Etiket arşivi: Kültür A.Ş. Yayınları

Bizans İmparatorluğu 124| Patrikhane 3

Kutsal Havariler Kilisesi’ni tasvir eden 12. yüzyıl minyatürü. Fotoğraf: İstanbul’un 100 Roma, Bizans Eseri, Kültür A.Ş. Yayınları

Kutsal Havariler Kilisesi’ni tasvir eden 12. yüzyıl minyatürü.
Fotoğraf: İstanbul’un 100 Roma, Bizans Eseri, Kültür A.Ş. Yayınları

  • Fatih Patrikhane olarak önce Kutsal Havariler Kilisesi / Havariyyun Kilisesi’ni kullandırmıştır. Burayı Büyük Konstantin kendi mezar kilisesi olarak yaptırmış; 358’deki depremde hasar gören yapıyı İmparator II. Konstantios restore ettirmiş ve mezar yapısının yanına haç planlı bir kilise yaptırmış; Justinyen döneminde bu kilisenin yerine serbest haç planlı daha büyük bir kilise inşa edilmiş; burası 11. yüzyıla kadar imparatorların gömü yeri olarak işlev görmüş; Latin İşgali sırasında ve 1296 depreminde zarar görmüştü. Gennadios Skolarius 1455 yılında buradan, o sırada kadınlar manastırı olan Pammakaristos Manastırı’na geçmek istemiş, II. Mehmet’in fermanı ile Patrikhane buraya taşınmıştır. Fatih, Havariyyun Kilisesi’ni yıktırarak yerine 1461’de Fatih Camii’ni inşa ettirmiştir.
Pammakaristos/Fethiye Müzesi. Yapı topluluğu üç bölümden oluşur: Ana kilise, parekklesion ve dehlizli kısım. Manastıra hamilik yapan ailenin defni ve anısı için inşa edilmiş parekklesion’un (kilisenin yan şapeli, mezar yapısı olarak kullanılır) kubbesinin içten görünüşü. Kubbenin merkezinde Pantokrator İsa vardır. Bu sahnede İsa sağ eliyle takdis işareti yapar. Pantokrator, Kainatın Hakimi demektir. İsa’nın etrafı, dilimlere yerleştirilmiş 12 peygamber ile çevrelenmiştir. Fotoğraf: ayasofyamuzesi.gov.tr

Pammakaristos/Fethiye Müzesi.
Yapı topluluğu üç bölümden oluşur: Ana kilise, parekklesion ve dehlizli kısım.
Manastıra hamilik yapan ailenin defni ve anısı için inşa edilmiş parekklesion’un (kilisenin yan şapeli, mezar yapısı olarak kullanılır) kubbesinin içten görünüşü. Kubbenin merkezinde Pantokrator İsa vardır. Bu sahnede İsa sağ eliyle takdis işareti yapar. Pantokrator, Kainatın Hakimi demektir. İsa’nın etrafı, dilimlere yerleştirilmiş 12 peygamber ile çevrelenmiştir.
Fotoğraf: ayasofyamuzesi.gov.tr

  • Pammakaristos Manastırı ve Kilisesi 150 yıl boyunca patriklik merkezi olmuş, Aziz İoannes Trullo Kilisesi de Patrikhane’nin kadınlar manastırı olarak düzenlenmiştir. III. Murat döneminde (1574-1595) çevresi Türk mahalleleri ile dolunca ve Gürcistan, Azerbaycan’ın fethi anısına 1590 yılında camiye çevrilmiş; Pammakaristos Manastırı kilisesi Fethiye Camii olmuştur.
  • Patrikhane de Ayios Demetrios  Kanavis Kilisesi’ne taşınmıştır.
  • Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi 1602 yılından bu yana Fener’deki Ayios Yeoryios Manastırı’nda hizmet vermektedir.
  • Ortodoks, doğru yol; Katolik evrensel anlamına geldiği için Fener Patrikhanesi kendisine Ortodoks Katolik der.
  • Fener Rum Patrikhanesi, dünyada tarihsel ismine atfen genellikle Konstantinopolis Patrikhanesi, ender olarak da İstanbul Patrikhanesi olarak anılır.
  • Osmanlı döneminde iki patrik, ihanet sebebiyle asılmıştır. Fener Patriği III. Pantenios, Eflak ve Boğdan voyvodalarını isyana teşvik etmekle suçlanıyor. Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa, onun voyvodalara gönderdiği mektubu ele geçiriyor ve asılmasını emrediyor. III. Pantenios, 1657’de Parmakkapı’da asılıyor. 1820-1821 Mora isyanı, Balkanlar’ın Osmanlı’dan ayrılmasını sağlayan en önemli hareketlerden biri oldu. Padişah II. Mahmut, Sadrazam Benderli Ali Paşa’dan ayaklanmada rolü olanları tespit etmesini istemiş; patriğin evine düzenlenen baskında Patrik V. Gregorius’un Rus Çarı Alexander’e yazdığı istihbarat mektupları bulunmuş; patrik halkı isyana teşvik etmek ve devlete ihanet suçuyla idama mahkum olmuş; infaz, Fener Patrikhanesi’nin kapısı önünde 1821’de icra edilmiştir.
  • Bu son infazdan sonra Patrikhane yönetimi, aynı yerde bir Türk büyüğü asılana kadar bu kapının kapalı tutulmasına karar vermiştir, denir. Bir başka iddia ise, Bizans’ın yeniden ihyası gerçekleştiği zaman kapının açılacağı yönünde. Kapı, “Kin Kapısı” olarak anılır. Bir başka izah tarzına göre ise, ana kapı, Patrik V. Gregorius’un mezarını simgelemekteymiş. Kararı öğrenen devlet yetkilileri, Patrikhane’nin bulunduğu sokağın adını Sadrazam Ali Paşa koyuyor. Bu kapı hala kapalıdır ve Patrikhane’ye girişler, bu kapının solundaki küçük kapıdan yapılmaktadır.

 

Bizans İmparatorluğu 121| Bizans Sarayları 4 Lausos ve Boukoleon Sarayı

Antoine Helbert tarafından yapılmış Lausos Sarayı canlandırması. Azize Euphemia Kilisesi’nin kuzeyinde bir sarayın kalıntıları bulunmuş, burası yakın zamana kadar Lausos Sarayı olarak teşhis edilmişti, ama artık bu teşhis kesin değil. Lausos, II. Theodosius’un başmabeyincisi imiş. Bahçesinde, Antikçağ’ın önemli heykeltıraşlarının özel parçalarının koleksiyonu olduğu biliniyor. Binbirdirek Sarnıcı’nın Konsül Philoksenos’un Sarayı, Antiokhos Sarayı veya Lausos Sarayı için yapılmış olacağı düşünülüyor. Fotoğraf:www.antoine-helbert.com/.../byzance-scenes.

Antoine Helbert tarafından yapılmış Lausos Sarayı canlandırması.
Azize Euphemia Kilisesi’nin kuzeyinde bir sarayın kalıntıları bulunmuş, burası yakın zamana kadar Lausos Sarayı olarak teşhis edilmişti, ama artık bu teşhis kesin değil.
Lausos, II. Theodosius’un başmabeyincisi imiş. Bahçesinde, Antikçağ’ın önemli heykeltıraşlarının özel parçalarının koleksiyonu olduğu biliniyor. Binbirdirek Sarnıcı’nın Konsül Philoksenos’un Sarayı, Antiokhos Sarayı veya Lausos Sarayı için yapılmış olacağı düşünülüyor.
Fotoğraf:www.antoine-helbert.com/…/byzance-scenes.

Lausos Sarayı heykellerinden Triton heykelciği. Fotoğraf: İstanbul’un 100 Roma, Bizans Eseri, Kültür A.Ş. Yayınları

Lausos Sarayı heykellerinden Triton heykelciği.
Fotoğraf: İstanbul’un 100 Roma, Bizans Eseri, Kültür A.Ş. Yayınları

Antoine Helbert canlandırmasına göre Boukoleon Sahil Sarayı. Fotoğraf:www.antoine-helbert.com/.../byzance-scenes.

Antoine Helbert canlandırmasına göre Boukoleon Sahil Sarayı.
Fotoğraf:www.antoine-helbert.com/…/byzance-scenes.

  • İmparatorluk limanı civarındaki alt teraslardan biri üzerinde Boukoleon Sarayı yer alıyordu.
  • Boukoleon Sarayı’nın ilk binasının MS 4. yüzyılın ilk yarısında İran’dan gelen Hormisdas tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.
  • Boukoleon Limanı’na İmparator Markianos (450-457) bir iskele yaptırdı. Bu iskeleyi imparator ve ailesi kullanıyordu. Limanın önünde dalgakıranı vardı. Rıhtım mermer kaplıydı ve heykellerle süslüydü. Bugün limana ait bir iz yoktur.
  • Diğer bir fikre göre ise, 408 – 450 arasında yaptırılan saray, 474 yılında yanmış ama imparator olmadan önce sarayı ikametgah olarak kullanan Justinyen, imparator olduğunda onartarak genişletmiş, sarayı, Büyük Saray’ın sınırları içine aldırmıştır.
  • İmparator Justinyen Dönemi’ne (527-565) kadar Hormisdas Sarayı adı ile bilinen yapı, deniz tarafına konan aslan (leo) ve boğa (bous) heykellerinin isimlerinin birleştirilmesi ile Boukoleon ismini almıştır.
  • İmparator Theophilos (829-842), bugün girişi görülebilen balkonu deniz tarafına ekletmiştir. 10. yüzyılda sur içine alınan saray, hanedanın 11. yüzyıl sonunda Blakhernai Sarayı’na taşınması ile kısmen terk edilmiştir.
  • İmparator Nikephoros Phokas, 969 yılında saraya erzak deposu ve fırını olan bir sığınma odası, bahçesine ise havuz ve fener kulesi yaptırmıştır. Phokas, karısı ile aşk yaşayan yeğeni tarafından burada öldürülmüş, yeğeni kendisini imparator ilan etmişti.
  • Sarayda yerler büyük olasılıkla opus sectile, yani mermer plakların geometrik şekilde döşenmesi, ile kaplıydı. Duvarlar ise çini ile süslenmişti.
  • Saraya ait  akantus yaprakları ile süslü mermer kapıda İmparator Justinyen’e ait monogram bulunuyordu. Tahrip edildiği için artık görmek mümkün değil.
  • Latin işgali (1204-1261) sırasında Latinler kendilerine saray olarak burayı seçmişler; burası da diğer saraylar gibi Haçlı soylularının ve komutanlarının kullanımı sırasında yağmalanmıştır. Konstantinopolis’in VIII. Mihail Paleologos tarafından geri alınmasıyla Latinler’in son kralı II. Baudouin (1237-1261), Boukoleon Limanı’ndan kaçmıştır.
  • 14. yüzyılda tamamen terk edilen saraydan, ilk kez İmparator VII. Konstantin Porfirogenetos’un 10. yüzyılda yazdığı saray törenlerinin anlatıldığı Törenler Kitabı’nda bahsedilmektedir.
  • Boukoleon Sarayı, Bizans’ın son dönemine kadar varlığını korur. Fetih sırasında saray harabe halindedir.
  • Saray 1532 yılındaki depremde tahrip olduktan sonra geriye kalan yapıların bazıları 1741, 1758, 1808 ve 1912 yangınlarıyla ortadan kalkmıştır.
  • 1869’da Yedikule’de yapımına başlanan Rumeli demiryolu hattının inşası nedeniyle Yedikule-Sirkeci hattının yapımı büyük hafriyat gerektirmiş, Yedikule surlarından başlayarak Sirkeci’ye kadar çok sayıda tarihi eser, saray, kalıntı yıkılmıştır.
  • Sirkeci Garı da o dönemde yapılmıştır. 1870-1873 yılları arasında, demiryolunun ve Sirkeci Garı’nın yapımı esnasında Topkapı Sarayı önündeki surların bir bölümü yıkılmıştır.
  • Demiryolu için Küçük Ayasofya’nın doğusunda deniz kıyısındaki Boukoleon Sarayı’nın batı kanadı da Sultan Abdülaziz’in izniyle 1873’te yıktırılmıştır.
  • 1950’lerde ise Bukaleon Sarayı’nın önünden sahil yolu geçti, parklar yapıldı, dolayısıyla sahil sarayı denizden uzaklaştı.
  • Four Seasons Oteli’nin bitişiğinde mozaik taban, keşiş mezarları ve freskli duvarlar bulundu. 1996 yılında bulunan 300 metrekare mozaiğin 100 metrekaresi Arkeoloji Müzesi’ne alınmış, 200 metrekaresinin üzerine bina yapılmış, deniyor.
Sahil sarayı konumundaki Bukaleon Sarayı’nın korunan cephesi, Ahırkapı ile Kumkapı arasındaki Çatladıkapı Mahallesi’ndeki Bizans surlarının üzerinde görülebilmektedir. Günümüze, İmparator İskelesi’nin kemeri; 6. yüzyıldan kalma konsollu bir cephe (cumba, Bizans etkisi ile oluşmuş bir mimari ögedir); mozaikli, duvarları mermer bir salon kalmıştır. Sarayın döşeme mozaiği, bugünkü  şehir kotunun 4.5-5 m altında bulundu. Mozaikler 6.-7. yüzyıllara tarihleniyor. Sultanahmet’te, Mozaik Müzesi’nde görmek mümkün. Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Sahil sarayı konumundaki Bukaleon Sarayı’nın korunan cephesi, Ahırkapı ile Kumkapı arasındaki Çatladıkapı Mahallesi’ndeki Bizans surlarının üzerinde görülebilmektedir.
Günümüze, İmparator İskelesi’nin kemeri; 6. yüzyıldan kalma konsollu bir cephe (cumba, Bizans etkisi ile oluşmuş bir mimari ögedir); mozaikli, duvarları mermer bir salon kalmıştır. Sarayın döşeme mozaiği, bugünkü şehir kotunun 4.5-5 m altında bulundu. Mozaikler 6.-7. yüzyıllara tarihleniyor. Sultanahmet’te, Mozaik Müzesi’nde görmek mümkün.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Boukoleon Saray kompleksinden melek figürlü mermer parça. İstanbul Arkeoloji Müzeleri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Boukoleon Saray kompleksinden melek figürlü mermer parça. İstanbul Arkeoloji Müzeleri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Bizans İmparatorluğu 118| Bizans Sarayları 1 Büyük Saray 1

BÜYÜK SARAY
MAGNUM PLATIUM 1

  • Bizans’ta saray yapıları, Helenistik-Roma yapı gelenekleri doğrultusunda, destek duvarları ve tonozlu taşıyıcılar üzerinde yükselmekteydi.
  • Bizans sarayı, İsa’nın yeryüzündeki vekilinin ikametgahı olarak kabul edilirdi.
  • Saraylarda iki bölüm vardı: Andronitis-selamlık ve Ginakionitis-harem. Sarayın harem kısmında bir hadımlar ordusu çalışırdı. Haremağaları kilisede de önemli pozisyonlara yükselebilirdi, patrik olanları da vardı.
  • Büyük Saray, Hipodrom ile Marmara kıyısı arasında 100 bin metre karelik bir alanı kaplar. (Topkapı Sarayı bahçeleriyle beraber 700 bin metrekaredir).
  • Büyük Saray’ın yapımı Büyük Konstantin (324-337) tarafından başlatılır.
  • Büyük Saray için “saraylar topluluğu” denilebilir. Büyük Saray’ın karmaşık bir yapısı vardı: Holler, odalar, şapeller, kışlalar, hizmet binaları, avlulardan oluşan bir labirent olan Büyük Saray, Marmara Denizi’ne doğru bir dizi terasa yayılmıştı. Gelişimi ve planına dair belli olmayan pek çok şey vardır; sürekli yeni bilgilerle değişime uğrayan bir tablo sunar.
Antoine Helbert tarafından yapılmış Büyük Saray rekonstitüsyon çalışmaları. Fotoğraf:www.antoine-helbert.com/.../byzance-scenes.

Antoine Helbert tarafından yapılmış Büyük Saray rekonstitüsyon çalışmaları.
Fotoğraf:www.antoine-helbert.com/…/byzance-scenes.

  • Büyük Saray birbirine eklenmiş bölümlerden oluşmaktaydı. Sarayın en önemli bölümleri, Khalke, Magnaura ve Daphne’dir. Önemli yapılardan biri de sahildeki Boukoleon Sarayı’dır.
  • Yıkılan yapıların onarımı sırasında ve yeni eklemeler nedeniyle saray ilk düzgün planını zamanla kaybeder, ayrı bir karakter kazanır.
  • İmparator I. Theodosius 382 yılında Belgrat Ormanları’ndan şehre su taşıyan yeni bir hat ekletmiş; İmparator II. Theodosius (408-450) zamanında su kemerleri suyu, Zeuksippos Hamamları’na ve Büyük Saray’a dağıtmıştır.
  • Büyük Saray bölgesinin, 532 yılında meydana gelen Nika Ayaklanması sırasında önemli ölçüde yakılıp yıkılmasından sonra I. Justinyen (527-565), saray yapılarının köklü onarımını ve yenilenmesini sağlar. Tunç kapı, Magnaura ve Aya Sofya arasına, sarayı imparator kilisesine bağlayan çift katlı sütunlu galeriler, stoalar yerleştirilir. Bu dönemde revaklı avlu ve tören salonu daha görkemli bir üslupta inşa edilir. Sütunlu salonlarına çok renkli mozaik tabanlar döşenir. Sarayın güneybatı yamacının kıyıya doğru inen en alt üç terası da binalarla kaplanır. Egeli mimar-mühendis, Miletoslu (Söke) İsidoros ile Trallesli (Aydın) Anthemios, Aya Sofya’nın yapımında çalıştıkları gibi Büyük Saray’ın inşasında da görev alır.
  • Justinyen, Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak için 542 yılında, 80 bin metreküp su alabilen Yerebatan Sarnıcı’nı yaptırmıştır. Sarnıcın su gereksinimi Belgrat Ormanları’ndan karşılanmıştır.
  • 6. yüzyılda Çatladıkapı ve Cankurtaran çevresi de saraya ilave edilir.
  • Büyük Saray’ın bahçesinde mesokopion denen, birbirine geçen havuzlar vardı ve imparator bahçede yürüdükçe havuzlardan havuzlara su geçerdi, denir.
  • İmparator ve imparatoriçenin yatak odasının tavanı altın renkli yıldızlarla kaplı olurdu. Döşeme, mozaik idi.
  • Yoksulluk içinde geçen 7. ve 8. yüzyıllarda bile Büyük Saray’a ilaveler yapıldı. 1195 yılına kadar eklemeler devam etti.
  • Büyük Saray’daki ihtişam, 10. yüzyılda “Altın kaplamalı bronz bir ağaç, imparatorun tahtının yanında duruyordu ve mineli altın kuşlar, dallarında gerçek kuşlar gibi ötmekte, tavus kuşları kuyruklarını açmaktaydılar. Taht, yerden yüksekte, çok büyük boyutlardaydı.  Altın kaplama aslanlar, ağızlarını açıp dillerini oynatarak kükreme sesi çıkartıyorlardı. Taht, tavana kadar yükselebiliyordu” diye Konstantinopolis’e iki kez Kutsal Roma Germen İmparatoru I. Otto’nun elçisi olarak gelmiş Cremonalı tarihçi, yazar ve rahip Liudprand tarafından anlatılmıştı. Liudprand’ın en önemli eseri Bizans notlarıydı.
  • Binaların olası planlarının çıkarılmasında yararlanılanlar çoğunlukla yamaçtaki terasların destek yapıları veya tek tek mimari birimlerdir. 1930’larda yürütülen İngiliz kazılarında saraylar bölgesinin orta terası üzerinde büyük, peristilli bir avlu, avluyla aynı eksende oturtulmuş apsisli bir salon ve bunların etrafında geniş bir yapılar topluluğu ortaya çıkartılmıştı. Bu üniteler, destek yapıları ve yapay teraslar üzerine oturtulmuştu. Korint sütunuyla bezenmiş revakların derinliği 9 metreyi bulmaktaydı.
  • Revaklı avlu ve avluyla aynı eksende yerleştirilmiş tören salonu, Antik Dönem’in anıtsal yapı ögelerindendir. Bu düzen hem Helenistik-Roma sarayları, hem de İmparator ve soylulara ait kent ve kır evlerinde karşımıza çıkar. Roma saray yapıları geleneği Bizans’ta da yaşatılmıştır.
  • Revaklı avlu ve tören salonunun, Aya Sofya ve Aya İrini kiliselerinin eksenleri çakışmaktadır.
  • Büyük Saray’ın içeriği ve yaşantısı hakkındaki bilgiler İmparator VII. Konstantin Porfirogenetos’un (913-959) yazdığı Törenler Kitabı’ndan öğrenilir.
  • Büyük Saray duvarlarla kentten ayrıldığı gibi, kent yaşamıyla çeşitli yollardan bütünleşmişti de: Tören alayları, kabul törenleriyle; saray kompleksinin kenarındaki hukuk mahkemeleri ve bakanlıklara akan davacılar ve dilekçecilerle; resmi ya da aristokratik ağ aracılığıyla.
A. Vogt’un Büyük Saray’ı yeniden kurma denemesi. İstanbul Arkeoloji Müzeleri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

A. Vogt’un Büyük Saray’ı yeniden kurma denemesi.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Büyük Saray’ın tahmini rekonstrüksiyonu. Fotoğraf: İstanbul, Bir Kent Tarihi, Doğan Kuban, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, 1996.

Büyük Saray’ın tahmini rekonstrüksiyonu.
Fotoğraf: İstanbul, Bir Kent Tarihi, Doğan Kuban, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, 1996.

  • Saraya ait yeni yapıların varlığı kriz ve değişim zamanlarında kesintiye uğramış olsa da, eskilerinin bakımı sağlanmış ve Saray’ın canlılığı korunmuştu.
  • Büyük Saray’ın Kremlin’in selefi olduğu düşünülür.
  • İmparatorlar 11. yüzyıl sonunda Büyük Saray’ı terk ederek Ayvansaray bölgesindeki Vlaherna/Blakhernai Sarayı’na taşınırlar. Bu değişikliğin Büyük Saray’da yaşanmış kötü olayların anısından kaçmak ve kötü geleneklerden kurtulmak için yapıldığı düşünülüyor. Terk edilen yapıların değerli yapı malzemeleri sökülerek başka yapılarda kullanılırdı.
  • Eski saray, ardiye, cephanelik, kışla olarak kullanılmaya başlandı. Sarayın yeraltı dehlizleri 14. ve 15. yüzyıllarda zindan olarak kullanıldı.
  • Fatih, şehre girene kadar Büyük Saray’dan geriye çok az şey kalmıştı; Fatih şehri  aldığında Büyük Saray harabe halindeydi.
  • Saray kalıntılarının büyük bölümü, Osmanlı Dönemi yapılarının metrelerce altında, toprağa gömülüdür.
  • 16. yüzyılın başlarında sarayın kalıntıları üzerine Osmanlı vezirlerinin konakları inşa edilir. Sokullu Mehmet Paşa’nın konağı da buradaydı.
  • Büyük Saray’ın büyük bölümü 1919 yılında inşaatı biten Sultanahmet Cezaevi’nin altında kalmıştır. Burası günümüzde Four Seasons Oteli’dir. Otelin yakınında birkaç yapı kalıntısından başka hiçbir iz yoktur. Ayrıca Sultanahmet Arastası ve Büyük Saray Mozaikleri Müzesi de bu sarayın kalıntıları üzerine kurulmuştur.
Büyük Saray’ın günümüze ulaşan kalıntıları Sultanahmet’te görülebilmektedir. Bazı restorasyonlar yapılmıştır. Fotoğraf: İstanbul’un 100 Roma, Bizans Eseri, Kültür A.Ş. Yayınları

Büyük Saray’ın günümüze ulaşan kalıntıları Sultanahmet’te görülebilmektedir. Bazı restorasyonlar yapılmıştır.
Fotoğraf: İstanbul’un 100 Roma, Bizans Eseri, Kültür A.Ş. Yayınları