Etiket arşivi: Living in China

Şiddet 44| Doğu’da Kadının Konumu 5 | Çin 3

  • Fakir aileler, yeni doğan kız çocuklarını sattıkları için Çin’de yerel ve uluslararası çok canlı bir çocuk ticareti piyasası oluşmuştu. Satılan veya terk edilen bebekler arasında hiç erkek çocuk olmuyordu. Aile planlaması politikasının da katkı yaptığı bu durum Çin Halk Cumhuriyeti’nin imajını zedeliyordu ama nesnel bir gerçeklikti.
  • Tek çocuk politikasına uyulup uyulmadığı çok ciddi biçimde kontrol ediliyordu. Zaman içinde yasa biraz gevşedi. 2002 yılında uygulandığı bilinen zorunlu kürtaj ve kısırlaştırmalara son vermek amacıyla çıkartılan yasa, bunları yasaklıyor, tek çocuklulara para yardımı yapılmasını, çok çocuklulara para cezası verilmesini öngörüyordu. Ancak, partinin koyduğu nüfus artış oranını tutturamayan yerel yöneticiler görevden alınıyordu. Örneğin, evlenenlerin her ikisinin de kardeşi yoksa ikinci bir çocukları olmasına izin veriliyor, ya da çiftlerden biri etnik bir azınlığa mensupsa, yine ikinci çocukları olabiliyordu. Tek çocuk politikasına 2015 yılında son verildi. Bu politika ile 400 milyon doğumun engellendiği tahmin ediliyor. 2015 yılından itibaren tüm ailelerin iki çocuk sahibi olmasına izin veriliyor.
  • Genellikle her 100 kıza karşılık 102-107 erkek çocuk doğar (Türkiye’de 107). Hindistan, Pakistan, Güney Kore’de bu oran, erkek çocuk lehine bozuluyor. Çin’de ise durum çok kötü. Çin’in sıkı aile planlamasının çocuk sayısına getirdiği kısıtlamalar, kız çocuk hamileliklerinin sonlandırılmasına, doğan kız bebeklerin ölüme terk edilmesine yol açmış ve 2017 yılı itibarıyla Çin’de 60 erkek nüfus fazlası 60 milyon.
Doğulu Venüs No. 2, Lou Xu. Fotoğraf: Living in China, Taschen.

Doğulu Venüs No. 2, Lou Xu.
Fotoğraf: Living in China, Taschen

 

  • Dansçılar kendilerini daha zarif gösterdiği inancıyla ayaklarını sararlardı. Song Hanedanı döneminde (960-1279) bu adet zengin ve soylu ailelere de yayıldı. Beş altı yaşlarındaki küçük kızların ayakları öyle sıkı sarılıyordu ki, ayak biçimleri korkunç oluyordu. Sarma işleminde başparmak ile üç ayak parmağı birbirine sıkıca bağlandıktan sonra aşağıya doğru bükülerek sargılanıyordu. Birkaç yıl çekilen acıdan sonra sargılar açılıyor; ayaklar başparmağın üç buçuk katından fazla değilse, güzel sayılıyordu. Saygın bir hayatı arzu eden kadınlar için bu gerekliydi. Özellikle sarayın ve elit kesimin kızları bu uygulamaya katlanmak zorundaydılar. Bu gelenek, 1920’den itibaren yaygınlığını kaybetmeye başladı; 1949 yılında, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulması ile yasaklandı.Genel bir uygulama olmayan ve bölgeler, sınıflar ve etnisiteler arasında (Örneğin, Hakka kadınları arasında ayak bağlama uygulaması hiç yerleşmemiştir) farklılık gösteren ayak bağlama uygulaması gitgide daha az rastlanır olmuştu.

Lisa See’nin yazdığı, Ufuk Boran Kaptan’ın harika çevirisiyle Can Yayınları’dan çıkan, Kar Çiçeği ve Sırlar Yelpazesi adlı romanı sizlere öneririm. Bu kitap, ayak sarma adetinin yanı sıra, Çin ev düzeni, çöpçatanlık, kız çocuk olmak hakkında da kapsamlı bir tablo çizerken, tarihi arka planı da vermekte, kitabın sonundaki açıklamaları ile yazar bizi günümüze kadar getirmektedir.

  • Çin’de eşcinsellerin bir arada görünmesi pek kolay değil. Kültür Devrimi sırasında birinin eşcinsel olduğunun söylenmesi bile yeter, hemen çalışma kampına gönderilir, hatta serseri diye kurşuna bile dizilebilirdi. Ancak günümüzde de eşcinsellik büyük bir utanç kaynağı, hem kişinin kendisi hem de ailesi için bir yüz karası.

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 265|Heykeller ve Nesneler 4

Olağanüstü farklı araçlar  kullanan sanatçılar var. Hong Kong’lu bir kavramsal sanatçı olan Movano Chen (1975-), 2004 yılından beri galerilerin, ziyaretçilerin ve halkın yardımıyla dünyanın birçok yerinden farklı dergiler toplayıp, onların öğütülmüş hallerini örerek “dergi kıyafetler”  (KNITerature) yaratmış. Yöntemini, tüketim nesnelerinin yeni ifade biçimlerine dönüşümü olarak görüyor. Örgünün bir yeniden inşa yöntemi olduğunu, ayrıca alternatif bir ‘okuma’ aracı sunarak basılı medyanın ortak mesajını yıkmayı ve dergilerin orijinal dilini sorgulamayı amaçladığını belirtiyor. Movano Chen’in bu seriden eserleri Contemporary İstanbul 2015’te sergilenmişti. Fotoğraf:www.macaronmagazine.com

Olağanüstü farklı araçlar kullanan sanatçılar var. Hong Kong’lu bir kavramsal sanatçı olan Movano Chen (1975-), 2004 yılından beri galerilerin, ziyaretçilerin ve halkın yardımıyla dünyanın birçok yerinden farklı dergiler toplayıp, onların öğütülmüş hallerini örerek “dergi kıyafetler” (KNITerature) yaratmış. Yöntemini, tüketim nesnelerinin yeni ifade biçimlerine dönüşümü olarak görüyor. Örgünün bir yeniden inşa yöntemi olduğunu, ayrıca alternatif bir ‘okuma’ aracı sunarak basılı medyanın ortak mesajını yıkmayı ve dergilerin orijinal dilini sorgulamayı amaçladığını belirtiyor. Movano Chen’in bu seriden eserleri Contemporary İstanbul 2015’te sergilenmişti.
Fotoğraf:www.macaronmagazine.com

East Venus No 2, Lou Xu. 1956 doğumlu Çinli sanatçı, 1989 yılında tek tema üzerinde çalışma kararı aldı ve ilk seçimi kadın bacakları oldu. Gövdenin diğer bölümlerini göstermeyen, üst kısımları tombul, bilekte neredeyse sıfırlanacak kadar incelen bacakları yapmaya 2005 yılına kadar devam etti. 2005 yılında yeni teması yaprak oldu. Fotoğraf: Living in China, Photos Reto Guntli, Text Daisann McLane, Taschen, 2010.

East Venus No 2, Lou Xu.
1956 doğumlu Çinli sanatçı, 1989 yılında tek tema üzerinde çalışma kararı aldı ve ilk seçimi kadın bacakları oldu. Gövdenin diğer bölümlerini göstermeyen, üst kısımları tombul, bilekte neredeyse sıfırlanacak kadar incelen bacakları yapmaya 2005 yılına kadar devam etti. 2005 yılında yeni teması yaprak oldu.
Fotoğraf: Living in China, Photos Reto Guntli, Text Daisann McLane, Taschen, 2010.

Suspended Series, Mehmet Ali Uysal, 2014. Sıkıcı yerleri, sıradan objeleri şaşırtıcı, esprili hale dönüştürme yoluyla sanatını icra eden Mehmet Ali Uysal’ın (1976-) Contemporary İstanbul 2015’te sergilenen polyester çerçeveleri. Bu işlerini ilk kez 2010 yılında Askıda adlı sergisinde izleyici ile buluşturmuştu. Bu gösterişli çerçeveler, gerçek amaçlarından yoksun bırakılmış, galerinin duvarına öylece asılmışlar, bu bağlamda yepyeni nesneler olmuşlar. Sanat eserinin estetik ve maddi değerini artırmak amacı taşıyan çerçeveler, artık bir kompozisyonu çerçevelemiyorlar. Resmi görevlerinden soyutlanmış, artık o gösterişleri ve ihtişamları kalmamış. Bir sanat eserini çevrelemiyorlar ama sanatçı tarafından birer sanat eserine dönüştürülmüşler. Hedef ters yüz edilmiş. İzleyicinin algısıyla oynayan yerleştirmeleri ile dikkat çeken sanatçının amacı, bir objenin sembolik değerini daha kıymetli hale getirerek, sanat piyasasına eleştiri getirmek. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Suspended Series, Mehmet Ali Uysal, 2014.
Sıkıcı yerleri, sıradan objeleri şaşırtıcı, esprili hale dönüştürme yoluyla sanatını icra eden Mehmet Ali Uysal’ın (1976-) Contemporary İstanbul 2015’te sergilenen polyester çerçeveleri. Bu işlerini ilk kez 2010 yılında Askıda adlı sergisinde izleyici ile buluşturmuştu.
Bu gösterişli çerçeveler, gerçek amaçlarından yoksun bırakılmış, galerinin duvarına öylece asılmışlar, bu bağlamda yepyeni nesneler olmuşlar.
Sanat eserinin estetik ve maddi değerini artırmak amacı taşıyan çerçeveler, artık bir kompozisyonu çerçevelemiyorlar. Resmi görevlerinden soyutlanmış, artık o gösterişleri ve ihtişamları kalmamış. Bir sanat eserini çevrelemiyorlar ama sanatçı tarafından birer sanat eserine dönüştürülmüşler. Hedef ters yüz edilmiş. İzleyicinin algısıyla oynayan yerleştirmeleri ile dikkat çeken sanatçının amacı, bir objenin sembolik değerini daha kıymetli hale getirerek, sanat piyasasına eleştiri getirmek.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Franz Kafka, David Černý, 2014. Çek sanatçı David Černý’nin (1967-) kinetik heykeli her biri bağımsız olarak hareket edebilen paslanmaz çelikten ve aynalı 42 katmandan oluşuyor ve 45 ton ağırlığında. Bir alışveriş merkezinin girişine yerleştirilen heykelin katmanlarının Franz Kafka’nın yaşadığı kırılmaları sembolize ettiği düşünülüyor. Prag’da pek çok heykeli kamusal alanda yer alan sanatçının ilginç eserleri var: Bir binanın çatısından sallanmakta olan Freud; Çek Cumhuriyeti haritası şeklindeki havuza karşılıklı işemekte olan iki adam; Kral Wenceslas’I başaşağı ölü bir atın sırtında gösteren heykel (Kralın adını taşıyan Prag’ın merkezindeki meydanda kralı at binerken betimleyen heykel ile Černý’nin heykeli birbirine oldukça yakın.) gibi. Fotoğraf:bigumigu.com

Franz Kafka, David Černý, 2014.
Çek sanatçı David Černý’nin (1967-) kinetik heykeli her biri bağımsız olarak hareket edebilen paslanmaz çelikten ve aynalı 42 katmandan oluşuyor ve 45 ton ağırlığında. Bir alışveriş merkezinin girişine yerleştirilen heykelin katmanlarının Franz Kafka’nın yaşadığı kırılmaları sembolize ettiği düşünülüyor.
Prag’da pek çok heykeli kamusal alanda yer alan sanatçının ilginç eserleri var: Bir binanın çatısından sallanmakta olan Freud; Çek Cumhuriyeti haritası şeklindeki havuza karşılıklı işemekte olan iki adam; Kral Wenceslas’I başaşağı ölü bir atın sırtında gösteren heykel (Kralın adını taşıyan Prag’ın merkezindeki meydanda kralı at binerken betimleyen heykel ile Černý’nin heykeli birbirine oldukça yakın.) gibi.
Fotoğraf:bigumigu.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 257|Çağdaş Sanat 5 Şiddet Estetiği 1

  • Çağdaş Sanat ölümü ve şiddeti de kendisine konu edinir. 1990’larda Damien Hirst koyunları ikiye kesip koruyucu sıvılar içinde sergilemişti. Şiddet estetiği, insanlara her gün mimarlıktan resme, performanstan sanayi ürünü tasarımına, tiyatroya ve sinemaya kadar her düzeyde kendini dayatıyor. Kullanılan kan, vücut salgıları gibi malzemeler şiddetin içselleştirilmesine neden oluyor.
Ukraynalı sanatçı Dasha Marchenko barışçıl duyguları öne çıkaran eserleri ile tanınıyor. Sanatçı, Rusya’nın ülkesindeki çatışmalara müdahil olmasını protesto etmek için Putin’in  portresini mermi kovanlarından yaptı ve 5000 mermi kovanıyla oluşturduğu portreye Savaşın Yüzü adını verdi. Eserdeki mermi kovanları, Ukrayna’nın doğusunda ordu ile ayrılıkçılar arasındaki çatışmalarda kullanılanlar. Fotoğraf:bird.depositphotos.com

Ukraynalı sanatçı Dasha Marchenko barışçıl duyguları öne çıkaran eserleri ile tanınıyor. Sanatçı, Rusya’nın ülkesindeki çatışmalara müdahil olmasını protesto etmek için Putin’in portresini mermi kovanlarından yaptı ve 5000 mermi kovanıyla oluşturduğu portreye Savaşın Yüzü adını verdi. Eserdeki mermi kovanları, Ukrayna’nın doğusunda ordu ile ayrılıkçılar arasındaki çatışmalarda kullanılanlar.
Fotoğraf:bird.depositphotos.com

Çin’in en tanınmış sanatçılarından Yang Shao Bin, resim ve heykel yapıyor. “Çinli Francis Bacon” olarak anılan Yang’ın eserlerinde aşırı duygulanım ve şiddet yansıtan ifadeler görülüyor. Pek çok tablosunun konusu kendisidir. Yukarıda, 2000-2006 yılları arasında ürettiği seriye ait üç fiberglas heykeli görülmektedir. Fotoğraf: Living in China, Photos Reto Guntli, Text Daisann McLane, Taschen, 2010.

Çin’in en tanınmış sanatçılarından Yang Shao Bin, resim ve heykel yapıyor. “Çinli Francis Bacon” olarak anılan Yang’ın eserlerinde aşırı duygulanım ve şiddet yansıtan ifadeler görülüyor. Pek çok tablosunun konusu kendisidir. Yukarıda, 2000-2006 yılları arasında ürettiği seriye ait üç fiberglas heykeli görülmektedir.
Fotoğraf: Living in China, Photos Reto Guntli, Text Daisann McLane, Taschen, 2010.

En Puntas, Javier Pérez, 2012. Boş bir tiyatro salonunun sahnesine yerleştirilmiş siyah bir piyanonun üzerinde bir balerin, pointlerinin ucuna yerleştirilmiş çelik mutfak bıçakları ile dans ederken acı içinde dengesini korumaya çalışıyor. Kırılgan ve zalim. Başlangıçta çekingen ve utangaç. Keskin uçlu dans pabuçlarıyla git gide daha rahat, gönül ferahlığıyla piyanonun pırıl pırıl parlayan yüzeyini deliyor, çiziyor. Performans videoya çekiliyor. Javier Pérez bu işi ile bir kez daha insanı inceliyor. Güçlü sembolizmi olan, etkili metaforik dili ile güzellik ve zalimlik, kırılganlık ve şiddet, kültür ve yaşam-ölüm döngüsü gibi birbiriyle bağdaşmazmış gibi görünen kavramların arasındaki kırılgan sınırı vurguluyor. Eser, Art International İstanbul 2015’te sergilendi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

En Puntas, Javier Pérez, 2012.
Boş bir tiyatro salonunun sahnesine yerleştirilmiş siyah bir piyanonun üzerinde bir balerin, pointlerinin ucuna yerleştirilmiş çelik mutfak bıçakları ile dans ederken acı içinde dengesini korumaya çalışıyor. Kırılgan ve zalim. Başlangıçta çekingen ve utangaç. Keskin uçlu dans pabuçlarıyla git gide daha rahat, gönül ferahlığıyla piyanonun pırıl pırıl parlayan yüzeyini deliyor, çiziyor. Performans videoya çekiliyor.
Javier Pérez bu işi ile bir kez daha insanı inceliyor. Güçlü sembolizmi olan, etkili metaforik dili ile güzellik ve zalimlik, kırılganlık ve şiddet, kültür ve yaşam-ölüm döngüsü gibi birbiriyle bağdaşmazmış gibi görünen kavramların arasındaki kırılgan sınırı vurguluyor.
Eser, Art International İstanbul 2015’te sergilendi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

En el Filo, On the Edge, Javier Pérez, 2012. Duvara monte edilmiş dört bıçak. Alttaki ikisinin üzerine monte edilmiş yüksek topuklu bronz ayakkabılar. Bu enstalasyon siyah beyaz bir fotoğrafın yanına yerleştirilmiş. Fotoğraftaki çıplak kadın enstalasyonun üzerinde hiç de rahatsız değil. Pérez bu kara, Sürrealist masalı ile, kadına yönelik şiddete de gönderme yapıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

En el Filo, On the Edge, Javier Pérez, 2012.
Duvara monte edilmiş dört bıçak. Alttaki ikisinin üzerine monte edilmiş yüksek topuklu bronz ayakkabılar. Bu enstalasyon siyah beyaz bir fotoğrafın yanına yerleştirilmiş. Fotoğraftaki çıplak kadın enstalasyonun üzerinde hiç de rahatsız değil. Pérez bu kara, Sürrealist masalı ile, kadına yönelik şiddete de gönderme yapıyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  En el Filo, Javier Pérez, enstalasyondan detay. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu


En el Filo, Javier Pérez, enstalasyondan detay.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu