Etiket arşivi: Marine Le Pen

Popülizm 5

  • Popülistler, siyasal-sosyal bir basitleştirme olarak homojen halk ve yoz elitler ayrımı yaparlar.
  • Popülistlere göre yapılması gerekenler açıktır; değerler ve deneysel kanıtlar ile uğraşılması gereksizdir.
  • İktidara geldiklerinde bağlayıcı bir vekaletname aldıklarını düşünürler. Bu vekaletin detayları, onların yorumlarına dayanır. Bu tutum, demokratik hesap verebilirliği zayıflatır. Her zaman halka dönüp “Yetkiyi bize siz verdiniz, biz sizin istediğinizi yaptık, bizim hatamız değil,” diyebilirler. Oysa demokratik anayasalar siyasetçilerin rolünü bağlayıcı vekalet ile değil, özgür vekalet ile tanımlar. Çünkü özgür vekalette hesap vererek yetkilerini nasıl kullandıklarını meşrulaştırma yükümlülüğü vardır.
  • Komplo teorileri de popülizm mantığından türerler.
  • Pek çok popülist, galip geldikten sonra da mağduru oynamaya devam eder.
  • Popülizm sadece temsili demokrasilerde olur.
  • Popülizmi savunan siyasetçilerin fiiliyatta temsili demokrasiye karşı olduklarını, siyasal katılımdan kaçındıklarını, partiler, parlamento vb. siyasal temsil araçlarını pek ciddiye almadıkları savunulur.
Fotoğraf: Al Jazeera Türk on Twitter

Fotoğraf: Al Jazeera Türk on Twitter

  • Popülist lider her bireyle bağı olduğu hissini vermeyi ister; aracıları (medyayı, parti örgütünü) aradan kaldırmayı arzular. Popülist partilerde neredeyse tüm kademelerin lidere bağlı olması bu yüzdendir. Chavez’in seçim kampanyalarında kullandığı “Chavez Halktır”, “Sen de Bir Chavezsin” gibi sloganların arkasında yatan budur. Twitter bir anlamda lidere medyayı aradan kaldırıp doğrudan ulaşmanın bir aracıdır. Chavez, Alo Başkan adlı TV şovunda savunma bakanına canlı yayında, on tank taburunu Kolombiya sınırına yollamasını söylemişti. Günümüzde de benzer medya kullanımları yapılmaktadır (Macaristan’da radyoda Victor Orban, Ekvador’da Rafael Correa, Bolivya’da Evo Morales vb.).
  • Demokrasinin önceden övülen ara kurumları, doğrudan demokrasi uğruna ortadan kalkar. Popülistler referandum gibi doğrudan demokrasi yollarını da tercih ederler. Ortak iyi tek ise, onu temsil etmenin tek bir yolu varsa partide itirazlar hoş görülmeyecektir. Bu yüzden lider bizzat her şeyi ve herkesi kontrol eder. Parti, tek üyesi olduğunu düşündürten bir kuruma döner. Geert Wilders her cumartesi Özgürlük Partisi’nin meclis üyelerini kendilerini nasıl ifade edecekleri ve yasal işleri nasıl yürütecekleri konusunda aydınlatır. Onunla sürtüşecek cesareti olanları partiden atar.
  • Popülist partiler bir klan gibi örgütlenir. Fransa’da Milli Cephe’yi Jean-Marie Le Pen kurmuş, yerine kızı Marine Le Pen geçmiştir. Marine ise şimdi yeğeni Marion’u yerine hazırlamaktadır.
  • Popülist lider yönetmeyi sürekli seferberlik olarak görür.

 

 

Popülizm 4

  • Batı Avrupa’da totalitarizmin doruk noktası olan 1930’lar ve 1940’ların ürünü Nasyonal Sosyalizm ve İtalyan Faşizmi yalnızca popülist değil, aynı zamanda ırkçılığı, şiddetin yüceltilmesini ve radikal lider ilkesini de barındıran kurumlar olmuşlardır. Hitler’i ve 1940 yılında Fransa’da Vichy hükumetinin lideri Mareşal Petain’i iktidara getiren halkı temsil eden meşru meclisler olduğu için savaş sonrasında kontrol ve denge mekanizmaları güçlendirilmiş, anayasa mahkemesi gibi seçmene karşı sorumlu olmayan kurumlar, demokrasinin korunmasından sorumlu kılınmıştır. Bu şekilde güçlendirilmiş olan demokrasi, diktatörlükleri yıkıp, liberal demokrasiye geçen hemen her ülkede benimsenmiştir: 1970’lerde İber Yarımadası’nda, sonra Orta Avrupa’da ve en son Doğu Avrupa’da olduğu gibi.
  •  Refah devletinin küçülmesi, alınan göçler ve ekonomik kriz sonucu Avrupa, 1970’lerin ortalarından başlayarak popülist aktörler karşısında savunmasız kaldı. Bir görüşe göre Avrupa’da faşizm ve popülist siyasetler etnik köklere ya da kültüre bağlılıktan değil, işini, aşını, güvenliğini kaybetme telaşından güçleniyordu. Yükselen popülist liderler, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, radikal dincilik, küreselleşme karşıtlığı gibi ilkel akımların popülerleşmesi toplumsal gerilemenin göstergeleriydi. Siyasal hareketlerin ağırlık noktası milli aidiyet boyutuna, güvenlik vaadine ve geçmiş zamanların parıltısının yeniden teminine kayıyordu.
Fotoğraf: Özgür Üniversite

Fotoğraf: Özgür Üniversite

  • Popülizmin beslendiği en güçlü damar anti-küreselleşmecilik ve milliyetçilik düşünceleriydi. Trump “Önce Amerika” gibi popülist sloganlar üretirken, ülkenin temellerini yerinden oynatabilecek bazı politikaları da uygulamaya koyuyor. ABD Başkanı için güvenlik meselesi, popülizmi en ileri noktalara kadar götürebileceği bir araç.
  • Batı dünyasında sağda yeni partiler ve popülist liderler yükseliyor. Popülist söylemlerin ve sağ hareketlerin yükselişi anti-İslam, anti-terörist, anti-yabancı, anti-göçmen duyguların üzerine inşa ediliyor.
  • Demokrasi geçmişi çok eski olan ülkelerde bile antidemokratik bazı uygulamalara kapı açan popülizmin toplumda giderek daha fazla karşılık bulduğu görülüyor. Fransa’da Jean-Marie Le Pen yıllarca anti-semitik ve aşırı sağı savunan söylemleri ile marjinal bir hareket olarak kalmıştı. Kızı Marine Le Pen, 2011’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalan iki adaydan biri olmuş, 2017 başkanlık seçimlerinde ikinci turda seçimi kaybetmiş ama oyların da %35’ini toplamıştı.
  • Popülizm her zaman milliyetçiliğin veya etnik şovenizmin bir formu değildir.

 

Popülizm 3

Fotoğraf: DMY Felsefe

Fotoğraf: DMY Felsefe

  • Popülist siyaset ahlaklı ve ahlaksız, saygın ve yozlaşmış, önem taşıyan halk ile bir önemi olmayanlar arasında ayrımlar yapmaya izin veren bir kritere dayanır.
  • Teknokratlar ve popülistler tek bir siyasal çözüm olduğuna ve tek bir gerçek halk iradesi olduğuna inanırlar.
  • Popülistlerin, meylettikleri büyük dışlama konusunda kimse onlara yetki vermiş değildir. Seçimlerde alınan %51 oy oranı da bu yetkinin kaynağı olamaz.
  • Halkın sadece gerçek halk olan bölümü desteklenmeyi ve iyi idareyi hak ettiği için kitlesel kayırmacılık ya da başka bir deyişle ayrıcalıklı hukuk gündeme gelir. Tarafsız olması gereken bürokratik pozisyonlara kendi taraftarları atanır (Macaristan’da Victor Orban); var olan mahkemelerin prosedürleri değiştirilir, yeni hakimler atanır ( Polonya’da Jaroslaw Kaczynski). Pek çok parti taraftarlarını ödüllendirir. Popülistlere mahsus olan, bu tür pratikleri açıktan ve ahlaki bir meşrulaştırma ile sürdürmeleridir. Bunlar, devlet tarafından desteklenmeyi hak edenlere yapılmaktadır.
  • Yolsuzlukla ilgili çıkan haberler, popülist liderlerin itibarına zarar vermez. Avusturyalı Jörg Haider ve İtalyan Kuzey Ligi yolsuzluğa bulaştılar ama her ikisi de büyümeye devam ediyor.
  • Finlandiya’da Gerçek Finler Partisi, gerçek Finlandiyalıların tek temsilcisi olduğunu iddia eder. İtalya’da Beppe Grillo, diğer tüm adaylar yozlaşmış ve ahlaksız olduğundan parlamentodaki koltuklarının tamamını hak ettiğini öne sürer.
  • Popülist lider seçimle iş başına geldiğinde demokrasinin sınırlarını kendisi belirler.
  • Popülistler her zaman, adına konuştukları homojen halkın inşasıyla meşguldürler.
  • Popülistler, rakiplerinin birbirine benzediğini söylemekten çok hoşlanırlar.
  • Demokratik aktivistler asla halk sadece ve yalnızca biziz demezler, biz de halkın bir parçasıyız derler.
  • Neoliberalizmi eleştirmek, popülist olmak demek değildir.
  • Rusya Devlet Başkanı Putin dünyadaki bütün popülist liderlerin idolü haline gelmiştir. Bu liderler Marine Le Pen gibi sağdan ya da Alexis Chipras gibi soldan gelebilir.

 

Popülizm 1

Fotoğraf: Politik Yol Haber Sitesi

Fotoğraf: Politik Yol Haber Sitesi

  • Kendilerine ilk popülist diyenler, ABD’de siyaset yapmak isteyen köylülerdi. 1892 yılında, destekçilerine başlarda Pops, sonradan popülist denilen Halk Partisi kuruldu. Bu etiketin aşağılayıcı olması hedeflenmişti. Ancak bu tanımlama sonradan bir karşı hamle ile kabul edilerek benimsendi. 1890’ların ortalarından sonra bazı Popülistler, Sosyalist Parti’ye katıldı. Popülizmin içeriği sosyalist doktrinden de gelebilir.
  • 1950’lerin ve 1960’ların siyasal ve sosyal kuramcıları Popülistleri öfke ve hınçla hareket eden, komplo teorilerine yatkın ve özellikle ırkçılık konusunda sabıkalı olarak tanımladılar.
  • Bazen düzen karşıtlığı ile eşanlamlı kullanılan, bazen belirli ruh halleri ile ilişkilendirilen, demokrasinin hakiki sesi olarak da tanımlanabilen, seçkinlere dair eleştirel tutum takınmanın gerekli ama yeterli olmadığı bir hal, yozlaşmış bir demokrasi biçimi gibi pek çok olgu için kullanılan ama ortak bir tanım üzerinde uzlaşılamayan, alkışlanan ya da eleştirilen, Jakobenlerin mirasçısı sayılan, yazılı bir doktrini olmayan bir siyasal durumdur popülizm.
  • Oryantalist yaklaşıma göre Doğu, Avrupa’nın karşıt kimliği olarak konumlandırılmıştı. Çok eski bir geçmişi olan felsefi geleneğin popülist kisveye bürünmüş hali, zaman içinde bir politik tavra dönüşmüştü.
  • Marine Le Pen, Geert Wilders, Donald Trump, Rafael Correa, Hugo Chavez, Evo Morales, Juan Peron ve 2008 finansal kriz sonrası ortaya çıkan Çay Partisi ve Wall Street’i İşgal Et gibi yeni siyasal hareketler popülist olarak adlandırılırken ana akım siyasete karşı oldukları vurgulanmak istenmiştir.
  • Popülistlerin yaptıkları önermelerin uzun vadeli sonuçlarını ihmal ettiği düşünülür. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro enflasyon ile mücadeleyi asker zoruyla fiyatları düşürterek yapması; Fransız Milli Cephe Partisi’nin afişlerinde “İki milyon işsiz, iki milyon daha fazla göçmen demektir” sloganını kullanması bu duruma örnek verilebilir.
  • Popülistler sadece ve sadece kendilerinin halkı temsil ettiğini iddia ederler.
  • Ne olduğuna dair derin anlaşmazlıkların olduğu durumlarda bile tek bir görüş olduğunu farz ederler.
  • Siyasi rakiplerini ahlaksız ve yozlaşmış elitler olarak tasvir ederler.
  • İktidara geldiklerinde hiçbir muhalefet onların gözünde meşru değildir. Siyasi rakiplerine halkın düşmanları gibi davranırlar.
  • Popülist siyasetçiler seçimlerde kaybederlerse nedeni çoğunluğun henüz sessizliğini bozmamış olmasıdır.