakalandı ve Libya’daki dağlık Zintan kasabasında cezaevine kondu. Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi, kendisini insanlığa karşı suç işlemekten yargılamak isterken, Libya yetkilileri de mutlaka Libya’da adalet önüne çıkması gerektiğini söyledi. Başkent Trablus’ta onun için basketbol sahası da olan modern bir tesis hazırlandığı, hatta özel aşçısının bile olacağı yolunda haberler çıkmıştı. 2015 yılında Seyf el-İslam, eski Başbakan Mahmudi, istihbarat şefi Senusi, Dış Güvenlik Teşkilatı Başkanı Buziyd Durda gibi rejimin sembol isimlerinin de aralarında bulunduğu 37 kişi, 17 Şubat 2011′de başlayan halk ayaklanmasında “gösterileri şiddet kullanarak bastırmak ve göstericileri öldürmek, köy ve şehirleri kuşatma altına almak ve kamu mallarını zarara uğratmak nedeniyle idam cezasına çarptırıldı.
Fotoğraf: libyasos.blogspot.com

  • Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Libya ordusunda üst düzey bir komutan olan Mutaassım Kaddafi çok uzun yıllar Mısır’da yaşadıktan sonra ülkesine geri döndü. Uzun yıllar önce babasını alaşağı edip yerine geçeceği söylentisi dolaşıyordu. İsyancılar tarafından babasıyla aynı gün yakalandı ve isyancı güçlerce öldürüldü.
  • Hakkında çok fazla bilgi olmayan, bir dönem Almanya’nın Münih şehrinde öğrenci olarak yaşadığı bilinen, 2008 yılında Daily Telegraph gazetesinde, egzozundan çıkan yoğun gazdan dolayı, aracına el konulduğuna dair bir haber çıkan Seyf el-Arap Kaddafi, 2011′deki devrim sırasında öldürüldü.
  • Eski bir futbolcu olan El Saadi Kaddafi, 2011′de Libya İç Savaşı’nda Libya Özel Güçleri’nin başındaydı. Sahra çölünü aşarak komşu Nijer’e sığındı. Nijer, Libya’dan gelen iade taleplerini bir süre reddetmiş, Interpol hakkında kırmızı bülten çıkartmış, 2014’te Nijer’de tutuklanarak  Libya’ya iade edilmişti.
  • Muammer Kaddafi’nin evlat edindiği kızı Hannah‘nın 18 aylıkken 1986 yılında ABD tarafından düzenlenen hava saldırısı sırasında öldüğü mü, yoksa doktor olup Trablus’ta bir hastanede çalıştığı mı doğru, halen bilinmiyor. Muammer Kaddafi’nin yeğeni Milad’ı da evlat edinmiş olduğu söyleniyor. Milad hakkında, Kaddafi’nin 1986’daki saldırıda hayatını kurtardığından başka bilgi bulunmuyor.

 

Libya 14 Kaddafi Sonrası 1 İç Savaş

  • Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi’nin kararına dayanarak Fransa, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nin önderliğinde Libya’ya 18 Mart 2011 akşamı havadan askeri operasyon başlattı.
  • Operasyonun gerekçesi, Libya lideri Muammer Kaddafi’ye bağlı birliklerin halka baskı ve şiddet uygulaması ile Libya’nın BM kararlarına riayet etmemesi olarak açıklandı. BM ve halk 22 Ağustos 2011′de Kaddafi’yi devirdi. Ayaklanmanın sonlarında Sirte yakınlarında Kaddafi’nin konvoyuna NATO destekli saldırı düzenlenmiş, bu saldırıdan yara almadan kurtulan Kaddafi, 20 Ekim 2011 tarihinde saklandığı bir geçitte isyancılar tarafından yakalanarak linç edilmiştir.
  • Hemen her gün uluslararası medyaya brifingler veren, eski hükumet sözcüsü, Kaddafi rejiminin uluslararası medya yüzü olan Musa İbrahim‘e ne olduğu hakkında hemen hiçbir bilgi yok.
Michigan State University mezunu, tez konusu Kaddafi olan, Kaddafi rejiminin bir zamanlar en güçlü adamı olarak görülen eski dış istihbarat örgütü başkanı Musa Kusa’nın ayaklanmanın ikinci ayında Tunus üzerinden İngiltere'ye kaçtığı, sonra Katar’a geçtiği ve Libya'daki yeni rejimin en büyük mali destekçilerinden biri olduğu söyleniyor. Kusa, 1994 ile 2009 yılları arasında Libya istihbarat servislerini yönetmiş, daha sonra da kaçtığı tarihe kadar dışişleri bakanlığı yapmıştı. BBC'nin Panorama adlı araştırma programında, Kusa'nın tutuklulara bizzat işkence yaptığı ve 1996 yılında Ebu Salim Cezaevi’nde 1200 mahkumun öldüğü katliamda rol aldığı ileri sürülmüştü. Fotoğraf: www.dailymail.co.uk

Michigan State University mezunu, tez konusu Kaddafi olan, Kaddafi rejiminin bir zamanlar en güçlü adamı olarak görülen eski dış istihbarat örgütü başkanı Musa Kusa’nın ayaklanmanın ikinci ayında Tunus üzerinden İngiltere’ye kaçtığı, sonra Katar’a geçtiği ve Libya’daki yeni rejimin en büyük mali destekçilerinden biri olduğu söyleniyor. Kusa, 1994 ile 2009 yılları arasında Libya istihbarat servislerini yönetmiş, daha sonra da kaçtığı tarihe kadar dışişleri bakanlığı yapmıştı. BBC’nin Panorama adlı araştırma programında, Kusa’nın tutuklulara bizzat işkence yaptığı ve 1996 yılında Ebu Salim Cezaevi’nde 1200 mahkumun öldüğü katliamda rol aldığı ileri sürülmüştü.
Fotoğraf: www.dailymail.co.uk

  • Kaddafi, dünyada bir kraliyet ailesi dışında en uzun süreli devlet yöneticilerinden biriydi (1969-2011). Diğerleri Fidel Castro (1959-2008) ile Gabon Devlet Başkanı Ömer Bongo’dur (1967-2009).
  • Bazı yorumlara göre, Libya’da hükumet ve Muammer Kaddafi karşıtı gösteriler halkın, 2010-2011 yılı boyunca Arap dünyasını saran protestoların bir ayağı olan 2011 Mısır Devrimi’nden/Arap Baharı’ndan etkilenmesiyle başlamıştır.
  • Libya operasyonu sonrasında ülke kaosa girdi. Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, İngiltere Başbakanı David Cameron, ABD Başkanı Obama, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Almanya Başbakanı Angela Merkel idi. Başkanlığının son yılı 2016’da Obama, başkanlığı boyunca yaptığı en büyük hatanın Libya olduğunu söyleyecekti. Kaddafi’nin devrilmesinden sonraki süreç için hiçbir plan yapılmadığı; rejimin çökmesine neden olan kısmi işgallerin işe yaramadığı uluslar arası arenada konuşulan konular oldu.
  • Kaynaklara göre, iç savaşta her iki tarafın ve sivillerin toplam kaybı 25,000 – 30,000 ölü, 4000 kayıp olmuştur.
  • İç savaş sonunda Libya’nın tamamı Geçici Konsey Güçleri‘nin kontrolüne geçti ve yönetim Genel Ulusal Kongre‘ye devredildi.
  • Kaddafi sonrası Libya, iki farklı parlamento arasında bölündü. Tobruk hükumetine bağlı birlikler ile Trablus hükumeti güçleri arasında çatışmalar oldu. Ülkede sivillere karşı (kaçırma ve işkence gibi) savaş suçlarının işlendiği basında yer aldı.
  • Trablus ve Tobruk merkezli iki hükümet 17 Aralık 2015′te Fas’ın Suheyrat kentinde Libya Siyasi Anlaşması‘nı imzaladı.
Trablus Parlamentosu üyesi Fayez al-Sarraj, Libya Ulusal Uzlaşı Hükümetinin başbakan adayı oldu, Tobruk Meclisi tarafından defalarca veto edildi ve güvenoyu alamadı. Fotoğraf: libyaprospect.com

Trablus Parlamentosu üyesi Fayez al-Sarraj, Libya Ulusal Uzlaşı Hükümetinin başbakan adayı oldu, Tobruk Meclisi tarafından defalarca veto edildi ve güvenoyu alamadı.
Fotoğraf: libyaprospect.com

  • Deutsche Welle’ye göre, Nisan 2016’da, Libya’nın yeni hükumeti, henüz başkente bile hakim olamamıştı.
  • Kaddafi, son röportajlarından birinde “Libya’nın güvenliği sağlanmazsa Akdeniz bir kaos denizine dönüşür” diyerek, Libya’daki otorite boşluğunun Avrupa’yı tehdit edeceğini vurgulamıştı.
  • Avrupalılar öncelikle Libya’nın kaotik bir yer olarak kalmasından ve terörizm, silah kaçakçılığı ve insan ticareti merkezi haline gelmesinden endişe ediyorlar. Aynı zamanda İtalya yakınlarındaki bu Kuzey Afrika ülkesinin Balkan rotasının yerini alıp mültecilerin Avrupa’ya geçiş güzergahı haline gelmesinden de çekiniyorlar.
  • Avrupa Birliği, Muammer Kaddafi döneminde mülteci akınını durdurmak için Libya’yla anlaşmış, Kaddafi bu iş için ülkesinde kamptan çok hapishaneye benzetilen yerler inşa etmişti.
  • 2016 yılına gelindiğinde Avrupalı istihbaratçılar, Akdeniz kıyılarının IŞİD tehdidine açık olduğunu; resmi rakamlara göre 200 bin, gayri resmi bilgilere göre 500 bin kişinin Avrupa’ya göç etmek istediğini bildiriyor. AB, Afrika’dan Avrupa’ya göç etmek için Libya üzerinden İtalya’ya geçmek isteyen mültecilerin Libya’da bulunan kamplarda tutulmasını istiyor.
  • Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere dışişleri bakanları yeni Libya yönetimiyle sıkı temas halindeler. Avrupa hükümetlerinin desteği sürerse Fayez al-Sarraj‘ın başarılı olma şansı yüksek olur yorumları yapılıyor. İtalya ve İngiltere’nin askeri destek üzerinde de durduğu ve önce ülkenin doğusunda yuvalanan IŞİD’in yayılmasını önlemeyi, silah ticareti ile mücadele etmeyi ve mültecilerin yolunu kesmeyi amaçladığı söyleniyor. Yeni yönetim beklendiğinin aksine Batı’dan şimdiye kadar askeri yardım istemedi. Libyalılar da ülkeye yeniden askeri müdahalede bulunulmasına karşılar.
  • Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin önce halkın can güvenliğini sağlaması, petrol endüstrisini de yeniden çalışır hale getirmesi, memur maaşlarını ödeyebilmesi, ülkenin yeniden imarı gerekiyor.
  • Libya’da sokak çatışmaları sürmekte.

 

Libya 7 Krallık Dönemi

  • T. E. Lawrence’ın (1888-1935) eski bir öğrencisi olan Sir Alec Kirkbird aracılığıyla İngiltere, Libya Kralı ile yoğun görüşmelere başladı. Libya farklı adlarla görev yapan İngiliz ajanlarıyla doldu. Libya dinarını İngiliz pounduna göre ayarladılar. Libya bütçesinin vereceği açık, Londra’dan kapatılacaktı. 1953 yılında Libya, yıllık üç milyon yedi yüz elli bin sterlin karşılığında İngilizlere askeri üs kurma hakkı verildi.
  • 1943’te Fizan’da aktif bir askeri idare kurmuş olan Fransızlar, 1954 yılına kadarLibya’da mali yardım, sağlık, kültür ve eğitim alanında bulunmaya devam ettiler. Fransızların Büyük Sahra’da atom bombası denemesi yaptığı söylenir.
  • ABD ise 1945 yılında Trablus yakınında inşa ettiği hava alanını daimi askeri üsse çevirmek için Libya’ya yılda iki milyon dolar ve teknik yardım için yılda dört buçuk milyon dolar ödemeyi taahhüt etti. Wheels Üssü’ne ABD’liler yerleşti. Altıncı Filo’nun en geniş ve donanımlı ikmal depoları buraya kuruldu.
1983 yılında 94 yaşında Kahire’de ölen Kral İdris. Fotoğraf: en.wikipedia.org

1983 yılında 94 yaşında Kahire’de ölen Kral İdris.
Fotoğraf: en.wikipedia.org

  • İtalyanlar 1956 yılında Libya hükümeti ile Libya’da bulunan bütün emlaki bırakmak kaydıyla, orada kalmış 1300 İtalyan vatandaşına 35 bin hektarlık bir arazinin geri verilmesini sağlayabildiler.
  • Libya 1953 yılında Arap Birliği’ne katıldı. 1956 yılında çıkan Süveyş Bunalımı sırasında Libya, Batı yanlısı bir dış politika izledi.
  • Bağımsızlığın sekizinci yıldönümünde yıllık kişi başı gelir 25 dolardı.
  • 1959 yılında Libya’nın petrol yatakları ABD’li şirketler tarafından keşfedildi.
  • Kralın tutucu politikaları, Arap dünyasına takındığı olumsuz tutum tepki doğurmaya başladı.
  • 1964-1968 yılları arasında karışıklıklar, gösteri ve yürüyüşler artar, şiddetle ve kanla bastırılır.
  • Yeni bir uyanışa sebep olan Arap-İsrail Savaşı için Filistin’e gitmek isteyen gönüllülere kral izin vermedi.
  • Devrimci, milliyetçi, sosyalist, krallığın darbe ile yıkılması sonrasında Mısır’ın 1956-1970 yılları arasında ikinci cumhurbaşkanı olan Cemal Abdül Nasır’ın, 1967 Arap-İsrail Savaşı sonunda, Arapların yenilgisine Libya’daki İngiliz ve ABD askeri üslerinden İsrail’e yapılan yardımların neden olduğunu söylemesi üzerine Libya’da halk ayaklandı.
  • Kral İdris, Eylül 1969′da kaplıca tedavisi görmek üzere Türkiye’de bulunduğu sırada Muammer Kaddafi önderliğinde düzenlenen askeri bir darbeyle devrildi. Kral, bir süre Yunanistan’da kaldıktan sonra siyasi mülteci olarak Mısır’a iltica etti. 1971′de Libya’da yolsuzluk suçlamasıyla hakkında dava açıldı ve gıyabında yargılanarak mahkûm edildi. Ama ülkesine dönmeyerek Kahire’de sürgün yaşamını sürdürdü.