Etiket arşivi: Latin Amerika

Büyülü Gerçekçilik

  • Gerçeküstücülük’te anlam, ussallık dışı olandadır. Büyülü/Fantastik Gerçekçilik’te anlam, katmanlı düzlemlerde fantastik ögeler ve imgelerin metin içinde yoğrulmasıyla oluşur.
  • Büyülü Gerçekçilik terimi ilk olarak 1920’lerde Almanya’da gerçeküstü görüntüler resmeden sanatçılar için kullanılmış.
  • Latin Amerikalı yazarların yerli kültüründen gelen fantastik ögeleri, mitolojiyi, yani sözlü geleneği gerçekçi bir kurguyla bir araya getirmeleri olarak tanımlanır.
  • Büyülü Gerçekçilik, dili büyüye dönüştürürken, insanı ve anlattığı gerçekliği de büyüleyen bir yaratma gücüdür.
  • Meksikalı yazar Juan Rulfo (1917-1986) ve Arjantinli Jorge Luis Borges (1899-1986) Büyülü Gerçekçilik’in babaları olarak kabul edilirler.
  • Gabriel Garcia Marquez (1927-2014), Büyülü Gerçekçilik’in mitlerden, büyüden, doğanın yarattığı sıra dışı olaylardan, Latin Amerika’nın biricik yaşam biçiminden ve Avrupa gerçekçiliğinin gereksiz görüp dışladığı deneyimlerden oluştuğunu söyler.
  • Büyülü Gerçekçilik hep coşkuludur, acılardan grotesk tuhaflıklar ya da mizah çıkarır.
  • İtici gücü anlatım biçimidir. Gerçekle örtüşmesi olanaksız olanı dışa vurur.
  • Genelde Latin Amerika’nın günlük hayatındaki fantastiği açığa çıkarır.
  • Büyülü Gerçekçilik, Latin Amerikalı yazarların anlatım biçimini tam olarak niteleyen bir terim olduğu gibi, Kafka, Boris Vian, Gunter Grass, John Fowles gibi Batılı yazarları da kapsar.
  • Son Masallar kitabıyla Bilge Karasu, Yanık Saraylar adlı eseriyle Sevim Burak, Onat Kutlar, Nazlı Eray da Büyülü Gerçekçi eserler veren yazarlarımız arasında yer alırlar.
  • Faruk Duman, Onat Kutlar ile Juan Rulfo’nun kendi ülkelerindeki yerleri arasında benzerlik görür.
  • Fantastik Gerçekçiler, gerçekçi olanı açıklanamaz olanla, düşlerin ve peri masallarının mitolojik mantığını sıradan düşünceyle birleştirerek logos hegemonyasına meydan okumaktadırlar.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Söyle, Öldürmesinler Beni; Faruk Duman; Cumhuriyet Kitap Sayı 832.
  • Çevirmenin Gözünden G. G. Marquez, İnci Kut, Cumhuriyet Kitap 803.
  • Büyü Bunun Gerçekliğinde, Semih Gümüş, Radikal Kitap, 13 Mayıs 2005.
  • Sevgiden Öte Sürekli Ölüm, Füsun Akatlı, Yeni Yayınlar, 1980.
  • Klasiğimiz, Marquez; Semih Gümüş, Milliyet Sanat.
  • Mitlerin Kısa Tarihi, Karen Armstrong, Merkez Kitaplar, 2005.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 241|Çağdaş Dönem 16 Yeni Ekonomi 2

Hera Büyüktaşçıyan, Art International 2015. ‘’Bir parmağınızla birini suçlarken, gerideki üç parmak sizi işaret eder.’’ Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hera Büyüktaşçıyan, Art International 2015.
‘’Bir parmağınızla birini suçlarken, gerideki üç parmak sizi işaret eder.’’
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Peki bu felaketler yaşanmadan önce durum neydi?
  • 2000 yılına gelindiğinde, zengin ülkelerden fakir ülkelere yatırım ve ticari para olarak 2 trilyon dolar transfer edilmişti.
  • Doğu Asya Bölgesi’nin son 20 yılda gerçekleştirdiği ihracat tutarı 100 milyar doların altındayken, 1998 yılında 500 milyar doların üzerine çıkmıştı. Latin Amerika ülkelerinin ihracatı 1980’de 100 milyar dolar civarındayken 1998’de yaklaşık 300 milyar dolara yükselmişti. 20 yıl önce yabancı yatırımcılar hiç ilgi göstermedikleri Doğu Asya ve Latin Amerika ülkelerine 60’ar milyar doların üzerinde yatırım yapmışlardı. 1980 öncesi hiç yatırım yapılmamış Güney Asya, Afrika ve Doğu Avrupa ülkelerine de son 20 yılda 5-20 miyar dolar arası yatırım yapılmıştı. 2000 yılına gelindiğinde Latin Amerika ülkeleri 1960, 1970 yıllarına göre kazançlarında %75 büyüme kaydetmişlerdi.
  • Yeni ekonomik düzen, en başta çokuluslu ortaklıklar ve globalleşmeyi akla getiriyor. Yeni ekonomik modelin, gelişen bilgilendirme şebekelerine dayandığını herkes kabul ediyor.
  • Batılılar, eski Doğu Bloku devletlerini eski komünist rejimin mirasçısı olarak gördüklerinden onları dışladılar ve  iş çevreleriyle doğrudan ilişkiye girdiler, yeni zenginler yarattılar. Oysa onların arkasında güveni ve hukuku sağlayacak bir devlet gücü yoktu. Yardımlar doğrudan kişilere ve ortaklıklara yapıldı. Vurguncular türedi, mafyalar kuruldu, bunlar devleti bile ele geçirmeye çalıştılar, bu durum ekonomik anarşiye yol açtı.
Bebekus, Kezban Arca Batıbeki, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bebekus, Kezban Arca Batıbeki, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Globalleşme ideolojisinin babası sayılan Francis Fukuyama’ya göre, globalleşme çokuluslu ortaklıkların yapacakları yatırımlarla yeni iş olanakları yaratacak ve yerel firmaları rekabete zorlayacaktır. Globalleşme, modernleşme demektir. Globalleşme yaşam düzeyinin yükselmesini sağlar, yeni çalışma gücü yaratır, demokratik kurumların temelini atar. Ayrıca çalışma ve çevre sorunlarına da çözümler üretir.
  • Globalleşme karşıtlarının görüşlerinden bahsedersek: Globalleşme, finans gücünün yönetimindeki teknolojik ve bilişim devriminin ürünüdür. Ulusal ekonomiler yok edilmektedir ve dünyada bir mega market oluşmuştur. Yoksulluk yaygınlaşmış, milyonlarca insan göçe zorlanmış, teknolojinin yarattığı medya kendine uygun düşünceleri yaymaya başlamıştır. Yeni dünya düzenini kurmak için finansal güç devlet sınırlarını yok etmeye yönelmiştir. Bu yeni tip bir savaştır. Bu düşüncenin adı liberal faşizmdir.
  • Worldometers rakamlarına göre dünyadaki aç insan sayısı 769.020.022 kişi, içecek suya erişimi olmayan insan sayısı  649.572.925, son bir yılda yok olan orman alanı  2.304.679 hektar, son bir yılda çölleşen toprak 5.317.987 hektar, son bir yılda salınan endüstriyel zararlı atık 4.339.631 ton, ayrıca dünya genelinde 773 milyon kişi okuma yazma bilmiyor.
  • Tüm dünyada derneklerin çoğalması, İskandinavya’da komünlerin seferber olması, Brezilya’da Porto Allegre’de katılmacı bütçe düzenlemesi de yeni yurttaşlık örneklerinden bazılarıdır.

 

Libya 10 Kaddafi 3

  • Temmuz 1971’de Fas Kralı Hasan’ı devirme teşebbüslerine Libya destek verince iki ülke arasında siyasi ilişkiler kesildi.
  • Libya, 1972 yılında SSCB ile dostluk antlaşması imzalayan Irak ile siyasi ilişkisini kesti, Bağdat’taki elçisini çekti.
  • Kaddafi, Arap birliğinin gerçekleşmesi için Arap-İsrail anlaşmazlığının çözümünü bir şart olarak görmüyor, İsrail meselesinin halli için Arap birliğinin şart olduğunu düşünüyordu.
  • Kasım 1972’de Kaddafi kuzey ve güney Yemen devlet başkanlarını aralarındaki anlaşmazlığa son verip tek devlet halinde birleşmek üzere Trablus’a davet etti.
  • Kaddafi, yılın aylarına yeni isimler verdi.
  • Ordu mensubu olmayan halka da silah dağıtımı yapıldı.
  • Libyalı gönüllüler Suriye’ye gittiler, bir buçuk yıl kaldılar, kendilerine İsrail dahilinde harekette bulunma yetkisi verilmedi, ülkelerine geri döndüler.
  • Dışarıdan bakanlar için ülke, petrol, çöl ve tek bir adamdan ibaretti.
Fotoğraf: www.milliyet.com.tr

Fotoğraf: www.milliyet.com.tr

  • Ocak 1973’te Cezayir’de toplanan  dördüncü Tarafsız Ülkeler Konferansı’nda Libya, Akdeniz’de bulunan yabancı devlet donanmalarının hemen bu denizi terk etmelerini ve bu denize kıyısı olan ülkelerin topraklarındaki yabancı askeri üslerin tasfiye edilmesini istemiştir.
  • Haziran ve Eylül 1973’te Libya’da faaliyet gösteren petrol şirketlerinin hisse senetlerinin devletleştirildiği ilan edildi. Ekim 1973’te Libya, ilan edilmiş ham petrol fiyatlarını iki katına çıkarmaya karar verdi.
  • Kaddafi, Filistin davasının en büyük sorumlusu olarak gördüğü İngiltere’ye karşı İrlanda Kurtuluş Ordusu’na yardım ettiğini gizlememiştir.
  • Latin Amerika’ya, ABD’deki Hıristiyan ve Müslüman zencilere, Gana’ya, Eritre Kurtuluş Hareketi’ne Kaddafi’nin yardım gönderdiği biliniyor. Kaddafi, İslam’ın zayıfların korunmasını emrettiğini; yalnız Müslümanlara yardım edip diğerlerini reddetmenin Libya’yı Müslüman değil, fanatik yapacağını söylemiştir. Libya’nın Angola’daki ırkçı ve sömürgeci tutumları sebebiyle Portekizlilerle, ırkçı ve işkenceci tutumları nedeniyle Güney Afrika Cumhuriyeti ile ilişkisini kestiği biliniyor.
  • Kaddafi 1973 yılında bürokrasiye karşı mücadele; toplumsal ve siyasal alanda yeni bir örgütlenme; İslam düşüncesini benimsetmek amacıyla “kültür devrimi” başlattı.
  • Libya’nın kendine özgü bir sosyalist yönetim biçimi vardı. İç savaş öncesi tek siyasi parti Arap Sosyalist Birliği idi. Yetişkin yurttaşların hemen hepsi parti üyesi idi.
  • Ocak 1974’de Tunus ve Libya tek devlet halinde birleşmeye karar verdi. Tunus-Libya antlaşmasından 48 saat sonra Tunus Başbakanı Masmudi görevden alındı.

 

Çağdaş Sanata Varış 183| Kavramsal Sanat 7 Kimlik Odaklı Kavramsal Sanat

  • 1980’li yılların son yarısından başlayarak sanat ortamında gözlenen belirgin dönüşümlerden biri, kendini temsil olanağı bulamamış kesimlerin kimlik olgusuna odaklanarak ürettikleri yapıtların, Batı sanatının sergilendiği ortamlara girmeye başlamasıdır. Bu kimlik odaklı Kavramsal Sanat, Batı’da bu dönemde görülen Çokkültürcü eğilimin bir uzantısıdır.
  • Çokkültürcü eğilim, “öteki”lere yönelik Batı Modernizmi’nin bir tür eleştirisidir.
  • Batı dünyasının açık ya da örtük ayrımcı politikalarını görünür kılmak 1980’lerden başlayarak bir çok sanatçının amacı olmuştur.
  • Bir çok sanatçı da öteki düşüncesinin birey üzerindeki psikolojik yansımalarını irdelemiştir.
Yarı Kızılderili, yarı Meksika asıllı Amerikalı sanatçı James Luna’nın (1950-), 1987 yılında, kendi bedenini kullanarak gerçekleştirdiği canlı enstalasyonlarının adı Kültürel Nesne idi. Luna, San Diego’da Balboa Parkı Uygarlık Tarihi Müzesi’nde Kızılderili kültürlerine ayrılmış bir bölümde yedi gün boyunca, müzenin açık olduğu saatlerde, “bir Kızılderili örneği” olarak kendisini sergilemiş, kültürel mirasın trajik boyutunu görünür kılmıştır. Luna bu performansı ile sömürgeci Batı’nın yok ettiği bir kültürel geçmişin yanı sıra Kızılderililiğin ve Kızılderili kültürünün turistikleşmesinin ve ticarileştirilmesinin altını çizmiştir. Fotoğraf: art-in-context.tumblr.com

Yarı Kızılderili, yarı Meksika asıllı Amerikalı sanatçı James Luna’nın (1950-), 1987 yılında, kendi bedenini kullanarak gerçekleştirdiği canlı enstalasyonlarının adı Kültürel Nesne idi. Luna, San Diego’da Balboa Parkı Uygarlık Tarihi Müzesi’nde Kızılderili kültürlerine ayrılmış bir bölümde yedi gün boyunca, müzenin açık olduğu saatlerde, “bir Kızılderili örneği” olarak kendisini sergilemiş, kültürel mirasın trajik boyutunu görünür kılmıştır. Luna bu performansı ile sömürgeci Batı’nın yok ettiği bir kültürel geçmişin yanı sıra Kızılderililiğin ve Kızılderili kültürünün turistikleşmesinin ve ticarileştirilmesinin altını çizmiştir.
Fotoğraf: art-in-context.tumblr.com

  • ABD’de, zenci-beyaz, Latin Amerika kökenlilere yönelik ırkçılığın yaşanmış olması, kimlik politikalarına yönelik sanatın 1980’li yıllardan itibaren özellikle ABD’li sanatçılar arasında yaygınlık kazanmasına yol açmıştır.
  • Melezliğin Amerikan toplumundaki anlamını sorgulayan; kişinin farkında olarak veya olmayarak uyguladığı ayrımcılığın farkına varmasını sağlayan çeşitli performanslar gerçekleştirilmiştir.
  • Yalnızca kadın olmanın değil, zenci kadın olmanın Amerikan toplumundaki yansımalarının irdelenmesi açısından Carrie Mae Weems (1953-) ve Lorna Simpson (1960-), akla gelen ilk sanatçılar arasındadır.
  • Örtük bir ırkçılık taşıyan popüler kültür imgeleri ve edebi kaynaklar da bu dönemde irdelenmiştir.
  • Kimlik politikalarına yönelen sanatçılar, sanat ile politika arasında bir ayrım görmemişlerdir.
Afro-Amerikalı bir sanatçı olan David Hammons (1943-), zenci mahallelerinden topladığı atık malzeme ile gerçekleştirdiği heykelleriyle Amerikan zencilerinin yoksulluğunu ve sefaletini sergilemiştir. Fotoğraf: www.christinekoeniggalerie.com

Afro-Amerikalı bir sanatçı olan David Hammons (1943-), zenci mahallelerinden topladığı atık malzeme ile gerçekleştirdiği heykelleriyle Amerikan zencilerinin yoksulluğunu ve sefaletini sergilemiştir.
Fotoğraf: www.christinekoeniggalerie.com

  • Kolektif belleğin oluşum biçimleri de sorgulanan olgulardan biri olmuştur.
  • Getto fikrinin olumsuz çağrışımını tersine çevirmeyi amaçlayan yapıtlar verilmiştir.
  • Sanat üzerinden okunan kimlik politikaları, toplumun marjinalize ettiği tüm kimlikler üzerinden fotoğraf, desen, heykel, enstalasyon ve performans ile yansıtılmıştır.