Etiket arşivi: Lenin

Şiddet 38| Batı’da Kadının Konumu 3

  • Hitler’in gözünde ideal kadın, sevimli, yumuşak, tatlı ve aptaldır. Onun yakın ilişkide olduğu altı kadından beşi intihar etmişti. Onun gözetimindeki kuzeni de kendisini tabancayla vurmuştu.
  • Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi,1921 yılında yapılan ilk kongresinde oybirliği ile kadınların parti yönetiminde yer almasını yasaklamıştı. Parti kadınları daha sonraki yıllarda da kamu görevlerinden tümüyle uzaklaştırmayı hedefleyecekti. Onlar için kadın, üç K’dan ibaretti: Çocuk, mutfak ve kilise. Asker üretme aracı yerine konmak kadınları ürkütmemiş olmalı ki, partiye destek oldular, ari kadının ve ari annenin idealini oluşturdular. Alman kadınına değersiz bir ırk ile ilişki içinde olmak yasa yoluyla yasaklandı. Partinin görüşüne göre, gerçek bir Alman kadını ruju, yüksek topuklu ayakkabıyı ve ojeyi reddedip, erkekler gibi sistematik değil, duygusal düşünmeliydi. 1938 yılından itibaren kadının çocuk yapmayı reddetmesi boşanma sebebi olarak tanındı ve kürtaj yasaklandı, doğuranlara onur nişanı verildi.
Gazeteci Sylvia Harden’in Portresi, Otto Dix, 1926. Kendisine aristokrasiyi çağrıştıran yeni bir isim seçen; Yeni Almanya için makaleler yazan; gözünde monoklü, elinde sigarası, kısa saç kesimi, önünde içkisi ile Yeni Kadın’ı temsil eden bir kişinin portresini görüyoruz. Yeni Objektif akımı sanatçıları Gerçekçilik’e sinik, sosyal eleştiri getiren felsefi bir yön kattı. Modernliğe olumsuz yaklaşanlar için, 1920’lerin eşit haklara sahip, yüksek topuklu, ruj sürülmüş dudakları arasına sigarasını iliştirmiş kadınlardan daha tehlikeli hiçbir şey olamazdı. Modern bir kadın, ailenin çökmesine neden olurdu. Çocuk doğurmamak, doğaya ihanetti. Otto Dix de inadına bu kadınların en göze batanını resmetti. Fotoğraf: en.wikipedia.org

Gazeteci Sylvia Harden’in Portresi, Otto Dix, 1926.
Kendisine aristokrasiyi çağrıştıran yeni bir isim seçen; Yeni Almanya için makaleler yazan; gözünde monoklü, elinde sigarası, kısa saç kesimi, önünde içkisi ile Yeni Kadın’ı temsil eden bir kişinin portresini görüyoruz.
Yeni Objektif akımı sanatçıları Gerçekçilik’e sinik, sosyal eleştiri getiren felsefi bir yön kattı.
Modernliğe olumsuz yaklaşanlar için, 1920’lerin eşit haklara sahip, yüksek topuklu, ruj sürülmüş dudakları arasına sigarasını iliştirmiş kadınlardan daha tehlikeli hiçbir şey olamazdı. Modern bir kadın, ailenin çökmesine neden olurdu. Çocuk doğurmamak, doğaya ihanetti.
Otto Dix de inadına bu kadınların en göze batanını resmetti.
Fotoğraf: en.wikipedia.org

  • 19. yüzyılda sosyalistler kadın haklarını desteklediler. Friedrich Engels (1820-1895) kadının özgürleşmesinin ön koşulu olarak kamusal alana katılmasını talep etti.
  • Lenin (1870-1924), iktidara gelir gelmez kadınlara ve erkeklere sınırsız eşit haklar tanıyan yasaları çıkarttı. SSCB, 1920’de kürtajı yasallaştıran ilk modern ülke oldu. Makyaj yapmak, kadını burjuvaziye özgü bir aşağılama aracı olarak görüldü. Stalin döneminde, 1936’da kürtaj yeniden yasaklandı.
  • Farklı rejimler (ABD, Çin, SSCB ), farklı hedefler uğruna, kadınların kendi bedeni üzerinde egemen olma, kendi yaşamını biçimlendirme hakkını elinden almaya çalışarak kadınları aşağılamıştır.
  • Kilise için kötü ve sapkın bir eğilim olan doğurganlığın programlanması, siyasi olarak ırka karşı cinayet olarak algılandı.
  • SSCB’de ve diğer sosyalist ülkelerde Stalin’in ölümünden sonra 1955’te; İngiltere’de 1967’de, ABD’de 1973’de, Fransa’da 1974’te, İtalya’da 1978’de, 1983 yılında Türkiye’de kürtaj yasal hale geldi. Türkiye’deki yasaya göre, hamileliğin ilk on haftasında kürtajın yasal zeminde yapılabilmesinin önü açılıp tıbbi zorunluluk olması halinde on hafta sonrasında bile yapılabilmesi sağlandı.
Hollywood yıldızlarının en özellerinden biri olan Katharine Hepburn (1907-2003), 1940 yılında George Cukor tarafından yönetilen, tüm haklarını satın aldığı, dolayısıyla da kendi isteklerini dayatabildiği, The Philadelphia Story adlı filmden başlayarak, oynadığı tüm filmlerde merkezde yer alan güçlü kadını canlandırdı; kadın cinselliğini ön plana çıkartan, erkeksi giysileri tercih eden, kadın savunusu yapan rolleri tercih eden oyunculardan biri oldu. Fotoğraf: gravitas magazine

Hollywood yıldızlarının en özellerinden biri olan Katharine Hepburn (1907-2003), 1940 yılında George Cukor tarafından yönetilen, tüm haklarını satın aldığı, dolayısıyla da kendi isteklerini dayatabildiği, The Philadelphia Story adlı filmden başlayarak, oynadığı tüm filmlerde merkezde yer alan güçlü kadını canlandırdı; kadın cinselliğini ön plana çıkartan, erkeksi giysileri tercih eden, kadın savunusu yapan rolleri tercih eden oyunculardan biri oldu.
Fotoğraf: gravitas magazine

 

Troçki’nin Sürgün Evleri 1

Meksika’da öldürüldüğü evin çalışma odasında asılı olan yağlıboya portresi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Meksika’da öldürüldüğü evin çalışma odasında asılı olan yağlıboya portresi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bolşevik Devrimi’nin Lenin’den sonra en parlak önderi,
  • Usta bir yazar ve konuşmacı,
  • Lenin profesyonel devrimcilerden oluşan disiplinli bir partiyi savunurken, geniş tabanlı, demokratik bir partiyi savunan,
  • 1905 yılında sürekli devrim (önce demokratik devrim, sonra sosyalist devrim) teorisini ortaya atarak Che Guevera’ya da ilham kaynağı olan,
  • Bir çok kez sürgüne gönderilen, iki Sibirya sürgününden kaçan,
  • İlk eşinden iki kızı, ikinci eşinden iki oğlu olan,
  • Yahudi bir ailede doğan,
  • 1917’de Bolşeviklere katılan,
  • Lenin’in en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan,
  • Pravda’yı kuran,
  • Sovyetler Birliği’nin ilk dışişleri bakanı,
  • Kızıl Ordu’yu kuran,
  • Beyaz Rus ordularını yenen,
  • Bolşevikler/Kızıllar ile Menşevikler/Beyazlar arasındaki iç savaşta 60.000 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulan,
  • Lenin’in halefi olacağı düşünülen,
  • 1924’te Lenin’in ölümünden sonra Stalin’le görüş ayrılığına düşen ve 1929 yılında sürgün edilen biri Leon Davidoviç. Troçki, sahte hüviyetindeki adı. Çarlık polisi onu Leiba Bronstein adıyla fişlemişti. Türk vizesi ise Leon Sedov Efendi takma adı ile verilmişti.
  2015 İstanbul Bienali’nde Büyükada Splendid Palas Oteli’nde. İstanbul’un en eski otellerinden biri olan yapı 1908-1911 arasında inşa edilmiş. William Kentridge’in (1955-) otelde sergilenen O Sentimental Machine (Ah, İçli Makine) adlı video projeksiyonunda otelin kendisi, Troçki, sekreteri ve takipçileriyle bir karakter haline geliyor. Tarihin olayları karşısında benliğin parçalanmasına duyarlı olan Kentridge, çok kanallı bir ses ve görüntü enstalasyonu yaratmış. O Sentimental Machine Troçki gibi mektuplar gönderip alarak, sekreterine mesajlar yazdırıp dünyaya göndererek tarihsel olaylara uzaktan katılma duygusunu araştırıyor. Mantıksal argüman ve dilin, tıpkı Troçki’nin ütopyalarının başarısız olması gibi, yolları ayrılıyor; ütopyacı düşüncenin gerekliliği ve imkansızlığı Troçki’nin sekreteri ile megafon arasındaki hayali bir ofis aşkıyla anlatılırken Troçki’nin, insanın duygusal ama programlanabilir bir makine olduğu fikrini temsil ediyor. Troçki’nin Fransızca yaptığı bir konuşma, 1920’lerden Türkçe bir şarkı, eski bir Rus enstrümanı ile üretilmiş müzik, Rumca bir şarkı, Enternasyonal Marşı eserin seslerini oluşturuyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu


2015 İstanbul Bienali’nde Büyükada Splendid Palas Oteli’nde.
İstanbul’un en eski otellerinden biri olan yapı 1908-1911 arasında inşa edilmiş. William Kentridge’in (1955-) otelde sergilenen O Sentimental Machine (Ah, İçli Makine) adlı video projeksiyonunda otelin kendisi, Troçki, sekreteri ve takipçileriyle bir karakter haline geliyor. Tarihin olayları karşısında benliğin parçalanmasına duyarlı olan Kentridge, çok kanallı bir ses ve görüntü enstalasyonu yaratmış. O Sentimental Machine Troçki gibi mektuplar gönderip alarak, sekreterine mesajlar yazdırıp dünyaya göndererek tarihsel olaylara uzaktan katılma duygusunu araştırıyor. Mantıksal argüman ve dilin, tıpkı Troçki’nin ütopyalarının başarısız olması gibi, yolları ayrılıyor; ütopyacı düşüncenin gerekliliği ve imkansızlığı Troçki’nin sekreteri ile megafon arasındaki hayali bir ofis aşkıyla anlatılırken Troçki’nin, insanın duygusal ama programlanabilir bir makine olduğu fikrini temsil ediyor. Troçki’nin Fransızca yaptığı bir konuşma, 1920’lerden Türkçe bir şarkı, eski bir Rus enstrümanı ile üretilmiş müzik, Rumca bir şarkı, Enternasyonal Marşı eserin seslerini oluşturuyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Troçki ile Stalin’in ihtilafı Lenin’in ölümünden beri devam etmekteydi. Stalin, komünizmin önce Rusya sınırları içinde yerleştirilmesini, Bolşevik İhtilali’nin daha sonra dünyada yayılmasını planlarken; sol muhalefetin lideri Troçki ise Marksist yönde herhangi bir taviz verilmesine şiddetle karşıydı. Özellikle Almanya’nın olgun hale geldiğini söylüyor, hemen dünyada Bolşevik İhtilali’nin teşvik edilmesi gerektiği tezini savunuyor, Stalin’i sağa kaymakla suçluyordu. Troçki’yi daha çok aydın gruplar destekliyordu. Stalin Troçki’yi köylü sınıfını yok edecek, hızlı sanayi programı tasarlamakla suçluyor, Troçki ise sanayiin gelişmesindeki gecikmelerin tarımın gelişmesini geciktirdiğini öne sürüyordu.
  • Stalin tarafından 1927 yılında önce Kazakistan’a Alma Ata’ya sürüldü. Taraftarları büyük gösteriler düzenlemiş, Troçki’nin sürgüne gönderilmesini önlemeye çalışmışlardı. Stalin Troçki’den siyasi faaliyetlerine son vermesini istedi, Troçki reddetti.
  • Stalin, ilk beş yıllık kalkınma planını başarıyla tamamlayabilmek için ülkede muhalefet istemiyordu. Ayrıca Troçki’nin tasfiyesi aşırı solun tasfiyesi olarak görüleceğinden, Batı kendisine yaklaşabilir, itimat havası yaratabilir, ekonomik destek sağlayabilirdi. Troçki’nin elenmesi gerektiğini, devrin İngiliz dışişleri bakanı Sir Austen Chamberlain Stalin’e duyurmuş ve ancak bundan sonra İngiliz-Sovyet ekonomik görüşmeleri bir neticeye ulaştırmanın mümkün olabileceğini açıkça anlatmıştı.

 

Çağdaş Sanata Varış 48 | Kontrüktivizm 2

  • 1918’de yeni okullar, sanat ve teknik atölyeler kuruldu. Konstrüktivistlerin çoğu bu okullarda ders veriyordu. Bu okulların programını Wasisily Kandinsky yaptı. Bu program Alman Bauhaus’unun prototipi oldu. Ancak sonraları kurslar sanatsal desenden çok üretim teknikleri vurgulanarak yeniden düzenlendi. Düşkırıklığına uğrayan Kandinski ve Gabo SSCB’den ayrıldı. Trotsky ile Lunacharski Konstrüktivizm’i desteklemişti. 1921’de Lenin’in Yeni Ekonomi Politikası ile Konstrüktivizm’in yararı ciddi olarak sorgulandı. Toplumsal Gerçekçilik resmi tutum olarak benimsenince bırakılmış bir sanat akımıdır Konstrüktivizm.
  • Konstrüktivizm, Bauhaus ekolünün ortaya çıkmasında büyük rol oynamıştır.
Bugün ayakta kalmış en iyi bilinen Konstrüktivist yapı 1930’da yapılmış Lenin’in Moskova’daki mezarıdır.

Bugün ayakta kalmış en iyi bilinen Konstrüktivist yapı 1930’da yapılmış Lenin’in Moskova’daki mezarıdır.

  • Tekstile bakarsak, Rus avangard sanatçılar 1915 yılından itibaren  ülkenin elit tabakası için desenli kumaş ve elbiseler tasarlamaya başladılar.
  • Devrim’den sonra giysi, eşitliğin göstergesi oldu.
  • Popova, Stepanova ve Rodchenko Kübizm etkili, renkli geometrik desenleri olan, basit kesimli, geleneksel Rus köylüsü giysisini örnek alan “yeni Rus giysisi”ni yarattılar.
  • Rodchenko, Fütüristlerin izinden giderek çeşitli tulumlar tasarladı. Tulumlara takılıp çıkarılabilen cepler ve kollar, Stepanova ise rengi değiştirilebilen elemanlar kattı. Bu sanatçıların işleri, 1925 yılında yapılan Exposition Internationale des Arts Décoratifs et Industriels Modernes (Uluslararası Modern Dekoratif ve Sınai Sanatlar) sergisinde izleyici önüne çıktığında hayranlıkla karşılandı. Ama Rusların tekstil endüstrisinde deneyimsiz olmaları, bu konuda çalışmakta olan sanatçıların bu daldan çekilmesine yol açtı.
  • Natalya Gonçarova’nın tasarladığı giysiler, Diaghilev’in Ballets Russes için tasarladığı kostümlerin izlerini taşıyordu. Gonçarova’nın tasarımlarında Oryantalizm’in, Rus halk sanatının ilkel sanata uyarlanmış yorumlarının, Bizans mozaiklerinin de izleri vardır.
Sonia Delaunay’ın 1923-24 yılında Gloria Swanson için tasarladığı manto. www.artnet.com

Sonia Delaunay’ın 1923-24 yılında Gloria Swanson için tasarladığı manto.
www.artnet.com

  • Sonia Delaunay (1885-1979) ve eşi Robert Delaunay için tek önemli şey sanattır. Birlikte resim yaparlar, hafta sonları evlerini genç avangard sanatçılara açarlar. Sonia resmin dışında uygulamalı sanatlara da ilgi duymakta, mobilya tasarlamakta, ev dekorasyonu ile uğraşmakta ve dikiş dikmektedir. Diktiği kıyafetler resimlerinde olduğu gibi Rus köylülerinin rengarenk giysilerinden ve Rus halk sanatından izler taşımaktadır. Çalışmaları için bulduğu terim “Simultane” veya “eşzamanlılık”tır ve yapmış olduğu giysilere de “Simultane Elbiseler”  adını verecektir. Şallar, yastıklar, şemsiyeler, şapkalar, perdeler, el çantaları, kumaş tasarımları yapar. Desenlerini kumaşlar üzerine işletmek için Rus nakışçılar tutar. Sonia Delaunay düşüncelerini hemen konfeksiyona uygulayamasa da önceleri sahne sanatlarına yönelir. Eşi ile birlikte bir süre İspanya’da yaşarlar. 1921 yılında tekrar Paris’e döndüklerinde Delaunay’lar Dadistlerle bir araya gelirler. 1924 yılındaki Salon’da kumaşlarını dönen bir aletin üzerinde sergileyerek çok ilgi çeker. Tangonun, cazın, çarlistonun dinamik ritmini desenlerine yansıtmak ister. 1920’lerin sonuna kadar spor giysiler, günlük giysiler ve deniz kostümleri tasarlayarak Art Deco’yu etkiler. Sonia, Tristan Tzara ile birlikte giysi ve kumaş tasarımları yapar. Birlikte “Şiir Elbiseleri”ni yaratırlar. Tzara’nın  oyununun kostümlerini gerçekleştirirler. Edebiyatı nakış ile eşarplara işleyen Sonia Delaunay’ın  kreasyonlarına Georges Auric ve Louis Aragon gibi birçok şair eserleriyle katkıda bulunacaklardır. Paris’teki atölyesi “L’atelier Simultané” adıyla butik, moda evi ve kumaş mağazasına dönüşmüştür. Sonia Delaunay’ın modern çizgileri Paris moda sahnesinde tutmuştur. Tasarımları Vogue ve diğer moda dergilerinin kapağında yer almaktadır. İlginç paltolar, kırk pare (patch work) örtüler, hatta erkek kravatları tasarlamaktadır. Artık bir isim yapmıştır ve Nancy Cunard, Greta Garbo ve Gloria Swanson gibi starlar onun geometrik desenli kıyafetlerini giymektedir. Hatta bir fotoğrafta genç Coco Chanel’in üstünde de Delaunay’ın bir kıyafeti görülmektedir. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Yahudi asıllı olduğu için Almanların işgalindeki Paris’i terk eder, Fransa’nın kırsal kesiminde yaşamakta ve kocası Robert Delaunay’ın ve arkadaşları Hans Arp’ın tuvallerini korumaktadır. İkinci Dünya savaşı sona erdiğinde tekrar Paris’e döner, 60 yaşındadır. 1975 yılında 90 yaşındayken UNESCO Sonia Delaunay’dan Uluslararası Kadın Yılı için afiş tasarımı ister. Fransa hükümeti onu Legion d’Honeur ile ödüllendirir. Üstünde çalıştığı oyun kartı tasarımı 1979’da  piyasaya sunulmuştur.

 

Sonia Delaunay tasarımı plaj kıyafetleri. www.venettewaste.com

Sonia Delaunay tasarımı plaj kıyafetleri.
www.venettewaste.com

Sonia Dealunay. www.venettewaste.com

Sonia Dealunay.
www.venettewaste.com

 

Çağdaş Sanata Varış 46 |Süprematizm

SÜPREMATİZM/YÜCECİLİK
1913 

  • Polonya kökenli, Rusya İmparatorluğu’nun Kiev şehrinde doğan Kazimir Malevich (1879-1935), sanatı objeye bağlı olmaktan kurtarmak istedi.
  • Süprematizm, Malevich’in 1913 ile 1915 yılları arasında tasarladığı saf bir geometrik soyutlama sanatıydı.
  • Süprematizm, soyut geometriciliği benimseyen bir resim anlayışıdır. Bu terimi Kazimir Malevich kendi geometrik soyutlaması için kullanmıştır.
  • 1915 yılında Süprematist teorilerini Nesnesiz Dünya isimli kitabında anlattı.
  • Malevich sanatın bağımsız bir tinsel faaliyet olduğuna inanıyordu.
  • His ya da seziş en iyi, resmin temel bileşenleriyle, saflaşmış form ve renk ile yansıtılabilirdi.
Malevich de birçok modern dönem sanatçısı gibi çeşitli akımlarda eser vermiştir. 1912-13 yılında yapmış olduğu The Knife Grinder, Kübo-Fütürist bir tablodur. Kübizm’in nesneleri parçalara ayırma tekniği ile Fütürizm’deki görüntünün çoğaltılması anlayışını bir arada kullanmıştır.

Malevich de birçok modern dönem sanatçısı gibi çeşitli akımlarda eser vermiştir. 1912-13 yılında yapmış olduğu The Knife Grinder, Kübo-Fütürist bir tablodur. Kübizm’in nesneleri parçalara ayırma tekniği ile Fütürizm’deki görüntünün çoğaltılması anlayışını bir arada kullanmıştır.

  • Malevich mutlak saf biçimlerin kullanımını önermiş, Süprematistler açı, çember, dikdörtgen ve haç biçimlerini kullanmışlardır. Geometrik şekiller, özellikle kare Malevich’in gözünde görünümler dünyasından daha büyük bir dünyanın üstünlüğünü simgelemekteydi.
  • Süprematizm ferdiyetçidir.
  • Gerçekler geometrik hale getirilerek doğanın kaosuna karşı insanın yücelişini ifade ediyordu.
  • Devrim öncesi Rusya’da geometrik soyutlamaya dayalı iki radikal sanat hareketi vardı: Konstrüktivizm ve Süprematizm.
  • Malevich Konstrüktivizm’in doğrudan karşısında yer aldı. Konstrüktivizm sanatın bir toplumsal amaca hizmet etmesi gerektiğine inanan, Vladimir Tatlin’in başını çektiği bir akımdı.
  • Malevich Konstrüktivistlerin sanatçının mühendis ve bilim adamı olmasi fikrine karşı çıkarak, hür bir sanatçı tipi oluşturmayı hedefledi.
  • 1918’de Süprematizm Moskova’nın her tarafında boy attı. Tabelalar, sergiler, kafeler, her şey Süprematist izler taşıyordu.
  • Malevich’in Süprematist eserlerinin en bilinenleri Siyah Kare (1915/1913) ve Beyaz Üstüne Beyaz‘dır (1918).
 Kazimir Malevich, Siyah Kare, 1915/1913. Rus Devlet Müzesi, St. Petersburg.  Ünlü Siyah Kare çok ciddi eleştirel tartışmalara konu olmuştu. Malevich kendi manifestosunda siyah kareyi ‘formun sıfırı’, beyaz fonu ‘bu hissin arkasındaki boşluk’ olarak nitelemişti.


Kazimir Malevich, Siyah Kare, 1915/1913.
Rus Devlet Müzesi, St. Petersburg.
Ünlü Siyah Kare çok ciddi eleştirel tartışmalara konu olmuştu. Malevich kendi manifestosunda siyah kareyi ‘formun sıfırı’, beyaz fonu ‘bu hissin arkasındaki boşluk’ olarak nitelemişti.

  • Malevich’in felsefesi şöyle:

*Sevdiğimiz şeyler bizim takıntılarımızı yaratıyor.

*Önce takıntılarımızdan kurtulup, “hiç” olmamız lazım.

*Sanatçı fikir, kavram ve görünen her şeyden kurtulunca arınmış olur.

* Sanat eseri bilinçaltının tezahürüdür.

*Etrafımızda tutunduğumuz ne varsa hepsini siliyor. Bu bir nevi hiçlik. “Sanatı görünenin egemenliğinden kurtarmak isterken kendimi karelerin içinde buldum, kare şekline sığındım. O denli yücelltiğiniz resim   sanatı  tarihinde üretilmiş tüm eserlerin ifade gücü aslında bir boş karenin ifade gücü kadar bile değil” diyor.

*Kare: His. Dengeli ve sınırlı.

*Siyah: Hiçlik.

*Beyaz: Hissin dışında kalan boşluk.

 

  • Bu noktada felsefede “hiç” olmaktan kısaca bahsetmek iyi olur. Hiççilik, Nihilizm, Yokçuluk  19. yüzyıl ortalarında Rusya’da, özellikle genç entelektüel kesim arasında taraftar bularak yükselen bir felsefi yaklaşımdır. Her şeyin anlamdan ve değerden yoksun olduğunu, hiçbir doğru, genel-geçer bilginin olamayacağını savunur. Toplumsal düzene baş kaldırmayı temsil eder, devlet, din ya da aile otoritesine karşı çıkar. Yalnızca bilimsel doğruları temel aldığı düşünülse de, bilimin toplumsal sorunlarının üstesinden gelemeyeceğini kabul eder. Nihilist düşünce Friedrich Nietzsche, Neyzen Tevfik, Ludwig Andreas Feuerbach, Henry Thomas Buckle, Max Stirner, Albert Camus, Arthur Schopenhauer, Jean-Paul Sartre ve Herbert Spencer gibi düşünürlerin etkisinde kalmıştır. İnsanın beden ve ruhtan oluşan dualist bir yapısı olduğunu reddettiği için dinlerin şiddetli tepkisine yol açmıştır.
Kazimir Malevich, Beyaz Üstüne Beyaz, 1918. Malevich’in bilinçaltına doğrudan hitap edebilecek bir resimsel dil arayışı Beyaz Üstüne Beyaz serisinde doruğa erişti.

Kazimir Malevich, Beyaz Üstüne Beyaz, 1918.
Malevich’in bilinçaltına doğrudan hitap edebilecek bir resimsel dil arayışı Beyaz Üstüne Beyaz serisinde doruğa erişti.

  • Daha sonra resimlerinde mistisizmin izleri görünmeye başlıyor. Sessizlik bozulmadan resimleri yüzmeye başlıyor. Sessiz süzülüşler oluyor tablolarında.
  • Malevich daha önce neo-ilkel, figüratif ve Kübo-Fütürist üsluplarda da çalışmış. Ama onlar Süpremetizm’den daha önce mi, sonra mı bilinmiyor. Çünkü sanatçının tüm hayatı boyunca çalışmalarını imzalarken esere yarattığı tarihten daha erken bir tarih yazması onun sanat yaşamı kronolojisini karıştırmaktadır.
  • Oyun ve operalar için dekor, Ekim Devrimi’nin ardından sanat okullarında öğretmenlik yaptı. 1907’de sahne tasarımını yaptığı Kübo-Füturist opera Güneşe Karşı Zafer büyük bir başarı kazandı.
  • 1927′de Varşova, Berlin ve Münih’i ziyaret etmesi uluslararası arenada ün kazanmasına sebep oldu. Sovyetler Birliği’ne dönerken birçok eserini bu şehirlerde bıraktı.
  • Avangard sanatçıların çoğu 1917 Ekim Devrimi’ni bütün kalpleriyle desteklemişlerdi. Yeni rejim de bir süre deneysel sanata kucak açtı. Lenin’in ölümü ve Trotsky’nin gücünü kaybetmesinin ardından, 1920’lerin sonunda Sovyet otoritelerinin deneysel sanat hareketlerine karşı davranışları değişti. Stalin rejimi soyut sanatın burjuvazinin sanatı olduğunu ve sosyal gerçeklikle bir ilişkisi olmadığını açıkladı. Bu açıklamanın ardından Malevich’in pek çok eserine el konuldu ve sanatçının soyut sanatla ilgilenmesi yasaklandı. Daha sonra bazı  tarihsiz ve imzasız tabloları ortaya çıktı. Bu durum, soyut sanatın öncüsünün Malevich mi, Mondrian mı şüphesini yaratıyor.
Kazimir Malevich, Otoportre, 1916.

Kazimir Malevich, Otoportre, 1916.

  • Malevich 1935′te Leningrad’da kanserden öldü. Ölürken yatağının başında Siyah Kare asılıydı.  Mezar taşına siyah bir kare içeren beyaz bir küp konuldu.
  • Malevich’e göre sanat sadece kendisi için vardır ve kendisi için gelişir.
  • Süprematist akım en yüksek noktasına 1919’da ulaştı.
  • Malevich, Kandinski’yi çok etkiliyor.
  • Süprematizm kendisine pek çok takipçi bulmuştu: Luibov Papova (1889-1924), Olga Rozanova (1886-1918), Nadezhda Udabovova (1886-1961), Ivan Puni (1894-1956), Kseniya Bogodavaskaya (1882-1972).
  • Süprematizm yerini önce Konstrüktivizm’e sonra da Toplumsal Gerçekçilik’e bıraktı.
  • Süprematizm Avrupa’da Konstrüktivizm’in gelişmesini, Bauhaus’un tasarım eğitimini, mimaride Uluslararası Üslup’u ve 1960’Iarın Minimalist sanatını etkileyerek başka akımlar için bir çıkış noktası oldu.
Kazimir Malevich, 1916.

Kazimir Malevich, 1916.

Kazimir Malevich, 1921-1927.

Kazimir Malevich, 1921-1927.