Etiket arşivi: Karen Armstrong

Roman 3

Fotoğraf: Sosyobaz

Fotoğraf: Sosyobaz

“Mit, gerçeklere dayalı bilgi verdiği için değil, etkili olduğu için gerçektir.

Bir romanı okuma deneyimi, bize mitolojinin geleneksel iç görüsünü anımsatan belli nitelikler taşır; bir tür meditasyondur.

Okurlar, bu kurgusal dünyanın “gerçek” olmadığını çok iyi bilirler, ama okurken çekimine kapılırlar.

Etkileyici bir roman, kitabı elimizden bıraktıktan çok sonra yaşantımızın perde arkasına dönüşür.

Roman, başka yaşamları ve acıları anlayarak paylaşabilmemizi sağlayan, duygudaşlığımızı artıran hayali inisiyasyondur. Merhameti, başkalarının acısını paylaşma yeteneğini öğretir.

Önemli bir romanın, aynı mitoloji gibi, dönüştürücü bir yanı vardır; her güçlü sanat çalışması gibi, bunu yapmasına izin verirsek, bizi sonsuza kadar değiştirir.”

 

Karen Armstrong, Mitolojinin Kısa Tarihi, Merkez Kitaplar, 2005.

 

 

Şiddet 8 | Mitlerdeki Şiddet

  • Zamansızlığa işaret eden bir sanat biçimi olan, kadim felsefe adı da verilen mitlere göre, bu dünyada yaşanan her şeyin, tanrılar dünyasında mutlaka bir sureti vardır.
  • Mit, gerçeklere dayalı bilgi verdiği için değil, etkili olduğu için gerçektir.
  • Bir mitin kalıplaşmış tek bir uyarlaması bulunmaz. Koşullar değiştikçe, öykülerimizi başka türlü dile getirmemiz gerekir.
  • Erken Neolitik mitolojide hasat, kutsal evlilikti. Toprak dişiydi, tohumlar tanrısal ersuyu. Yağmur ise gökle yerin cinsel birleşmesiydi. Ekim sırasında kadınlarla erkekler arasında cinsel ayinler yaygındı. Çin ve Japonya’da varlığın temeli eşeysizdi, ancak daha sonra toprağa dişi özellik atfedildi. Toprak, ana tanrıçaya dönüşünce farklı bölgelerde farklı adlar aldı. Neolitik Ana Tanrıça, erkeklerin daha güçlü görünmesine karşın, aslında kadınların daha güçlü olduklarını ve denetimi ellerinde tuttuklarını gösterir. Tanrıça Anat acımasız bir savaşçıdır, genellikle kan denizinde yüzerken tasvir edilir.
Huysuz İhtiyar Tanrı, Grayson Perry, sırlı seramik, detay, 2010. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Huysuz İhtiyar Tanrı, Grayson Perry, sırlı seramik, detay, 2010.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Erken mitolojide ekme biçme işleri şiddetle iç içedir; yiyecek elde etme uğruna ölüm ve yıkımın kutsal güçlerine karşı sürekli savaşmak gerekir. Tohumun toprağın içine girmesi, meyve vermeden ölmesi gerekir, ölümü acılı ve sancılıdır. Paramparça edilen, uzuvları koparılan, hunharca sakatlanan ve öldürülen ana tanrıça mitleri boldur. Mısır’da ölüler tanrısı aynı zamanda hasat tanrısıdır.
  • Kent yaşamının özünde şiddet içerdiği, öldürme ve sömürmeye olanak verdiği görülür. Kent kuran ilk insan Kabil’di ve ilk katildi.
  • Mezopotamya Tanrılarından Marduk, yenilgiye uğrayan tanrılardan birinin kanıyla toprağı karıştırarak ilk insanı yaratır. Babil’in kurucusudur.
  • Ortadoğu savaş mitlerinde kargaşadan düzen doğabilmesi için kozmik görevlerini yerine getirenlerin önce öldürülmeleri, paramparça edilmeleri gerekir. Tanrıça İştar da, kültürü yok eder, hiçbir ilişkisi uzun sürmez, her sevgilisini mahveder.
  • Eksenel Çağ (MÖ yaklaşık 800-200) savaşlar, sürgünler, toplu katliamlar, kentlerin yakılıp yıkılma hikayeleriyle doludur.
  • Greklerin Gök Tanrısı Uranos, kendi oğlu Kronos tarafından iğdiş edilmişti.
  • Yunanların Hayvanlar Tanrıçası Artemis, doymak bilmez ve kincidir. Kurban alıp kan dökmesiyle ünlüdür.
  • Ürün Tanrıçası Demeter öfkeli ve kincidir, aynı zamanda Ölülerin Sahibesi’dir. Aşk Tanrıçası Afrodit bile öç alarak korku salar.
  • Adonis, aile idealini saptıran bir cinsel ilişkinin ürünüdür.
  • Kahramanlık mitoslarında Prometheus insanlık adına tanrılardan ateşi çalmış, yüzyıllar boyu ağır cezalar çekerek bunun bedelini ödemek zorunda kalmıştı.
  • Aineias, eski yaşamını geride bırakmaya, yurdunu alevler içinde yanarken görmeye ve Roma’ya varmadan önce yeraltına inmeye zorlanmıştı.
  • İngiliz dinler tarihçisi Karen Armstrong’a (1944-) göre insanlığa merhametin önemini idrak etmesini sağlayacak; anlık gereksinimlerin ötesini görmesine yardım eden; yeryüzüne kutsal gözüyle bakarak saygı göstermesine yarayacak mitler gereklidir. Yabancılaşma, can sıkıntısı, hiççilik, boş inanlar, tekbencilik ve umutsuzluk çağdaş yaşamın verimsizliğidir.
  • Eril dil kullanımı ile edebi ve mitolojik yazında bir şiddet dili yaratılmıştır. Yunan mitolojisi ve Atina tragedyaları, masum çocukların ve aile bireylerinin öldürüldüğü Niobe Efsanesi gibi şiddet hikayeleriyle doludur.
  • Keçi türküsü anlamına gelen tragedya, Dionysos için yapılan şiddet içeren, kanlı ritüellerden doğmuştur. Trajedi, şiddetin kültürlenmiş formlarını izleyiciye aktararak katharsis (ruhun yıkıcı tutkularından arınması) yaşatmayı amaçlar.

 

Büyülü Gerçekçilik

  • Gerçeküstücülük’te anlam, ussallık dışı olandadır. Büyülü/Fantastik Gerçekçilik’te anlam, katmanlı düzlemlerde fantastik ögeler ve imgelerin metin içinde yoğrulmasıyla oluşur.
  • Büyülü Gerçekçilik terimi ilk olarak 1920’lerde Almanya’da gerçeküstü görüntüler resmeden sanatçılar için kullanılmış.
  • Latin Amerikalı yazarların yerli kültüründen gelen fantastik ögeleri, mitolojiyi, yani sözlü geleneği gerçekçi bir kurguyla bir araya getirmeleri olarak tanımlanır.
  • Büyülü Gerçekçilik, dili büyüye dönüştürürken, insanı ve anlattığı gerçekliği de büyüleyen bir yaratma gücüdür.
  • Meksikalı yazar Juan Rulfo (1917-1986) ve Arjantinli Jorge Luis Borges (1899-1986) Büyülü Gerçekçilik’in babaları olarak kabul edilirler.
  • Gabriel Garcia Marquez (1927-2014), Büyülü Gerçekçilik’in mitlerden, büyüden, doğanın yarattığı sıra dışı olaylardan, Latin Amerika’nın biricik yaşam biçiminden ve Avrupa gerçekçiliğinin gereksiz görüp dışladığı deneyimlerden oluştuğunu söyler.
  • Büyülü Gerçekçilik hep coşkuludur, acılardan grotesk tuhaflıklar ya da mizah çıkarır.
  • İtici gücü anlatım biçimidir. Gerçekle örtüşmesi olanaksız olanı dışa vurur.
  • Genelde Latin Amerika’nın günlük hayatındaki fantastiği açığa çıkarır.
  • Büyülü Gerçekçilik, Latin Amerikalı yazarların anlatım biçimini tam olarak niteleyen bir terim olduğu gibi, Kafka, Boris Vian, Gunter Grass, John Fowles gibi Batılı yazarları da kapsar.
  • Son Masallar kitabıyla Bilge Karasu, Yanık Saraylar adlı eseriyle Sevim Burak, Onat Kutlar, Nazlı Eray da Büyülü Gerçekçi eserler veren yazarlarımız arasında yer alırlar.
  • Faruk Duman, Onat Kutlar ile Juan Rulfo’nun kendi ülkelerindeki yerleri arasında benzerlik görür.
  • Fantastik Gerçekçiler, gerçekçi olanı açıklanamaz olanla, düşlerin ve peri masallarının mitolojik mantığını sıradan düşünceyle birleştirerek logos hegemonyasına meydan okumaktadırlar.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Söyle, Öldürmesinler Beni; Faruk Duman; Cumhuriyet Kitap Sayı 832.
  • Çevirmenin Gözünden G. G. Marquez, İnci Kut, Cumhuriyet Kitap 803.
  • Büyü Bunun Gerçekliğinde, Semih Gümüş, Radikal Kitap, 13 Mayıs 2005.
  • Sevgiden Öte Sürekli Ölüm, Füsun Akatlı, Yeni Yayınlar, 1980.
  • Klasiğimiz, Marquez; Semih Gümüş, Milliyet Sanat.
  • Mitlerin Kısa Tarihi, Karen Armstrong, Merkez Kitaplar, 2005.

 

 

Mitos 1

Mitos yazısında Yararlanılan Kaynaklar

  • Ortadoğu Mitolojisi, Samuel Henry Hooke, İmge Kitabevi, 2002.
  • Kızılderili Mitolojisi, Alice Marriott ve Carol K. Rachlin, İmge Kitabevi, 1994.
  • Yunanlılar Mitlerine İnanmışlar mıydı?, Paul Veyne, Dost Yayınları, 2003.
  • Mitolojinin Kanatlı Atı: Pegasus, Ahsen Erdoğan, Pegasus 62-65.
  • Hepimiz Yamyamız, Claude Lévi-Strauss, Metis Yayınları, 2013.
  • Guatemala Efsaneleri, Miguel Angel Asturias, Okyanus Yayıncılık, 1997.
  • Güzelliğin Tarihi, Umberto Eco, Doğan Kitap, 2006.
  • Mitlerin Kısa Tarihi, Karen Armstrong, Merkez Kitapçılık, 2005.
  • Penelopia, Margaret Atwood, Merkez Kitaplar, 2006.
  • Jung Kilit Fikirler, Ruth Snowden, Optimist Yayınları, 2012.
  • Jung Psikolojisi, Frieda Fordham, Say Yayınları, 1999.

 

MİTOS  1

  • Mitos (efsane), doğaüstü varlıklara ilişkin olaylar ve bunlara karşı çıkan olaylar için kullanılır. Destan (legend), efsanenin karşıtı olarak, insanların yarattığı olaylar için kullanılır: kahramanların yaptıkları işler gibi. Bilgi (lore) ve halkbilimi (folklore) ise gündelik olaylar için kullanılır.
  • Mitoloji, insan soyunun yüzyıllar önce, dünya daha gençken, neler düşündüğünü gösterir.
  • Mitoloji, insanoğlunun çok erken tarihlerden başlayarak günlük deneyimlerinin ötesine geçen fikirler üretme yeteneğine sahip olduğunu kanıtlar.
  • Mitos düşgücünün ürünüdür.
  • Mitos, belli bir durumun yarattığı bir üründür. Yepyeni olanakları görmemize yardım eden bir oyundur. Koşullar değiştikçe, öykülerimizi başka türlü dile getiririz. Mitler en temel korkularımızı ve isteklerimizi yansıtırlar.
  • Bilim ve teknoloji gibi mitoloji de, bu dünyada daha etkin yer edinmekle ilgilidir.
  • Mitler, doğal, toplumsal ya da dinsel fikir ve olguları açıklamaya çalışan geleneksel öykülerdir.
  • Mitler yaşamlarımıza yansıyan ve onlara biçim veren evrensel ve zamanı belirsiz öykülerdir; isteklerimizi, korkularımızı, özlemlerimizi irdeler, bize insan olmanın anlamını hatırlatan anlatılar sunarlar.
  • Bütün toplumlarda mitler vardır. Bir mit anlatıldığı yere göre bambaşka bir kılığa bürünebilir. Doğu’da daha mistik, Batı’da daha nesneldir.
  • Mitoloji arkaik çağda tarih ile eşanlamlıdır. Herodot ile historia kelimesi ilk kez kullanılır ve mitos ile tarih ayrılır.
  • Mitos, belli bir şeyi yapma niyetini gösterir. Mitos hakkında sorulması gereken soru onunla ne yapmak niyetinde olunduğu, yani işlevinin ne olduğudur.
  • Mit, doğru anlaşılırsa, bizi uygun adımı atmak için doğru ruhsal ya da  psikolojik duruşa getirir. Mitoloji insanın içinde yaşadığı sorunlu durumla baş edebilmesine yardım etmek üzere kurgulanmıştır.
  • Mitolojiye kalıcı veya kadim felsefe adı da verilir. Kalıcı felsefeye göre, bu dünyada yaşanan her şeyin, tanrılar dünyasında mutlaka bir sureti vardır.
  • Mit ve kült uygulamaları, kutsal anlayışının iletilmesine yardımcı olur ve çoğu zaman bunu birlikte yerine getirirler.
  • Mitin doğru anlamını kavramak için ayinleri yerine getirmek yetmez, doğru ahlaki tutumu takınmak gerekir.
  • Mit bir zamanlar – bir biçimde – yaşanmış, aynı zamanda da hep yaşanan bir olaydır.
  • Mitler, yeryüzüne saygı göstermemize yardımcı olur.
  • Korkularla, arzularla başa çıkmak, ahlaki ve manevi bilgiye sahip mitolojinin görevidir.
  • Mit psikolojinin ilk biçimiydi.
  • İşlevleri açısından bakıldığında mitos türleri: ritüel mitosları, orijin mitosları, kült mitosları, prestij mitosları, eskatalogya mitosları olarak sınıflandırılabilir. Ama genel olarak amacı sosyal düzen getirmektir. Dil, din ve mit toplumu bir arada tutar.
  • Mitosun en eski türü olan ritüel (tören) mitoslarının amacı topluluğun esenliğini sağlamaktı. Bu mitoslar hakkındaki bilgimizin kaynağı olan metinlerin çoğu, tapınak arşivlerinden gelmektedir. Orijin mitoslarının işlevi, bir göreneğin, bir adın, bir nesnenin nasıl doğduğunun açıklamasını sunmaktır.
  • Yahudilik’in gelişmesi sırasında, mitosun yeni bir kullanım biçiminin, kült mitosunun doğduğu görülür. Mitos, bu biçiminde de bir durumu betimlemekte, söz konusu durumun sürmesini sağlama işlevine sahip olmakla birlikte, artık bu işlevleri sihirsel bir güçle değil, moral güç ile yerine getirmeye çalışmaktadır.
  • Prestij mitoslarının işlevi, bir halk kahramanının doğuşuna ve yaptıklarına bir gizem ve mucizevi bir hava vermektir.
Prestij mitosları ünlü kentlerin adları çevresinde oluşma eğilimi gösterir. Mitolojiye göre Romus ve Romulus MÖ 753’de Roma şehrini kuran, savaş tanrısı Mars ile Rhea Silvia’nın ikizleridir. Ataları ise, tanrıların eliyle kurulmuş Troya’dan kaçan Afrodit’in oğlu Aeneas’tır. Romus ve Romulus ırmağa bırakıldıklarında dişi bir kurt onları sudan çıkarır ve mağarada emzirir. Daha sonra çiftçi bir aile tarafından bulunarak evlat edinilirler. Roma şehrini kurmak için de kurt tarafından emzirildikleri yeri seçerler. Bu yerin etrafını çevirirken kavga ederler ve Romulus, Romus’u öldürerek tahtın tek sahibi olur. Bu söylence, mitolojiye Etrüskler aracılığıyla geçmiştir. Kardeşleri besleyen kurt genellikle kara renkli olarak betimlenir. Türk mitolojisi ile bu mitoloji arasında benzerlik olduğu savunulur. Bir başka çıkarım ise, Troya yenilince İtalya’ya gelen Aeneas’tan ötürü Roma’nın Troya’nın devamı olduğudur. Başka bir söylenceye göre ise, Vesta rahibelerinden biri tanrı Mars’tan gebe kalır ve Romus ile Romulus’ü dünyaya getirir. Tanrı Mars’ın simgesi dişi kurttur ve ikizleri de bir dişi kurt besler. Fotoğraf:uludagsozluk.com

Prestij mitosları ünlü kentlerin adları çevresinde oluşma eğilimi gösterir. Mitolojiye göre Romus ve Romulus MÖ 753’de Roma şehrini kuran, savaş tanrısı Mars ile Rhea Silvia’nın ikizleridir. Ataları ise, tanrıların eliyle kurulmuş Troya’dan kaçan Afrodit’in oğlu Aeneas’tır. Romus ve Romulus ırmağa bırakıldıklarında dişi bir kurt onları sudan çıkarır ve mağarada emzirir. Daha sonra çiftçi bir aile tarafından bulunarak evlat edinilirler. Roma şehrini kurmak için de kurt tarafından emzirildikleri yeri seçerler. Bu yerin etrafını çevirirken kavga ederler ve Romulus, Romus’u öldürerek tahtın tek sahibi olur. Bu söylence, mitolojiye Etrüskler aracılığıyla geçmiştir. Kardeşleri besleyen kurt genellikle kara renkli olarak betimlenir. Türk mitolojisi ile bu mitoloji arasında benzerlik olduğu savunulur. Bir başka çıkarım ise, Troya yenilince İtalya’ya gelen Aeneas’tan ötürü Roma’nın Troya’nın devamı olduğudur.
Başka bir söylenceye göre ise, Vesta rahibelerinden biri tanrı Mars’tan gebe kalır ve Romus ile Romulus’ü dünyaya getirir. Tanrı Mars’ın simgesi dişi kurttur ve ikizleri de bir dişi kurt besler.
Fotoğraf:uludagsozluk.com

Romulus ve Remus’u Emziren Dişi Kurt, Peter Paul Rubens, 1614-16. Fotoğraf: wikipedia.org

Romulus ve Remus’u Emziren Dişi Kurt, Peter Paul Rubens, 1614-16.
Fotoğraf: wikipedia.org

  • Eskatalogya (mahşer ve ötedünya yaşamı ile ilgili konular) mitosları Zoroastercilik, Yahudi ve Hıristiyan düşünüşünün karakteristik bir ögesidir. En eksiksiz görünümü Yeni Ahit’in Yuhanna’nın Vahyi (Revelation) kitabıdır. Bu mitosun işlevi, insanlara başka yollarla dile getirilemeyecek şeyleri, imgeler kullanarak, simgesel terimlerle anlatmaktır. Burada mitos, simgeciliğin bir uzantısı olur.