Etiket arşivi: Kiril alfabesi

Milliyetçilik 12

  • Tüm “Büyük……….” ve “Eski …….” hayalleri ile “yurtlarının işgal altında olduğu” fikri bir ara mutlaka nerede duracağı belli olmayan saldırgan, şoven milliyetçilik ataklarına sebep olur.
  • İrredantist, yani kaybettiği topraklarını, “milli” topraklarını geri almayı, yeniden birleştirmeyi hedefleyen bir yönelimdir. Hitler, yayılmacı girişimlerini Lebensraum (hayat sahası) kavramına dayandırmıştı. Hayat Sahası perspektifinin yumuşatılmış versiyonunun Güvenlik Alanı olduğu söylenebilir.
  • Kısa ömürlü Sırp İmparatorluğu’nun (1346-1371) coğrafi merkezi Kosova idi. Kosova “Eski Sırbistan” olarak anılır; radikal milliyetçi Çetnik hareketi Kosova’yı tüm Sırpların kutsal yurdu olarak tanımlar. Sırp milli ülküsü, Selanik’e kadar genişlemekti ve ilk hedef de Kosova idi. Ayrıca “yurtlarının işgali” Osmanlı ile işbirliği yapan Müslüman Arnavutlar yüzünden gerçekleşmiş, Arnavutlara karşı giderek ırkçı tepkiler doğmuştu. Oysa Arnavutlar, 1389 yılında Kosova’da Osmanlı ordusuna karşı Sırpların safında çarpışmışlardı. Sultan I. Murat’ın şehit olduğu bu savaş, Sırp kimliğinin oluşmasında ve şekillenmesinde etken olmuştur. Neo-Stalinist çizgideki Slobodan Miloseviç (1941-2006) ve ekibi milliyetçi söylemi resmi ideoloji olarak vazetti. Kayıtsız şartsız “Büyük Sırbistan”dan yana olan Çetnik Hareketi, Sırp milletinin tarihsel düşmanlarına karşı direnen onurlu bir hareket olarak yeniden meşrulaştırıldı. Latin alfabesine karşı, Kiril alfabesinin canlandırılma seferberliği başlatıldı. Miloseviç 1990 yılı boyunca “Büyük Sırbistan” idealini işledi. Büyük Sırbistan Karadağ ve Makedonya’nın tamamını, Bosna-Hersek’in büyük bölümünü ve Hırvatistan’ın başta Dalmaçya olmak üzere bazı bölgelerini kapsar. Sırbistan milliyetçilikten şovenizme, ırkçılığa ve irredantizme geçmiştir.
İkinci Dünya Savaşı'nda işgalci Mihver kuvvetlerine ve Hırvat işbirlikçilerine karşı General Dragolyub Draja Mihailoviç tarafından kurulan radikal Sırp milliyetçi çetelerden oluşan Çetnik Hareketi, kısa zamanda Sırbistan'ın yanı sıra Bosna, Karadağ ve Hırvatistan'da da örgütlenmişti. Tito'ya bağlı Partizanlarla çatışan çete üyeleri, bölgede 100 binin üzerinde Boşnak ve on binlerce Hırvat'ı katletmişti. Çetnik Hareketi’nin kurucusu Mihailoviç ve beraberindekiler, Tito'nun Partizanları tarafından yakalandıktan sonra 1946 yılında Belgrad’ta yargılanarak idam edilmişti. Mihailoviç'in itibarının iadesi için Sırbistan Yüksek Mahkemesi'nde 2011 yılında dava açılmış; faşizme geçit vermek istemeyenler tarafından dava protesto edilmiş; Sırp milliyetçisi gruplardan Çetnik Hareketi’nin temsilcisi ise Mihailoviç'in ideolojinin mirasçıları olarak itibarın iadesi davasına destek olduklarını söylemişti. İade-i itibar kararı 2015 yılında verildi. Fotoğraf: Yeni Şafak

İkinci Dünya Savaşı’nda işgalci Mihver kuvvetlerine ve Hırvat işbirlikçilerine karşı General Dragolyub Draja Mihailoviç tarafından kurulan radikal Sırp milliyetçi çetelerden oluşan Çetnik Hareketi, kısa zamanda Sırbistan’ın yanı sıra Bosna, Karadağ ve Hırvatistan’da da örgütlenmişti. Tito’ya bağlı Partizanlarla çatışan çete üyeleri, bölgede 100 binin üzerinde Boşnak ve on binlerce Hırvat’ı katletmişti.
Çetnik Hareketi’nin kurucusu Mihailoviç ve beraberindekiler, Tito’nun Partizanları tarafından yakalandıktan sonra 1946 yılında Belgrad’ta yargılanarak idam edilmişti. Mihailoviç’in itibarının iadesi için Sırbistan Yüksek Mahkemesi’nde 2011 yılında dava açılmış; faşizme geçit vermek istemeyenler tarafından dava protesto edilmiş; Sırp milliyetçisi gruplardan Çetnik Hareketi’nin temsilcisi ise Mihailoviç’in ideolojinin mirasçıları olarak itibarın iadesi davasına destek olduklarını söylemişti. İade-i itibar kararı 2015 yılında verildi.
Fotoğraf: Yeni Şafak

  • 1980’lerdeki Hırvat milliyetçiliğinin önder figürü ise Franjo Tudjman’dır (Franyo Tucman, 1922-1999).
  • 19. yüzyılın sonlarında, Adriyatik kıyısında geniş bir coğrafyaya yayılan Arnavutlar dört ülke arasında bölünmüşlerdi. Arnavutluk ve Kosova’nın yanı sıra Makedonya’da, Sancak’ta, Yunanistan’da yaşayan Arnavutlar ile Büyük Arnavutluk kurma hayali de Arnavut milliyetçiliğinin düşüydü/dür.
  • Büyük Makedonya” tasarımı üç parçadan oluşuyor: Vardar Makedonya’sı (günümüzdeki Makedonya Cumhuriyeti), Batı Bulgaristan’daki Pirin Makedonya’sı ve Kuzey Yunanistan’daki Ege Makedonya’sı. Makedon milliyetçiliğinin önemli bir bileşeni, Sırbistan’daki gibi, Arnavut karşıtlığı.
  • Nasıl Makedon milliyetçileri Bulgaristan ve Yunanistan’dan “Büyük Makedonya ”nın parçalarını istiyorlarsa; Bulgar milliyetçileri “Büyük Bulgaristan”ın, Yunan milliyetçileri “Büyük Yunanistan”ın Makedonya’daki parçalarını talep ediyorlar. Yunan milliyetçiliği de Makedonları “Slav Yunanlıları” sayıyor.
  • İşte bu yüzden iflah olmaz çatışmalarla yüklü jeopolitik bölgeleri tanımlamak için “Balkanlaşma” terimi kullanılıyor.

 

 

Bizans İmparatorluğu 106| Bizans’tan Sonra 1

  • Bulgarların Hıristiyanlığı kabulü büyük ölçüde Cyril ve Methodius kardeşlerin misyonerliği sayesinde 870 yılında gerçekleşmişti. Günümüzde tüm Slav dillerinin yazımında kullanılmakta olan Kiril alfabesinin önceli olan Glagolitik alfabeyi de bu kardeşler oluşturmuştu. Bizans, Bulgarların Hıristiyan olmasını sağlayarak onları politik etki çemberine almış; sınır komşusunun dini ve politik alanda rakipleri olan Roma ve Germenlerin etki alanına girmelerini de önlemişti. Bulgarlar Bizans sanatını da benimsemişlerdi.
  • Rusların 10. yüzyılda Hıristiyanlığı kabulünde de Bizans sanatının büyük etkisi olmuştu. Burada, diplomatik araç olarak sanattan bahsedebiliriz. Aya Sofya’da sergilenen İsa’nın ve onun elçisi olan imparatorun ihtişamı, Konstantinopolis’e gelen Rus heyetlerini hep çok etkilemişti. Kiev, Konstantinopolis’i model aldı, Konstantinopolis’ten mozaik sanatçıları Kiev’e gitti, Kiev de bir Altın Kapı yaptı.
  • Bizans’ın Kafkasya, Mısır, Yakın Doğu’daki Hıristiyanlık üzerinde etkisi olmadı. Onların kendi Hıristiyanlık anlayışları vardı.
  • Süryaniler ve Koptlar hep Müslüman devletlerin tebaası oldular.
  • Gürcüler, Bizans kilisesinin ayin usullerini aldılar ama Kafkasya halkları sanatta İran etkisinde kaldılar.
  • 451 yılındaki Konsil kararlarını tanımayan Ermeniler, başka bir dini dünyaya aittiler ve Ermeni krallar Müslümanlara Bizans’a olduğundan daha yakındılar. Ama Bizans’ta çalışan, hatta sarayda önemli görevlere gelen Ermeniler vardı. 989 yılında, depremde hasar gören Aya Sofya’nın kubbesini yapan, Ani’deki katedralin de ustası olan Trdat olmuştu.
  • 11.-12. yüzyılda Bizans’ın askeri ve diplomatik gücü azalmaya başlamıştı.
  • 1204 yılındaki Latin işgali, Bizans devletler hiyerarşisinde mütevazi unvanları kabul etmek zorunda kalmış olan yöneticilerin intikam alma dönemi oldu. Latin işgali sonrası Bizans’ın askeri ve diplomatik gücü eskisi gibi olamadı. Ama Bizans’ın politik baskısının ortadan kalkması, yurtdışında Bizans sanatına olan ilgiyi artırdı. Bizanslı sanatçılar yurtdışından çok talep gördü.
  • Rönesans, 13. yüzyılda Giotto ve Masaccio ile başlamıştır. Dolayısıyla fetihten kaçanlar Avrupa’da Rönesans’ı başlattı iddiası asılsızdır.
  • Başka bir iddia da fetih olmasaydı, Rönesans’ın Konstantinopolis’te başlayacağı yönündedir. Karşı görüşte olanlar ise, Bizans sanatının Rönesans gibi bir oluşumu başlatmak için cılız olduğunu öne sürer.
Pantokrator İsa, Yunan Theofan, 1378. The Church of Transfiguration, kubbe, Novgorod. Fotoğraf:www.varvar.ru

Pantokrator İsa, Yunan Theofan, 1378.
The Church of Transfiguration, kubbe, Novgorod.
Fotoğraf:www.varvar.ru

Kurtarıcı İsa, Andrei Rublev, 1410. Tretyakov Devlet Galerisi, Moskova. Fotoğraf:en.wikipedia.org

Kurtarıcı İsa, Andrei Rublev, 1410.
Tretyakov Devlet Galerisi, Moskova.
Fotoğraf:en.wikipedia.org

Kurtarıcı İsa, El Greco, 1600. National Gallery of Scotland, Edinburgh Fotoğraf:commons.wikimedia.org

Kurtarıcı İsa, El Greco, 1600.
National Gallery of Scotland, Edinburgh
Fotoğraf:commons.wikimedia.org

  • 1390 yılında İmparator Manuel Paleologos tarafından Türklere karşı destek aramak için Venedik’e gönderilen heyete başkanlık eden Konstantinopolis doğumlu Manuel Chrysoloras (1355?-1415), Yunan edebiyatının Batı Avrupa’da tanınmasında öncü rol oynamıştır.
  • 15. yüzyılın en ünlü ikona sanatçısı, Ortodoks fresk ve ikonlarıyla ortaçağ Rusya’sının en büyük ressamı kabul edilen Andrei Rublev’in (1360-1427 veya 1430) hocası Bizanslı sanatçı Yunan Theofan (1340?-1410?) idi.
  • Konstantinopolis, Moskova’dan Madrid’e kadar uzanan geniş bir etki çemberi oluşturmuştu.
  • Ressam, heykeltıraş, mimar Domenikos Theotokopulos, namı diğer El Greco (1541 – 1614) Bizans biçemini İspanya’ya taşıdı. Bizans biçeminin izleri İspanya’nın yanı sıra Balkanlarda, Venedik ve Siena okullarında da görüldü.
  • Bizans imparatorluk sanatı, altınla işli ipek giysiler, gümüşle süslenmiş saraylar, askeri zaferleri betimleyen mozaikler ile gücün nasıl teşhir edileceğini imparatorluklara öğreten bir medeniyet oldu.
  • 395 yılında Roma ikiye bölündükten ve Batı Roma 453’te yıkıldıktan sonra Avrupa, geri kalan tek Roma’yı “Doğu” Roma olarak anmıştı. Oysa devletin resmi adı, Roma İmparatorluğu idi. 1557 yılında, Alman hümanist ve tarih bilgini Hieronymus Wolf, Doğu Roma İmparatorluğu tarihi hakkında Latince bir kitap yazdı. Bu kitapla birlikte tarihte ilk kez, bir devlet yıkıldıktan 104 yıl sonra isim değiştirdi ve 1123 yıl süreyle Doğu Roma diye bilinen devlete Bizans adı verildi. Bu isimlendirmede devletin, Roma uygarlığının devamı değil de Ortaçağ Yunan uygarlığı olduğu savı vardır. Bazı tarihçiler tarafından yapay bulunan bu ad, tüm dünya tarafından benimsenir. Günümüzde dilimize de çok yerleşmiş olduğu için ben de bu adı kullanmayı tercih ettim.