Etiket arşivi: Juan Rulfo

Şiddet 84| Sanat ve Şiddet 3

EDEBİYATTA KADIN KARAKTERLER

Boboli’nin bahçesinde Dante ve Beatrice, Raffaele Giannetti  (1832–1916), geç Pre-Raphaelite stili, 1877. Fotoğraf: Wikimedia Commons

Boboli’nin bahçesinde Dante ve Beatrice, Raffaele Giannetti (1832–1916), geç Pre-Raphaelite stili, 1877. Fotoğraf: Wikimedia Commons

 

  • Dante, iffetli ve dokunulmamış Beatrice modelini ortaya attı. Dokunulmamış, iffetli Beatrice modeli yüzyıllarca gururla varlığını sürdürdü. Rönesans, bilge kadını ortaya çıkardı ve bilge kadın, şiirle düzyazıya yöneldi. Dickens, çocuk eş modelini ortaya attı ve çocuk eşler çoğalmaya başladı. George Eliot bu modeli taklit etti. Sonra soylu kadın, saf eş, sadık anne modelleri ortaya çıktı. Kadınlar da kendilerini bu modellere uydurmaya çalıştı.
  • Flaubert, Yerleşik Düşünceler Sözlüğü adlı kitabında 19. yüzyılda burjuvaların sanatçıya ilişkin görüşünü aktardı: ”Sanatçılar: Hepsi soytarı. Bütün kadın sanatçılar ise sürtüktür.”
  • Victoryen Dönem’de (1837-1901) Shakespeare’in eserleri dildeki kabalıklarından ve cinsel sözcüklerinden arındırılarak, aileler için yeniden basıldı. Sansür, yazara, esere, edebiyata ve okura uygulanan şiddettir.
  • Aynı dönemde Charles Dickens (1812-1870), 15 romanının ve sayısız öykülerinin hiçbirinde etkileyici bir ergen kadın portresi çizmedi. Dönemin ideali çocuk kadına sadık kalarak sansürü içselleştirmiştir.
  • Viktoryen Dönem’in yarattığı hayranlık uyandıran asil ve özverili, eşinin iyiliği için kendini feda eden, onun için didinen kadın ideali Charlotte Brontë’nin (1816-1855) Jane Eyre ve George Eliot’un (1819-1880) Middlemarch adlı eserlerinde işlenmişti. Gerçekçi bir yazar olan ve psikolojik çözümlemenin öncüsü olarak kabul edilen Mary Anne Evans, kadın olduğunu gizlemek için George Eliot takma adı ile eserlerini yayımlamıştır: İçsel sansüre ve kadının toplumdaki yerine işaret eden bir başka uygulama.
  • Şehvet, tutku, aşk ve şiddet dolu duyguları içeren Uğultulu Tepeler adlı tek romanı ile Emily Brontë (1818-1848), skandala sebep olmuştu.
  • Fransız yazar Emile Zola (1840-1902) ise ergen kadınların canlı portrelerini erotik bir çekicilikle çizmiş, Toprak adlı romanı, İngiltere’de müstehcen olarak sınıflandırılmış, yasaklanmış ve yayımcısına hapis cezası verilmişti.
  • Edebiyattan kovulan erotizm ve cinsellik yeraltına inmiş, 1857 yılında bu tür yazına pornografi adı verilmişti: terim, fahişeler ve fahişelik üzerine yazılar anlamına geliyordu.
  • Guatemalalı Nobel ödüllü yazar Migel Angel Asturias (1899-1974), Mısır Adamları (1949) adlı eserinde Orta Amerika yerlilerinde kadının ezilişini, törelere göre yargılanışı ve cezalandırılışını anlatırken, bir yandan da kadının şeytana karışmış bir varlık olduğunu yazar. Sayın Başkan (1946) adlı eserinde ise bir rahibin ağzından şöyle der: “ Erkek gibi ata binerek erkekle eşit olduğuna mı inandın? Büyük bir günah bu… Efendimiz Tanrı, kadını kadın yarattığı için, kadın kadın olarak kalmalı ve Tanrılığa özenip düş yıkımına uğrayan şeytan gibi erkekliğe özenmemeli.” “Söz etmeye değmez. Korsesiz bir kadın…Ne bayağı olduğu belli…”
  • Büyülü Gerçekçilik’in babası sayılan Meksikalı yazar Juan Rulfo (1918-1986), ülkesinin kırsal kesimindeki şiddete dayalı, şiddetten kaynaklanan insan ilişkilerini kısa, kesik cümleler ve imgelerle dile getirmiştir. Eserlerinde (Kızgın Ova 1953 ve Pedro Paramo 1955), insanlar ölümün mırıltısıyla konuşurlar; ortam, ölümü yansıtır.
  • Ülkemizde 2005 yılında yayımlanan Gabriel Garcia Marquez’in Benim Hüzünlü Orospularım adlı eserinde orospu;

    Beyinsiz bir vücut olarak algılanan,
    Gel denildiğinde gelip, git denildiğinde giden,
    Kaderine karşı çıkmaktan aciz,
    Kendini para için boyun eğmek zorunda hisseden,
    Kendi cinsine ve vücuduna saygısını kaybetmek zorunda bırakılmış ve buna alıştırıldığı için hiçbir şeyi yadırgamayan kadın olarak betimleniyor.

 

 

 

Büyülü Gerçekçilik

  • Gerçeküstücülük’te anlam, ussallık dışı olandadır. Büyülü/Fantastik Gerçekçilik’te anlam, katmanlı düzlemlerde fantastik ögeler ve imgelerin metin içinde yoğrulmasıyla oluşur.
  • Büyülü Gerçekçilik terimi ilk olarak 1920’lerde Almanya’da gerçeküstü görüntüler resmeden sanatçılar için kullanılmış.
  • Latin Amerikalı yazarların yerli kültüründen gelen fantastik ögeleri, mitolojiyi, yani sözlü geleneği gerçekçi bir kurguyla bir araya getirmeleri olarak tanımlanır.
  • Büyülü Gerçekçilik, dili büyüye dönüştürürken, insanı ve anlattığı gerçekliği de büyüleyen bir yaratma gücüdür.
  • Meksikalı yazar Juan Rulfo (1917-1986) ve Arjantinli Jorge Luis Borges (1899-1986) Büyülü Gerçekçilik’in babaları olarak kabul edilirler.
  • Gabriel Garcia Marquez (1927-2014), Büyülü Gerçekçilik’in mitlerden, büyüden, doğanın yarattığı sıra dışı olaylardan, Latin Amerika’nın biricik yaşam biçiminden ve Avrupa gerçekçiliğinin gereksiz görüp dışladığı deneyimlerden oluştuğunu söyler.
  • Büyülü Gerçekçilik hep coşkuludur, acılardan grotesk tuhaflıklar ya da mizah çıkarır.
  • İtici gücü anlatım biçimidir. Gerçekle örtüşmesi olanaksız olanı dışa vurur.
  • Genelde Latin Amerika’nın günlük hayatındaki fantastiği açığa çıkarır.
  • Büyülü Gerçekçilik, Latin Amerikalı yazarların anlatım biçimini tam olarak niteleyen bir terim olduğu gibi, Kafka, Boris Vian, Gunter Grass, John Fowles gibi Batılı yazarları da kapsar.
  • Son Masallar kitabıyla Bilge Karasu, Yanık Saraylar adlı eseriyle Sevim Burak, Onat Kutlar, Nazlı Eray da Büyülü Gerçekçi eserler veren yazarlarımız arasında yer alırlar.
  • Faruk Duman, Onat Kutlar ile Juan Rulfo’nun kendi ülkelerindeki yerleri arasında benzerlik görür.
  • Fantastik Gerçekçiler, gerçekçi olanı açıklanamaz olanla, düşlerin ve peri masallarının mitolojik mantığını sıradan düşünceyle birleştirerek logos hegemonyasına meydan okumaktadırlar.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Söyle, Öldürmesinler Beni; Faruk Duman; Cumhuriyet Kitap Sayı 832.
  • Çevirmenin Gözünden G. G. Marquez, İnci Kut, Cumhuriyet Kitap 803.
  • Büyü Bunun Gerçekliğinde, Semih Gümüş, Radikal Kitap, 13 Mayıs 2005.
  • Sevgiden Öte Sürekli Ölüm, Füsun Akatlı, Yeni Yayınlar, 1980.
  • Klasiğimiz, Marquez; Semih Gümüş, Milliyet Sanat.
  • Mitlerin Kısa Tarihi, Karen Armstrong, Merkez Kitaplar, 2005.