Etiket arşivi: Khalkedon

Bizans İmparatorluğu 122| Patrikhane 1

  • 381’de Konstantinopolis’te toplanan Konsil’de Konstantinopolis Kilisesi’ne Patriklik statüsü verilmiş ve Konstantinopolis Piskoposluğu (Patriklik), Roma Piskoposluğuna (Papalık) denk sayılmış, iki makamın eşit haklar taşıdığı karara bağlanmıştı.
  • 451 yılında toplanan Khalkedon (Kadıköy) Konsili, Konstantinopolis Patrikliği’nin ökümenik unvanını resmen tanıdı. Bu konsilde, Hıristiyan alemini beş yetki alanına bölen sıralamasında Konstantinopolis, başkent piskoposluğu olarak hepsinin üstüne çıkarılırken; Roma Kilisesi’ne muğlak bir öncelikten de bahis vardı. Bu önceliğin biçimsel mi, yoksa eylemsel mi olduğu tartışma konusu oldu.
  • Konstantinopolis Kilisesi, Roma’nın önceliğini salt tarihçesine dayalı protokolde birincilik olarak algılarken; Roma Kilisesi, tüm Hıristiyan aleminin öncülüğü olarak yorumluyordu.
  • Beş yönder Kilise’ye başpiskopos atama ve azletme yetkisi Konstantinopolis’teki imparatora aitti.
  • Papalık, 8. yüzyılda Büyük Konstantin’in Bağışı diye sunduğu vasiyet ile yetki engelini aştı ve 11. yüzyıla gelindiğinde dört Başpiskoposluğun üstünde bir temyiz makamı olma iddiasını taşıyordu.
  • Roma Kilisesi’nin, İsa’nın on iki havarisinden birincisi Petrus tarafından kurulduğu, Petrus’un Roma’da öldüğü ve gömüldüğü iddiası ile Papalık, Hıristiyanlığın beş Kilisesi’nden ilk sıradaki ve lideri olduğunu iddia ediyordu.
  • Roma Kilisesi, 451 yılındaki Khalkedon Konsili’nde kabul edilen Konstantinopolis Kilisesi’nin Resul Andreas tarafından kurulduğu kararını tanımamıştı. Dini jargonda, bir Havari/Resul tarafından kurulan kilise Apostolik oluyordu. Roma’ya göre, Konstantinopolis Kilisesi bir havari tarafından kurulmadığı için öncül olamazdı. Resul Andreas, Resul Petrus’un kardeşiydi.
Havari Aziz Andreas. Fotoğraf: bnr.bg

Havari Aziz Andreas.
Fotoğraf: bnr.bg

  • Doğu Slavlarının din değiştirmesi, Bizans Hıristiyanlığını, dolayısıyla patriğin nüfuz alanını genişletmişti.
  • Konstantinopolis Patrikliği, Yunanistan’dan Asya’ya uzanan Doğu Roma İmparatorluğu’nun Ortodoks ahalisi başta; Ukrayna, Rusya, Belarus Slavları, Gürcü, Bulgar, Sırp, Makedon, Rumen gibi Ortodoks Kiliseleri, en üst makam olarak Konstantinopolis Patrikliği’nin otoritesine bağlıydılar. Bu cemaatlerin patrikleri ve kilise papazları, Konstantinopolis Patriği tarafından atanır ya da onaylanırdı.
  • 7. yüzyılda Konstantinopolis Patriği’nin görev alanı Antakya, Kudüs ve İskenderiye gibi, Araplar tarafından fethedilen Doğu patrikliklerini kapsamıyordu.
  • Patrikliğin önderliği imparatora ve imparatorluğa bağlıydı. Misyoner gönderilmesi gibi dini inisiyatifler patrik kadar imparatorların da yetki alanı içindeydi.
  •  13. yüzyıldan itibaren imparatorluğun parçalanması sırasında patriğin Büyük Kilisesi, Ortodoks dünyasının birliğini temsil etmeye başladı.
  • Şehrin Latinler tarafından işgal edildiği dönemde Konstantinopolis Patriklik Makamı da İznik’te yapılandı.
  • Son İmparator Konstantin Paleologos’un Konstantinopolis’i Osmanlı’dan korumak için Papa’dan yardım istemesi; Konstantinopolis Patrikliği’nin 1448 yılında Papa’nın Floransa’da Katolik ve Ortodoks birliğini sağlamak amacıyla topladığı din kurultayına katılmasını fırsat bilen, Papa’nın otoritesini asla tanımayan Rusya, kendi patrikliğini otosefal, yani bağımsız ilan etti. Çarlık güçlendikçe, Rusların Ortodoksluğun koruyucusu olduğu tezi de güçlendi. Ortodoksluğun tarihsel merkezlerinden biri olmayan Moskova Patrikhanesi, kendisinin dünyadaki en büyük Ortodoks cemaate sahip olduğunu, Türk topraklarında kalmış bir kilisenin kendisine gerçek anlamda liderlik yapamayacağını öne sürüyordu.
  • Son İmparator Konstantin Paleologos’un yeğeni Prenses Zoe Sofia, 1472 yılında Moskova Büyük Prensi İvan Vasilyeviç ile evlenince Paleologos Hanedanı Rusya’da devam ediyor, Üçüncü Roma Moskova’dır savı oluştu.
  • Bizans döneminde, patriğin ikametgahı Aya Sofya’nın güney cephesine bitişikti. 532 yılındaki Nika Ayaklanmasında Aya Sofya yanınca, Justinyen Aya Sofya’nın yapımı sırasında Patrikhane’yi Aya Sofya’nın batısındaki Theotokos Khalkoprateia Kilisesi’ne taşıtmıştır. Kilise yaklaşık 5 sene boyunca bu işlevi görmüştür. Kiliseden günümüze pek bir şey kalmamıştır.

 

Bizans İmparatorluğu 21 | Din 6 | Kadiköy’ün Azizesi Euphemia

Azize Euphemia betimli bu mermer ikona parçası, 1942 yılında Euphemia Martiryonu’nda yapılan kazılarda ele geçmiştir. 13.-14. yüzyıllara tarihlendirilmektedir. İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

Azize Euphemia betimli bu mermer ikona parçası, 1942 yılında Euphemia Martiryonu’nda yapılan kazılarda ele geçmiştir. 13.-14. yüzyıllara tarihlendirilmektedir.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

  • Euphemia, 307 yılında Khalkedon’da (Kadıköy) pagan Romalılar tarafından, işkence ile öldürülen, din şehidi (martyr)olmuş bir kadındır. Diokletianus’un Hıristiyanlara karşı 302’de başlattığı büyük takibat, yaklaşık on yıl kadar sürmüştür. Khalkedon’lu bir başka azizin ise Aziz Mikhael olduğu söylenir.
  • Azize Euphemia hakkındaki ilk yazılar 9. ve 10. yüzyıllarda yazılmıştır. O yüzden hayatı hakkında ayrıntılı bilgimiz yoktur.
  • Khalkedon’da, Euphemia’nın adına, onun martiryonunun da bulunduğu büyük bir bazilika inşa edilmişti.
  • 399 yılında Khalkedon’daki kilise, İmparator Arcadius ile Gaines arasındaki toplantıya ev sahipliği; 451 Khalkedon Konsili’in toplanma yeri olmuştu; Azize Euphemia kültü bu toplantıdan önce de hem Doğu’da hem Batı’da tanınmakta ve saygı görmekteydi ama, Konsil toplantısından sonra daha da yaygınlık kazandı. Konsil’in toplandığı Euphemia Kilisesi, azizenin mezarına bitişik yapılmıştı.
  • Khalkedon Konsili’nin burada toplanması için İmparatoriçe Pulcheria (399-453) ve eşi İmparator Marcianus büyük çaba göstermiş, Konsil kararı da onların istekleri doğrultusunda çıkmıştır. Euphemia, Pulcheria’nın koruyucu azizesidir.
6. yüzyıla tarihlenen bu kakmalı mermer sütun da Sultanahmet’te yapılan 1942 yılı kazısında Euphemia Martiryonu’nda ele geçmiştir. Renkli mermer ya da cam kakmalı beyaz mermer sütun Euphemia’da templon sütunlarında, korkuluk levhalarında ve kiborionun kemerinde uygulanmıştır. Bu tip kakmalı sütun, 6. yüzyılda Amidia’da (Diyarbakır) bazı Bizans yapılarının sütunlarında ve  Konstantinopolis’te sadece üç kilisede kullanılmıştır. Euphemia Kilisesi’nde kullanılmış olması yapının önemli ve iddialı bir yapı olduğunu göstermektedir. İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

6. yüzyıla tarihlenen bu kakmalı mermer sütun da Sultanahmet’te yapılan 1942 yılı kazısında Euphemia Martiryonu’nda ele geçmiştir.
Renkli mermer ya da cam kakmalı beyaz mermer sütun Euphemia’da templon sütunlarında, korkuluk levhalarında ve kiborionun kemerinde uygulanmıştır. Bu tip kakmalı sütun, 6. yüzyılda Amidia’da (Diyarbakır) bazı Bizans yapılarının sütunlarında ve Konstantinopolis’te sadece üç kilisede kullanılmıştır. Euphemia Kilisesi’nde kullanılmış olması yapının önemli ve iddialı bir yapı olduğunu göstermektedir.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

  • Uzun zamandan beri tartışılmakta olan Hazreti İsa’nın Tanrı ve insan niteliklerini uzlaştırma çabaları Khalkedon  Konsili’nde neticelenir; Monofizitlerin mahkum edildiği Konsil’de kararı azizenin belirlediğine inanılır. Piskoposların uzlaşamayınca, iki karar metnini azizenin tabutuna koyduklarına, açtıklarında monofizit karar metninin Euphemia’nın ayaklarının altında, duofizit metnin ise azizenin elinde olduğuna inanılır. Bu olay, tarihsel doğruluğu bir yana, Euphemia kültünün otoritesini ve önemini göstermesi bakımından önemlidir.
  • Bu yüzden Azize Euphemia, Hıristiyanlıkta bir bölünmenin meydana gelmesinde rolü olan bir kişidir.
  • Pulcheria da bu Konsil’in ardından gücünün doruğuna ulaşmış, Büyük Konstantin’in annesi Helena ile eşdeğer görülerek yeni Azize Helena olarak ilan edilmiştir. İmparator Marcianus da Khalkedon’u metropolitlik düzeyine yükseltmiştir.
  • 7. yüzyıl başlarında Sasani tehlikesinin Boğaz’ın Anadolu yakasını tehdit etmesi karşısında, Euphemia’nın mezarı İmparator Heraclius’un emri ile Khalkedon’dan Konstantinopolis’e taşınmıştır. Daha sonra Khalkedon’a saldıran Sasaniler, Euphemia Kilisesi’ni tahrip etmişlerdir. Sasaniler 605 ve 626 yıllarında Khalkedon’u işgal etmişlerdir.
  • Khalkedon’daki duvar resimleri ile süslü bazilikanın bugünkü Yeldeğirmeni, Duatepe Sokağı çevresinde olduğu düşünülmektedir. Khalkedon’daki  bu kiliseden ve azizenin martiryonundan hiçbir arkeolojik kalıntı günümüze ulaşamamıştır.
Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı - Euphemia Martirionu Restorasyonu Fotoğraf: www.kulturbilinci.org

Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı – Euphemia Martirionu Restorasyonu
Fotoğraf: www.kulturbilinci.org

  • Sultanahmet’teki Euphemia Kilisesi,  Bizans imparatorluk sarayının başmabeyincisinin (Bizans sarayındaki en yüksek rütbeli hadım), 5. yüzyıla tarihlendirilmiş sarayına, İmparator Theodosius’un 439 yılında  el koyduğu, sarayın büyük kabul salonunun sonradan, muhtemelen Pulcheria tarafından, kiliseye dönüştürülen bir yapı olduğu düşünülmektedir. Kiliseye dönüştürme işinin bazı kaynaklara göre 5., 6., bazı kaynaklara göre 7. yüzyılda yapıldığı kabul edilmekte, bazı kaynaklar ise net olarak 680 yılını önermektedir.
  • Burası, azizenin yaşamından sahnelerin yer aldığı bir fresk çevrimini (cycle-siklus) barındırmaktadır. Bu fresklerin önemi, Azize Euphemia’nın yaşamına ilişkin bütünsel çevrimi sunan, bilinen tek örnek olmasıdır.
  • Azize Euphemia’nın bedeninin mezarından çıkarılarak, Euphemia kültünün önemli bir ziyaret merkezi olmasından rahatsızlık duyan, Birinci Putkırıcı İkonokalast İmparator diye anılan, İmparator (Çoban) III. Leon’un (685-741); bazı kaynaklara göre ise oğlu, V. Konstantin’in (741-775) emriyle denize atıldığı; tabutun yüzerek Limni Adası’na vardığı; kutsal bedenin 796’da Konstantinopolis’e geri getirilirken, dönüş yolunda üst düzeyli memurlar ve imparatorluk ailesinden kişiler tarafından yağmalandığı; geriye kalanların Konstantinopolis’teki martiryona getirildiği düşünülüyor. 796-7’de Basileus İrene’nin (752-803), Birinci İkonaklast döneminin sonunda, Euphemia Kilisesi’ni restore ettirdiği sanılıyor.
  • 1203 yılında çıkan büyük yangın ve Latin İşgali (1204-1261) sırasında tahrip olan mekan, 13. yüzyılın sonlarında restore edilmiş, içerisi fresklerle bezenmiştir. Günümüze kısmen ulaşabilmiş freskler bu dönemde yapılmış olanlardır.
  • Yortu günü 16 Eylül olan azizenin adına Konstantinopolis’te başka kiliseler de olduğu (3-5-6 ?) kaynaklardan anlaşılmaktadır.
  • Fetih’ten sonra azizenin rölikleri Patrikhane’ye götürüldükten sonra bina işlevsiz kalmış, zaman içinde harabeye dönüşmüştür. Bölgeye bir hapishane inşa edilmiş, 1939 yılında hapishane binası yıkıldığında, üzerinde freskler olan Bizans duvarları ortaya çıkmıştır. Adliye binası yapılırken Euphemia martiryonunun yıkılmaması için kilisenin temelleri askıya alınarak beton ile takviye edilmiştir. Kalıntılar, uzun süre Adliye binasının otopark olarak kullanılan bahçesinin içinde kalmıştır. Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın burayı restore etme projesi vardır.

 

Bizans İmparatorluğu 13 | İmparatoriçeler 2

Azize Pulcheria. Fotoğraf:www.salvemariaregina.info

Azize Pulcheria.
Fotoğraf:www.salvemariaregina.info

Azize Pulcheria. Fotoğraf:saints.sqpn.com

Azize Pulcheria.
Fotoğraf:saints.sqpn.com

  • İmparator II. Theodosius (408-450) söz konusu olduğunda iki kadından söz etmemiz gerekir. İlki ablası Pulcheria, diğeri ise eşi Aelia Eudocia’dır (Athenais).
  • Babaları İmparator Arcadius 408 yılında öldüğünde 15 yaşında olan Pulcheria (399-453), devlet işlerini kardeşi namına yürüttü. Theodosius onun sayesinde mükemmel bir eğitim görmüş, Yunan ve Latin dilleri, astronomi, matematik, tıp tarihi, resim öğrenmiş, dini bir terbiye almıştır. Okumaya çok meraklı olan Theodosius büyük kütüphanesinde gece geç vakte kadar çalışırmış. Çok dindar olan Pulcheria, bekaret yemini etmiş, Bizans’ın tam bir Hıristiyan devlet olabilmesi için tüm paganların devlet görevlerinden uzaklaştırılmasını sağlamış. 421 yılında Pulcheria’nın etkisiyle Theodosius Hıristiyanlara zulmettikleri gerekçesiyle Persler’e savaş açmış.
  • Theodosius Ariusçular’a ve Nestorius’un öğretilerine karşı değildi. Nestorius, Hazreti İsa’nın tanrısal ve insani doğalarının ayrılığını savunuyordu. Pulcheria, İskenderiye Patrikliği ile kurduğu ittifak sonucu Nestorius’u  431’de sürgüne gönderirken Hıristiyan dünyasında yeni bir mezhebin doğmasına neden oluyordu: Nasturilik.
  • Pulcheria ayrıca kardeşini Yahudiler’i de sürgüne göndermeye ve Konstantinopolis’teki sinagogları yıktırmaya veya kiliseye dönüştürmeye ikna etti. İmparatorun yönetimi ele almasıyla bir müddet saray hayatından çekilmiş, ama bu arada II. Teodosius ve karısının da dindar kişiler olmasını sağlamıştı. Bu kenara çekilmesi, manastıra kapanması, sürgüne gönderilmesi olarak da değerlendirilmiştir.
  • Erkek kardeşinin varis bırakmadan ölmesi üzerine, bakirelik yeminine rağmen komutan Markianos ile evlenerek 51 yaşında imparatoriçe oldu. 451 yılında Khalkedon (Kadıköy) Konsili’nin toplanmasına ön ayak olarak daha sonra Ortodoksluk olarak ortaya çıkacak Hıristiyan düşüncesinin sistematize edilmesini sağladı. Pulcheria’nın kiliseler, hastaneler yaptırdığı biliniyor.
  • Hem Batı, hem de Doğu Kiliseleri tarafından azize olarak kabul edilmiştir. İmparatoriçelerin, sürgünlerin, yetimlerin koruyucusu sayılmış, zambak ile betimlenmiştir.
  • İstanbul’da 1846′da kurulmuş Sainte-Pulchérie Fransız okulu, adını ondan alır.
Azize Eudocia’nın Lips Manastırı’ndaki (Fenari İsa Camii) mermer üzerine yapılmış mozaiği. 10. yüzyıl.  İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

Azize Eudocia’nın Lips Manastırı’ndaki (Fenari İsa Camii) mermer üzerine yapılmış mozaiği. 10. yüzyıl.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

  • Pulcheria, kardeşinin evleneceği kızı da seçmişti. Seçtiği kız Atina Üniversitesi hocalarından birinin kızıydı. Hakkını aramak için 20 yaşında Konstantinopolis’e gelmiş, güzelliği nedeniyle Pulcheria’ya takdim edilmişti. Atina, Doğu’nun bilim merkezi olmanın yanı sıra pagan edebiyatın da merkeziydi. Atinalı bir imparatoriçe Hıristiyan ruhbanı endişeye sevk etmişti. II. Theodosius, 421 yılında bu Atinalı kızla evlendi. Vaftiz edildikten sonra Aelia Eudocia (401-460) adını alan imparatoriçe, Konstantinopolis Üniversitesi’nin kurulmasına da yardım etmişti. Edebi çalışmaları Yunan dünyası ile Hıristiyanlığın nasıl iç içe geçtiğini anlatır.
  • Pulcheria’nın saraydaki etkisini yok etmek istemiş, Pulcheria bir süre saraydan uzaklaştırılmıştı. Eudocia, kocası imparatoru aldattığı şüphesiyle saraydan uzaklaştırılmış, ikinci kez Kudüs’e gitmiş, başkente bir daha geri dönmemiş, Kudüs’te vefatına kadar 18 yıl yaşamış, Aziz Stephen Kilisesi’ne defnedilmişti.
  • ABD’li feminist sanatçı Judy Chicago (1939), the Dinner Party adlı enstalasyonunda (1974-1979), 39 ünlü kadının imgesini sofraya oturtmuş, 999 ünlü kadının da adını, aynı eserde yerdeki seramiklere işlemişti. Eserde, İmparatoriçe Teodora’ya sofrada yer verilirken, Eudocia’nın adı da seramiklerde yer bulmuştu.

 

Süryaniler 1

Mor Gabriel Manastırı duvarında Süryanice bir yazıt.

Mor Gabriel Manastırı duvarında Süryanice bir yazıt.

  • Süryaniler Sami ırkındandır.
  • Süryanilerin, Aramilerin mirasçısı oldukları düşünülmektedir.
  • En eski Semitik yazı Akadcadır, MÖ 2000’lerden eskidir.
  • Aramiler, İbranilerin yakınında yaşamış, uzun ömürlü olmayan küçük krallıklar kurmuşlar, Asur, Babil, Pers saldırılarına karşı duramamışlardır.
  • Ama Aramice yaygın olarak kullanılan bir dil olmuştur. Aramice yazısı pratik olduğu için, dilleri farklı olan halklar tarafından da kullanılmıştı: Örneğin İbranice, Pehlevice, Sogdca, Uygurca, Moğolca…
  • Aramicenin pek çok diyalekti vardır. Hz. İsa ve Havariler Aramicenin Celilece diyalektini konuşuyordu.
  • Süryanice Sami dillerinin Kuzeybatı öbeğine bağlıdır.
  • Süryanice, Doğu Aramca lehçesidir.
  • Aramicenin Süryanice formunun çıkış yeri Edessa’dır (Şanlıurfa).
  • 3.-7. yüzyıllarda Hıristiyan yazınının başlıca dillerinden biri;  Hıristiyan dünyasında  önemli bir edebiyat ve ayin dili olmuştur.
  • Süryani, Suriyeli anlamına gelir.
  • Kalde dilinde Süryani, dağlılar anlamına gelir.
  • Süryani kelimesi özellikle Hıristiyanlıktan sonra yaygınlık kazandı.
  • MS 38 yılında Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir. İlk Hıristiyan olan topluluklardandır.
  • 7. yüzyıldaki Arap fetihlerinden önce Suriye, Ortadoğu’nun ilk ve en önemli Hıristiyan ülkelerinden biriydi.
Mort Şimuni Kilisesi’nde izlediğimiz ayinden bir görüntü. Kadınların başları örtülü ve yan sahındalar. Mort (Azize) Şimuni Kilisesi, Midyat’ın metropolitlik kilisesidir. Midyat’ın merkezindeki en eski kilisedir ve 9. yüzyılda inşa edilmiştir.

Mort Şimuni Kilisesi’nde izlediğimiz ayinden bir görüntü. Kadınların başları örtülü ve yan sahındalar.
Mort (Azize) Şimuni Kilisesi, Midyat’ın metropolitlik kilisesidir. Midyat’ın merkezindeki en eski kilisedir ve 9. yüzyılda inşa edilmiştir.

  • 451 yılında yapılan Khalkedon (Kadıköy) Konsili’nde:
    *Hz. İsa’nın Tanrısal ve İnsani olmak üzere iki doğası olduğunu kabul eden Diofizitler ile,
    *Tek doğası olduğunu kabul eden Monofizitler ayrıştılar.
  • Hz. İsa’nın iki doğası olduğunu kabul eden Rumilere göre (Melkailer- İmparatorun Adamları, Bizanslılar, yani bugünkü Rum Ortodoksları), Hz. İsa’nın bu iki doğası birbiriyle karışmaz, değişmez ve ayrılamazdı. Hz. İsa tam bir insan ve tam bir Tanrı’dır, Meryem Ana ise Tanrı’nın annesidir (Teotokhos).
  • Konsil kararına karşı çıkarak Hz. İsa’nın tek doğası olduğuna inanan, yani Monofizit öğretiyi benimseyenler ilk üç Ekümenik Konsil’in (İznik 325, Birinci İstanbul 381 ve Birinci Efes 431) kararlarını tanımışlar, diğer Konsillerde alınan kararları tanımamışlardır. Monofizit Süryaniler Doğu Kilisesinden, Rumilerden, yani Bizans’tan ayrıldılar. Bizans İmparatorluğu Khalkedon Konsili kararlarını desteklediği için, Monofizit Süryaniler zor dönemler yaşadılar. Monofizit öğretiyi benimseyen diğer kiliseler Kıpti-Kopt, Ermeni Apostolik (Gregoryen), Habeş ve Evanjelist Şam kiliseleridir. Bu kiliselerin kendi patriği vardır. Meryem Ana insan anasıdır.
Dereiçi (Killit) Köyü, Mor Yuhanon Kilisesi’nden.

Dereiçi (Killit) Köyü, Mor Yuhanon Kilisesi’nden.

  • 5. yüzyılda Süryanice konuşan Hıristiyanlar, ilahiyat konusundaki anlaşmazlık yüzünden, ikiye bölündü: Nasturiler ve Yakubiler. Bu iki grup, kendi lehçelerini geliştirdiler.
  • Nasturiler, Doğu Süryanileridir. Diofizittirler. Asuriler olarak da bilinirler.
  • Konstantinopolis patriği Nestorios’un öğretilerinin yandaşlarının toplandığı Edessa (Şanlıurfa) ilahiyat okulu, imparatorluk buyruğuyla 489’da kapatıldı ve Nasturiler İran’a göç ettiler.
  • Tarihi merkezleri Irak’ın Musul ve İran’ın  Urmiye kentleridir. Daha ziyade İran’ın etki alanındaydılar. İngilizcede Nestorians olarak anılırlar.
  • Çin’de 7.-10.yüzyıllar arasında bir Nasturi cemaati gelişti. Orta Asya’da bazı Tatar kabileleri neredeyse bütünüyle Nasturi oldular.
  • 14. yüzyılda Nasturi Kilisesi Timur’un saldırıları altında ezilince Nasturiler, Dicle Irmağı-Van ve Urmiye Gölleri arasındaki bölgeye göç ettiler.
  • Nasturilerden 1445’te ayrılarak Katolikliği seçenler, Kıbrıslılar,
  • Nasturilerden 1551’de ayrılarak Katolikliği seçenler, Keldaniler (Chaldeans) olarak anıldılar ve Doğu Süryani ayin usulünü korudular.
  • 1898’de Urmiye’deki Nasturi grubu Rus Ortodoks Kilisesi’ne kabul edildi.
  • 1915-1924 yıllarına dek Nusaybin, Siirt ve Hakkari’de önemli bir Nasturi topluluğu vardı.
  • Günümüzde en  büyük Nasturi cemaati Hindistan’ın Kerala Eyaleti’ndedir.
  • Yakubiler, Batı Süryanileridir. Monofizittirler. Edessa psikoposu Yakub’un adından dolayı Yakubiler olarak da anıldılar. İngilizcede kendilerine Syriac değil, Syrians denmesini tercih ederler. Onlara göre Syrian, Hıristiyan ile eş anlamlıdır.
  • 1626’da Halep’te Cizvit ve Kapuçin tarikatları kuruldu. Bu gelişme, Yakubiler arasında Katolikliğin yayılmasına yol açtı.
  • 1656’da Yakubilerin bir bölümü Katolikliği benimsedi ve Süryani Katolik Kilisesi kuruldu. Süryani Katolik Kilisesi, Antakya ayin usulüne bağlı bir Doğu Katolik Kilisesi’dir.
  • 1782 yılından sonra Süryani Katolik patrikleri görevlerini aralıksız sürdürebildiler.
  • Süryani Katolik patrikleri sırasıyla Deyrü’z-Zafaran, Şarfe, Halep, Mardin ve Beyrut’ta görev yaptı.
  • Süryani Katoliklerin bazı metinleri Arapçadır ama Aziz Yakub ayini Süryanice yapılır.
  • Monofizitliğe bağlı kalanlara Süryani Kadim adı verildi.
  • 1845’te Osmanlı İmparatorluğu tarafından resmen tanınan Süryani Kadim Kilisesi patrikliğinin makamı Antakya idi.
  • Birinci Dünya Savaşı yıllarında bu kiliseye bağlı topluluğun büyük bölümü Anadolu’dan ayrıldı.
  • Antakya Kilisesi Patriği  536’de Antakya’dan ayrılmak zorunda bırakılmış, pek çok yer değiştirmek zorunda kalmış, 969’da Malatya’da, 1058’de Diyarbakır’da, 1293-1932 arasında Deyrü’z-Zafaran’da, 1932’de Humus’ta idi ve 1959 yılında Şam’a taşındı ve halen de oradadır.
  • Suriye’nin 7. yüzyılda Araplarca fethedilmesinden sonra İslam topraklarında yaşayan Süryaniler de kendi din adamlarının yönetiminde millet statüsü aldılar.
  • Süryani Kadim Kilisesi’nin ayin dili, Hz. İsa ve Havariler’inin konuştukları Aramcaya çok benzeyen ve bugün konuşulan, ayrıca yazı dili olarak da kullanılan Edessa Süryanicesidir.
  • Süryaniler Rumi takvimi kullanırlar.
Mor Gabriel Manastırı’nda, Mor Gabriel’in mezarı.

Mor Gabriel Manastırı’nda, Mor Gabriel’in mezarı.