Etiket arşivi: Jüpiter

James Joyce 2

  • Joyce İrlanda’dan ayrılmasını bir taşra atmosferinde, milliyetçi ve Katolik bir ortamda büyük bir yazar olamadığı için ayrılmaya mecbur kaldığını ileri sürer. Oysa oradan ayrıldığında kitapları yayımlanmakta, şöhreti artmaktaydı. Bazı iddialara ise genç ve eğitimsiz kız arkadaşını ailesine ve entelektüel dostlarına eşi olarak tanıştırmaktan utandığı için İrlanda’dan ayrıldığı yönündedir.
  • İrlanda onun için üç bağımlılığı, aileyi, dini ve İrlanda ulusçu politikasını temsil ediyordu.
  • İrlanda, öteden beri Avrupa’nın en koyu Katolik üyesiydi. Kilise şekillere sımsıkı bağlı, çok güçlü bir örgüte sahip, karşı çıkılmaz bir gericilik kurumuydu. Ulusçuluk akımını da kendi bünyesi içine almayı başarmıştı.
  • 1898’de bugünkü adıyla University College of Dublin’e girmiş, Modern Filoloji bölümünden (Latince, İtalyanca, Fransızca, Almanca ve Norveç dilleri) yeterlik derecesiyle 1902 yılında mezun olur. Sonra Paris’te tıp okumaya gider fakat dersleri Fransızca takip etmekte zorlandığı için eğitimini yarıda bırakır.
  • Dublin’de üniversitede okurken Yeats’in bir tiyatro oyununu protesto etmeyi reddetmiş, Dublinli Katolikler tarafından aforoz edilen Henrik Ibsen’i savunan makaleler yazmış, İrlanda tiyatro sahnelerinin dar görüşlülüğüne hücum eden denemeler yayımlamıştır.
  • Koyu bir Katolik olan annesi Mary Joyce’un kanser olduğunu öğrenince Fransa’dan İrlanda’ya döner. Annesinin ölümünün ardından çok zor bir dönem geçirir. Geçimini gazete makaleleri yazarak ve ders vererek kazanır. Şarkı söylediği de bilinir, hatta tenor sesinin güzelliği sayesinde bir yarışmada ikincilik almış ve hakkında güzel şeyler yazılmıştır. Bu dönem Joyce’un içmeye başladığı dönemdir.
  • Yine o günlerde bir otelde oda hizmetçisi olan Nora ile tanışır. İlkokul mezunu Nora ile olan birlikteliği dini ve toplumsal baskılara maruz kalmasına sebep olur. Birlikte kıta Avrupa’sına kaçarlar, Trieste, Roma, Paris, Zürih, Pula’da (Hırvatistan) yaşarlar. Trieste o sırada Avusturya işgali altındadır. İtalyan gazetesinde İrlanda ile İngiltere’nin ilişkisini anlatarak Avrupa’da İrlanda’nın sesi olduğu gibi, benzeşim yoluyla Avusturya sansürünü de kırmış olur. Sürgünde yaşayabilmek için gazete yazarlığından başka bankada memurluk ve öğretmenlik de yapar.

  • Byron, Shelley, Lawrence gibi Joyce da sürgünü kendisi istedi. Bu yazarların tümü henüz hayattayken uluslararası şahsiyetler oldular. Onları büyütmüş olan uluslar için ve çoğunlukla onlara karşı yazmaya devam ettiler. ABD’li edebiyat eleştirmeni Richard David Ellmann (1918-1987), Joyce’un yaşamı bir yerde yeterince karmaşa içine girince onu çözmek yerine başka bir yere gitmeyi tercih ettiğini savunmuştur.
  • Joyce her zaman şiddet karşıtı, ırkçılığa ve baskıya karşı sesini duyurmuştur. Ülkesindeki dini baskının gücünü, katı Katolik halkın bireyler üzerindeki dayanılmaz baskısını da anlatmış, şüpheciliğin engellenemediğini, fikir üretiminin olanaksız kılındığını da dile getirmiştir. “Kendisine saygısı olan hiç kimse İrlanda’da kalmak istemez. Aksine Jüpiter tarafından lanetlenmiş gibi ülkeden kaçmak ister” diye kendi sürgün nedenini açıklamıştır.
  • 1904 yılında terk ettiği İrlanda’ya üç kez döner. Bunlar mecburi yapılmış dönüşlerdir ve hep kısa kalmıştır. Son gelişi 1912 yılındadır. Şehirle ilişkisi bir aşk/nefret ilişkisidir. Giacomo Joyce hariç bütün eserleri Dublin’de geçer, başka bir yeri yazmamıştır, Dublin eserlerinin başkarakteri gibidir.
  • Fredric Jameson’a göre, Joyce ya da Mallarmé’nin başını çektiği bir modernizmin peşinde koştuğu ideal, “vatansız sözü” söylemekti; bunun için her türlü anlatı biçimi kullanılmalı, karıştırılmalıydı ki söz evrensellikle buluşsun.

 

Ay ve Harran

Ulu Cami, Harran, Şanlıurfa. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2000.

Ulu Cami, Harran, Şanlıurfa.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2000.

  • Harran; Ay, Güneş ve gezegenlerin kutsal sayıldığı eski Mezopotamya’daki Asur ve Babillerin çoktanrılı inancına dayanan paganlığın önemli merkezlerinden biri idi.
  • Ay tanrısı Sin, paganların asırlar boyunca en büyük tanrısı olmuştur.
  • Bu dönemde Harran’da astronomi ilmi çok ilerlemiştir.
  • Bölge insanının bir kısmı Hıristiyan, bir kısmı Müslüman olurken bir kısmı da 11. yüzyıla kadar Sabi inancını benimsemiştir.
  • Sabi inancı monoteist bir inanç olmakla birlikte burada paganizm ile karışmış, farklı bir çehreye büründüğü için mensupları Harranlı Sabiler olarak anılmışlardır. Onlara göre yüce varlık sadece yaratma gibi önemli işleri yapar, diğer işleri gezegenler ve onlar adına inşa edilen tapınaklardaki putlar yapardı. Bu dönemde de Sin önemini korumuştur.
  • Bu dinin mensupları İslâm kaynaklarında Harrânîler (putperestler) adıyla anılmıştır.
  • Harran, zamanın özellikle Sin/Ay inancının önemli tapınaklarının yer aldığı merkezler arasındaydı. MÖ 2000’li yıllarda Harran’da ünlü bir Sin mabedi olduğu bilinmektedir.
  • EdessaUrfa, MS 3. yüzyıla kadar yıldız ve gezegen kültürünün hakim olduğu dini ve politik bir merkez idi. Pagan dönemde yörenin inanç ve ritüelleri Güneş, Ay, Jüpiter, Venüs, Merkür, Satürn ve Mars kültü etrafında şekillenmekteydi. Urfa çevresinde yaşayan Bedeviler için kaynaklarda gezegenlere kurban kestikleri yazar.
  • Harran bölgesinde güneşin de önemli bir inanç figürü olduğu biliniyor. Ancak kaynaklarda MS 3. yüzyıla kadar Ay tanrısından başka bir ilah ve inanış şekli yer almamıştır.
  • Yeri kesin olarak tespit edilemeyen Sin mabedinin, höyükte, iç kalede ya da Ulu Camii’nin yerinde olduğu konusunda değişik fikirler ileri sürülmektedir.

 

 

Yararlanılan Kaynaklar

Kaybolan İzler, Mümtaz Fırat, YKY, 2017.

mekan360.com/360fx_ulucamiiharransanliurfa.html

ekitap.kulturturizm.gov.tr/TR,80698/harran-ve-harrandaki-mimari-eserler.html

 

 

Fotoğraflarla Suriye Gezisi 3 / Şam 3

Emevi Camii Girişi- Bugün caminin bulunduğu yer 3000 yıldan beri mabet alanı. MÖ 9. yüzyılda Arami tanrısı Hadad adına yapılmış tapınaktan sonra Romalılar buraya Jüpiter adına bir mabet yapmışlar. Dördüncü yüzyılda Vaftizci Yahya’ya adanmış kiliseden sonra burası 705 yılında cami olmuş.

Emevi Camii Girişi- Bugün caminin bulunduğu yer 3000 yıldan beri mabet alanı. MÖ 9. yüzyılda Arami tanrısı Hadad adına yapılmış tapınaktan sonra Romalılar buraya Jüpiter adına bir mabet yapmışlar. Dördüncü yüzyılda Vaftizci Yahya’ya adanmış kiliseden sonra burası 705 yılında cami olmuş.

Emevi Camii, Moğollar tarafından talan edilmiş, depremlerde hasar görmüş ve 19. yüzyılda büyük bir yangının kurbanı olmuş ama hala olağanüstü görkemiyle ayakta. Suriye'deki en önemli yapı sayılan bu cami, ilk önemli Müslüman yapısı ve kimilerine göre Mekke, Medine ve Kudüs'teki camilerden sonra İslam aleminin en kutsal eseri. Bu cami, ulu camiler için örnek oluşturmuş. Müslümanlar, önce kilisenin doğu kısmını  camiye çevirmişler, batı bölümünü Hıristiyanlar kilise olarak kullanmaya devam etmişler. Ortak kullanım 70 yıl devam etmiş.

Emevi Camii, Moğollar tarafından talan edilmiş, depremlerde hasar görmüş ve 19. yüzyılda büyük bir yangının kurbanı olmuş ama hala olağanüstü görkemiyle ayakta. Suriye’deki en önemli yapı sayılan bu cami, ilk önemli Müslüman yapısı ve kimilerine göre Mekke, Medine ve Kudüs’teki camilerden sonra İslam aleminin en kutsal eseri. Bu cami, ulu camiler için örnek oluşturmuş. Müslümanlar, önce kilisenin doğu kısmını camiye çevirmişler, batı bölümünü Hıristiyanlar kilise olarak kullanmaya devam etmişler. Ortak kullanım 70 yıl devam etmiş.

 

Caminin giriş kapısı üzerinde Şam şehri tasvirli mozaik. Mozaikler cam ve taş.

Caminin giriş kapısı üzerinde Şam şehri tasvirli mozaik. Mozaikler cam ve taş.

Yapının tümünü cami yapma işini Antakyalı mimarlar gerçekleştirmiş. Bu mimarların daha önceki eserleri kiliselerdi. Caminin planı bazilikal plan. İki katlı revaklar, mozaik kullanımı da Bizans etkisi. Sekiz Roma sütunu üzerindeki hazine odasında halkın bağışları korunurmuş.

Yapının tümünü cami yapma işini Antakyalı mimarlar gerçekleştirmiş. Bu mimarların daha önceki eserleri kiliselerdi. Caminin planı bazilikal plan. İki katlı revaklar, mozaik kullanımı da Bizans etkisi. Sekiz Roma sütunu üzerindeki hazine odasında halkın bağışları korunurmuş.

Caminin batı cephesinde yer alan bu mozayiğin Barada Vadisi olduğu düşünülüyor. İnanışa göre, Hz. Muhammed, Barada Vadisi’ne kadar gelip, Şam’ı oradan görmüş, şehre girmemiş, “Cennete iki kere girilmez” demiş. Bu mozaik tablo, 37 metre uzunluğunda.

Caminin batı cephesinde yer alan bu mozayiğin Barada Vadisi olduğu düşünülüyor. İnanışa göre, Hz. Muhammed, Barada Vadisi’ne kadar gelip, Şam’ı oradan görmüş, şehre girmemiş, “Cennete iki kere girilmez” demiş. Bu mozaik tablo, 37 metre uzunluğunda.

Caminin içindeki bu bölümde Vaftizci Yahya’nın başının gömülü olduğu düşünülüyor.

Caminin içindeki bu bölümde Vaftizci Yahya’nın başının gömülü olduğu düşünülüyor.

Burası aynı zamanda Şiiler için bir hac merkezi. Hz. Hüseyin’in başının burada gömülü olduğu düşünülüyor. Mısırlılar, Hz. Hüseyin’in başının Kahire’deki camilerden birinde gömülü olduğunu iddia ederken, Iraklılar Kerbela’da olduğunu öne sürüyorlar.

Burası aynı zamanda Şiiler için bir hac merkezi. Hz. Hüseyin’in başının burada gömülü olduğu düşünülüyor. Mısırlılar, Hz. Hüseyin’in başının Kahire’deki camilerden birinde gömülü olduğunu iddia ederken, Iraklılar Kerbela’da olduğunu öne sürüyorlar.

Emevi Camii’nin üç minaresi var. Üçü de caminin inşaası sırasında yapılmış, sonra Memluklar ve Osmanlı dönemlerinde restore edilmiş. Bu fotoğraftaki minare Batı minaresi. Memluk tarzı.

Emevi Camii’nin üç minaresi var. Üçü de caminin inşaası sırasında yapılmış, sonra Memluklar ve Osmanlı dönemlerinde restore edilmiş. Bu fotoğraftaki minare Batı minaresi. Memluk tarzı.

Nişanlı Kız minaresi adı verilen ikinci minare.

Nişanlı Kız minaresi adı verilen ikinci minare.

Güney doğudaki üçüncü minare. Adı, İsa minaresi. Kıyamet Günü’nde İsa’nın buradan yeryüzüne ineceğine inanıldığı için bu ad verilmiş.

Güney doğudaki üçüncü minare. Adı, İsa minaresi. Kıyamet Günü’nde İsa’nın buradan yeryüzüne ineceğine inanıldığı için bu ad verilmiş.