Etiket arşivi: Jean-Marie Le Pen

Popülizm 5

  • Popülistler, siyasal-sosyal bir basitleştirme olarak homojen halk ve yoz elitler ayrımı yaparlar.
  • Popülistlere göre yapılması gerekenler açıktır; değerler ve deneysel kanıtlar ile uğraşılması gereksizdir.
  • İktidara geldiklerinde bağlayıcı bir vekaletname aldıklarını düşünürler. Bu vekaletin detayları, onların yorumlarına dayanır. Bu tutum, demokratik hesap verebilirliği zayıflatır. Her zaman halka dönüp “Yetkiyi bize siz verdiniz, biz sizin istediğinizi yaptık, bizim hatamız değil,” diyebilirler. Oysa demokratik anayasalar siyasetçilerin rolünü bağlayıcı vekalet ile değil, özgür vekalet ile tanımlar. Çünkü özgür vekalette hesap vererek yetkilerini nasıl kullandıklarını meşrulaştırma yükümlülüğü vardır.
  • Komplo teorileri de popülizm mantığından türerler.
  • Pek çok popülist, galip geldikten sonra da mağduru oynamaya devam eder.
  • Popülizm sadece temsili demokrasilerde olur.
  • Popülizmi savunan siyasetçilerin fiiliyatta temsili demokrasiye karşı olduklarını, siyasal katılımdan kaçındıklarını, partiler, parlamento vb. siyasal temsil araçlarını pek ciddiye almadıkları savunulur.
Fotoğraf: Al Jazeera Türk on Twitter

Fotoğraf: Al Jazeera Türk on Twitter

  • Popülist lider her bireyle bağı olduğu hissini vermeyi ister; aracıları (medyayı, parti örgütünü) aradan kaldırmayı arzular. Popülist partilerde neredeyse tüm kademelerin lidere bağlı olması bu yüzdendir. Chavez’in seçim kampanyalarında kullandığı “Chavez Halktır”, “Sen de Bir Chavezsin” gibi sloganların arkasında yatan budur. Twitter bir anlamda lidere medyayı aradan kaldırıp doğrudan ulaşmanın bir aracıdır. Chavez, Alo Başkan adlı TV şovunda savunma bakanına canlı yayında, on tank taburunu Kolombiya sınırına yollamasını söylemişti. Günümüzde de benzer medya kullanımları yapılmaktadır (Macaristan’da radyoda Victor Orban, Ekvador’da Rafael Correa, Bolivya’da Evo Morales vb.).
  • Demokrasinin önceden övülen ara kurumları, doğrudan demokrasi uğruna ortadan kalkar. Popülistler referandum gibi doğrudan demokrasi yollarını da tercih ederler. Ortak iyi tek ise, onu temsil etmenin tek bir yolu varsa partide itirazlar hoş görülmeyecektir. Bu yüzden lider bizzat her şeyi ve herkesi kontrol eder. Parti, tek üyesi olduğunu düşündürten bir kuruma döner. Geert Wilders her cumartesi Özgürlük Partisi’nin meclis üyelerini kendilerini nasıl ifade edecekleri ve yasal işleri nasıl yürütecekleri konusunda aydınlatır. Onunla sürtüşecek cesareti olanları partiden atar.
  • Popülist partiler bir klan gibi örgütlenir. Fransa’da Milli Cephe’yi Jean-Marie Le Pen kurmuş, yerine kızı Marine Le Pen geçmiştir. Marine ise şimdi yeğeni Marion’u yerine hazırlamaktadır.
  • Popülist lider yönetmeyi sürekli seferberlik olarak görür.

 

 

Popülizm 4

  • Batı Avrupa’da totalitarizmin doruk noktası olan 1930’lar ve 1940’ların ürünü Nasyonal Sosyalizm ve İtalyan Faşizmi yalnızca popülist değil, aynı zamanda ırkçılığı, şiddetin yüceltilmesini ve radikal lider ilkesini de barındıran kurumlar olmuşlardır. Hitler’i ve 1940 yılında Fransa’da Vichy hükumetinin lideri Mareşal Petain’i iktidara getiren halkı temsil eden meşru meclisler olduğu için savaş sonrasında kontrol ve denge mekanizmaları güçlendirilmiş, anayasa mahkemesi gibi seçmene karşı sorumlu olmayan kurumlar, demokrasinin korunmasından sorumlu kılınmıştır. Bu şekilde güçlendirilmiş olan demokrasi, diktatörlükleri yıkıp, liberal demokrasiye geçen hemen her ülkede benimsenmiştir: 1970’lerde İber Yarımadası’nda, sonra Orta Avrupa’da ve en son Doğu Avrupa’da olduğu gibi.
  •  Refah devletinin küçülmesi, alınan göçler ve ekonomik kriz sonucu Avrupa, 1970’lerin ortalarından başlayarak popülist aktörler karşısında savunmasız kaldı. Bir görüşe göre Avrupa’da faşizm ve popülist siyasetler etnik köklere ya da kültüre bağlılıktan değil, işini, aşını, güvenliğini kaybetme telaşından güçleniyordu. Yükselen popülist liderler, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, radikal dincilik, küreselleşme karşıtlığı gibi ilkel akımların popülerleşmesi toplumsal gerilemenin göstergeleriydi. Siyasal hareketlerin ağırlık noktası milli aidiyet boyutuna, güvenlik vaadine ve geçmiş zamanların parıltısının yeniden teminine kayıyordu.
Fotoğraf: Özgür Üniversite

Fotoğraf: Özgür Üniversite

  • Popülizmin beslendiği en güçlü damar anti-küreselleşmecilik ve milliyetçilik düşünceleriydi. Trump “Önce Amerika” gibi popülist sloganlar üretirken, ülkenin temellerini yerinden oynatabilecek bazı politikaları da uygulamaya koyuyor. ABD Başkanı için güvenlik meselesi, popülizmi en ileri noktalara kadar götürebileceği bir araç.
  • Batı dünyasında sağda yeni partiler ve popülist liderler yükseliyor. Popülist söylemlerin ve sağ hareketlerin yükselişi anti-İslam, anti-terörist, anti-yabancı, anti-göçmen duyguların üzerine inşa ediliyor.
  • Demokrasi geçmişi çok eski olan ülkelerde bile antidemokratik bazı uygulamalara kapı açan popülizmin toplumda giderek daha fazla karşılık bulduğu görülüyor. Fransa’da Jean-Marie Le Pen yıllarca anti-semitik ve aşırı sağı savunan söylemleri ile marjinal bir hareket olarak kalmıştı. Kızı Marine Le Pen, 2011’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalan iki adaydan biri olmuş, 2017 başkanlık seçimlerinde ikinci turda seçimi kaybetmiş ama oyların da %35’ini toplamıştı.
  • Popülizm her zaman milliyetçiliğin veya etnik şovenizmin bir formu değildir.