Etiket arşivi: James Joyce

James Joyce 9

Dublin’deki James Joyce Merkezi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dublin’deki James Joyce Merkezi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Dublin’deki James Joyce Merkezi, 18. yüzyıla ait Georgian stili özenle restore edilmiş bir evde hizmet vermektedir. Merkezin amacı Joyce’un hayatı ve eserlerine, yazımına ilham kaynağı olmuş Dublin şehrine ilgiyi artırmaktır. Merkezde Joyce Ailesine ait portreler, Joyce’un geçmişi ve ilham kaynakları rehberli turlarla anlatılmakta, workshoplarla çalışılmaktadır. Joyce ve onun devrinin Dublin şehrini gösteren filmler izlenebilmekte, Joyce’un sesinden eserleri dinlenebilmektedir. Yazarın Paris’te arkadaşı Paul Leon’un evinde 1930’larda arkadaşına Finnegans Wake’in son yazılmış bölümünü okuduğu masa, o evdeki en sevdiği koltuk gibi kullandığı mobilyalar da sergilenmektedir. Merkez, kamu ve özel kaynaklara ilaveten Avrupa Birliği’nin de katkılarıyla 1996 yılında açılmıştır. Joyce ailesinin üyeleri Merkeze sık sık geldikleri için onlarla karşılaşmak, tanışmak da mümkündür.
Dublin sokakları sadece Ulysses’in sayfalarıyla değil, karakterleriyle de bezelidir; bunlardan biri Molly Bloom. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dublin sokakları sadece Ulysses’in sayfalarıyla değil, karakterleriyle de bezelidir; bunlardan biri Molly Bloom.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Merkezin çay salonunun duvarlarında Ulysses’in 18 bölümü James Joyce’un büyük büyük kuzeni Paul Joyce tarafından duvar resimleri ile tasvir edilmiştir.
  • Kitapta bahsi geçen Leopold ve Molly Bloom’un Eccles Sokağı No. 7’deki evlerinin kapısı da çay salonundadır. Ev, 1970’li yıllarda yıkılmış ama kapısı kurtarılmıştır.
  • Umberto Eco’ya göre Joyce’un erotizmini anlamak için Ulysses’i, özellikle de son bölümü okumak yeterlidir. İlk baskısında kapağı yeşil olduğu için Ulysses “Yeşil Kitap” olarak da anılır.
  • Modernizmin zirvesi, başyapıtı sayılan Ulysses İrlanda milliyetçiliğine karşı bir metin olarak görüldüğü için önceleri İrlanda’da basılmamış.
  • ABD hükumeti müstehcenlik gerekçesiyle James Joyce’un Ulysses adlı eserini toplatma kararı almış, kitap 1933 yılı sonunda aklanmıştı.
  • 20. yüzyılın en büyük romanı olarak nitelenen Ulysses’in el yazmalarının bir bölümü Londra’daki Sotheby’s müzayede evinde 2001 yılında 1 milyon 378 bin Euro’ya alıcı bulmuştu.

 

 

James Joyce 8

Ulysses’in geçtiği yerler Dublin’de, yerinde, bronz levhalarla işaretlenmiştir. Burada eserin 150. sayfasına ait levha görülmektedir. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ulysses’in geçtiği yerler Dublin’de, yerinde, bronz levhalarla işaretlenmiştir. Burada eserin 150. sayfasına ait levha görülmektedir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • James Joyce da Thomas Mann gibi modern dünyadaki sorunlara, meselelere, farkındalıklara, kaygılara temel mitolojik temaları uygular.
  • Ulysses adlı eserin kahramanlarından Bloom Ulysses’i, Stephen Telemakhos’u, Molly Penelope’yi temsil eder.
  • James Joyce’un Ulysses’te (1922) ele aldığı ve geliştirdiği tema merhamettir. Kahramanı Stephen Dedalus’un Leopold Bloom ile paylaştığı müşterek merhamet sonucu mertlik gözünün açılması, onun kalbinin sevgiye uyanışı ve yolunun açılmasıdır.
  • Bazı yorumculara göre Stephen için Bloom, karşısında mücadele verdiği devlettir. Bloom gerçekte Hıristiyanlığın dönüştüğü şeyi yansıtır; Stephen ise Bloom’u reddeden ya da kabul edemeyen kişilerin dönüştüğü şeydir ve Joyce ikisini de kendinden yola çıkarak yaratmıştır.
  • Nilüfer Kuyaş Ulysses’de otobiyografik öge ile roman ögesinin dengede olduğunu, Odysseus destanı model alınmışsa da, Ulysses’in tamamen Ödipal bir roman olduğunu yazar. Joyce’un kimliğini temsil eden Stephen Dedalus karakteri kendi ailesini, babasını reddeder, toplumsal koşullarını, kültür mirasını sorgular ve yeni baştan kurar. Leopold Bloom’da farklı bir baba figürü bulur. Bir Yahudi, bir Öteki figürüdür bu; Dedalus’un ait olmama ve isyan duygularını temsil eder. Romanın kahramanı mitolojik ve ayrıksı ilişkiler kurarak, kendisini yeniden yaratır. Roman aslında Joyce’un kimlik manifestosu sayılabilir, kendi kimliğiyle hesaplaşmasıdır.
  • Ulysses’te bir son hedeflenmez, bir kesit sunulur.
  • Joyce, bir gün Dublin ortadan kalksa, kitabının sayfaları izlenerek kentin yeniden kurulabileceğini söylemiştir. Yazarın adı, Dublin ile özdeşleşmiştir.
  • Ulysses’te alıntılar ve göndermeler çoktur. Bunlar arasında Shakespeare’in eserleri (Hamlet, Hırçın Kız, Size Nasıl Geliyorsa, Kral Lear vb.) başı çeker. Edebiyat tarihindeki ve felsefedeki en önemli metinlerden biri olarak kabul edilen Hindu kutsal metni Bhagavad Gita bir diğeridir. Yeats, Byron, Milton, Dante ve Wilde da eserde yer alırlar. En yoğun alıntı ve göndermelerin kullanıldığı bölüm dokuzuncu bölümdür.
  • Joyce, Ulysses romanında neredeyse bütün anlatı tekniklerini kullandığı için, bilinç akışından gerçekçiliğe, fantastikten dramatik diyaloğa kadar her yönteme başvurduğu için eleştirildiği zaman “Beni hedefe ulaştıran her şey geçerlidir,” diye yanıt vermiştir.

 

 

James Joyce 7

Dublin’de James Joyce Center’dan. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dublin’de James Joyce Center’dan.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Ulysses’i 8, Finnegan Uyanması’nı 17 yılda yazdı.
  • Paris’te Odéon’da, “Ulysses, 1922’de bu evde baskıya verildi” yazılı mermer bir levha vardır.
  • Eserin ilk ve son kelimesi “Evet”tir. Eser Bloom’u düşünerek başlar ve Bloom’u düşünerek biter.
  • Enis Batur’un değerlendirmesine göre Ulysses, tek başına “kültür devrimi” etkisi yaratmış bir romandır.
  • Dili kronolojik anlatının tutsaklığından kurtarıp bir sözcük ya da ifadeyle birkaç zamanı birden yakalamak iddiasındaki en ünlü modernist yazar kuşkusuz James Joyce, yapıt ise Ulysses’tir. Joyce bu yapıtında mitik zamanla güncel zaman arasındaki gerilimi vurgulamış, bir tümcede birden fazla zamanı temsil etmeyi denemiştir.
  • Yazıyla temsil ile şekille temsil arasındaki farkın yazıda kapatılıp kapatılamayacağını deneyen Joyce, Sirenler bölümünde bu ayrımı sesle görselliği birleştirdiği bir dil yaratarak aşmayı dener. Sesler, renkler ve şekilleri temsil eder. Circe bölümünde ise benzer bir tekniği müzikten değil tiyatrodan yararlanarak kullanır. Joyce’un en büyük özelliği belki de dilin olanaklarını sonuna dek zorlamasıdır.
  • Ulysses bugüne dek yayımlanmış olan romanlar arasında, üzerinde en fazla deneme ve eleştiri yazısı yayımlanan, en çok inceleme konusu edilen yapıt olmuştur. Kendisi de “İçine çok bilmece koydum, asırlarca tartışacaklar, böylece ölümsüz olacağım,” demiştir.
  • Eser, 16 Haziran 1904 tarihinde Dublin’de yaşayan alt-orta sınıftan kişilerin, on sekiz saat  boyunca neler yaptıklarını, neler düşündüklerini anlatmıştır.
  • 16 Haziran, Joyce’severler tarafından Bloom Günü (Bloomsday) olarak adlandırılır. Bloomsday, Ulysses’in ana karakteri Leopold Bloom’un adından gelir ve kitaptaki bütün olayların geçtiği gündür.
  • Ulysses, Homeros’un Odysseus’u gibi bir yolculuktur. Odysseus bir Akdeniz yolculuğuydu, Ulysses ise tinsel bir yolculuktur. Odysseus’un izleği 1904’ün Dublin’ine uyarlanmıştır. Başkahraman Dublin’dir.
  • Eser üç ana bölümden (Telemachia, Odyssey ile Nastos) ve 18 ara bölümden oluşur.
  • Romanın kurgusu titizlikle planlanmıştır ve 18 bölümün Odysseus’ta bir karşılığı vardır.
  • Bu 18 bölümde yazılanları nerede ve saat kaçta geçtiği, hangi organa ve sanata/bilime tekabül ettiği, hangi rengi yansıttığı, simgesinin ne olacağı ve söz konusu bölümde hangi anlatım tekniğinin kullanıldığı gibi pek çok farklı açıdan incelemek gerekir.
  • Ulysses anti-epik özellikler barındırır: Odysseus’daki on yıllık mitolojik yolculuk bir günün on sekiz saatine sığdırılmıştır; epik eserdeki yüce olaylar, natüralist bir dille anlatılan sıradan olaylara dönüşmüştür; Odysseus’daki tarih, kahramanlık, şeref ve iffet gibi geleneksel değerler Ulysses’te geçerliliğini yitirmiştir, burada sıradan kişilerin alelade yaşamlarını sürdürebilmeleri için tasarladıkları tümüyle yeni bir kahramanlık türü geçerlidir. Bloom, kahraman değil, anti-kahramandır. Epik biçim Ulysses’te hem yeniden kurulur, hem de alaya alınır.
  • Dublin, Bloom ve Dedalus kimliklerini ararlar.
  • Joyce her şeyi bize parça parça verir, anlamak için bizim parçaları birleştirmemiz lazımdır.
  • Esere natüralist metin olarak baktığımızda bize Dublin’in yaşamını, sokaklarını, meyhanelerini, kerhanelerini, otellerini, duraklarını, gazete basımevlerini, hastanelerini tanıtır. Önemli bir tarihi ve toplumsal dokümandır. Ayrıntılar ve gerçekçilik olağanüstüdür.

James Joyce kule ile plaj arasını yürümüş, saat tutmuştur.

  • Esere sembolik metin olarak baktığımızda Samuel Beckett’in söylemiyle Ulysses’te içerik biçimdir, kendisi konudur.
  • Ulysses devrik cümlelerle, bilmecelerle, kendi kendisiyle alay eden cümlelerle doludur.
  • Hem Ulysses’te hem de Finnegan Uyanması’nda Babil Kulesi önemli bir izlektir. Enis Batur, Ulysses’in bir kule olduğuna, eserde her şeyin Dublin’deki Martello Kulesi’nde başladığına ve yine orada bittiğine dikkat çeker.
  • Yeats sanata kule demiştir. Bu yüzden kule, sanatın sembolü olarak düşünülmektedir.
  • Almak, aldığını değerlendirip yeni bir ürün vermek anlamında yemek ve dışkı Joyce için önemlidir. Gübre, verimlilik demektir. Aldığından yeni ürün üretmek sanat üretimi ile özdeştir. Vücut salgılarından bahsetmek, tiksindirici olmak adına değil, dışavurumcu olmak adına yapılır.
  • James Joyce’un babası John Joyce’un, eserdeki Stephen Dedalus karakterinin prototipi; romandaki Martha Clifford adlı karakterin modelinin ise James Joyce’un kısa süreli bir macera yaşadığı Martha Fleischmann olduğu düşünülür.

 

 

James Joyce 5

Fotoğraf: Ireland Calling

Fotoğraf: Ireland Calling

  • Joyce’un 1914 yılında yayımlanan ve bütün hikayelerinin toplandığı kitap olan Dublinliler Murat Belge tarafından dilimize çevrilmişti.
  • Dublinliler, Joyce’un yayımlanan ilk önemli eseri ve tek öykü kitabıdır.
  • Bütün hikayeler arasında tematik bir ortaklık ve gelişme vardır. Her bir hikaye ayrı ayrı okunabilir ama kitabın bütünü bir roman gibi tasarlanmıştır. Tema, Dublinli olmaktır. İrlanda’yı terk etme kararı vermeyen ve İrlanda’da kalan insanların kaderi anlatılır. Tutsaklık ve felç, İrlanda’nın insanlarını mahkum ettiği durumdur. Vurdumduymaz, sığ ve bencil büyükler, İrlandalılığı temsil eder. Söylenen baladlar, Joyce’u boğan İrlanda milliyetçiliğinin simgeleridir.
  • Dublinliler, Joyce İrlanda’dan ayrılmamış olsa yaşayacaklarını anlatır gibidir.
  • Sıradan dünyalarında zararsız eylemlerin dışına çıkma riskini almayan Dublinlilerin anlatıldığı Ölüler adlı öykü, 1987 yapımı filmi, yönettiği ya da senaryosunu yazdığı filmlerin neredeyse tamamının uyarlama olduğu John Huston tarafından tekerlekli sandalyede yönetilmiş, John Huston filmin gösterime girdiğini göremeden vefat etmiştir. Film bir aile yapımı gibidir: İyi bir senarist olan yönetmen, sağlık nedenleriyle senaryoyu oğlu Tony Huston’a yazdırmış, başkarakterlerden birini de kızı Anjelica Huston canlandırmıştır.

 

James Joyce 4

  • Bazı hukuki gerekliliklerden dolayı James ve Nora 1931 yılında resmen evlendiler. Nora, ilkokul mezunuydu. İrlanda’dan ayrılıp, dilini bilmediği ülkelerde yaşamak zorunda kalınca yalnızlık çekti, depresyona düştü.
  • Çiftin iki çocuğu oldu: Oğulları Giorgio/George (1905-1976) ve kızları Lucia (1907-1982). İki çocuk da Trieste’de doğmuştu. Giorgio, şan eğitimi almıştı, müzisyendi.
  • Babasının ilham perisi olduğu söylenen Lucia dans eğitimi almıştı. Hocalarından biri Isadora Duncan’ın kardeşi Raymond Duncan idi. Lucia 1927 yılında Jean Renoir’ın bir filminde kısa bir dans sahnesinde de rol almıştı. Lucia’ya 1932 yılında şizofreni teşhisi kondu. Lucia  Carl Gustav Jung tarafından tedavi ediliyordu. Dr. Jung’a göre James Joyce’da da şizofrenik emareler vardı ama dehasına katkıda bulunuyordu. James Joyce’un obsesif kompulsif olduğu söylenir.
    İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla aile Lucia’yı hastanede bırakarak Zürih’e kaçmak zorunda kalır. Lucia 25 yaşındayken akıl hastanesine yatırılmış, 1982 yılında 75 yaşında ölmüştü. 1920’li yıllarda Lucia ile Samuel Beckett kısa bir süre flört etmişlerdi.
  • 1917 yılında ilk göz ameliyatını geçirir. James Joyce on beş yıl içinde gözünden pek çok kez ameliyat olur. 1920’li yılların ortalarında artık tek gözünün görmediğini biliyoruz. Glokom hastalığından mustarip olduğu düşünülüyor.
Fotoğraf: Pinterest

Fotoğraf: Pinterest

  • Joyce’un estetik yaşantı formülü, yaşantının sizi nesneye sahip olmaya yöneltmemesidir. Sizi tasvir edilen nesneye sahip olmaya yönelten bir sanat eserine Joyce pornografi der. Estetik deneyim yalnızca nesnenin seyredilmesidir. Joyce’a göre başlıca estetik faktör ilişkilerin ahenkli ritmidir. Bu ritim kişiyi estetik bir tutsaklık altına sokar; bu, epifanidir.
  • Joyce aynı zamanda şair olduğu için, eserlerinde metaforlarla bezeli bir dil kullanmıştır.
  • Birdenbire gerçekleşen manevi bir görme/anlama anını betimlemek için Joyce, epifani terimini kullanmıştır. Epifani, Yunancada beliriş anlamına gelir. İncil’de, İsa’nın öldükten sonra kendisini havarilerine göstermesini anlatmakta kullanılmıştır.
  • Joyce estetik imgenin kavranmasını üç aşamalı bir süreç olarak düşünmüştür: İmgenin bütünlüğü, uyumu ve ışığı. Joyce epifaniyi estetik kavrayışın üçüncü aşaması yerine koyar.
  • Epifani Joyce’un edebiyata kazandırdığı en önemli yöntemlerden biridir ve onunla özdeşleşen bir yazım tekniği olmuştur.
  • Yeşilimsilik, İrlanda’nın ulusal rengi olarak birçok eserinde, bağlama göre değişen anlamlarla, sık sık başvurduğu bir simgedir.
  • İngiliz emperyalizmine karşı ulusal Gaelic dilinin canlandırılması hareketi Joyce’un her zaman sinirini bozmuş bir olaydı. Milliyetçilik uğruna, gelişmiş, incelmiş, çok yetkin bir vasat haline gelmiş bir dili bırakarak, yontulmamış bir dili onun yerine koyma çabasını aklı almamıştı.