Etiket arşivi: kadına şiddet

Şiddet 45| Doğu’da Kadının Konumu 6 | Hindistan 1

  • Kız çocukların aşağı toplumsal statüsünü günümüzde Hindistan’da ve Çin’in bazı bölgelerinde hala görüyoruz.
  • Çin ve Hint kültüründe cinsel ve törensel alanlarda kadın övülür. Hindistan, Kamasutra ile olduğu kadar, tapınaklardaki taşkın cinsel duyumsallık ile de bilinir. Bazı topluluklarda sevişme törenleri ruhsal kurtuluşun, nurlanmanın en önemli yolu olarak görülür. Taoizm’de, Hinduizm’de Tantrik Budizm’de, tensel, cinsel aşk, kişiyi ölümsüzlüğe götüren bir yol olarak algılanır. Ancak Hindistan’da kadınların toplumsal statüleri düşüktür.
  • Hinduizm, Taoizm, Konfüçyüs inancı ve Budizm’de beden günahkar olarak algılanmaz.
  • Konfüçyüs inancı, Hinduizm ve Budizm’de kadından kaçınma duygusu hakimdir.
Efsaneye göre güzel Prenses Hemavati’yi gören Ay Tanrısı Chandra ilk görüşte ona aşık olur. Chandra, güzel prensesin karşısına yakışıklı ve çekici bir prens olarak çıkar ve onu kendisine aşık etmeyi başarır, daha sonra bu çiftin bu bölgeyi bir aşk şehrine çevirdiği söylenir. Aşk ve tutku için yapılan 85 tapınağın 22 tanesi günümüze ulaşmıştır. Tapınaklar, Tanrı Şiva ile eşi Şakti’nin birleşmesini, yani kozmik birleşmeyi betimleyen kabartmalarla süslüdür. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Kajuraho, Hindistan 2011.

Efsaneye göre güzel Prenses Hemavati’yi gören Ay Tanrısı Chandra ilk görüşte ona aşık olur. Chandra, güzel prensesin karşısına yakışıklı ve çekici bir prens olarak çıkar ve onu kendisine aşık etmeyi başarır, daha sonra bu çiftin bu bölgeyi bir aşk şehrine çevirdiği söylenir.
Aşk ve tutku için yapılan 85 tapınağın 22 tanesi günümüze ulaşmıştır. Tapınaklar, Tanrı Şiva ile eşi Şakti’nin birleşmesini, yani kozmik birleşmeyi betimleyen kabartmalarla süslüdür.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Kajuraho, Hindistan 2011.

  • MÖ 5. yüzyılda yazılmış Mahabharata’da bir kız çocuğun doğumu felaket olarak değerlendiriliyordu, çünkü “kadınlar bütün kötülüklerin nedeniydi ve hafifmeşreptiler”.
  • Yasaların yasaklamasına rağmen, bugün bile, doğacak çocuk kız ise kürtaja başvurulabiliyor.
  • Cenazenin layıkıyla kalkabilmesi için her insanın bir oğul sahibi olması gerekiyor. Yakılmak için gerekli hazırlıkları oğul yapıyor. Cenaze ateşini, ölünün en büyük oğlu tutuşturuyor. Mutlu bir yeniden doğuş için, ruhu serbest bırakıp yükselişini hızlandırmak için her Hindu, bir erkek evlat sahibi olmak istiyor.
  • Hindistan’da görülen Caynacılar arasında kadınlar, hiçbir zaman önemsiz bir konumda görülmemişler; ama dini hiyerarşide, her zaman, erkeklerden sonra, ikinci sırada gelmişler. Digambara mezhebi kadınların kurtuluşa eremeyeceğine inanırken, Şvetambara mezhebi her iki cinsin de kurtuluşa erebileceğine inanıyor.

 

Şiddet 44| Doğu’da Kadının Konumu 5 | Çin 3

  • Fakir aileler, yeni doğan kız çocuklarını sattıkları için Çin’de yerel ve uluslararası çok canlı bir çocuk ticareti piyasası oluşmuştu. Satılan veya terk edilen bebekler arasında hiç erkek çocuk olmuyordu. Aile planlaması politikasının da katkı yaptığı bu durum Çin Halk Cumhuriyeti’nin imajını zedeliyordu ama nesnel bir gerçeklikti.
  • Tek çocuk politikasına uyulup uyulmadığı çok ciddi biçimde kontrol ediliyordu. Zaman içinde yasa biraz gevşedi. 2002 yılında uygulandığı bilinen zorunlu kürtaj ve kısırlaştırmalara son vermek amacıyla çıkartılan yasa, bunları yasaklıyor, tek çocuklulara para yardımı yapılmasını, çok çocuklulara para cezası verilmesini öngörüyordu. Ancak, partinin koyduğu nüfus artış oranını tutturamayan yerel yöneticiler görevden alınıyordu. Örneğin, evlenenlerin her ikisinin de kardeşi yoksa ikinci bir çocukları olmasına izin veriliyor, ya da çiftlerden biri etnik bir azınlığa mensupsa, yine ikinci çocukları olabiliyordu. Tek çocuk politikasına 2015 yılında son verildi. Bu politika ile 400 milyon doğumun engellendiği tahmin ediliyor. 2015 yılından itibaren tüm ailelerin iki çocuk sahibi olmasına izin veriliyor.
  • Genellikle her 100 kıza karşılık 102-107 erkek çocuk doğar (Türkiye’de 107). Hindistan, Pakistan, Güney Kore’de bu oran, erkek çocuk lehine bozuluyor. Çin’de ise durum çok kötü. Çin’in sıkı aile planlamasının çocuk sayısına getirdiği kısıtlamalar, kız çocuk hamileliklerinin sonlandırılmasına, doğan kız bebeklerin ölüme terk edilmesine yol açmış ve 2017 yılı itibarıyla Çin’de 60 erkek nüfus fazlası 60 milyon.
Doğulu Venüs No. 2, Lou Xu. Fotoğraf: Living in China, Taschen.

Doğulu Venüs No. 2, Lou Xu.
Fotoğraf: Living in China, Taschen

 

  • Dansçılar kendilerini daha zarif gösterdiği inancıyla ayaklarını sararlardı. Song Hanedanı döneminde (960-1279) bu adet zengin ve soylu ailelere de yayıldı. Beş altı yaşlarındaki küçük kızların ayakları öyle sıkı sarılıyordu ki, ayak biçimleri korkunç oluyordu. Sarma işleminde başparmak ile üç ayak parmağı birbirine sıkıca bağlandıktan sonra aşağıya doğru bükülerek sargılanıyordu. Birkaç yıl çekilen acıdan sonra sargılar açılıyor; ayaklar başparmağın üç buçuk katından fazla değilse, güzel sayılıyordu. Saygın bir hayatı arzu eden kadınlar için bu gerekliydi. Özellikle sarayın ve elit kesimin kızları bu uygulamaya katlanmak zorundaydılar. Bu gelenek, 1920’den itibaren yaygınlığını kaybetmeye başladı; 1949 yılında, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulması ile yasaklandı.Genel bir uygulama olmayan ve bölgeler, sınıflar ve etnisiteler arasında (Örneğin, Hakka kadınları arasında ayak bağlama uygulaması hiç yerleşmemiştir) farklılık gösteren ayak bağlama uygulaması gitgide daha az rastlanır olmuştu.

Lisa See’nin yazdığı, Ufuk Boran Kaptan’ın harika çevirisiyle Can Yayınları’dan çıkan, Kar Çiçeği ve Sırlar Yelpazesi adlı romanı sizlere öneririm. Bu kitap, ayak sarma adetinin yanı sıra, Çin ev düzeni, çöpçatanlık, kız çocuk olmak hakkında da kapsamlı bir tablo çizerken, tarihi arka planı da vermekte, kitabın sonundaki açıklamaları ile yazar bizi günümüze kadar getirmektedir.

  • Çin’de eşcinsellerin bir arada görünmesi pek kolay değil. Kültür Devrimi sırasında birinin eşcinsel olduğunun söylenmesi bile yeter, hemen çalışma kampına gönderilir, hatta serseri diye kurşuna bile dizilebilirdi. Ancak günümüzde de eşcinsellik büyük bir utanç kaynağı, hem kişinin kendisi hem de ailesi için bir yüz karası.

 

 

 

Şiddet 42| Doğu’da Kadının Konumu 3 | Çin 1

Tang Hanedanı (618-906) dönemine ait renklendirilmiş kil Hanım figürini.  Şanghay Müzesi.

Tang Hanedanı (618-906) dönemine ait renklendirilmiş kil Hanım figürini.
Şanghay Müzesi.

  • Batılılar insanoğlunu yaradılışın merkezi olarak görürken Çinliler, insanı doğanın içinde oldukça küçük bir figür olarak tanımlarlar.
  • Çin yaradılış söylencesinde insanı balçıktan bir tanrıça yaratır.
  • Çin İmparatorluğu 1912 yılında sona erene kadar Çin, çok eşli bir toplumdu. İmparatorluk döneminde erkekler en az üç, bazen bir düzine eş ve metres ediniyordu. İmparator bir kadınla evlenir, bu kadın imparatoriçe olurdu ama imparatorların çok kalabalık bir haremi vardı.
  • Kadınlar ilk gençlik yıllarından itibaren erkeklerden ayrı bölümlerde yaşıyorlardı.
  • Kadınlar ve erkekler genellikle yemeği de ayrı ayrı yerlermiş.
  • Aile kavramı eskiden beri Çin toplumu için çok önemlidir. Çin toplumunun adı uzun yıllar “Yüz Aile” idi.
  • Evlilikler aileler tarafından ayarlanır, çiftlerin aile kararına saygı göstermeleri beklenirdi.
  • Aile içi evlilikler kesinlikle yasaktı.
  • Evdeki en yaşlı erkek hane halkının başıydı. Evi onun ilk karısı idare eder, evdeki diğer kadınların günlük yaşamını da denetlermiş.
  • Han Hanedanı döneminde (MÖ 206- MS 220) soylu kadınlar dış dünyadan uzak tutulurdu. Evlerinin gözetleme kulelerinden sokağı seyredebilirlerdi.
  • Çin İmparatorluğu’nda sadece saray kadınlarının okuma yazma bilmesi gerekiyor; öbür kadınlar için örgü, dikiş ve müzik aleti çalmayı bilmek yeterli görülüyordu. Kadınlara özgü erdemler, yumuşaklık, alçak gönüllülük, özverili olmak ve itaat idi.
Dream of the Red Chamber, Ling Jian, 2015. Contemporary Istanbul 2015. Fotoğraf: Australia China Art Foundation

Dream of the Red Chamber, Ling Jian, 2015.
Contemporary Istanbul 2015.
Fotoğraf: Australia China Art Foundation

 

Şiddet 41| Doğu’da Kadının Konumu 2 | Japonya 2

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Japonya’da ailenin her durumda önceliği vardır. Ailenin adının devamı çok önemsenir. Geniş aile saygınlığın simgesidir.
  • Hane yönetiminin simgesi pirinç kaşığıdır. Erkeğin annesine, sonra büyük oğlun karısına aittir.
  • Meici yasalarında aile töresine ayak uydurmayan aile kütüğünden silinebilirdi.
  • 1947 Anayasası ile sınıf ve aile ayrıcalıkları kaldırılmış, kız çocuklara mirastan eşit pay, sadakatsizlik halinde kadına boşanma davası açma hakkı, erkeğin evlilik dışı çocuklarının aile nüfusuna geçirilmesi geleneğine son verildi.
  • Kadın ticareti 1957’de yasaklandı.
  • Kürtaj, İkinci Dünya Savaşı sonrası serbest bırakılmış.
  • Kürtaj yaptıran Japon kadını, doğmamış çocuğunu da törenle gömüyor.
  • Bir Doğu adeti olan çok kadınla evlenme, asla Japonlara ait bir nizam değildir.
  • Japon ailesinde çocuk en çok anneden çekinir.
  • Geleneksel kadın boyun ve ensesini açabilirdi, çıplak ayakla görünmesi ayıptı.
  • Boşanma halinde erkeğin gelirinin yarısı kadar nafaka tahakkuk ediyor. Çok  boşanma olmuyor. İki taraf da boşanmak isterse mahkemeye gerek yok, iki şahit önünde belediyeden alınan boşanma kağıdını mühürlüyorlar dördü de, kağıt belediyeye bırakılıyor, boşanma gerçekleşmiş oluyor.
  • Kadının fazileti, güçlü olmak ama bunu göstermemek, erkeğe yardım etmek ama bunu belli etmemektir.
  • 9 yaşına kadar çocuklar çok özgürdür, iki cins bir aradadır. 9 yaşına gelince sınıflarda kızlarla oğlanların yeri ayrılır. Bu hal evliliğe kadar sürer. Kızlar bu yaşa kadar parlak kırmızı elbiseler giyerler. Bu renkleri tekrar 60 yaşından sonra kullanabilirler.
  • Sevgililer gününde kadınlar erkeklere çikolata verir, erkek hediye vermez. 14 Mart Beyaz Gün’de erkekler hediye verir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Japonya’da kadın üst düzey yönetici pek olmuyor. Kadın politikacı da çok az.
  • Japon şirketlerinde kadınlar işyerinin üniforma olarak tasarlattığı giysileri giyerler. Ofise giderken makyaj, oje, parfüm kullanılmaz.
  • Asansörden önce erkekler çıkar.
  • İmparator Akihito’nun üç çocuğu var: Veliaht Naruhito, Prens Akişino, ve Prenses Sayako. Naruhito 1993’te, Japon halkı tarafından çok sevilen Harvard mezunu diplomat Masako Owada ile evlendi ve kızları oldu! Prenses Sayako evlenince normal bir apartmana taşındı.
    İmparatorun küçük oğlu Prens Akişino´nun 2006 yılında oğlu oldu. İmparatorluk ailesine bir erkek bebeğin gelmesiyle, kadınların da tahta geçebilmesine imkan sağlamak için 1947 tarihli yasada değişiklik yapılması tartışmaları da rafa kalktı. Veliaht Prens Naruhito´nun kızı Prenses Aiko’nun halen yürürlükteki yasaya göre tahta geçme olanağı bulunmuyor. Küçük Prens Hisahito, amcası ve babasından sonra tahtın üçüncü sıradaki varisi oldu.
  • Kadınlara eşit iş imkanı yasası 1986’da yürürlüğe girdi!

 

Şiddet 40| Doğu’da Kadının Konumu 1 | Japonya 1

  • Geyşalık kurumu Edo Dönemi’nde, 17. yüzyılda ortaya çıktı. İlk geyşalar dansçı ve şarkıcı erkeklerdi. 1700’lerde geyşalık mesleği, hayat kadınlığı ile aynı görülüyordu. Ancak Edo Dönemi’nin sonlarına doğru geyşalar, birçok sosyal, politik etkinlik ve toplantılara çağrılmaya başlandı. Müzik aleti çalmayı ve şarkı söylemeyi bilirler. Çay seremonisi ve kaligrafi eğitimi de alırlar. Dans eder, içki sunar, sohbet ederler. Yemek pişirip servis yapmazlar. Günün haberlerinden, tiyatro ve sumo dünyasının dedikodularından haberdardırlar.
  • Asıl eğitildikleri konu, erkek egosudur. İşleri hayal satmak, müşteriye kendisini özel hissettirmek, işkolik kültürün stresini hafifletmektir. Evlenmezler.
  • Uzun vadeli ilişkiye girdikleri adamın eşini ve kız çocuklarını belli festivallerde ziyaret eder, hediye verirler, dans gösterisi sunarlar. Geyşaların evlenme isteği olmayacağı için eşle sorun olmaz. Geyşaların bulunduğu partilere eşler çok nadiren katılır.
  • 15-20 yaşındaki stajyer geyşaya mayko denir. İlk ve orta öğrenimin mecburi olmasıyla günümüzde geyşa eğitiminin başlangıç yaşı 15’tir. Bu yaş eskiden bir geyşanın maykoluktan geyşalığa geçtiği dönemdir.
  • Geyşalık çalışma izni ile yapılan bir iştir.
Kyoto, Gion Corner Gösteri Merkezi’nde. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kyoto, Gion Corner Gösteri Merkezi’nde.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Mizuage töreninde geyşa büyük para karşılığında bekaretini verir. Aldığı paranın büyük kısmını kendisini yetiştiren geyşa evine, eğitim masrafları olarak öder.
  • Geyşa ile daha ileri temas kurabilmek için erkeğin onun efendisi olması ve hangi esaslara göre metresi olduğuna dair Geyşa evi ile kontrat imzalaması gerekir. Gönüllü metresler mükellefiyet sahasının dışında kalırlar.
  • Makyajlarının bazını oluşturan beyaz maskeleri, gerçek hislerini saklayabilmelerini sağlar.
  • 19. yüzyılda moda ikonu ve dönemin süper modelleriydiler.
  • Müşteri yemek, yol, barınma gibi tüm masraflardan sorumludur. Ayrıca geyşa ile geçirdiği zaman için ödeme yapar.
  • Geyşaların ayrıca bir de geyşa adları olur: Gece Yarısı Dengesi vs. gibi.
  • Ağızları çok sıkıdır. Şahit oldukları olayları, duydukları konuşmaları paylaşmazlar.
  • Geyşalar mesleklerini ömür boyu sürdürebilirler. İyi bir geyşa olmak için, güzellik ve gençlikten çok, güzel sanatlara ve müziğe olan yetenek, tatlı dilli olmak ve müşteriyi iyi ağırlamak önemlidir. Bu yüzden ileri yaşlarda da geyşalığı sürdürmek mümkündür.
  • 1920’lerin başında 80 bini bulan geyşaların sayısı, 1980’lerin sonuna gelindiğinde 10 bine kadar düşmüştür. Nedenlerden biri, Batı tarzı barların ve burada çalışan kadınların daha popüler hale gelmesidir. Günümüzde, feministler tarafından hor görülmekte, eski geleneklere bağlı olanlar tarafından el üstünde tutulmaktadırlar.
  • Japonya’daki en pahalı etkinliklerden biridir.