Etiket arşivi: Latin İmparatorluğu

Bizans İmparatorluğu 133|Bizans’ta Kültür 1

  • Kültürel açıdan ilk Bizans dönemi  geç Antikçağ ve Justinyen klasisizmidir. Bu dönemde muhteşem dini şiir ortaya çıkmıştır (özellikle 527-641).
  • Bizans İmparatorluğu’ndaki ilk büyük kültürel kırılma İkonaklazm dönemidir (726-842).
  • İkonaklazm’ı 9.-11. yüzyıllar arasındaki Makedonya Hanedanı Rönesansı izler (920-1057).
  • Komnenos Hanedanı zamanında, entelektüel canlılık zayıflar ama Batı ile ve özellikle Venedik’le ilişkiler yoğunlaşır.
  • Latin İmparatorluğu’nun (1204-1261) çöküşüyle de son yükseliş olan Paleologos Hanedanı Rönesansı (1261-1453) gerçekleşir.
Bizans ansiklopedisi Suda 995 yılına aittir. Suda, Suidas adlı bir yazar tarafından yazılmış Antik Akdeniz dünyası ile ilgili bilgi veren dev bir ansiklopedidir. 30.000 tanım içeren ansiklopedik bir sözlüktür. Tanımlar kelimelerin kullanımını, kökenini ve tarihsel gelişimini filolojik olarak açıklar. Kimi kısımları günümüze ulaşmıştır. Fotoğraf: Ortaçağ, Umberto Eco, Alfa/Tarih, 2014.

Bizans ansiklopedisi Suda 995 yılına aittir. Suda, Suidas adlı bir yazar tarafından yazılmış Antik Akdeniz dünyası ile ilgili bilgi veren dev bir ansiklopedidir. 30.000 tanım içeren ansiklopedik bir sözlüktür. Tanımlar kelimelerin kullanımını, kökenini ve tarihsel gelişimini filolojik olarak açıklar. Kimi kısımları günümüze ulaşmıştır.
Fotoğraf: Ortaçağ, Umberto Eco, Alfa/Tarih, 2014.

  • 5.-6. yüzyıllarda Hıristiyanlık Helenizm ile arasındaki ideolojik karşıtlığı zorlukla da olsa aşar ve antik kültürün ifade şekillerini, edebi türlerini ve yapılarını benimser. Antik ve pagan kültür sık sık kınanırsa da, Antikçağ geleneği ile Hıristiyan geleneğinin bir araya geldiği bir kültür ortaya çıkar. Bu dönemde Antikçağ bilgi dağarcığı Hıristiyanlık ışığında yeniden tanımlanır.
  • Justinyen’in imparatorluğu iki dillidir. Erken Ortaçağ’da İtalya’da, Roma dünyasının ana özelliklerinden biri olan Yunan-Latin dil ve kültür birliğinin yok oluşuna tanık olunur; Ravenna’ya rağmen Yunanca kaybolmaya başlar ve bir tek Roma’da, 7. ve 8. yüzyıllarda İkonoklazm’dan dolayı Bizans’tan ayrılan Yunan ve Doğulu keşişlerin varlığı sayesinde Helenistik bir kültür ortamı oluşur. Birçok papa Yunan veya İtalyan-Yunan asıllıdır.
  • Yunancada söz anlamına gelen üç kelime vardır:
    Logos: bilimin sözü,
    Egos: ozanın sözü (epope, epik)
    Mitos: efsane, hikaye.
  • 9. yüzyılın ikinci yarısında ve 10. yüzyılda Roma’daki Yunan-Latin kültürel yapı zayıflarken Güney İtalya’da ve özellikle Sicilya’da Yunan kültürünün varlığı daha güçlü hale gelir ve bu bölgeler çok verimli bir edebi üretime sahne olur. Arap fethinden sonra bu kültür Calabria bölgesine geçer.
  • 7.-11. yüzyıllar arasında Batı’nın geri kalan kısmında Yunanca bilinmeye ve eski Yunan ilmine genel anlamda saygı beslenmeye devam edilir. Ancak kiliseler arasında 1054’te oluşan kopuşla Yunanlara karşı genel bir güvensizlik duygusu hakim olur.
  • Bizanslılar arasında Latince sadece pratik nedenlerle öğrenilirdi ve sadece Patristik edebiyat tercüme edilirdi.
  • Bizans kültürü, özellikle 10. yüzyılda ilmi derlemeler ve ansiklopedi yazarlığında görüldüğü üzere, muhafaza etme, inceleme ve düzenleme tutumu sergiler.
Madrid Skilicis'te İmparator I. Yannis Çimiskes (969 – 976) ile Kiev Büyük Knezi I. Svyatoslav  (942 -972) arasındaki  toplantı. Madrid Skilicis,  İoannis Skilicis'in yazdığı, 811-1057 yılları arası tarihi konu eden Tarihin Özeti adlı elyazmasıdır. Madrid Skilicis, 12. yüzyılda Sicilya'da üretilmiştir ve şu anda Madrid Ulusal Kütüphane’de muhafaza edilmektedir. Bu eser Skyllitzes Matritensis olarak da bilinir. Eser, bu yazarın günümüze ulaşan resimli tek el yazmasıdır ve 574 minyatür içerir. Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Madrid Skilicis‘te İmparator I. Yannis Çimiskes (969 – 976) ile Kiev Büyük Knezi I. Svyatoslav (942 -972) arasındaki toplantı.
Madrid Skilicis, İoannis Skilicis’in yazdığı, 811-1057 yılları arası tarihi konu eden Tarihin Özeti adlı elyazmasıdır. Madrid Skilicis, 12. yüzyılda Sicilya’da üretilmiştir ve şu anda Madrid Ulusal Kütüphane’de muhafaza edilmektedir. Bu eser Skyllitzes Matritensis olarak da bilinir. Eser, bu yazarın günümüze ulaşan resimli tek el yazmasıdır ve 574 minyatür içerir.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org

  • Makedonya Hanedanı döneminde edebi metinlerde büyük harfli yazıdan küçük harfli yazıya geçilir, kelimeler ayrı yazılır; Aristophane dile ayırt edici aksan ve noktalama işaretlerini ilave eder. Homeros’un notlarını içeren, ilk eksiksiz elyazması 10. yüzyılda yapılır.
  • Yüksek edebiyat için üstün dil sayılan Attika lehçesi, diğer edebiyat ve ifade şekilleri için ise dilin çeşitli düzeyleri kullanılır. Bizans edebi kültüründe farklı edebi türlere bağlı olarak dilin ve üslubun farklı düzeylerinden söz etmek gerekir.
  • Bizans’ın nesir üretimi de çok zengindir: Teolojik doktrinci ve çileci edebiyat,hem halkın hem de daha kültürlü sınıfların ilgisini çekenazizlerin yaşam öyküleri, retorik ve tarih yazımı, biyografi , teknik-bilimsel nesir (matematik, tıp, astronomi) üretimi gibi.
  • Justinyen dönemindeki ünlü tarihçi Prokopius (500-565), sonra gelen Agathias (530-582) ve sayısız tarih yazarı söz konusudur.
  • Edebi açıdan Komnenos Dönemi, babasını konu alan Alexiad adlı epik şiirin yazarı Anna Komnena (1083-1150) sayesinde bilinir. Komnenos dönemi ile Batı ile ilişkiler yoğunlaşmaya başlar ve entelektüel alış veriş sürekli hale gelir. Erken Ortaçağ’da görülen Batı ile verimli diyalog tekrar başlar. Yunanca metinlerin Latinceye, Latince metinlerin Yunancaya tercümesi yoğun bir şekilde başlar.
  • 12. yüzyılda üst sınıf erotik yazım, hem nesir hem manzum olarak rağbet görür.
  • Bizans aristokrasisi üzerinde Batı’nın etkili olması ile şövalye edebiyatı işlenmeye başlamıştır.
  • 13. yüzyılda Güney İtalya’da Yunan kültürü yeniden doruğa çıkar, büyük klasik yazarların metinleri kopyalanır.
  • Paleologos Hanedanı döneminde Bizans İmparatorluğu’nun elinde sadece Konstantinopolis şehri kalmıştır. Haçlı işgali ile imparator prestijini kaybetmiştir. Latin dünyası baş düşmandır.
  • Katolik Avrupa’nın temsil ettiği Latin barbarlığına karşı Antikçağa dönüşün aracı olarak, Helenizm’in gözde olması ile tasvire canlılık kazandıran, donukluktan uzak yeni bir ifade getiren yazma geleneğine dönüşten söz edilebilir. Böylece, Antikçağı kaynak alan hümanist bir akım, entelektüel bir Rönesans’ın mayasını oluşturmuştur, denir. Bu akım, Antikçağ metinlerinin araştırılmasına yeniden canlılık kazandırmış, o dönemin anıtlarına ve sanat yapıtlarına duyduğu hayranlığı dile getirmiştir.
  • Paleologos Rönesansı resim sanatının en güzel örnekleri Aya Sofya, Khora ve Pammakaristos manastırlarının duvarlarını süsler.
  • Konstantin Lips Manastırı’ndaki Paleologos dönemi süslemeleri duvarlarda nakış gibi işlenmiştir. Her sıradaki motif farklıdır. Zikzak, ağ, balıksırtı, meander (geometrik kıvrımlar yapan şerit biçiminde süsleme), gamalı haç, S motifi, düz ve ters üçgen, yürek nişi, fırıldak kullanılan motiflerdir.
  • Panagia Muhliotissa Kilisesi/Kızıl Kilise/Kanlı Kilise büyük olasılıkla daha erken dönemde yapılmış olan bir kilisenin üzerine VIII. Mikail Paleologos’un kızı Maria Paleologina tarafından 1282’lerde yaptırılmıştır. Kilise dört yapraklı yonca planlıdır. Bu plan tipinin şehirde başka örneği yoktur. Heybeliada’daki Panagia Kamariotissa Kilisesi de bu planı yansıtır.
  • Paleologos dönemi resmi, aynı dönemdeki Batı resminin yöneldiği natüralizmden uzaktır. Khora mozaiklerinde göze çarpan canlılık, birkaç yıl sonra alışılmış tasvirlere geri dönülmesiyle donmuştur.

 

Bizans İmparatorluğu 91| İznik Bizans İmparatorluğu

  • Bizans’ın soylu ailelerinden birinin oğlu Theodor Laskaris, eşi III. Aleksius’un kızı Anna Komnena (1176-1212) ile Latin istilasından sonra İznik’e kaçar, 1205 yılında kendini imparator ilan eder (1205-1222). Böylece yeni bir Bizans devleti kurulmuş olur.
  • Bulgarlarla uğraşmakta olan Latinler, bu yeni oluşumla pek ilgilenemez. I. Theodor Laskaris Karadeniz Ereğlisi’ni, Amasra’dan başlayarak Ankara yakınlarına kadar olan bölgeyi, Bursa, Gemlik, Bergama, İzmir, Efes ve bütün Menderes havzasını hakimiyetine alır. Böylece Latin İmparatorluğu ile Konya Selçuklu Sultanlığı arasında bir tampon bölge oluşturur. Laskaris’in kurduğu idari yapı Bizans İmparatorluğu’nda geçerli olan sistemin aynısıdır.
  • Latin İmparator Henry Hainaut (1206-1216) Selçuklu Sultanlığı ile, Laskaris de Bulgarlarla ittifak anlaşması imzalar.
  • Eski ve kaçak İmparator III. Aleksios Angelus Komnenos da Konya’da Selçuklulara sığınır. Sultan I. Gıyasettin Keyhüsrev (1205-1211), Laskaris’e ültimatom verir, tahtı kayınpederine terk etmesini ister. Selçuklu ordusu, müttefiki Latinlerin desteğiyle İznik bölgesine saldırır. Laskaris’in talebi üzerine onunla teke tek dövüşen I. Keyhüsrev ölür. İznik Bizans İmparatorluğu büyük bir zafer kazanmış olur. III. Aleksios esir düşer ve ömrünün sonuna, 1211’e kadar İznik’te bir manastıra kapatılır.
  • Latinlerle Laskaris arasında 1214 yılında barış antlaşması yapılır ve Latinler böylece İznik’teki Bizans devletini resmen tanımış olurlar.
  • İmparator Henry 1216’da ölünce yerine kız kardeşi Yolanda’nın kocası Peter Courtenay (1216-17) imparator seçilir. Courtenay, Dürazzo’yu (Dıraç, Arnavutluk) Theodor Dukas’dan geri almak isterken esir düşer. Yolanda (1217-19), naip olarak imparatorluğu yönetmeye başlar; kızı Maria’yı I. Theodor Laskaris’e eş olarak verir. Yolanda ölünce yerine ikinci oğlu Robert Courtenay geçer (1221-28).
Madonna ve Kutsal Çocuk ikonası, Bizans, 8. yüzyıl. Basilica di San Clemente, Roma, İtalya. Fotoğraf:Kina Italia/Lego Italy, M. Gerardi, 1992.

Madonna ve Kutsal Çocuk ikonası, Bizans, 8. yüzyıl.
Basilica di San Clemente, Roma, İtalya.
Fotoğraf:Kina Italia/Lego Italy, M. Gerardi, 1992.

  • Epir Despotu Theodor Dukas (1216-1220), hem Dukas, hem Angelus hem de Komnenos kanı taşıdığı için Bizans’ın gerçek varisi olduğunu iddia eder ve dolayısıyla Laskaris’i tanımaz. Haçlılar tarafından Montferrat Markisi ve Dördüncü Haçlı seferi lideri I. Boniface’a (1150-1207) verilmiş olan Selanik’i 1224 yılında ele geçirerek oradaki Latin devletini yıkmış olur. Bu fethin ardından Roma-Bizans imparatoru ilan edilir.
  • 1204 Haçlı işgalinden sonra, Bulgar Çarlığı ve Selçuklu Sultanlığından başka Bizans İmparatorluğu sınırları içinde ikisi Bizans, biri Latin kökenli üç devlet kurulmuş olur. Epir ve İznik Bizans devletleri arasındaki çekişme Latin İmparatorluğu’nun ömrünü uzatır.
  • Laskaris 1222 yılında yönetimi, kızıyla evlenmiş olan III. İoannes Dukas Vatatzes’e (1222-54) bırakır. Vatatzes, 1225’te Anadolu’daki, İzmit yarımadası hariç Latin İmparatorluğu’na ait bütün bölgeleri, Midilli, Sakız ve Samos adalarını işgal eder. Edirne onun hakimiyetine talip olur.
  • Latin İmparatoru Robert Courtenay ölür, yerine kardeşi II. Baldwin Courtenay (1228-61) geçer. Ancak kardeşi küçük bir çocuk olduğundan Latinler naip olarak İznik ve Epir tehlikesinden korunmak amacıyla Bulgar Çarını seçerler. Theodor Dukas Bulgarlara savaş açar, esir düşer. Bulgarlar Arnavutluk’un bir kısmı ile Makedonya ve Trakya’yı ele geçirip büyük bir Bulgar Çarlığı kurunca Latinler onun yerine yaşlı eski Kudüs Kralı Jean de Brienne’i ömür boyu naip atarlar (1231-37).
  • Bu işe çok kızan Bulgar Çarı Asen, Vatatzes ile ittifak kurar, kızı Helena’yı Vatatzes’in oğlu ile evlendirir, birlikte Konstantinopolis’i kuşatırlar. Bu şehrin 8. kez kuşatılmasıdır. Ancak Asen, şehrin düşmesinden İznik’in daha büyük avantaj elde edeceğini anlayınca Latinlerle ittifak yapar ve İznik’e savaş açar. Konstantinopolis kurtulur. Asen ölünce şehrin üzerindeki Bulgar tehdidi de kalkar.
  • 1246 yılında Selanik, İznik’e bağlı bir şehir olur. Vatatzes, Konstantinopolis’in dışında olmasına rağmen, Bizans tarihinin en önemli imparatorlarından biridir. Onun döneminde tarım ve sanayi ürünlerinin üretimi artmıştır. Konstantinopolis’e arka çıkan Venedik ile ticareti yasaklamıştır. Onun ve oğullarının döneminde İznik belli başlı bilim, sanat ve kültür merkezi haline gelmiştir. Halk tarafından da çok sevilmiş, ölümünden 50 yıl sonra aziz ilan edilmiştir.
  Erken Rönesans ressamı Benozzo Gozzoli (1420-1497) tarafından yapılmış VIII. İoannis Paleologos tablosu. Fotoğraf:tr.vikipedia.org


Erken Rönesans ressamı Benozzo Gozzoli (1420-1497) tarafından yapılmış VIII. İoannis Paleologos tablosu.
Fotoğraf:tr.vikipedia.org

  • Vatatzes’in oğlu II. Theodor Dukas Laskaris (1254-58) despot biridir. Aristokrat bir aileden gelen ve değerli bir komutan olan Mihail Paleologos’tan nefret eder. Hayatını tehlikede gören Mihail Paleologos Selçuklu sultanına sığınır. Babası gibi sara hastalığı olan II. Theodor ölünce yerine 7 yaşındaki oğlu IV. İoannes Dukas Laskaris (1258-61) geçer. Seçilen naibi ve ailesini öldüren 33 yaşındaki Mihail Paleologos 1259 yılında müşterek imparator olarak taç giyer ve imparatorlukta gücün gerçek sahibi olur. Paleologos, Dukas, Angelus ve Komnenos aileleriyle yakınlığı vardır, karısı da Vatatzes ailesindendir. Onun döneminde Cenevizliler, Venedik’e tanınan tüm hakları ele geçirirler.
  • Mihail Paleologos’un Sezar olarak atadığı Aleksios Strategopulos Silivri’de Venedik donanmasının Konstantinopolis’ten ayrıldığını ve şehrin savunmasız kaldığını öğrenince şehir surlarının yakınındaki bir manastırda saklanır, gece, en iyi adamlarıyla gizli bir geçitten şehre girer, dışarıdaki 800 kişilik birliğini içeri alır, şehri savaşmadan ele geçirir. Son Latin imparatoru II. Baldwin Courtenay, bir Venedik gemisine binerek kaçar.
  • Konstantinopolis’e gelen VIII. Mihail Paleologos (1261-1282), yeni bir hanedanın kurucusu olarak Aya Sofya’da taç giyer. İznik İmparatorluğu’nu Konstantinopolis’e bağlar. İznik’teki 11 yaşındaki İmparator IV. İoannes Laskaris ise kör edilip hapse atılır.

 

 

Bizans İmparatorluğu 90| Dördüncü Haçlı Seferi ve Konstantinopolis’te Latin Krallığı 6

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1187 yılında Kudüs’ün Selahattin Eyyubi tarafından fethi ve Üçüncü Haçlı Seferinde yalnızca Akka şehrinin geri alınabilmiş olması, Kudüs’ün geri alınabilmesi için Dördüncü Haçlı Seferi’ni zorunlu kılar.
  • Kardeşi III. Aleksios Angelus Komnenos tarafından gözleri kör edilen İmparator II. İsaak Angelus ve oğlu Aleksios Angelus Anemas Zindanı’na atılmışlardı. Aleksios Angelus  hapisten kaçarak ablası İrene’nin kocası Swabia Prensi Philip’e sığınır ve babasının tahta iadesi için yardım ister. Karşılığında Haçlıların kutsal topraklara gitmesi için gerekli parasal yardımı yapmayı ve Konstantinopolis Patrikliği’ni Roma Kilisesi’ne bağlayacağını vaat eder. Philip bu isteği Haçlılara ve Venedik doçuna iletir. İstek uygun bulunur ve Dördüncü Haçlı Seferinin yönü Kudüs’ten Konstantinopolis’e çevrilir.
  • Kadıköy ve Üsküdar önüne gelen büyük savaş filosu başkentte şaşkınlık yaratır.
  • Haçlılar Galata bölgesine çıkartma yapıp oradaki kuleden (günümüze ulaşmamıştır) idare edilerek Haliç’in ağzını kapatan zinciri kaldırırlar, Venedik donanması Haliç’e girer ve saldırıya başlar. Blakhernai Sarayı’nın bir kısmı yanar. İmparator kaçar, kör II. İsaak Angelus ve oğlu IV. Aleksios Angelus müşterek imparator ilan edilir. Hazine bomboş olduğu için Aleksios Angelus söz verdiği parayı Haçlılara ödeyemez. Kaçan imparator hazineyi boşaltarak kaçmıştır. Halk konan yeni vergilerden, özellikle de Roma Kilisesi ile birleşme fikrinden çok rahatsızdır.
  • Venedikliler ve Latinler arasında yapılan çözüm bulmaya yönelik müzakereler tamamlanmadan Latinler Bizanslılara saldırır ve savaş başlar, şehir üçüncü kez ateşe verilir, yağma başlar. Aya Sofya’nın gümüş tırabzanları ve parmaklıkları sökülüp mabedin içine sokulan katır ve eşeklerle taşınır.
  • Altı Latin ve altı Venedikliden oluşan komite I. Baldwin’i (1204-5) Konstantinopolis’in ilk Latin imparatoru seçer. Bir Venedikli de patrik olur. Ama esas güç Venedik Doçu Enrico Dandolo’dadır.
  • Latin İmparatorluğu Trakya’nın bir kısmını, Kocaeli Yarımadası’ndan aşağı doğru (Bursa, İznik hariç), Balıkesir’i içine alarak Saroz Körfezi’ne kadar olan bölge ile Midilli, Sakız ve Sisam adalarını alır. Venedik ise Adriyatik kıyısındaki limanları, Ege adalarını, Girit ve Rodos’u, Gelibolu, Tekirdağ ve Marmara Ereğlisi ve Edirne’yi alırlar. Böylece Adriyatik, Ege ve Marmara sahillerinin kontrolü onların eline geçer. İmparator, Konstantinopolis’in 5/8’ine, Venedik ise 3/8’ine sahip olur. Önceleri Bizans imparatorları tarafından Venediklilere verilen ticari imtiyazlar da devam edecektir.

 

Bizans İmparatorluğu 85 | Dördüncü Haçlı Seferi ve Konstantinopolis’te Latin Krallığı 1

  • 753 yılında Ravenna Lombardların eline geçince Roma’daki Papa Stefano savunmasız kalmış, Bizans İmparatoru V. Konstantin’den yardım istemişti. İmparator ordu göndermek yerine Papa’yı kendi adına arabuluculuk yapmakla görevlendirip, Lombardlar ile anlaşma zemini aramayı tercih etmişti. (Bu, Bizans Osmanlı karşısında zora düştüğünde Papa’nın yardım etmediği gerçeğinden önce yaşanan bir durum.)
  • Küçük toprak sahibi köylülerin aleyhine olacak şekilde toprak ağalarının aç gözlülüğü ve artan bağımsızlıkları Bizans toplumunun yapısını sarstı. Doğudaki Selçuk Türkleri de 11. yüzyıldan itibaren büyük bir tehlike oluşturmaya başlamıştı. Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos, orduları Türklere yenilince, Batılı Hıristiyanlardan yardım alabilmek için 1081’de Papa’ya başvurdu. Oysa Komnenos, Batılı Hıristiyanlarla yollarını yirmi yıldan uzun bir süre önce ayırmıştı. Papa, İmparator’un yardım çağrısına karşılık vererek Doğu Kilisesi’ni tekrar ele geçirmek ve Doğu’yu fethetmek üzere Haçlı Seferleri’ni başlattı.
  • Din üzerinden yürütülen siyasi egemenlik mücadelesi olan, Haçlı Seferleri adıyla anılan, papaların fetvasıyla düzenlenen savaşlar için 1095-1270 yılları arasında sekiz sefere çıkıldı. Bu seferler için tarihteki ilk Avrupa ittifakı da denebilir.
  • İlk seferde, Alman Haçlılar güzergahları üzerindeki paganları ve 12.000 Yahudi’yi katletti; Doğu Roma tebaası ile çatıştı; Bizans köylerini yaktı. Haçlılar, Bizans imparatorunun yardımıyla Konstantinopolis üzerinden Anadolu’ya geçtiler, İznik’i Selçuklulardan alıp yeniden Bizans’a bağlanmasını sağladılar. Bu Haçlıların Bizans’a verip tuttukları ilk ve tek söz oldu.
Konstantinopolis’in Haçlılar Tarafından Talanı, Eugene Delacroix (1798-1863), 1840. Louvre Müzesi, Paris. Fotoğraf:www.friendsofart.net

Konstantinopolis’in Haçlılar Tarafından Talanı, Eugene Delacroix (1798-1863), 1840. Louvre Müzesi, Paris.
Fotoğraf:www.friendsofart.net

  • Dördüncü Haçlı Seferi donanması 1202’de Venedik’ten yola çıktı, bir hafta sonra Dalmaçya’nın başkenti Zara’yı işgal edip yağmaladılar. Bunun üzerine Papa III. Innocentius sefere çıkanların tümünü aforoz etti. Papa tarafından aforoz edilmek, ölümden sonra cehennemde sonsuza kadar yanmak mahkumiyetiydi.
  • Haçlı Seferleri ile Venedik – En Huzurlu Cumhuriyet (Serenissima), Batı ile Doğu arasında ayrıcalıklı aracı olarak Konstantinopolis’in yerini almıştır. Bundan böyle Batı’nın tükettiği baharat, ipek ve pamuğun büyük bölümü Venedik üzerinden Batı’ya varmıştır. Venedik bu ürünleri, Flandre kumaşları ve Nürnberg madenlerinden çıkartılan gümüşle takas eder.
  • Bizanslılar için Dördüncü Haçlı Seferi (1200-1204) tam bir yıkım oldu. Haçlı ordusunun Konstantinopolis’e saldırısı Papa’nın ikinci topyekun aforozuna yol açtı, ama caydırıcılığı olmadı. Haçlı ordusu, Mısır’a giderken uğradığı Konstantinopolis’te on ay oyalandı. Bizans’ın zayıf olduğunu anladı. Haçlıların Ege ve Akdeniz’den geçiş için Venediklilere geçiş ücreti ödemeleri gerekiyordu, ama paraları yoktu. Bunun üzerine Venedik Cumhuriyeti’nin Doçu Enrico Dandolo Haçlılara, Bizans’taki imparatoru kendi hesabına devirmelerini teklif etti. Dandolo için Kudüs’e gitmek ya da Venedik’e olan nakliye borçlarını tahsil etmek değil, Bizans’ı ortadan kaldırmak önemliydi. 1204’te birleşik Haçlı ordusu, önce Galata’ya yerleşti. Buradan karşıya geçerek şehri işgal etti. Bahçekapı Sinagogu’nu yakan Haçlılar, Aya Sofya’ya kadar bütün bölgenin yanmasına neden oldular. Musevi mahallelerini yıkarak halkını katlettiler.
  • Latinler, Haliç surlarında iki kuleyi zapt edip, bir sur kapısını açarak şehre girdiler. Sefere katılan komutanlardan biri olan Dandolo’nun kör (bazı kaynaklarda başından yaralanma sonucu tamamen kör) ve bazı kaynaklara göre 70, bazı kaynaklara göre 90 yaşında olduğu, hatta 1205’te Konstantinopolis’te öldüğü ve mezarının Aya Sofya’da olduğu söyleniyorsa da Müze’nin kendi yayınlarında bu yadsınmaktadır. Bu Haçlı Seferi, Venediklilere ve Cenevizlilere Karadeniz’de acenteler kurma yolunu açmıştı. Konstantinopolis bu işgalde büyük bir soyguna ve yıkıma da uğradı. Bu işgal ile Konstantinopolis yenilmezlik sıfatından vazgeçmek zorunda kaldı, hazinesi dağıldı, yangınlardan zarar gördü ve Latin yönetimi süresince yatırımları ihmal edildi. Çok sayıda yazma barındıran Konstantinopolis Kütüphanesi yağmalandı, eserler kayboldu. Kutsal Havariler Kilisesi’ndeki imparator ve imparatoriçe mezarları da açılarak yağmalandı. Büyük Saray yerle bir edildi. Konstantinopolis’te Latin İmparatorluğu adı verilen yönetimin başına Fransız soylular geçti.