Etiket arşivi: Kanlı Kilise

Bizans İmparatorluğu 133|Bizans’ta Kültür 1

  • Kültürel açıdan ilk Bizans dönemi  geç Antikçağ ve Justinyen klasisizmidir. Bu dönemde muhteşem dini şiir ortaya çıkmıştır (özellikle 527-641).
  • Bizans İmparatorluğu’ndaki ilk büyük kültürel kırılma İkonaklazm dönemidir (726-842).
  • İkonaklazm’ı 9.-11. yüzyıllar arasındaki Makedonya Hanedanı Rönesansı izler (920-1057).
  • Komnenos Hanedanı zamanında, entelektüel canlılık zayıflar ama Batı ile ve özellikle Venedik’le ilişkiler yoğunlaşır.
  • Latin İmparatorluğu’nun (1204-1261) çöküşüyle de son yükseliş olan Paleologos Hanedanı Rönesansı (1261-1453) gerçekleşir.
Bizans ansiklopedisi Suda 995 yılına aittir. Suda, Suidas adlı bir yazar tarafından yazılmış Antik Akdeniz dünyası ile ilgili bilgi veren dev bir ansiklopedidir. 30.000 tanım içeren ansiklopedik bir sözlüktür. Tanımlar kelimelerin kullanımını, kökenini ve tarihsel gelişimini filolojik olarak açıklar. Kimi kısımları günümüze ulaşmıştır. Fotoğraf: Ortaçağ, Umberto Eco, Alfa/Tarih, 2014.

Bizans ansiklopedisi Suda 995 yılına aittir. Suda, Suidas adlı bir yazar tarafından yazılmış Antik Akdeniz dünyası ile ilgili bilgi veren dev bir ansiklopedidir. 30.000 tanım içeren ansiklopedik bir sözlüktür. Tanımlar kelimelerin kullanımını, kökenini ve tarihsel gelişimini filolojik olarak açıklar. Kimi kısımları günümüze ulaşmıştır.
Fotoğraf: Ortaçağ, Umberto Eco, Alfa/Tarih, 2014.

  • 5.-6. yüzyıllarda Hıristiyanlık Helenizm ile arasındaki ideolojik karşıtlığı zorlukla da olsa aşar ve antik kültürün ifade şekillerini, edebi türlerini ve yapılarını benimser. Antik ve pagan kültür sık sık kınanırsa da, Antikçağ geleneği ile Hıristiyan geleneğinin bir araya geldiği bir kültür ortaya çıkar. Bu dönemde Antikçağ bilgi dağarcığı Hıristiyanlık ışığında yeniden tanımlanır.
  • Justinyen’in imparatorluğu iki dillidir. Erken Ortaçağ’da İtalya’da, Roma dünyasının ana özelliklerinden biri olan Yunan-Latin dil ve kültür birliğinin yok oluşuna tanık olunur; Ravenna’ya rağmen Yunanca kaybolmaya başlar ve bir tek Roma’da, 7. ve 8. yüzyıllarda İkonoklazm’dan dolayı Bizans’tan ayrılan Yunan ve Doğulu keşişlerin varlığı sayesinde Helenistik bir kültür ortamı oluşur. Birçok papa Yunan veya İtalyan-Yunan asıllıdır.
  • Yunancada söz anlamına gelen üç kelime vardır:
    Logos: bilimin sözü,
    Egos: ozanın sözü (epope, epik)
    Mitos: efsane, hikaye.
  • 9. yüzyılın ikinci yarısında ve 10. yüzyılda Roma’daki Yunan-Latin kültürel yapı zayıflarken Güney İtalya’da ve özellikle Sicilya’da Yunan kültürünün varlığı daha güçlü hale gelir ve bu bölgeler çok verimli bir edebi üretime sahne olur. Arap fethinden sonra bu kültür Calabria bölgesine geçer.
  • 7.-11. yüzyıllar arasında Batı’nın geri kalan kısmında Yunanca bilinmeye ve eski Yunan ilmine genel anlamda saygı beslenmeye devam edilir. Ancak kiliseler arasında 1054’te oluşan kopuşla Yunanlara karşı genel bir güvensizlik duygusu hakim olur.
  • Bizanslılar arasında Latince sadece pratik nedenlerle öğrenilirdi ve sadece Patristik edebiyat tercüme edilirdi.
  • Bizans kültürü, özellikle 10. yüzyılda ilmi derlemeler ve ansiklopedi yazarlığında görüldüğü üzere, muhafaza etme, inceleme ve düzenleme tutumu sergiler.
Madrid Skilicis'te İmparator I. Yannis Çimiskes (969 – 976) ile Kiev Büyük Knezi I. Svyatoslav  (942 -972) arasındaki  toplantı. Madrid Skilicis,  İoannis Skilicis'in yazdığı, 811-1057 yılları arası tarihi konu eden Tarihin Özeti adlı elyazmasıdır. Madrid Skilicis, 12. yüzyılda Sicilya'da üretilmiştir ve şu anda Madrid Ulusal Kütüphane’de muhafaza edilmektedir. Bu eser Skyllitzes Matritensis olarak da bilinir. Eser, bu yazarın günümüze ulaşan resimli tek el yazmasıdır ve 574 minyatür içerir. Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Madrid Skilicis‘te İmparator I. Yannis Çimiskes (969 – 976) ile Kiev Büyük Knezi I. Svyatoslav (942 -972) arasındaki toplantı.
Madrid Skilicis, İoannis Skilicis’in yazdığı, 811-1057 yılları arası tarihi konu eden Tarihin Özeti adlı elyazmasıdır. Madrid Skilicis, 12. yüzyılda Sicilya’da üretilmiştir ve şu anda Madrid Ulusal Kütüphane’de muhafaza edilmektedir. Bu eser Skyllitzes Matritensis olarak da bilinir. Eser, bu yazarın günümüze ulaşan resimli tek el yazmasıdır ve 574 minyatür içerir.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org

  • Makedonya Hanedanı döneminde edebi metinlerde büyük harfli yazıdan küçük harfli yazıya geçilir, kelimeler ayrı yazılır; Aristophane dile ayırt edici aksan ve noktalama işaretlerini ilave eder. Homeros’un notlarını içeren, ilk eksiksiz elyazması 10. yüzyılda yapılır.
  • Yüksek edebiyat için üstün dil sayılan Attika lehçesi, diğer edebiyat ve ifade şekilleri için ise dilin çeşitli düzeyleri kullanılır. Bizans edebi kültüründe farklı edebi türlere bağlı olarak dilin ve üslubun farklı düzeylerinden söz etmek gerekir.
  • Bizans’ın nesir üretimi de çok zengindir: Teolojik doktrinci ve çileci edebiyat,hem halkın hem de daha kültürlü sınıfların ilgisini çekenazizlerin yaşam öyküleri, retorik ve tarih yazımı, biyografi , teknik-bilimsel nesir (matematik, tıp, astronomi) üretimi gibi.
  • Justinyen dönemindeki ünlü tarihçi Prokopius (500-565), sonra gelen Agathias (530-582) ve sayısız tarih yazarı söz konusudur.
  • Edebi açıdan Komnenos Dönemi, babasını konu alan Alexiad adlı epik şiirin yazarı Anna Komnena (1083-1150) sayesinde bilinir. Komnenos dönemi ile Batı ile ilişkiler yoğunlaşmaya başlar ve entelektüel alış veriş sürekli hale gelir. Erken Ortaçağ’da görülen Batı ile verimli diyalog tekrar başlar. Yunanca metinlerin Latinceye, Latince metinlerin Yunancaya tercümesi yoğun bir şekilde başlar.
  • 12. yüzyılda üst sınıf erotik yazım, hem nesir hem manzum olarak rağbet görür.
  • Bizans aristokrasisi üzerinde Batı’nın etkili olması ile şövalye edebiyatı işlenmeye başlamıştır.
  • 13. yüzyılda Güney İtalya’da Yunan kültürü yeniden doruğa çıkar, büyük klasik yazarların metinleri kopyalanır.
  • Paleologos Hanedanı döneminde Bizans İmparatorluğu’nun elinde sadece Konstantinopolis şehri kalmıştır. Haçlı işgali ile imparator prestijini kaybetmiştir. Latin dünyası baş düşmandır.
  • Katolik Avrupa’nın temsil ettiği Latin barbarlığına karşı Antikçağa dönüşün aracı olarak, Helenizm’in gözde olması ile tasvire canlılık kazandıran, donukluktan uzak yeni bir ifade getiren yazma geleneğine dönüşten söz edilebilir. Böylece, Antikçağı kaynak alan hümanist bir akım, entelektüel bir Rönesans’ın mayasını oluşturmuştur, denir. Bu akım, Antikçağ metinlerinin araştırılmasına yeniden canlılık kazandırmış, o dönemin anıtlarına ve sanat yapıtlarına duyduğu hayranlığı dile getirmiştir.
  • Paleologos Rönesansı resim sanatının en güzel örnekleri Aya Sofya, Khora ve Pammakaristos manastırlarının duvarlarını süsler.
  • Konstantin Lips Manastırı’ndaki Paleologos dönemi süslemeleri duvarlarda nakış gibi işlenmiştir. Her sıradaki motif farklıdır. Zikzak, ağ, balıksırtı, meander (geometrik kıvrımlar yapan şerit biçiminde süsleme), gamalı haç, S motifi, düz ve ters üçgen, yürek nişi, fırıldak kullanılan motiflerdir.
  • Panagia Muhliotissa Kilisesi/Kızıl Kilise/Kanlı Kilise büyük olasılıkla daha erken dönemde yapılmış olan bir kilisenin üzerine VIII. Mikail Paleologos’un kızı Maria Paleologina tarafından 1282’lerde yaptırılmıştır. Kilise dört yapraklı yonca planlıdır. Bu plan tipinin şehirde başka örneği yoktur. Heybeliada’daki Panagia Kamariotissa Kilisesi de bu planı yansıtır.
  • Paleologos dönemi resmi, aynı dönemdeki Batı resminin yöneldiği natüralizmden uzaktır. Khora mozaiklerinde göze çarpan canlılık, birkaç yıl sonra alışılmış tasvirlere geri dönülmesiyle donmuştur.

 

Bizans İmparatorluğu 123| Patrikhane 2

  • 1453 yılında Doğu Roma’nın ortadan kalkması, Patrikhane açısından önce bir hukuk boşluğu doğurdu. Çünkü Konstantinopolis Patriklerini imparator atar, konsiller de imparatorlar tarafından toplanırdı.
  • Fatih Sultan Mehmet’in fetihten hemen sonra, Patrikhane’ye tanıdığı hak ve ayrıcalıklara ilişkin fermanın orijinali kaybolmuştur. Günümüze ulaşan ferman, tanıklıklara dayanılarak 1520’de yazılan metindir.
  • Patrikhane’nin birinci banisi Havari Andreas, ikinci banisi ise Fatih Sultan Mehmet’tir, denir.
  • Fatih, patriği hem Rum Ortodoks Kilisesi’nin ruhani lideri, hem de Üç Tuğlu Paşa/vezir rütbesiyle Rum Ortodoks milletbaşı atayarak, Patrikhane’ye hem dinsel, hem kamusal bir nitelik kazandırmıştı.
  • Fatih Sultan Mehmet, Patrik olarak, Birlik karşıtı Gennadios Skolarios’u (1403?-1472) atamıştı.
  • Fatih’in emri ile 1453 yılında din kurultayı toplandı. Başlıca amaç, Floransa Konsili’nde varılan birlik anlaşmasını reddederek Rusya’yı otosefal olma kararından döndürmekti ama olmadı. (İstanbul’da Osmanlı tarihinde, çoğu Rusya konulu, sekiz din kurultayı toplanmıştır.)
  • Osmanlı’nın temel politikası gereği, Roma’ya karşı Patrikhane’yi desteklediği bilinir.
  • Moskova Patrikliği’nin bağımsızlıkta ısrarcı olması üzerine varlığının resmen tanınmaması yoluna gidildi (Rusya günümüzde Ortodoks nüfusun %57’sini barındırmaktadır).
II. Mehmet ile Patrik Gennadios’u gösteren mozaik. Fotoğraf:tr.wikipedia.org

II. Mehmet ile Patrik Gennadios’u gösteren mozaik.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Aya Sofya’dan sonra en büyük kiliselerden biri olan Aya Teodosya, Cibali. Fetih’ten önceki gün Azize Teodosya günü imiş. Şehir halkı o gece ibadet için kiliseye gelmiş ve kendilerini Türklerden koruması için dua ettikleri azizeye güller getirmişler. Ertesi gün şehri fetheden askerler, kilisenin içini güllerle dolu görünce buraya Gül Camii adını vermişler. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Aya Sofya’dan sonra en büyük kiliselerden biri olan Aya Teodosya, Cibali.
Fetih’ten önceki gün Azize Teodosya günü imiş. Şehir halkı o gece ibadet için kiliseye gelmiş ve kendilerini Türklerden koruması için dua ettikleri azizeye güller getirmişler. Ertesi gün şehri fetheden askerler, kilisenin içini güllerle dolu görünce buraya Gül Camii adını vermişler.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fener’deki Panagia Moukhliotissa Kilisesi, Moğolların Meryemi Kilisesi, Kızıl Kilise, Kanlı Kilise gibi birden çok isimle anılan; her isminin uzun bir öyküsü olan; Bizans döneminden kalıp kesintisiz kullanılmakta olan bu tek kiliseye turistik giriş günümüzde Patrikhane’den iki nüsha izin kağıdı ile yapılabiliyor. Camiye çevrilmeden ayin yapılan tek kilise olarak kalması Fatih Sultan Mehmet’in özel fermanı ile sağlanabilmiş. Kilisenin ibadete açık kalmasını buyuran ferman bugün de içeride asılı. Kilise, çan kulesini ise Tanzimat’a borçlu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fener’deki Panagia Moukhliotissa Kilisesi, Moğolların Meryemi Kilisesi, Kızıl Kilise, Kanlı Kilise gibi birden çok isimle anılan; her isminin uzun bir öyküsü olan; Bizans döneminden kalıp kesintisiz kullanılmakta olan bu tek kiliseye turistik giriş günümüzde Patrikhane’den iki nüsha izin kağıdı ile yapılabiliyor.
Camiye çevrilmeden ayin yapılan tek kilise olarak kalması Fatih Sultan Mehmet’in özel fermanı ile sağlanabilmiş. Kilisenin ibadete açık kalmasını buyuran ferman bugün de içeride asılı.
Kilise, çan kulesini ise Tanzimat’a borçlu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bizans’tan beri eğitim yapan Fener Rum Erkek Lisesi,  Fetih’ten önce Patrikhane’nin himayesinde Patrikhane Akademisi adı altında faaliyet gösteriyormuş. 1454 yılından itibaren Fatih Sultan Mehmet’in izniyle Fener Rum Mekteb-i Kebiri adı altında yeniden eğitime başlamış. Dindışı eğitim burada verilirken, dini eğitim Heybeliada’ya taşınmış. Lise, ilk laik okul olma özelliğini de taşıyor. Osmanlı döneminde saray ve Bab-ı Ali tercümanları, Eflak ve Boğdan voyvodalarının çoğu bu okuldan yetişmiş. Halk arasında Kırmızı Okul diye anılan bina 1881 yılı yapımı. Fotoğraf: Fener Rum Erkek Lisesi, Ayşe Didem Özger, Skylife Mart 2000.

Bizans’tan beri eğitim yapan Fener Rum Erkek Lisesi, Fetih’ten önce Patrikhane’nin himayesinde Patrikhane Akademisi adı altında faaliyet gösteriyormuş. 1454 yılından itibaren Fatih Sultan Mehmet’in izniyle Fener Rum Mekteb-i Kebiri adı altında yeniden eğitime başlamış. Dindışı eğitim burada verilirken, dini eğitim Heybeliada’ya taşınmış. Lise, ilk laik okul olma özelliğini de taşıyor. Osmanlı döneminde saray ve Bab-ı Ali tercümanları, Eflak ve Boğdan voyvodalarının çoğu bu okuldan yetişmiş. Halk arasında Kırmızı Okul diye anılan bina 1881 yılı yapımı.
Fotoğraf: Fener Rum Erkek Lisesi, Ayşe Didem Özger, Skylife Mart 2000.

 

Bizans İmparatorluğu 93| Paleologos Hanedanı

  • 1204 yılından önce Karadeniz ile Akdeniz birbirlerinden bağımsız ticaret bölgeleriydi. Her biri farklı ürünlere ve nakliyat ağına sahipti. Konstantinopolis bu iki bölge dahilindeki ticaret ve sevkiyat faaliyetleri için ana varış ve kalkış yeri, transit geçiş ve aktarma limanı konumundaydı.
  • IV. Haçlı Seferi’nin Konstantinopolis ekonomisi üzerinde hem kısa hem uzun vadeli etkileri oldu. Çıkan yangınlar zanaat ve ticaretin yoğun olarak yapıldığı alanları yıkıma uğratmıştı. Talan ve yağmacılık da mal kayıplarına neden olmuştu.
  • Latin istilası ile Bizans saray erkanı ve seçkinlerin birçoğu göç etmişti.  Bu gelişmeler şehrin sanayiini ve ticari altyapısını felce uğratarak toplumun orta ve alt katmanlarını da göçe zorlamıştı.
  • Bizans, Latinlerin işgal ettiği toprakların önemli bir bölümünü geri alamadığı için taşradan başkente para ve mal akışı önemli ölçüde azaldı. Genel çaplı yerel tüketimin ve üstün nitelikli imalata yönelik yatırımın eksikliği de şehir ekonomisinde gerilemeye sebep oldu. 1261’e gelindiğinde, devlet teşebbüslerinin teşvikiyle canlanan ekonomik büyümeye rağmen, gidişatı tersine döndürme imkanı kalmamıştı.
  • İtalyan tüccarlar başlarda faaliyetlerini Konstantinopolis ahalisinin artan talebine dayandırmışlardı. Oysa 1260’dan itibaren Konstantinopolis ve Karadeniz’deki İtalyan ticaretine yoğunluk kazandıran, Batılıların tahıl, sanayi hammaddesi ve mamul maddelere artan talebi olmuştur.
  • Venedik Cumhuriyeti, imparatorluğun ayrıcalıklı ticaret ortağıydı. Oysa 1204 yılındaki yağmanın en büyük suç ortağı olmuş, Konstantinopolis’in Latin işgalinden sonra bütün ticaret merkezlerini ele geçirmişti. Mihail Paleologos, Venedik’ten ayrıcalıkları geri almış, Venedik’in baş rakibi ve düşmanı Ceneviz Cumhuriyeti’ne vermişti.
  • Dördüncü Haçlı Seferi’nin dini bakiyesi, 1054 yılındaki hizipleşmeyi, birbirine can düşmanı iki mezhebe dönüştürmesi oldu.
Venediklilerin 1204’te Konstantinopolis’i Fethi, Venedikli sanatçı Domenico Tintoretto (1518-1594), Hamburger Kunsthalle, Almanya. Fotoğraf:www.mystudios.com

Venediklilerin 1204’te Konstantinopolis’i Fethi, Venedikli sanatçı Domenico Tintoretto (1518-1594), Hamburger Kunsthalle, Almanya.
Fotoğraf:www.mystudios.com

PALEOLOGOS HANEDANI
1261-1453

 

  • 1261 yılında Paleologos Hanedanı yönetimi geri aldı ve Fatih Sultan Mehmet’e kadar aynı aile tahtta kaldı.
  • Latin istilası deneyimi, Bizans’ın, Konstantinopolis olmadan da, parçalanmış dahi olsa hayatta kalmaya devam edebileceğini göstermişti.
  • Parçalardan ikisi, Trabzon İmparatorluğu ve Epir Despotluğu, Bizans İmparatorluğu ile bütünleşmeye direndiler.
Galata Pera Podestası, Cenovalı Grimaldi’nin yaptırdığı kulenin tamamlanması anısına hazırlanmış levha (1443), İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.

Galata Pera Podestası, Cenovalı Grimaldi’nin yaptırdığı kulenin tamamlanması anısına hazırlanmış levha (1443), İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.

  • Silivri, Selanik ve Mistra yerel yönetim modeline sahipti.
  • Şehri Latinlerden geri alan VIII. Mihail Paleologos, Ortodoks Kilisesi’nin Papalık ile birleşerek batılı düşmanlarından kurtulmasının doğru bir strateji olacağını da düşünüyordu. Bu düşüncesi bile topluma nifak tohumları ekmişti.
  • VIII. Mihail Paleologos, IV. İoannes ’in şahsında Laskaris Hanedanı’na ihanet etti. Laskaris Hanedanı’na bağlı bir keşiş olan Patrik Arsenios taraftarları bir muhalefet gücü oluşturmuşlardı. Bu hareket “çuval kumaşlılar” denilen bir hizbe dönüşmüştü. Bu isim ile eskiçağ çileciliğine ve heretikliğe anıştırma yapılıyordu.
  • Konstantinopolis’te tutunabilmek için deniz kuvvetlerine gereksinimi vardı. Venediklilerle boy ölçüşebilecek tek güç olan Cenevizlilerle Nymphaeum Antlaşması’nı imzaladı. Bizans, 1204’e kadar kendi tekelinde olan Karadeniz ticaretini Cenevizlilere açmak zorunda kaldı. 1204’te Venedikliler tarafından Konstantinopolis’teki mahallerinden dışarı atılmış Cenevizlilere Konstantinopolis’te çok daha geniş bir yerleşim alanı vermek gerekti. Galata’daki ilk Ceneviz imtiyaz alanı, bugünkü Galata Köprüsü’nden Atatürk Köprüsü’ne ve Haliç’ten bugünkü Bankalar Caddesi’ne uzanan bir araziydi. Bu alanda Podesta Sarayı, borsa olarak kullanılan Loggia, Dominiken ve Fransisken tarikatlarına ait kiliseler, 1349’da inşa edilen, Podesta Sarayı’nın üstündeki yamacın tepe noktasında, İsa Kulesi adını verdikleri bugünkü Galata Kulesi vardı. 14. yüzyılın ilk yarısına gelindiğinde yaşadıkları bölge neredeyse özerk bir mıntıka halini almıştı. Cenevizlilere verilmiş arazi 15. yüzyılın başına kadar genişleyerek 37 hektara ulaşarak son şeklini aldı.
  • Bütün bu olanlardan sonra, Konstantinopolis ekonomik üstünlüğünü kaybetti. Tarımsal tabanın küçülmesi ile vergi gelirleri azalmış, ticari tavizler vermek zorunda kalmışlardı. Cenevizlilerin Pera kolonisi Konstantinopolis’ten bütünüyle bağımsız konumdaydı ve ticaretin çoğunu ele geçirmişti.
  • VIII. Mihail Paleologos terk edilmiş, soyulmuş ve tahrip edilmiş bir şehri geri aldı. Haçlıların saldırısı karşısında çökmüş olan deniz surları sağlamlaştırıldı, Blakhernai Sarayı’nın ve kamu binalarının onarımı yapıldı.
  • Paleologos Rönesansı adı verilen atılımın ürünü olan yapıtların çoğu VIII. Mihail’in oğlu II. Andronikos (1282-1328) dönemine aittir.
  • II. Andronikos, babasının Roma ile birleşmeden yana olan tutumuna derhal son verdi.
  • Paleologoslar döneminin bilinen en önemli kamu yapısı Tekfur Sarayı’dır. Yakın dönemde yapılan araştırmalar onu 14. yüzyıl ortasına tarihlendirmektedir.
  • Pammakaristos Meryem Ana Kilisesi (Fethiye Camii), Muhliotissa Kilisesi (Moğol Kilisesi veya Kanlı Kilise), Khora Manastırı (Kariye Müzesi) Paleologos döneminin en önemli yapıları arasındadır.
  • Dönemin resim sanatının en güzel örnekleri Khora (Kariye) ve Pammakaristos’un duvarlarını süsledi.
Zonaras’ın Tarih adlı eserinde Paleologos Hanedanı imparatorları. Eser, İtalya, Modena’daki Biblioteca Estense’de bulunuyor. Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.

Zonaras’ın Tarih adlı eserinde Paleologos Hanedanı imparatorları. Eser, İtalya, Modena’daki Biblioteca Estense’de bulunuyor.
Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.

 

 

Bizans İmparatorluğu 23 | Din 8 | İkonastasis

  • Ortodoks Kilisesi’nde ruhanilerin durduğu yer, (kutsal bema veya bima bölümü), cemaatten (naos’tan) bir paravan ile ayrılır.
  •  Ortodoks Kilisesi’nde orta nefi apsisten ayıran bölme önceleri basit bir bariyerdi, bu mimari ögeye Bizans kaynaklarında templon duvarı denirdi (Temple kelimesi buradan türetilmiştir). 11. yüzyıldan sonra bu bariyerin daha yükselerek bir paravan haline gelmesi ile burası  bir ikonastasis/ikona taşıyıcı duvara dönüştü. İkonaları sergileyecek yerin artması ile ikona yapımında da artış oldu. 14. yüzyılda kilise ve katedrallerde çok katlı ikonastasisin kullanılmaya başlanmasıyla ikona yapımcılarına daha da çok iş düşmeye başladı.
  • İkonaklast dönemden (726-842/3) sonra apsis ve kubbelerdeki haçların yerine neler yapılmasının uygun olacağı tartışmaları ikonografik hiyerarşinin tespit edilmesini getirdi.
  • Kiliselerin  süslemelerinde meleklere, ermişlere, peygamberlere hiyerarşik şekilde yer verilir. Baba resmedilmez. Apsis ve kubbede en kutsallar betimlenir. Apsisten çıkışa, kubbeden aşağıya doğru kutsallık azalarak devam eder. 9. yüzyıldan itibaren gelişen İkonografik hiyerarşide ana kubbede Hz. İsa ile başlayan kademelendirme, Meryem, İncil yazarları, İsa’nın ataları olduğu düşünülen Eski Ahit peygamberleri, Havariler, azizler (Ortodoksluk’ta 400’den çok aziz, osios denen yarı-aziz, azizliği tamamlanmamış olanlar vardır), şehitler, episkoposlar, imparatorlar, keşişler ile devam eder. İncillerde yer almayan tablolar genellikle nartekste (girişte) yer alır. En önemli olay veya olayın en önemli kişisi tam ortaya konarak dikkat o noktaya çekilir. En kutsal kişiler diğer figürlerden daha büyük çizilir.
  • İkonastasis üzerindeki hiyerarşiye baktığımızda:
    İsa, Meryem, Vaftizci Yahya, o kilisenin koruyucu aziz veya azizesi gibi despotik ikonalar birinci sırada,
    Deisis tablosu (merkezde tahtına oturmuş Pantokrator İsa, sağında Meryem, solunda Vaftizci Yahya), ikinci sırada ortada (tabloda Vaftizci Yahya olmadığında sahneye yarım Deisis denir),
    Deisis tablosu, en kutsal tablolardan biridir ve genellikle kiliselerin en yüksek yerinde betimlenir.
    Pantokrator İsa, sağ elinin baş parmak, yüzük parmağı ve serçe parmağını birleştirmiş olarak Teslis işareti yapan; sol elinde İncil tutarak kendisine bakanları kutsayan İsa’dır. Pantokrator İsa elinde yazı tutuyorsa yazıda “Ben dünyanın nuru (ilahi ışık) ve ışığıyım (güneş gibi)” yazar.
 Bu ikonada betimlenen Göğe Yükseliş sahnesinde İsa’nın solunda Musa, sağında Elia (İlyas) peygamberler vardır. İsa ile İlyas arasında çok ilişki kurulur, hatta İsa, İlyas’tır, denir. İsa’nın dirilişi esnasında gözü kamaşanlar, Havariler Petrus, Yuhannes ve Yakup’tur. Fotoğraf:www.ortodoksluk.org


Bu ikonada betimlenen Göğe Yükseliş sahnesinde İsa’nın solunda Musa, sağında Elia (İlyas) peygamberler vardır. İsa ile İlyas arasında çok ilişki kurulur, hatta İsa, İlyas’tır, denir. İsa’nın dirilişi esnasında gözü kamaşanlar, Havariler Petrus, Yuhannes ve Yakup’tur.
Fotoğraf:www.ortodoksluk.org

  • Deisis tablosunun sağında solunda 12 yortunun (kutsal günlerin) ikonaları yer alır. Bunlar,
    *Baş melek Cebrail’in Meryem’e gebe kalacağını bildirmesi (Evangelismos),
    *İsa’nın doğumu (Genesis),
    *İsa’nın mabede takdimi (İpapanti),
    *İsa’nın vaftizi (Vaftisis),
    *Tabor Dağı’nda İsa’nın suretinin değişmesi (Metamorfosis),
    *İsa’nın mucizelerinden Lazarus’un dirilişi (Genesis Lazarus),
    *İsa’nın Kudüs’e girişi (Vaioforos),
    *İsa’nın çarmıha gerilişi (Stavrosis),
    (İsa çarhıhta iken genellikle üç Meryem (Meryem Ana, Mecdelli Meryem ve İsa’ya mezarını veren Klopas’ın karısı Meryem) yan yana haçın yanında durur halde betimlenir.)
    *İsa’nın dirilişi (Anastasis),
    (Ortodoksluk’ta İsa’nın dirilişi, mezardan insan formunda çıkışı olarak resmedilmez. İnsanlığın kıyamet gününde dirilişi olarak betimlenir.)
    *İsa’nın gökyüzüne yükselişi (Analipsis),
    *İsa’nın ölümünden sonra toplanan Havariler’in üzerine Kutsal Ruh’un inişi (Pentikosti),
    *Meryem’in uykuya yatması (Koimisis) tablolarıdır.
İstanbul, Burgazada, Aya Yorgi  Manastırı ve Kilisesi’nin ikonastasisi. Duvar resimleri ve ikonalarla süslü kilisenin ikonalarının bir kısmı gümüşle kaplanmıştır.

İstanbul, Burgazada, Aya Yorgi Manastırı ve Kilisesi’nin ikonastasisi.
Duvar resimleri ve ikonalarla süslü kilisenin ikonalarının bir kısmı gümüşle kaplanmıştır.

Fetih'ten sonra 100 yıl içinde İstanbul'daki tüm kubbeli kiliseler camiye çevrilmiştir. Kubbeli olmasına rağmen camiye çevrilmeyen ve hala kilise olarak işlev gören tek yapı Kanlı Kilise’dir. Bunun nedeni Fatih'in fermanıdır. Kanlı Kilise’nin ikonastasisi.

Fetih’ten sonra 100 yıl içinde İstanbul’daki tüm kubbeli kiliseler camiye çevrilmiştir. Kubbeli olmasına rağmen camiye çevrilmeyen ve hala kilise olarak işlev gören tek yapı Kanlı Kilise’dir. Bunun nedeni Fatih’in fermanıdır. Kanlı Kilise’nin ikonastasisi.

Aziz  Barnabas Kilisesi ve Manastırı’nda çok katlı ikonastatis. Gazimagosa, Kıbrıs.

Aziz Barnabas Kilisesi ve Manastırı’nda çok katlı ikonastasis.
Gazimagosa, Kıbrıs.

Pechersk’li Ulu Theodosius anısına yapılmış yeraltı kilisesindeki altın ikonastasis, Kiev, Ukrayna.

Pechersk’li Ulu Theodosius anısına yapılmış yeraltı kilisesindeki altın ikonastasis, Kiev, Ukrayna.

Hayat Veren İlkbahar Kilisesi’ndeki ikonastasis. Kiev, Ukrayna.

Hayat Veren İlkbahar Kilisesi’ndeki ikonastasis. Kiev, Ukrayna.