Etiket arşivi: lahitler

Libya 41 Cyrene 3 Müze

Ören yerinin yakınında zengin bir müze vardı. Müzede lahitler, heykeller, mozaik tablolar gördük.

Ören yerinden çıktıktan sonra Cyrene yakınındaki müzeye gittik. Tahtında Oturan Zeus heykelinin parmakları da oradaydı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ören yerinden çıktıktan sonra Cyrene yakınındaki müzeye gittik. Tahtında Oturan Zeus heykelinin parmakları da oradaydı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sfenksli iyonik başlıklı sütun. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sfenksli iyonik başlıklı sütun.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Satyr ve Nymph. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Satyr ve Nymph.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Aslı British Museum’da olan Cyrene ve Aslan. Burada sadece fotoğrafı var. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Aslı British Museum’da olan Cyrene ve Aslan. Burada sadece fotoğrafı var.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Baküs heykeli. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Baküs heykeli.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Müzede gördüğümüz yüzü olmayan eserler, ölen kişinin yüzünü sonradan işlemek üzere hazırlanıp bekletiliyormuş. MÖ 5. yüzyıldan günümüze ulaştıkları düşünülüyor. Cyrenaica’da böyle bir gelenek varmış. (Funerary Statues). Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Müzede gördüğümüz yüzü olmayan eserler, ölen kişinin yüzünü sonradan işlemek üzere hazırlanıp bekletiliyormuş. MÖ 5. yüzyıldan günümüze ulaştıkları düşünülüyor. Cyrenaica’da böyle bir gelenek varmış.
(Funerary Statues).
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yağmurlu bir günde gezdiğimiz, Ras el-Hilal adlı körfezdeki L’Atrun’da, Doğu ve Batı Kilisesi adı verilen iki Bizans bazilikasının 6. yüzyıldan kalma kalıntılarını gezdik. Restorasyonu ABD’li ve Fransız ekipler yapmış.  Yukarıdaki fotoğrafta, Doğu Kilisesi’nin, beyaz mermer sütunlu, Korint başlıklı apsisine bakıyoruz. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yağmurlu bir günde gezdiğimiz, Ras el-Hilal adlı körfezdeki L’Atrun’da, Doğu ve Batı Kilisesi adı verilen iki Bizans bazilikasının 6. yüzyıldan kalma kalıntılarını gezdik. Restorasyonu ABD’li ve Fransız ekipler yapmış. Yukarıdaki fotoğrafta, Doğu Kilisesi’nin, beyaz mermer sütunlu, Korint başlıklı apsisine bakıyoruz.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Bizans İmparatorluğu 84 | Bizans’ta Ölüm 4

İstanbul’da, Sarıgüzel’den İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne getirilen, 4. yüzyıl sonu-5. yüzyıl başına tarihlendirilen, bir asile ait olduğu düşünüldüğü için Prens Sarkofajı diye adlandırılan lahdin kısa kenarları haç, uzun kenarları ise çelenk içinde İsa’nın monogramını taşıyan iki melek rölyefi ile süslenmiştir. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İstanbul’da, Sarıgüzel’den İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne getirilen, 4. yüzyıl sonu-5. yüzyıl başına tarihlendirilen, bir asile ait olduğu düşünüldüğü için Prens Sarkofajı diye adlandırılan lahdin kısa kenarları haç, uzun kenarları ise çelenk içinde İsa’nın monogramını taşıyan iki melek rölyefi ile süslenmiştir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Beşinci yüzyılın üçüncü çeyreğine tarihlenen sarkofaj parçası. Saatliche Müzesi, Berlin, Almanya. Fotoğraf: Byzantium, Robin Cormack ve Maria Vasilaki, Royal Academy of Arts, 2008.

Beşinci yüzyılın üçüncü çeyreğine tarihlenen sarkofaj parçası.
Saatliche Müzesi, Berlin, Almanya.
Fotoğraf: Byzantium, Robin Cormack ve Maria Vasilaki, Royal Academy of Arts, 2008.

  • Bazı manastırların çevre duvarlarının dışında mezar yapıları, bazı kiliselerin ise mezar şapelleri bulunmaktaydı. Gömü genellikle,  yapıların altındaki mezar odalarına, duvarlardaki nişlere yapılırdı. Ölü, ya doğrudan toprağa, yapıların zeminine gömülür, ya da lahit içine konurdu.
  • Neredeyse bütün uygarlıklarda kullanılmış olan lahitler, özellikle Akdeniz antikitesinde çok yaygındır. Bizans’ta da 5. yüzyıl sonlarına kadar yaygın olarak kullanılmıştır. Monolitik lahitler, 4. yüzyıl sonlarına kadar seri halde imal edilmekteydi ve orta halli insanlar bile bunları alabiliyordu. Daha sonra lüks bir meta haline gelmiş ve sipariş üzerine az sayıda zenginler için üretilir olmuştur.
  • Daha ucuz, yan yüzler ve kapağın ayrı ayrı taş levhaların birleştirilmesiyle inşa edilen lahitler de kullanılmıştır. 11. yüzyıldan itibaren bir niş içinde ya da mimariye bitişik olarak taş plakalarla inşa edilen yalancı lahitler yapılmıştır. Burada lahit semboliktir, gömünün yerini işaret eder; ölü lahdin içinde değil, yapının zemininde gömülüdür.
  • Lahit ile kapağının arası hava geçirmeyecek biçimde yapıştırılarak çürüyen bedenin kokusunun dışarı çıkması önlenirdi.
  • Erken devirde çok kullanılmış bir mezar tipi de, yeraltı mezar odalarıdır (hipoje). Bunlar tamamen ya da kısmen toprak altına inşa edilmiş küçük, tonozlu odalardır. Silivrikapı Hipojesi güzel bir örnektir.
Antikçağda Anadolu’da çok yaygın olarak kullanılmış, Bizans döneminde de bazı bölgelerde tercih edilmiş, doğal kayanın içine oyulmuş ve üzeri ağır bir kapak ile kapatılmış bir tür lahit olan hamasorion.  Orta Bizans dönemine tarihlenen, Bafa (Latmos) Gölü’ndeki hamasorion. Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sabancı Üniversitesi, 2010.

Antikçağda Anadolu’da çok yaygın olarak kullanılmış, Bizans döneminde de bazı bölgelerde tercih edilmiş, doğal kayanın içine oyulmuş ve üzeri ağır bir kapak ile kapatılmış bir tür lahit olan hamasorion.
Orta Bizans dönemine tarihlenen, Bafa (Latmos) Gölü’ndeki hamasorion.
Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sabancı Üniversitesi, 2010.