Etiket arşivi: Kuzey Kore

Şiddet 51| Doğu’da Kadının Konumu 9

  • Pakistan’da bir kadın tecavüze uğramışsa, mahkemeye başvurabilmek için dört erkeğin tanıklığına ihtiyacı var! Tecavüze uğrayan kadının yanında bu eylem anında erkek koruyucusu yoksa peşinen kötü karakterli olarak suçlanıyor! Ziya ül Hak döneminde (1978-1988) kadınların ve Müslüman olmayan kimselerin mahkemede tanık olarak dinlenmesi yasaklanmıştı.
  • Pakistan diktatörü Ziya ül Hak, peçe takma zorunluluğu getirdi. Onun döneminde kadınlar, bozulmuşluğun kökeni olarak ilan edildi. Kadınların meslek sahibi olması, ahlaksal çöküntünün ve ailenin parçalanmasının nedeni sayıldı. Yeni rejim, kadınları çalışma hayatından dışladı. Ziya ül Hak’ın sıkı rejimi sona erdikten sonra da Pakistan’da mizojini günümüze kadar devam etti.
Miles After Miles, Tayeba Begum Lipi, 2015. Paslanmaz çelik tıraş bıçaklarından, 36 numara ayaklar için yapılmış kadın ayakkabısı İstanbul’da, Art International 2015’te sergilendi. 1965 Bangladeş doğumlu sanatçı resim, baskı, video ve Enstalasyonlarında kadının dünyadaki marjinalliği ve kadın bedeni temalarını kullanıyor. Objelerini küvet, tekerlekli sandalye, tuvalet masası ve kadın iç çamaşırı gibi gündelik eşyalardan seçiyor ve bunların yapımında çoğunlukla çengelli iğne ve jilet kullanıyor. Materyal seçiminde Bangladeş’teki kadına karşı şiddeti simgelemek için batıcı ve kesici aletler kullanmayı tercih ediyor. Kırsal kesimde doğumda kullanılan jilet, sanatçının çocukluğunda gözlemcisi olduğu evde, ebe ile doğan yeğenlerinin ve kuzenlerinin doğumunda kullanıldığı için görsel hafızasına kazınmış bir malzeme. Lipi, ilkin fabrikasyon jilet kullanırken, daha sonra farklı büyüklüklerdeki objeleri için özel üretim jilet kullanmaya başlamış. Kadın bedeninin düşündürdüğü yumuşaklık ile zıtlık oluşturan, bedene koruyucu bir zırh olan eserler yaratıyor. Aktivist sanatçı duvara asılı, saç telleri bakırdan yapılma beş peruk ile ülkesinde cinsiyet değiştirmiş bireylerin sesi olmak, onların korkusunu yansıtmak ve toplumdan yalıtılmışlıklarını ifade etmek için Aynı Olamayız adlı eserini yaratmıştı. Ülkesinin önde gelen çağdaş sanatçılarından biri olan Lipi, iki kez ülkesini Venedik Bienali’nde temsil etmiş, bol ödüllü bir sanatçı. Kendisi gibi sanatçı olan eşi ile birlikte 2002 yılında Bangladeşli sanatçılara yardımcı olmak için bir vakıf kurdu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Miles After Miles, Tayeba Begum Lipi, 2015.
Paslanmaz çelik tıraş bıçaklarından, 36 numara ayaklar için yapılmış kadın ayakkabısı İstanbul’da, Art International 2015’te sergilendi.
1965 Bangladeş doğumlu sanatçı resim, baskı, video ve Enstalasyonlarında kadının dünyadaki marjinalliği ve kadın bedeni temalarını kullanıyor. Objelerini küvet, tekerlekli sandalye, tuvalet masası ve kadın iç çamaşırı gibi gündelik eşyalardan seçiyor ve bunların yapımında çoğunlukla çengelli iğne ve jilet kullanıyor. Materyal seçiminde Bangladeş’teki kadına karşı şiddeti simgelemek için batıcı ve kesici aletler kullanmayı tercih ediyor. Kırsal kesimde doğumda kullanılan jilet, sanatçının çocukluğunda gözlemcisi olduğu evde, ebe ile doğan yeğenlerinin ve kuzenlerinin doğumunda kullanıldığı için görsel hafızasına kazınmış bir malzeme. Lipi, ilkin fabrikasyon jilet kullanırken, daha sonra farklı büyüklüklerdeki objeleri için özel üretim jilet kullanmaya başlamış. Kadın bedeninin düşündürdüğü yumuşaklık ile zıtlık oluşturan, bedene koruyucu bir zırh olan eserler yaratıyor. Aktivist sanatçı duvara asılı, saç telleri bakırdan yapılma beş peruk ile ülkesinde cinsiyet değiştirmiş bireylerin sesi olmak, onların korkusunu yansıtmak ve toplumdan yalıtılmışlıklarını ifade etmek için Aynı Olamayız adlı eserini yaratmıştı. Ülkesinin önde gelen çağdaş sanatçılarından biri olan Lipi, iki kez ülkesini Venedik Bienali’nde temsil etmiş, bol ödüllü bir sanatçı. Kendisi gibi sanatçı olan eşi ile birlikte 2002 yılında Bangladeşli sanatçılara yardımcı olmak için bir vakıf kurdu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 2002 yılında, Pakistan’ın Pencab Eyaleti’nde, erkek kardeşinin daha yüksek kasttan bir kadınla ilişki kurmasını cezalandırmak için bir kadın, yaşadığı köyün heyeti tarafından, yüzlerce tanık önünde, bir saat boyunca, birden çok erkeğin kendisine tecavüz etmesi cezasına mahkum oluyor. Tepkiler o kadar büyük oluyor ki, polis olaya karışan erkekleri tutuklamak zorunda kalıyor, kadına da tazminat ödeniyor.
  • Yine 2002 yılında bir kadın, eniştesini kendisine tecavüz etmekle suçladığı için taşlanarak ölüm cezasına çarptırıldı. Tepkiler üzerine ceza kaldırıldı.
  • Sharmeen Obaid-Chinoy (1978-), günümüzdeki en ünlü Pakistanlı kadın. 2012 ve 2016 yıllarında belgesel dalında almış olduğu iki Akademi Ödülü, altı Emmy Ödülü ile tanınan bir sinemacı. 2012 yılında Time Dergisi onu dünyanın en etkili yüz kişisinden biri seçmiş. Davos’ta yüzlerine kezzap atılan Pakistanlı kadınları anlatan belgeselinin izlenmesinden iki yıl sonra, 2017’de Dünya Ekonomik Forumu’nda eş başkanlık yapan ilk sanatçı oldu. Ülkesindeki namus cinayetlerine yoğunlaşıp, karılarına işkence uygulayan kocaları cezalandıran yasaların çıkmasını sağlamış.
  • 2002 yılında Kuzey Kore’de, kadın tutukevinde doğum yapan kadınların çıplak beton zemin üzerinde, doktorun doğumu çizmesi ile kadının karnına basarak yaptırdığı, doğan çocuğun ise hemen öldürüldüğü Washington’da Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komisyonu önünde anlatılmıştı.
  • 2002 yılında Nijerya’da evlilik dışı hamile kalan bir kadın, boynuna kadar toprağa gömülerek halk tarafından başı parçalanana kadar taşlanma cezası aldı.
  • Klitoridektomi, İngiltere’de Viktoryen Dönemde (1837-1901) de uygulanan bir metottu. Kadınları melankoli, histeri ve nemfomani gibi kadın hastalıklarından koruduğu düşünülüyordu. Günümüzde de Mısır’dan Somali’ye kadar uzanan bölgede, Arap Yarımadası’nda ve Asya’nın bazı yörelerinde kadınların ve genç kızların %80-100’ü klitoris sünnetine maruz kalıyor.
  • Kenyalı kadınların yaklaşık yarısı bugün de cinsel organ sakatlanmasının tehdidi altında.
  • Nijerya’da her insanın bir erkek bir de kadın ruhuyla dünyaya geldiğine inanılıyor. Bir kadında kadınlık ruhunun tam olarak gelişmesi için, erkek ruhunun bulunduğu beden parçasının alınması gerekiyor. Kadınsal ruh, sünnet edilen deri parçasının altında olduğu için de erkeklerde sünnet zorunlu.
  • Mısır’da1996 yılında kadın sünneti resmen yasaklandı.
  • Arap dünyasındaki kadınların peçe takma zorunluluğu, Batı için geriliğin simgesi iken, peçe takma, Batı’nın siyasal, ekonomik ve kültürel baskısını yıkmanın da sembolü oldu.
  • 11 Eylül 2001 olaylarının planlayıcısı Mohammed Atta, vasiyetinde hiçbir kadının cesedine değmemesini, hiçbir hamile kadının veya kirlenmiş kişilerin kendisine veda etmemesini ve taziye için evine ayak basmamasını istemişti!
  • Yemen’de Arap Baharı ile başlayan kaosta 2011 yılında imzalanan Girişim’de istenen hususlardan biri “çocuklar ile kadınlar başta olmak üzere dezavantajlı kesimlerin korunması için gerekli tedbirlerin alınması” olmuştur.
Kadın Ev, Louise Bourgeois, 1990. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 15. istanbul Bienali, Pera Müzesi, 2017.

Kadın Ev, Louise Bourgeois, 1990.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 15. istanbul Bienali, Pera Müzesi, 2017.

2017 yılı itibarıyla dünya genelindeki çocuk gelin (18 yaşın altında) sayısının 700 milyon olduğu basında yer aldı.

Hindistan’da Yüksek Mahkeme 18 yaş altı kız çocuklarla evlilikte cinsel ilişkinin tecavüz kapsamına alınmasına karar verdi.

İngiliz tıp dergisi Lancet’te yayımlanan Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmasına göre dünya genelinde 2010-2014 arasında her yıl güvensiz koşullarda 25 milyon kürtaj operasyonu yapıldı. Bunların %97’si Afrika, Asya ve Latin Amerika’da gerçekleşti.

Dünyada okuma yazma bilmeyen ve eğitim hakkından mahrum bir milyara yakın yetişkinin üçte ikisinin kadın olduğu biliniyor.

Dünyada 131 milyon okul çağındaki kız çocuğu eğitim almıyor.

10 kız çocuğundan biri 20 yaşından önce cinsel şiddete uğruyor.

Dünyadaki arazilerin %1’i, 300 trilyon dolarlık mal varlığının 14 trilyon doları kadınlara ait.

Üniversiteyi yeni bitirmiş kadınlar erkeklerden %20 daha az para kazanıyor. Bu fark on yıl içerisinde %31’e kadar artıyor.

Eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın, sürdürülebilir kalkınmaya giden önemli bir yol; müreffeh, barışçıl ve dirençli toplumlar oluşturmak için gerekli olduğu, yalnızca kadınların değil, insanlığın geleceğine de yatırım olduğu düşünülüyor.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Çin Halk Cumhuriyeti, Luoyang Eski Kent, 2017.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Çin Halk Cumhuriyeti, Luoyang Eski Kent, 2017.

 

Japonya 26 | 1947-1952

Nara, Kasuga Tapınağı.

Nara, Kasuga Tapınağı.

  • 1945 – 1952  yıllarındaki Müttefik işgali, ama de facto ABD işgali ile Silahlı Kuvvetler ve teçhizat üretim faaliyetleri yasaklandı, askeri devlet dağıtıldı. Yeni anayasa yapılarak politik sistem yeniden örgütlendi, eğitim içeriği ve sisteminin dönüşümü, mülkiyeti yayma, büyük iş ve mali kurumların denetlenmesi, antitekel önlemler, toprak reformu, cinsiyet eşitliği, inanç özgürlüğü yolunda maddeler kondu, 1947 Anayasası ile soyluluk ünvanı kaldırıldı.
  • Kore Savaşı’nda (1950-1953) Japonya’nın ABD üssü olarak kullanılması dış ticarette sıçrama sağladı. Gerekli sermaye malları alındı.1952
  • 1952’de ABD baskısı ile Japonya, ÇHC’den çok Tayvan’a yaklaştı. ÇHC ile temas kısıtlı kaldı.
  • Japonya’nın savaş sırasında esir ettiği Müttefik personelinin maruz kaldığı zorlukları tazmin etmek amacıyla Kızıl Haç örgütüne 4,5 milyon Sterlin ödeme yapması istendi.
  • San Francisco Barış Antlaşması’na göre Japonya’nın savunma harcamaları ABD’ye ait olmaya devam edecekti. Dolayısıyla Japonya, ABD’ye mali yük olmaya başladı.
  • San Francisco Barış Antlaşması, 1951’de Japonya ile 49 ülke arasında imzalanmış, 1952’den itibaren yürürlüğe girmiştir. Antlaşmayla II. Dünya Savaşı resmen sona ermiş, Japonya’nın emperyalist bir güç olarak konumu lağvedilmiştir. Ayrıca antlaşmayla Japonya’nın elindeki müttefik savaş esirlerinin maruz kaldıkları insan hakları ihlallerinden dolayı tazmin edilmeleri karara bağlanmıştır. Bu antlaşmayla beraber Japonya’nın ABD ile ikili ilişkileri yeni bir aşamaya geçmiş ve modern Japonya tarihi bu doğrultuda şekillenmiştir. İç Savaşı yeni sonuçlandığı için ve Tayvan ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin hangisinin yasal temsiliyet sahibi olduğu konusunda uluslararası kamuoyu nezdinde belirsizlik olduğu için iki ülke de antlaşmaya çağrılmamıştır. Savaş halinde olunan Kuzey Kore ve Haziran 1945’de anti-faşist Badoglio hükümeti Japonya’ya savaş ilan etmiş olmasına rağmen İtalya davet edilmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti ve savaş zamanında bağımsız bir ülke olarak var olmayan ancak sonradan bağımsızlığını kazanan ve Japon işgaline karşı savaşan Pakistan  imzacı ülkeler arasında yer almış, SSCB anlaşmanın şartlarına muhalefet etmiştir. San Francisco Barış Antlaşması ile Japonya bağımsızlığına kavuşmuştur!
  • Antlaşmaya göre Japonya; Kore, Tayvan, Hong kong, Kuril Adaları, Pescadores ve Spratly Adaları, Antarktika ve Sahalin Adaları’ndaki haklarından feragat etmiştir.
  •  Bonin ve Ryukyu takım adalarının denetimi ABD’ye geçmiştir. Takım adalara dahil olan kentler arasında Okinawa da bulunmaktadır.
  • Antlaşmaya göre savaş esirleri ülkelerine dönecek, Japonya sadece savunma amaçlı bir ordu barındıracaktır.
  • Japonya’nın ada haricindeki sahip olduğu firma, kurum ve özel kişilere ait tüm varlıklara Müttefiklerce el konmuştur. Bu kapsamda Çin Halk Cumhuriyeti Mançurya ve Moğolistan’daki demiryolu ve madenlere el koyacaktır. Japonya’nın; Kore, Tayvan ve Çin’de el konulan varlıklarının toplam değeri 25 milyar dolar mertebesindedir.
  • İkinci Dünya Savaşı’nda, özellikle savaşın son iki senesinde 100 binlerce Koreli, yaklaşık 40 bin Çinli ve az sayıda Müttefik savaş esirinin Japonların inşaat, maden vs. alanlarında köle işçi olarak çalıştırıldığı biliniyor. Japonya’ya getirilen her 5 Çinliden biri 1943 – 1945 yılları arasında ölmüş, 4 bini bugün hayatta ve Japonya’da dava açmışlar. Dava edilenler Mitsui Mining ve Mitsubishi Meterials. Mitsubishi’nin “cehennem gemileri” adı verilen kargo gemileriyle Japonya’ya işçi taşıdığı biliniyor. Japonya’nın köle işçi programı daha 1990’ların ortasında konuşulmaya başlanmış. Japon mahkemeleri mürürü zaman sebebiyle davaları düşürme yoluna gidiyor. Mitsubishi’nin Çin ile arayı bozmak işine de gelmiyor. Çünkü çok büyük kontratları var Çin ile. Mesela 2008 Beijing Olimpiyat projesiyle ilgili milyonlarca dolarlık inşaat işi almış durumda. (The Economist, 17 April 2006.)