Etiket arşivi: Libya gezi notları

Libya 46 Gıdamis 3

Burası Kuran Kursu. Kapının üzerindeki ay-yıldız buna işaret ediyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Burası Kuran Kursu. Kapının üzerindeki ay-yıldız buna işaret ediyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Şehrin çamaşırhanesine üst kattan bakış. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Şehrin çamaşırhanesine üst kattan bakış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sert iklim koşullarına bir önlem olarak şehrin sokaklarının çoğunun üstü örtülü. Üstü açık olanların iki yanına ise gölge için ağaç dikilmiş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sert iklim koşullarına bir önlem olarak şehrin sokaklarının çoğunun üstü örtülü. Üstü açık olanların iki yanına ise gölge için ağaç dikilmiş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bir kahvehane. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bir kahvehane.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Öğle yemeğini yiyeceğimiz evin damı. Çatılar kadınların alanı. Çatılar birbirine geçişli. Sokağa pek çıkamayan kadınlar birbirlerine teraslardan gidip geliyorlarmış. Kadınlar çatılarda buluşuyor, gün yapıyor, çatılarda kadın pazarları açılıyormuş. Çatılar sıcak gecelerde yatak odası olarak da kullanılıyormuş. Çatıdan, Tuareg mimarisinin köşelere oturttuğu üçgenler daha belirgin. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Öğle yemeğini yiyeceğimiz evin damı.
Çatılar kadınların alanı. Çatılar birbirine geçişli. Sokağa pek çıkamayan kadınlar birbirlerine teraslardan gidip geliyorlarmış.
Kadınlar çatılarda buluşuyor, gün yapıyor, çatılarda kadın pazarları açılıyormuş.
Çatılar sıcak gecelerde yatak odası olarak da kullanılıyormuş.
Çatıdan, Tuareg mimarisinin köşelere oturttuğu üçgenler daha belirgin.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kuyunun ağzı çatıda bitiyor. Kadınlar kovayı buradan aşağı sallıyor, su çekiyorlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kuyunun ağzı çatıda bitiyor. Kadınlar kovayı buradan aşağı sallıyor, su çekiyorlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Mutfaklar da çatıda. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Mutfaklar da çatıda.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kadın, evine girip çıkarken aynaya bakıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kadın, evine girip çıkarken aynaya bakıyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Libya 45 Gıdamis 2 Eski Şehir’de Yeni Mahalle

Bir başka seki. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bir başka seki.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kapı etrafında beyaz üzerine kırmızı animist kökenli bezeme. Sarı, kırmızı, yeşil Gıdamis renkleri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kapı etrafında beyaz üzerine kırmızı animist kökenli bezeme. Sarı, kırmızı, yeşil Gıdamis renkleri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Osmanlı yönetici evi. İtalyan döneminde okul olmuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Osmanlı yönetici evi. İtalyan döneminde okul olmuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yönetici evinin iç avlusu. İki katlı yapıların birinci katında bütün odaların açıldığı bir avlu bulunuyor. Odaların aydınlatılması, yüksek tavanlarda açılan deliklerden sızan güneş ışığı ile sağlanıyor. İkinci kat, genellikle hurma ağacı gövdeleri üzerinde yükseliyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yönetici evinin iç avlusu.
İki katlı yapıların birinci katında bütün odaların açıldığı bir avlu bulunuyor. Odaların aydınlatılması, yüksek tavanlarda açılan deliklerden sızan güneş ışığı ile sağlanıyor. İkinci kat, genellikle hurma ağacı gövdeleri üzerinde yükseliyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sütunun dibindeki oyuğun içinde küp var. Buraya çocuklar için su konuyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sütunun dibindeki oyuğun içinde küp var. Buraya çocuklar için su konuyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Atik Camii. Roma’dan devşirme malzeme ile inşa edilen cami 15. yüzyıl yapımı. Fransız bombaları camii 1943 yılında vurmuş . Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Atik Camii. Roma’dan devşirme malzeme ile inşa edilen cami 15. yüzyıl yapımı. Fransız bombaları camii 1943 yılında vurmuş .
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tavandan sarkan postane zinciri. Bu zincire takılan torbaya mektuplar atılıyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tavandan sarkan postane zinciri. Bu zincire takılan torbaya mektuplar atılıyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Libya 44 Gıdamis 1

Gıdamis, Çölün İncisi, Sahra’nın Mücevheri diye anılıyor.

Kentte iki yüz yıl kalan Roma dönemi öncesine ilişkin elde kesin bilgi yok.

Gıdamis’e giderken şehrin güneyindeki Al Hamadan al Hamra Çölü’nü (Kızıl Kayalar Çölü) geçtik.

Gıdamis’in eski kısmı 1999 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Burası bir Tuareg kenti.

Bölgede aynı adla üç kez şehir kurulmuş ama mimari özellikler hiç değişmemiş. Son kez kurulan şehrin 90 yıl önce kurulduğu düşünülüyor.

Gıdamis, Libya’nın en büyük tarihi kenti.

Buradaki müze de zengin bir müzeydi ama fotoğraf çekme izni yoktu.

Mimari özellikleri, bölgenin gereklilikleri ile son derece uyumlu.

Tuareg mimarisinde yapılar dikdörtgen veya kare oluyor. Yapılar çok yalın, çatılar düz, yapının köşelerinde yukarı kalkık üçgen parçalar var.

Burada sıcaklık +40-50 derece olabiliyormuş. Yapılar, içeride en yüksek ısı 30 derece olacak şekilde tasarlanmış.

Gıdamis, kervan ticareti sayesinde çok zengin olmuş. En çok köle, deri, altın ve koku ticareti yapılıyormuş. 17. yüzyıldan sonra, deniz ticaret yollarının açılmasıyla çöl aşırı ticaret zarar görmüş ama Kuzey Sahra ticaretindeki önemini korumayı başarmış. Ayrıca hacılar için de önemli bir merkezmiş. 19. yüzyılda köle ticaretinin yasaklanması şehrin ekonomisine darbe vurmuş. Ama gerileyen ticaret 1910 yılına kadar devam etmiş.

Burada Kadiri mezhebi yaygınmış.

Gıdamis’ta çok fosil varmış. Afrika’nın pek çok yeri eskiden deniz imiş.

Eski şehrin kapısından girerek gezmeye başladık.

Üstü kapalı yollarda yorulanlar, sohbet etmek isteyenler için sekiler var. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Üstü kapalı yollarda yorulanlar, sohbet etmek isteyenler için sekiler var.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Eski Gıdamis 1984 yılında Kaddafi’nin emri ile boşaltılmış. Hükumet, eski kentin duvarlarının dışına yeni bir kent kurmuş ve Gıdamis halkına yeni birer ev vermiş. UNESCO, burayı restorasyon programına almak için Kaddafi’yi çok zor ikna etmiş. Dar sokaklar, avlulu evler yaşayanları kızgın güneşten koruyacak şekilde tasarlanmış. Daracık sokaklar ufak meydanlara açılıyor ama planlama o kadar iyi ki, bu meydanlar da güneş almıyor. Yaz aylarında eski evler yine doluyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Eski Gıdamis 1984 yılında Kaddafi’nin emri ile boşaltılmış. Hükumet, eski kentin duvarlarının dışına yeni bir kent kurmuş ve Gıdamis halkına yeni birer ev vermiş.
UNESCO, burayı restorasyon programına almak için Kaddafi’yi çok zor ikna etmiş.
Dar sokaklar, avlulu evler yaşayanları kızgın güneşten koruyacak şekilde tasarlanmış. Daracık sokaklar ufak meydanlara açılıyor ama planlama o kadar iyi ki, bu meydanlar da güneş almıyor.
Yaz aylarında eski evler yine doluyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Eski kent Gıdamis, bölgedeki iki büyük kabileye göre inşa edilmiş. Kentin kuzeyi Beni Velid, güneyi Beni Vezid kabilesine aitmiş. Kuzey kısım, kabilenin üç ailesi için üçe, güney kısım kabilenin dört ailesi için dörde bölünmüş. Bu yedi mahalle okulu, camisi, evleri, pazar yeri, meydanı ile her biri kendi içinde bir kent gibi organize edilmiş. Mahallelerin kapısı geceleri kapatılıyormuş. Mahalleler arasında çatışmalar yaşansa da dış tehlikeye karşı birleşiyorlarmış. Fogas denen üçüncü bir bölge ise, göçebe hayatını bırakıp yerleşik düzene geçen Tuaregler’e aitmiş.

Kentin dar sokakları güneş ışığından tamamen korunmalı. Bazı yerler ışık gerektirecek kadar karanlık olabiliyor. Yolları aydınlatmak için duvarlara yer yer kandil koymak için oyuklar yapılmış ve daha fazla ışık için beyaza boyanmış. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kentin dar sokakları güneş ışığından tamamen korunmalı. Bazı yerler ışık gerektirecek kadar karanlık olabiliyor. Yolları aydınlatmak için duvarlara yer yer kandil koymak için oyuklar yapılmış ve daha fazla ışık için beyaza boyanmış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yapılar çamur, tuğla ve hurma ağacı gövdesi kullanılarak yapılıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yapılar çamur, tuğla ve hurma ağacı gövdesi kullanılarak yapılıyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yapılar çamur, tuğla ve hurma ağacı gövdesi kullanılarak yapılıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Gıdamis’ın en eski ikinci camii olan Yunus Camii.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hacıların oturduğu evlerin kapıları mutlaka süslü olurmuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hacıların oturduğu evlerin kapıları mutlaka süslü olurmuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kemerlere, duvarlara alçı kalıp ile yaptıkları kabartma el izleri (positive hand stamps). Bunları bazen de içeriye göçük, negatif yapmışlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kemerlere, duvarlara alçı kalıp ile yaptıkları kabartma el izleri (positive hand stamps). Bunları bazen de içeriye göçük, negatif yapmışlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

 

Libya 42 Apollonia

  • Apollonia (MÖ 600 – MS 600) önemli bir liman kenti olmasına rağmen zenginlik açısından Cyrene’nin gölgesinde kalmış. Akdeniz, zayıf Yunan gemileri için zorlu bir denizdi. Kuzey Afrika kıyılarının doğal girintilerini duvarlarla çevirip korunaklı hale getirmek onlar için önemliydi.
  • Apollonia, Helenistik dönemde tam bir liman kenti oldu. Şehir adını, Cyrene’nin koruyucu tanrısı Apollon’dan almıştır.
  • Roma döneminde uzun ve güçlü surlar inşa edildi, borular döşenerek 3 km uzaktan şehre su getirildi.
  • Bizans döneminde önemsenen bir kent olduğu, dördü kent surları içinde, biri sur dışındaki kiliselerden anlaşılıyor. Kiliselerin çatısı ahşap, zemini mermer imiş. Vaftizhaneler için sarnıçlar yapılmış.
  • Bizans, Roma dönemi malzemesini yapılarında kullanmıştır. Şehrin pek çok yerinde kumlar arasında mozaik döşemeler görülmektedir.
  • Antik kentin büyük kısmı bugün sular altındadır. Kentten günümüze ulaşanlar kıyı boyunca uzanır.
  • Apollonia antik kentinin bulunduğu şehrin adı Susa. Bu şehre 1897 yılında Girit’ten Rumca konuşan Müslümanlar gelip yerleşmiş.
Orta Kilise ve Roma Hamamı. Orta Kilise’nin yanındaki Roma hamamlarının 75-125 yıllarında yapıldığı sanılıyor. Sütunlardan birinin üzerinde ise 138 tarihi görülüyor. Romalılar hamamı Helenistik gimnasyumun üzerine kurmuşlar ve havuzu korumuşlar. Sütunların Dor, İyon ve Korint başlıklı olanları var. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Orta Kilise ve Roma Hamamı.
Orta Kilise’nin yanındaki Roma hamamlarının 75-125 yıllarında yapıldığı sanılıyor. Sütunlardan birinin üzerinde ise 138 tarihi görülüyor. Romalılar hamamı Helenistik gimnasyumun üzerine kurmuşlar ve havuzu korumuşlar. Sütunların Dor, İyon ve Korint başlıklı olanları var.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Haçın altındaki yuvarlak Hıristiyanlığın dünya egemenliğini simgelemek için kullanılır. Orta Kilise’nin kutsal bölümündeki sütunlar haçlarla süslenmiş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Haçın altındaki yuvarlak Hıristiyanlığın dünya egemenliğini simgelemek için kullanılır. Orta Kilise’nin kutsal bölümündeki sütunlar haçlarla süslenmiş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Doğu Kilisesi. Burası bölgedeki en büyük kilise idi. Nefleri ayıran mermer sütunların Paros Adası’ndan, granit blokların çoğunun Mısır’dan  getirildiği düşünülüyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Doğu Kilisesi. Burası bölgedeki en büyük kilise idi. Nefleri ayıran mermer sütunların Paros Adası’ndan, granit blokların çoğunun Mısır’dan getirildiği düşünülüyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bizans valisinin sarayı, bölgedeki en büyük saraydır. Girişte bekleme odası, kütüphane, kitaplar için raflar olduğu düşünülüyor. Valinin ailesi bir bölümde, asker ve hizmetkarlar diğer bölümde kalıyor, üst katın valinin kendisine ait olduğu sanılıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bizans valisinin sarayı, bölgedeki en büyük saraydır. Girişte bekleme odası, kütüphane, kitaplar için raflar olduğu düşünülüyor. Valinin ailesi bir bölümde, asker ve hizmetkarlar diğer bölümde kalıyor, üst katın valinin kendisine ait olduğu sanılıyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Beyaz ve yeşil hareleri olan Cipoline mermerinden yapılma sütunlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Beyaz ve yeşil hareleri olan Cipoline mermerinden yapılma sütunlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Apollonia Tiyatrosu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Apollonia Tiyatrosu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Libya 40 Cyrene 2

Cyrene’de kaya mezarları. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Cyrene’de kaya mezarları.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Cyrene’deki hamam. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Cyrene’deki hamam.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bir tepenin üstünde yer alan ilk Zeus Tapınağı, MÖ 6. yüzyıla tarihleniyor. 115 yılındaki ayaklanmada yıkılan tapınak, Cyrene’nin diğer önemli yapıları gibi Hadrianus tarafından 120’de yeniden yapılmış. Tapınağın son restorasyonu 1967 yılında İtalyanlar tarafından gerçekleştirilmiş. Çevresinde 52 adet sütun var. 70x17 m olan boyutlarıyla Atina’daki Pantheon’dan daha büyük. Tapınağın tam ortasında tahtında oturan Zeus heykeli varmış. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bir tepenin üstünde yer alan ilk Zeus Tapınağı, MÖ 6. yüzyıla tarihleniyor. 115 yılındaki ayaklanmada yıkılan tapınak, Cyrene’nin diğer önemli yapıları gibi Hadrianus tarafından 120’de yeniden yapılmış. Tapınağın son restorasyonu 1967 yılında İtalyanlar tarafından gerçekleştirilmiş. Çevresinde 52 adet sütun var. 70×17 m olan boyutlarıyla Atina’daki Pantheon’dan daha büyük. Tapınağın tam ortasında tahtında oturan Zeus heykeli varmış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Zeus Tapınağı’nın sütunları. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Zeus Tapınağı’nın sütunları.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu