Etiket arşivi: kültür mirası

Şiddet 81| Kültür Mirasına Yönelik Şiddet 3

  • Bosna-Hersek‘in Mostar şehrinden geçen Neretva Nehri üzerinde bulunan, Boşnakların Stari Most dediği Mostar Köprüsü, Mimar Sinan‘ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından 1566 yılında inşa edilmişti. Yapılma amacı, Kanuni Sultan Süleyman’ın Slav kökenli Bosnalı vezirine teşekkürdü.
    Köprü şehrin farklı etnik mahallelerini birbirine bağlıyordu. Her yıl bir dalış yarışması düzenleniyor, Hırvat, Sırp ve Müslüman delikanlıları, köprüden nehre atlıyordu. Bu, herkesin etnik kimliğiyle katıldığı, karşılıklı birbirini kabul ettiği bir ritüeldi.
    Mostar Köprüsü 1993′te Boşnak-Hırvat Savaşı sırasında Hırvat güçleri tarafından fiziki olarak yıkıldı.
    Mostar Köprüsü’nün aslına uygun inşasına, UNESCO ve Dünya Bankası desteğiyle, 1997 yılında bir Türk firması tarafından başlandı. Yeni köprü Temmuz 2004’de açılmış, 2005 yılında Dünya Miras Listesine eklenmiştir.
    Köprü fiziki olarak yerine kondu ama simgeledikleri sonsuza kadar yok oldu.
    Mostar Köprüsü, savaşların dünya mirasına verdikleri zararın sadece bir örneğidir.
Allianoi’de hamamın ana salonunda bulunan, hasarsız ele geçirilen Afrodit heykeli, 2000 yıldır durduğu yerden alınarak Bergama Müzesi’ne götürüldü. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Bergama Müzesi 2001.

Allianoi’de hamamın ana salonunda bulunan, hasarsız ele geçirilen Afrodit heykeli, 2000 yıldır durduğu yerden alınarak Bergama Müzesi’ne götürüldü.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Bergama Müzesi 2001.

  • Bir de ekonomik nedenlerle (doğru ya da yanlış) verilen zararlar var. Bunlar genellikle hidroelektrik santrallere yer açmak için kesilen ağaçlar ve santrallerin sular altında bıraktığı yerlerle ilgili oluyor ve ülkemizin farklı bölgeleri için süregelen tartışmalara ve protesto gösterilerine neden oluyor.
  • Bunlardan biri olan Allianoi antik kenti ılıcası, devasa tünelleri, köprüleri, anıtsal çeşmesi, caddeleri, tabanı muhteşem mozaiklerle süslü mekanları ve 400’ü tıp aleti olmak üzere yaklaşık 1.600 kadar envanterlik, 10.000 civarında etütlük eseriyle sıra dışı bir kültür mirası idi. Allianoi, on bin metre karelik kullanım alanı ile Anadolu’da şimdiye kadar bilinen en büyük termal yapı ve bir Asklepios kült merkeziydi. Ayrıca, ısısı hiç değişmeyen, 42-47 derece, sıcaklıktaki suyu ile günümüzde bile kullanılabilecek denli iyi korunmuş bir merkezdi.
    Antik dünyanın günümüze ulaşmış en önemli sağlık ve tedavi merkezlerinden biri olan Allianoi’yu Yortanlı Barajı’nın suları altında kaybettik.
  • Kırklareli’ndeki 11 farklı yarasa türüne ev sahipliği yapan Koyunbaba ve Koruköy Mağaraları içlerinde yapılan kaçak kazılar ve yakında faaliyet gösteren taş ocakları yüzünden tehdit altında. Her biri günde 1500 böcek yiyerek tarıma ve insanlığa faydalı olan yarasalar zarar görüyor. Koruköy Kalesi’ne çok yakın olan taş ocağı kaleyi de tehdit ediyor. Aynı bölgedeki Karlık Mağarası da defineciler tarafından kazılarak tahrip edilmekte. Ülkemizde mağaralar da tehdit altında.
  • 2100 yıllık Kibele heykelinin bulunduğu Ordu’daki tarihi Kurul Kalesi’nin bitişiğindeki taş ocağı, mahkeme kararına rağmen genişleyerek kaya mezarlarını dinamit patlatarak yok etti. Ordu Müzesi ve Kurul Kalesi Bilimsel Kazı Başkanlığı’nın duruma sessiz kaldığı gazetelere yansıdı.
  • Ülkemizden kaçırılan tarihi eserlerin geri alınma çalışmaları uzun zamandan beri Kültür Bakanlığı’nın asli görevleri arasında. Geri kazanılan eserlerin haberleri basında yer alıyor.
  • İtalya’da kültür mirasının korunması için İtalyan Jandarma Komutanlığı’na bağlı faaliyet gösteren bir polis teşkilatı vardır. Türkiye’de de İçişleri Bakanlığı bünyesinde bir nevi kültür polisi teşkilatı kurulması düşünülüyor.
  • Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı on beş yıldır kültür mirasımız konusunda farkındalık yaratmaya çalışıyor, kültür mirasının korunmasına yönelik çalışmalar yürütüyor.

 

 

Şiddet 80| Kültür Mirasına Yönelik Şiddet 2

Lamassu, Michael Rakowitz, 2017. Annesi Iraklı olan ABD’li sanatçı Michael Rakowitz (1973-) çalınan, yok edilen veya kaybolan kültürel nesnelerin tıpkılarını yapıyor. Bu kültür varlıklarının yeniden üretiminde malzeme olarak Ortadoğu kökenli yiyecek paketleme ve Arapça basın yayın ürünlerini kullanmayı tercih ediyor. Lamassu, Ninova antik kentindeki Nergal Kapısında duran ve IŞİD tarafından Şubat 2015’te yok edilen Asur tanrı heykeli. Bu eserin ana malzemesi ise Irak ve Ortadoğu için kültürel ve ticari bir sembol olan hurma şerbetine ait teneke kutu ambalajları. MÖ 575 yılında Nabukadnezar tarafından antik Babil kentinin merkezine yaptırılan İştar Kapısı’nın tıpkısı Berlin’de 2010 yılında Haus der Kulturen die Welt’de sergilendi. Orijinal kapının bulunduğu caddenin adı Görünmez Düşman Var Olmamalı idi. Aynı caddenin adı Küstahlık Eden Üstün Gelmesin diye de tercüme edilebiliyor. Görünmez Düşman Var Olmamalı, 2003 yılında ABD işgali sonrası Irak’ta yok olan eserlerin kopyalanması ile 2006 yılında sanatçının başlattığı ve günümüzde de devam eden projesinin adı. Lamassu, bu projenin bir uzantısı ve sanatçının Lamassu heykel projesi önemli bir İngiliz sanat ödülü olan Fourth Plinth’e aday dört finalistten biri oldu. Eseri Mart 2018’den itibaren Trafalgar Meydanı’nda sergilenecek. Fotoğraf: artnet News

Lamassu, Michael Rakowitz, 2017.
Annesi Iraklı olan ABD’li sanatçı Michael Rakowitz (1973-) çalınan, yok edilen veya kaybolan kültürel nesnelerin tıpkılarını yapıyor. Bu kültür varlıklarının yeniden üretiminde malzeme olarak Ortadoğu kökenli yiyecek paketleme ve Arapça basın yayın ürünlerini kullanmayı tercih ediyor. Lamassu, Ninova antik kentindeki Nergal Kapısında duran ve IŞİD tarafından Şubat 2015’te yok edilen Asur tanrı heykeli. Bu eserin ana malzemesi ise Irak ve Ortadoğu için kültürel ve ticari bir sembol olan hurma şerbetine ait teneke kutu ambalajları.
MÖ 575 yılında Nabukadnezar tarafından antik Babil kentinin merkezine yaptırılan İştar Kapısı’nın tıpkısı Berlin’de 2010 yılında Haus der Kulturen die Welt’de sergilendi. Orijinal kapının bulunduğu caddenin adı Görünmez Düşman Var Olmamalı idi. Aynı caddenin adı Küstahlık Eden Üstün Gelmesin diye de tercüme edilebiliyor.
Görünmez Düşman Var Olmamalı, 2003 yılında ABD işgali sonrası Irak’ta yok olan eserlerin kopyalanması ile 2006 yılında sanatçının başlattığı ve günümüzde de devam eden projesinin adı. Lamassu, bu projenin bir uzantısı ve sanatçının Lamassu heykel projesi önemli bir İngiliz sanat ödülü olan Fourth Plinth’e aday dört finalistten biri oldu. Eseri Mart 2018’den itibaren Trafalgar Meydanı’nda sergilenecek.
Fotoğraf: artnet News

  • 2003 yılında ABD işgali sonrası Bağdat’taki Irak Müzesi yağmalandığında 15 bine yakın kültürel nesne kaybolmuştu. Zaman içinde bunlardan sekiz binine ulaşıldı, yedi bin kültür varlığı halen kayıp.
Palmira Bel Tapınağı- MÖ 2. yüzyılda yapılmış Helenistik tapınak üzerine birinci yüzyılda inşa edilen bu tapınakta tapım üçüncü yüzyıla kadar devam etmişti. Kuzey cephe örgüsü orijinaldi, diğer cepheler burayı 12. yüzyılda kaleye dönüştüren Arapların yaptığı duvarlardı. Tapınağın giriş kapısının dikdörtgenin uzun tarafından açılmış olması ve kapının duvarın ortasında olmaması gibi unsurlar burayı benzersiz kılıyordu. IŞİD, 2015 yılında Bel Tapınağı’ndan geriye pek bir şey bırakmadı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2003.

Palmira Bel Tapınağı- MÖ 2. yüzyılda yapılmış Helenistik tapınak üzerine birinci yüzyılda inşa edilen bu tapınakta tapım üçüncü yüzyıla kadar devam etmişti. Kuzey cephe örgüsü orijinaldi, diğer cepheler burayı 12. yüzyılda kaleye dönüştüren Arapların yaptığı duvarlardı. Tapınağın giriş kapısının dikdörtgenin uzun tarafından açılmış olması ve kapının duvarın ortasında olmaması gibi unsurlar burayı benzersiz kılıyordu.
IŞİD, 2015 yılında Bel Tapınağı’ndan geriye pek bir şey bırakmadı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2003.

  • Bünyesinde Greko-Romen teknikler ile Pers etkilerini birleştiren; 1980 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınan; Çölün Gelini denen Palmyra antik kentini ele geçiren terör örgütü IŞİD, 40 yıldır burada çalışan arkeolog Halid Esad’ı infaz etti, birçok tarihi esere ciddi zararlar verdi, eserlerin bir kısmını da imha etti. UNESCO, arkeolojik yerleşmelerdeki yağma ve yıkımı savaş suçu olarak nitelendirdi.
    Palmira, Yahudilerin kurduğu en eski şehirlerden biri olarak kabul edilen ve MÖ 14. yüzyılda kurulduğu düşünülen; MÖ 2. yüzyıl – MS 3. yüzyıl tarihlerinde Palmira Krallığı’nı barındıran antik kent, 2015 ve 2016 yılında iki kez ele geçirildi ve kent toplam on ay terör örgütünün elinde kaldı. Örgüt, Tetrapylon’u bombalarla patlattı; tarihi eserleri balyozlarla parçaladı, Roma tiyatrosunun sahne bölümündeki anıt ve heykeller büyük hasar gördü. Palmira’da iki tane iki bin yıllık tapınak ve kule mezarlar yıkıldı. Palmira Müzesi’nde de bazı eserler terör örgütü tarafından tamamen parçalandı.
  • Musul Müzesi de ne yazık ki, savaş ile yok olan müzelerden biri oldu.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 162| Modern ve Postmodern Şehir Planlaması

Barcelona şehir planı. Fotoğraf:esaddere.wordpress.com

Barcelona şehir planı.
Fotoğraf:esaddere.wordpress.com

Kuzey Londra. Fotoğraf: www.skyscrapercity.com

Kuzey Londra.
Fotoğraf: www.skyscrapercity.com

  • Modernizm’e göre gerçek vardır ve insan aklını kullanarak bu gerçekliğe ulaşabilir. Bu kabul, dış gerçekliğin tek bir doğru temsil biçimi olacağı inancını doğurmuştur. Sanayileşme ve Aydınlanma, gerçeğin tek olduğuna inanırlar. Modernizm aslında bu temel üzerine inşa edilmiştir. Modern mimarlık da bir kez en akılcı ve en işlevsel yapı mimarisi bulunduğunda, artık bu biçim bozulmamalı ve her yapı için yeniden tekrar edilmelidir, görüşündedir. Zira tek bir gerçek vardır, onu bulmanın yolu akıldır ve aklın yolu da birdir. Bu nedenle Modernizm bir sosyal mühendislik projesi olmuştur. Bu açıdan modernist mimarlık seçkinci bir bakış açısına sahiptir.
  • Modernitenin bir başka önemli yönü, kent yaşamını merkeze koymasıdır. Kent planlaması modernist bir yaklaşımdır.
  • Kentlerin üretim merkezleri olmaktan çıkmasıyla birlikte, kentin hiyerarşisi, üretim biçimlerine ya da ekonomik sınıflara göre değil, kişilerin sahip oldukları nesnelere ve bu nesneler aracılığıyla inşa ettikleri imajlara, görüntülere göre oluşmaktadır.
  • Gelişmiş ülkelerde, 1970’lerden itibaren kentsel yaşamda, yıkmak yerine korumak eksenli bir anlayış hakim olmaya başlamıştır.
Uydu kentler, ana kente bağlantılı olarak kurulan ve onun yükünü azaltmak için çevresinde oluşturulan yerleşim yerleridir. Uydu kentlerin gecekondu bölgelerinden en büyük ayrımı, rastgele değil, alt ve üst yapılarıyla tasarlanarak yapılmış olmalarıdır. Uydu kentte yaşayanlar genellikle çalışmak için şehir merkezine giderler. İstanbul'daki Bahçeşehir, Ataşehir, Zekeriyaköy; Ankara'daki Batıkent uydu kentlere örnek verilebilir. Fotoğraf:haydiannegezmeye.com

Uydu kentler, ana kente bağlantılı olarak kurulan ve onun yükünü azaltmak için çevresinde oluşturulan yerleşim yerleridir.
Uydu kentlerin gecekondu bölgelerinden en büyük ayrımı, rastgele değil, alt ve üst yapılarıyla tasarlanarak yapılmış olmalarıdır. Uydu kentte yaşayanlar genellikle çalışmak için şehir merkezine giderler.
İstanbul’daki Bahçeşehir, Ataşehir, Zekeriyaköy; Ankara’daki Batıkent uydu kentlere örnek verilebilir.
Fotoğraf:haydiannegezmeye.com

  • 1950’lerde sanayi mirasını inceleyen sanayi arkeolojisi disiplini ortaya çıkmıştır. Bu disiplin, mimarlık tarihi, teknoloji tarihi ve arkeoloji dallarından yardım alır.
  • Farklı nedenlerle zaman içerisinde eskimiş, köhnemiş, yıpranmış ya da kimi durumlarda terk edilmiş kentsel dokunun, günün sosyo-ekonomik ve fiziksel koşulları göz önünde tutularak değiştirilmesi, dönüştürülmesi, ıslah edilmesi ve yeniden canlandırılarak kente kazandırılması süreci başlamış ve bu sürece de kentsel dönüşüm adı verilmiş, yeniden işlevlendirme önemli hale gelmiştir. İşlevini yitiren binalara işe yaramaz bina stoku olarak değil, değerlendirilmesi, yeniden kullanılması, geleceğe aktarılması gereken bir kültür mirası olarak bakma anlayışının giderek güç kazanmasına yol açan nedenler arasında tarihsel ve kültürel nedenler, ekonomik nedenler ve çevresel faktörler sayılabilir.
  • Yapıların yeniden işlevlendirilmesinde, yapının ömrünü uzatmak, kentsel mekana katkıda bulunmak, tarihle iletişim kurmak gibi faydalar gözetilmektedir. Bu durum, Postmodernizm’in tarihsel kent dokusunun yaşatılması amacının yanı sıra, eklektizm, anlamların mutlak olmadığı tutumu ile örtüşür. Ayrıca işlevi dışında kullanılan ve kişiye özgü hale getirilen yeni bir mimarlık söz konusudur.
  • Çeşitli dönüşüm projesi yarışmaları düzenlenir. Londra Belediyesi, Don’t Move, Improve (Taşınma, Geliştir) sloganı ile kampanya açmıştır.
  • Fransa’da eski kiliseler, manastırlar, anıtlar dönüştürme uygulamasına alınmıştır.
  • Modernist kent planlamacıları, kent planlamasını bir bütünsellik çerçevesinde, bir kapalı biçim tasarımı olarak algılarken, Postmodernist kent planlamacıları kentlerin bütünsel bir tasarımın konusu olamayacağını, süreci bir anarşi ve kaotik bir yapılanma olarak gördüklerinden, denetlenemez bir olgu olarak algılamaktadır. Bu yüzden Postmodern mimarlık planlamayla değil, tasarımla uğraşır. Postmodernizm mekanın biçimlenmesinin toplumsal amaçlarla ilişkili olmadığını düşünür.
  • Postmodernizm’de kent, parçalı, geçmişin değişik formlarının üst üste geldiği, değişik kullanımların bir kolajından oluşan, birçok ögesinin de geçici olduğu bir oluşum olarak algılanmaktadır. Rasyonel ve kapsamlı planlama anlayışı yerine, değişik projelerden oluşan bir plan anlayışı ön plana çıkmaktadır. Kent artık üst üste yapışmış farklı tasarımlardan oluşan bir kolajdır. Amacı, müşteri zevkini ön planda tutan tasarımlar ortaya koymaktır. Çözümlerin, en iyi olduğuna dair bir kanaat geliştirmez.
İstanbul’un ekümenopolis, ucu olmayan şehir sendromuna tutulduğunu düşünen akademisyenlerimiz var. Fotoğraf:www.arkitera.com

İstanbul’un ekümenopolis, ucu olmayan şehir sendromuna tutulduğunu düşünen akademisyenlerimiz var.
Fotoğraf:www.arkitera.com

  • Özal’lı yıllarda, çeşitli alt kültürlerin farkına varılmış; gecekondu zevki, arabesk müzik, kebapçılar gibi olgular ikinci sınıf olmaktan çıkmaya başlamıştır.
  • Postmodernleşmekte olan Türkiye’de sayıları hızla artan beş yıldızlı oteller, süpermarketler, AVMler, iş merkezleri, ofis binaları, uluslararası zincirlere bağlı tatil köyleri yayılmıştır.
  • Modern mimarlık Cumhuriyet seçkinlerine hizmet ederken, Postmodern mimarlığın ana işvereni finans, iş ve sanayi dünyasının seçkinleri olmuştur.
  • Ülkenin en dışa açık kenti olan İstanbul’da 19. yüzyılın son çeyreğinde Haliç’in kuzey ve güney kıyıları, Beykoz-Kandilli arası, Üsküdar ve İstinye koyları, Yedikule-Zeytinburnu arasına inşa edilen sanayi yapıları 1980’li yıllarda çoğu belediye eliyle yıkılmıştır. Günümüze ulaşabilen eski sanayi binaları 43 tanedir. Kentin planlanmasında var olan kent dokusuna saygılı davranılmamış, işlevini yitiren binaların yıkılarak yerine yeni binaların inşa edilmesi tercih edilmiştir.
  • İstanbul’da konut üretimi 1980 yılı sonrasında Postmodern bir aşamaya doğru evrilmiştir. İnşa edilen her yeni konut projesi kente bir blok olarak katılmakta ve her blok birbirinden farklı mimari çizgiler taşımaktadır. Kente sürekli olarak yeni parçalar yapıştırılmaktadır.
  • Göstergelere yönelik bir tüketim nesnesi olan loft mimarisi kavramı da bağlamından koparılarak taklit edilmiştir. Loftun, Modernist eski sanayi binalarının dönüştürülmesiyle elde edilen Postmodern yeni konutlar olduğu dikkate alınmamıştır.