Etiket arşivi: kimono

Çağdaş Sanata Varış 273|Çağdaş Kavramsal Sanat 4

Kimlik 3

Zevk ve Demokrasi, Grayson Perry, 2004. Sanatçının sırlı seramik eseri, Perry’nin 2003 yılında Turner Ödülü’ne aday gösterilmesi ve kazanması sonucundaki deneyimlerinden yola çıkarak gerçekleştirilmiştir. Ödül, Birleşik Krallık’ta geniş çapta yankı bulmuş, halk arasında çok konuşulmuştur. Perry bu çömlekte, halktan gelen yorumlara yer vermiştir. Figürlerin konuşma balonlarında ödülü kazanmasıyla ilgili, kimisi basında da çıkan ifadeleri kullanmıştır. Bu yorumlar, onur kırıcılıktan komikliğe kadar uzanır. Küçük Farklılıklar Sergisi, Pera Müzesi, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Zevk ve Demokrasi, Grayson Perry, 2004.
Sanatçının sırlı seramik eseri, Perry’nin 2003 yılında Turner Ödülü’ne aday gösterilmesi ve kazanması sonucundaki deneyimlerinden yola çıkarak gerçekleştirilmiştir. Ödül, Birleşik Krallık’ta geniş çapta yankı bulmuş, halk arasında çok konuşulmuştur. Perry bu çömlekte, halktan gelen yorumlara yer vermiştir. Figürlerin konuşma balonlarında ödülü kazanmasıyla ilgili, kimisi basında da çıkan ifadeleri kullanmıştır. Bu yorumlar, onur kırıcılıktan komikliğe kadar uzanır.
Küçük Farklılıklar Sergisi, Pera Müzesi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Postmodernizm ile yola başlayan Anti-Özcülük, cinsiyet fikrinin doğal veya zorunlu bir kategori değil, kültürel bir kategori olduğunu söylüyordu. Kişilik, kimlik, sübjektiflik ve aracılık kavramlarına yönelik Postmodernist ve Postyapısalcı okuyuşlar, son yıllarda Posthümanizm adı verilen alanın ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu alan, insanlar ve teknoloji, insanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkileri araştırır ve farklılıkları Yapısöküm yöntemiyle inceler.
  • 1984 yılında dünya Madonna’yı tanımıştı. O yıllarda beline Boy Toy (jigolo) yazan bir kemer taktı. 1980’ler boyunca feminen-maskülen bir tarz izledi. 1990’larda stilinde seksüel içeriğin dozunu artırdı ve aralara dini motifler yerleştirirken sutyen ve kısa şortlar ile Hint motifli baş aksesuarı kullandı. 1990’ların sonunda etnik-gotik melezi görüntüsünde ellerinde Hint kınası, geyşa makyajı, kimono ile sahneye çıktı. Madonna ile beraber Amerikan kültüründe geleneksel Asya kültürü yükselişe geçti. Koruyucu olduğuna inanılan kırmızı ip bileklikler hızla moda oldu. Madonna, cinsiyet ve etnik unsurlara aşina olunmasına katkı sağladı.
Hans-Peter Feldmann,  Art International 2015 İstanbul. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hans-Peter Feldmann, Art International 2015 İstanbul.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Queer yaklaşım hem bir teori hem de bir sosyal harekettir. Özellikle kamusal alanda eşcinsel şahısların ifşa edilmesini, doğrudan eylemi savunur. Queer teorisi, kimliklerin doğasını değiştirme hareketinin bir parçasıdır. Queer kuramcılarına göre, kimlik kavramının kendisini reddetmek daha doğrudur. Bu fikrin kökleri Foucault ve Althusser’e uzanır: iktidara fırsat vermemek için özne konumundan çıkmak gerekir. 1960 ve 1970’lerdeki ikinci dalga feminizm, toplumsal cinsiyet ile biyolojik cinsiyet ayrımını çökertir. Biyolojik cinsiyet, kadınlar ve erkekler arasındaki biyolojik ayrımlara, toplumsal cinsiyet ise onları ayıran kültürel farklılıklara işaret eder. Queer teori, biyolojik cinsiyetin de toplumsal cinsiyet gibi kültürel bir inşa olduğunu söyler. Her birey az veya çok erkek ve/veya kadındır. Kadın ve erkek kategorileri baskıcıdır. Filozof Judith Butler, evliliğin ataerkilliğin ve baskının dayanaklarından biri olduğunu; devletin, cinsel davranışların düzenlenmesine ve bireyler arasındaki ilişkinin nitelenmesine el koyuşu olduğunu söyler. Gey ve lezbiyen evlilik talebinin, baskı altındaki diğer kategorilerle aralarına bir mesafe koyma ve cinsel-siyasi rejimi sağlamlaştırma riski taşıdığını öne sürer. Evliliğin, özel hiçbir sivil veya mali hak doğurmamasını ve birlikteliklerin üzerindeki devlet kontrolünün ortadan kalkmasını önerir.
  • Kimlik politikalarına yönelen sanatçılar, cinsel kimlik, eşcinsellik, cinsel tercih, cinsiyet politikaları gibi olgulara da yönelmişlerdir. 1990’lı yıllarda ABD sanat ortamında AIDS hastalığını konu alan yoğun bir sanatsal üretim gerçekleşmiştir.
  • Çağdaş feminist performanslarda yemek ve kadın bedeninin cinsiyetçi söylem tarafından temsilinin eleştirisi yapılır.

 

Japonya 7 | Aile

  • Aile kavramları Konfüçyüs’e çok yakındır. Konfüçyüs’ün klasiklerinden “Hayırlı Evlat”ın okunması adet olmuş, kitap 16. yüzyıldan beri  her evde yer almış, Konfüçyüs’ün görüşleri anayasanın da temelini oluşturmuştur.
  • Hane yönetiminin simgesi pirinç kaşığıdır. Erkeğin annesine, sonra büyük oğlun karısına aittir.
  • Ailenin her durumda önceliği vardır.
  • Ailenin adının devamı çok önemsenir.

  • Kadın, erkek ve çocuk giysisi kimononun kolu cep vazifesi görür. Kimononun altına giyilen pantolona hakama denir. Kimono ipek olur. Pamuklu olanına yukata denir. Japon kültürüne, “sarma kültürü” (wrapping culture) diyorlar: Sar, dola, katla, bağla ( Wrap, fold and tie). Kimono, origami vs.
  • Meici yasalarında aile töresine ayak uydurmayan aile kütüğünden silinebilirdi.
  • Geniş aile saygınlığın simgesidir.
  • 1947 Anayasası ile sınıf ve aile ayrıcalıkları kaldırılmış.
  •  İsimle hitap yoktur, hep soyadı ile hitap edilir ve sonuna bay ve bayan demek olan san eki konur. Çocuklar bile arkadaşlarına soyadı + san ile hitap ederler.
  • Otosan – baba, okasan anne. Eşler birbirine böyle hitap eder.
  • Erkeğin cinsel meselerle ciddi olarak  ilgilenmeden evlenmesi tercih edilir.
  •  Düğün töreni Budist, Şinto veya Hıristiyan usulune göre yapılabilir, dini inanç ile ilgili değildir. Gelin üç kıyafet giyer: Kimono, renkli tuvalet, gelinlik. Düğünde müzik olabilir ama dans yoktur. Önce dini tören sonra düğün yapılır. Yeni evlilere para hediye edilir, takı olayı yoktur. Para miktarı uğur için tek sayı olmalıdır. Misafirler ayrılırken hediye verilir. Davetliler beyaz giymez, erkekler gümüş veya beyaz kravat takar. Nikahtan yıllar sonra yapılan düğün de olur.
Kyoto’da Heian Cinca’da rastladığımız Japon gelin ile batılı damadın geleneksel tören sonrası fotoğraflarını çekmiştik.

Kyoto’da Heian Cinca’da rastladığımız Japon gelin ile batılı damadın geleneksel tören sonrası fotoğraflarını çekmiştik.

  • Cenazede siyah giyilir, takı olarak altını olmayan inci kolye takılır. Ölen kişinin ailesine para verilir. Cenaze iki gün sürer. Ölen ikinci gün yakılmak üzere gönderilir. Törene katılanlara hediye verilir (kuru yosun, kek vs.), hediye paketinde tuz olur. Eve girmeden omuzlarından bu tuzu döküp, arınıp eve girerler. Tuz Japonya’da kötülüklerden, kötü ruhlardan, negatif enerjiden korunmak için kullanılır. Tuzun en iyi temizleyici, arındırıcı olduğuna inanılır.
  • Küllerin mezara konulmasında sadece aile üyeleri bulunur.
  • Ceset kaldırınca odanın da kötü ruhlardan arındırılması gerekir. Çarşaflar, yatak, mobilyalar, tatamiler yakılır.
  • Japonlar  ölen kişilerin Tanrı seviyesine yükseldiğine inanır ve o nedenle  onlardan yardım talep ederler. Mezara küller konur. Ölen kişin boyun külü tapınakta saklanır, bu iş için tapınağa para ödenir. Kanunen ölülerin gömülmesi yasaktır.
  • Aile reisi önemli bir mesele olduğu zaman aile meclisini toplar.
  • Çin’de geleneksel olan ( ÇHC’den önce ) çok kadınla evlenme nizamı, ki bir Doğu adetidir, asla Japonlara ait bir nizam değildir. Onlar aile mükellefiyetini beşeri duygulardan ayırır.
  • Boşanma halinde erkeğin gelirinin yarısı kadar nafaka tahakkuk ediyor. Çok  boşanma olmuyor. İki taraf da boşanmak isterse mahkemeye gerek yok, iki şahit önünde belediyeden alınan boşanma kağıdını mühürlüyorlar dördü de, kağıt belediyeye bırakılıyor, bitti.
  • Japon kişilik yapısında güçlü bir libido ( yasaklanmış doyumsuzluklar) yerine güçlü bir üst- ben’e ( aileye, işyerine saygıya ) rastlanır.