Etiket arşivi: Kızılkum

Özbekistan Gezisi 10 Ülke Olarak Özbekistan 1 Seyhun, Ceyhun Nehri ve Aral Gölü

  • Özbekistan, nüfusu, coğrafi konumu, doğal kaynakları ve ekonomisi ile bölgenin güçlü devleti konumundadır.
  • Özbekistan Cumhuriyeti Orta Asya’nın tam ortasında; SSCB zamanında bölgedeki cumhuriyetlerin tam merkezinde yer alan, bugün her biri bağımsız cumhuriyet olmuş bu devletlerin hepsi ile komşu olan tek devlettir.
  • Komşu ülkeler Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Afganistan’ın aksine Özbekistan nüfusu ağırlıklı olarak belli bir etnik yapıya dayanır. 25 milyonu geçen nüfusunun %80’inden fazlası Özbek’tir.
  • Topraklarının yaklaşık %80’i Amu Derya (Ceyhun) ile Siri Derya (Seyhun) arasında bulunur. Siri Derya, tarihin her döneminde kuzeyde göçebelerin yaşadığı steplerin sınırını oluşturmuştur. Amu Derya ise tarihin her döneminde Türk ve Fars dünyalarının sınırını oluşturmuştur. Siri Derya Tienşan Dağları’ndan (Tanrı Dağları), Kırgızistan’dan; Orta Asya’nın en büyük nehri Amu Derya Hindikuş Dağları’ndan, Afganistan’ın merkezi ile Pakistan’ın kuzeyinden, Tacikistan’dan doğar. Her ikisi de Aral Gölü’ne dökülür. Bir rivayete göre, Amu Derya bir zamanlar Hazar Denizi’ne dökülüyormuş.
  • Ülkenin konumu bir anlamda Mezopotamya ile kıyaslanabilir ve bu özelliği ona tarihte kültürel ve ticari anlamda çok büyük bir zenginlik sağlamıştır.
  • Özbekistan’ın topraklarının üçte ikisi steplerden ve çöllerden oluşur. Doğusunda 4500 metreye ulaşan zirvelere sahiptir.
  • Özbekistan altın üretiminde dünyada yedinci sıradadır. Özbekistan petrol, doğal gaz, uranyum, gümüş, bakır, çinko ve kömür rezervlerine sahiptir.
Bir zamanlar Aral Gölü vardı. Fotoğraf:www.ntv.com

Bir zamanlar Aral Gölü vardı.
Fotoğraf:www.ntv.com

  • Orta Asya’nın en kaliteli toprakları, güneydeki dağların eteklerinde yer alan vahalarda ve büyük nehirlerin alüvyon ovalarında bulunmaktadır. Verimli vahalar, fazla sularını Seyhun Nehri’nin aldığı Fergana Vadisi ve Taşkent vahaları dahil, Ceyhun Nehri  ile Semerkand ve Buhara vahaları arasında akan Zerefşan boyunca sıralanmış, daha çok, löslü dağ kenarı ovalarındadır. Rüzgarlar etkili olduğu alanlarda, yerden havalandırdıkları kum ve toz boyutunda­ki malzemeyi hızlarının azaldığı yerlerde biriktirirler. Kum boyutundaki malzemelerin biriktiği alanlarda kumullar, toz boyutundaki malzemenin biriktiği alanlarda ise lös adı verilen topraklar oluşur. Lösler mineral bakımından zengin oldukları için en verimli toprak gruplarındandır.
  • Ceyhun Nehri Deltası’nın alüvyonlu toprakları, insanların en eski çağlardan beri, Harezm vahasının deltasında yaşamlarını desteklemiştir. Orta Asya ırmakları yılda iki kez büyük bir debiyle akar: Önce yağmurların en çok yağdığı ve alçak yamaçlardaki karların eridiği ilkbaharda, sonra da, dağ buzullarının çözüldüğü yaz ortasında. Vahaların çevresindeyse, çalı ve yarı-çalıların yoğun olduğu bitki örtülü çöller bulunmaktadır.
  • Özbekistan topraklarının %10’undan fazlası sulu tarıma elverişlidir. SSCB döneminde Sovyetler’in tüm pamuk gereksinimi buradan sağlanmıştır. 1980 yılında pamuk üretimi 9.000.000 tona ulaşmıştır. Bu hedefe ulaşmak için akarsuların olağanüstü ölçülerde tarım alanlarına yönlendirilmesi Aral Gölü’nün giderek kurumasına, gölün yayıldığı alanın yarı yarıya küçülmesine, yani tam bir çevre felaketine yol açmıştır. Batı Türkistan’da Özbekistan ile Kazakistan arasındaki gölün büyük kısmı Özbekistan’a aittir. Aral, Özbekistan’ın Karakalpakistan bölgesindedir. Gölün etrafı Karakum, Kızılkum ve Üstyurt çölleri ile çevrili olduğundan göl kıyısında şehir yoktur. Nehirler uzun yıllardır tüm güçlerini pamuğa harcıyorlar. Öyle ki, kurak bozkırlar ve çöller bile pamuk tarlasına çevrilmiş. 1200 kilometre karelik Karakum Kanalı, bu iş için hayata geçirilmiş dev bir proje. Kanal şimdi Türkmenistan’a ait. Bazı yerlerde Dicle’nin iki katı genişliğe ulaşan bu kanal, Amu Derya’nın suyunu Karakum Çölü’ne taşıyor ve bu sayede çölde pamuk yetiştiriliyor. Nehirlerin suyu pamuk tarlalarına akıtıldığı için Aral’a su ulaşamıyor. Aral’ın üzerindeki pek çok ada ve adacıktan biri olan Rönesans Adası, Soğuk Savaş döneminde ölümcül biyolojik silahların geliştirildiği bir laboratuvar olarak kullanıldı. Aral, orijinal halinde iken Marmara Denizi’nin yaklaşık üç katı büyüklüğünde bir iç denizdi; Asya’nın ikinci, dünyanın dördüncü (Hazar Denizi, Kuzey Amerika’daki Superior ve Afrika’daki Victoria’dan sonra) büyük gölü idi. Son yıllarda eski yüzölçümünün %10’una kadar gerilemiştir. Çevre sorunlarının baş göstermesine karşın, Özbekistan ekonomisi pamuk üretimine bağımlı olduğu için durum çok karmaşıktır. Çözüm olarak sulanabilen toprakların bir bölümü daha az sulama gerektiren tahıl üretimine ayrılmıştır ama, pamuk üretimi hala çok önemlidir. 1996 yılında 4.000.000 ton olan pamuk rekoltesi ile Özbekistan dünya dördüncüsüdür.
  • Kırgızistan ve Tacikistan’daki dağlardan doğan Seyhun ve Ceyhun ırmakları dışında, ülkedeki 600’ü aşkın akarsuyun hepsi Aral Gölü’nün havzası içinde kalır. Tarım ve sanayi amaçlı aşırı kullanım nedeniyle iki ırmağın su düzeyinde ortaya çıkan düşüş, Aral Gölü’nün küçülmesine ve geniş çaplı çevre sorunlarına yol açmıştır.
  • Aral Gölü, Hazar Denizi’nden daha yüksek rakımdadır. Jeolojik Diluvyal devirde, Aral Gölü’nün güney tarafından Hazar Denizi ile bağlantısı olduğu düşünülüyor. Aral’ı Hazar Denizi ile birleştirme projesi üzerinde çalışılmaktadır. Obi Irmağı’nın suları Aral’a akıtılarak, Aral Gölü ile Hazar Denizi bir kanalla birleştirilmek istenmektedir.
  • Ergun Çağatay’ınprojesi doğrultusunda, Nihat Gökyiğit ve TEMA Vakfı sponsorluğu ile çekilen Aral belgesel filminden kısaltılarak hazırlanan 30 dakikalık bir film Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Kısa Belgesel Film dalında 98 yerli ve yabancı katılımcı arasında birincilik ödülü olan Altın Portakal kazanmıştır.
Fotoğraf:haberciburada.com

Fotoğraf:haberciburada.com

  • Meşhur bozkır bitkisi saksaul, belli başlı yakacak kaynaklarından biri olmuştur.

 

Özbekistan Gezisi 8 Çöl

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Çok az, düzensiz ve tesadüfi yağış alan, dolayısıyla aşırı kurak;  bitki örtüsü seyrek; bitki ve hayvanların yaşamasına elverişsiz, geniş karasal alanların oluşturduğu yerlere çöl adı verilir. Ama çölün en ayırt edici özelliği kurak olmasıdır.
  • Çöl, yerkürede yer alan ana biyom tiplerinden birisidir.
  • Aynı iklim koşullarında ve aynı bitki örtüsünün egemen olduğu çok geniş yeryüzü bölümlerine biyom adı verilir. Her biyom, egemen bir bitki örtüsü ve o biyoma özgü bir dizi hayvan topluluğunu  barındırır.Savan, dağ, göl, akarsu, kutup, okyanus ve deniz, tundra, çalı, yağmur ormanları, yapraklarını döken orman, iğne yapraklı orman biyomları gibi çöl de bir biyom çeşididir.
  • Orta Asya çöllerinin kıtanın denize uzak iç kesiminde yer almaları, böylece en önemli nem kaynağının çok uzağında olmaları, bu bölgelerin çölleşmesine yol açmıştır.
  • Kurak alanların hidrolojik yapısını belirleyen etkenler iklim, yüzey şekilleri ve jeolojik yapıdır. İklimde, yağış ve buharlaşma belirleyici rol oynar; bir bölgedeki su dengesi bu iki değişkenin denetimindedir.
  • Kurak alanlarda yağış değişkendir ve yıllık yağış miktarı düştükçe değişkenlik artar.
  • Bir başka nem kaynağı da çiydir. Çiy, atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasından ya da topraktaki nemden kaynaklanan su buharından oluşur.
  • Buharlaşma, bütün çöl bölgelerinde büyük önem taşır. Tüm çöllerde yıllık buharlaşma, yıllık yağıştan fazladır. Çöllerdeki sıcak, kuru rüzgarlar da buharlaşmayı artırır.
  • Kurak ve nemli bölgelerdeki akarsular birbirinden farklıdır. Çöllerdeki akarsular genellikle dağınık ve birbirinden kopuktur.
  • Çöllerdeki göllerin çoğunun dışarıya akışı olmadığından tuzluluk oranı yüksektir. Suyun sürekli buharlaşması da yüksek tuzluluk oranına katkıda bulunur.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Çöller, bulundukları yerlerin özelliklerine göre muhtelif isimler alırlar: Kumlu çöller, soğuk çöller, tuzlu çöller ile taşlı ve kayalık çöller gibi.
  • Bu gruplamaya baktığımızda, soğuk çöller genel olarak Asya’nın iç kesimlerinde yer alan bölgelerde bulunur. Kışın sıcaklık donma noktasının altına düşebilir ve yüzey uzun dönem karla kaplı kalır. Yıllık yağış 200-300 mm arasındadır; bunun önemli bir bölümünü kar yağışı oluşturur.
  • Bu tip çöllerin egemen bitki örtüsü çalıdır ve Orta Asya çöllerindeki dağılımı seyrek değildir.
  • Orta Asya’nın Kızılkum, Karakum, Gobi ve Taklamakan çölleri, iklim açısından, karaların deniz etkisinden uzak iç kesimlerinde görülen karasal çöller grubundadır. Bu çöllerin genel karakteristiği bitki örtüsünün step; hem yıllık hem de günlük sıcaklık farklarının fazla olmasıdır. İran’daki çöller ile Kuzey Amerika’daki Arizona ve Nevada çölleri de bu gruptadır.
  • İklim açısından bakıldığında Subtropikal ve soğuk çöllerden de bahsedilir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Çöl toprağında genellikle organik madde miktarı az olmasına karşın mineraller bol miktarda bulunur.
  • Çöller, çetin iklim koşulları nedeniyle fauna ve flora bakımından fakir ortamlardır.
  • Karakum Çölü’nün geniş kum tepeleri, Kızılkum Çölü’nün oturmuş (stabilize olmuş) kum ve taşlık tabanları vardır.
  • Bu iki büyük çölü, Ceyhun Nehri’nin yoğun bitkili alüvyon ovası ayırmakta, Seyhun Nehri boyunca uzanan, kışın yaprak döken ağaç ormanları da, Kızılkum’la kuzeydoğudaki kumluk Muyunkum arasında buna benzeyen bir işlev görmektedir.
  • Karakum ve Kızılkum çöllerinin ortası yılda dört parmaktan (10 cm.) az yağış alır. Fakat Orta Asya çöl kuşağının bazı dış çeperlerine, en çok ilkbaharlarda olmak üzere, yılda sekiz parmak (20 cm) kadar yağış iner.

Ama bu bile, buharlaşma oranının ancak yüzde 15’i kadardır. Orta Asya’nın genel kuraklığı, tuzlu ve yüksek alkalin toprakların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Ama, sulamayla verimli hale getirilebilecek gri çöl toprakları çok daha olağandır.

  • Kızılkum Çölü, Özbekistan ve Kazakistan topraklarında yer alır. Bir dizi tekil, çıplak dağ ile birkaç büyük kapalı havzayı içine alan ve kuzeybatıya doğru giderek alçalan bir ovadan oluşur.
  • Kum tepelerinde yetişen çöl bitkileri karakul koyunlarının, atların ve develerin otlatılmasını sağlar.
  • Kızılkum Çölü’nün güneydoğu kesimindeki Gazli’de önemli doğal gaz, orta kesimindeki Muruntau’da altın yatakları vardır.
  • Biz, Urgenç-Buhara yolunu yaparken Kızılkum Çölü’nün bir bölümünü otobüsle geçtik. Ceyhun ve Seyhun Nehirleri arasında yaklaşık 300.000 kilometre karelik bir alanı kaplayan Kızılkum Çölü’nün önemli bölümü Özbekistan Cumhuriyeti sınırları içinde kalır.