Etiket arşivi: Japonya

Şiddet 52| Utanç Kültürlerinin Şiddeti

  • Utanç üzerinde duran kültürlerle suç üzerinde duran kültürler farklıdır. Utanç kültürlerinde tanrıların huzurunda dahi itirafta bulunulmaz, günah çıkarma merasimleri yapılmaz. Utanç, faziletin esasıdır. Utanç kültüründe insanlar hareketlerini başkalarının fikirlerine göre ayarlarlar.
  • Töreye uymayanın cezalandırılması, “ailenin adının lekelenmesi”, “namusun temizlenmesi” fikri ve uygulamaları utanç kültürünün meyveleridir.
  • 1980’li yıllardan itibaren muhafazakarlığın artması sonucu Suudi Arabistan’da sinemalar kapatılmıştı. Riyad yönetimi, 2018 yılında ülkede sinema yasağının kalkacağını 2017’de açıkladı.
  • Batı’da başkasına saldırmak olağan, kendine saldırmak ruh hastalığı; Japonya’da başkalarına saldıranlar dengesiz ve saldırgan, kendilerine saldıranlar onurlu kişiler olarak görülürler. İntihar, kendini cezalandırabilmek, kahramanlık ve mertlik sayılır.
  • İç organların dışarı çıkmasını sağlayan Japon intihar şekli, konuşma dilinde harakiri, resmi tanımlamada Seppuku diye anılır, harakiri argo kabul edilir. Korkunç acı veren bir yöntemdir. Şahıs, Seppuku yapmadan önce banyo yapar, temiz ve beyaz giyinir, en sevdiği yemeği yer, hazır olduğu zaman bıçağı karnına saplar, Z veya haç şeklinde, sağ-sol hareketleri yaparak diyaframını ve midesini parçalar, sonra da en yakın arkadaşı can çekişmesin diye başını keser.
Ritüel kıyafetleriyle Seppuku’nun bir Japon tiyatro oyununda canlandırılması.. Fotoğraf: ThoughtCo

Ritüel kıyafetleriyle Seppuku’nun bir Japon tiyatro oyununda canlandırılması..
Fotoğraf: ThoughtCo

  • İntihar, efendinin ölümünden sonra, savaşta yenilgi sonucunda başvurulan bir yöntem olabilir; genellikle efendisine doğru hizmet edememiş samuraylara Edo Dönemi’nde (1603-1868) bir nevi onurlandırma amaçlı verilen cezalandırma yöntemidir.
  • 1868 yılında Meji Restorasyonu’nun başlaması ile birlikte Seppuku Japonya’da yasaklandı. 15 Ağustos 1945’te İmparator Hirohito Japonya’nın teslim olduğunu açıkladığında, yasak olmasına rağmen, Japon halkının zedelenen onurundan dolayı, askerlerini Seppuku yapmaya zorlayacağından korkulmuş, fakat korkulan olmamıştı. Aşırı milliyetçi Japonlar için yüce Japonya; geleneklerine ve imparatoruna bağlı, onuru için düşünmeden canını verecek askerlerden kurulu bir ordusu olan ve asla teslim olmayacak bir samuray kültürünün olduğu bir ülkedir. Bir samuray, ölmeden kılıcını bırakmaz. Ama 124. Japon İmparatoru Hirohito, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra teslimiyet belgesini imzalayarak, Japon milliyetçilerinde onulmaz bir düş kırıklığına neden olur. Yüksek rütbeli subaylar gönüllü olarak Seppuku yapmışlar, intihar bir salgın haline gelmişti.
  • Seppuku yapmak yasaklanmış olmasına karşın günümüzde de var olmaya devam etmektedir. Japon toplumunda kabahatli olmak ve bu kabahatin toplumca bilinir hale gelmesi çok büyük utançtır.

 

Dövme – Tendeki Nakış 3

  • Okyanusya adalarındaki bazı dövmeler de soyluluk işareti sayılmaktadır.
  • Mozambik’te erkek ve kadınlar ergenlik ve evlilik öncesi yüz dövmesi yaptırıyorlarmış.
  • New York’ta dövme yapmak yakın zamana kadar kanun dışı idi. Oklahoma’nın çekinceleri var ama 2006 yılından beri ABD’nin her yerinde dövme yaptırmak serbest. Ancak Georgia’da gözün çok yakınına dövme yaptırmak, mesela kalıcı makyaj yasak. Tüm ABD’de içkili iken dövme yaptırmak kanuna aykırı.

 

Yakuza Japonya'daki geleneksel organize suç örgütlerinin üyelerine verilen isimdir. Her ülkede adamları olabilen örgütün üyelerine, küçük parmaklarını kestiklerinden, parmağı kesikler veya dokuz parmaklılar da deniyor. Dövmeleri  mavi ve kırmızı doğal boyalarla yapılır. Japonya’da feodal dönemde suçlulara dövme yapılırdı. Fotoğraf: The Daily Beast

Yakuza Japonya’daki geleneksel organize suç örgütlerinin üyelerine verilen isimdir. Her ülkede adamları olabilen örgütün üyelerine, küçük parmaklarını kestiklerinden, parmağı kesikler veya dokuz parmaklılar da deniyor. Dövmeleri mavi ve kırmızı doğal boyalarla yapılır. Japonya’da feodal dönemde suçlulara dövme yapılırdı.
Fotoğraf: The Daily Beast

  • Japonya’da 1872 yılında Meiji döneminde dövme yaptırmak yasaklandı. 1948 yılından bu yana kanuni bir engel olmasa da dövme karşıtı sosyal baskı, Yakuza adlı kanundışı örgütlenmeyi anımsattığı için, devam ediyor. Kamuya açık hamamlarda, yüzme havuzlarında, spor salonlarında ve hatta bazı otellerde, lokanta ve dükkanlarda görünür yerde dövmesi olanlar geri çevrilir. Dövmeye karşı hassasiyet Güney Kore ve Vietnam’da da vardır.
  • Tayland’da dövme aktive edilinceye kadar koruyucu özellik taşımaz. Dövme, yapan tarafından aktif hale getirilmelidir. Bu bir törenle yapılır. Dövmeyi yapan müşterisine dövmeyi işe yarar tutmak için zaman zaman tekrar etmesi gereken bir kod öğretir. Dövme yaptıran kişi tavsiyeye uymazsa, bir günah işlerse veya kötü davranışlar içinde olursa dövmenin gücü azalır hatta bazen gücü tamamen yok olur. Burada suçlu olan dövme değil, kişinin kendisidir. Dile yapılan dövmenin gücünün tükürük ile tüm vücuda yayıldığı düşünülür.

 

Tayland’da dövmenin daha kolay yapılabilmesi için deriyi gererek ustaya yardımcı olan çıraklar. Fotoğraf: The Supernatural in Thai Life, John Hoskin, Jean-Léo Dugast, The Tamarind Press, 1993.

Tayland’da dövmenin daha kolay yapılabilmesi için deriyi gererek ustaya yardımcı olan çıraklar.
Fotoğraf: The Supernatural in Thai Life, John Hoskin, Jean-Léo Dugast, The Tamarind Press, 1993.

  • Tayland’da dövme yaptırmaya giden kişi önce sunağa saygı sunar. Maskeli dövmeciler hangi sembolün işleneceğine kendileri karar verirler. Dövme motifleri taşıyan kumaş bir içliğe de dövme ile aynı gücü yükleyen iş erbapları da vardır. Şehirlerde görünür dövmeleri olanlara saygı gösterilmediğinden yağ ve kan karışımı ile görünmeyen dövme yaptıranlar da vardır.
  • Bazı dini semboller ve yazılar diğerlerinin dini hassasiyetlerini dikkate almadığı düşüncesiyle yabancı ülkelerde sorun olmaktadır. Almanya, Fransa ve Slovakya kanunları kamusal alanda Nazi sembollerinin dövmelerde, bayraklarda, selamlaşma biçimlerinde, üniformalarda kullanımını yasaklamaktadır.
  • Rönesans’ın kuzeydeki temsilcilerinden biri sayılan Hollandalı ressam Hieronymus Bosch (1450-1516) kötülüğün dışavurumunu betimlemek istediği tablosunda iki figürün yüzünü piercing ve metal aksesuarlarla kaplamıştır. Birkaç yüzyıl sonra İtalyan doktor, antropolog, sosyolog ve filozof Cesare Lombroso (1835-1909) da, kendi bedenine dövme veya benzeri şeyler yaptıran kişilerin doğuştan suça yatkın olduğunu savunmuştur. Günümüzde ise dövmeli, piercingli gençleri genetik anlamda sorunlu olarak kabul etmiyoruz tabii ki.

 

 

Şiddet 41| Doğu’da Kadının Konumu 2 | Japonya 2

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Japonya’da ailenin her durumda önceliği vardır. Ailenin adının devamı çok önemsenir. Geniş aile saygınlığın simgesidir.
  • Hane yönetiminin simgesi pirinç kaşığıdır. Erkeğin annesine, sonra büyük oğlun karısına aittir.
  • Meici yasalarında aile töresine ayak uydurmayan aile kütüğünden silinebilirdi.
  • 1947 Anayasası ile sınıf ve aile ayrıcalıkları kaldırılmış, kız çocuklara mirastan eşit pay, sadakatsizlik halinde kadına boşanma davası açma hakkı, erkeğin evlilik dışı çocuklarının aile nüfusuna geçirilmesi geleneğine son verildi.
  • Kadın ticareti 1957’de yasaklandı.
  • Kürtaj, İkinci Dünya Savaşı sonrası serbest bırakılmış.
  • Kürtaj yaptıran Japon kadını, doğmamış çocuğunu da törenle gömüyor.
  • Bir Doğu adeti olan çok kadınla evlenme, asla Japonlara ait bir nizam değildir.
  • Japon ailesinde çocuk en çok anneden çekinir.
  • Geleneksel kadın boyun ve ensesini açabilirdi, çıplak ayakla görünmesi ayıptı.
  • Boşanma halinde erkeğin gelirinin yarısı kadar nafaka tahakkuk ediyor. Çok  boşanma olmuyor. İki taraf da boşanmak isterse mahkemeye gerek yok, iki şahit önünde belediyeden alınan boşanma kağıdını mühürlüyorlar dördü de, kağıt belediyeye bırakılıyor, boşanma gerçekleşmiş oluyor.
  • Kadının fazileti, güçlü olmak ama bunu göstermemek, erkeğe yardım etmek ama bunu belli etmemektir.
  • 9 yaşına kadar çocuklar çok özgürdür, iki cins bir aradadır. 9 yaşına gelince sınıflarda kızlarla oğlanların yeri ayrılır. Bu hal evliliğe kadar sürer. Kızlar bu yaşa kadar parlak kırmızı elbiseler giyerler. Bu renkleri tekrar 60 yaşından sonra kullanabilirler.
  • Sevgililer gününde kadınlar erkeklere çikolata verir, erkek hediye vermez. 14 Mart Beyaz Gün’de erkekler hediye verir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Japonya’da kadın üst düzey yönetici pek olmuyor. Kadın politikacı da çok az.
  • Japon şirketlerinde kadınlar işyerinin üniforma olarak tasarlattığı giysileri giyerler. Ofise giderken makyaj, oje, parfüm kullanılmaz.
  • Asansörden önce erkekler çıkar.
  • İmparator Akihito’nun üç çocuğu var: Veliaht Naruhito, Prens Akişino, ve Prenses Sayako. Naruhito 1993’te, Japon halkı tarafından çok sevilen Harvard mezunu diplomat Masako Owada ile evlendi ve kızları oldu! Prenses Sayako evlenince normal bir apartmana taşındı.
    İmparatorun küçük oğlu Prens Akişino´nun 2006 yılında oğlu oldu. İmparatorluk ailesine bir erkek bebeğin gelmesiyle, kadınların da tahta geçebilmesine imkan sağlamak için 1947 tarihli yasada değişiklik yapılması tartışmaları da rafa kalktı. Veliaht Prens Naruhito´nun kızı Prenses Aiko’nun halen yürürlükteki yasaya göre tahta geçme olanağı bulunmuyor. Küçük Prens Hisahito, amcası ve babasından sonra tahtın üçüncü sıradaki varisi oldu.
  • Kadınlara eşit iş imkanı yasası 1986’da yürürlüğe girdi!

 

Şiddet 40| Doğu’da Kadının Konumu 1 | Japonya 1

  • Geyşalık kurumu Edo Dönemi’nde, 17. yüzyılda ortaya çıktı. İlk geyşalar dansçı ve şarkıcı erkeklerdi. 1700’lerde geyşalık mesleği, hayat kadınlığı ile aynı görülüyordu. Ancak Edo Dönemi’nin sonlarına doğru geyşalar, birçok sosyal, politik etkinlik ve toplantılara çağrılmaya başlandı. Müzik aleti çalmayı ve şarkı söylemeyi bilirler. Çay seremonisi ve kaligrafi eğitimi de alırlar. Dans eder, içki sunar, sohbet ederler. Yemek pişirip servis yapmazlar. Günün haberlerinden, tiyatro ve sumo dünyasının dedikodularından haberdardırlar.
  • Asıl eğitildikleri konu, erkek egosudur. İşleri hayal satmak, müşteriye kendisini özel hissettirmek, işkolik kültürün stresini hafifletmektir. Evlenmezler.
  • Uzun vadeli ilişkiye girdikleri adamın eşini ve kız çocuklarını belli festivallerde ziyaret eder, hediye verirler, dans gösterisi sunarlar. Geyşaların evlenme isteği olmayacağı için eşle sorun olmaz. Geyşaların bulunduğu partilere eşler çok nadiren katılır.
  • 15-20 yaşındaki stajyer geyşaya mayko denir. İlk ve orta öğrenimin mecburi olmasıyla günümüzde geyşa eğitiminin başlangıç yaşı 15’tir. Bu yaş eskiden bir geyşanın maykoluktan geyşalığa geçtiği dönemdir.
  • Geyşalık çalışma izni ile yapılan bir iştir.
Kyoto, Gion Corner Gösteri Merkezi’nde. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kyoto, Gion Corner Gösteri Merkezi’nde.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Mizuage töreninde geyşa büyük para karşılığında bekaretini verir. Aldığı paranın büyük kısmını kendisini yetiştiren geyşa evine, eğitim masrafları olarak öder.
  • Geyşa ile daha ileri temas kurabilmek için erkeğin onun efendisi olması ve hangi esaslara göre metresi olduğuna dair Geyşa evi ile kontrat imzalaması gerekir. Gönüllü metresler mükellefiyet sahasının dışında kalırlar.
  • Makyajlarının bazını oluşturan beyaz maskeleri, gerçek hislerini saklayabilmelerini sağlar.
  • 19. yüzyılda moda ikonu ve dönemin süper modelleriydiler.
  • Müşteri yemek, yol, barınma gibi tüm masraflardan sorumludur. Ayrıca geyşa ile geçirdiği zaman için ödeme yapar.
  • Geyşaların ayrıca bir de geyşa adları olur: Gece Yarısı Dengesi vs. gibi.
  • Ağızları çok sıkıdır. Şahit oldukları olayları, duydukları konuşmaları paylaşmazlar.
  • Geyşalar mesleklerini ömür boyu sürdürebilirler. İyi bir geyşa olmak için, güzellik ve gençlikten çok, güzel sanatlara ve müziğe olan yetenek, tatlı dilli olmak ve müşteriyi iyi ağırlamak önemlidir. Bu yüzden ileri yaşlarda da geyşalığı sürdürmek mümkündür.
  • 1920’lerin başında 80 bini bulan geyşaların sayısı, 1980’lerin sonuna gelindiğinde 10 bine kadar düşmüştür. Nedenlerden biri, Batı tarzı barların ve burada çalışan kadınların daha popüler hale gelmesidir. Günümüzde, feministler tarafından hor görülmekte, eski geleneklere bağlı olanlar tarafından el üstünde tutulmaktadırlar.
  • Japonya’daki en pahalı etkinliklerden biridir.

 

Şiddet 22 | Ötekine Yönelik Şiddet 5

Göztepe Parkı, lale zamanı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Göztepe Parkı, lale zamanı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Öteki’nin olumsuzluğu şiddet yaratır. Şiddet burada rızam olmadan içime giren, üstüme gelen, beni esir alan, özgürlüğümü çalan bir dış güç olarak ifadesini bulur. Ona rıza gösterdiğim, onunla bir ilişki inşa ettiğim anda şiddet olmaktan çıkar. İçselleştirici sahiplenme olmazsa onu şiddet olarak algılarım. Şiddet ve iktidar, Öteki’nin tedirgin edici başkalığını tarafsız hale getirme stratejileridir. İktidar ilk planda yok edici değildir; görevi organize etmek, birleştirmek, arabuluculuk etmektir.
  • Bazı ülkelerde farklılık, başkalık giderek tüketilebilir bir farka dönüşüyor, olumlulanıyor. Küreselleşme, aşırı bir sınırsızlaşma sürecidir; aynılıklar terörünü yaratır.
  • Anadolu’nun Türkçe konuşan Ortodoks Hıristiyan halkı, Türk ulusuna bir türlü dahil edilememiş, Müslümanlık harici bir Türklük hiçbir dönemde kabul görmemiştir.
  • Hokkaido, Kuril ve Sahalin Adaları’nın yerlisi, beyaz ırktan etnik bir topluluk olan ve topraklarından, dillerinden ve hayat tarzlarından vazgeçmek zorunda bırakılan Ainular’ın varlığını Japon meclisi ancak 2008 yılında tanıdı. Ülkenin en fakir grubu olan ve toplam nüfusu 24 bin kadar olan Ainular’ın Japonya için bir tehlike oluşturma ihtimali olmadığı açık olmasına rağmen Ainular’ın, kendi dilleri, kültürleri ve dinleriyle yerli bir halk olduğu ilk kez kabul edilmiş oldu.
Global Karaköy’de 2016 yılının başında açılan Banksy sergisinden. Umberto Eco, Batı’nın göçmen karşıtlığının özünde, göçmen akımlarının baskısı altında yabancı kültürlere boyun eğebilme kaygısının yattığını savunur. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Global Karaköy’de 2016 yılının başında açılan Banksy sergisinden.
Umberto Eco, Batı’nın göçmen karşıtlığının özünde, göçmen akımlarının baskısı altında yabancı kültürlere boyun eğebilme kaygısının yattığını savunur.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Göçmen, Biz’den farklı davranan, dilimizi iyi bilmeyen yeni bir düşman türüdür. Tembellik, çirkinlik, ihanet, intikam, zalimlik, küstahlık, hırsızlık, yalan, müstehcenlik, ahlaksızlık, sapkınlık, sefahat, cimrilik, ölçüsüzlük Öteki’nin özellikleridir. Öteki, pistir ve kötü kokar.
  • Ortaçağ’da Batı’da dört geleneksel düşman tipi cüzamlılar, sapkınlar, Yahudiler ve Serazenler’dir.
  • Mısırlıların, Habeşlerin atası, sonradan Siyahların da atası sayılan Ham, Venedik’te San Marco’da sarı saçlı betimlenmiştir; orada her iyi şey beyaz ırkın içinde döner. Aynı yerde, mozaiklerde, yirmi gümüşe Yusuf’u satın alan tüccarların ten renkleri koyudur. İsa, bir mağaranın girişinde alevlere benzer bir kayalığa oturmuşken, onu, bir ekmek sepeti uzatarak kandırmaya çalışan küçük Mağripli şeytandır.
  • Stalin dönemi mahkemelerinde önce düşman imgesi inşa edilir, sonra kurban o imgede kendini görmeye ikna edilirdi.
  • Umberto Eco’ya (1932-2016) göre, mağlup edilmesi geren bir Öteki’ne duyulan ihtiyaç insanın özünde vardır. Böyle olunca, düşmanı inşa etme süreci yoğun ve sürekli olur.
  • Öteki, homojendir. Üyelerinin birbirine çok benzediğine dair algısal bir yanılgı vardır. Avrupa’da Türkler arasında suç işleyen olduğunda, bu Türklerin bir millet olarak saldırgan ve uyumsuz olduğu etiketini getirir.
  • Onaylanmış, resmi tipleştirmelere sosyolog Émile Durkheim (1858-1917) kolektif bilinç adını vermiştir.
  • Akademisyen Levent Ünsaldı’ya (1976-) göre genel tipleştirme güçlüdür; bundan bir sapma olduğunda yine genel şemaya referansla bir rasyonelleştirmeye gidilir: “Yok, o, onlar gibi değil!”
  • ABD’li sosyolog Everett C. Hughes (1897-1983), kültürel özellikler bir grubun özellikleridir; ancak grup, bu hususiyetlerin bir sentezi değildir, der.