Etiket arşivi: Mısır

Renk 14

  • Ziya Gökalp siyah-kara ile beyaz-ak arasındaki ayrışmadan bahseder: “Halk siyahla beyazı maddiyatla, kara ile akı maneviyatla kullanır. Mesela siyah yüzlü bir adamın alnı ak olabilir, beyaz çehreli bir adamın yüzü kara çıkabilir.”
  • Şeytan siyah ve karadır.
  • Mitoloji  “her şeyin başlangıcı geceydi” der. Kitab-ı Mukaddes’te ilk renk siyahtır, başlangıçtan beri vardır ve olumsuz bir statüye sahiptir. Siyah ile gece birleşir.
  • Ateş kırmızı, hava beyaz, su yeşil, toprak siyahtır.
  • Antikçağ ve Ortaçağ boyunca beyaz rahiplerin, kırmızı savaşçıların, siyah ise zanaatkarların rengi olur.
  • Yakındoğu, Ortadoğu ve Mısır’da, Antik Yunan’da olumlu bir renk olan siyah, Roma’da olumsuzdur. Roma’da öfke ve cimrilik siyahla simgelenir. Beyaz, güvercin gibi saf ve erdemli; siyah, karga gibi murdardır.
  • Satrançta siyah ve beyaz karşıttır.
  • 20. yüzyıl öncesi ve sonrasında siyah, kömür, petrol olarak tekrar egemenlik kazanır.
Anadolu’nun Görsel Tarihi Fasikül III, Hüsamettin Koçan, 1995. Hüsamettin Koçan’a göre, kırsalın rengi beyazdır, bir umudu, gelişim sürecini dile getirir. Deniz, Selçuklu’ nun çevresindeki kültürlere nasıl baktığını yansıtır ve rengi mavidir. Tuğla ise, göçer ve yerleşik kültürün ayrıştırılmasındaki belirleyici olarak mimariyi işaret eder ve Selçuklu mimarisini, temel yapı taşı tuğlanın rengi ile simgeler: kırmızı. Koçan, Selçuklu sisteminden saptadığı Kırsal, Deniz ve Tuğla olmak üzere üç temel noktayı belli renk ve içeriklerle simgesel bir içeriğe büründürdü ve eserlerinde kullandı. Fotoğraf: Koçan, Zeynep Yasa Yaman, Baksı Kültür Sanat Vakfı.

Anadolu’nun Görsel Tarihi Fasikül III, Hüsamettin Koçan, 1995.
Hüsamettin Koçan’a göre, kırsalın rengi beyazdır, bir umudu, gelişim sürecini dile getirir. Deniz, Selçuklu’ nun çevresindeki kültürlere nasıl baktığını yansıtır ve rengi mavidir. Tuğla ise, göçer ve yerleşik kültürün ayrıştırılmasındaki belirleyici olarak mimariyi işaret eder ve Selçuklu mimarisini, temel yapı taşı tuğlanın rengi ile simgeler: kırmızı.
Koçan, Selçuklu sisteminden saptadığı Kırsal, Deniz ve Tuğla olmak üzere üç temel noktayı belli renk ve içeriklerle simgesel bir içeriğe büründürdü ve eserlerinde kullandı.
Fotoğraf: Koçan, Zeynep Yasa Yaman, Baksı Kültür Sanat Vakfı.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Koçan, Zeynep Yasa Yaman, Baksı Kültür Sanat Vakfı.
  • Siyahın Öyküsü İnsanın Öyküsüdür, Ömer Erdem, Radikal Kitap, 17 Haziran 2016.
  • Siyah, Michel Pastoureau, Sel Yayıncılık, 2016.

 

Nar 3

Eski Mısırda, Yaşam Ağacı.                             Fotoğraf:babogahmet.blogcu.com

Eski Mısırda, Yaşam Ağacı.
Fotoğraf:babogahmet.blogcu.com

  • Bu dini tasavvurların Asur ve Babil’den Suriye, Ürdün ve İsrail’e yayıldığı ve Mısır’a ulaştığı zannediliyor. III. Tutmosis’in Karnak’taki Festival Tapınağı’nda, firavunun yaptığı seferlerde gördüğü bazı hayvan ve bitki betimlemeleri vardır, o nedenle buraya Botanik Bahçesi de denmiştir. Botanik Bahçesi’nin duvarlarında nar ağacı da resmedilmiştir.
  • Mısır’da Yeni Krallık zamanında (MÖ 1550-1069) villaların bahçelerinde incir, hurma, elma ve nar ağaçları yetiştirilmiş. Önemli kişilerin mezarlarında yiyecek sunuları arasında kurumuş narlar, nar biçimli objeler ve nar ağacı resimleri, sepet içinde ipe dizilmiş narlar bulunmuştur. Thebes’te Tutankamun’un (MÖ 15. yüzyıl sonu) mezarında nar şeklinde oldukça büyük gümüş bir vazo nar çiçekleriyle süslenmiştir. I. Seti’nin tapınağında hükümdar tanrılara nar ikram ederken resmedilmiştir. Bitki listesi verilen kitabelerde nar da vardır.
  • Mısır’da çok eskiden beri nardan şarap ve çeşitli aromatik içkiler yapıldığını biliyoruz. Mısırlılar daha çok tatlı şarap sevmişler, şaraplarına hurma ve nar suyu katmışlardır.
Mısır evinin en önemli parçalarından biri bahçeydi ve mutlaka bir havuzu olmalıydı. Bir mezar resminde havuzun etrafında çiçekli bitkiler, bir sıra meyve ağaçları, bir sıra da gölge yapan ağaçlar bulunurdu. Fotoğraf: Art and History of Egypt, Alberto Carlo Carpiceci, Casa Editrice Bonechi, 1994.

Mısır evinin en önemli parçalarından biri bahçeydi ve mutlaka bir havuzu olmalıydı. Bir mezar resminde havuzun etrafında çiçekli bitkiler, bir sıra meyve ağaçları, bir sıra da gölge yapan ağaçlar bulunurdu.
Fotoğraf: Art and History of Egypt, Alberto Carlo Carpiceci, Casa Editrice Bonechi, 1994.

Pamfilya’nın önemli liman kenti Side’nin baş tanrıçası Athena’nın kutsal meyvesi olan nar, Side sikkeleri üzerinde de görülmekteydi. Fotoğraf:semrabayraktar.blogspot.com (A. Tolga Tek Arşivi)

Pamfilya’nın önemli liman kenti Side’nin baş tanrıçası Athena’nın kutsal meyvesi olan nar, Side sikkeleri üzerinde de görülmekteydi.
Fotoğraf:semrabayraktar.blogspot.com (A. Tolga Tek Arşivi)

 

Libya 9 Kaddafi 2

  • Tüm Araplar Filistin için savaşa katılmalıydı.
  • 1970’de ABD ve İngiliz askeri üsleri kapatıldı.
  • Libyalı gönüllüler Filistin davasına destek için Ürdün’e gitmek istediler, talep reddedildi. Eylül 1970’de Libya, FKÖ (Filistin Kurtuluş Ö ile kötü ilişkiler içine giren Ürdün’e önce mali desteğini, sonra da siyasi bağlantısını kesti.
  • Yahudi ve İtalyan azınlığın mülklerine el kondu, çoğu sınır dışı edildi.
  • Elçilikler ve yabancı şirketler kapatıldı.
  • Komünistlik, Marksizm ve dinsizlik propagandası yapanların sürüleceği veya hapsedileceği; Müslüman Kardeşler veya Hizbuttahrir’ül İslami mensuplarından birinin gizli bir harekette bulunduğu tespit edilecek olursa bunun, ihtilale karşı düşmanca bir davranış olarak kabul edileceği ve sorumluların hapsedileceği duyurulmuştur. Kaddafi, Müslüman Kardeşler’i ve Hizbuttahrir’ül İslami’yi Arap birliğinin ve Arap milliyetçiliğinin düşmanı ve emperyalizmin iş birlikçileri olarak gördüğünü açıkça ifade etmiştir. CIA’in Müslüman Kardeşler’e mali yardımda bulunduğunu söylemiştir.
Fotoğraf:www.internetajans.com

Fotoğraf:www.internetajans.com

  • Aralık 1969’da Libya, Mısır ve Sudan devlet başkanları sıkı bir iş birliği anlaşması yaptılar. Kasım 1970’de Suriye de bu birliğe girdi. Nisan 1971’de, Eylül 1971’de yürürlüğe girmek üzere Libya, Mısır ve Suriye’yi içine alan bir Arap Cumhuriyetleri Birliği’nin kurulduğu ilan edildi. Yapılan bu antlaşmaya göre, üç cumhuriyetten herhangi birinin ülkesinde çıkacak iç karışıklıklara karşı diğer iki devletin doğrudan doğruya ve hiçbir talep olmaksızın sulh ve sükunu temin etmek üzere müdahale etmeleri hem bir hak, hem de bir vazife oluyordu. Sudan’ın da birliğe girmesi istendi ama Sudan çekimser kaldı. Ağustos 1972’de Enver Sedat ve Kaddafi, Mısır ve Libya’nın her iki ülkede yapılacak halk oylamasından sonra ve Eylül 1973’te yürürlüğe girmek üzere tek devlet halinde birleşeceğini ilan ettiler. Mısır ile Libya arasında kurulmasına karar verilip ilan olunan tek devlet projesine de Suriye katılmama kararı aldı. Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat da çıkan görüş ayrılıkları nedeniyle birliğin kurulmasını tümüyle reddetti.
  • Kaddafi’nin Sudan ile ilişkileri inişli çıkışlı oldu. Sudan Devlet Başkanı Numeyri’ye karşı yapılan askeri ayaklanma olaylarında Kaddafi ona yardımcı oldu ve yeniden iktidara gelmesini sağladı. Uganda Devlet Başkanı İdi Amin’e silah götüren iki Libya uçağı, izinsiz olarak Sudan hava sahasını ihlal edince Kaddafi ile Numeyri’nin arası bozuldu.
  • Mısır ile Libya arasında tek devlet projesi görüşülürken Kaddafi’nin, Tunus Devlet Başkanı Habip Burgiba’ya da Libya ile Tunus’un birleşmesi ve Burgiba’nın devlet başkanlığını kabul etmesini teklif ettiği biliniyor. Kaddafi, Libya ile Tunus arasındaki sınırın sömürgecilerin eseri olduğunu, coğrafyanın her iki ülkeyi birbirine fiilen bağladığını öne sürmekteydi.
  • Haziran 1971’de Kaddafi’ye dünya barışı yolundaki çabalarından dolayı Lenin Nişanı verildi. Bu nişan, üstün başarı gösteren, barışı koruyan, anavatanı savunan kişilere, üstün performans gösteren işçilere verilirdi. (Bu nişan, Nazım Hikmet‘e de verilmiştir.)

 

Çağdaş Sanata Varış 229|Çağdaş Dönem 5 Körfez Savaşı

  • Saddam Hüseyin güçlerinin 1990’da Kuveyt’i işgali, 1991’de ABD öncülüğünde, Birleşik Krallık, Fransa, Suudi Arabistan, Suriye, Mısır’ın da aralarında bulunduğu 40′a yakın ülkenin dahil olduğu koalisyon gücünün Irak’a düzenlediği askeri harekat, dünya tarihinde Körfez Savaşı, Basra Körfezi Savaşı, Kuveyt Savaşı, Çöl Fırtınası Harekatı adıyla anıldı. 2003 yılında başlayan Irak Savaşı’ndan sonra ise bunlara Birinci Körfez Savaşı veya Birinci Irak Savaşı adları da eklendi.
1991 yılında Körfez Savaşı sırasında Steve McCurry’nin çektiği fotoğraf. Fotoğraf:haberdokuz.com

1991 yılında Körfez Savaşı sırasında Steve McCurry’nin çektiği fotoğraf.
Fotoğraf:haberdokuz.com

  • Francis Fukuyama’ya göre, ABD siyasetinde şahin kanadı temsil eden Neo-con (yeni muhafazakar) düşünce, 1990’larda güç kullanımını aşırı biçimde vurgulayan bir ABD dış politikası uygulamış ve Irak Savaşı’na yol açmıştı.
  • Kökleri 1930’lara uzanan Neo-con düşünce kabaca beş ana ilkeye dayanıyor:
    *Demokrasi, insan hakları ve devletlerin iç politikaları ile ilgilenilmesi,
    *ABD’nin gücünün ahlaki amaçlar için kullanılabileceği (iyiliksever hegemonya),
    *Ciddi güvenlik sorunlarının çözülmesinde uluslararası hukuk ve kurumların gücü konusunda şüpheci yaklaşım,
    *Göç ve serbest ticarete karşı olma,
    *Hırslı sosyal mühendisliğin çoğu kez beklenmedik sonuçlara yol açtığı ve kendi amaçlarını baltaladığı, sosyal adalet aramaya yönelik çabaların sol görüşlü toplumları daha kötü hale getirdiği görüşü.
    Neo-con düşünceyi şekillendiren ilk savaş, 1930’lu ve 1940’lı yıllarda Stalincilerle; ikincisi ise 1960’larda Yeni Sol ve onun doğurduğu karşı kültür ile yapılmıştı.
  • Teolojik-politik sorunla uğraşan Leo Strauss’un (1899-1973) anlayışına göre din de rejimin bir parçasıdır.
  • 1991 yılında Baudrillard, insanlığın ilk kez Körfez Savaşı ile birlikte bilinç tarihinde başka bir düzeye geçtiğini söylüyordu. Savaş bize, televizyonlardan bütün anlamlarından soyutlanmış olarak ulaşıyordu. Televizyonu açtığımızda oradaydı, kapattığımızda yok oluyordu. Görüntüye, “canlı” olduğunda bile müdahale edilebilirdi. Gerçeğin doğru olması, gerçeği yakalamanın yolu, insan elini işin içine sokmamaktı. Tanklara yerleştirilmiş kameralar durumun yalnızca bir parçasını aktarabilirdi. Ortaya çıkan görüntünün, savaş denilince anladıklarımızla ilgisi yoktu. Belki bir bölümü etik nedenlerle geriye itilmişti ama, tasarım, görüntünün nesnelliğini, el değmemişliğini engelliyordu.
  • 1990’ların ortalarında, Avrupa’nın harekete geçme kabiliyetinin sınırlı olması sonucunda ABD, Bosna savaşını sona erdiren ve Sırp saldırılarını durduran taraf oldu. Bu olay, Amerikan Maksimalizmi olarak adlandırıldı.
  • Baudrillard, artık sadece görüntülerin, simülasyona uğramış gerçekliklerin var olduğunu iddia eder. Artık savaş da, gerçek olduğu düşünülen başka her şey gibi, medyatik bir etkinlik olmuştur. Savaş Bosna’da meydana gelen şu ya da bu gelişmeden dolayı değil, medyada olup biten gelişmelerden yön bulacaktır. Bir başka kanı da, Batı’nın giderek daha fazla, savaşın kendisini seyirlik bir gösteri olarak görmeye başladığıdır. Gerçeklik seyirlik bir manzaraya dönüşmüştür.

 

Libya 7 Krallık Dönemi

  • T. E. Lawrence’ın (1888-1935) eski bir öğrencisi olan Sir Alec Kirkbird aracılığıyla İngiltere, Libya Kralı ile yoğun görüşmelere başladı. Libya farklı adlarla görev yapan İngiliz ajanlarıyla doldu. Libya dinarını İngiliz pounduna göre ayarladılar. Libya bütçesinin vereceği açık, Londra’dan kapatılacaktı. 1953 yılında Libya, yıllık üç milyon yedi yüz elli bin sterlin karşılığında İngilizlere askeri üs kurma hakkı verildi.
  • 1943’te Fizan’da aktif bir askeri idare kurmuş olan Fransızlar, 1954 yılına kadarLibya’da mali yardım, sağlık, kültür ve eğitim alanında bulunmaya devam ettiler. Fransızların Büyük Sahra’da atom bombası denemesi yaptığı söylenir.
  • ABD ise 1945 yılında Trablus yakınında inşa ettiği hava alanını daimi askeri üsse çevirmek için Libya’ya yılda iki milyon dolar ve teknik yardım için yılda dört buçuk milyon dolar ödemeyi taahhüt etti. Wheels Üssü’ne ABD’liler yerleşti. Altıncı Filo’nun en geniş ve donanımlı ikmal depoları buraya kuruldu.
1983 yılında 94 yaşında Kahire’de ölen Kral İdris. Fotoğraf: en.wikipedia.org

1983 yılında 94 yaşında Kahire’de ölen Kral İdris.
Fotoğraf: en.wikipedia.org

  • İtalyanlar 1956 yılında Libya hükümeti ile Libya’da bulunan bütün emlaki bırakmak kaydıyla, orada kalmış 1300 İtalyan vatandaşına 35 bin hektarlık bir arazinin geri verilmesini sağlayabildiler.
  • Libya 1953 yılında Arap Birliği’ne katıldı. 1956 yılında çıkan Süveyş Bunalımı sırasında Libya, Batı yanlısı bir dış politika izledi.
  • Bağımsızlığın sekizinci yıldönümünde yıllık kişi başı gelir 25 dolardı.
  • 1959 yılında Libya’nın petrol yatakları ABD’li şirketler tarafından keşfedildi.
  • Kralın tutucu politikaları, Arap dünyasına takındığı olumsuz tutum tepki doğurmaya başladı.
  • 1964-1968 yılları arasında karışıklıklar, gösteri ve yürüyüşler artar, şiddetle ve kanla bastırılır.
  • Yeni bir uyanışa sebep olan Arap-İsrail Savaşı için Filistin’e gitmek isteyen gönüllülere kral izin vermedi.
  • Devrimci, milliyetçi, sosyalist, krallığın darbe ile yıkılması sonrasında Mısır’ın 1956-1970 yılları arasında ikinci cumhurbaşkanı olan Cemal Abdül Nasır’ın, 1967 Arap-İsrail Savaşı sonunda, Arapların yenilgisine Libya’daki İngiliz ve ABD askeri üslerinden İsrail’e yapılan yardımların neden olduğunu söylemesi üzerine Libya’da halk ayaklandı.
  • Kral İdris, Eylül 1969′da kaplıca tedavisi görmek üzere Türkiye’de bulunduğu sırada Muammer Kaddafi önderliğinde düzenlenen askeri bir darbeyle devrildi. Kral, bir süre Yunanistan’da kaldıktan sonra siyasi mülteci olarak Mısır’a iltica etti. 1971′de Libya’da yolsuzluk suçlamasıyla hakkında dava açıldı ve gıyabında yargılanarak mahkûm edildi. Ama ülkesine dönmeyerek Kahire’de sürgün yaşamını sürdürdü.