Etiket arşivi: Marsilya

Troçki’nin Sürgün Evleri 2

  • Stalin Troçki’yi yurtdışına sürgüne yollamaya karar verdiği zaman, dünyada Troçki’ye vize verecek tek bir devlet çıkmamıştır. Batı, işçi sınıfının ayaklandırılmasına göz yumamazdı. Stalin bunun üzerine Türkiye Cumhuriyeti’ne başvurmuş, onun siyasi mülteci olarak kabulünü istemiştir. Stalin’in bu talep için Troçki’nin sağlık durumunu öne sürdüğü söylenir.
  • O günlerde Türkiye, petrol, gaz, mazot ihtiyacının büyük kısmını Rusya’dan ithal etmekteydi.
  • Sovyet sefiri çağırılarak Mustafa Kemal’in Troçki’yi kabul için şart koştuğu dört madde iletilmişti.
    *Troçki tam bir siyasi mülteci muamelesi görecektir. Bunun dışında Sovyet hükümetinin herhangi bir özel muamele isteği mevzubahis olamaz.
    *Troçki, başka bir memleketten vize temin ettiği takdirde, o memlekete gitmekte serbest olacaktır.
    *Troçki, Türkiye sınırları içinde faaliyet gösteremeyecek, neşriyat yapamayacaktır. Fakat Türkiye’de istediğini yazabilir, yazılarını Türkiye dışına yollayabilir ve oralarda bunları bastırabilir. (Zaten o sırada İstanbul’da yazıların Rusça dizilmesine de imkan yoktu. Yazıları Paris’e yollanıyordu.)
    *Troçki’yi TC’de öldürmek için Sovyetler tarafından herhangi bir teşebbüs yapılmayacağına dair kati teminat verilecektir.

Sovyet sefiri, şartları Moskova’ya duyurdu; yazılı herhangi bir anlaşma yapılmadı, şifahi sözleşme ile yetinilmişti.

  • Troçki’nin İstiklal Savaşı sırasında Türkiye’ye yardımları dokunmuş, Sovyet harbiye komiseri olarak silah sevkinde rol oynamıştı.
  • Troçki, Türkiye’ye gitmek istemediğini kati bir dille bildirmişti. Türk polisinin kendisini Beyaz Rusların intikamına terk etmesinden korkuyordu. 1918-1920 yılları arasında 300.000 Beyaz Rus İstanbul’a kaçmış, büyük kısmı başka ülkelere gitmişti. Troçki şehre vardığında İstanbul’da 3.000-4.000 Beyaz Rus vardı.
  • Troçki’nin yurtdışındaki ilk sürgün yeri İstanbul olur.
  • Troçki, eşi ve oğlu Lev Sedov’a TC vizesi verildi. Aile, Ocak 1929’da iki muhafızla, bavullarla birlikte 12 sandıkla İstanbul’a vardı. Sandıklardaki kitaplara ve belgelere gümrükte dokunulmadı. Troçki’nin cebinde, Stalin’in talimatı ile verilmiş 1500 ABD doları vardı. 1929 yılında Troçki de Stalin de 50 yaşına basmışlardı. İkisi de 1879 yılında doğmuştu.
  • Troçki İstanbul’a geldikten sonra 50 Beyaz Rus sınır dışı edildi. Bunlar gemi ile Marsilya’ya gönderildiler.
  • Basın yasağı kondu; Troçki’nin resminin çekilmesi, kaldığı yerler hakkında bilgi verilmesi yasaklandı.
  • Troçki’nin korunmasına büyük bir ekip ayrıldı, polis kadrosu takviye edildi.
  • İngiltere, Troçki’ye Türkiye’nin sığınma hakkı vermiş olmasından hiç memnun olmadı.
  • İstanbul’a varınca Mustafa Kemal’e, kendi rızası ile gelmediğini, koruma istemediğini, ülkesinden en kısa sürede ayrılmak istediğini bildiren bir not gönderir.
  • İstanbul’da uzun süre Rus konsolosluğunda kalır. Sonra Tokatlıyan Oteli’ne geçer. Bir müddet sonra şehirde kendisini daha rahat hisseder ve İstanbul içinde gezilere çıkmaya başlar.
  • Nükseden sıtma hastalığı Fransız Hastanesi’nde tedavi edilir. Mide sancılarından sık sık şikayet eden Troçki, Türkiye’de, Fransa’da, Norveç’te, Meksika’da tedavi görmüştür.
  • Tokatlıyan Oteli’nden ayrıldıktan sonra Şişli’de Bomonti semtinde İzzetpaşa Konağı’na taşınmıştı. Daha sonra bu köşk yıkılarak yerine apartman yapılmış, günümüze ulaşmamıştır.
Troçki Büyükada’da özel dostluklar kurmuştur. Sivil polislerin bulduğu emniyetli Rum bir balıkçı olan Davulas Haralambos ile kayıkla denize açılır, levrekler ve ıstakozlar tutar. Troçki, Rusya ve Türkiye’de bulunan balık türleriyle ilgili akademik yayınlar yapar. Büyükada’da gövdesinde çekiç, kuyruğunda orak figürü olan balık türüne rastlar. Üzerinde çalışmaya başlar. Stalin’in de aynı Troçki gibi balıklarla ilgili araştırmaları vardır. Orak çekiç balığı ile ilgili araştırmayı Stalin tamamlar ve balığa Lenin’e ithafen Sebastes Lenini adını verir. Troçki, Sedef Adası’nın ıssız olduğunu öğrenince orada atış talimi yapmaya başlamıştı. İyi nişancıydı. Pantolonunun her iki cebinde de birer tabanca taşıyordu. Troçki’nin Meksika’da kaldığı evde Büyükada’dan da bir anı vardı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Troçki Büyükada’da özel dostluklar kurmuştur. Sivil polislerin bulduğu emniyetli Rum bir balıkçı olan Davulas Haralambos ile kayıkla denize açılır, levrekler ve ıstakozlar tutar.
Troçki, Rusya ve Türkiye’de bulunan balık türleriyle ilgili akademik yayınlar yapar. Büyükada’da gövdesinde çekiç, kuyruğunda orak figürü olan balık türüne rastlar. Üzerinde çalışmaya başlar. Stalin’in de aynı Troçki gibi balıklarla ilgili araştırmaları vardır. Orak çekiç balığı ile ilgili araştırmayı Stalin tamamlar ve balığa Lenin’e ithafen Sebastes Lenini adını verir.
Troçki, Sedef Adası’nın ıssız olduğunu öğrenince orada atış talimi yapmaya başlamıştı. İyi nişancıydı. Pantolonunun her iki cebinde de birer tabanca taşıyordu.
Troçki’nin Meksika’da kaldığı evde Büyükada’dan da bir anı vardı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 29 gün sonra birçok şeyi kolaylaştıracak yeni bir adres belirlendi. Troçki, Büyükada’da yine İzzet Paşa’ya ait Nizam Caddesi’ndeki yalıya taşındı. Köşkte çok pencere bulunmasından şikayetçi oldu, bazıları kapatıldı. Köşk, Büyükada’da 19. yüzyıl sonlarında Galata bankerlerinden biri olan İlyasko tarafından yaptırılmış; II. Abdülhamit tarafından yakınlarından biri olan, katibi Arap İzzet Paşa’ya 1908’de Meşrutiyet ilan edilince sürgün yeri olarak tahsis edilmiştir. Ortaçağ İtalyan saraylarını andıran, üç katlı, bahçeli, yarı ahşap, tavanlarının tamamı yağlıboya tablolarla kaplı bu köşk, 1978 yılında yıkılarak yerine aynı cephe düzeninde betonarme bir bina yapılmıştır. Ünlü Çinli Lider Lin Çe ve Fransız Komünist Partisi’nin 1924-25 yıllarındaki şefi Albert Treint de Troçki’yi burada ziyaret etmiştir.
  • Troçki’nin Büyükada’ya taşınması ile birlikte dünyanın dört bir yanından buraya akın başlamıştı.
  • Troçki, İstanbul’dan da Rusya’da sol muhalefetin ortadan kaldırılmasını önlemeye çalıştı. İstanbul’dan dünyanın dört bir tarafındaki Bolşeviklerle temas kurdu; dışardan gelen genç Bolşevikler eğitilerek Troçkist fikirleri yaymak için yurtlarına geri gönderildi. Yabancı ajanslardan gelen makale tekliflerini kabul ederek hem para kazandı hem de dünyada sesini duyurmaya devam etti. Troçkistlerden maddi yardım gördü.
  • 1929 yılında İngiltere’de seçimleri İşçi Partisi kazanınca Troçki tekrar vize başvurusu yaptı. Tedavi konusu da yine gündeme geldi. Churchill, Troçki’nin kabulünün aleyhinde, H. G. Wells ve Bernard Shaw ise lehinde uğraşanlar arasındaydı. Shaw, Mustafa Kemal Paşa’nın davranışı ile İşçi Partisi başbakanı Mac Donald’ın davranışı arasındaki tezadı belirtiyor ve “bir Türk hükümetinin bir İngiliz hükümetine verdiği liberalizm dersinin” kolay kolay unulacak bir hareket olmadığını belirtiyordu.
  • İzzetpaşa Köşkü, her biri birkaç lisan bilen Paris’ten, Berlin’den gelmiş katiplerle dolup taşıyordu. Köşkte, Troçki dahil herkes silahlıydı. Büyükada iskelesi devamlı kontrol altında tutuluyordu.
  • 1930’da Troçki Türkiye’ye geldiğinden beri ilk defa, kendisine karşı bir suikast hazırlandığına dair rapor alınmıştı. Prag’da mülteci Rusların İstanbul’a bir fedai göndererek Troçki’yi öldürme planları yaptıkları bilgisi gizli servise ulaşmıştı. Tedbirler alındı, bir vukuat olmadı. 30 yıl sonra ABD’de Stalin ajanı olarak tevkif edilen kişi, 1930-32 yıllarında İstanbul’da Stalin’in ajanı olarak Troçki’nin evinde casusluk yaptığını, onun hareketlerini rapor ettiğini itiraf edecekti.
  • 1930 yılının sonlarına doğru Troçki’nin ilk eşinden Sibirya’da doğmuş ikisi de verem olan kızlarından Nina’nın ölüm haberi geldi. Diğer kızı Zina ise iki çocuğundan birini alarak Büyükada’ya babasının yanına geldi. Stalin çocuklarından birini Rusya’da bırakmasını şart koşmuştu.
  • 1930 yılında sabık Afganistan Kralı Amanullah Han’ın Büyükada’ya geldiğine dair bilgiler de vardır.
  • Büyükada’da Troçki’nin yanında olan oğlu Lev Sedov, 1931 yılında göz ameliyatı geçireceğini öne sürerek vize alıp Almanya’ya gider, 1933 yılına kadar orada kalır, Hitler’in iktidara gelmesi üzerine Paris’e kaçar. 1938 yılında Paris’te ölür. Hastane raporuna göre, geçirdiği ameliyattan sonra yataktan kalkıp düşmüş, başını vurarak ölmüştür. 1958 yılında Lev Sedov’un Stalin’in ajanları tarafından öldürüldüğü itirafı yapılmıştır.

 

Çağdaş Sanata Varış 69 | Le Corbusier 1918 Pürizm

LE CORBUSİER
1887-1965

  • Modernizm’e ve Uluslararası Üslup’a yaptığı katkılarla tanınan Fransız asıllı İsviçreli mimar, şehir plancısı, ressam, heykeltraş, yazar, mobilya tasarımcısı.
  • Le Corbusier takma adını 1920 de kullanmaya başlamıştır.
  • Kalabalık şehirlerde yaşayan insanlar için daha iyi yaşam koşulları sağlamaya, toplu konut anlayışına yeni bir boyut getirmeye çalışmıştır.
  • Geleneksel, süslemeci mimarlık anlayışı yerine yalın ve işlevsel yapıları savunmuştur.
  • Sade Akdeniz evlerinden çok etkinlenmiştir.
  • Kübizm’in zamanla bezemeci bir nitelik kazandığını düşünen Amedee Ozenfant (1886-1966) ve Le Corbusier (1887-1965), 1918 yılında bir bildiri ile herkes tarafından anlaşılabilen, bu yüzden de insana sevinç ve huzur veren, küp, daire, üçgen gibi soyut rasyonel ve saf biçimlerin; evrensel ve durağan bir yaklaşımın çağın ruhunu yansıtabileceğini savunmuşlardır. Onlara göre bir sanat yapıtı rastlantısal, alışılmamış, izlenimci, inorganik, tepkici ve pitoresk olmamalıdır. Sanat genelleşmiş, statik ve değişmezliğin bir ifadesi olmalıdır. Aynı zamanda bir düşünce ve duygu biçimi olduğunu öne sürdükleri yaklaşımlarına Pürizm adını verdiler. Yaklaşımları, Platonik idi. Platon da güzelliği küp, küre, üçgen, daire gibi soyut rasyonel biçimlerde bulmuştu. 20. yüzyılın ilk yarısında Almanya’da, algı konusuna yoğunlaşan Gestalt psikolojisi de saf biçimlerdeki iç kuvvetlerin iyi bir denge durumu yaratmadaki üstünlüklerinden dolayı kullanılmalarının yaygın olduğunu açıklar.
  • Ozenfant ve Le Corbusier  biçimin işleve uyarlanması gereğini vurgulamış; duygu ve dışavurumun kompozisyondan bütünüyle ayıklanmasını savunmuşlardır.
  • Le Corbusier, 1911′deki İstanbul gezisinde küre, prizma gibi temel geometrik biçimlerin oluşturduğu cami kütlelerinin pürist kompozisyonundan da oldukça etkilenmiştir.
  • Terim Türkçeye Arıtmacılık olarak çevrilmiştir.
  • Biçimci bir yaklaşım olan Pürizm, yalınlığın yoksulluk olmadığını, tersine belli bir arınmışlığı ifade ettiğini savunmuştur.
  • Sanat yapıtını minimuma indirgenmiş sayıda öğe kullanarak oluşturma, her tür ayrıntı zenginliği ile renk, teknik ve malzeme çeşitliliğini yadsıyan Pürizm, hedeflediği amaçlarla Uluslararası Üslup’un temelini oluşturmuştur.
  • 1925′te Paris’teki uluslararası bir dekoratif sanatlar sergisinde Le Corbusier’nin, “yaşayan hücre” olarak nitelediği ilk ev modeli yer almıştır. Hücre adını verdiği birimler bir araya getirildiğinde bir blok oluşturuyordu.
Le Corbusier’in Pürist tarzdaki bloklarından biri Marsilya'da 1946-1952 yılları arasında yapılan Unite d'Habitation'dur (Yerleşim Birimi). 1.800 kişiyi barındıracak 18 katlı bu yapının içinde apartman dairelerinin yanı sıra, anaokulu, tiyatro, alışveriş merkezi, spor salonu gibi ortaklaşa kullanılacak hizmet birimleri bulunuyordu.

Le Corbusier’in Pürist tarzdaki bloklarından biri Marsilya’da 1946-1952 yılları arasında yapılan Unite d’Habitation’dur (Yerleşim Birimi). 1.800 kişiyi barındıracak 18 katlı bu yapının içinde apartman dairelerinin yanı sıra, anaokulu, tiyatro, alışveriş merkezi, spor salonu gibi ortaklaşa kullanılacak hizmet birimleri bulunuyordu.

Le Corbusier’nin Villa Savoye (1931) adlı eseri Pürist tarzın bir uygulamasıdır ve Uluslararası Stil’e ve erken modern mimariye bir örnektir. Daha iyi yaşamaya yönelik “Yaşama amaçlı makineler”den biridir. Betonarme, cam ve çelik kullanılarak yapılmıştır. Le Corbusier, Villa Savoye’da binanın kütlesini gizlemeyi amaçlamış, zeminde sütunlarla desteklenen bölüm, bahçeyi iç mekanla bütünleştirecek şekilde tasarlanmıştır. Le Corbusier otomobiller gibi üretim bandında imal edilen evler hayal etmiştir.

Le Corbusier’nin Villa Savoye (1931) adlı eseri Pürist tarzın bir uygulamasıdır ve Uluslararası Stil’e ve erken modern mimariye bir örnektir. Daha iyi yaşamaya yönelik “Yaşama amaçlı makineler”den biridir. Betonarme, cam ve çelik kullanılarak yapılmıştır. Le Corbusier, Villa Savoye’da binanın kütlesini gizlemeyi amaçlamış, zeminde sütunlarla desteklenen bölüm, bahçeyi iç mekanla bütünleştirecek şekilde tasarlanmıştır. Le Corbusier otomobiller gibi üretim bandında imal edilen evler hayal etmiştir.

  • Yapıtlarından bazıları Unite d’Habitation (Fransa/Marsilya), İsviçre Öğrenci Yurdu (Fransa/Paris), Notre Dame-du-Haut Kilisesi (Fransa/Ronchamp), Carpenter Görsel Sanatlar Merkezi (ABD), Villa Savoye (Fransa), Batı Sanatları Ulusal Müzesi’ndedir (Japonya/Tokyo).
  • Zaman içinde  kendini beğenmiş bir kişi ve ‘ruhsuz yekpare dikmeler’ yapan bir mimar olarak eleştirilmiştir. Frank Lloyd Wright, Modern mimariyi,  genel olarak,“tahta göğüslü” diye adlandırıyordu.
1940’ların sonlarından itibaren Le Corbusier, Pürist  üslubundan ayrılıp,  tepeye doğru kıvrılan betondan çatısı ve siloyu andıran kulesiyle Fransa, Ronchamp’taki Haç Şapeli’ni (Notre Dame-du-Haut )(1950-54) inşa etti.  Fotoğraf: www.mimdap.org

1940’ların sonlarından itibaren Le Corbusier, Pürist üslubundan ayrılıp, tepeye doğru kıvrılan betondan çatısı ve siloyu andıran kulesiyle Fransa, Ronchamp’taki Haç Şapeli’ni (Notre Dame-du-Haut )(1950-54) inşa etti.
Fotoğraf: www.mimdap.org

İşlevsel ve sade ev eşyası tasarımı da yapan Le Corbusier, bazı mobilyalarının yapımında çelik borular kullandı.

İşlevsel ve sade ev eşyası tasarımı da yapan Le Corbusier, bazı mobilyalarının yapımında çelik borular kullandı.

  • Mobilyada “İşlevsellik” kavramı 1900’lere uzanıyordu. Alman mimar Richard Riemerschmid  (1868-1957) hafif, sade, pratik iskemleler tasarlamıştı.
Riemerschmid Stuhl 1898

Riemerschmid Stuhl 1898

  • Modern sanatın ana eğilimlerini barındıran en eski mobilyanın 1919 yılında Hollandalı De Stijl grubundan Gerrit Thomas Rietveld tarafından tasarlandığı kabul ediliyor. Rietveld, Mondrian’ın tablolarındaki soyut geometrik formlardan ödün vermeden, aynı ilkeleri uygulamalı sanatlara adapte etmişti.