Etiket arşivi: Kant

Çağdaş Sanata Varış 307|Çağdaş Dönemde Sergileme 2

  • Günümüzde dönemin ruhuna uygun olarak müze binaları için starchitet’ler, yıldız mimarlar, tercih ediliyor. Galerilerin ve müzelerin bu kadar dikkat ve özenle yapılması, çarpıcı bir hale gelmesinin, sanat eseriyle duyumsal ilişkiyi kaçınılmaz olarak azalttığı da söyleniyor.
  • 1990’larda kurulmaya başlanan çağdaş müzelerde, Ali Artun’un değerlendirmesine göre, modern müzelerin inşasında son derece etkin olan ulusallık, evrensellik, bireysellik, kamusallık, laiklik, hümanizm ve yurttaşlık gibi anlayışlar parçalanmaya başladı; çağdaşlığa geçişle birlikte bir amaca doğru yönlendirme, ideal sonlar, ütopyalar terk edildi ve tarih şimdiki zamana indirgendi. Çağdaş müzeler, sanatı tarihsel ufkundan yalıtırken, bir anlamda sanatı tarihsizleştirdi, güncelledi.
  • Modern müzelerde sanat bir kronolojiye, biyografiye, estetik hiyerarşiye ve uluslara göre tarihselleştirilerek sergilenir. Çağdaş sanat müzesinde ise güncel bir gösteri izlenir. Çağdaş dönemde müze bir iletişim ortamıdır.
  • Çağdaş dönem markaların kendi sanat vakıflarını, müzelerini kurduğu, müzeciliğin sermayenin eline geçtiği, özelleştiği, şirketleştiği, şirketin gücünü sembolleştiren ve bir şirket modelinde yönetildiği bir dönem. Lüks moda markalarının müzelerinin sayısı da gün geçtikçe artıyor. Louis Vuitton, Gucci, Prada, Yves Saint Laurent müzeleri Fransa ve İtalya’da. Venedik’in, Floransa’nın saraylarını özelleştirip sanatı moda, tasarım ve lüks ile birlikte sunuyorlar.
  • Burada bir parantez açarak Kant’a bakalım: Sanatı mantık ve ahlaktan ilk kez ayrı tutarak ele alan, sanatın özerkliğini duyuran Kant olmuştur. Günümüzde sanatın moda-tasarım-lüks-reklam bağlamında sunumu sanatın özerkliğine gölge düşürüyor diyen eleştirmenler var. Kant’ın sanat teorisi sanatın amacının keyif vermek olduğunu ileri sürerek sanatın işlevselliğini reddeder. Oysa sanat artık işlevsel oldu. Yine Kant’a göre sanat, politikanın dışında yer alır. Çağdaş Dönem’de ise her şey politik. Belki de artık Kant’ın çok uzağına düştük?
  • Bazı marka adlarıyla sanat ödülleri ve yarışmalar düzenleniyor. Louis Vuitton, 2014’te Paris’te açtığı sanat müzesini Frank Gehry’e tasarlatıyor.
  • Müzeler, bankalarla iş birliğine girerek yeni müzeler açıyor; Guggenheim ve Deutsche Bank iş birliği ile Berlin Deutsche Guggenheim kuruluyor.
  • Prestij, statü ve toplumsal profil kazanmak için sanat iyi bir araç olarak düşünülüyor.
  • Aynı paralelde, Louvre artık diğer ülkelere satılabilen bir marka oluyor.
Bilbao Guggenheim Müzesi. İspanya'nın Bask Bölgesi’nde bulunan müze, Guggenheim Vakfı'nın dünyadaki beş müzesinden biridir. Mimari ile sanat arasındaki diyaloğu arttırmakla öne çıkmış, Pritzker Mimarlık Ödülü ve daha pek çok ödülün sahibi bir mimar olan Frank Gehry (1929-) tarafından tasarlanan ve 1997 yılında tamamlanan bu bina Yapısökümcü mimarinin ünlü bir örneğidir. Cephesi, balık ölçülerinde titanyum plakalarla kaplıdır.  İspanya’nın küçük bir şehrine kurulmuş olan müzeyi yılda ortalama 800 bin kişi ziyaret ediyor ve şehrin adı neredeyse müzeyle birlikte anılıyor. Fotoğraf: www.insightguides.com/Corrie Wingate.

Bilbao Guggenheim Müzesi.
İspanya’nın Bask Bölgesi’nde bulunan müze, Guggenheim Vakfı‘nın dünyadaki beş müzesinden biridir. Mimari ile sanat arasındaki diyaloğu arttırmakla öne çıkmış, Pritzker Mimarlık Ödülü ve daha pek çok ödülün sahibi bir mimar olan Frank Gehry (1929-) tarafından tasarlanan ve 1997 yılında tamamlanan bu bina Yapısökümcü mimarinin ünlü bir örneğidir. Cephesi, balık ölçülerinde titanyum plakalarla kaplıdır.
İspanya’nın küçük bir şehrine kurulmuş olan müzeyi yılda ortalama 800 bin kişi ziyaret ediyor ve şehrin adı neredeyse müzeyle birlikte anılıyor.
Fotoğraf: www.insightguides.com/Corrie Wingate.

 

Çağdaş Sanata Varış 281|Çağdaş Enstalasyon 1

  • Eserin görülebilmesinin yanı sıra dokunulabildiği, hatta bazen duyulabildiği, koklanabildiği eserler önce çevre olarak adlandırılıyordu. Daha sonra Çağdaş Sanat terminolojisinde Enstalasyon adı verildi.
  • 1990’lardan itibaren Çağdaş Sanat çalışmaları esere bakan kişiyi doğrudan muhatap alır. Enstalasyon ve Performans Sanatı, izleyicileri daha açık yanıtlara teşvik ettikleri için ilişkisel sanat formlarıdır.
  • Her Yerleştirme aslında bir iktidar kurmadır. Yerleştirmenin temel amacı iktidarın merkezden çevreye kaydırılmasıdır. Nesneler arası ilişkiyi öne çıkaran ve nesneyi uzamın içindeki anlam açılımlarıyla tanımlayan Descartesçı mantık ile nesnenin ben-ötesi anlamlarını tercih eden Kantçı-Hegelci aşkınlaştırma süreci dikkate alındığında Duchamp’ın ready made/hazır nesne mantığının Descartesçı, Yerleştirme Sanatı’nın mantığının ise Kantçı olduğu söylenebilir.
Kolombiyalı sanatçı Doris Salcedo’nun (1958-), 2003 yılında 8. İstanbul Bienali için yaptığı Enstalasyon. Sanatçı, Eminönü’ndeki iki binanın arasına, üç kat yüksekliğinde, 1550 sandalyeyi yığmıştı. Hüzünlü bir görüntüye sahip olan bu gerçeküstü yığın ile Salcedo, sıradan olanın aşırılıkla iç içe geçtiğini göstermek;  günlük yaşamın içine kazınmış bir çatışma alanı topografyası yaratmak istediğini belirtmiştir. Kayboluşu, yok oluşu, terk etmeye zorlanmayı anıştıran böyle koleksiyonların Auschwitz’deki mahkumlardan alınan eşya yığınları ile güçlü bağları olduğu düşünülür. Salcedo, bir yıl önce de benzer bir işi 280 sandalye ile Bogota’da, Adalet Sarayı’nda uygulamıştı. Bogota’daki binanın işgal edilmesi sırasında yaşanan şiddet olaylarının on yedinci yıldönümünde, elli üç saat süren işgal için aynı süre boyunca sanatçı, sembolik bir anma için binanın cephesinden aşağı bir dizi sandalye indirmişti. Amacı, on yedi yıl önce hükümeti devirmek için başarısız bir girişimde bulunup ölenleri anmaktı. İstanbul’daki yerleştirmesinin amacı ise, Global ekonominin çarklarını çeviren kimliksiz göçmen kitleleri anımsatmak idi. Doris Salcedo, sıradan nesnelerle, genelde mobilyalarla çalışan bir sanatçı. Bunlarla yaptığı Enstalasyonlarında yerleştirmenin içinde bulunduğu alanın tarihiyle, belleğiyle, kültürüyle bütünleşmeyi amaçlar. Büyük ölçekli yapıtlarla kamusal ve kurumsal alanlara yaptığı müdahalelerle tarihin yükü konusuna yoğunlaşır. Fotoğraf: www.universes-in-universe.d

Kolombiyalı sanatçı Doris Salcedo’nun (1958-), 2003 yılında 8. İstanbul Bienali için yaptığı Enstalasyon.
Sanatçı, Eminönü’ndeki iki binanın arasına, üç kat yüksekliğinde, 1550 sandalyeyi yığmıştı. Hüzünlü bir görüntüye sahip olan bu gerçeküstü yığın ile Salcedo, sıradan olanın aşırılıkla iç içe geçtiğini göstermek; günlük yaşamın içine kazınmış bir çatışma alanı topografyası yaratmak istediğini belirtmiştir.
Kayboluşu, yok oluşu, terk etmeye zorlanmayı anıştıran böyle koleksiyonların Auschwitz’deki mahkumlardan alınan eşya yığınları ile güçlü bağları olduğu düşünülür.
Salcedo, bir yıl önce de benzer bir işi 280 sandalye ile Bogota’da, Adalet Sarayı’nda uygulamıştı. Bogota’daki binanın işgal edilmesi sırasında yaşanan şiddet olaylarının on yedinci yıldönümünde, elli üç saat süren işgal için aynı süre boyunca sanatçı, sembolik bir anma için binanın cephesinden aşağı bir dizi sandalye indirmişti. Amacı, on yedi yıl önce hükümeti devirmek için başarısız bir girişimde bulunup ölenleri anmaktı. İstanbul’daki yerleştirmesinin amacı ise, Global ekonominin çarklarını çeviren kimliksiz göçmen kitleleri anımsatmak idi.
Doris Salcedo, sıradan nesnelerle, genelde mobilyalarla çalışan bir sanatçı. Bunlarla yaptığı Enstalasyonlarında yerleştirmenin içinde bulunduğu alanın tarihiyle, belleğiyle, kültürüyle bütünleşmeyi amaçlar.
Büyük ölçekli yapıtlarla kamusal ve kurumsal alanlara yaptığı müdahalelerle tarihin yükü konusuna yoğunlaşır.
Fotoğraf: www.universes-in-universe.d

2003 Venedik Bienali’nde Almanya pavyonunda sanatçı Martin Kippenberger (1953-1997), zemine yerleştirdiği metro havalandırma ünitesine belirli aralıklarla duyulan metro geçiş sesini de eklemiş. Bu görebildiğimiz, havalandırma ünitesinden gelen esintiyi hissedebildiğimiz ve duyabildiğimiz bir Enstalasyon. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

2003 Venedik Bienali’nde Almanya pavyonunda sanatçı Martin Kippenberger (1953-1997), zemine yerleştirdiği metro havalandırma ünitesine belirli aralıklarla duyulan metro geçiş sesini de eklemiş. Bu görebildiğimiz, havalandırma ünitesinden gelen esintiyi hissedebildiğimiz ve duyabildiğimiz bir Enstalasyon.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Modernist ortama özgü sanatın değişimi engellediğini, farklı malzemelerin bir fikri ifade etmek için daha etkili araçlar olabileceğini düşünen çağdaş sanatçılardan Jean-Luc Cornec’in Telephone Sheep, 2013 adlı  Enstalasyonu. Birleşimler, sanatsal olmayan kaynaklardan elde edilen iki ve üç boyutlu elementleri birleştirerek Modernist zevkin kısıtlamalarına karşı oluşturuldu. Çağdaş Sanat, eserin çoklu ortam ve nesneden üretilebileceği fikrini geliştirildi. Çağdaş sanat eserlerinin çok azı ortama özgü olarak sınıflandırılabilir. Modernistler için bu eser, heykel kategorisinin herhangi bir tanımında yer bulamaz. Geleneksel olmayan materyal ve süreçler kullanan çalışmalar estetik etkiyle ya çok az ilgilenir ya da hiç ilgilenmez. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Modernist ortama özgü sanatın değişimi engellediğini, farklı malzemelerin bir fikri ifade etmek için daha etkili araçlar olabileceğini düşünen çağdaş sanatçılardan Jean-Luc Cornec’in Telephone Sheep, 2013 adlı Enstalasyonu.
Birleşimler, sanatsal olmayan kaynaklardan elde edilen iki ve üç boyutlu elementleri birleştirerek Modernist zevkin kısıtlamalarına karşı oluşturuldu. Çağdaş Sanat, eserin çoklu ortam ve nesneden üretilebileceği fikrini geliştirildi. Çağdaş sanat eserlerinin çok azı ortama özgü olarak sınıflandırılabilir.
Modernistler için bu eser, heykel kategorisinin herhangi bir tanımında yer bulamaz.
Geleneksel olmayan materyal ve süreçler kullanan çalışmalar estetik etkiyle ya çok az ilgilenir ya da hiç ilgilenmez.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Çağdaş Sanata Varış 62 | Modernizm 2

  • Aydınlanma Projesi insanlar arasındaki din, kültür, ırk vb. kaynaklı farklılıkların değil, benzerliklerin peşindedir. Dünyanın bir bütün olarak ussal temeller üzerinde yeniden yapılandırılmasını öngörür (blog.kavrakoglu.com’da daha önce Aydınlanma dosyamızı yayımlamıştık).
  • Modernlik projesi, 18. yüzyılda Aydınlanma filozofları tarafından formüle edilmiş, bilme ile inanma birbirinden ayrılmak istenmiş, Modernlik Projesi, bilim, ahlak ve sanat alanlarını birbirinden ayırmış, bu alanların özerkliği geliştirilmek istenmiştir. Arzu edilen:
    *Nesnel bilim,
    *Evrensel ahlak ve yasa ve
    *Evrensel Sanat’tır.
  • Modernizm, tek gerçeğin insanoğlu ve onun aklı, kavrayışı, duyguları olduğu; herşeyin insanla anlam kazandığı; insanın tanrı gibi yaratıcı, özgün ve özgür olduğunu düşünür. Modernizm, Rönesans’tan beri insanın aklıyla evrende olan herşeyi öğrenebileceğine, yönlendirebileceğine, kontrol altında tutarak gerçek mutluluğa kavuşabileceğine inanan bir düşüncenin ürünüdür.
  • Aklın evrenselliğine, birliğine, gücüne inanan ilk kuramcılar Locke ve Descartes, daha sonra 18. yüzyılda Berkeley ve Kant’tır. Daha sonra Marx, Stuart Mill, Freud akılcılığın yanında düş gücüne, duygulara, bilinçaltına, bilimsel yöntem ve eğitime de yer verdiler. Amaç insanın mutluluğu için gerekli olan bilgileri toplamak, ideal insan ve toplum reçeteleri üretmektir.
forum.nie.com.pl

forum.nie.com.pl

  • Modernistler matematiksel usu, teknolojiyi, problemlere teknik ve ekonomik çözümleri ön plana çıkarır.
  • Modernizm= Kapitalizm+Aydınlanma aklı, diye de tanımlanabilir.
  • Modernizm mantığın, ilke ve kurallar saptamanın gerekli olduğunu düşünür.
  •  Felsefede pozitivizm akımı etkili, tarihsellik anlayışı lineerdir, yapısı birbirine gönderme yaparak ilerler ve modern tarihin meşruluk kaynağı halk idaresidir (Peter Bürger).
  • Freudcu (1856-1939) ve Post-Freudcu düşünceden kaynaklanan psikoanalitik görüşler de diğer birçok akademik alan ve konuyu etkilediği gibi sanat tarihini de etkilemiştir. Freud, bir sanatçının eserinin izlerini çocukluğundaki deneyimlere kadar sürebilmenin mümkün olduğunu öne sürer (psikobiyografi).
  • Öznenin, özne bilincinin oluşturucusu olan öteki-ben (alter-ego), modernist anlatının ve modern sanatın kilit taşıdır. Bu taşı kaldırdığımızda tüm bir modern anlatı geleneği yıkılabilir.
  • Modernlik geleneğin normalleştirici fonksiyonlarına, klasiğe karşı baş kaldırıdır.
  • Modern Sanat, bütün göndermelerden bağımsız, gerçekliği temsil etmeyen, kendinden başka hiçbir şeyin göstergesi olmayan yapıtlar üretme iddiasındaydı.
  • Avangard terimi Modernist pratik ile ilişkilendirilmiştir. Genel olarak, geleneksel olmayan, uyumlu ve öngörülebilir sanata meydan okuyan sanatı tanımlamak için kullanılır.
  • Modernist, modern dönemin inançlarını ve geleneklerini takip eden kişidir. Sanatta modernist kavramı, genel olarak kabul görenden farklı ve hatta onlara meydan okuyan teknikler, yaklaşımlar, konular ve bağlamları anlatmak için  kullanılır.
  • Modernliğin evrensel uygarlık tasarımı vardır.
  • Modern dönemde dinin yerini entellektüelizm ve sanat alır. Yüksek entellektüel standartlar gözetilir.
  • Modernizm’de ahlakça dürüstlük ve yalınlık doğru davranış sayılır, açık-seçiklik baştacı edilir.
  •  Arılık arayışı peşindedir.
  • Modern’ler estetik boyut üzerine yoğunlaşır.
  • Modern düşünce özneyi nesneden, kişiyi toplumdan, sanat ürünlerini sanat olmayan ürünlerden ayırmak gerektiğini söyler. Bu ayrım ve sınıflandırmalardan evrensel ve sürekliymiş gibi söz eder.
  • Sanat yapıtlarının sınıflandırılması, akımlara ayrılması, eleştirilip değerlendirilmesi Modernist yaklaşım özelliğidir.
  • Modern ürünün ayırdedici özelliği “yeni” olmasıdır, bir sonraki stilin yeniliği ile modası geçer.
  • Modern bir çalışma bir zamanlar gerçekten modern olduğu için klasik olur.
  • Sanat için sanat anlayışı geçerlidir.

 

Filozof ve Felsefeci

  • Kökeni Grekçe olan felsefe ve filozof sözcükleri, Osmanlıcaya, Arap dilinin etkisiyle felasife ve feylesof olarak yerleşmiştir.
  • Felsefe, varlığın temelini araştırmaya yönelen, bilginin ilke ve yöntemlerini, bunlarla birlikte değerleri sorgulayan düşüncedir. Bunların insanla, toplumla ilişkisini araştırır. Amaç, soru sorarak kavramları açıklığa kavuşturmaktır. Kant için en başta gelen üç soru

*neyi bilebilirim,
*neyi yapabilirim,
*neye inanabilirim idi.

  • Filozof ise felsefe alanında

*yeni ve özgün düşünceler üretebilen, bu alanda,
*sistem ve gelenek kurabilen insandır.

  • Özgün düşünce üretenlere Nietzsche ve Bergson’u, sistem kuran filozoflara ise Platon, Aristo, Descartes, Kant ve Hegel’i örnek verebiliriz.
  • Felsefe tarihçileri, Thales’i (yaklaşık MÖ 500-450) ilk filozof olarak kabul etmekte birleşirler. Bu kabulün sebebi, mitolojiden akılcı felsefeye ilk kez onunla geçilmiş olmasıdır.
  • Felsefeci, felsefe konusu ile ilgili olan, bu alanda araştırmalar yapan, bu konuya yönelik bilgiler öğrenip öğreten, felsefenin kurumlaşması için emek veren kişidir. Her resim yapana ressam denemeyeceği gibi, her felsefe yapana da filozof denemez.

 

Yararlanılan Kaynak

  • Filozof Kimdir, Felsefeci Kim?, Prof. Dr. Arslan Kaynardağ, Cumhuriyet Gazetesi Olaylar ve Görüşler, 11 Aralık 2005.

Çağdaş Sanata Varış 45 |Neoplastisizm ve De Stijl

  • Ana vatanı Hollanda’dır.
  • Neo Plastisizm de Kübizm’den çıkmış bir akımdır.
  • Hollandalı Piet Mondrian (1872-1944) temsili olmayan (soyut) akımı  Neoplastisizm (Yeni Plastik Sanat) olarak adlandırmıştır.
  • Akım, Mondrian’ın 1912′den 1917′ye kadar süren kuramsal ve plastik araştırmalarının sonucudur.
  • Neoplastisizm ilkel renkler ve basit geometrik biçimler arasındaki ilişkileri araştıran bir akımdır.
  • Dik açı ile üç ilkel renk (mavi, sarı, kırmızı) ve renk sayılmayan siyah, beyaz, gri Neoplastisizm’in öğeleridir.
  • Bu stilde yapılmış resimler beyaz zemin üzerine enine ve boyuna siyah çizgilerden ve 3 ana renkten oluşur.
  • Zıt olan şeyler (kadın-erkek, iyi-kötü, iç-dış vs.) yeni bir varoluşu meydana getirir. Zıtları uzlaştırmaya çalışır. Düşünce ile maddenin bileşimini plastisizm ile vermeye çalışır. İki çizgi, biri yatay biri dikey, herşeyi meydana getirmeye başlıyor plastik sanatlarda. Doksan derecelik açı evrenin dengesini temsil ediyor. Bu açı, en dengeli olduğu düşünülen açı.
  • Çizgiler tablonun bitiminde kesilmiyor, sonsuzluğa uzuyor.
  • Duygusallığın insanı odaklanmaktan alıkoyduğunu, monotonluğun insanı yükseltmek için en kısa yol olduğunu düşünüyor.
  • Piet Mondrian Fovlardan etkilenmiş, mistik yönü kuvvetli bir sanatçı.
  • Tabloları, başka büyük bir resmin parçasıymış etkisini veriyor.
  •  Mondrian’ın minimalist anlayışı bazı tablolarında daha belirgindir.
  • 1920’lerde tanınmasını sağlayan stil yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar.
  • Dış boşluklardan yararlanıyor, arka fon öne çıkıyor.
  •  Sonra Konstrüktivizm’e geçiyor.
  • Theo van Doesburg tarafından kurulmuş De Stijl sanat hareketi ve oluşumunun önemli bir destekçisiydi.
  •  Neoplastisizm daha sonra geometrik soyutlamanın kökeni olmuştur.
  •  Neoplastisizm’in biçim anlayışı Rasyonalizm’e dayanır.  Antik Çağ felsefesinden başlayarak, Usculuk, Akılcılık veya Rasyonalizm olarak adlandırılan, bilginin doğruluğunun duyusal algıda değil, düşüncede, akılda temellendirilebileceğini öne süren felsefi görüş, Elea Okulu, Parmenides, Herakleitos, Platon, Aristo, Farabi, Voltaire, Descartes, Spinoza, Hobbes, Leibnitz, Kant, Hegel, Aydınlanma, Russel zincirini izler..
  • Amerikan formalizmi Mondrian’ı izler.
Piet Mondrian soyut resmin öncülerindendir. Tablolarını çerçevesiz sergilemiştir. Yapıtlarıyla 20. yüzyıl grafik sanatlarını ve mimarlığı derinden etkilemiştir. Resimleri kendisiden sonra gelen "Geometrik Soyutlama" akımının habercisidir. Geometriyi bir resim dili gibi kullanmıştır. Paris yıllarında Pablo Picasso ve George Braque gibi Kübizm akımının temsilcilerinden etkilenmiştir.

Piet Mondrian soyut resmin öncülerindendir. Tablolarını çerçevesiz sergilemiştir. Yapıtlarıyla 20. yüzyıl grafik sanatlarını ve mimarlığı derinden etkilemiştir. Resimleri kendisiden sonra gelen “Geometrik Soyutlama” akımının habercisidir. Geometriyi bir resim dili gibi kullanmıştır. Paris yıllarında Pablo Picasso ve George Braque gibi Kübizm akımının temsilcilerinden etkilenmiştir.

  • 1917-1931 yılları arasında Hollanda’da Theo van Doesburg (1872-1944) De Stijl adı verilen sanat hareketinin öncüsü olmuş, aynı dönemde yaşadığı Piet Mondrian’ın eserleri gibi onun da temsili olmayan (soyut) resimleri, ‘yeni imaj oluşturma’ olarak adlandırılmış, buna bazen Neoplastisizm de denmiştir.
  • Piet Mondrian ve Bart van der Leck, mimar Gerrit Rietveld ve Jacobus Oud bu grubun üyeleridir.
  • Grubun çalışmalarının temelini oluşturan sanatsal felsefeye Neoplastisizm adı verilmiştir.
  •  Doesburg’un estetiği çizgisel ve geometriktir. Dünyayı metafor ve ima yoluyla anlatır.
Theo van Doesburg, Karşı Kompozisyon XIII (1925-26), Peggy Guggenheim Koleksiyonu, Venedik. Theo van Doesburg ve De Stijl hareketinden diğer ressamlar, doğal formu resimlerinden dışladılar. Çünkü bunun saf estetik ifadeyi engellediğine inanıyorlardı. De Stijl hareketinin düz, geometrik resimlerinden biri olan Karşı Kompozisyon XIII renk, şekil ve yüzey ile resmin sadece biçimsel niteliklerine vurgu yapar. Uzam derinliği oluşturma çabası yoktur. Bir anlatı ya da öykü sunmak için bir çaba sarf edilmemiştir.

Theo van Doesburg, Karşı Kompozisyon XIII (1925-26), Peggy Guggenheim Koleksiyonu, Venedik.
Theo van Doesburg ve De Stijl hareketinden diğer ressamlar, doğal formu resimlerinden dışladılar. Çünkü bunun saf estetik ifadeyi engellediğine inanıyorlardı. De Stijl hareketinin düz, geometrik resimlerinden biri olan Karşı Kompozisyon XIII renk, şekil ve yüzey ile resmin sadece biçimsel niteliklerine vurgu yapar. Uzam derinliği oluşturma çabası yoktur. Bir anlatı ya da öykü sunmak için bir çaba sarf edilmemiştir.

Kırmızı ve mavi sandalye, mimar Gerrit Rietveld dizaynı 1917.

Kırmızı ve mavi sandalye, mimar Gerrit Rietveld dizaynı 1917.