Etiket arşivi: kadın erkek

Şiddet 54| Aile İçi Şiddet 2

Kız ve Balon, Banksy, 2003. Global Karaköy, 2016. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kız ve Balon, Banksy, 2003.
Global Karaköy, 2016.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Şiddet içeren ortamlarda büyüyen çocukların:

Bilişsel işlevleri bozuluyor.

Çocuğun kendini kontrol becerisi olumsuz etkileniyor.

Şiddetin, yapanın yanına kalacağı, şiddetin geçerli bir yöntem olduğu zannediliyor.

Şiddet, şiddeti doğuruyor.

İsimsiz (detay), Candeğer Furtun, 1994-96. Sanatçı bu seramik serisinde, dokuz tane çıplak insan bacağını fayans kaplı bir sıra üzerine yan yana yerleştirmiştir. Bu manzara, bir toplu taşıma aracındaki, bekleme odasındaki, ya da başka kamusal veya özel alanlardaki oturuşları çağrıştırabilir. Oturur vaziyette iki yana açılmış bu erkek bacakları, eril güce ve dışlayıcı taktiklerine işaret etmektedir. Candeğer Furtun, oturuş tarzı ile cinsiyet meselesini incelterek izleyiciye yansıtmaktadır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 15. İstanbul Bienali, İstanbul Modern, 2017.

İsimsiz (detay), Candeğer Furtun, 1994-96.
Sanatçı bu seramik serisinde, dokuz tane çıplak insan bacağını fayans kaplı bir sıra üzerine yan yana yerleştirmiştir. Bu manzara, bir toplu taşıma aracındaki, bekleme odasındaki, ya da başka kamusal veya özel alanlardaki oturuşları çağrıştırabilir. Oturur vaziyette iki yana açılmış bu erkek bacakları, eril güce ve dışlayıcı taktiklerine işaret etmektedir. Candeğer Furtun, oturuş tarzı ile cinsiyet meselesini incelterek izleyiciye yansıtmaktadır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 15. İstanbul Bienali, İstanbul Modern, 2017.

Aidiyet duygusuna sahip kişinin, şiddete yönelmede kendini sınırladığı, dürtü kontrolü geliştirebildiği biliniyor.

Selçuk Üniversitesi tarafından, Konya’daki üç üniversitenin 1579 öğrencisiyle yapılan araştırmada:

Kızların erkek öğrencilere göre aidiyetinin daha yüksek olduğu;

Çocuklar arasında cinsiyet ayrımı yapan ailelerde aidiyetin çok çok düşük olduğu;

Kardeş sayısı arttıkça (üç çocuk ve üzeri) aidiyetin azaldığı;

Anne-babanın birlikteliğinin aidiyeti artırdığı;

Annesi ölen kişilere nazaran annesi sağ olanların aidiyetinin daha yüksek olduğu;

Babanın ölü ya da sağ olmasının aidiyet konusunda bir fark yaratmadığı;

Gelir seviyesi ile aidiyet arasında ilişki olmadığı;

Annenin çalışmasının aidiyeti etkilemediği;

Sürekli tartışma, saldırganlık ve şiddetin aidiyeti olumsuz etkilediği;

Şiddete maruz kalanlarda ya da tanıklık edenlerde aile aidiyetinin çok çok düşük olduğu;

Şiddetin sıklığı arttıkça aidiyetin iyice zayıfladığı;

Özel günlerin kutlanmasının aidiyeti artırdığı;

Başarılarından dolayı ödüllendirilen kişilerin aidiyetinin çok güçlü olduğu;

Hep kontrol eden ebeveynin, aidiyeti olumsuz etkilediği tespit edilmiş.

 

Duygu sağırlığı veya duygu körlüğü anlamına gelen aleksitimi adlı psikiyatrik bozukluğa sahip olanlar listesinin başında çocukluk döneminde aile içinde yetersiz sosyalleşen, ilgi ve şefkat göremeyen kişiler geliyor. Duyguları tanıyamayan, ifade edemeyen, söze dökemeyen; sevincini, üzüntüsünü, sevgisini, öfkesini belli edemeyen kişilerin beyinlerindeki iki yarım küre arasında iletişim noksanlığı oluşuyor. Eğitim düzeyi düştükçe de uygun kelime bulma zorluğundan aleksitimi artıyor. Psikoterapi yapılmadan atlatılamayan bu durumun tanısı için Toronto Aleksitimi Ölçeği geliştirilmiş.

 

 

Avustralya’da çocuk istismarıyla ilgili yürütülen beş yıllık bir araştırma, ülkede kiliseler, okullar ve spor kulüpleri gibi birçok kurumda on binlerce çocuk istismarının yaşandığını; faillerin büyük bir bölümünün din görevlileri ve öğretmenler olduğunu ortaya koydu.

 

Dünyada okul çağındaki 732 milyon çocuğun yarısı okullarda fiziksel cezanın tam olarak yasaklanmadığı ülkelerde yaşıyor.

Dünya genelinde 130 milyon öğrenci okulda zorbalıkla karşılaşıyor.

Gerekli önlemler alınmazsa 2030 yılında yaklaşık 2 milyon çocuk ve ergenin şiddet nedeniyle öleceği tahmin ediliyor.

300 milyon çocuk, aileleri ya da bakıcıları tarafından disiplin amaçlı ceza görüyor ve bu çocukların 250 milyonu fiziksel yollarla cezalandırılıyor.

Dünyada 1-19 yaş aralığındaki yaklaşık 15 milyon kız çocuğu, yaşamlarının bir noktasında cinsel ilişkiye ya da başka cinsel eylemlere zorlanmış.

Yetişkinlerin davranışlarının değiştirilmesi, ekonomik ve toplumsal eşitsizlikler, şiddeti mazur gören toplumsal ve kültürel normlar, yetersiz politikalar ve yasal düzenlemeler, mağdurlara yönelik hizmetlerin yetersizliği, şiddeti önleyen ve bu olguya tepki veren etkili sistemlere yapılan yatırımların sınırlılığı gibi faktörlerin çocuklara yönelik şiddete katkıda bulunduğu UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından tespit edilmiş.

Şiddet deneyimi yaşamış çocuklara ilişkin yönlendirme, danışma ve tedavi hizmetlerini verecek sosyal hizmet uzmanlarının eğitilmesi; çocukların, ebeveynlerin, öğretmenlerin ve halkın farklı biçimlerdeki şiddeti tespit edecek şekilde eğitilmesi, şiddet olaylarını rahatça dile getirip bildirebilecekleri şekilde güçlendirilmesi UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü’nün korunma önerileri arasında yer almakta.

 

 

Şiddet 51| Doğu’da Kadının Konumu 9

  • Pakistan’da bir kadın tecavüze uğramışsa, mahkemeye başvurabilmek için dört erkeğin tanıklığına ihtiyacı var! Tecavüze uğrayan kadının yanında bu eylem anında erkek koruyucusu yoksa peşinen kötü karakterli olarak suçlanıyor! Ziya ül Hak döneminde (1978-1988) kadınların ve Müslüman olmayan kimselerin mahkemede tanık olarak dinlenmesi yasaklanmıştı.
  • Pakistan diktatörü Ziya ül Hak, peçe takma zorunluluğu getirdi. Onun döneminde kadınlar, bozulmuşluğun kökeni olarak ilan edildi. Kadınların meslek sahibi olması, ahlaksal çöküntünün ve ailenin parçalanmasının nedeni sayıldı. Yeni rejim, kadınları çalışma hayatından dışladı. Ziya ül Hak’ın sıkı rejimi sona erdikten sonra da Pakistan’da mizojini günümüze kadar devam etti.
Miles After Miles, Tayeba Begum Lipi, 2015. Paslanmaz çelik tıraş bıçaklarından, 36 numara ayaklar için yapılmış kadın ayakkabısı İstanbul’da, Art International 2015’te sergilendi. 1965 Bangladeş doğumlu sanatçı resim, baskı, video ve Enstalasyonlarında kadının dünyadaki marjinalliği ve kadın bedeni temalarını kullanıyor. Objelerini küvet, tekerlekli sandalye, tuvalet masası ve kadın iç çamaşırı gibi gündelik eşyalardan seçiyor ve bunların yapımında çoğunlukla çengelli iğne ve jilet kullanıyor. Materyal seçiminde Bangladeş’teki kadına karşı şiddeti simgelemek için batıcı ve kesici aletler kullanmayı tercih ediyor. Kırsal kesimde doğumda kullanılan jilet, sanatçının çocukluğunda gözlemcisi olduğu evde, ebe ile doğan yeğenlerinin ve kuzenlerinin doğumunda kullanıldığı için görsel hafızasına kazınmış bir malzeme. Lipi, ilkin fabrikasyon jilet kullanırken, daha sonra farklı büyüklüklerdeki objeleri için özel üretim jilet kullanmaya başlamış. Kadın bedeninin düşündürdüğü yumuşaklık ile zıtlık oluşturan, bedene koruyucu bir zırh olan eserler yaratıyor. Aktivist sanatçı duvara asılı, saç telleri bakırdan yapılma beş peruk ile ülkesinde cinsiyet değiştirmiş bireylerin sesi olmak, onların korkusunu yansıtmak ve toplumdan yalıtılmışlıklarını ifade etmek için Aynı Olamayız adlı eserini yaratmıştı. Ülkesinin önde gelen çağdaş sanatçılarından biri olan Lipi, iki kez ülkesini Venedik Bienali’nde temsil etmiş, bol ödüllü bir sanatçı. Kendisi gibi sanatçı olan eşi ile birlikte 2002 yılında Bangladeşli sanatçılara yardımcı olmak için bir vakıf kurdu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Miles After Miles, Tayeba Begum Lipi, 2015.
Paslanmaz çelik tıraş bıçaklarından, 36 numara ayaklar için yapılmış kadın ayakkabısı İstanbul’da, Art International 2015’te sergilendi.
1965 Bangladeş doğumlu sanatçı resim, baskı, video ve Enstalasyonlarında kadının dünyadaki marjinalliği ve kadın bedeni temalarını kullanıyor. Objelerini küvet, tekerlekli sandalye, tuvalet masası ve kadın iç çamaşırı gibi gündelik eşyalardan seçiyor ve bunların yapımında çoğunlukla çengelli iğne ve jilet kullanıyor. Materyal seçiminde Bangladeş’teki kadına karşı şiddeti simgelemek için batıcı ve kesici aletler kullanmayı tercih ediyor. Kırsal kesimde doğumda kullanılan jilet, sanatçının çocukluğunda gözlemcisi olduğu evde, ebe ile doğan yeğenlerinin ve kuzenlerinin doğumunda kullanıldığı için görsel hafızasına kazınmış bir malzeme. Lipi, ilkin fabrikasyon jilet kullanırken, daha sonra farklı büyüklüklerdeki objeleri için özel üretim jilet kullanmaya başlamış. Kadın bedeninin düşündürdüğü yumuşaklık ile zıtlık oluşturan, bedene koruyucu bir zırh olan eserler yaratıyor. Aktivist sanatçı duvara asılı, saç telleri bakırdan yapılma beş peruk ile ülkesinde cinsiyet değiştirmiş bireylerin sesi olmak, onların korkusunu yansıtmak ve toplumdan yalıtılmışlıklarını ifade etmek için Aynı Olamayız adlı eserini yaratmıştı. Ülkesinin önde gelen çağdaş sanatçılarından biri olan Lipi, iki kez ülkesini Venedik Bienali’nde temsil etmiş, bol ödüllü bir sanatçı. Kendisi gibi sanatçı olan eşi ile birlikte 2002 yılında Bangladeşli sanatçılara yardımcı olmak için bir vakıf kurdu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 2002 yılında, Pakistan’ın Pencab Eyaleti’nde, erkek kardeşinin daha yüksek kasttan bir kadınla ilişki kurmasını cezalandırmak için bir kadın, yaşadığı köyün heyeti tarafından, yüzlerce tanık önünde, bir saat boyunca, birden çok erkeğin kendisine tecavüz etmesi cezasına mahkum oluyor. Tepkiler o kadar büyük oluyor ki, polis olaya karışan erkekleri tutuklamak zorunda kalıyor, kadına da tazminat ödeniyor.
  • Yine 2002 yılında bir kadın, eniştesini kendisine tecavüz etmekle suçladığı için taşlanarak ölüm cezasına çarptırıldı. Tepkiler üzerine ceza kaldırıldı.
  • Sharmeen Obaid-Chinoy (1978-), günümüzdeki en ünlü Pakistanlı kadın. 2012 ve 2016 yıllarında belgesel dalında almış olduğu iki Akademi Ödülü, altı Emmy Ödülü ile tanınan bir sinemacı. 2012 yılında Time Dergisi onu dünyanın en etkili yüz kişisinden biri seçmiş. Davos’ta yüzlerine kezzap atılan Pakistanlı kadınları anlatan belgeselinin izlenmesinden iki yıl sonra, 2017’de Dünya Ekonomik Forumu’nda eş başkanlık yapan ilk sanatçı oldu. Ülkesindeki namus cinayetlerine yoğunlaşıp, karılarına işkence uygulayan kocaları cezalandıran yasaların çıkmasını sağlamış.
  • 2002 yılında Kuzey Kore’de, kadın tutukevinde doğum yapan kadınların çıplak beton zemin üzerinde, doktorun doğumu çizmesi ile kadının karnına basarak yaptırdığı, doğan çocuğun ise hemen öldürüldüğü Washington’da Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komisyonu önünde anlatılmıştı.
  • 2002 yılında Nijerya’da evlilik dışı hamile kalan bir kadın, boynuna kadar toprağa gömülerek halk tarafından başı parçalanana kadar taşlanma cezası aldı.
  • Klitoridektomi, İngiltere’de Viktoryen Dönemde (1837-1901) de uygulanan bir metottu. Kadınları melankoli, histeri ve nemfomani gibi kadın hastalıklarından koruduğu düşünülüyordu. Günümüzde de Mısır’dan Somali’ye kadar uzanan bölgede, Arap Yarımadası’nda ve Asya’nın bazı yörelerinde kadınların ve genç kızların %80-100’ü klitoris sünnetine maruz kalıyor.
  • Kenyalı kadınların yaklaşık yarısı bugün de cinsel organ sakatlanmasının tehdidi altında.
  • Nijerya’da her insanın bir erkek bir de kadın ruhuyla dünyaya geldiğine inanılıyor. Bir kadında kadınlık ruhunun tam olarak gelişmesi için, erkek ruhunun bulunduğu beden parçasının alınması gerekiyor. Kadınsal ruh, sünnet edilen deri parçasının altında olduğu için de erkeklerde sünnet zorunlu.
  • Mısır’da1996 yılında kadın sünneti resmen yasaklandı.
  • Arap dünyasındaki kadınların peçe takma zorunluluğu, Batı için geriliğin simgesi iken, peçe takma, Batı’nın siyasal, ekonomik ve kültürel baskısını yıkmanın da sembolü oldu.
  • 11 Eylül 2001 olaylarının planlayıcısı Mohammed Atta, vasiyetinde hiçbir kadının cesedine değmemesini, hiçbir hamile kadının veya kirlenmiş kişilerin kendisine veda etmemesini ve taziye için evine ayak basmamasını istemişti!
  • Yemen’de Arap Baharı ile başlayan kaosta 2011 yılında imzalanan Girişim’de istenen hususlardan biri “çocuklar ile kadınlar başta olmak üzere dezavantajlı kesimlerin korunması için gerekli tedbirlerin alınması” olmuştur.
Kadın Ev, Louise Bourgeois, 1990. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 15. istanbul Bienali, Pera Müzesi, 2017.

Kadın Ev, Louise Bourgeois, 1990.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 15. istanbul Bienali, Pera Müzesi, 2017.

2017 yılı itibarıyla dünya genelindeki çocuk gelin (18 yaşın altında) sayısının 700 milyon olduğu basında yer aldı.

Hindistan’da Yüksek Mahkeme 18 yaş altı kız çocuklarla evlilikte cinsel ilişkinin tecavüz kapsamına alınmasına karar verdi.

İngiliz tıp dergisi Lancet’te yayımlanan Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmasına göre dünya genelinde 2010-2014 arasında her yıl güvensiz koşullarda 25 milyon kürtaj operasyonu yapıldı. Bunların %97’si Afrika, Asya ve Latin Amerika’da gerçekleşti.

Dünyada okuma yazma bilmeyen ve eğitim hakkından mahrum bir milyara yakın yetişkinin üçte ikisinin kadın olduğu biliniyor.

Dünyada 131 milyon okul çağındaki kız çocuğu eğitim almıyor.

10 kız çocuğundan biri 20 yaşından önce cinsel şiddete uğruyor.

Dünyadaki arazilerin %1’i, 300 trilyon dolarlık mal varlığının 14 trilyon doları kadınlara ait.

Üniversiteyi yeni bitirmiş kadınlar erkeklerden %20 daha az para kazanıyor. Bu fark on yıl içerisinde %31’e kadar artıyor.

Eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın, sürdürülebilir kalkınmaya giden önemli bir yol; müreffeh, barışçıl ve dirençli toplumlar oluşturmak için gerekli olduğu, yalnızca kadınların değil, insanlığın geleceğine de yatırım olduğu düşünülüyor.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Çin Halk Cumhuriyeti, Luoyang Eski Kent, 2017.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Çin Halk Cumhuriyeti, Luoyang Eski Kent, 2017.

 

Şiddet 50| Doğu’da Kadının Konumu 8

Çarşaf, Aykut Cömert, 2015. Contemporary Istanbul 2015’te sergilenen siyah beyaz video eseri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çarşaf, Aykut Cömert, 2015.
Contemporary Istanbul 2015’te sergilenen siyah beyaz video eseri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Peçe takmadıkları için kızların yüzüne asit atan, ikiye ayırdıkları peçesiz bir kız öğrencinin çıplak bedenini Kabil Üniversitesi’nin bir dersliğinin kapısına çivileyen Gülbeddin Hikmetyar, ABD’nin sınırsız desteğini kazanmıştı. SSCB ile olan savaşta, Reagan hükumeti milyarlarca doları, Pakistan üzerinden Hikmetyar’a bağlı gruplara aktardı. 1989’da Sovyet ordusu Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldı. Pakistan’daki kuran kurslarında eğitilmiş öğrencilerin oluşturduğu bir grup İslam köktendincisi Taliban adıyla ortaya çıktı.
  • Afganistan’da kadına baskıyı birincil hedef olarak benimseyen köktendinci Taliban ile kadınlar yasa zoruyla kamu yaşamından kovuldular, temel haklarından yoksun bırakıldılar. Afgan kadınlarının mesleklerinde çalışmalarını, okula gitmelerini, erkek doktorlarca muayene edilmelerini, makyaj yapmalarını, süslenmelerini, erkek bir akrabanın eşliği olmadan ve burka denen giysi ile örtünmeden sokağa çıkmalarını yasakladı. Burkaların altına renkli giysi giymeyi, genç erkek ve genç kızların görüşmesini, erkek kuaföre saç yaptırmayı, güzellik salonlarına gitmeyi de yasaklar arasında saymamız lazım. Taliban ayrıca televizyonu, müziği, dansı, ıslık çalmayı, fotoğraf çektirmeyi ve her türlü eğlenceyi yasakladı. Toplu taşım araçlarında kadınlarla erkekler ayrı bölümlerde oturuyorlar. Erkeklerin kadın iç çamaşırı satması da yasak. Erkeklerin de sakal bırakıp beyaz takke giyme zorunluluğu vardır. Tüm bu kuralları ahlak polisi denetler. Burkanın altına beyaz ayakkabı giymek, beyaz Taliban bayrağına hakaret sayıldığından kırbaç cezasını gerektirir. Oje sürenin parmaklarını kesmek, yalnız sokağa çıkan kadınlara dayak, kocaya ihanet ölüm cezası alır.
  • Afganistan’da eşcinsellerin canlı canlı gömülme ve buldozerle ezilme cezalarına çarptırılmışlıkları vardır.
  • Afganistan’da çocuk yuvaları da kapatılmıştı. Afyon üretimini denetlemesi nedeniyle ABD’den mali destek alan Taliban, 2001 yılında ABD askerinin Afganistan’a çıkması ile iktidardan düştüyse de aşırı dinciler kız okullarına silahlı saldırı düzenlemeye devam ediyor.
  • Suudi Arabistan, kadın haklarının sistematik olarak ihlal edildiği bir ülkedir.
  • 5 Ocak 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir habere göre, Endonezya Merkez Bankası tarafından tedavüle sokulan yeni banknot ve madeni paralarda, ülke tarihinde önemli rol oynamış kadınların başörtüsüz resimlerine yer verilmesi ve bahsi geçen 11 ulusal kahramanın beşinin Müslüman olmaması tartışma yarattı. Habere göre, Endonezya Merkez Bankası kararı savunarak, ülkenin ulusal kahramanlarının dinlere göre seçilmediğini belirtti.
  • UNICEF’e göre dünyada 120 milyon çocuk okula gitmiyor. Büyük bir çoğunluğu kızlardan oluşan bu çocukların %80’i Afrika’da, Büyük Sahra’nın güneyinde ve Güneydoğu Asya’da yaşıyor.
  • 2017 yılında Suudi Arabistan’da bir devrim gerçekleşti! Kral Salman’ın fermanı ile Haziran 2018’den itibaren kadınlar otomobil kullanabilecek. 1990, 2011 ve 2013 yıllarında otomobil kullanma hakkı için mücadele eden kadınlar Vahabi aşırıcılara rağmen başardılar.
Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015. Antika anatomik poster üzerine akrilik. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Contemporary İstanbul 2015.

Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015.
Antika anatomik poster üzerine akrilik.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Contemporary İstanbul 2015.

 

 

Şiddet 48| İran’da Kadının Konumu 1

  • 1967 ve 1973 yılında İran’da yürürlüğe giren aile korunması kanunları ile erkeğin İslam hukukuna göre üç kez boş ol diyerek eşinden ayrılması yerine, boşanmak için mahkemeye başvurması zorunlu kılınmıştı. Kadınlara da boşanma davası açma hakkı ve kocasının ikinci bir eş alması için kendisinin iznini gerekli kılan haklar tanınmıştı. Doğrudan babaya verilen çocuk velayeti için de aile koruma mahkemelerinin kararı öngörülmüş; kızların 1967’de 13 olan evlenme yaşı, 1975’te 18’e çıkarılmıştı. Humeyni rejimi ile erkekler karılarını yine sözle boşamaya başladılar. Boşanan çiftlerin çocukları babaya, dul annelerin çocukları en yakın erkek akrabaya verildi.
  • Erkekler Şii İslam’da uygun görülen geçici evlilik (Mut’a nikahı) yapma hakkına sahip oldular. Bu nikah birkaç dakika da sürebilir, 50 yıl da. Poligaminin bir uzantısı olan bu tür evlilik, Sünni Müslümanlar tarafından dışlanmıştır. Pehleviler döneminde de rağbet görmemişti, teokratik yönetimde yeniden canlandı. Geçici evlilikte erkek evli ya da bekar olabilir. Bir erkeğin dört kadına kadar evlilik yapması, ayrıca pek çok kadınla da geçici evlilik ilişkisi içinde olması mümkündür. Evli kadının geçici kocası olamaz. Mut’a nikahı sona erince, kadın hamile olmadığını kanıtlamak için üç kez adet gördükten sonra yeniden bu tür bir evlilik yapabilir. Erkek istediği an Mut’a nikahını sonlandırabilir ama kadının böyle bir hakkı yoktur. Nikah sonlanmadan erkek ölürse kadına miras hakkı doğmaz; bu beraberlikten doğan çocuğun miras hakkı olur.
  • Teokratik yönetim evlenme yaşını 9’a indirdi. 1986 yılında bir İranlı kadının ortalama yedi çocuğu vardı. Diğer Asya ülkelerinde ve Ortadoğu’da olduğu gibi, İran’da da geleneksel olarak erkek çocuk daha kıymetli sayılıyordu. 1979 yılında 34 milyon olan İran nüfusu, 1986 yılında 50 milyona çıkmıştı. Bunun üzerine kız ya da erkek, iki çocuk yeter kampanyası başlatıldı. Doğum kontrol programı 1988’de tek oy farkla kabul edildi. Doğum kontrol malzemesi bedelsiz dağıtılmaya, ücretsiz vasektomi yapılmaya başlandı. Din adamları da doğum kontrolünü ve vasektomiyi teşvik ettiler. Oysa Hindistan’da doğum kontrolü uygulamasının halkın kısırlaştırılması şeklinde anlaşılması sonucunda büyük tepkiler oluşmuş, 1977 yılında İndira Gandi erken seçime gitmek zorunda kalmış ve partisi seçimleri kaybetmişti. 1998 yılına gelindiğinde İran’da kadın başına doğan çocuk sayısı 7’den 2,7’ye düşmüştü. 1999’da Birleşmiş Milletler İran’ı nüfus planlamasının en büyük ödülüne layık gördü.
  • Monarşi döneminde 1963 yılında İranlı kadınlara oy hakkı tanındığında Humeyni, ülke genelinde protesto başlatmış, kadınlara oy hakkı verilmesine, ahlaksızlığı ve şehvet düşkünlüğünü teşvik edeceği nedeniyle karşı çıkmıştı. Ama sürgündeyken, İranlı kadınlardan ayaklanıp, şaha karşı yürümelerini; 1979 yılında ülkeye döndükten sonra referandumda İslam Cumhuriyeti’ni onaylamalarını; İran-Irak Savaşı’nda (1980-1988) kocalarını ve oğullarını savaş için yüreklendirmelerini, karneye bağlanmış yetersiz erzak ve yakıtla yetinmelerini, evden çıkıp çalışmalarını istedi, kadınlar da hepsini yaptı. Humeyni, bu süreçte kadınlara verilmiş oy hakkının geri alınamayacağını anladı. Oy verme yaşı 18’den 15’e indirildi.
Contemporary Istanbul 2015’in Focus bölümünde İranlı sanatçılara yer verildi. Sergilenen eserlerden biri Faramarz Pilaram’a (1937-1982) aitti. Kaligrafi ile soyutu bir araya getiren bu eserde tuval üzerine yağlı boya, rapido, altın yaprak ve tahta kalıplarla gerçekleştirilmiş, ksilografi denen teknik bir arada kullanılmış. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Contemporary Istanbul 2015’in Focus bölümünde İranlı sanatçılara yer verildi. Sergilenen eserlerden biri Faramarz Pilaram’a (1937-1982) aitti. Kaligrafi ile soyutu bir araya getiren bu eserde tuval üzerine yağlı boya, rapido, altın yaprak ve tahta kalıplarla gerçekleştirilmiş, ksilografi denen teknik bir arada kullanılmış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Şiddet 47| İslam’da Kadının Konumu

  • Kur’an, kadınlarla erkeklerin Allah önünde eşit olduğunu söyler. Ayetlerin çoğu eşitliği destekler niteliktedir. Mali haklar konusunda Nisa Suresi, 32. Ayet; kadın ve erkeğin birbirine saygısı ve eşit olma durumu hakkında Tevbe Suresi, 71. Ayet; boşanma hakları konusunda Nisa Suresi, 35. Ayet örneklerden bazılarıdır.
  • İslamiyet, ilk dönemlerinde kadınlara miras yoluyla mülk edinme hakkı tanıdı. Bu hak, Hıristiyanlık’ta tanınmamıştı.
  • Çok kadınla evlenme, kadının yüzünü peçe ile örtmesi, harem uygulaması gibi bazı İslamiyet öncesi gelenekleri de sürdürdü. Çok eşlilik, peçe takma, kadının belirlenmiş bölümlerde, toplumdan uzak yaşaması gibi olgular Bizans toplumunun üst sınıflarında da görülen bir yaşam biçimiydi.
  • Evlerdeki ayrı bölümlerde yaşama ilkesi camiye de taşındı, kadınlarla erkekler ayrı bölümlerde ibadet eder oldular.
Evleri birbirinden ayıran kalın ve sağır kerpiç duvarlar mahremiyetin, kadın olmanın sınırlarını aşılmaz biçimde belirlemiştir. Kadının yaşamı mutfağı ve hamuruyla sınırlandırılmıştır. Çatılar kadınların alanı. Çatılar birbirine geçişli. Sokağa pek çıkamayan kadınlar birbirlerine teraslardan gidip geliyorlarmış. Kadınlar çatılarda buluşuyor, gün yapıyor, çatılarda kadın pazarları açılıyormuş. Çatılar sıcak gecelerde yatak odası olarak da kullanılıyormuş. Gıdamis, Libya. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Evleri birbirinden ayıran kalın ve sağır kerpiç duvarlar mahremiyetin, kadın olmanın sınırlarını aşılmaz biçimde belirlemiştir. Kadının yaşamı mutfağı ve hamuruyla sınırlandırılmıştır.
Çatılar kadınların alanı. Çatılar birbirine geçişli. Sokağa pek çıkamayan kadınlar birbirlerine teraslardan gidip geliyorlarmış.
Kadınlar çatılarda buluşuyor, gün yapıyor, çatılarda kadın pazarları açılıyormuş.
Çatılar sıcak gecelerde yatak odası olarak da kullanılıyormuş.
Gıdamis, Libya.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Şeriat, yasak cinsel ilişki kuran kadına taşlanarak ölme cezası getirdi.
  • İslamiyet beden konusunda Asya kültürlerine benzer, beden düşmanlığı yoktur.
  • Ortaçağ İslam bilgini el Gazali’ye (1058-1111) göre, erkeğin çektiği bütün belaların, bütün mutsuzlukların ve acıların kaynağı kadındır. Gazali, adet görme, hamile kalma ve doğumu Tanrısal cezalar arasında görür. Ona göre, kocası istediği zaman onu boşayabilir ama kadın kocasını boşayamaz; bir erkek dört kadın alabilir ama kadının tek kocası olur; kadın evin kapalı bir bölmesinde yaşar; iki kadının ifadesi bir erkeğin ifadesini karşılar; kadın ancak yakın bir akrabasının eşliğinde evin dışına çıkabilir.
  • İslam bilgini İbn el Arabi (1165-1240) kadınlara karşı olumlu bir tavır sergiler ve bu tür görenekler kadınların statüsünü aşağı düşüreceği için karşı çıkar.
  • Aile içi evlilikler, İslam dünyasında ve gelişmekte olan ülkelerde uzun süredir kabul gören bir uygulamadır. Tarihsel açıdan bu gelenek, eşlerin köklerini tanımaya yarayan ve aile içindeki rolünün devamını sağlayan bir yoldur. Ayrılıkları ya da boşanmaları engellemek açısından da önemlidir. Ayrıca servetin aile dışına çıkmasını da önler. Ancak genetik olarak sağlıksız çocukların doğmasına da yol açar. 1994 yılından bu yana İran’da uygulamaya konan bir program, aile içi evlilik yapan çiftler için eğitim, sağlık tarama ve danışmanlık hizmetleri ile genetik testleri içeriyor. Ailedeki sakatlıkların tarihçesi izleniyor, diğer aile içi evlilikler hakkında bilgi toplanıyor, riskli bulunan çiftler tibbi araştırma için genetik uzmanlara gönderiliyor. Gelişmekte olan ülkelerin hiçbirinde daha önce böyle bir program yoktu.
  • İslami kanunlar erkek evleneceği kadını önceden görmeli ve onunla konuşmalı der. Ama adetlerde adayların birbirini görmesi yoktur. Büyük kentler dışında gelenekler ağır basar.
  • Namus uğruna cinayet işlenmediği veya kısas yasasının uygulanmadığı söylenemez; ancak toplum, bir zamanlar bunları olumlu şeyler olarak görürken, artık olumsuz olarak değerlendirmektedir. Kimi zaman aynı ahlak, öldürme yasağının istisnaları olabileceğini kabul edebilir, kolektif duyarlığın daha üstün bir iyiliği güvence altına alan korkunç eylemleri ve kurban etmeleri kabul edebileceği gibi.