Etiket arşivi: Moskova Patrikhanesi

Bizans İmparatorluğu 129| Patrikhane 8 Ukrayna Ortodoksluğu ve Fener

  • Ukrayna’da nüfusun çoğunu oluşturan Ortodokslar üç Ortodoks kilisesi arasında bölünmüştür:
    Ukrayna Otosefal Kilisesi, 1989,
    Kiev Patrikhanesi, 1992,
    Moskova Patrikhanesi’ne bağlı Ukrayna Ortodoks Kilisesi.
  • Hiçbir Ortodoks otorite tarafından tanınmayan Kiev Patrikhanesi, Ukrayna devletinin aktif desteğini sağlamıştır. Burası, Grek Katolik Kilisesi ile birlikte Ukrayna milliyetçiliğinin önemli kurumlarından biri olmuştur. Kiev Patrikhanesi, Grek Katolik Kilisesi ve çeşitli Protestan mezhepleri Turuncu Devrim’in ön saflarında görev almıştır. Seçimlerden sonra, Ukrayna Devlet Başkanı  Victor Yuşçenko, Kiev Patrikhanesi’ne bağlı olduğunu bildirmiştir. Bu stratejinin amacı, Ukrayna’da Moskova’dan bağımsız bir kilisenin oluşturulmasıdır. Bu anlamda Kiev Patrikhanesi, Ukrayna açısından hem Moskova’ya bir alternatif hem de bir baskı aracıdır. Kiev Patrikhanesi’nin ve Ukrayna Otosefal Kilisesi’nin Fener Rum Patrikhanesi ile ilişkileri de aynı işlevi görmektedir.
  • Milliyetçi Ukrayna Ortodoksları açısından Fener, Moskova’ya karşı destek bulabilecekleri bir otoritedir. Rusya’nın Ukrayna’ya verdiği önemden dolayı Fener, Kiev Patrikhanesi’ni tanımaktan kaçınmış olsa da, hem Kiev Patrikhanesi hem Otosefal Ukrayna Ortodoks Kilisesi ile defalarca görüşmelerde bulunmuştur.  Eston Ortodokslarını kendisine bağlayan ve bu yüzden bir dönem Rus Ortodoks Kilisesi ile ilişkilerinin kesilmesine neden olan Patrik Bartholomeos’un diasporadaki Ukrayna Ortodoks Kiliselerini de kendisine bağlaması Moskova’da skandal olarak algılanmıştır. Fener Rum Patrikhanesi’nin Moskova Patrikhanesi’ni “1686 öncesi sınırlarında kabul ettiği” ifadesi, Moskova’nın Ukrayna ve Beyaz Rusya üzerindeki hakkının tanınmadığı anlamına gelmektedir.
  • Başbakan olduğu dönemde, 2001 yılında, Yuşçenko, Kiev Patrikhanesi heyeti aracılığıyla Fener Patriği’ne bir mektup göndermiştir. Fener heyetinin mektubu aldıktan sonra Ukrayna’ya gitmek istemesi Moskova’nın tepkisine sebep olmuştur. Moskova, Ukrayna’yı kendi kanonik toprağı olarak görmektedir.
  • Evrensellik iddiası taşıyan dinlerin ortak özelliklerinden biri kanonik toprak anlayışıdır. Bu, coğrafi bir alan değildir; bir dinin egemen olduğu yahut geçmişte kendine ait olduğunu iddia ettiği dinsel, kültürel ve etnik açıdan sahiplenilmiş bir mekândır. Hıristiyan geleneğinde, bilhassa Ortodokslar arasında yaygın olan kavram, dinsel otoritenin belirli bir coğrafi bölge ile tanımlanmasını ifade etmektedir. Bir bölgede yerleşik Ortodoks nüfusa bağlı olarak o bölgenin Ortodokslara ait bir coğrafya olduğu ön kabulüne dayanan kavram, bütün Hıristiyanların birliğini vurgulayan “tek ülke, tek piskopos” ilkesini öne sürer. Kanonik toprak kavramı, Ortodoks otoritelerin “öteki” kiliseler ve dinlerin yanı sıra devlet ve ulusla ilişkisini anlamak için önemlidir. Modern zamanlara kadar insanların zihniyet dünyasını şekillendiren kanonik toprak, yitirilmiş yahut vaat edilmiş toprak anlayışları, evrensel dinlerin kutsal savaş/cihat söylemlerinde başvurdukları temel argümanlardan biri olmuştur.
  • Yuşçenko göreve gelir gelmez temsilcisini Fener’e göndermiş, Patrik Bartholomeos’u Ukrayna’ya davet etmiş; Fener Rum Patriği de Yuşçenko’nun seçim galibiyetini ilk kutlayanlardan biri olmuştu.
Yuşçenko, Bağımsız Birleşik Ukrayna Kilisesi’nin kurulmasının milletin kendi kaderini tayin etmesinin, kimliğinin ve bütünlüğünün sağlamlaşmasının en önemli faktörlerinden biri olduğunu 2008 yılında gerçekleştirdiği Fener ziyaretinin hemen sonrasında belirtince, Yuşçenko’nun Patrik Bartholomeos’tan destek almış olduğu düşünüldü. Akabinde Moskova Patriği Aleksey II, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin ayrılmasına izin vermeyeceğini belirtti. Fotoğraf:www.turizminsesi.com

Yuşçenko, Bağımsız Birleşik Ukrayna Kilisesi’nin kurulmasının milletin kendi kaderini tayin etmesinin, kimliğinin ve bütünlüğünün sağlamlaşmasının en önemli faktörlerinden biri olduğunu 2008 yılında gerçekleştirdiği Fener ziyaretinin hemen sonrasında belirtince, Yuşçenko’nun Patrik Bartholomeos’tan destek almış olduğu düşünüldü. Akabinde Moskova Patriği Aleksey II, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin ayrılmasına izin vermeyeceğini belirtti.
Fotoğraf:www.turizminsesi.com

  • Ukrayna Ortodokslarının Rus Ortodoks Kilisesi’nden ayrılmasıyla, Ukrayna milli kimliği açısından büyük önem taşıyan iki ana mezhep olan Grek Katolikliğinin ve Ortodoksluğun Ukrayna’da çatışmadan faaliyetlerini yürütebilecekleri ve aynı amaçlar için çalışabilecekleri düşünüldü.
  • Ukrayna-Rusya-Fener arasındaki bu yoğun süreç, konunun dini olduğu kadar politik bir mesele de olduğunu en güzel gösteren bir örnektir.

 

Bizans İmparatorluğu 127| Patrikhane 6

Ayios Yeoryios Kilisesi’nin içinden. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ayios Yeoryios Kilisesi’nin içinden.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bütün Patrikler, Konstantinopolis Başpiskoposu, Yeni Roma ve Ökümenik Patrik ünvanını kullanırlar. ABD Senatosu, Fener Patriği için bir madalyon bastırmış ve üzerine ökümenik sıfatını yazmıştır.
  • Patrik, makamında yabancı devlet başkanlarını kabul eder ve onlara nişan takar. Bu tutum, nişan takmak devletlere has bir yetkidir, denilerek eleştiriliyor.
  • Patrik, ökümenik unvanı ile bütün Ortodokslar adına Papalık ile temaslarda bulunuyor.
  • Fener Rum Patrikhanesi’nin Eşitler Arasında Birinci sıfatı Ortodoks kiliseleri arasında tartışılmamakta, kabul görmektedir. Ama bu sıfat ökümenik olmakla aynı şey değildir diyenler olduğu gibi, bu sıfat teknik deyimle ökümenik olmakla aynı şeydir diyenler de vardır.
  • Sovyet Devleti’nin din karşıtı tutumu, Fener’in yayılma ve tanınma sürecine olumlu katkıda bulunmuştur. Daha önceleri Moskova Ortodoks Patrikhanesi’nin şemsiyesi altında olan Finlandiya, Litvanya, Letonya, Polonya, Çekoslovakya ve Macaristan Ortodoks Kiliseleri 1940’lı yıllara kadar Fener Patrikhanesi ile yakın ilişkiler kurmuşlar; İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden Rus Ortodoks Patrikhanesi’nin etki alanına girmişlerdir.
  • Soğuk Savaş’ta  ABD Fener’i desteklemiştir.
  • Soğuk Savaş’tan sonra, SSCB’nin dağılmasından sonra Moskova Patrikhanesi yeniden önem kazandı. Bu dönemde Moskova’nın ihtiyaç duyduğu ruhbanlar Yunan Ortodoks Kilisesi tarafından gönderildi. Rus Ortodoks Kilisesi’nin güçlenmesinden hoşlanmayan Vatikan, Patrikhane’nin ökümenik olma iddiasına destek vermeye başladı.
  • Rusya’yı eski Sovyet coğrafyasından çıkarmak isteyen ABD ve AB ise Fener Patrikhanesi’ne destek verdiler. Fener-Moskova ilişkileri, özellikle Estonya ve Ukrayna nedeniyle kopma noktasına geldi. Fener Patrikhanesi, Ukrayna’da 2004’te gerçekleşen Turuncu Devrim’e destek vermişti. Sonunda Fener Moskova’nın Ukrayna’daki egemenliğini tanırken Moskova Patrikhanesi’nin de, Fener’e destek vaadinde bulunduğu yazıldı. Daha sonra Fener, Ukrayna’daki milliyetçi oluşumları yeniden desteklemeye başladı, deniyor. Moskova Patrikhanesi, 200 milyon Slav-Ortodoks’un başı olduğunu söylerken, Ukrayna, 45 milyon nüfusuyla ve sahip olduğu kalabalık Ortodoks cemaatle önemli bir bölge.
  • Fener Patriği Bartholomeos, Fener’in dünya Ortodoks nüfusunun fiili lideri olabilmesi için, patriğin Türk vatandaşı olma şartının kaldırılmasını savunuyor.
  • 2007 yılında Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararında, Patrikhane’nin ökümenik sıfatının bulunmadığına ilişkin bir belirleme yer almıştır. Bu karar, Yunanistan’ın isteği üzerine, AB Dışişleri Bakanları Konseyi gündemine alındı.
  • Konu, en azından, dini olduğu kadar politik bir meseledir de.

Bizans İmparatorluğu 122| Patrikhane 1

  • 381’de Konstantinopolis’te toplanan Konsil’de Konstantinopolis Kilisesi’ne Patriklik statüsü verilmiş ve Konstantinopolis Piskoposluğu (Patriklik), Roma Piskoposluğuna (Papalık) denk sayılmış, iki makamın eşit haklar taşıdığı karara bağlanmıştı.
  • 451 yılında toplanan Khalkedon (Kadıköy) Konsili, Konstantinopolis Patrikliği’nin ökümenik unvanını resmen tanıdı. Bu konsilde, Hıristiyan alemini beş yetki alanına bölen sıralamasında Konstantinopolis, başkent piskoposluğu olarak hepsinin üstüne çıkarılırken; Roma Kilisesi’ne muğlak bir öncelikten de bahis vardı. Bu önceliğin biçimsel mi, yoksa eylemsel mi olduğu tartışma konusu oldu.
  • Konstantinopolis Kilisesi, Roma’nın önceliğini salt tarihçesine dayalı protokolde birincilik olarak algılarken; Roma Kilisesi, tüm Hıristiyan aleminin öncülüğü olarak yorumluyordu.
  • Beş yönder Kilise’ye başpiskopos atama ve azletme yetkisi Konstantinopolis’teki imparatora aitti.
  • Papalık, 8. yüzyılda Büyük Konstantin’in Bağışı diye sunduğu vasiyet ile yetki engelini aştı ve 11. yüzyıla gelindiğinde dört Başpiskoposluğun üstünde bir temyiz makamı olma iddiasını taşıyordu.
  • Roma Kilisesi’nin, İsa’nın on iki havarisinden birincisi Petrus tarafından kurulduğu, Petrus’un Roma’da öldüğü ve gömüldüğü iddiası ile Papalık, Hıristiyanlığın beş Kilisesi’nden ilk sıradaki ve lideri olduğunu iddia ediyordu.
  • Roma Kilisesi, 451 yılındaki Khalkedon Konsili’nde kabul edilen Konstantinopolis Kilisesi’nin Resul Andreas tarafından kurulduğu kararını tanımamıştı. Dini jargonda, bir Havari/Resul tarafından kurulan kilise Apostolik oluyordu. Roma’ya göre, Konstantinopolis Kilisesi bir havari tarafından kurulmadığı için öncül olamazdı. Resul Andreas, Resul Petrus’un kardeşiydi.
Havari Aziz Andreas. Fotoğraf: bnr.bg

Havari Aziz Andreas.
Fotoğraf: bnr.bg

  • Doğu Slavlarının din değiştirmesi, Bizans Hıristiyanlığını, dolayısıyla patriğin nüfuz alanını genişletmişti.
  • Konstantinopolis Patrikliği, Yunanistan’dan Asya’ya uzanan Doğu Roma İmparatorluğu’nun Ortodoks ahalisi başta; Ukrayna, Rusya, Belarus Slavları, Gürcü, Bulgar, Sırp, Makedon, Rumen gibi Ortodoks Kiliseleri, en üst makam olarak Konstantinopolis Patrikliği’nin otoritesine bağlıydılar. Bu cemaatlerin patrikleri ve kilise papazları, Konstantinopolis Patriği tarafından atanır ya da onaylanırdı.
  • 7. yüzyılda Konstantinopolis Patriği’nin görev alanı Antakya, Kudüs ve İskenderiye gibi, Araplar tarafından fethedilen Doğu patrikliklerini kapsamıyordu.
  • Patrikliğin önderliği imparatora ve imparatorluğa bağlıydı. Misyoner gönderilmesi gibi dini inisiyatifler patrik kadar imparatorların da yetki alanı içindeydi.
  •  13. yüzyıldan itibaren imparatorluğun parçalanması sırasında patriğin Büyük Kilisesi, Ortodoks dünyasının birliğini temsil etmeye başladı.
  • Şehrin Latinler tarafından işgal edildiği dönemde Konstantinopolis Patriklik Makamı da İznik’te yapılandı.
  • Son İmparator Konstantin Paleologos’un Konstantinopolis’i Osmanlı’dan korumak için Papa’dan yardım istemesi; Konstantinopolis Patrikliği’nin 1448 yılında Papa’nın Floransa’da Katolik ve Ortodoks birliğini sağlamak amacıyla topladığı din kurultayına katılmasını fırsat bilen, Papa’nın otoritesini asla tanımayan Rusya, kendi patrikliğini otosefal, yani bağımsız ilan etti. Çarlık güçlendikçe, Rusların Ortodoksluğun koruyucusu olduğu tezi de güçlendi. Ortodoksluğun tarihsel merkezlerinden biri olmayan Moskova Patrikhanesi, kendisinin dünyadaki en büyük Ortodoks cemaate sahip olduğunu, Türk topraklarında kalmış bir kilisenin kendisine gerçek anlamda liderlik yapamayacağını öne sürüyordu.
  • Son İmparator Konstantin Paleologos’un yeğeni Prenses Zoe Sofia, 1472 yılında Moskova Büyük Prensi İvan Vasilyeviç ile evlenince Paleologos Hanedanı Rusya’da devam ediyor, Üçüncü Roma Moskova’dır savı oluştu.
  • Bizans döneminde, patriğin ikametgahı Aya Sofya’nın güney cephesine bitişikti. 532 yılındaki Nika Ayaklanmasında Aya Sofya yanınca, Justinyen Aya Sofya’nın yapımı sırasında Patrikhane’yi Aya Sofya’nın batısındaki Theotokos Khalkoprateia Kilisesi’ne taşıtmıştır. Kilise yaklaşık 5 sene boyunca bu işlevi görmüştür. Kiliseden günümüze pek bir şey kalmamıştır.