Etiket arşivi: Jean-Claude Carriére

Kültür 1

  • Kültür gündelik hayatımızın temel malzemesidir. Giydiklerimiz, duyduklarımız, izlediklerimiz ve yediklerimiz; kendimizi diğerlerine nazaran nasıl gördüğümüz; yemek pişirme ve alışveriş yapma gibi gündelik faaliyetlerimizin işlevleri: tüm bunlar kültürel çalışmaların ilgi alanındadır. Bunlar bizi var eden süreçlerdir.
  • Hanif Kureishi, Son Söz adlı eserinde, “Önemsiz detaylar insanın asıl yapı taşıdır,” der.
  • Kültürü çalışmak sadece akademik değil, aynı zamanda siyasal bir faaliyettir: Gündelik hayatın belirli inşalarındaki iktidar ilişkilerini inceleyen ve böylelikle bu inşadaki çıkarlar kümelerini ortaya çıkaran siyasal bir faaliyettir.
Hint kınası. Fotoğraf: Depositphotos- Photo by Qpicimages

Hint kınası.
Fotoğraf: Depositphotos- Photo by Qpicimages

  • Umberto Eco, “Kültürler bize neyi muhafaza etmek, neyi unutmak gerektiğini söyleyerek eleme işlemini yaparlar. Buna hatalar da dahildir. Oysa internet bizi, kültür aracılığıyla değil kendi başımıza bir eleme işlemi yapmaya mahkum eder. İnternet bizi ayrıntıya boğuyor,” der
  • Lévi-Strauss, kültürlere ilişkin olarak, ancak başka kültürlerle temas halinde oldukları ölçüde yaşadıklarını söylemişti.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • İngiliz Kültürel Çalışmaları, Graeme Turner, Heretik Yayınları, 2015.
  • Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın, Umberto Eco ve Jean-Claude Carriére, Can Yayınları, 2010.

 

Öğrenme

“Jean-Claude Carriére: Sınırsız bir malumat toplamı elimizin altında olduğuna göre, hafıza ne ifade eder? Sormadıklarımıza bile cevap verebilecek elektronik bir hizmetçi yanımızda olduğunda, bilecek ne kalacak bize? Ne öğrenmemiz gerekecek?

Umberto Eco: Sentez sanatını.

Jean-Claude Carriére: Evet, öğrenme eyleminin kendisini. Çünkü öğrenmek, öğrenilen bir şeydir.

Umberto Eco: Hafızanın bir kısmı kitaplara, makinelere havale edilmiştir, fakat elindeki gereçlerden en iyi şekilde yararlanmayı bilme zorunluluğu bakidir.”

Book 4, Lucas Samaras, 1962. Yunanistan doğumlu ABD’li sanatçı Samaras (1936-), 1960’lı yıllarda bir dizi Sürrealist esintili kutular yapmaya başladı. Bunları kişisel eşyaları, iğneler, aynalar, kırık camlar, renkli boncuklarla birleştirdi.  Kutuları, oda boyutunda Yerleştirmeler ve kendi ilginç portreleri izledi. Kutuları gibi Kitap adlı eseri de kendi içinde bir dünya. Kitap, Samaras’ın yazdığı sekiz öykünün yanı sıra bazı sürprizleri de barındırıyor: küçük, açılan pencereler; cepler, katlanmış sayfalar, gizli broşürler gibi. Kitap, toplu iğneler, sofra bıçağı, jilet, alüminyum folyo, cam kırığı, makas ve plastik bir çubuk da içeriyor. Eser, “Kitaplar Tehlikelidir” mesajı ile New York’ta, Museum of Modern Art’da (MoMA) sergileniyor. Fotoğraf: Pinterest

Book 4, Lucas Samaras, 1962.
Yunanistan doğumlu ABD’li sanatçı Samaras (1936-), 1960’lı yıllarda bir dizi Sürrealist esintili kutular yapmaya başladı. Bunları kişisel eşyaları, iğneler, aynalar, kırık camlar, renkli boncuklarla birleştirdi. Kutuları, oda boyutunda Yerleştirmeler ve kendi ilginç portreleri izledi. Kutuları gibi Kitap adlı eseri de kendi içinde bir dünya. Kitap, Samaras’ın yazdığı sekiz öykünün yanı sıra bazı sürprizleri de barındırıyor: küçük, açılan pencereler; cepler, katlanmış sayfalar, gizli broşürler gibi. Kitap, toplu iğneler, sofra bıçağı, jilet, alüminyum folyo, cam kırığı, makas ve plastik bir çubuk da içeriyor. Eser, “Kitaplar Tehlikelidir” mesajı ile New York’ta, Museum of Modern Art’da (MoMA) sergileniyor.
Fotoğraf: Pinterest

 

Yararlanılan Kaynak

  • Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın, Umberto Eco ve Jean-Claude Carriére, Can Yayınları, 2010.

 

Cehalet

Fotoğraf: Güzel Sözler

Fotoğraf: Güzel Sözler

  • 1990’lı yılların sonunda yapılan Gallup araştırmasına göre “Güneş mi dünyanın etrafında dönüyor, dünya mı güneşin ?” diye sorulduğunda beş Amerikalıdan biri güneşin dünyanın etrafında döndüğünü söylemiş. Almanları %16’sı, İngilizlerin %19’u da aynı fikirde.
  • Umberto Eco: Londra’da yapılan bir anket, soru yöneltilenlerin dörtte birinin, Churchill ile Dickens’ın hayali kişilikler, Robin Hood ile Sherlock Holmes’un ise yaşamış kişiler olduğuna inandıklarını gösterdi. (Kitap, 2009’da basılmış. )
  • Jean-Claude Carriére: Bilmenin sahiden önemli olduğuna inanıyor musunuz?
  • Umberto Eco: Esas olduğuna inanıyorum.

Yararlanılan Kaynak

  • Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın; Umberto Eco ve Jean-Claude Carriére; Can Yayınları, 2010.

 

Okuma

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Kütüphanesi. Fotoğraf: Kültür Portalı

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Kütüphanesi.
Fotoğraf: Kültür Portalı

  • Aziz Ambrosius’a (337-397) kadar, okuma yüksek sesle yapılan bir işti.
  • 10. yüzyılda bugünkü İran’da baş vezir olan Abdul Kasım İsmail’in kütüphanesinde 170 bin cilt kitap varmış. Evinden ayrıldığında kütüphanesinden uzak kalmaya tahammülü olmadığından her yola çıktığında, peşinden 170 bin ciltlik kütüphanesini taşıyan 400 deve gelirmiş. İstediği kitabı bulabilmesi için develerin alfabetik sıraya uygun olarak yürütüldüğü söylenir.
  • Jean-Claude Carriére: 18. yüzyılın sonunda, aristokratlar, bir yerden bir yere giderken, küçük valizlerde seyahat kütüphaneleri taşırlardı. Cep kitabı boyutunda, 30-40 cilt halinde, kibar ve seçkin bir insanın bilmeyi kendisi için görev bellediği ne varsa yanlarından ayırmazlardı.
  • Jean-Claude Carriére: Cervantes okumadan Kafka okursam, benim aracılığımla ve benden habersiz, Kafka, Quijote okumamı değişikliğe uğratacaktır.
  • Jean-Claude Carriére: Günümüz iktidarını, her fırsatta kitap okumamakla övünen Berlusconi ve Sarkozy gibi adamlar temsil ediyor.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın; Umberto Eco ve Jean-Claude Carriére; Can Yayınları, 2010.
  • Medeniyet, Kültür, Sanat; Gündüz Vassaf; İletişim Yayınları, 2014.

 

 

Kitap

Contemporary İstanbul 2015’te eserleri sergilenen İtalyan sanatçı Massimo Giannoni’nin (1954-) favori konuları kitap evleri, tarihi kütüphaneler gibi sessiz alanlar ile dünya borsaları, şehir manzaraları gibi kaos, gürültü ve hareketi vurgulayan kompozisyonlardır. Kitaplar ve raflar ile kaosun içindeki sessizlik sanatçının ilgi alanıdır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Contemporary İstanbul 2015’te eserleri sergilenen İtalyan sanatçı Massimo Giannoni’nin (1954-) favori konuları kitap evleri, tarihi kütüphaneler gibi sessiz alanlar ile dünya borsaları, şehir manzaraları gibi kaos, gürültü ve hareketi vurgulayan kompozisyonlardır. Kitaplar ve raflar ile kaosun içindeki sessizlik sanatçının ilgi alanıdır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Yazının ilk maddi ortamları dikme taşlar, tabletler, kumaşlardır.
  • Eski Mısırlıların, Nil kıyılarında yetişen 2,5-3 m boyundaki otsu papirüs bitkisinden yaptıkları kağıda ve bu kağıtlara yazılmış elyazması metinlere papirüs dendi.
  • Yan yana yapıştırılmış ve bir çubuğun etrafına sarılmış elyazması sayfalara volumina/volumen dendi.
  • Romalı asillerin binlerce eserden oluşan zengin kütüphaneleri olduğu söylenir. Roma’da kütüphanelerin yanı sıra, kitapların rulo şeklinde satıldığı dükkanlar varmış. Bir kitap meraklısı, sipariş verir, kitapçı 15 gün sonra uğramasını söylermiş. Kitap sırf o kişi için özel olarak kopyalanırmış.
  • Barbarların defalarca Roma’ya gelişi ve şehri ateşe verme alışkanlıkları yüzünden, kitapları yerleştirecek güvenli bir yer bulmak istenince manastırlardan daha güvenli bir yer olmadığı düşünülmüş. Aynı zamanda, bazı kitapları kurtarmak, bazılarını ise kurtarmamak seçilmiş.
  • Roma İmparatorluğu’nda 1. ve 2. yüzyıllardan itibaren önce parşömen (tabaklanmış hayvan derisi), 13. yüzyıldan itibaren ise kağıttan yaprakların bir araya getirilmesiyle oluşan, kapağı olan, boyutu şimdiki kitaplara benzeyen elyazmasına kodeks dendi.
  • 15. yüzyılda, yani matbaanın başlangıç devrinde (beşikte) basılmış kitaplara incunabula (Latince beşik) dendi. 1450′de Johannes Gutenberg, ortağı Fust ile birlikte Almanya’nın Mainz şehrinde metal harflerle basım tekniğini buldu. Matbaanın icadından 31 Aralık 1500 gecesine kadar basılmış bütün kitaplara incunabula, 1501’den itibaren basılmış olanlara post-incunabula denir. Bilinen ilk incunabula, toplam 1282 sayfa olan, iki ciltten oluşan, her sayfasında 42 satırlık iki sütun bulunan, hiçbir tarih taşımayan, en muhtemel basım tarihi 1452-1455 olan Kitabı Mukaddes’tir.
  • Basılan ilk kitaplar ciltlenmiş olarak satın alınmıyordu. Yaprak yaprak satın alıp sonradan ciltletmek gerekiyordu. Cilt, aynı kitabın iki nüshası arasında kayda değer bir fark yaratabiliyordu. Ciltlenmiş olarak satılan ilk kitapların, 17.-18. yüzyıllar arasında ortaya çıktığı sanılıyor.
  • İlk kitaplar çok pahalı olduğu için yalnızca kralların, prenslerin, zengin bankacıların edinebildikleri şeylerdi. Ama 15. yüzyıldan itibaren, ciltlenmemiş, kötü kağıt kullanılmış, ucuza satılan işporta malı kitaplar da olduğu biliniyor. Bu kitaplar, işportacıların küfelerinde bütün Avrupa’yı dolaşırdı.
  • Bazı bilginler, son derece nadir ve acilen ihtiyaç duydukları bir kitabın bulunduğu manastıra gitmek için Alpler’i, Manş’ı aşarlardı.
  • 16. yüzyılda, Venedikli bir matbaacı, taşıması çok daha kolay olan cep kitabını yapmayı akıl etti.
  • 19. yüzyılın büyük Parisli ciltçileri, her kitabı ciltlemeyi kabul etmezdi. Bazı ciltçilerde beş yıl sıra beklemek gerekirdi.
  • Umberto Eco’ya göre kitap, tıpkı kaşık, çekiç, tekerlek veya makas gibidir. Bir kere icat ettikten sonra daha iyisini yapamazsınız. Bir kaşıktan daha iyi olacak bir kaşık yapamazsınız. E-kitap, basılı kitabın yerini alamaz.

Yararlanılan Kaynak

  • Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın, Umberto Eco ve Jean-Claude Carriére, Can Yayınları, 2010.