Etiket arşivi: Kezban Arca Batıbeki

Şiddet 50| Doğu’da Kadının Konumu 8

Çarşaf, Aykut Cömert, 2015. Contemporary Istanbul 2015’te sergilenen siyah beyaz video eseri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çarşaf, Aykut Cömert, 2015.
Contemporary Istanbul 2015’te sergilenen siyah beyaz video eseri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Peçe takmadıkları için kızların yüzüne asit atan, ikiye ayırdıkları peçesiz bir kız öğrencinin çıplak bedenini Kabil Üniversitesi’nin bir dersliğinin kapısına çivileyen Gülbeddin Hikmetyar, ABD’nin sınırsız desteğini kazanmıştı. SSCB ile olan savaşta, Reagan hükumeti milyarlarca doları, Pakistan üzerinden Hikmetyar’a bağlı gruplara aktardı. 1989’da Sovyet ordusu Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldı. Pakistan’daki kuran kurslarında eğitilmiş öğrencilerin oluşturduğu bir grup İslam köktendincisi Taliban adıyla ortaya çıktı.
  • Afganistan’da kadına baskıyı birincil hedef olarak benimseyen köktendinci Taliban ile kadınlar yasa zoruyla kamu yaşamından kovuldular, temel haklarından yoksun bırakıldılar. Afgan kadınlarının mesleklerinde çalışmalarını, okula gitmelerini, erkek doktorlarca muayene edilmelerini, makyaj yapmalarını, süslenmelerini, erkek bir akrabanın eşliği olmadan ve burka denen giysi ile örtünmeden sokağa çıkmalarını yasakladı. Burkaların altına renkli giysi giymeyi, genç erkek ve genç kızların görüşmesini, erkek kuaföre saç yaptırmayı, güzellik salonlarına gitmeyi de yasaklar arasında saymamız lazım. Taliban ayrıca televizyonu, müziği, dansı, ıslık çalmayı, fotoğraf çektirmeyi ve her türlü eğlenceyi yasakladı. Toplu taşım araçlarında kadınlarla erkekler ayrı bölümlerde oturuyorlar. Erkeklerin kadın iç çamaşırı satması da yasak. Erkeklerin de sakal bırakıp beyaz takke giyme zorunluluğu vardır. Tüm bu kuralları ahlak polisi denetler. Burkanın altına beyaz ayakkabı giymek, beyaz Taliban bayrağına hakaret sayıldığından kırbaç cezasını gerektirir. Oje sürenin parmaklarını kesmek, yalnız sokağa çıkan kadınlara dayak, kocaya ihanet ölüm cezası alır.
  • Afganistan’da eşcinsellerin canlı canlı gömülme ve buldozerle ezilme cezalarına çarptırılmışlıkları vardır.
  • Afganistan’da çocuk yuvaları da kapatılmıştı. Afyon üretimini denetlemesi nedeniyle ABD’den mali destek alan Taliban, 2001 yılında ABD askerinin Afganistan’a çıkması ile iktidardan düştüyse de aşırı dinciler kız okullarına silahlı saldırı düzenlemeye devam ediyor.
  • Suudi Arabistan, kadın haklarının sistematik olarak ihlal edildiği bir ülkedir.
  • 5 Ocak 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir habere göre, Endonezya Merkez Bankası tarafından tedavüle sokulan yeni banknot ve madeni paralarda, ülke tarihinde önemli rol oynamış kadınların başörtüsüz resimlerine yer verilmesi ve bahsi geçen 11 ulusal kahramanın beşinin Müslüman olmaması tartışma yarattı. Habere göre, Endonezya Merkez Bankası kararı savunarak, ülkenin ulusal kahramanlarının dinlere göre seçilmediğini belirtti.
  • UNICEF’e göre dünyada 120 milyon çocuk okula gitmiyor. Büyük bir çoğunluğu kızlardan oluşan bu çocukların %80’i Afrika’da, Büyük Sahra’nın güneyinde ve Güneydoğu Asya’da yaşıyor.
  • 2017 yılında Suudi Arabistan’da bir devrim gerçekleşti! Kral Salman’ın fermanı ile Haziran 2018’den itibaren kadınlar otomobil kullanabilecek. 1990, 2011 ve 2013 yıllarında otomobil kullanma hakkı için mücadele eden kadınlar Vahabi aşırıcılara rağmen başardılar.
Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015. Antika anatomik poster üzerine akrilik. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Contemporary İstanbul 2015.

Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015.
Antika anatomik poster üzerine akrilik.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Contemporary İstanbul 2015.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 274|Çağdaş Kavramsal Sanat 5

Kimlik 4
Feminist Sanat 1

Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015. Sanatçının, antika anatomik poster üzerine akrilik, kolaj ve kaligrafi ile ülkemizde sayıları gittikçe artan boşanmak isteyen, komutlara direnen kadınların cinayete kurban gitmesi, şiddete maruz kalması ile bağlantılı olarak düşünülebilecek eseri İstanbul Bienali 2015’te sergilenmişti. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015.
Sanatçının, antika anatomik poster üzerine akrilik, kolaj ve kaligrafi ile ülkemizde sayıları gittikçe artan boşanmak isteyen, komutlara direnen kadınların cinayete kurban gitmesi, şiddete maruz kalması ile bağlantılı olarak düşünülebilecek eseri İstanbul Bienali 2015’te sergilenmişti.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1968 sonrası karşı kültürcü eleştiri geleneğinden doğan, aktif azınlık hareketi olan Feminizm, Çağdaş Dönemde Avrupa toplumlarında çoğunluğun egemen değeri haline geldi. Erkek üzerinden kadına dayatılanları; erkek dünyasına hizmet veren kadınları; çok küçük yaşta zorla evlendirilenleri; evdeki baskıdan dolayı evden kaçan genç kızları; bir kocaya ve babaya ait olarak kadının var olabilmesini kabullenmek artık mümkün değil.
  • Feministler cinsiyetçi dile karşı çok eleştireldir. Tahakküm ideolojilerinin kız/kadın kelimelerinin kullanımı ile kurumsallaştığı öne sürülür. İş “adamları”ndan bahsettiğimizde de aynı sonuca ulaşırız.
  • Sabire Susuz’un (1967-) serigrafi, yerleştirme ve performansları bulunuyor. Eserlerinde farklı malzemeler kullanıyor. Sabire Susuz 2009 yılında Benleniyorum adlı bir Performans gerçekleştirmiş; yarısı gelinlik, yarısı damatlık olan bir giysi giymiş, düğün pastası yenilmiş, düğün dansı yapılmış, balayına gidilmişti! Susuz, başka birinin hayatında iyi bir nesne olmaktansa, kendi hayatının öznesi olmayı seçtiğini açıklamıştı. Kadının hayatta ulaşabileceği en üst mertebenin, gelinliği giyip evlendiği zamanmış gibi kurgulandığını, iki kişi evlendiğinde öznelliklerinin yok olduğunu, “biz” olduklarını kadının bundan kurtulması gerektiğini söylüyor.
Feminist sanatçılar eserlerinde tarihsel süreçte minör olarak görülen, kadınla özdeşleştirilen el sanatları, dikiş, nakış ve örgüye bilinçli olarak başvurmuşlardır. Art International 2015’te İstanbul’da sergilenen, İstanbul için üretilmiş eserlerden biri. Joana Vasconcelos’un (1971-) yapıtı  Diego, Ramona ve Cervantes. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Feminist sanatçılar eserlerinde tarihsel süreçte minör olarak görülen, kadınla özdeşleştirilen el sanatları, dikiş, nakış ve örgüye bilinçli olarak başvurmuşlardır.
Art International 2015’te İstanbul’da sergilenen, İstanbul için üretilmiş eserlerden biri. Joana Vasconcelos’un (1971-) yapıtı Diego, Ramona ve Cervantes.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Eserlerinde muhafazakar erkek egemenliğine karşı duruşuyla tanınan ABD’li sanatçı Georgia O’Keefe’in (1887-1986) 1932’de ürettiği Jimson Weed isimli tablosu, 2014 yılında bir müzayedede 44 milyon 400 bin dolara alıcı bularak, bir müzayedede bir kadın sanatçıya o yıla kadar ödenmiş en yüksek fiyata satıldı. Bu satış, Feminist Sanat’ın öne çıkması ile kadın sanatçıların eserlerinin fiyatının yükselmesi olarak da yorumlandı.
  • İsrailli klinik psikolog, yazar ve ressam Bracha Ettinger (1948-), Lacan, Levinas, Deleuze ve Guattari’den feyz alan bir düşünür. Lacan’ın fallus ile erkek cinsel organı arasında kurduğu analojinin simgelediği eril iktidarın karşısına, matris ile dölyatağı arasında kurduğu analoji aracılığıyla dişil iktidarı koydu. Sanatçının işlerinin kadınlar ve kadınlık, doğum, beden, cinsellik ve insanlar arası ilişkiler üzerine olduğu söylenebilir.
Bracha Ettinger, 14. İstanbul Bienali’ne 18 adet resim, tuttuğu defterler, çizimler ve diğer kişisel nesnelerden oluşan bir enstalasyon ile katıldı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bracha Ettinger, 14. İstanbul Bienali’ne 18 adet resim, tuttuğu defterler, çizimler ve diğer kişisel nesnelerden oluşan bir enstalasyon ile katıldı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Çağdaş Sanata Varış 241|Çağdaş Dönem 16 Yeni Ekonomi 2

Hera Büyüktaşçıyan, Art International 2015. ‘’Bir parmağınızla birini suçlarken, gerideki üç parmak sizi işaret eder.’’ Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hera Büyüktaşçıyan, Art International 2015.
‘’Bir parmağınızla birini suçlarken, gerideki üç parmak sizi işaret eder.’’
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Peki bu felaketler yaşanmadan önce durum neydi?
  • 2000 yılına gelindiğinde, zengin ülkelerden fakir ülkelere yatırım ve ticari para olarak 2 trilyon dolar transfer edilmişti.
  • Doğu Asya Bölgesi’nin son 20 yılda gerçekleştirdiği ihracat tutarı 100 milyar doların altındayken, 1998 yılında 500 milyar doların üzerine çıkmıştı. Latin Amerika ülkelerinin ihracatı 1980’de 100 milyar dolar civarındayken 1998’de yaklaşık 300 milyar dolara yükselmişti. 20 yıl önce yabancı yatırımcılar hiç ilgi göstermedikleri Doğu Asya ve Latin Amerika ülkelerine 60’ar milyar doların üzerinde yatırım yapmışlardı. 1980 öncesi hiç yatırım yapılmamış Güney Asya, Afrika ve Doğu Avrupa ülkelerine de son 20 yılda 5-20 miyar dolar arası yatırım yapılmıştı. 2000 yılına gelindiğinde Latin Amerika ülkeleri 1960, 1970 yıllarına göre kazançlarında %75 büyüme kaydetmişlerdi.
  • Yeni ekonomik düzen, en başta çokuluslu ortaklıklar ve globalleşmeyi akla getiriyor. Yeni ekonomik modelin, gelişen bilgilendirme şebekelerine dayandığını herkes kabul ediyor.
  • Batılılar, eski Doğu Bloku devletlerini eski komünist rejimin mirasçısı olarak gördüklerinden onları dışladılar ve  iş çevreleriyle doğrudan ilişkiye girdiler, yeni zenginler yarattılar. Oysa onların arkasında güveni ve hukuku sağlayacak bir devlet gücü yoktu. Yardımlar doğrudan kişilere ve ortaklıklara yapıldı. Vurguncular türedi, mafyalar kuruldu, bunlar devleti bile ele geçirmeye çalıştılar, bu durum ekonomik anarşiye yol açtı.
Bebekus, Kezban Arca Batıbeki, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bebekus, Kezban Arca Batıbeki, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Globalleşme ideolojisinin babası sayılan Francis Fukuyama’ya göre, globalleşme çokuluslu ortaklıkların yapacakları yatırımlarla yeni iş olanakları yaratacak ve yerel firmaları rekabete zorlayacaktır. Globalleşme, modernleşme demektir. Globalleşme yaşam düzeyinin yükselmesini sağlar, yeni çalışma gücü yaratır, demokratik kurumların temelini atar. Ayrıca çalışma ve çevre sorunlarına da çözümler üretir.
  • Globalleşme karşıtlarının görüşlerinden bahsedersek: Globalleşme, finans gücünün yönetimindeki teknolojik ve bilişim devriminin ürünüdür. Ulusal ekonomiler yok edilmektedir ve dünyada bir mega market oluşmuştur. Yoksulluk yaygınlaşmış, milyonlarca insan göçe zorlanmış, teknolojinin yarattığı medya kendine uygun düşünceleri yaymaya başlamıştır. Yeni dünya düzenini kurmak için finansal güç devlet sınırlarını yok etmeye yönelmiştir. Bu yeni tip bir savaştır. Bu düşüncenin adı liberal faşizmdir.
  • Worldometers rakamlarına göre dünyadaki aç insan sayısı 769.020.022 kişi, içecek suya erişimi olmayan insan sayısı  649.572.925, son bir yılda yok olan orman alanı  2.304.679 hektar, son bir yılda çölleşen toprak 5.317.987 hektar, son bir yılda salınan endüstriyel zararlı atık 4.339.631 ton, ayrıca dünya genelinde 773 milyon kişi okuma yazma bilmiyor.
  • Tüm dünyada derneklerin çoğalması, İskandinavya’da komünlerin seferber olması, Brezilya’da Porto Allegre’de katılmacı bütçe düzenlemesi de yeni yurttaşlık örneklerinden bazılarıdır.