Etiket arşivi: Lucio Fontana

Çağdaş Sanata Varış 313|Çağdaş Dönemde Sergileme 8

1998’de açılan Helsinki Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi, Sydney Opera Binası ile Bilbao Guggenheim Müzesi karışımı bir bina. Binanın kendisi, ana sergi konusu. Kiasma, yeni müze ve sergileme konseptlerine göre tasarlanmış fikir alışverişlerinin olduğu, sanat ve kültürün sürekli olarak yeniden tanımlanmasına olanak veren bir açık forumdur. Kiasma, herkesin buluşabildiği, ulaşabildiği, tartışabildiği ve eğlendiği bir müze olarak tasarlandı. Müzenin programları geleneksel koleksiyon ve sergi aktiviteleriyle sınırlı değildir; halka açık çeşitli aktiviteler sık sık müze programında yer almaktadır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1998’de açılan Helsinki Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi, Sydney Opera Binası ile Bilbao Guggenheim Müzesi karışımı bir bina. Binanın kendisi, ana sergi konusu.
Kiasma, yeni müze ve sergileme konseptlerine göre tasarlanmış fikir alışverişlerinin olduğu, sanat ve kültürün sürekli olarak yeniden tanımlanmasına olanak veren bir açık forumdur. Kiasma, herkesin buluşabildiği, ulaşabildiği, tartışabildiği ve eğlendiği bir müze olarak tasarlandı. Müzenin programları geleneksel koleksiyon ve sergi aktiviteleriyle sınırlı değildir; halka açık çeşitli aktiviteler sık sık müze programında yer almaktadır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çağdaş müzecilik eğitme ve öğretme esasına da dayanan dinamik, etkileşimci ve katılımcı bir bakış açısı taşıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çağdaş müzecilik eğitme ve öğretme esasına da dayanan dinamik, etkileşimci ve katılımcı bir bakış açısı taşıyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bienallerin, sergilerin önce kavramsal çerçevesi oluşturuluyor.
  • İlginç müzeler açılıyor. Hollanda’nın Oegstgeest şehrindeki Corpus Müzesi gibi. Müzenin içi dev bir insan vücudu şeklinde. Burada, insan vücudunun her ayrıntısı dev boyutlarda gösteriliyor. Hindistan’daki Tuvalet Müzesi, insanın tuvalet ve hijyen tarihini sergiliyor. Malta’da balmumu mankenler üzerinde işkence yöntemlerinin gösterildiği bir müze var. Nevşehir’in Avanos ilçesindeki Saç Müzesi de ilginç bir şekilde oluşturulmuş: Bölgeyi ziyaret eden bin kadın turistten toplanan saç örnekleri burada sergileniyor.
  • Çok yönlü ve etkili öğrenme ortamları olan müzelerin eğitimin bir parçası haline getirilmesi, müzelerin eğitim hayatı içinde daha aktif rol alması hedefleniyor. Toplumu alışık olduğu bir düzlemde, ilgi çekici sanatsal uygulamalarla karşılaştırmayı hedefleyen projeler üretiliyor. 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde üç ilçede biri 4-7 yaş grubu, diğeri 7-11 yaş grubunu hedef alan, çocuklara eğlence kavramını ön planda tutarak sanatın ulaşılabilirliğini kanıtlamayı amaçlayan atölye çalışmaları düzenlenmiştir.

 

Uzamsal Kavram (tablo, 1960) ve Uzamsal Kavram Doğa (bronz), Lucio Fontana, 1959-60. Sabancı Müzesi, Zero Sergisi, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Uzamsal Kavram (tablo, 1960) ve Uzamsal Kavram Doğa (bronz), Lucio Fontana, 1959-60.
Sabancı Müzesi, Zero Sergisi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Zero sergisi sırasında, S. Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nde, Çanga’da serginin konseptine uygun menü ve tabak düzenlemesi yapılmıştı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Zero sergisi sırasında, S. Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nde, Çanga’da serginin konseptine uygun menü ve tabak düzenlemesi yapılmıştı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Eserin sergileneceği alana özgü eser üretimi de bir başka uygulamadır. Laura Owens’tan (1970-) bir örnek verecek olursak, eserin asılacağı galerinin duvar Michigan Gölü’ne bakan bir pencereyle karşı karşıyadır. Owens, dışarıdaki gölle ilişki kuran bir resim üretmiştir.

 

 

ABD – Avrupa Karşıtlığı

  •  Amerika bir neo-Avrupa ülkesidir.
  • Amerika’nın masumiyeti – Avrupa’nın sofistike alışkanlıkları,
  • Amerikan pragmatizmi – Avrupa’nın meseleleri entelektüelize etme eğilimi,
  • Amerikan enerjisi – Avrupa’nın dünyayla uğraşmaktan bıkkınlığı,
  • Amerikan naifliği – Avrupa sinisizmi,
  • Amerikan iyi kalpliliği – Avrupa’nın habisliği,
  • Amerikan ahlakçılığı – Avrupa’nın uzlaşma sanatındaki ustalığı,
  • Amerika gözünü ticaret bürümüş bir barbar – Avrupa yüksek kültürle özdeş,
  • Amerika idealizmden, açıklıktan, demokrasiden yana – Avrupa gücü kuvveti tükenmiş, züppece bir zarafetin büyüsüne kapılmış bir kıtadır.
Lucio Fontana, Sabancı Müzesi, Zero Sergisi, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Lucio Fontana, Sabancı Müzesi, Zero Sergisi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bütün modern savaşlar, her bir tarafın kendine üstün bir konum atfedip, diğerini barbar diye nitelediği bir medeniyetler çatışması, kültür savaşlarıdır. Düşman değişmez biçimde “bizim hayat tarzımız”a bir tehdittir. Avrupa ile Amerika arasındaki uzlaşmazlığın altında aynı aşağılama mantığının daha ılımlı bir versiyonu yatar.
  • ABD, “eski”den çok “yeni”ye kıymet biçen bir muhafazakar düşünce biçimi geliştirmiştir.
  • ABD ile çoğu Avrupa ülkesi arasındaki herhalde en büyük farklılık, ABD’de dinin toplumda ve gündelik hayatta hala merkezi bir rol oynamasında yatar. Ancak bu, Amerikan tarzı bir dindir; dinin kendisinden ziyade bir din fikrinden söz etmek daha doğru olur. ABD bir din toplumudur, ama herhangi bir dine mensup olduğunuz sürece bunun hangi din olduğuna da önem verilmeyen türde bir din toplumudur. Dinlerin hepsi de benzer şeyler vazetmektedirler. Bunların hepsi de tüketim kapitalizminin devamlılığını sağlayan erdemlerdir. Dindar olmak fiili bir durum olarak saygınlık getirmektedir.

 

Yukarıda özetleyerek  yer verdiğimiz bu tez ve antitezler Susan Sontag tarafından Edebiyat Özgürlüğün Ta Kendisidir adlı makale/konuşma metni için derlenmiştir.

Kaynak: Başkalarının Acısına Bakmak, Susan Sontag, Agora Kitaplığı, 2004.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 187| Sanatta Zaman Kavramı Süreç Sanatı

  • Fluxus akımını anlatırken bahsettiğimiz performans sanatçısı, heykeltıraş, yerleştirme sanatçısı, sanat kuramcısı, grafiker ve sanat pedagogu Alman Joseph Beuys (1921-1986), Süreç Sanatı’nın da öncülerindendir. Birçok yapıtında kullandığı malzemeler üzerinde kimyasal reaksiyonlar, renk değişimleri, çürüme, kuruma gibi çeşitli fiziksel süreçler ile “süreçselliği” simgelemiştir.
  • Terim, 1960-70 yıllarında, kömür, iç yağı, çelik, keçe, ot, süt ve çok çeşitli malzeme ile gerçekleştirilmiş, öncelikle yapım sürecini ve yapıtın oluşumu sırasında geçen evreleri göstermeye yönelik çalışmaları tanımlar.
  • Örneklerde çoğu kez malzemenin organik, canlı yönü vurgulanır, süreç görselleştirmek istenir.
  • Kavramsal Sanat ile Süreç Sanatı arasındaki sınır çok yakındır, bazen tümüyle ortadan kalkar.
Today Series, On Kawara (1933-2014), 1966 – 2014. Sanatçı günün tarihini rakamlarla betimleyen bir tuval yaparak zamanı görselleştirmiş, geleneksel bir aracı zamanın nesnelleştirmek için kullanmıştır. Fotoğraf:www.phaidon.com

Today Series, On Kawara (1933-2014), 1966 – 2014.
Sanatçı günün tarihini rakamlarla betimleyen bir tuval yaparak zamanı görselleştirmiş, geleneksel bir aracı zamanın nesnelleştirmek için kullanmıştır.
Fotoğraf:www.phaidon.com

Duration Pieces No. 5, Douglas Huebler (1924-1997), 1969. ABD’li sanatçı hazırladığı bu seride zamanı etkin bir öge olarak kullanmıştır. Serinin yukarıda resmi bulunan parçası, New York, Central Park’ta çekilmiş. Huebler, parkta yürürken on dakikada on siyah-beyaz kare çekmiş. Deklanşöre basışını, bir kuş öttüğü veya bir ses duyduğu anda yapmış ve sesin geldiği yöne objektifi çevirmiş. Sanatçı bir başka eserinde bir paketi postaya vermiş ve paketin gideceği uzun yolu harita üzerinde işaretlemiş. Bu çalışma aynı zamanda Mail Art, Posta Sanatı kapsamında da değerlendirilebilir. Zaten pek çok kavramsal sanatçı çeşitli sanatsal eğilimlerin sunduğu olanaklardan yararlanmıştır. Fotoğraf:www.museumofnewmexico.org

Duration Pieces No. 5, Douglas Huebler (1924-1997), 1969.
ABD’li sanatçı hazırladığı bu seride zamanı etkin bir öge olarak kullanmıştır. Serinin yukarıda resmi bulunan parçası, New York, Central Park’ta çekilmiş. Huebler, parkta yürürken on dakikada on siyah-beyaz kare çekmiş. Deklanşöre basışını, bir kuş öttüğü veya bir ses duyduğu anda yapmış ve sesin geldiği yöne objektifi çevirmiş.
Sanatçı bir başka eserinde bir paketi postaya vermiş ve paketin gideceği uzun yolu harita üzerinde işaretlemiş. Bu çalışma aynı zamanda Mail Art, Posta Sanatı kapsamında da değerlendirilebilir. Zaten pek çok kavramsal sanatçı çeşitli sanatsal eğilimlerin sunduğu olanaklardan yararlanmıştır.
Fotoğraf:www.museumofnewmexico.org

“Eski resim formüllerini, geleneksel sanat görüşünü arkamda bırakmak için tuvalde bir delik açıyorum ve hem sembolik anlamda hem de somut olarak, durağan yüzeyin zindanından kaçıyorum” diyen Lucio Fontana (1899-1968) ile Belçikalı sanatçı Jef Verheyen (1932-1984), 1962 yılında tuhaf bir mekanda bulunuyorlar. Fontana elindeki aletle Verheyen’in tuvalinin üstüne delikler açıyor. İşini yaklaşık 10 saniyede bitiriyor. Bu bir sanat eserinin yapılış, meydana geliş sürecini gösteriyor. Sanatçıya göre iş, tuvalde kalan izler değil, tuvale bu izlerin yapıldığı süreç. Fotoğraf:news.artnet.com

“Eski resim formüllerini, geleneksel sanat görüşünü arkamda bırakmak için tuvalde bir delik açıyorum ve hem sembolik anlamda hem de somut olarak, durağan yüzeyin zindanından kaçıyorum” diyen Lucio Fontana (1899-1968) ile Belçikalı sanatçı Jef Verheyen (1932-1984), 1962 yılında tuhaf bir mekanda bulunuyorlar. Fontana elindeki aletle Verheyen’in tuvalinin üstüne delikler açıyor. İşini yaklaşık 10 saniyede bitiriyor. Bu bir sanat eserinin yapılış, meydana geliş sürecini gösteriyor. Sanatçıya göre iş, tuvalde kalan izler değil, tuvale bu izlerin yapıldığı süreç.
Fotoğraf:news.artnet.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 176| Zero

  • Zero, İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’da ortaya çıkan ve sanatı Modernist resmin ve heykelin sarmalından, bu durağanlıktan kurtaran bir akım.
  • Savaşta yenilmiş olan Almanya’nın, sanat alanında başka ülkeleri etkilemeye başlaması 1960’ların sonunda Zero ve Fluxus akımları ile oldu.
  • Zerocular maddeyi, ışığı, hareketi, nesneyi, rengi baştan değerlendiriyorlar. Malzemeyi deliyorlar, yakıyorlar, parçalıyorlar; defileler, partiler düzenliyorlar, bir arada uyuyorlar, üretiyorlar.
  •  İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyanın yaşadığı maddi ve manevi yıkıma karşı geleneksel sanat anlayışını sıfırlayarak aydınlık, ışık ve şeffaflık dolu yepyeni bir dünya vaadi ile yola çıkıyorlar. İletişim kurma ve daha iyi bir dünya yaratma ihtiyacı içindeler.
  • Zero, yani başlangıç noktasındalar. Akımın adını koyarken roketlerin geri sayımından etkilenmişler.
  • Zero/Sıfır:  Adlarını “Sıfır sessizliktir, başlangıçtır, yuvarlaktır, devingenliktir, Ay’dır, Güneş’tir, beyazdır. Çöl ve gök kubbe sıfırdır” diye tarif etmişler.
  • Bu Sıfır yaklaşımını, boş levha (tabular asa) gibi beyaz yapıtlara; ay ışığını çağrıştıran ferah ve aydınlık, ışıklı çalışmaları; dinamik, devinimli, titreşimli eserlere dönüştürmüşler.
  • Zaman, boşluk, renk, hareket akımın ana temaları. Zero, özellikle ışık ve mekana odaklanan yapıtları kapsadı.
Kara Işık Bale Tamburu, Otto Piene, 1967. Ahşap, metal, cam, motor, elektrik ışığı. Sabancı Müzesi, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kara Işık Bale Tamburu, Otto Piene, 1967.
Ahşap, metal, cam, motor, elektrik ışığı.
Sabancı Müzesi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Zero, bir avangard tavırlar çokluğudur.
  • Ressamca olandan kendilerini kurtarmak adına gündelik olandan, yaşamdan yana saf tuttular, Duchamp’tan yadigar hazır yapım seri üretim nesnelerine başvurdular.
  • Sergi mekanlarını bildik koordinatlarından uzaklaştırmak, izleyiciyi de işin içine katmak, kalıcı olmayacak, şaşırtıcı yapıtlar üretmek, deneyimin kendisini sanat konusu, nesnesi yapmaya yönelik bir yaklaşıma sahiptiler.
Dokuz Sütun Üzerindeki Gökyüzü, Heinz Mack, 2012-2014. Karma malzemeden yapı üzerinde 850.000 mozaik taşı, 24 karat altın varak, çelik platform. Sabancı Müzesi, 2015. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

Dokuz Sütun Üzerindeki Gökyüzü, Heinz Mack, 2012-2014.
Karma malzemeden yapı üzerinde 850.000 mozaik taşı, 24 karat altın varak, çelik platform.
Sabancı Müzesi, 2015.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

  • 1957-1966 arasında yükselen ve daha sonraki akımları etkileyen Zero’nun ve benzeri teknolojik işlemli ve malzemeli yapıt üretiminin başlıca oluşum nedeni,  Informel ve Taşizm gibi, savaşın acılarını sağaltmayı amaçlayan duygusal ve içe dönük soyutlamaların siyasal, ekonomik, bilimsel ve teknolojik gelişmelere artık yanıt veremeyeceğini düşünmeleridir.
  • Teknoloji, İzlenimcilik akımından başlayarak, fotoğrafın yaygınlaşması, yeni boyaların üretilmesi vb sanat üretimine her aşamada etki etmiştir.
  • Akımın kurucuları Heinz Mack (1931-) ve Otto Piene (1928-2014). Günther Uecker (1930-) ise 1961 yılında aralarına katılıyor. Akımın diğer önemli isimleri Yves Klein (1928-1962), Piero Manzoni (1933-1963), Lucio Fontana (1899-1968), Armando (1929-), Daniel Spoerri (1930-), Jean Tinguely (1925-1991), Hans Haacke (1936-) .
  • Zerocular, Beuys’un aksine, kendilerini yaşarken mitleştirmeye çalışmadılar.
Sandalye, Komodin, Yan Sehpa, New Yorklu Dansçı, Günther Uecker, 1963-1967. Sanatçının 1972 yılında yaptığı açıklama: “Artık elimde gerçek mekanın içine giren - tuval ile görünür hale gelen yanılsama mekanının değil - bir malzeme vardı. İçinde yaşadığımız mekanın içine giren, o mekanda bulunan gerçekliğin ışık ve gölgeler aracılığıyla kendini ifadesini sağlayan işte bu malzemeyi, çiviyi, ben daha da geliştirmeye çalıştım.” Sabancı Müzesi, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sandalye, Komodin, Yan Sehpa, New Yorklu Dansçı, Günther Uecker, 1963-1967.
Sanatçının 1972 yılında yaptığı açıklama: “Artık elimde gerçek mekanın içine giren – tuval ile görünür hale gelen yanılsama mekanının değil – bir malzeme vardı. İçinde yaşadığımız mekanın içine giren, o mekanda bulunan gerçekliğin ışık ve gölgeler aracılığıyla kendini ifadesini sağlayan işte bu malzemeyi, çiviyi, ben daha da geliştirmeye çalıştım.”
Sabancı Müzesi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Sanatı kökten değiştirmeye çalışan benzer eğilimler Hollanda’da NUL (Armando, Herman de Vries), Fransa’da Yeni Gerçekçilik (Arman, Yves Klein, Daniel Spoerri), İtalya’da Azimuth (Piero Manzoni, Enrico Castellani), Japonya’da Gutai Grubu olarak ortaya çıktı.
  • Zero akımı bitmiş değil. Ne amaçları bakımından ne de sergileri itibariyle. 2014 yılında New York’ta Guggenheim Müzesi’nde, sonra Berlin Martin-Gropius-Bau galerilerinde, 2015 yılında Amsterdam Stedelijk Müzesi’nde ve tabii Sabancı Müzesi’nde sergileri yapılmaya devam ediyor.
  • Zero’nun siyasal, kültürel bir manifestosu yoktu ancak topluma öngörü, umut ve yaratıcılık öneriyordu; esnekti, yeniliklere ve değişimlere açıktı, disiplinler arası etkileşim ve farklı akımlarla işbirliğine girme olanağı veriyordu. Bu tür sanat içeriği ve estetiği günümüzde de sürüyor.
  • Zero akımına ait eserlerin parasal değerleri de müzayede evlerinde katlanarak artmakta.

 

Çağdaş Sanata Varış 109| Op Art 1

OP ART/OPTİK SANAT 1
1950’ler-1968

  • 1910’da Rusya’da karı-koca Mihael Larionov ve Natalia Gonçarova ikilisi tarafından geliştirilmiş Rayonizm, keskin çizgiler ve parlak renklere sahip diyagonallerin ışık huzmeleri etkisi yaratmasını amaçlamıştır. Fütürizm’in de etkisiyle bu çizgiler, güç çizgileri olarak tanımlanmıştır. Rayonizm, soyut sanatın en erken örneklerinden olduğu gibi, Op Art’a doğru da atılmış erken bir adımdır.
Blue Rayonizm, Mihael Larionov, 1913. Fotoğraf:www.russianpaintings.net

Blue Rayonizm, Mihael Larionov, 1913.
Fotoğraf:www.russianpaintings.net

Wrestling, Josef Albers, 1976. Albers’in öğrencisi Mimar Harry Seidler'in Avustralya’nın Sydney şehrinde yaptığı Mutual Life Center binasına görsel olarak seçtiği, Commonwealth Bank binası üzerine yerleştirilen Albers’in bir Op Art bulmacası olan rölyefi. Albers, 1953-1958 yılları arasında ürettiği  Structural Constellations adını verdiği seriden olan bu çizimi son eseri olarak bu binanın üzerine uygulatmış. Fotoğraf:theartlife.com.au

Wrestling, Josef Albers, 1976.
Albers’in öğrencisi Mimar Harry Seidler‘in Avustralya’nın Sydney şehrinde yaptığı Mutual Life Center binasına görsel olarak seçtiği, Commonwealth Bank binası üzerine yerleştirilen Albers’in bir Op Art bulmacası olan rölyefi.
Albers, 1953-1958 yılları arasında ürettiği Structural Constellations adını verdiği seriden olan bu çizimi son eseri olarak bu binanın üzerine uygulatmış.
Fotoğraf:theartlife.com.au

  • Konstrüktivizm ve Bauhaus gibi Avrupalı akımların etkisi ile sanata yaklaşımı oluşmuş, ama 1950’lerin sonu ve 1960’larda ABD’de sanatçıları derinden etkilemiş olan; gerek Sert Kenar Resmi’nin (Hard Edge Painting), gerekse Op Art’ın babası diye anılan; Bauhaus hocası Josef Albers (1888-1976) sanatı bir obje değil, bir deneyim olarak tanımlamıştır.
  • Işık ve optik kanunları, görsel oluşum ve algı prensiplerini, renklerin etkileşimini, renk etkisinin durum, çevre, ışık sayısı ve yoğunluğunu incelemiş bir hocadır. Sert Kenar Resmi sanatçıları onun kalıplarını ve yoğun renklerini; Op ve Kinetik sanatçılar ve Kavramsalcılar ise onun algı üzerine başlattğı çalışmalarını baz alarak bu incelemeleri daha ileri taşımışlardır. Öğrencisi Robert Rauschenberg, ilişkileri hep zorlu geçmiş olmasına rağmen Albers’i en önemli hocası diye anmıştır.
  • Op Art, Avrupa kaynaklı bir sanattır.
  • Paris’te 1955’te yapılan sergi ile akım ilk ürünlerini izleyiciye açmıştır.
  • 1960’larda yaygındır.
  • Bu akımda hareket, ışık ve optik yanılsama yeni değerler olarak sunulmuştur.
  • Renkler, biçimler, çizgiler, gözün yanılabilirliği üzerine yapılmış araştırmalardan yararlanmışlardır.
  • Op Art sanatçıları, beyin veya gözde fiziki etkilenmeye neden olan ve izleyiciyi hayret veya aldanmaya yöneltecek imajlar yaratmayı hedeflemişlerdir.
  • Ard arda gelen kotrastlardan, rengin gitgide açılması ya da koyulaşmasından yararlanılır. Uygulandığı  yüzey düz olabileceği gibi kabartma da olabilir.
  • Akım, bazı renk ve çizgilerin yanyana konulmasıyla elde edilebilecek optik etkileri elde edebilmek için bilimsel yöntemlere başvurur.
  • Soyut Dışavurumculuk’un ikinci aşaması olan Geç Resimsel Soyutlama’ya (Post Painterly Abstraction) karşıt olarak ortaya çıkmış olan bu akım, hareket resminin (action painting) aksine önceden belirlenmiş bir tasarıma göre geliştirilir.
  • Geometrik Soyut sanattan, Bauhaus’un bazı araştırma yöntemlerinden, Konstrüktivizm’den ve De Stijl’den etkilenmiş eserler, ciddi ve mantıksal çalışmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.
  • Biçim ve renk yelpazesinin kısıtlanmasını öneren Geometrik Soyut sanatın bazı özelliklerini benimser.
  • Op sanatçı, yapıtın tüm ifadeci ve kişisel izlerden arınmış olmasını ister. Çünkü bu tür izlerin özgül görsel kavramaya engel olacağını düşünür.
  • Anonim görünümlü yapıtlar gerçekleştirebilmek için Op sanatçı, Pop sanatçılar ve Minimalistler gibi, yeni malzeme ve tekniklerden yararlanır.
  • Eskize kesin bağlılık, sanatçı dışında başka birisi tarafından da gerçekleştirilebilmesine olanak tanır.
  • Op Art ürünleri endüstriyel üretime de uygundur.
  • Sanat yapıtının bu biçimde çoğaltılabilmesi, onun tek olma özelliğini de ortadan kaldırmış olur.
  • Optik Sanat ile ilgilenen gruplar ortak çalışmalar yapmışlar, sergilere ortak katılmışlardır.
  • Seyircinin yer değiştirmesiyle Optik Sanat eseri hareketlenir; seyirci üzerinde fizyolojik ve psikolojik etkiler de yaratır.
  • Lucio Fontana ve Victor Vasarely akımın öncü sanatçılarıdır.
  • Tuval-Uzam Sorunu başlıklı, dosyamızın 81. bölümünde kendisinden bahsettiğimiz Lucio Fontana (1899-1968), 1950’lerden itibaren hareket, renkler, zaman ve mekanı, sanatın yeni kavramları olarak tanımlayıp ışık üzerine deneyler yapmıştır.
İsimsiz, Victor Vasarely. Fotoğraf:www.galeries-bartoux.com

İsimsiz, Victor Vasarely.
Fotoğraf:www.galeries-bartoux.com

İsimsiz, Victor Vasarely. Fotoğraf:www.galeries-bartoux.com

İsimsiz, Victor Vasarely.
Fotoğraf:www.galeries-bartoux.com

Zebra, Victor Vasarely. Fotoğraf:www.parkwestgallery.com

Zebra, Victor Vasarely.
Fotoğraf:www.parkwestgallery.com

  • Macaristan doğumlu Fransız sanatçısı Victor Vasarely (1906-1997), 1950’li yılların başlarında optik etkili soyut yapıtlar üretmiştir. Yapıtlarının çoğaltılmasında endüstriyel yöntemlerle çalışan bir ekip ile yapıtları hızla yaygınlaşmıştır. Dekoratif olmaktan korkmamıştır. Sanatın herkese açık olması gerektiğini savunmuştur.
  • Optik Sanat, kavranmasında herhangi bir kültür birikimine gerek olmayışı ile, kolaylıkla benimsenmiş bir akımdır.